[B]1965 Yılında Füruz Köyü’nü ziyaretim esnasında Küçükçekmece, Mimar Sinan köprüsü güneyinde yolun göl tarafında bulunan Garip Dede Türbesini, Arkeolog Dr. İsmail Kaygusuz’la birlikte inceledik,
Kesme taşlarla yapılan mezar kaidesi, köprüde kullanılan taşların özelliğini taşımakta idi. Mezar taşı (şahidesi); Oniki ilimli hüseyni tipte Bektaşi tacılı, üze-rinde Osmanlıca yazılar bulunmakta idi. Bugün Zeytinburnu, Kazlı çeşme’deki Er-Yek Baba Bektaşi Tekkesi mezarlığında bulunan mezar taşlarının aynısı idi. Bugün anımsadığım kadarıyla Dr. Kaygusuz Garip Dede’nin 16. yüzyılda yaşadığını savaş nedeniyle buradan geçerken vefat ettiğini, Türbe ziyaretimizde söylemişti.
O tarihlerde Füruz Köyü’nde ve K. Çekmece’de yaşlıların söylediklerine göre ise; Padişah ordusuyla Rumeli’yi fethe giderken onun önünde yürüyen kera-met ehli Garip Dede ani hastalığıyla vefat eder ve öldüğü yerde defnedilir. Başka bir söylenceye göre ise; Osmanlılar, Küçükçekmece’yi fethettiklerinde Yeni-çerilerle birlikte gaza eyleyen Bektaşi Babası Garip Dede bu yerde şehit olur. Yeniçeriler, Garip Dede’yi buraya gömerek mezarını da türbeye dönüştürürler ve bugüne değinde ziyaretgah olarak yaşatılır...
Garip Dede türbesini onarma ve Dernek çalışmaları esnasında, uzun zaman sonra gittiğimde mezar yol çalışmalarından dolayı göle doğru nakledilmiş, mezar taşı da yok olmuş idi. Vakıflar, Müftülük, Mezarlıklar gibi devlet dairelerine kişisel tanıdıklarımla araştırmama rağmen bir netice alamadım.
Yazılı kaynaklar ve söylenceden hareketle Garip Dedenin tarihi kişiliğini ortaya koymaya çalışacağım...
Osmanlı Devleti’nin kuruluşunda ve fetihlerinde Dede, Baba, Abdal, gibi Alp erenlerinin önemli rolleri vardır. Prof. Köprülü ve Prof Ocak bu konuda ge-niş açıklamalarda bulunmaktadırlar. Garip Dede de fütuhat ehli Bektaşi Babalarından bir gazi yan-i Rum erenidir.
Bektaşi geleneğinde Şahkulu Baba’nında dahil olduğu Anadolu yakasının serhat şeyhleri olan “Kırk Erenler”in –Yörük Baba, Sancaktar Baba, Balcı Baba,
Mansur Baba, Semerci Baba, Gözcü Baba, Mâh Baba, Gül Baba, Garipçe Baba, Eren Baba, Kartal Baba, bu zatlardan bazılarının lakaplarıdır da şehit edildikleri kabul edilmektedir. Göztepe, Erenköy, Kartal gibi çevredeki bazı semt adları da bu şehitlerin lakaplarından kaynaklanmaktadır.
Garip Dede’de andığımız “ Kırk Eren”den biri olabilir. Ya da Orduy-u Hümayun’un önünde tahta kılıçla fethe giden bir alp-eren olasıdır.
Anadolu’nun bir çok yöresinde Garip, Gaip, Garipçe gibi ön adlarla anılan ya da başına “pir” eklenerek sonuna da “ dede, baba, abdal” takısı getirilerek anı-lan bir çok zat vardır.
Zikredilen bu zatlar ayrı kişilikler olsa da; Alevi tasavvufunda ki, “tenâsuh” ve “hulûl” gereği tek bir kişilik olarak kabullensek de, söylenceleri zaman ve me-kanı mevhumuna göre değerlendiriyoruz.
Çorum-Amasya bölgesinde Alevilik üzerine 1985 yılında araştırmalar ya-parken; Merzifon, Hayrettin Köyü’nde “Garip Dede adıyla bir ermişin efsanesi” nin halk arasında söylencesine rastladım. Bu söylenceyi kısaca Cem Dergisi’nde yayınladım.
Hayrettin Köyü’nde meskenlerin orta yerinde bulunan ve köylerce Garip Dede’nin mezarı olarak kabul edilen ve Bayram Altınışık’ ı n evine dayalı dört metre karelik alan; Garip Dede’nin makamıdır, yani Garip Dede’nin evidir.
80 yaşın üzerinde Hakk’a yürüyen Bayram Altınışık; köydeki evinin yanında ki bu alanın Garip Dede’nin evi olduğunu söyleyerek, “Osmanlı Padişahların-dan biri kerametlerini duyar ve Amasya’ya davet eder, ilmini ve muhabbetini beğendiği için onu yanına alarak paytaht’a götürür” demişti söyleşimizde...
II. Beyezid (1447-1512) padişah olmadan önce Amasya Valisi olarak
bulunuyordu. Padişah olunca Amasya’dan bir çok bilgini İstanbul’a götürmüştür. Bunlardan birisi de Hayrettin Köyü’nde kurucusu Aktûfi Hayrettin Hızır’dır.
Muhtemelen Piri Baba Dergahında yetişmiş, Hayrettin Köyü’nünde Dede’ lerinden olan Garip Dede’yi de Atûfi’yle birlikte II. Bayezid, İstanbul’a götürt-müştür. Çünkü, Padişah olan Bayezid, Atûfi Hayrettin Hızır’ ı saray öğretmenliğine atamıştır.
Garip Dede’nin evinin bulunduğu yeri küçük bir türbe şeklinde yaptıran köyün eski muhtarı Hakkı Yıldız da şunları söylemiştir.
“ Garip Dede 3-4 asır önce bu köyde yaşamış ermiş bir kişi olan Garip Dede köyümüz ünde rehber dedesidir. Eskilerinde anlattığına göre ise; Garip Dede, köyün mezarlığında bulunan Hasan Hayrettin Dede ile kardeş imişler. Bazıları anlattıklarına göre ise; zamanında Rumeli’ye gitmiş olan Sarı Köylü Gül Baba ile Garip Dede musahip kardeşmişler.
Hubyarlı Dedeler yıllık görgü cemi için köyümüze geldikleri zaman Garip Dede, zakirlik yaparmış, yörede tanınan büyük bir aşıkmış. Babam Mehmet Ça-vuş böyle anlatırdı, bizim ahır da temizlendikten, kilimler ve minderler serildik-ten sonra cem evi olarak düzenlenirdi.
Şimdilerde, görgü, cem, dâr, hısım kurbanı ve ikrârı kalmadı, unutulup gitti. Şimdiki gençlerin Dede, ebe bildiği yok...” Köyde 70’in üzerinde 8-10 yaşlıyla yaptığımız sohbetler böyle konuşmuştu; eski muhtar, öbürleri de tasdiklercesine başlarını hafifçe öne eğmişler idi, bazıları da eklemeler yapmışlardı.
Bahsedilen Gül Baba; Macaristan’ ı n Budapeşte kentinin Buda’daki Rözsa-domb (gültepesi)’un doğu yamacında türbesi bulunan gönüller sultanı, dostluk ve hoşgörü timsalı , Seyyid, Bektaşi Babası Gül Baba’dan başkası değildir. A. Aziz Taşan; Gül Baba’nın Merzifon’lu bir Bektaşi dervişi olduğunu yazmaktadır ki, söylenenleri doğrulamaktadır.
Gül Baba; Isparta’nın Uluğbey kasabasında türbesi ve tekkesi bulunan Veli Baba ile aynı soydan olup, 4. İmam Zeynel Abidin’in oğlu Zeyd’in torunlarından ve Battal Gazi’nin amca torunlarındandır. Gül Baba’nın yeğeni Veli Baba ile aynı dönemde yaşamıştır.
Kanımızca Uluğbey’deki Hasan Gazi Tekkesi/dergahı postnişinliğine Veli Baba SULTAN ( Ö. 1648’de 115’da Hakka yürür) getirilince, gül Baba’a Merzi-fon’un Sarı Köyü’ndeki Battal Gazi soyundan akrabaları olan dedelerin yanına gider. Merzifon bölgesinde Cem ve muhabbet sohbetlerinde, Piri Baba dergah’ ından tanıştığı ulu ozan Pir Garip Abdal (Garip Dede)’la musahip kardeşi olurlar. Tekkelerin kapatıldığı 1925 yılına kadar Piri Baba Tekkesi’nde Hayrettin Köyü’ nden Uysal ailesinden bazı fertlerin tekkeşinlik görevini deruhte ettiklerini bilmekteyiz. Muhtemelen Gül Baba ile Garip Dede; Piri Baba Tekkesinde kurban tığlayıp, ikrar verip Ayn-ı Cem’le Musahiplik Kavli’ne girip; “malı mala, canı cana” katmışlardır.
Gül Baba, Anadolu’daki büyük ocakların atası olan Zeyd’in soyundan geldiği için makam olarak “mürşidlik” titrini taşımaktadır. [/B]
ALİNTİDİR. [url=http://www.ihvanforum.org/members/21727-albumleri/][/url]
ZÖHRE ANA PİRİMİZ
YOLUNDAYIZ HEPİMİZ...
GELİN EY DOSTLARIM BİRLİK OLALIM.
İKİ CİHAN SELVERİNDEN SORALIM
SORULUR SORGULAR DARDA DURALIM
MÜRŞİDİ KAMİL'E KUL OLMADIKÇA...
( PİR ZÖHRE ANA )