]Alevi Realitesini Kim Tanıyacak?
Hüseyin DEMIRTAŞ
Oldum olası Türkiye aydınlarını, demokratlarını ve solunu bir türlü tam anlayamadım. Bu yargıya nereden mi varıyorum?
Malum son senelerde okullardaki zorunlu din derslerinden bıkmış olan bazı Alevi veliler, iç hukuk yolları tükendiğinden çocuklarına bu gudubet dersi aldırmamak için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AIHM) başvurmaya başladılar. Mahkeme de aldığı en az iki kararda Türkiye’yi suçlu buldu ve Alevi çocuklarının bu dersten muaf tutulmasını istedi. Bu kararlardan birisi şubat ayı sonunda açıklandı. AIHM “Zorunlu din dersi eğitim özgürlüğü hakkının ihlalidir” diyerek, Türkiye’yi gerekli düzenlemeleri yapması yönünde ikinci kez uyardı. Geçen ay yine Antalya 3’üncü Idare Mahkemesi, Alevi bir çiftin, ilköğretim beşinci sınıf öğrencisi kızlarının Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinden muaf tutulması istemiyle açtığı davada, uygulamanın öğrenci lehine yürütmesini durdurdu. Mahkemenin oybirliğiyle aldığı kararda, “Temel hak ve hürriyetlerden olan dini inanç özgürlüğünün uygulanması kapsamında, çocuğun zorunlu sayılan dersten muaf tutulması gerektiği sonucuna varıldığı” belirtildi.
Bu kararlar medyada “Alevi öğrencinin hukuk zaferi”, “Alevi öğrenci din dersinden muaf” ve “Zorunlu Din Dersinde Bir Zafer Daha” gibi başlıklarla duyuruldu.
Gerek AIHM gerekse yerel mahkemelerde kazanılan davaların sayısı artmasına rağmen hükümet zorunlu din derslerini kaldırmak konusunda adım atmamakta direniyor. Hükümet ayrıca Din Kültürü ve Ahlak Dersi kitaplarına Alevilik-Bektaşilik ile ilgili bazı bölümler ekleyerek AIHM, yerel mahkemeler ve Alevileri kandıracağını sanıyor. Tabii ki kimse bu tek yanlı müfredat değişikliğini yutmuyor. Kaldı ki Danıştay’ın da bu ders aleyhine kararları var. Kısaca hükümet sıkıştırılmış durumda ama yine de bir türlü harekete geçmiyor. Böyle giderse de zaten geçeceği yok gibi...
]CHP ALEVİLERİN DOSTU MU DÜŞMANI MI?
Neden mi? Nedeni gayet basit; zorunlu din derslerinin kaldırılması konusunda Alevilerden başka sesi çıkan yokta ondan… Türkiye’de herkes suspus olmuş vaziyette. Alevilerin yıllardır oy verdiği CHP dâhil hiçbir kişi ve kurum bu türden taleplere sahip çıkmıyor. Hatta CHP, Alevilerin en önemli taleplerinden birisi olan Diyanet’in kaldırılmasına karşı çıktığı gibi geçen yılın sonunda yaptığı bir program değişikliğiyle Alevilerin Diyanet’te temsil edilmesini isteyen bir maddeye bile yer verdi. Görüldüğü üzere düşmana ne gerek var Aleviler için? CHP gibi bir dost yeter!
Hakkını yemeyelim, zorunlu din derslerinin kaldırılması konusunda Alevilere tek önemli ve sürekli destek Eğitim-Sen’den geliyor. Bunun dışında konuyla ilgili haberler ve gelişmeler geçiştiriliyor. Sanki zorunlu din dersi Türkiye’de sadece Alevilerin sorunuymuş gibi…
Soruyoruz, çocuklarına zorunlu din dersi verilmesinden sadece Aleviler mi mağdur? Bu ülkede Atatürkçüler-Kemalistler yok mu? Bu memleketin solcuları, sosyal demokratları, demokratları, liberalleri, ateistleri, laikleri nerede? Sünni olupta, devletin resmi ideolojisine göre hazırlanmış bir ders müfredatıyla verilen bu dersten memnun olmayan samimi dindar veliler ne yapıyor? Bunların yoksa okula giden çocukları yok mu? Aleviler dışındaki bu kitleler bilmiyorlar mı zorunlu öğretilen bir din dersiyle yetişen çocuk ve gençlerden vatana ve millete pek hayır gelmediğini? Görmüyorlar mı bunlar, “din-iman-kitap” diye diye ülkenin ne hale getirildiğini?
Türkiye’de 1980 yılından bu yana din dersleri zorunlu hale getirildi. Bırakın din derslerini neredeyse bütün eğitim müfredatı adeta dinselleştirildi. Böyle böyle nüfusumuzun en az yüzde 70’i milliyetçi-muhafazakâr oldu. Oldu da ne oldu? Dağ fare doğurdu! Türkiye yine aynı bildiğimiz Türkiye... Hatta toplum dindarlaştıkça veya dini sembolleri öne çıkardıkça yolsuzluklar, hırsızlıklar, soygunlar, haksızlıklar ve her türlü ahlaksızlık artmadı mı? Bugün merkezi iktidara ve belediyelerin çoğuna AKP hâkim. Buna karşılık AKP dinci bir parti ama tüm saydığımız bu cürümlere imza atanlar yine onlar… Yani dini, İslam’ı çok ağzına almakla, çok dini kitap okumakla ve dindar geçinmekle ahlaklı ve dürüst olunmuyormuş. Nesilleri sırf dini eğitimle yetiştirmekle Türkiye dünya yolsuzluklar listesinden bir basamak bile düşmediği gibi hala bu listenin ilk sıralardaki yerini koruyor. Sadece dilde ve zoraki dindarlığın Türkiye’yi getirdiği yer işte burası…
]ALEVİ TALEPLERİ TEK TARAFLI DEĞİL
Sözü uzatmayacağım. Zorunlu din dersleri, Diyanet’in kaldırılması benzeri talepler ilk başta Alevilerin talepleriymişçesine görünse de sadece Alevileri ilgilendirmiyor. Aksine bunlar öncelikle yukarıda saydığımız kesimler olmak üzere herkesi çok yakından alakadar ediyor. Bu isteklerin karşılanması da, hemen herkesin elini taşın altına koymasıyla mümkün olacak gibi görünüyor. Bu noktada da Alevilere desteğin özellikle zorunlu din derslerinden zarar görme potansiyeli yüksek laik, cumhuriyetçi ve demokrat Sünni kökenli kişi ve kurumlardan gelmesi gerekiyor. Ancak heyhat ki bu kesimlerden en küçük bir ses çıkmıyor. Oysa Türkiye’deki dincileşmeden, şeriatçı ve yarı faşist uygulamalardan sözde en çok bu kesimler şikâyetçiler.
Üzülerek görüyoruz ki, bu çevreler ve sözcüleri dışarıdan bakınca bir “ağlama duvarı” kesilseler de, teori ve pratikte kendilerine en yakın müttefik olması gereken Alevilerden çok çok uzakta duruyorlar. Yatıp kalkıp cumhuriyetin kazanımlarının birer birer kaybedildiğini, gerçekte olmayan laikliğin elden gittiğini sayıklasalar da, bir araya gelseler ve ellerindeki desteği esirgemeseler büyük bir güç olacakları Alevilerle bir türlü empati kuramıyorlar. Kuramayınca da kendi köşelerinde ahla vahla ve sitem etmekle vakit öldürüyorlar. Tabii ki bu arada aralarında ittifak etmesi gereken güçlerin bir araya gelememesinden yararlanan mevcut hükümet ve çevresine çöreklenmiş cepleri dolu ama kafa yapısı olarak gerici odaklar ile tarikatlar da boş durmuyorlar. Adeta köpeksiz köyde değneksiz gezercesine, kendi hedeflerine uygun bir Türkiye’yi adım adım yaratıyorlar. Çünkü önlerinde en ufak bir engel bulunmuyor; bunlara kimse “dur” demiyor ki… Zira bunlara öyle darbe çağrısı filan yapmadan legal yollarla karşı çıkması gereken güç odakları paramparça, derin bir uyku içinde ve iflah olmaz bir akıl tutulmasına kapılmış haldeler. Bu ortamda da bir ülkeye şeriatta getirilir, padişahlıkta…
]ÇÖZÜM GÜÇLERİ BİRLEŞTİRMEKTE
Peki, çare ne? Çare Türkiye’nin şu andaki gidişatına karşı olan, mevcut hükümetin icraatlarından memnun olmayan tüm kesimlerin aralarındaki ufak tefek ayrılıkları bir yana bırakarak, güçlerini birleştirmesindedir. Lakin güçleri birleştirmek sözle olmaz. Ortaya somut hedefler koyabilmek gerekir. Anılan kesimlerin bilindiği kadarıyla somut bir hedefleri de yoktur. Uzun süre orduya darbe davetiyesi çıkardılar. Oradan bir karşılık bulamayınca da şimdi sadece bol bol ağlaşma seansları düzenliyorlar. O halde ilk olarak yapılacak şey şu an somut sorun ve hedefleri olan bir kesimi desteklemek, güçlerini bir süreliğine onlar lehine seferber etmek en akılcı adım olacaktır. Aleviler özelinde talepler ve sorunlar gayet somuttur. Önce bunlardan başlanmalıdır. Zaten belirttiğimiz gibi, bu tek taraflı bir yardım da değil. Kaldı ki zorunlu din derslerinin kalkması veya seçmeli hale getirilmesi ile Diyanet’in lağvedilmesinden tarafların hepsi kârlı çıkacaktır. O nedenle önce böyle somut birkaç madde üzerinde ittifak edilir. Bu taleplerin alınması için çalışılır. Sonra başka hedefler için yeni ve daha güçlü ittifakların yolu açılmış olur. Öbür türlü herkes “kendi ölüsüne ağlarsa” kimsenin başından hâlihazırda olduğu üzere kaza-bela eksik olmaz. En yakın ve basit çözüm yöntemi şimdilik budur.
Öte yandan her ne kadar Aleviler önemli bazı talepleri üzerinde somut bir uzlaşmaya varmışlarsa da, sorun Türkiye’de henüz Alevi realitesinin tam olarak tanınmamasında düğümlenmektedir. Bırakın AKP hükümetini Alevi realitesi daha CHP tarafından bile tanınmamıştır. CHP hala “lay lay lom, Alevi oyları her seçimde bedavadan sepetime kon” havasını çalmaktadır. Kaldı ki AKP beğenelim beğenmeyelim, Alevileri kendine CHP’ye göre daha fazla dert edinmektedir. Ya sistemin sahibi, laik cumhuriyetin koruyucusu ve kollayıcısı orduya ne demeli? Hemen her konuda görüş bildiren, günlük siyasete karışan askerler zorunlu din dersleri, imam-hatipler, sayıları çığ gibi artan Kuran kursları, Diyanet; Alevilerin ve laik kesimlerin Anadolu’da ve büyük kent varoşlarında gördüğü hem de devlet destekli dinci baskılar hakkında neden tek kelime söz etmezler? Yoksa laiklik sadece orduevlerine ve askeri tesislere türbanlıların girememesi midir?
]ALEVİ REALİTESİNİ TANIMANIN TAM ZAMANI
Şimdi artık Alevi realitesini tanıma zamanı gelmiştir. Ancak bu realite nasıl tanınacak? Herhalde AKP’nin denediği gibi, yeni bir Alevilik tanımı yapılarak değil! Veya bazı solcuların, demokratların ve Sünni laiklerin yaptığı gibi Aleviliğin içeriği boşaltılarak yine olmaz bu iş… Emirle, dayatmayla, Aleviliğe yeni bir don biçmeyle; bu yolun içine yeni ve farklı anlamda kişi, kavram ve kurallar sokmaya çalışmak hiç kabul edilemez! Ya nasıl olur? Nasıl ki, Kürtleri kendilerini nasıl tanımlıyorlarsa, Kürtçeyi nasıl konuşuyorlarsa belli ölçüde öyle kabul ettiniz, artık Alevileri de aynen oldukları gibi kabul edeceksiniz. “Amasız-fakatsız” Aleviler, Aleviliği nasıl anlıyor ve kavrıyorsa öyle tanıyacaksınız bu realiteyi. Hükümetin yaptığı gibi, Alevileri kendi içlerinde İslam’ın şurasında veya burasında duranlar diye ayırıp, buna göre aralarından sanal muhataplar yaratmaya kalkışmayacaksınız! Keza Aleviler, “Cemevi benim ibadethanemdir” diyorsa, siz kalkıp “Hayır, ibadethaneniz cemevi değil camidir” demeyeceksiniz.
Özetle Alevi realitesini öncelikle tanıyacak adres bellidir. Bu adres başta hükümet ve devletin Diyanet benzeri belli başlı kurumlarıdır. Bunlar Aleviler ve Alevilik gerçeğini olduğu gibi tanıdıktan sonra arkası çorap söküğü gibi gelir… Toplumun diğer katmanları bu çıplak gerçeği zaten bir ölçüde kabul etmiş ve içselleştirmiştir. Sorun bu işi resmileştirmek ve legalleştirmektedir. Bu görev de devlet bürokrasisi ve hükümete düşmektedir.
Ya Alevi realitesi tanınmazsa ne olur? Şu olur; üzerlerindeki her türlü baskı gittikçe arttığından ve katlanılamaz bir hale geldiğinden artık Aleviler sabırsızlanmaktadır. Eğer sorunları mevcut sistem içinde tatminkâr bir tarzda çözülmez ve talepleri karşılanmazsa, Aleviler ya şu an dernekleşme-federasyonlaşma şeklinde sürdürdükleri örgütlenmeyi partileşme yönünde bir siyasi zemine taşıyarak daha sert bir muhalefet yapacaklar veya özellikle Alevi gençleri arasında aşırı köşeye sıkıştırılmışlıktan kaynaklanan egemenlerin başını ağrıtacak türden hareketlenmeler baş gösterecektir.
Bu nedenle Alevilerle ilgili yapılacak “açılımlarda” çok dikkatli olunmalı ve Alevilerin bizzat kendi istek ve arzuları çok dikkatli bir şekilde dinlenerek ele alınmalıdır. Yani Alevi realitesi “yukarıdan aşağıya” değil “aşağıdan yukarıya” bir yöntemle resmen kabul ve ilan edilmelidir. Aksine bir hareket tarzı hem genel Türkiye toplumuna hem de Alevilere daha çok zaman, enerji ve kaynak israfından başka bir sonuç getirmez.
O halde hazır mısınız Alevi realitesini tanımaya?
---------- o O o ----------
— Bu Makale Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu’nun (AABK) Aylık Yayın Organı Alevilerin Sesi Dergisi’nin 125. Sayısında (Mart) Yayınlanmıştır
— Bu Makale Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu’nun (AABK) Aylık Yayın Organı Alevilerin Sesi Dergisi’nin 125. Sayısında (Mart) Yayınlanmıştır
![[Resim: 181tx4.gif]](http://img300.imageshack.us/img300/7210/181tx4.gif)