You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Alevilikte Abdest ve Namaz

Alevilikte Abdest ve Namaz

Junior Member
Alevilikte Abdest ve Namaz
Ben alevilikte namaz ve oruç yoktur deseydim,bu cümleleri yazmanızda bir anlam bulurdum,
fakat ben namaz ve oruç hakkında bilgi istemiştim yazımda, sanırım siz beni yanlış anladınız.
biligleriniz için yine de teşekkür ederim...
Cezalı Üye
Alevilikte Abdest ve Namaz
arzu80 yazdı:Ben alevilikte namaz ve oruç yoktur deseydim,bu cümleleri yazmanızda bir anlam bulurdum,
fakat ben namaz ve oruç hakkında bilgi istemiştim yazımda, sanırım siz beni yanlış anladınız.
biligleriniz için yine de teşekkür ederim...
mrb.arzu80
abdest eğer KURAN'a bakacak ve onun ayatinde NİSA/43

] ]Nisa 43 : Ey iman edenler! Sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye kadar, cünüp iken de yolculuk hali müstesna yıkanıncaya (gusül edinceye, boy abdesti alıncaya) kadar namaza yaklaşmayın.
]
].Maide Suresi 6. ayetin başında abdestin namaz için alınması gerektiği söylenir.Nisa Suresi 43. ayette de cünüp olanın yıkanmadan namaz kılamayacağı anlatılır.Namazla birlikte abdestte biter.Bir dahaki namaz için yeniden abdest alınmalıdır.

eğer KURAN'A bakarsak nazmaz ayatleri buyur. uygulayıp veya uygulamamak bizim elimizde..
BAKARA SÛRESİ
(3) Onlar gaybe inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiğimizden de Allah yolunda harcarlar.

BAKARA SÛRESİ
(43) namazı kılın, zekatı verin. Rükû edenlerle birlikte siz de rükû edin.

BAKARA SÛRESİ
(45) Sabrederek ve namaz kılarak (Allah'tan) yardım dileyin. Şüphesiz namaz, Allah'a derinden saygı duyanlardan başkasına ağır gelir.

BAKARA SÛRESİ
(83) Hani, biz İsrailoğulları'ndan, "Allah'tan başkasına ibadet etmeyeceksiniz, anne babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz, herkese güzel sözler söyleyeceksiniz, namazı kılacaksınız, zekatı vereceksiniz" diye söz almıştık. Sonra pek azınız hariç, yüz çevirerek sözünüzden döndünüz.

BAKARA SÛRESİ
(110) namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin. Kendiniz için her ne iyilik işlemiş olursanız, Allah katında onu bulursunuz. Şüphesiz Allah bütün yaptıklarınızı görür.

BAKARA SÛRESİ
(125) Hani, biz Kâbe'yi insanlara toplantı ve güven yeri kılmıştık. Siz de Makam-ı İbrahim'den kendinize bir namaz yeri edinin. İbrahim ve İsmail'e şöyle emretmiştik: "Tavaf edenler, kendini ibadete verenler, rukû ve secde edenler için evimi (Kâbe'yi) tertemiz tutun."

BAKARA SÛRESİ
(153) Ey iman edenler! Sabrederek ve namaz kılarak Allah'tan yardım dileyin. Şüphe yok ki Allah sabredenlerle beraberdir.

BAKARA SÛRESİ
(177) İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere iman edenlerin; mala olan sevgilerine rağmen, onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, (ihtiyacından dolayı) isteyene ve (özgürlükleri için) kölelere verenlerin; namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren, antlaşma yaptıklarında sözlerini yerine getirenlerin ve zorda, hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda (direnip) sabredenlerin tutum ve davranışlarıdır. İşte bunlar, doğru olanlardır. İşte bunlar, Allah'a karşı gelmekten sakınanların ta kendileridir.

BAKARA SÛRESİ
(238) namazlara ve orta namaza devam edin. Allah'a gönülden boyun eğerek namaza durun.

BAKARA SÛRESİ
(239) Eğer (bir tehlikeden) korkarsanız, namazı yaya olarak veya binek üzerinde kılın. Güvenliğe kavuşunca da, Allah'ı, daha önce bilmediğiniz ve onun size öğrettiği şekilde anın (namazı normal vakitlerdeki gibi kılın).

BAKARA SÛRESİ
(277) Şüphesiz iman edip salih ameller işleyen, namazı dosdoğru kılan ve zekatı verenlerin mükafatları Rableri katındadır. Onlara korku yoktur. Onlar mahzun da olmayacaklardır.

ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ
(39) Zekeriya mabedde namaz kılarken melekler ona, "Allah sana, kendisinden gelen bir kelimeyi (İsa'yı) doğrulayıcı, efendi, nefsine hakim ve salihlerden bir peygamber olarak Yahya'yı müjdeler" diye seslendiler.

NİSÂ SÛRESİ
(43) Ey iman edenler! Sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye kadar, bir de -yolcu olmanız durumu müstesna- cünüp iken yıkanıncaya kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta olur veya yolculukta bulunursanız, veyahut biriniz abdest bozmaktan gelince ya da eşlerinizle cinsel ilişkide bulunup, su da bulamazsanız o zaman temiz bir toprağa yönelip, (niyet ederek onunla) yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin. Şüphesiz Allah çok affedicidir, çok bağışlayıcıdır.

NİSÂ SÛRESİ
(77) Daha önce kendilerine, "(savaşmaktan) ellerinizi çekin, namazı kılın, zekâtı verin" denilenleri görmedin mi? Üzerlerine savaş yazılınca hemen içlerinden bir kısmı; insanlardan, Allah'tan korkar gibi, hatta daha çok korkarlar ve "Rabbimiz! Niçin bize savaş yazdın? Bizi yakın bir zamana kadar erteleseydin ya!" derler. De ki: "Dünya geçimliği azdır. Ahiret, Allah'a karşı gelmekten sakınan kimse için daha hayırlıdır. Size kıl kadar haksızlık edilmez."

NİSÂ SÛRESİ
(101) Yeryüzünde sefere çıktığınız vakit kâfirlerin size saldırmasından korkarsanız, namazı kısaltmanızdan ötürü size bir günah yoktur. Şüphesiz kâfirler sizin apaçık düşmanınızdır.

NİSÂ SÛRESİ
(102) (Ey Muhammed!) Cephede sen de onların (mü'minlerin) arasında bulunup da onlara namaz kıldırdığın vakit, içlerinden bir kısmı seninle beraber namaza dursun. Silahlarını da yanlarına alsınlar. Bunlar secdeye vardıklarında (bir rekat kıldıklarında) arkanıza (düşman karşısına) geçsinler. Sonra o namaz kılmamış olan diğer kısım gelsin, seninle beraber kılsınlar ve ihtiyatlı bulunsunlar, silahlarını yanlarına alsınlar. İnkar edenler arzu ederler ki, silahlarınızdan ve eşyanızdan bir gafil olsanız da size ani bir baskın yapsalar. Yağmurdan zahmet çekerseniz, ya da hasta olursanız, silahlarınızı bırakmanızda size bir beis yoktur. Bununla birlikte ihtiyatlı olun (tedbirinizi alın). Şüphesiz Allah inkarcılara alçaltıcı bir azap hazırlamıştır.

NİSÂ SÛRESİ
(103) namazı kıldınız mı, gerek ayakta, gerek otururken ve gerek yan yatarak hep Allah'ı anın. Güvene kavuştunuz mu namazı tam olarak kılın. Çünkü namaz, mü'minlere belirli vakitlere bağlı olarak farz kılınmıştır.

NİSÂ SÛRESİ
(142) Münafıklar, Allah'ı aldatmaya çalışırlar. Allah da onların bu çabalarını başlarına geçirir. Onlar, namaza kalktıkları zaman tembel tembel kalkarlar, insanlara gösteriş yaparlar ve Allah'ı pek az anarlar.

NİSÂ SÛRESİ
(162) Fakat onlardan ilimde derinleşmiş olanlar ve mü'minler, sana indirilene ve senden önce indirilene iman ederler. O namazı kılanlar, zekatı verenler, Allah'a ve ahiret gününe inananlar var ya, işte onlara büyük bir mükâfat vereceğiz.

MÂİDE SÛRESİ
(6) Ey iman edenler! namaza kalkacağınız zaman yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi ve -başlarınıza mesh edip- her iki topuğa kadar da ayaklarınızı yıkayın. Eğer cünüp iseniz iyice yıkanarak temizlenin. Hasta olursanız veya seferde bulunursanız veya biriniz abdest bozmaktan (def-i hacetten) gelir veya kadınlara dokunur (cinsel ilişkide bulunur) da su bulamazsanız, o zaman temiz bir toprağa yönelin. Onunla yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin (Teyemmüm edin). Allah size herhangi bir güçlük çıkarmak istemez. Fakat o sizi tertemiz yapmak ve üzerinizdeki nimetini tamamlamak ister ki şükredesiniz.

MÂİDE SÛRESİ
(12) Andolsun, Allah İsrailoğullarından sağlam söz almıştı. Onlardan on iki temsilci -başkan- seçmiştik. Allah şöyle demişti: "Sizinle beraberim. Andolsun eğer namazı kılar, zekatı verir ve elçilerime inanır, onları desteklerseniz, (fakirlere gönülden yardımda bulunarak) Allah'a güzel bir borç verirseniz, elbette sizin kötülüklerinizi örterim ve andolsun sizi, içinden ırmaklar akan cennetlere koyarım. Ama bundan sonra sizden kim inkar ederse, mutlaka o, dümdüz yoldan sapmıştır."

MÂİDE SÛRESİ
(55) Sizin dostunuz ancak Allah'tır, Resûlüdür ve Allah'ın emirlerine boyun eğerek namazı kılan, zekâtı veren mü'minlerdir.

MÂİDE SÛRESİ
(58) Siz namaza çağırdığınız vakit onu alaya alıp eğlence yerine koyuyorlar. Bu şüphesiz onların akılları ermeyen bir toplum olmalarındandır.

MÂİDE SÛRESİ
(91) Şeytan, içki ve kumarla, ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak; sizi Allah'ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık vazgeçiyor musunuz?

MÂİDE SÛRESİ
(106) Ey iman edenler! Birinizin ölümü yaklaştığı zaman vasiyet sırasında aranızda şahitlik (edecek olanlar) sizden adaletli iki kişidir. Yahut; seferde olup da başınıza ölüm musibeti gelirse, sizin dışınızdan başka iki kişi şahitlik eder. Eğer şüphe ederseniz, onları namazdan sonra alıkorsunuz da Allah adına, "Akraba da olsa, şahitliğimizi hiçbir karşılığa değişmeyiz. Allah için yaptığımız şahitliği gizlemeyiz. Gizlediğimiz takdirde şüphesiz günahkârlardan oluruz" diye yemin ederler.

EN'ÂM SÛRESİ
(92) İşte bu (Kur'an) da, bereket kaynağı, kendinden öncekileri (ilahi kitapları) tasdik eden ve şehirler anasını (Mekke'yi) ve bütün çevresini (tüm insanlığı) uyarasın diye indirdiğimiz bir kitaptır.Ahirete iman edenler, ona da inanırlar.Onlar namazlarını vaktinde kılarlar.

EN'ÂM SÛRESİ
(162) Ey Muhammed! De ki: "Şüphesiz benim namazım da, diğer ibadetlerim de, yaşamam da, ölümüm de âlemlerin Rabbi Allah içindir."

A'RÂF SÛRESİ
(170) Kitaba sımsıkı sarılanlara ve namazı dosdoğru kılanlara gelince, şüphesiz biz, iyiliğe çalışan (erdemli) kimselerin mükafatını zayi etmeyiz.

ENFÂL SÛRESİ
(3) Onlar namazı dosdoğru kılan, kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden Allah yolunda harcayan kimselerdir.

TEVBE SÛRESİ
(5) Haram aylar çıkınca bu Allah'a ortak koşanları artık bulduğunuz yerde öldürün, onları yakalayıp hapsedin ve her gözetleme yerine oturup onları gözetleyin. Eğer tövbe ederler, namazı kılıp zekâtı da verirlerse, kendilerini serbest bırakın. Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.

TEVBE SÛRESİ
(11) Fakat tövbe edip, namazı kılar ve zekâtı verirlerse, artık onlar sizin din kardeşlerinizdir. Bilen bir kavme âyetleri işte böyle ayrı ayrı açıklarız.

TEVBE SÛRESİ
(18) Allah'ın mescitlerini, ancak Allah'a ve ahiret gününe inanan, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve Allah'tan başkasından korkmayan kimseler imar eder. İşte onların doğru yolu bulanlardan olmaları umulur.

TEVBE SÛRESİ
(54) Harcamalarının kabul edilmesine, yalnızca, Allah'ı ve Rasûlünü inkar etmeleri, namaza ancak üşene üşene gelmeleri ve ancak gönülsüzce harcamaları engel olmuştur.

TEVBE SÛRESİ
(71) Mü'min erkekler ve mü'min kadınlar birbirlerinin dostlarıdır. İyiliği emreder, kötülükten alıkoyarlar. namazı dosdoğru kılar, zekâtı verirler. Allah'a ve Resûlüne itaat ederler. İşte bunlara Allah merhamet edecektir. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

TEVBE SÛRESİ
(84) Onlardan ölen hiçbirine asla namaz kılma ve kabrinin başında durma. Çünkü onlar Allah'ı ve Resûlünü inkâr ettiler ve fasık olarak öldüler.

TEVBE SÛRESİ
(108) Onun içinde asla namaz kılma. İlk günden temeli takva (Allah'a karşı gelmekten sakınmak) üzerine kurulan mescit (Kuba mescidi), içinde namaz kılmana elbette daha layıktır. Orada temizlenmeyi seven adamlar vardır. Allah da tertemiz onları sever.

YÛNUS SÛRESİ
(87) Mûsâ'ya ve kardeşine, "Kavminiz için Mısır'da (sığınak olarak) evler hazırlayın ve evlerinizi namaz kılınacak yerler yapın. namazı dosdoğru kılın. Mü'minleri müjdele" diye vahyettik.

HÛD SÛRESİ
(87) Dediler ki: "Ey Şu'ayb! Babalarımızın taptığını, yahut mallarımız hakkında dilediğimizi yapmayı terk etmemizi sana namazın mı emrediyor. Oysa sen gerçekten yumuşak huylu ve aklı başında bir adamsın."

HÛD SÛRESİ
(114) (Ey Muhammed!) Gündüzün iki tarafında ve gecenin gündüze yakın vakitlerinde namaz kıl. Çünkü iyilikler kötülükleri giderir. Bu, öğüt alanlar için bir öğüttür.9

RA'D SÛRESİ
(22) Onlar, Rablerinin rızasına ermek için sabreden, namazı dosdoğru kılan, kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli olarak ve açıktan Allah için harcayan ve kötülüğü iyilikle ortadan kaldıranlardır. İşte bunlar için dünya yurdunun iyi sonucu vardır.


İBRÂHİM SÛRESİ
(31) İnanan kullarıma söyle, namazı dosdoğru kılsınlar, hiçbir alışveriş ve dostluğun bulunmadığı bir gün gelmeden önce kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden Allah yolunda gizlice ve açıktan harcasınlar.

İBRÂHİM SÛRESİ
(37) "Rabbimiz! Ben çocuklarımdan bazısını, senin kutsal evinin (Kâbe'nin) yanında ekin bitmez bir vadiye yerleştirdim. Rabbimiz! namazı dosdoğru kılmaları için (böyle yaptım). Sen de insanlardan bir kısmının gönüllerini onlara meylettir, onları ürünlerden rızıklandır, umulur ki şükrederler."

İBRÂHİM SÛRESİ
(40) "Rabbim! Beni namaza devam eden bir kimse eyle. Soyumdan da böyle kimseler yarat. Rabbimiz! Duamı kabul eyle."

İSRÂ SÛRESİ
(78) Güneşin zevalinden (öğle vaktinde Batı'ya kaymasından) gecenin karanlığına kadar (belli vakitlerde) namazı kıl. Bir de sabah namazını kıl. Çünkü sabah namazı şahitlidir.

İSRÂ SÛRESİ
(79) Gecenin bir kısmında da uyanarak sana mahsus fazla bir ibadet olmak üzere teheccüd namazı kıl ki, Rabbin seni Makam-ı Mahmud'a ulaştırsın.

İSRÂ SÛRESİ
(110) De ki: "(Rabbinizi) ister Allah diye çağırın, ister Rahman diye çağırın. Hangisiyle çağırırsanız çağırın, nihayet en güzel isimler O'nundur." namazında sesini pek yükseltme, çok da kısma. İkisi ortası bir yol tut.

MERYEM SÛRESİ
(31) "Nerede olursam olayım beni kutlu ve erdemli kıldı ve bana yaşadığım sürece namazı ve zekatı emretti."

MERYEM SÛRESİ
(55) Ailesine namaz ve zekatı emrederdi. Rabb'inin katında da hoşnutluğa ulaşmıştı.

MERYEM SÛRESİ
(59) Onlardan sonra, namazı zayi eden, şehvet ve dünyevi tutkularının peşine düşen bir nesil geldi. Onlar bu tutumlarından ötürü büyük bir azaba çarptırılacaklardır.

TÂ HÂ SÛRESİ
(14) "Şüphe yok ki ben Allah'ım. Benden başka hiçbir ilah yoktur. O halde bana ibadet et ve beni anmak için namaz kıl."

TÂ HÂ SÛRESİ
(132) Ailene namazı emret ve kendin de ona devam et. Senden rızık istemiyoruz. Sana da biz rızık veriyoruz. Güzel sonuç Allah'a karşı gelmekten sakınanlarındır.

ENBİYÂ SÛRESİ
(73) Onları bizim emrimizle doğru yolu gösteren önderler yaptık ve kendilerine hayırlar işlemeyi, namazı dosdoğru kılmayı, zekatı vermeyi vahyettik. Onlar sadece bize ibadet eden kimselerdi.

HAC SÛRESİ
(26) Hani biz İbrahim'e, Kâbe'nin yerini, "Bana hiçbir şeyi ortak koşma; evimi, tavaf edenler, namaz kılanlar, rükû ve secde edenler için temizle" diye belirlemiştik.

HAC SÛRESİ
(35) Onlar, Allah anıldığı zaman kalpleri ürperen, başlarına gelen musibetlere sabreden, namazı dosdoğru kılan ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcayan kimselerdir.

HAC SÛRESİ
(41) Onlar öyle kimselerdir ki, şâyet kendilerine yeryüzünde imkan ve iktidar versek, namazı dosdoğru kılar, zekatı verir, iyiliği emreder ve kötülüğü yasaklarlar. Bütün işlerin âkıbeti Allah'a aittir.

HAC SÛRESİ
(78) Allah uğrunda hakkıyla cihad edin. O sizi seçti ve dinde üzerinize hiçbir güçlük yüklemedi. Babanız İbrahim'in dinine uyun. Allah sizi hem daha önce hem de bu Kur'an'da müslüman diye isimlendirdi ki, Peygamber size şahit (ve örnek) olsun, siz de insanlara şahitt (ve örnek) olasınız. Artık namazı dosdoğru kılın, zekatı verin ve Allah'a sarılın. O sizin sahibinizdir. O ne güzel sahip, ne güzel yardımcıdır!

MÜ'MİNÛN SÛRESİ
(2) Onlar ki, namazlarında derin saygı içindedirler.

MÜ'MİNÛN SÛRESİ
(9) Onlar ki, namazlarını kılmağa devam ederler.

NÛR SÛRESİ
(37) Allah'ın, yüceltilmesine ve içlerinde adının anılmasına izin verdiği evlerde hiçbir ticaretin ve hiçbir alış verişin kendilerini, Allah'ı anmaktan, namazı kılmaktan, zekatı vermekten alıkoymadığı birtakım adamlar buralarda sabah akşam O'nu tesbih ederler. Onlar, kalplerin ve gözlerin dikilip kalacağı bir günden korkarlar.

NÛR SÛRESİ
(56) namazı dosdoğru kılın, zekatı verin, Resüle itaat edin ki size merhamet edilsin.

NÛR SÛRESİ
(58) Ey iman edenler! Ellerinizin altında bulunanlar (köleleriniz) ve sizden henüz büluğ çağına ermemiş olanlar, günde üç defa; sabah namazından önce, öğleyin elbiselerinizi çıkardığınız vakit ve yatsı namazından sonra (yanınıza girecekleri zaman) sizden izin istesinler. Bu üç vakit sizin soyunup dökündüğünüz vakitlerdir. Bu vakitlerin dışında (izinsiz girme konusunda) ne size, ne onlara bir günah vardır. Birbirinizin yanına girip çıkabilirsiniz. Allah, âyetlerini size işte böylece açıklar. Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

NEML SÛRESİ
(3) KurÂ'an, namazı dosdoÄŸru kılan, zekatı veren ve ahirete de kesin olarak inanan müÂ'minler için bir hidayet rehberi ve bir müjdedir.

NEML SÛRESİ
(3) KurÂ'an, namazı dosdoÄŸru kılan, zekatı veren ve ahirete de kesin olarak inanan müÂ'minler için bir hidayet rehberi ve bir müjdedir.

ŞU'ARÂ SÛRESİ
(219) namaza kalktığında seni ve secde edenler arasında dolaşmanı gören; mutlak güç sahibi, çok merhametli olan Allah'a tevekkül et.

ANKEBÛT SÛRESİ
(45) (Ey Muhammed!) Kitaptan sana vahyolunanı oku, namazı da dosdoğru kıl. Çünkü namaz, insanı hayasızlıktan ve kötülükten alıkor. Allah'ı anmak (olan namaz) elbette en büyük ibadettir. Allah yaptıklarınızı biliyor.

RÛM SÛRESİ
(32) Allah'a yönelmiş kimseler olarak yüzünüzü hak dine çevirin, O'na karşı gelmekten sakının, namazı dosdoğru kılın ve müşriklerden; dinlerini darmadağınık edip grup grup olan kimselerden olmayın. (Ki onlardan) her bir grup kendi katındaki (dini anlayış) ile sevinip böbürlenmektedir.

LOKMÂN SÛRESİ
(17) "Yavrum! namazı dosdoğru kıl. İyiliği emret. Kötülükten alıkoy. Başına gelen musibetlere karşı sabırlı ol. Çünkü bunlar kesin olarak emredilmiş işlerdendir."

LOKMÂN SÛRESİ
(4) Onlar; namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren kimselerdir. Onlar ahirete de kesin olarak inanırlar.

AHZÂB SÛRESİ
(33) Evlerinizde oturun. Önceki cahiliye dönemi kadınlarının açılıp saçıldığı gibi siz de açılıp saçılmayın. namazı kılın, zekatı verin. Allah'a ve Resülüne itaat edin. Ey Peygamberin ev halkı! Allah sizden ancak günah kirini gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor.

FÂTIR SÛRESİ
(29) Şüphesiz, Allah'ın kitabını okuyanlar, namazı kılanlar ve kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden, gizlice ve açıktan Allah yolunda harcayanlar, asla zarar etmeyecek bir ticaret umabilirler.

FÂTIR SÛRESİ
(18) Hiçbir günahkâr başka bir günahkârın yükünü yüklenmez. Günah yükü ağır olan kimse, (bir başkasını), günahını yüklenmeye çağırırsa, ondan hiçbir şey yüklenilmez, çağırdığı kimse yakını da olsa. Sen ancak, görmedikleri halde Rablerinden için için korkanları ve namaz kılanları uyarırsın. Kim arınırsa ancak kendisi için arınmış olur. Dönüş ancak Allah'adır.

ŞÃ›R SÛRESİ
(39) (Dünyalık olarak) size her ne verilmişse, bu dünya hayatının geçimliğidir. Allah'ın yanında bulunanlar ise daha hayırlı ve kalıcıdır. Bu mükafat, inananlar ve Rablerine tevekkül edenler, büyük günahlardan ve çirkin işlerden kaçınanlar, öfkelendikleri zaman bağışlayanlar, Rablerinin çağrısına cevap verenler ve namazı dosdoğru kılanlar; işleri, aralarında şÃ»râ (danışma) ile olanlar, kendilerine verdiğimiz rızıktan Allah yolunda harcayanlar, bir saldırıya uğradıkları zaman, aralarında yardımlaşanlar içindir.

MÜCÂDELE SÛRESİ
(13) Başbaşa konuşmanızdan önce sadakalar vermekten çekindiniz mi? Bunu yapmadığınıza ve Allah da, sizi affettiğine göre artık namazı kılın, zekatı verin, Allah'a ve Resülüne itaat edin. Allah bütün yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.

CUM'A SÛRESİ
(9) Ey iman edenler! Cuma günü namaz için çağrı yapıldığı zaman, hemen Allah'ın zikrine koşun ve alışverişi bırakın. Eğer bilirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır.

CUM'A SÛRESİ
(10) namaz kılınınca artık yeryüzüne dağılın ve Allah'ın lütfundan nasibinizi arayın. Allah'ı çok zikredin ki kurtuluşa eresiniz.

ME'ÂRİC SÛRESİ
(22) Ancak, namaz kılanlar başka.

ME'ÂRİC SÛRESİ
(23) Onlar, namazlarına devam eden kimselerdir.

ME'ÂRİC SÛRESİ
(34) Onlar namazlarını titizlikle koruyan kimselerdir.

MÜZZEMMİL SÛRESİ
(20) (Ey Muhammed!) Şüphesiz Rabbin, senin, gecenin üçte ikisine yakın kısmını, yarısını ve üçte birini ibadetle geçirdiğini biliyor. Beraberinde bulunanlardan bir topluluk da böyle yapıyor. Allah gece ve gündüzü düzenleyip takdir eder. Sizin buna (gecenin tümünde yahut çoğunda ibadete) gücünüzün yetmeyeceğini bildi de sizi bağışladı (yükünüzü hafifletti.) Artık Kur'an'dan kolayınıza geleni okuyun. Allah, içinizde hastaların bulunacağını, bir kısmınızın Allah'ın lütfundan rızık aramak üzere yeryüzünde dolaşacağını, diğer bir kısmınızın ise Allah yolunda çarpışacağını bilmektedir. O halde, Kur'an'dan kolayınıza geleni okuyun. namazı dosdoğru kılın, zekatı verin, Allah'a güzel bir borç verin. Kendiniz için önceden ne iyilik gönderirseniz onu Allah katında daha üstün bir iyilik ve daha büyük mükafat olarak bulursunuz. Allah'tan bağışlama dileyin. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

MÜDDESSİR SÛRESİ
(43) Onlar şöyle derler: "Biz namaz kılanlardan değildik."
KIYÂME SÛRESİ
(31) O, (Peygamberi) doğrulamamış, namaz da kılmamıştı.

A'LÂ SÛRESİ
(15) Arınan ve Rabbinin adını anıp, namaz kılan kimse mutlaka kurtuluşa erer.

ALÂK SÛRESİ
(10) Sen, namaz kıldığında kulu (bundan) engelleyeni gördün mü?

BEYYİNE SÛRESİ
(5) Halbuki onlara, ancak dini Allah'a has kılarak, hakka yönelen kimseler olarak O'na kulluk etmeleri, namazı kılmaları ve zekâtı vermeleri emredilmişti. İşte bu dosdoğru dindir.

MÂ'ÛN SÛRESİ
(4) Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki,

MÂ'ÛN SÛRESİ
(5) Onlar namazlarını ciddiye almazlar.

KEVSER SÛRESİ
(2) O Halde, Rabbin için namaz kıl, kurban kesin

sevgiyle kalın.saygılar
Posting Freak
Alevilikte Abdest ve Namaz
Alıntı:Ey iman edenler! Yönetiminiz altındakilerle, ergenlik yaşına gelmemiş olanlarınız sizden üç vakitte izin istesinler. Fecir(Sabah) namazından önce, öğle vakti elbisenizi çıkardığınızda, işa(akşam) namazından sonra. çıplak olabileceğiniz üç vakittir bunlar.
(Nur Suresi 58)


Yani diyor ki bu üç vakitte yanınıza gelmek isteyenler sizden izin istesinler. Niye çünkü bu 3 vakit çıplak olacabileceğiniz vakitlerdir. Hadi sabah tamam, akşam da uyumak için çıblandık diyelim...

Yav Türkiyede ya da Grönlandda hangi insan öğlen vakti çıplanır?

Çok açık bir biçimde bir arap adetinden bahsediyor ve onların yaşamını yönlendirmek üzere uydurulmuş bir şey bu.

Çünkü eğer dini kanalları izliyorsanız mesela ayna programında Arapların öğle vakti çıplak gezdiklerini öğrenebilirsiniz Smile

Ve ayrıca sapıkça da birşey var...

Ergenlik çağına gelmemiş olanlar için izin şartı var ama gelmeyenler için serbest öyle mi...

Hadi canımmmm...

İslam evrenselliği ve ahlakı bu mu?
[size=7]"Benim Testim Kerbela Suyudur..."[/size]

[size=7]Zöhre Ana[/size]
Posting Freak
Alevilikte Abdest ve Namaz
DEVRİ_ALEM_18000'DEN ALINTI:
Nisa 43 : Ey iman edenler! Sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye kadar, cünüp iken de yolculuk hali müstesna yıkanıncaya (gusül edinceye, boy abdesti alıncaya) kadar namaza yaklaşmayın.
Burada Müslümanların alkol alıp sarhoş olabildiği ve ayılınca namazını kılabileceği öğütleniyor.

İnancımızda alkol yani sarhoşluk haram olduğuna göre Nisa:43 neden böyle bir ifade kullanıyor.

Cünup halinde yolculuk yapıyorsanız örneğin: Afyon'daki bir dinlenme tesisinin mescidinde namaz kılabilir miyiz? İnanan bir müslüman neden cünup haliyle yolculuğa çıkar.

Sevgili can, Kuranı Kerimde Ayşe için de ayet indirildiği (din bilginleri) tarafından ifade ediliyor. O Ayşe Hz. Ali'ye karşı savaşan ordunun başında bulunuyor. Bu nasıl oluyor?

Kuranı Kerim; Muhammed-Ali nesline katstedeceklerin isimlerini bildirdiği için Muaviye tarafından önce Hz. Hasan, sonra Hz. Ali, sonra da Hz. Hüseyin katledilerek sır edilmiştir.

Sır edilen Kuranı Kerim Oniki imam ve Yedi Maşuk tarafından geldikleri her dönemde tekrar okunmuş topluma gerçekler bildirilmiştir. Bunun karşılığını da iktidarlar tarafından katledilerek canlarıyla ödemişlerdir.

Gerçeği anlatanlar yakılmış, sürülmüş, süngülenmiş, "Muhammed- Ali" diyenin kellesi uçurulmuştur.

Halife- Sultanların ücretli olarak görevlendirdiği (din adamları) dünyanın dört bir yanına gönderilerek İslam'ı onların kurduğu haliyle anlatmışlardır. Camilerde Ehlibeyte küfür ve iftiralarla hakaretler edilmiştir.

Önce Ebubekir, sonra Ömer sonra da Osman (halife- sultan) olmuşlardır.
Yıllar sonra halk, Kuranı Kerim'i sormaya başlayınca da Osman Mushafı yazılıp topluma Kuranı Kerim olarak sunulmuştur.

İşte alıntı yaptığınız ve yaşadığımız çağa uymayan bir çok verileri bulunan kitap budur.
Biz Kuranı Kerim'e inanıyoruz.
O kutsal kitap uğruna kelle veren Hz. Hüseyin için yası matem tutuyoruz.
Kuranı Kerim o gün Hz. Hüseyin'in dilindeydi. Her gelen evliyanın da dilinde daima geldi, okundu, bildirildi.

"Gerçek" budur.

"Gerçeğe Hü, mümine Ya Ali."

"İlim Çin'de de olsa gidip alınız."- Hz. Ali.

"İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır."- Hacı Bektaşi Veli.

"Hayatta en hakiki mürşit ilimdir." -Atatürk.


Söz bir, söyleyen bir.
Posting Freak
Alevilikte Abdest ve Namaz
DEVRI_ALEM_18000 yazdı:Slm Can Dost Arzu Hanım Siz Alavi Derken Hiç Birşey Yapmayan Veyahutda Hiçbirşeyden Habari Olmayan Olarak Yıllardan Beri Süre Gelen Zındık Düşüncelerle, Duyumlarla Yaşamışsınız Sanaıırım. Alavlik'de 12 Imalarımız Vardır. Haci Bektaşı Veli Vardır. Bunların Pirlerimizdr, Yaşamlarına Bakdığımzı Zman Hepsi Abdestini Almışlar Namazını Kımışlar.hükar Hacı Bettaşi Veeli 4 Kapı. Kırk Makam Diye Adlamdırmış Namazımızı. Içeriği çok Genişdir. Sanırım Biraz Olsun Bilgi Vere Bilmişimdir. Saygılarımla.can Dostlar..

Verdigin bilgiler gercekten cok degerli can,pirlerimizin yasamlarina sahip ciktigin icinde sagolasin.......Bende düsünüyordum "acaba pirlerimiz abdest alip namaz kiliyorlarmiydi" diye...tekrar sagol
YESILDIR GÖKYÜZÜNDE GÖRDÜGÜN GÜNES
SICAKLIGI SENI,HAKIKATI BENI YAKAR...


"ZAMANA ZAMAN EVLIYASI"
Bir sıfatı Allah olan
Bir sıfatı Ali inan
Bir donu var Şahımerdan
Duyanlara Helal Olsun
Cezalı Üye
Alevilikte Abdest ve Namaz
dogandeliktas yazdı:]DEVRİ_ALEM_18000'DEN ALINTI:
]Nisa 43 : Ey iman edenler! Sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye kadar, cünüp iken de yolculuk hali müstesna yıkanıncaya (gusül edinceye, boy abdesti alıncaya) kadar namaza yaklaşmayın.
Burada Müslümanların alkol alıp sarhoş olabildiği ve ayılınca namazını kılabileceği öğütleniyor.

İnancımızda alkol yani sarhoşluk haram olduğuna göre Nisa:43 neden böyle bir ifade kullanıyor.

Cünup halinde yolculuk yapıyorsanız örneğin: Afyon'daki bir dinlenme tesisinin mescidinde namaz kılabilir miyiz? İnanan bir müslüman neden cünup haliyle yolculuğa çıkar.

Sevgili can, Kuranı Kerimde Ayşe için de ayet indirildiği (din bilginleri) tarafından ifade ediliyor. O Ayşe Hz. Ali'ye karşı savaşan ordunun başında bulunuyor. Bu nasıl oluyor?

Kuranı Kerim; Muhammed-Ali nesline katstedeceklerin isimlerini bildirdiği için Muaviye tarafından önce Hz. Hasan, sonra Hz. Ali, sonra da Hz. Hüseyin katledilerek sır edilmiştir.

Sır edilen Kuranı Kerim Oniki imam ve Yedi Maşuk tarafından geldikleri her dönemde tekrar okunmuş topluma gerçekler bildirilmiştir. Bunun karşılığını da iktidarlar tarafından katledilerek canlarıyla ödemişlerdir.

Gerçeği anlatanlar yakılmış, sürülmüş, süngülenmiş, "Muhammed- Ali" diyenin kellesi uçurulmuştur.

Halife- Sultanların ücretli olarak görevlendirdiği (din adamları) dünyanın dört bir yanına gönderilerek İslam'ı onların kurduğu haliyle anlatmışlardır. Camilerde Ehlibeyte küfür ve iftiralarla hakaretler edilmiştir.

Önce Ebubekir, sonra Ömer sonra da Osman (halife- sultan) olmuşlardır.
Yıllar sonra halk, Kuranı Kerim'i sormaya başlayınca da Osman Mushafı yazılıp topluma Kuranı Kerim olarak sunulmuştur.

İşte alıntı yaptığınız ve yaşadığımız çağa uymayan bir çok verileri bulunan kitap budur.
Biz Kuranı Kerim'e inanıyoruz.
O kutsal kitap uğruna kelle veren Hz. Hüseyin için yası matem tutuyoruz.
Kuranı Kerim o gün Hz. Hüseyin'in dilindeydi. Her gelen evliyanın da dilinde daima geldi, okundu, bildirildi.

"Gerçek" budur.

"Gerçeğe Hü, mümine Ya Ali."

sevgili doğan deliktaş. candostum.
yazdıklarını okudum. sadece hz. imam hüsyinin okuduğu kur'an'a inanıırm, gerisine biz inanmayız kelimesine anlam veremedim. ]ÇOĞULLU YAZMIŞSINIZ. ancak ben kendim şahsen inanmıyorum diye yazmanız daha doğru olurdu,diye düşünüyom.sadece bilgin olsun diye yılardan beri hep bizi böyle işlediler. bozuldu. kendilerine yarayan şeyleri yazdılar. dediler ama. nedense. hiç. yezitlere. ait bişey yok.ehlibeyten söz eder nasıl çıkartılmışsa?ayrıca kim koruduğunada kuranı ayetle. bildirmiş.paylaşalım.can dostumlu. Kur an'ı kesinlikle biz indirdik; elbette onu yine biz koruyacağız.
hicr suresi 9

sayglar.

Cezalı Üye
Alevilikte Abdest ve Namaz
arzu80 yazdı:merhabalar,benim öğrenmek istediğim biz Alevilerin namaz ve Abdestiyle ilgili hiçbir bilgim yok,
öğrenebileceğim bir kaynak yada sizlerden alacağım bilgi benim için çok önemli...
şimdiden çok teşekkür ederim


slm sevgili arzu80

Abdest almanın iki anlamı vardır. Biri manevi diğeri zahiridir. Abdest su ve su yoksa toprak, ile alınır. Abdest temizlik anlamındadır. Biri zahiri temizlik, diğeri manevi temizliktir. Zahiri temizlik insanların zaruri ihtiyacıdır, manevi ise insanların ic temizliğidir. Temizlik sadece islam’a inanlara ait değildir. Bütün insanlar günlük temizliğini yapıyorlar. Su ise araçtır, kiri temizler. Fakat manevi kiri katiyen temizleyemez
]ALEVİLİKTE NAMAZ

Öncelikle namaz kelimesinin manasına bakmak gerek.
Namaz Farsçadan dilimize geçmiştir. Arapça salah anlamına gelmektedir.
Salah ise dua, niyaz anlamına gelmektedir.
Kuran’da ise şekilsel namazın kaç rekat olacağı hangi duaların okunacağı yazmamaktadır.
Kur’an’da 80 küsur yerde “secde” ve 264 yerde “dua” ibadeti faaliyeti geçmektedir ki, Aleviler de bu faaliyetleri “Niyaz” olarak yapmaktadırlar.
Nisa suresi 103. ayette şöyle yazar “Allah’ı ayaktayken, otururken ve yan yatarken zikredin”
Buradan açıkça belli ki Allah’ı anmanın şekli ve şemali yoktur.

Aleviler Cemlerde halka namazı kılarlar. Burada zaten Kuran_ı Kerimde yazan secde,niyaz,ruku kelimeleri uygulanır.

. Alevilerde kıble insanın cemalidir, kıyam salavat ile ayağa doğrulmadır, kıraat ise Kur’an sure ve ayetlerinin duvaz ve nefeslerle diz üstü gelinerek saz eşliğinde okunmasıdır. Rükû’ya varma, Secde’ye inme, Sücûd yere niyaz, alın koyma, çapraz el bağlama, boyun bükme gibi vücud ritüellerini; Alevi cem ibadetinin her safhasında görmek mümkündür. Bu ibadet biçimine: “Halka Namazı” denir. Aleviler, Ayn-i Cem’de “Allah...Allah !” ya da “Huu...Huu... !” nidalarıyla yakarırlar ki; bu davranış biçimselliği, Araf Suresi 55. Ayeti’ne dayanmaktadır. Bu Sure de şöyle emredilmektedir: “Rabbinize yalvara yalvara ve için için dua edin...” Bu toplu tapınma ve yakarmalar sonrasın da; canlar duazlar ve deyişler çalınıp söylenirken “için için” dua ederler ve huşu içinde sağa sola hafifçe salınırlar, ellerini dizlerinin üstüne öne doğru sürerek çekerler.
Bu satırlardan belli olunacağı gibi Cemlerimizde halka namazı sırasında Kuranda geçen ruku,secde kelimelerini uygulamaktayız.

Yunus Emre’nin Şu dizeleriyle bitirmek istiyorum bu konuyu:

“ Bir kez gönül yıktın ise bu kıldığın namaz değil
Yetmiş iki millet dahi elin yüzün yumaz değil
Yol o dur ki doğru vara göz o dur ki Hakkı göre
Er o dur ki alçak dura yüceden bakan göz değil”.
(Yunus Emre)

__________________
Ellerin kabesi var, Benim kabem insandır ...
]umarım can dostlara faydalı ola bilmişimir.sevgiyle kalın. saygılarımla [url=http://www.kizilbasforum.com/showthread.php?do=post_thanks_add&p=34672][/url]

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.