You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

999 Adet Kitabın Özeti - Tam Arşivlik

999 Adet Kitabın Özeti - Tam Arşivlik

Posting Freak
999 Adet Kitabın Özeti - Tam Arşivlik
KİTABIN ADI:MEMLEKET HİKAYELERİ

KİTABIN YAZARI:REFİK HALİD KARAY
YAYIN EVİ:İNKILAP YAYINEVİ

BASIM YILI:1990
1.KİTABIN KONUSU: İnsanların Anadoludaki yaşamları dile getirilmiştir.Anadolu’nun nasıl değiştiği,çağın manzarası,psikolojisi,mantığı,iç ve dış varlığı aktarılmıştır.(Kitap 18 hikayeden oluşmaktadır ve her hikaye birbirinden bağımsız olduğundan dolayı ben bunlardan bir tanesini sunacağım.)
2.KİTABIN ÖZETİ:
YATIK EMİNE

Yatık Emine adında bir kadın vardır,bu kadın Ankara’da fahişelik yaparak hayatını kazanmaktadır. İl merkezinde ard ard arda olaylar çıkmasına sebep olduğundan dolayı ilçede oturtulmak ve başka bir yere gitmesine engel olmak için Kaymakam, jandarma bölük komutanına emir gönderir,ayrıca kasabanın genel ahlakının bozulmaması için gerekli önlemler alınmasını da istemiştir.Jandarma bölük komutanın ismi Sabridir.Sabri ilk olarak Yatık Emine’yi yanına çağırttırır ve olayların çıkmaması için kendisini uyarır .Yatık Emine ‘de “ tamam” der uzaklaşır. Yatık Emine’nin ilçede olmasından dolayı halk devamlı tedirginlik içerisindedir ve Yatık Emineyi dışlamaktadır.Yatık Emine’nin yatacak bir yeri olmaması karşısında, ilk olarak hapishanede kadınlar koğuşuna konulur,hapishanedeki kadınların çirkin tavırları ile karşılaşır ve orada dövülür,ardından hapishaneden alınır.
Hastaneye gönderilir ,orada iyi bir yaşam sürmeye başlar .Gürcü Server adında bir genç
delikanlı hastanede görevlidir ve Yatık Emine’ ye yardımcı olmaktadır;fakat hastahaneden çıkartılarak kendisine bir ev tahsis edilmesi kararı Kaymakamlığın emriyle Sabriye ulasır,
Sabri Yatık Emineye kıyıda köşede bulunan, ilçeden uzak bir yerde ev bulur;fakat evin içerisi boştur,hiç bir eşya yoktur .Yatık Emine burada sefil bir şekilde yaşamaktadır.Gürcü Server adındaki kişi Yatık Emine’ye , gizli gizli yardım etmektedir ve ona eşya tahsis etmiştir. Yatık Emine bu olaydan memnun kalmıştır ve bir süre iyi bir yaşam sürmüştür. Bir ara evi terkettiğinde eşyaları, yakındaki halk tarafından fahişenin eşyası mı olur gerekçesiyle alınır ve Yatık Emine gene sefalet içinde yaşamaktadır.Sabri Yatık Emine’ye acımaktadır ve kendi adına Yatık Emine’nin ekmek alması için fırıncı ile konuşur .Fırıncı her gün Yatık Emine ‘ye 1 ekmek vermektedir .Yatık Emine 1 ekmeğin kendisine yetmeyeceğini söyleyerek 3 ekmek alır.Fırıncı Emineyi Sabriye şikayet eder ve artık Emine fırından ekmek alamamaktadır.Günler , Emine için yaşanmaz hale gelir. (açlık,susuzluk ,soğuk)Artık Emineden haber alınamamaktadır.Jandarma bölük komutanı
Sabri bu olay için jandarma er ve çavuşu görevlendirmiştir.Jandarma er ve çavuş Yatık Emine’nin yanına gitmek için yola koyulur ve evine vardıklarında Yatık Emine’nin cesediyle karşılaşırlar.
3.KİTABIN ANA FİKRİ: İnsanlar ne durumda olurlarsa olsun yardım edilmeli ,korunmalıdır
4.KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ:
YATIK EMİNE:Ankara’da fahişelik yapmaktadır,hayatını ona göre kazanmaktadır,her söy-
leneni kabullenmektedir.
SABRİ:Rütbesi teğmen olup, işinde acemidir.Merhametli gibi görünmektedir;aslında acı-
masızdır ve Yatık Emine’nin gözlerine tutkundur.
GÜRCÜ SERVER:Hastanede görev yapmaktadır ve Yatık Emine’ye kısa bir süreliğine yardım etmiştir.
5.KİTABİN YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ:Yazar,Kirpi lakabıyla tanınır.1888 yılında Beylerbeyinde doğmuştur.Taşlamaları ve siyasal yazıları sonucu Anadolu’nun çeşitli illerine sürgüne gönderilmiştir.1. Dünya Savaşının son yılı İstanbula’a dönebilmiştir.Sabah
Gazetesi başyazarlığı yapmıştır ve 20 kadar romanı ile yaşamını sürdürmüştür.1965’te
İstanbul’da ölmüştür.
6.KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER:Kitap sürükleyici ve akıcı anlatımıyla oldukça güzeldir.

[Resim: 114ld.jpg]



Ben göremem daha uzun boyunu
Ahret derler kısaltamam yolunu
Bugün Sahı Merdan sarsın oglunu
Yetis Ya Üseyin baban gidiyo
Posting Freak
999 Adet Kitabın Özeti - Tam Arşivlik
[B]KİTABIN; [/B]

Adı :Sefiller
Yazarı :Victor HUGO

Sayfa Sayısı :1478
Boyutları :195 X 127 X 115
Yayınevi :Oda Yayınları
Basıldığı Yer :İstanbul
Basıldığı Tarih :Nisan 2000
Fiyatı 25 milyon

Konusu :Bir kürek mahkumunun on dokuz yılını harcadığı eski günlerine geri dönmemek için sürekli kaçışını ve kaçarken de çektiği sefalet, yaşadığı acılar ile 1800’lü yıllarda Fransız halkının içinde bulunduğu yoksulluk ve yaşadığı ızdıraplar.

Özeti :19 sene süren kürek mahkumiyetinden sonra şartlı olarak tahliye edilen Jean Valjean , toplumdan dışlandığını görür. Sadece Digne piskoposu kendisine iyi davranır; buna karşın zorlu acı yıllar geçiren Valjean piskoposun gümüş yemek takımlarını çalarak ona ihanet eder. Valjean polis tarafından yakalanır ve geri getirilir. Piskoposun kendisini kurtarmak için yalan söylemesi ve buna ek olarak değerli iki gümüş şamdanı da ona hediye etmesi Valjean'ı çok şaşırtır. Böylece Valjean hayatına yeni bir başlangıç yapmaya karar verir ve o gün Digne kasabasından ayrılır.

Aradan sekiz sene geçmiştir ve Valjean şartlı olarak tahliye koşuluna aykırı hareket ettiği için adını Monsieur Madeleine olarak değiştirmiş; bu süre içinde piskopostan aldığı gümüş yemek takımlarını satarak bir fabrika satın almış ve yaptığı değişikliklerle üretimi artırarak çok zengin bir şahıs olmuştur. Ayrıca yaptığı iyilikler ve yardımlarla herkesin saygı ve sevgisini kazanmış ve belediye reisi olmuştur. İşçilerinden biri olan Fantine’ in gizli olarak gayri meşru bir çocuğu vardır. Diğer işçi kadınlar bunu öğrendikleri zaman Fantine'in kovulmasını isterler. Tüm gayri meşru teklifleri Fantine tarafından reddedilen ustabaşı da onu kovar. Kızına ilaç alabilmek için çaresizlikten kıvranan Fantine madalyonunu ve saçını satar, en sonunda da kendini satmak için fahişelere katılır. Yeni işi yüzünden kendini iyiden iyiye alçalmış hisseden Fantine bir müşteriyle kavga eder ve Javert tarafından tam hapishaneye götürülmek üzereyken "Belediye Reisi" ortaya çıkar ve Fantine'in hapishane yerine hastaneye götürülmesini talep eder. Belediye reisi daha sonra devrilmiş bir arabanın altında kalmış bir adamı kurtarır. Bu, Javert'e olağanüstü bir güce sahip sahip olan ve yıllardır peşinde olduğu 24601 numaralı kürek mahkumu Jean Valjean'ı hatırlatır. Oysa kendisine Jean Valjean'ın yeniden yakalandığı bildirilmiştir. Kendisinin yerine suçsuz bir başka insanın hapse gireceğini öğrenen Valjean ise mahkemeye giderek 24601 numaralı mahkum olduğunu itiraf eder. Bu durum karşısında şaşkına dönen mahkeme salonundaki boşluktan yararlanarak oradan ayrılır, kasabaya geri döner. Hastanede ölmek üzere olan Fantine'i ziyaret edrek ona kızını bulup, bakacağına dair söz verir.Bu sırada Javert kendisini tutuklamak üzere gelir, Javert’i gören Fantine korkudan ölür, Valjean ise Javert’i atlatarak kaçar. Ancak bir süre sonra yakalanarak ömür boyu kürek mahkumluğu ile cezalandırılr. Ancak Valjean oradan da kaçmayı başarır. Fantine’in küçük kızı Cossette’ in yerini bulur. Cossette beş senedir bir han işleten Thénardier'lerle kalmaktadır. Thenardier'ler Cosette'i pis işlerini gören bir hizmetçi gibi kullanmakta, ona hakaret etmekte; diğer taraftan kendi kızları Eponine 'e aşırı düşkünlük göstermektedirler. Valjean Cossette'i karanlıkta su taşırken bulur. Thenardier'lere onu serbest bırakmaları için para öder ve Cossette'i Paris'e götürür. Fakat Javert hala Valjean'ın peşindedir.
Valjean Paris’e geldikten sonra içeri kimsenin kolay kolay giremediği rahibe yetiştiren bir yerde bahçıvanlık yapmaya başlar.Burada bulunan okul sayesinde Cossette’in öğrenim sorunu da hallolmuştur. Sekiz sene sonra buradan ayrılarak bir eve yerleşirler. Şehirde ise hükümette fakir halka ilgi gösteren tek kişi olan popüler lider Generel Lamarque'ın muhtemel ölümü nedeniyle büyük bir huzursuzluk vardır. Haşarı çocuk Gavroche generalin taraftarları arasındadır ve başkentin fahişe ve dilencileri arasından sokak çeteleriyle yaşamaktadır. Bu sokak çetelerinin birisi de Thenardier ve karısının yönetimi altındadır ve bunlar Jean Valjean ile Cosette'e pusu kurarlar. Onları, Valjean'ı tanımayan Javert kurtarır. Thenardier'lerin kızı Eponine ise için için öğrenci Marius 'a aşıktır ve Cosette'e aşık olan Marius ise onu bulmak için Eponine'den yardım ister. Eponine isteksiz de olsa bunu kabul eder.
Küçük bir kafede, idealist düşüncelere sahip bir grup öğrenci politik bir toplantı yapmakta ve General Lamarque'ın ölümü üzerine patlak vereceğinden emin oldukları ihtilalin hazırlığını yapmaktadırlar. Gavroche'un, General' in ölüm haberini getirmesi üzerine Enjolras tarafından yönlendirilen öğrenciler, oluşmaya başlayan ayaklanmaya destek vermek üzerine sokaklara dökülürler. Sadece Marius gizemli Cosette'in hayaliyle aklı başından gitmiş gibidir. Cosette de aşık olduğu Marius'tan başka bir şey düşünememektedir. Valjean kızının çok hızlı bir şekilde değiştiğini farkeder fakat ona geçmişiyle ilgili herhangi bir şey anlatmayı reddeder. Marius için duyduğu hislere rağmen Eponine, onu üzgün bir şekilde Cosette'e getirir ve kendi babasının çetesinin Valjean'ın evini soyma eylemini engeller. Evinin dışında gizli gizli dolaşan kişinin Javert olduğundan emin olan Valjean, Cosette'e ülkeden kaçmaları gerektiğini söyler. İhtilalin arifesinde öğrenciler ve onların arasına sızmayı başaran Javert, durumu kendi açılarından değerlendirirler. Cosette ve Marius tekrar biraraya gelemeyecekleri düşüncesiyle ümitsiz bir şekilde ayrılırlar; Eponine Marius'u kaybetmenin yasını tutar; Valjean ise ülkeyi terkedince kavuşacağı güven ortamını dört gözle beklemektedir. Bu arada Thenardier’ler olaşabilecek bir kaos sonucunda ellerine geçecek gayri meşru kazançların hayalini kurarlar. Öğrenciler barikat kurmaya hazırlanırlar. Marius, Gavroche ile Cosette’e bir mektup yollar. Ama mektuba Plumet caddesinde Valjean tarafından el konur. Valjean, Gavroche kendisine ne söylerse söylesin Marius'a barikatta katılmaya karar verir.
Barikat kurulur ve ordu isyancılara ya teslim ya ölüm uyarısında bulunur. Gavroche, Javert'i bir polis casusu olarak teşhir eder. Eponine barikatta vurulur ve ölür. Valjean Marius'u aramak üzere barikata gelir. Kendisine Javert'i öldürme fırsatı verilir; fakat Valjean Javert'i salıverir.
Öğrenciler bir geceliğine barikata yerleşirler ve gecenin sessizliğinde Valjean Marius'un kurtulması için dua eder. Ertesi gün azalan cephane için Gavroche birşeyler bulabilme umuduyla sağa sola koştururken vurulur. İsyancıların asi liderleri Enjolras da dahil olmak üzere hapsi öldürülür.Valjean, şuursuz halde olan Marius'la birlikte kanallara kaçar. Bu arada isyancıların cesetlerini soymakla meşgul olan Thenardier ile karşılaştıktan sonra Valjean sadece bir kez daha, o da Javert'le yüz yüze gelmek için yer üstüne çıkar. Marius'u hastaneye götürmek için Javert'e yalvarır. Javert onu bırakmaya karar verir ve Valjean'ın merhametiyle kendi yıkılmaz sandığı adalet prensiplerinin darmadağan olduğunu görür ve kendini azgın Seine nehrine atarak intihar eder. Kurtarıcısının kim olduğunu bilmeden, Marius, Cosette'in bakımı sayesinde iyileşir. Valjean, kendi geçmişiyle ilgili gerçeği Marius'a itiraf eder ve Cosette'le Marius'un birleşmesinden sonra bu evliliğin kutsallığı ve güvencesi açısından kendisinin uzağa gitmesinin daha iyi olacağı konusunda ısrar eder.
Marius ve Cosette'in düğününden sonra Thenardier'ler Marius'a şantaj yapmaya çalışırlar. Thenardier, Cosette'in babasının bir katil olduğunu söyler ve kanıt olarak da barikatların düştüğü gece kanallardaki cesetlerin brinden çaldığı yüzüğü gösterir. Bu yüzük Marius'un kendi yüzüğüdür ve Marius o gece kendisini kurtaranın Valjean olduğunu anlar. Marius ve Cosette ölmek üzere olan yaşlı adamdan kendi hayat hikayesini öğrenir. Valjean ise çok sevdiği Cossette’i son kez görmenin mutluluğla Fantine, Eponine ve barikatlarda ölen tüm ruhlarla buluşmak için ebedi yolculuğuna çıkmak üzere hayata gözlerini yumarak bu dünyadan ayrılır.

Anafikri :Yaşamımızda meydana gelen bir olay bütün yaşamımızı değiştirebilir ve o andan itibaren bizi çok farklı bir insan yapabilir.
Ömür boyu kaçacağını bilsen de özgür yaşamak için herşeye değer.

[B]KARAKTERLER HAKKINDA BİLGİ: [/B]

JEAN VALJEAN: Ekmek çaldığı için beş yıl küreğe mahkum edilen ve kaçma girişimleri sonucu yakalanarak cezası uzatılan ve 19 yıl sonra şartlı olarak salıverilen ve toplumda herkes tarafından dışlanankötü biri. Ancak piskoposla olan ilişkisinden sonra değişen ve herkese iyilik yapan, yardım eden çevresindeki herkesin sevgi ve saygısını kazanan biri.
JAVERT: Kanun ve kurallara sıkı sıkıya bağlı geçmişi başarılarla dolu bir polis müfettişi ve katı ruhlu bir kişi.
COSSETTE: Beş yaşına kadar Thanardier’lerin yanında onlara bir hizmetçi gibi yardım ederek, beş yaşından sonra ise Valjean’ın yanında sürekli kaçarak ve onun çektiği acılara ortak olarak yaşayan; ancak Valjean’ı çok seven bir kız.
FANTİNE: Valjean’ın fabrikasında çalışan ve kızı için her türlü fedakarlığa katlanan bir kadın.
MARİUS: Dedesinin yanından ayrıldığı için sefalet içinde yaşayan ve Cossette’e aşık bir öğrenci.
EPONİNE:Thanardier’lerin, Marius’a aşık olan kızı.
GAVROCHE: Paris sokaklarında çetelerin ve fahişelerin arasında yaşayan bir sokak çocuğu.
THANARDİER AİLESİ: Fantine’in Cossette’i emanet ettiği, han işleten ve para için her şeyi yapabilecek bir aile.

[B]KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER[/B]:

Romanda farklı bir çok konuya değinilmesine rağmen konular arasındaki bağlantı çok iyi kurularak konular arasında kopukluklar olması önlenmiş, okuyucunun aklında soru işareti kalmayacak şekilde bütün olaylar açıklığa kavuşturulmuş. Fransız halkının 1800’lü yıllardaki durumu çok iyi aktarılmış.

[B]YAZAR HAKKINDA BİLGİ: [/B]

HAYATI:
26 Şubat 1802’de doğdu. Çocukluğunda özellikle latin edebiyatı üzerine sağlam bir öğrenim gördü.1822’de evlendi. 1830’da Romantizmin en güçlü beyni olarak nitelendi. 1841’de Academie Français’e seçildi.1845’te Soylular Meclisi’ne aday gösterildi. 1851-1870 yılları arasında sürgün hayatı yaşadı. Yapıtlarının büyük bölümünü ve en özgün olanlarını 20 yıla yakın süren bu sürgün dönemde verdi.1885’te öldü. Derin kavrayışa ve öngörülerine yer verdiği şiir ve düz yazılarıyla popüler Fransız edebiyatının babası ve Fransa’nın ulusal şairi durumuna gelmiştir.
ÜSLUBU:
Çok zengin bir düşünce yapısı ve sıcak anlatımı ile okuyucuyu çok çabuk etkileyen ve sıradan sevinç ve acıların gücünü basit bir dille çok iyi anlatan, çok geniş düşünebilen yaratıcı bir üslubu var.Romandaki olaylar arsındaki ilişkiyi çok iyi kurmuş ve karakterlerin bütün özelliklerini okuyucuya çok iyi yansıtmıştır.
ESERLERİ:
ROMAN: Sefiller, Cromwell, İzlanda Hanı, Notre Dame’ın Kamburu, İdam Mahkumunun Son Günü, Bug-Jurgal, Deniz İşçileri, Gülen Adam.
ŞİİR: Düşünceler, Azaplar, Küçük Destanlar, Yüzyılların Efsanesi, Yeni Odlar, Odlar Baladlar, Doğulular, Sokak ve Orman Şarkıları, Büyük Babab Olma Sanatı, Usun Dört Rüzgarı, Bütün Lir, Uğursuz Yıllar, Sonbahar Yaprakları, Şafak Türküleri, Gönülden Sesler, Işınlar ve Gölgeler.
MANZUM OYUN: Kral Eğleniyor, Ruy Blas, Derebeyler.
DÜZYAZI OYUN: Amy Robsart, Lucrece Borgia, Mary Tudor, Padova Tiranı Angelo, Özgürlükte Tiyatro.
ELEŞTİRİ YAZISI: Karışışk Edebiyat Felsefe, William Shakespeare.
SİYASAL YAZI: Küçük Napolyon, Bir Suç Öyküsü, Eylemler ve Sözler, Sürgünden Önce, Sürgün Boyunca, Sürgünden Bu Yana
[Resim: 114ld.jpg]



Ben göremem daha uzun boyunu
Ahret derler kısaltamam yolunu
Bugün Sahı Merdan sarsın oglunu
Yetis Ya Üseyin baban gidiyo
Posting Freak
999 Adet Kitabın Özeti - Tam Arşivlik
KİTABIN ADI :SARAY VE ÖTESİ
KİTABIN YAZARI :HALİT ZİYA UŞAKLIGİL
YAYIN EVİ :İNKILAP VE AKA
BASIM YILI :GÜL MATBAASI-İSTANBUL-1981


1.KİTABIN KONUSU

Abdülhamit’in tahttan indirilmesiyle yerine geçen Reşad Efendi’nin (Beşinci Sultan Mehmet) döneminde saraya mabeyn başkatipliğine alınan Halit Ziya Uşaklıgil’in (Yazarın) sarayda ki memuriyet hayatı ve memuriyet hayatından sonraki yaşamı anlatılmaktadır.Yazar sarayda geçirdiği dört yıl boyunca Osmanlı Devleti’ nin bulunduğu durumdan bahsetmektedir.

2.KİTABIN ÖZETİ

Yazar, Reşad Efendi’nin (Beşinci Sultan Mehmet) tahtta geçmesi ile mabeyn başkatipliği görevine getirilir.Böylece saraydaki memuriyet hayatı başlar. Yazar saraya ilk geldiği zaman koskoca imparatorlukta görev yapmanın heyecanı vardır. Aklında bir takım sorular vardır.(Padişahın nasıl bir adam olduğu?,Ortamın nasıl olduğu?…Wink Yazar saraya geldiği zaman büyük bir samimiyet ile karşılanır. Bundan hoşnut olur. Saraya geldikten hemen sonra Hünkar’ın huzuruna çıkar.Onunla görüşür.Görevini öğrenir.Hünkar yazara işinin ne derece önemli olduğunu hatırlatır.
Yazar saraya geldiği günlerde büyük bir şaşkınlıga uğrar. Gördüğü durum hiç de iç açıcı değildir.Devlet hakkında pek olumlu düşünmez. Örneğin saray içinde yapılan yemeklerin sarayın çok daha öte taraflarına bile gittiği,oradaki halkı bile doyurduğu,israfın hat düzeye geldiğini görür. Devletin çöküş durumunda olmasının sebeplerini teker teker anlamaya başlar.
Yazar bu arada adı sık sık veliahd için geçen Yusuf İzzüddin Efendi ve Vahidüddin Efendi’nin birbirlerine üstünlük kurma çalışmalarına tanık olur. Yazar sarayda yavaş yavaş faaliyetlere başlar. Verilen görevleri arkadaşı Lütfi Bey’le beraber yaparlar.Lütfi Bey yazarın en samimi arkadaşlarından birisidir. Yemek odalarının yapımı, misafirlerin ağırlanması, yatak odalarının tamiri v.b. işlere hemen başlarlar. Hatta işlerin aksamaması için nöbet sistemi kurulur.
Yazar sarayda ki olan olayları,başından geçen olayları anlatır.Bunlar sırayla şöyledir;istifa olayları, sultanların evlilikleri, damatlara verilen adlar(damad-ı şehriyari), alayların geçişleri, selamlıklar, hünkarın cuma günleri halkla selamlaşması, yabancı ülkeden Osmanlı Devletine ziyarete gelenlerin nasıl tavır takındıklar, ramazan aylarının özelliklerini (ülkede yaşayan kadın erkek herkes oruç tutar,namazlarını geçiktirmezler, ramazanda yardımlaşma çoktur), bayramın özelliklerini, Topkapı’daki merasim törenlerini, Abdulhamit’e halkın isyanını, Reşad Efendi ile Abdulhamit’in karşılaştırılmasını, askeri gösterileri, yazarın saraydaki görevi süresinde yaptığı gezileri, Trablusgarp savaşı,1.nci Dünya savaşına katılım aşamasını…
Yazar ve iş arkadaşı Lütfi Bey sadrazamın değişmesi(Ahmet Muhtar Paşa’nın sadrazam olmasıyla) yüzünden istifa ederek görevden ayrılırlar.Böylece yazarın dört yıllık saray hayatı biter. Yazar bundan sonra yurt dışına geziler yapar. Hünkar tarafından yurtdışına yollanır. Hünkar yazara maddi ve manevi destek sağlar. Yazar yurtdışında bazı kurslara katılır ve kendi edebi hayatını sürdürür.
Yazar bu kitabında ilgisini çok çeken birkaç olaydan da bahsetmektedir.Bunlardan birisi Frasa’dan gelen ziyaretçilerden bazılarının Osmanlı Devleti alehinde konuşmaları,Osmanlı Devleti’ni küçümsemeleri.Enver Paşa’nın Sarıkamış dramını anlatmaktadır.Trablusgarp Savaşı ve Atatürk’den bahsetmektedir.



3. KİTABIN ANA FİKRİ

İnsanlara verilen görevler yüksek derecede olabilir. Her ne olursa olsun kişiliğimizi kaybetmeden verilen vazifeyi yerine en iyi şekilde yerine getirmeliyiz. İnsanları çalışkanlıklarından dolayı takdir etmeliyiz. Görev ile siyaseti birbirine karıştırmamalıyız. İnsanları sevmeli ve onlarla iyi ilişkiler kurmalıyız. Kendi statümüze uygun olarak davranmalıyız. Kırıcı olmamalıyız.

4. KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRMESİ

Yazar(Halit Ziya Uşaklıgil): Reşad Efendi’ nin (Beşinci Sultan Mehmet) tahtta geçmesiyle saraya gelir ve mabeyn başkatibi olur. Saraydaki görevlilerle iyi geçinir. Çalışkandır. Hünkar (Sultan) ile iyi ilişkiler kurar. Çevresi tarafından sevilen bir kişidir. Dört yıl bu görevi sürdürmüştür. Sarayda geçirdiği yaşamını etkili ve açık bir şekilde anlatmıştır.

Reşad Efendi(Beşinci Sultan Mehmet): Abdülhamitten sonra tahtta geçmiştir. Hükümdardır, kimseye karşı zararı dokunmayan ,çevresi tarafından Abdülhmite göre daha çok sevilen birisidir. Osmanlı Devletinin çöküş döneminde padişah olduğu için bir takım sıkıntılar geçirmiştir.

Lütfi Bey: Yazarın yanında beraber çalışmaktadır. İş arkadaşıdır. Yazarın söylediğine göre güvenilir, doğru, dürüst, ahlaklı ve namuslu bir kişidir. Yazarın samimi arkadaşıdır. Nitekim onunla beraber görevinden istifa etmiştir.

Vahidüddin: Yusuf İzzeddin’ in Veliahd yarışında rakibidir. Doru sözlü, yakışıklı ve dürüst birisidir. Sonunda veliahd olmuştur.

Yusuf İzzeddin: Vahidüddin’ in veliahd yarışında rakibidir. Kıskanç , kibirli, samimiyetsizdir. Veliahd olmak için entrika yaratmasına rağmen başarılı olamamıştır.

Ayrıca kitapta geçen bazı şahıslar şunlardır;Vahdeddin, Ahmet Muhtar Paşa,Tevfik Bey, Enver ,Sabit Bey ve Ahmet Rıza



5. KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞ

Kitap Osmanlı Devlatinin son yıllarına doğru çöküş dönemini (1908 - 1913) anlatan bir tarihi yapıttır. Osmanlı sarayı içinde olup bitenleri öğrenmek, gerçeklerle yüz yüze kalmak, koca imparatorluğun nasıl bir şekilde çöktüğünü, yıkıldığını anlamak için ufak bir kanıt özelliği taşır. Kendi tarihimizi bilmek ve öğrenmek açısından önemli bir eserdir.
Dilinin biraz ağır oluşu okumayı biraz engellesede fazla anlaşılmayan sözcükler bulunmamaktadır. Saray hayatı çok ince bir ayrıntıyla anlatılmıştır.Bu kitapta Osmanlı Devleti dışında diğer yabancı devletler hakkında da bilgi elde etmek mümkündür.Yazar bu kitabı edebiyatçıdan ziyade tarihçi gibi değerlendirmiştir.


6. YAZAR HAKKINDA BİLGİ

Halid Ziya , Hacı Halil Efendi’nin üçüncü çocuğu olarak 1866’da İstanbul‘da doğdu.1873-1878 yılları arasında askeri rüştiyeye devam etti. Babasının işleri kötü gitmeye başlayınca Halit Ziya annnesiyle birlikte İzmir’e dedesinin yanına gönderildi. Öğrenimini İzmir Rüştiyesi‘nde sürdürdü. Bu arada babasının işlerini düzene koyup İzmir’ e gelişi ve yeni bir ticaret evi açışıyla sığıntı olma düşüncesinide zihninden atan Halid Ziya, ikinci bir okula hazırlık için Frenk Mahallesi’ nin Alioti bölümündeki Auguste de Jaba adlı avukatın emrine verildi.
Halid Ziya, babasının katibi olarak işe başladığı, bu iş edebiyat merakıyla pek bağdaşmadığından yeni iş tavsiyelerini dikkate aldı, ancak İstanbul’ da hariciyeci olmak için yaptığı başvuru sonuçsuz kaldı. İzmir‘e dönüşünde Rüşdiye öğretmenliğine başladı ve akabinde Osmanlı Bankası’ na girdi.
Servet – I Fünun’a katılarak edebi faaliyetlerini yoğunlaştırdı. Meşrutiyet’ten sonra bir Darülfünun Edebiyat Fakültesi’nde Batı Edebiyatı okuttu, sonra Mabeyn Başkatibi oldu (1909). Bu görevinden sonra memuriyete dönmeyen Halid Ziya edebiyata yöneldi. 23 Mayıs 1945 tarihinde İstanbull’ da öldü.





ESERLERİ:
Romanları :Nemide, Bir Ölünün Defteri, Ferdi ve Şürekası, Mai ve Siyah, Aşk-I Memnu, Kırık Ayaklar
Hikayeleri :Bir Muhtıranın Son Yaprakları,Bir İzdivacın Tarih-I Muaşakası, Solgun Demet, Hepsinden Acı, Aşka Dair, İhtiyar Dost, Kadın Pençesi, Heyhat, İzmir Hikayesi, Bu muydu?Bir Yazın Tarihi
Hatıraları :Kırk Yıl, Saray ve Ötesi, Bir Acı Hikaye
Deneme :Sanata Dair
[Resim: 114ld.jpg]



Ben göremem daha uzun boyunu
Ahret derler kısaltamam yolunu
Bugün Sahı Merdan sarsın oglunu
Yetis Ya Üseyin baban gidiyo
Posting Freak
999 Adet Kitabın Özeti - Tam Arşivlik
KİTABIN ADI :YABAN
KİTABIN YAZARI :Y.KADRİ KARAOSMANOĞLU(1889-1974)
YAYIN EVİ :BİRİKİM YAYIN EVİ
BASIM YILI :1981


1.KİTABIN KONUSU

Harpte sağ kolunu yitirerek arkadaşı Mehmet Ali’nin köyüne gelen yazarın,köydeki yaşamı anlatılmaktadır. Kitap genel olarak kurtuluş şavaşı yıllarını ele almaktadır.

2.KİTABIN ÖZETİ

Sakarya muharabesinden sonra düşman orduları Haymana,Sivrihisar çevresini yer yer taş yığınlarıyla örtülü ıssız ve engin bir nirane halinde bırakmıştır. O felaketlerden sonra arta kalan halkın sadece taş yığınları arasında ilk insanlardan farkı yoktur. Garp Cephesi Komutanlığı’nın gönderdiği ‘Tekrik-I Mezalim Heyeti’ o viranelerde taşlar altında kömürleşmiş insan cesetlerini araştırıken kenarda yanmış bir defter bulur. Bunu köy hlkına sordukları zaman hiç kimse onu tanımadığını söyler ve sizin gibi YABAN’ın biriydi derler.

Ahmet Celal (yazar),Kurtuluş Savaşı başladığı zaman orduda bir süre görev yapar. Savaşlarda sağ kolunu kaybeder. Bunun üzerine arkadaşı olan Mehmet Ali ınu köyüne götürür. Köy Orta Anadolu’da küçük bir köydür. Halk cahildir. Köye gittiği zaman kafasında tasarladığı köy yaşamını bulur. Yazar köydeki insanların sağ kolunun olmadığını anlamalarını istemez. Bu yüzden hep kaçar. Ama bunu fazla saklayamaz ve bir süre sonra köy halkı bunu öğrenir. Mehmet Ali’nin annesi Zeynep Kadın’dır. Zeynep Kadın yaşlı ve hayat tecrübesi olan bir kadındır. Yazarın köyde en sevdiği kişilerden biri Bekir Çavuş’tur. Buna karşın köyün ağası Salih Ağa’yı hiç sevmez. Mehmet Ali evlidir ve bir kardeşi vardır. Adı İsmail’dir.

Yazar köydeki ilk zamanlarında biraz gariplik çeker. Bundan dolayı köy halkı yazara YABAN diye hitap eder. Köye epeyce alışır. Yazar harpten geldiği için harpte olup bitenleri bazen gazete alarak bazen de halka sorarak öğrenir.I. ve II. İnönü Zaferleri’ne çok sevinir. Ama aynı sevinci halkta göremediği zaman onlara öfkelenir.Porsuk Çayı köye yakındır. Yazar Porsuk Çayı’na sık sık gider ver orada kafasını dinler.Köylülerin kendisine karşı tutumlarını değerlenidrerek sık sık kendine ben yaban değilim der,bunu ispatlamaya çalışır. Bir defasında Porsuk Çayı etrafında dolaşırken bir kız görür. Bunu kovalar fakat kızı yakalayamaz, kaybeder. Birgün yine dolaşırken kızla konuşmayı başarır. Sadece adını ve nerede yaşadığını öğrenir. Sadece adını ve nerede yaşadığını öğrenir. Adı Emine’dir.

Köye bazen şeyhler gelir. Köy halkı cahil olduğu için bu şeyhlerin söylediklerine inanırlar. Yazar bu şeyhlerin söylediklerini öğrenince köy halkına çok kızar. Cahilllikle suçlar.
Birgün muhtar ve jandarmalar Mehmet Ali’nin evine gelir. Mehmet Ali’nin askere alınması gerektiğini söylerler. Ve Mehmet Ali’yi askere alırlar. Yazar köyde yalnız kalmıştır. Annesi Zeynep Kadın ne kadar çocuğunu vermek istemese de oğlu askere gider. Yazar bu olaydan bir süre sonra Mehmet Ali’nin evinde kalmayı doğru bulmaz ve bir ev kiralamak ister. Bunu Bekir Çavuş’a söyler. Bekir Çavuş yazara kendisine verebileceği küçük bir evi olduğunu söyler. Bir süre sonra yazar bu eve taşınır.Köyde yaşamını bu evde geçirir. Ev dağ sırtında köyü baştan aşağı görebilecek bir yerdedir. Bu eve Gariban İsmail’le beraber kalırlar ve İsmail ev işlerinde yardımcı olur. Bu arada yazar Emine’yle bir iki defa konuşur. Emine’ye kendisini çok sevdiğini söyler. Emine bunun üzerine halasından istenmesi gerektiğini yazara söyler. Fakat yazar bu cesareti bulamaz. Bu arada Mehmet Ali’in kardeşi İsmail Emine’yle evlenir. Yazar bu durumdan hoşnut değildir.İsmail’in Emine’ye uygun olmadığını düşünür. Bunu Bekir Çavuş’a söyler. Bekir Çavuş hanımına söyler. Fakat Emine’nin halası yazarın bir yabancı olduğu için tekifi reddeder. Yazar yaşamını daha kolay sürdürmek için eve bir hizmetçi alır. Adı Emeti Hanım’dır. Emeti Hanım’ın tek bir torunu vardır,adı Hasan’dır. Yazar sonradan Hasan’la çok iyi dost olur. Emeti Hanım yazarın tüm ev işlerinde yardımcı olur.
Yazar uzun bir süre harpten haber gelmeyince endişelenir. Durumun vahim olduğunu düşünür. Düşman uçaklarının köyden geçerken kağıt atmalarının hiç te iç açıcı olmadığını düşünür.
Etraftaki top sesleri epeyce köye yaklaşmıştır. Savaş tedirginliği vardır. Birgün düşman askerlei gelip köyü basar. Kimse sokağa çıkamaz. Yazarın evine gelen düşmanlar evi didik didik arayıp herşeyi dağıtırlar. Yazarın Fransızca kitaplarına bakarlar. İki silahını da alırlar. Birkaç gün daha köyde kalan düşmanlar parayla yiyecek aldıktan sonra giderler. Bİr müddet köyde sessizlik olur. Halk bu olayı unutmaya çalışırken tekrar düşman askerleri gelir.Bu düşman askerleri yenilip kaçan askerlerdir. Amaçları köyü yağmalamaktır. Emeti Kadın’ın torunu Hasan’ı da öldürürler. Yazarın evi dahil tüm evleri yakarlar. Bu arada yazar ile Emine arasında büyük bir yakınlaşma olur. Hatta beraber kaçmayı planlarlar. Akşam olunca köyden kaçarken ikisi de düşman askerlerinin kurşunlarına maruz kalırlar,fakat ölmezler. Yazar köyde geçirmiş olduğu iki üç yıl içinde yazmış olduğu defteri Emine’ye vererek oralardan uzaklaşır ve bir daha kimse yazarı görmez.

3.KİTABIN ANA FİKRİ

İnsanların bilgili olmaları, bazı konularda kendini geliştirmiş olmaları her yönden genel kültür ve birikime sahibi olmaları gerekir. Vatan sevgisi çok önemlidir. Gerekirse vatan için herşey feda edilmelidir.






4.KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ:

1.Derece:

YAZAR:İyi niyetli,devletini çok seven,yardımsever,insanlara doğru yolu gösteren birisidir. 30 35 yaşlarındadır. Sağ kolunu savaşta yitirmiştir. Zabittir.

2.Derece:

EMİNE:İçine kapanık dürüst bir kızdır. Halasının yanında kaldığı için her istediğini yapamaz. Babası harptetir. 17-18 yaşlarında genç ve güzel bir kızdır.ismail’le istemeyerek evlenmiştir. Sonunda onu terk eder.

3.Derece:

SALİH AĞA:Köyün ileri gelenlerindendir. Sözü sayılır. nsanlara yardım etmeyi sever. Yazara bir takım iyilikler yapmıştır.
MEHMET ALİ:Yazarın köye gelmesini sağlar. Arkadaş sevgisi vardır. Harp için tekrar orduya alınmıştır.
ZEYNEP KADIN:Mehmet Ali’nin anasıdır. Yaşlı bir kadındır. Evin ve tarlanın bütün işlerini kendisi yapar. Düşmana karşı baş kaldıran tek kadındır.
EMETİ KADIN:Yazarın ev işlerine yardımcı olur. Yaşlı,cana yakın bir kadındır.
HASAN:Küçük bir çobandır. Anne ve babası yoktur. Kendi halinde birisidir. Yazarın iyi bir dostudur.
BEKİR ÇAVUŞ:Köyün ağasıdır. İnsanlarla iletişimi zayıftır.Yazarla pek iyi anlaşamazlar.Yaşlıdır.

5.KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞ:

Kitap Kurtuluş Yılları’nı anlatmaktadır. Dil ağır değildir. Okuduğunuz takdirde o yılları tekrar yaşamış gibi hissedeceksiniz. Vatanseverliğe örnek olacak bir kitaptır. Özellikle asker olacak kişilerin okuması şarttır. Toplusal olaylar çok olduğundan ilgi çekicidir.

6.YAZAR HAKKINDA BİLGİ:

Y.Kadri KARAOSMANOĞLU(1889-1974):
Yazar ve siyaset adamı olan Y.Kadri KARAOSMANOĞLU Kahire’de doğdu. Manisa ve İzmir Lisesi’nde, İskenderiye’de Fransızca öğrenim yapan okullarda okudu. 1908’de II. Meşrutiyet’in ilanından kısa bir süre önce İstanbul’a gitti. Sanat için sanat anlayışını savunan Fecr-I Ati topluluğuna bu doğrultuda öyküler yazdı. Daha sonra Milli Edebiyat Akımı’nı benimsediği toplumsal sorunlara yöneldi. İkdam,Dergâh…gibi gazete ve dergilerdeki yazılarıyla Kurtuluş Savaşı’nı destekledi.
1932’de Atatürk İlkeleri’ni benimsetmek ve yorumalamak amacıyla çıkarılan Kadro Dergisi’nin kurucu ve yazarları arasında yer aldı.





ESERLERİ:

Bir Serencam(1913),Rahmet(1923),Milli Savaş Hikayeleri(1947),Anamın Kitabı(1957),Politikada 45 Yıl(1968).

*Yaban 1950’den sonra gelişen bir romandır.

[Resim: 114ld.jpg]



Ben göremem daha uzun boyunu
Ahret derler kısaltamam yolunu
Bugün Sahı Merdan sarsın oglunu
Yetis Ya Üseyin baban gidiyo
Posting Freak
999 Adet Kitabın Özeti - Tam Arşivlik
KİTABIN ADI
ARMAĞAN
KİTABIN YAZARI
DANIELLE STEEL
BASIM YILI
1994
BASIM YERİ
İNKILAP KİTAPEVİ



1.KİTABIN KONUSU :

Kitabın konusunu bir kızın ergenlik çağındakisorunları oluşturmaktadır. Kızın ailesinin çok katı kuralları olması dolayısıyla çevresiyle olan ilişkilerinin boyutlarını ele almıştır.

2.KİTABIN ÖZETİ :

Kış mevsiminde, Whitteaker ailesi noele çok büyük bir heyecanla hazırlanmaktadır. Ailenin reisi olan john’un babasında kalma, kendisininin yürüttüğü bir işi vardır. Ailenin hanımı olan Liz iyi öğrenim görmüş olan biridir. Çocukları dünyaya geldikten sonra işini bırakmış ve kendini tamamen onların yetişmesine adamıştır. Tommy ailenin büyük çocuğudur. Kendisi okulda ve uğraştığı spor dallarında çok başarılıdır. Küçük çocukları, Annie ise çok yaramaz ve bir o kadar da sevimli bir kız çocuğudur. Onun doğumundan sonra aile dahada birbirine bağlanmış ve mutlulukları bir kat daha artmıştır. Noel hazırlıkları son hızla devam ederken evde büyük bir heyecan hüküm sürmektedir.

Sonunda noel gelir. Hep birlikte mutlu bir noel geçirirler. Noelden bir kaç gün sonra Annie hastalanır ve yatağa düşer. Liz akşam doktoru çağırır. Doktor akşam eve gelir ve Annie’in hastalığının soğuk algınlıgı olduğunu söyler. O akşam Liz’in gözüne uyku girmez. Sabah kalktığında Annie’nin ateşi dahada artmış ve sık sık nefes almaya başlamıştır. Hemen hastaneye giderler; ama artık çok geçtir. Annie ölmüştür. Bütün aile birbirini sorumsuzlukla suçlamaktadır. John artık işinden geç vakitte dönmeye; Tommy okulu asmaya ve Liz’de hiçbirşeyle ilgilenmemeye başlar. Evde kimse birbiriyle konuşmamaktadır. Tommy’nin dersleri düşmüştür, öğretmenleri ondan şikayetçi olmamasına rağmen halinden pekde memnun değillerdir. Tommy daha 16 yaşındadır.

Maribeth’de 16 yaşında bir kızdır. Babasının baskısıyla bazı şeylerden yoksun bırakılmıştır. Maribeth’in babası, Bert çok huysuz ve inatçı, eski kafalı biridir. Ailede herkesin öyle olmasını istemektedir. Annesi, Margaret kendi halinde ne denilirse yapan biridir. Abisi, Ryan ise tıpatıp babasına benzemektedir. Maribeth bir gün bir partiye gider ve babası ona partide nasıl davranması gerektiğini neler yapıp yapmaması gerektiğini söyler. Akşam erkek arkadaşı onu almaya gelir ve partiye giderler. Erkek arkadaşı onunla partide ilgilenmez ve hemen içkiye koyulur. Kısa süredede sarhoş olur. Maribeth biraz hava almak için dışarı çıkar ve orada okulun en yakışıklı çocugu olan Paul’u görür. Konuşmaya başlarlar. Paul, Maribeth’e isterse onu gezdirebileceğini söyler. Beraber bir yere gidip dans ederler ve arabayla gezme turuna çıkarlar. Paul arabayı ıssız bir yerde durdurur. Maribeth’e içki teklif eder. Maribeth dansın ve içkinin tesiriyle biraz bilincini yitirir ve cinsel ilişkiye girer. Maribeth artık kız değildir.

Daha sonra Paul onu bırakır. Maribeth artık evde oturup doğum vaktinin gelmesini bekler. Maribeth’in babası Bert, olayı öğrenince yapmadığını bırakmaz. Kızını gözlerden uzak bir doğum yapması, doğan çocuğun başkasına verilmesi için şehir dışında bir kiliseye gönderir. Maribeth kilisede kendi gibi doğum yapmak için gelen kadınları görür. Onların doğumda ve doğumdan sonra yaşadıklarını öğrenir ve dehşete kapılır. Hemen oradan çıkar. Bir otobüse binip daha uzaklara gitmek ister; ama elindeki parası onu ancak kiliseden dört beş kasaba uzaktaki bir yere kadar gidebilmesine imkan verir.

Maribeth bu kasabada inerek iş arar. Daha sonra bir lokantada iş bulur ve çalışmaya başlar. Çalışmalarına yoğun bir tempoda devam eden Maribeth kısa zamanda lokantadaki herkes tarafından sevilmeye başlar. Kocasının bir savaşta öldüğünü ve ondan hamile olduğu, yalanını herkese söyler. Lokantada çalışan diğer işçiler ve lokantanın sahibi ona inanır. Lokantaya her zaman aynı vakitte gelen bir gençle tanışır. Kısa zamanda arkadaş olurlar.

Lokantaya gelen genç Tommy’dir. Evde annesinin onunla ilgilenmemesinden ve yemekleri zamandında, bazı zamanlar hiç yapmadığından dolayı her zaman bu lokantaya gelir. Yemekleri burada yer. Lokantada kimsenin onun hakkında en ufak bir bilgisi bile yoktur. Maribeth’la arkadaşlıklarını ilerleten Tommy ona başından geçenleri ve neden bu kadar üzgün olduğunu anlatır. Maribeth ise ona başından geçenleri, hamile olduğunu bir türlü anlatamaz. Maribeth’in karnı giderek büyümeye başlar ve artık gizleyemez duruma gelir. Bunu farkeden Tommy ona bu olayın neden ve nasıl olduğunu sorar. Maribeth olayları başından ve tüm çıplaklığıyla anlatır. Tommy’nin arkadaşlığı kısa sürede bir aşka dönüşmeye başlar. Maribeth’e aşık olur.

Doğum zamanı gelmiştir. Kasabada bu iki genç doktor aramaya başlar. Tommy aile doktorlarına gitmeye karar verir. Bu nedenle annesinden doktorun telefon numarasını alır. Daha sonra doktordan randevu ister. Doktor onlara bu doğacak olan çocuğun kimin olduğunu sorar. Tommy hiç çekinmeden ‘ikimizin’ yanıtını verir. Doktor, Tommy’i bir yerden tanıyordur; ama çıkarmakta güçlük çekmektedir.

Tommy’nin doktora uğramasından bir kaç gün sonra Liz’de doktora yıllık muayenesini yaptırmak için gelir. Doktor ona oğlunun adını sorar. Daha sonra oğlunun buraya bir kızla geldiğini söyler ve onun ne zaman evlendiğini sorar. Liz bu sorunun cevabını vermekte güçlük çeker; ama oğlunun evli olmadığını söyler. Doktor, Liz’e gelen kızın hamile olduğunuda söyler. Liz hemen eve giderek Tommy’nin ne haltlar karıştırdığını öğrenmek ister. Tommy’i bularak ondan neler olduğunu anlatmasını ister. Tommy’de anlatır. Liz bunun çok yanlış bir davranış olduğunu; hemen bu oyundan vazgeçmesi gerektiğini Tommy’e söyler. Fakat Tommy kararını vermiştir birkere. Bu yolda sonuna kadar Maribeth’in yanında olduğunu; Maribeth’in öyle sanıldığı kadar kötü bir kız olmadığını; aksine çok iyi ve marifetli bir kız olduğunu annesine söyler. Liz bu konuyu babasına açmaya karar verir. Akşam olunca, john eve gelir. Liz, john’a herşeyi anlatır. Babası, Tommy’yi yanına çağırır. Tommy’den bu işten hemen vazgeçmesini ister; ama yine olumsuz bir yanıt alır. Babasınada, annesine söylediği gibi Maribeth’den bahseder. Tommy’nin Maribeth hakkında söylediklerinden ikiside çok etkilenir ve onunla tanışmak, onu tanımak isterler. Babası, Liz’inde onayını alarak onu eve davet etmesini söyler. Maribeth eve gelir ve koyu bir sohbet başlar. John ve Liz, Tommy’nin haklı olduğunu; hatta maribeth’in dahada iyi biri olduğunu anlarlar. Ona kısa zamanda alışırlar. Maribeth’in hafiften doğum sancıları başlamıştır. Bunu farkeden Liz ona nerede kaldığını sorar ve ‘istersen bizim evde kalabilirsin’ der. Maribeth önce itiraz edecek gibi olur; ama Tommy’ninde ısrarlarıyla bu teklifi kabul eder.

Aynı zamanda öğretmen olan Liz, Maribeth’in öğrenimine devam etmesini ister. Ona kitaplar getirerek dışarıdan sınavlara girmesini sağlar. Sınavlarda başarılı olan Maribeth bir üniversiteye gitmeye hak kazanır. Maribeth’in doğumuna az kalmıştır. Anne ve baba, Tommy’nin Maribeth’e olan sevgisinin farkına varmakta fazla gecikmezler.

Maribeth doğumdan sonra bebeğin başkasına verilmesi gerektiğini; aksi takdirde eve gitmesinin imkansız olduğunu söyler. Liz ve john onu evlatlık olarak alabileceklerle bağlantı kurmaya başlarlar. Maribeth’in kafasında bebeği Liz ve John’a vermek gibi bir düşünce vardır. Liz’e düşündüklerini söyler. Liz çok şaşırmış; ve bir o kadarda heyecanlanmıştır. Bu konuyu John’la konuşması gerektiğini söyler ve konuşur. John, Liz’e eğer sende istersen neden olmasın der. Maribeth’in onlara sunduğu bu güzel armağanı kabul ederler. Sonunda Maribeth bir kız çocuk dünyaya getirir. Bu çocuk aynı Annie’ye benzediğinden Liz, John ve Tommy hayretler içinde kalırlar. Aynı zamanda çok sevinirler. Bu bebek onlar için, Tanrı tarafından gönderilmiş bir armağandır. Maribeth’in ayrılma vakti gelmiştir. Onlarla vedalaşarak en kısa zamanda geleceğini söyler ve ayrılır.

3.KİTABIN ANA FİKRİ :

Ergenlik çağında yaşanılan sorunların fazla büyütülmemesi gerektiğini ve bunların çözümünde ailenin öneminin büyük olduğunun unutulmaması gerektiğidir.

4.KİTAPTAKİ ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ :

JOHN : İşine ve ailesine bağlı, çalışkan ve yüreği sevgi dolu bir kişiliğe sahiptir. Ayrıca iyi bir eğitim almış , başarılı birisidir.

LİZ : Çocuklarına ve eşine karşı sevecen , asıl mesleği öğretmenlik olan ama çocukları olduğu için bu işi bırakıp ev hanımlığına yönelen, bilgili, kültürlü, yardımsever birisidir.

TOMMY : İyi huylu, okulunda ve derslerinde başarılı olaylar karşısında çabuk etkilenen bir karaktere sahip, spor yapmayı ve yarışmalara katılmayı seven birisidir.

ANNIE : Yaramaz ama bir o kadar da sevimli çevresiyle iyi iletişim kuran ve hemen kendini sevdiren karaktere sahip birisidir.

MARIBETH: Ailesi tarafından baskı altında olduğu için düşüncelerini açıkça söyleyemeyen, derslerinde başarılı ama hayatta fazla deneyimi olmadığından dolayı hayal kırıklıkları yaşayan genç ve güzel bir kızdır.

BERT: Ailesinin üzerinde baskı kuran otoriter bir yapıya sahiptir. Hayatta sadece deneyimlerine ve gördüklerine göre hareket eden , geri kafalı biridir.

MARGARET: İyi kalpli ama bir o kadar da eğitimsiz kocası Bert’in dediklerine harfiyen uyan, kendi düşüncelerini söyleyemeyen birisidir.

RYAN: Babas Bert’e benzemektedir. Okulu yarım bırakmış ve babasıyla birlikte çalışmaya başlamıştır.

5.KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER :

Kitap günümüz gerçeklerini çok iyi ve anlaşılır bir dille anlattığı , genç dimağlara seslendiği ve ergenlik sorunlarını konu aldığı için herkesin okuması gerekli olan bir eserdir. Dili çok sadedir. Yabancı dilde yazılmış bir kitap olmasına rağmen, çevirisi anlaşılır ve konular arasında kopukluklar yoktur.

6.KİTABIN YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ :

Danielle Steel Amerika ve dünyanın en tanınmış yazarlarından birisidir. Steel Fransa’da eğitim görmüş, reklamcılık ve halkla ilişkiler alanında çalışmış ve yazarlık konusunda çok çabalamıştır. Sonunda istediği gibi bir yazar olmuştur. Mesleğini çok ciddiye alarak yapar. Bazen bir konuyu iki üç yıl araştırdığı olur. Annesiyle babası Alman ve Portekizli olan Steel Avrupa’da yetişmiştir. Yabancı ülkeler ve diller her zaman yaşamında büyük rol oynamıştır. İspanyolca ve Fransızcayı kusursuzca konuşan Steel çok çekingen bir kadındır. Yaşamını saran o görünüşte ışıltılı ve ayrıntılara rağmen, kocası ve çocuklarıyla birlikte sakin bir yaşam sürmektedir.

Danielle Steel yazarlığı dışında, Amerika Kütüphanecilik Birliğinin yönetim kurulu başkanlığınıda yapmıştır.1981’de üniversite eöğrencileri tarafından yapılan ülke çapındaki anket sonucu Steel “ Dünyanın En Etkili Kadınlarından Biri ” ünvanını kazanmıştır.

Steel’in yayınlanmış olan yirmi üç romanının arasında yeni satışa sunulan Zoya’yı ve yine En Çok Satan Kitaplar listelerine giren diğer eserlerini, Kaleidoscope, Fine Things (Acı Yıllar), Wanderlust (Sevgi Yolu), Secrets (Sırlar), ve Family Album (Aile Albümü) sayılabilir. ABC-TV Şirketi 1986 Şubat döneminde yine Steel’in En Çok Satan Kitaplar listesine giren Crossing (Sevmek Zamanı) adlı romanından uyarlanan başarılı bir mini dizi yayınlanmıştır.

Yazar son olarak 1986’ da Guinness Dünya Rekorları kitabına geçmiştir. Bunun nedeni kitaplarından en aşağı birinin The New York Times listesinde devamlı olarak 225 hafta kalmasıydı.

[Resim: 114ld.jpg]



Ben göremem daha uzun boyunu
Ahret derler kısaltamam yolunu
Bugün Sahı Merdan sarsın oglunu
Yetis Ya Üseyin baban gidiyo
Posting Freak
999 Adet Kitabın Özeti - Tam Arşivlik
KİTABIN ADI
GURBET HİKAYELERİ
KİTABIN YAZARI
REFİK HALİD KARAY
BASIM YILI
1980
BASIM YERİ
İNKILAP VE AKA KİTAPEVLERİ




1.KİTABIN KONUSU :

Kitabın konusunu bir veya birden fazla kişinin başından geçmiş, yaşanmış olaylar oluşturmaktadır. Memleket özlemi kitapta çok olarak işlenmiş konular arasındadır.

2.KİTABIN ÖZETİ :

Eskici :

Hasan adında bir çocuk vardır ve İstanbul’da yaşamaktadır. İstanbul’da yaşarken anne ve babasını kaybetmiş, hiç yakın akrabası kalmamıştır. Yöre halkı Hasan’ı Filistin’e halasının yanına göndermeyi uygun görmüşlerdir. Hasan’ı vapura bindirip Filistin’e gönderirler.

Halasının yanına giden Hasan, o yörenin diline yabancı olduğu için hiç kimsyle konuşmaz. Bir gün halasının evine ayakkabıları tamir için bir eskici gelir ve Hasan onun karşısına oturarak onu seyretmeye başlar. Daha sonra eskiciye ‘ çiviler ağzını acıtmıyor mu?’ der. Eskici önce çocuğun Türkçe konuşmasını garipser. Daha sonra sen nerelisin diye sorar. Hasan anlatmaya başlar. Hiç durmadan konuşmaktadır. Eskiciyle beraber memleketlerinden bahsederler. Eskicinin işi bitmiş, gitme zamanı gelmiştir. Ayrılırken hasan çok ağlar ama elinden hiçbirşey gelmez.

Köpek :

Osman memleketinden uzun süre önce ayrılır ve Lübnan’da çalışmaya başlar. Osman kimseyle konuşmayan çok yalnız biridir. Bir gün yine işe çıkmışken arkasına bir köpek takılır. Ona bakınca onunda memleketinden uzak olduğunu düşünür. Köpeğin kaderinin kendisine benzediğini düşünerek onu yanına alır. Artık her yere onunla gider olmuştur. Köpek, Osman’ın yanına geldiğinden beri kilo alır, Osman’la oynamaya onu sevmeye başlar.

Bir gün Osman’ı Lübnan’da zabitler yakalar. Yasak olarak çalıştığından dolayı onu şehir dışı etmek isterler. Ama köpeğin onunla beraber gitmesini istemezler. O zamanlar hayvanların hastalık bulaştırma tehlikesi olduğu için, onları şehir dışı etmek yasaktır. Bu nedenle Osman’ı köpeksiz şehir dışı ederler. Osman çok üzülür hatta ayrılırken köpekle bile vedalaşır. Köpek ağlamaklı olmuştur ama bir şey yapamaz. Osman’ın eski neşesi artık kalmamıştır. Kader yine ona kazığını atmıştır.



Testi:

Ömer adında bir genç lübnanda şöförlük yapmaktadır. Bir akşam arabasına üç bedevi biner ve ondan hemen bir doktara gitmesini isterler. Adamlardan biri nefes alırken zorluk çekmektedir. Ömer merak edip nesi olduğunu sorar. Bedevilerden tyaşlıca olanı yanındakinin testşden su içerken, testinin içine düşmüş olan bir arının boğazına kaçarak onu soktuğunu söyler.

Lübnan halkı ozamanlar hastalık bulaşır korkusuyla bardak kullanmaz, testiyle içerlerdi. Testiyle içerkende ağızdan birkaç parmak yukarıdan akıtarak içrelerdi. Bu tür olaylar orada çok sık olurdu.

Adam bir ara nefes almamaya başlar. O sırada ömer doktor yazılı bir yerde durur ve adamı içeri taşırlar. Fakat doktor birkaç saat önce hayata gözlerini yummuştur. Arı tarafından sokulan adamda aradan çok geçmeden doktorun yanında yerini alır.

3.KİTABIN ANA FİKRİ :
Kitapta, insanın memleketi kadar güzel bir yere sahip olamayacağı, onun kıymetini, ondan uzak kalanların daha iyi bildiğini ve uğruna herşeyden vazgeçilebilecek bir şey olduğu savunulmuştur.

4.KİTAPTAKİ ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ :

HASAN: Hasan kendi halinde, sevecen, yadımsever ve yaşamaktan zevk alan biridir. Başından geçen olaylar onu derinden etkilemişsede, hayata bağlılığı fazla zayıflamamıştır.

ESKİCİ: Hayatta öylesine yaşayan, memleketinden uzun süre önce ayrılmış işini çok iyi yapan ve memleketlilerine karşı çok iyi davranan biridir

ÖMER: Küçük yaşta memleketinden ayrı düşmüş, çok iyi araba kullanan, bilgili, kültürlü ve görmüş geçirmiş birisidir.

OSMAN: Çok duygusal bir yapıya sahip, hayattta başından geçen olaylardan sonra kimseye güveni kalmamış, ama sevgiye sevilmeye muhtaç biridir.

5.KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER :

Kitap memleketimizin ne kadar güzel ve pahabiçilmez değerde olduğunu gözler önüne seren, okuyanı çok derinden etkileyen ve onların memleketlerine karşı olan duygularını çoşturan güzel bir yapıttır. Dili sade ve anlaşılması kolaydır. Yazar herkesin anlayacağı tüden bir üslup kullanmıştır. Herkesin okuması ve olaylardan ders çıkarması gereken bir kitaptır.

6.KİTABIN YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ :

1888'de İstanbul'da doğan Refik Halit, Bank-i Osmani serveznedarlarından, "bâlâ" rütbesine sahip Mehmed Halid Bey'in oğludur. Vezneciler'de Şemsu'l-Maarif ve Göztepe'de Taş Mektep'te okuyan ve ayrıca özel dersler de alan Refik Halid, Mekteb-i Sultani'yi terkettiği gibi, Mekteb-i Hukuk'u da yarıda bırakıp Maliye Merkez Kalemi'ne katip olarak girdi.

1908'de katipliği bırakarak, Servet-i Fünun'da ve Tercüman-ı Hakikat'te çalışmaya başladı, bu arada kendisine ait Son Havadis adıyla bir gazete çıkardı ancak bunu on beş sayı sürdürebildi. Fecr-i Ati Topluluğu'na katıldı, Servet-i Fünun'a yazılar verdi. Kalem adındaki mizah dergisinde de "Kirpi" müstear ismiyle siyasi mizah yazıları yazdı. Sada-yı Millet'te, bilahare Cem'de Kirpi müstear ismiyle yazılar yazdı.

Gazeteci Ahmet Samim'in 9 Haziran 1910'da İttihatçılarca katledilmesi üzerine İştirak adlı gazetenin 13 Haziran 1910 tarihli nüshasının buna ilişkin yazılara ayrılmasını sağladı ve bu yüzden İttihat ve Terakkicilerce mimlendi. "Kirpi" müstear ismiyle yazdığı, İttihat ve Terakki Fırkası'nı yerden yere vuran yazılarını "Kirpinin Dedikleri" adıyla bir kitapta topladı ve bu arada Hürriyet ve İtilaf Fırkası'nın elindeki Beyoğlu Belediyesi'nde yedi ay süreyle Başkatip olarak çalıştı, Mahmud Şevket Paşa'nın katlinden hemen sonra da, yargılanmaksızın Sinop'a sürüldü (1913), bilahare Çorum, Ankara ve Bilecik'e gönderildi. Bilecik'teyken ongünlük bir izinle İstanbul'a geldiğinde Ziya Gökalp'in yardımlarıyla geri dönmedi yani sürgünlüğü son buldu (1918).



Robert Kolej'de bir yıl kadar Türkçe öğretmenliği yaptı, bu arada Vakit, Tasvir-i Efkar ve Zaman gazetelerinde makaleler yayınlayan Refik Halid, Damat Ferit Paşa'nın dostluğu sayesinde, mütarekeden hemen sonra Hürriyet ve İtilaf Fırkası'na katıldı, Posta ve Telgraf Umum Müdürü olarak görevlendirildi (1919). İzmir'in işgalinden sonra Anadolu Hareketiyle İstanbul Hükumeti arasında yaşanan telgraf krizinde İstanbul Hükumetini tuttuğu için, İstanbul'un işgalcilerden kurtarılışının ardından 09.11.1922 tarihinde Beyrut'a kaçtı. Yüzellilikler listesine alınması ve ihracı konusunda baskı yapılması üzerine Suriye'nin vatandaşlığını kabul etmek zorunda kalan Refik Halid, Halep'te yayımlanan Doğruyol ve Vahdet gazetelerini yönetti, bir ara kendi adına çıkardığı gazeteyi de tepkiler yüzünden kapatmak zorunda kaldı.

Af Kanunuyla, 1938'de yurda dönüp, yazmaya ve geçimini bu yoldan sağlamaya devam eden Refik Halid, 18.7.1965 tarihinde İstanbul'da öldü.




ESERLERİ:

Romanları:İstanbul’un İçyüzü,Yezidin Kızı, Çete, Sürgün, Anahtar, Bu Bizim Hayatımız, Nilgün 1-2-3, Yeraltında Dünya Var, Dişi Örümcek, Bugünün Saraylısı, İkibin Yılın Sevgilisi, İki Cisimli kadın, Kadınlar Tekkesi, Karlı Dağdaki Ateş, Dört Yapraklı Yonca, Sonuncu Kadeh.

Hikaye Kitapları:Memleket Hikâyeleri, Gurbet Hikâyeleri,Kirpinin Dedikleri, Ago Paşa’nın Hatıraları, Ay Peşinde, Sakın Aldanma İnanma Kanma, Tanıdıklarım, Guguklu Saat, Bir Avuç Saçma, Bir İçim Su, İlk Adım, Üç Nesil Üç Hayat, Minelbab İlelmihrab.


ilk baskısı yayınevimiz tarafından yapılan Bir Ömür Boyunca, yazarın 1922-1938 arasındaki sürgünlük yıllarını kapsayan anılarıdır. Ama anlattıkları bu yıllarla ve bu dönemin olaylarıyla sınırlı değildir. Beyoğlu'nun lokanta adabı, Sinop'taki sürgün dünyası kadar Resneli Niyazi'nin meşhur geyiğinin akıbetini de Refik Halid'in güzel ve özgün üslubundan okuruz. Bir Ömür Boyunca, yazarın ölümünden sonra yayınlanan en güzel ve önemli eseridir.
[Resim: 114ld.jpg]



Ben göremem daha uzun boyunu
Ahret derler kısaltamam yolunu
Bugün Sahı Merdan sarsın oglunu
Yetis Ya Üseyin baban gidiyo
Posting Freak
999 Adet Kitabın Özeti - Tam Arşivlik
KİTAP ADI



Handan

KİTABIN YAZARI

Halide Edip ADIVAR
YAYINEVİ VE ADRESİ

Atlas Kitabevi Narlıbahçe Sok. 9 No:1 Cağaloğlu/İSTANBUL
BASIM YILI

Nisan 1995




TÜRK DİLİ VE KOMPOZİSYON-1 DERSİ
KİTAP ÖZET FORMU
KİTAP ADI

Handan

KİTABIN YAZARI
Halide Edip ADIVAR
YAYIN EVİ VE ADRESİ
Atlas Kitabevi Narlıbahçe Sok. 9 No:1 Cağaloğlu/İSTANBUL
BASIM YILI
Nisan 1995


1. KİTABIN KONUSU:
20. yüzyılın başında istanbul’da yaşayan bir ailenin çok değerli, akıllı, sevimli bir kızının çileli hayatı ve onun çevresindeki insanların ondan
etkilenip birbirlerine yazdıkları mektupları içeren bir kitap.

2. KİTABIN ÖZETİ:
Refik Cemal, Cemal Bey’in baldızı Neriman ile evlenecektir. Neriman Cemal Bey’in kızlarıyla yaşıttır ve onlarla büyümüş, alafranga bir çocukluk geçirmiştir.
Ailenin ayıca Handan adında bir kızı vardır. Herkesin gözbebeği olan Handan, insanları çok çabuk etkileyebilen, kendisini sevdiren bir kızdır. Neriman’la kardeş gibi olan Handan, Neriman’ı küçüklüğünden beri yetiştirmiş, onu benliği altına almış gibi etkilemiştir. Neriman onun uğruna herşeyini verecek, ölümü bile göze alabilecek durumdadır.
Evlilik zamanı Handan, kocası Hüsnü Paşa ile birlikte Paris’te yaşamaktadır. Handan, gençliğinde Nazım adlı birisini sever ama Nazım sosyalist birisidir. Onun ideallerini ve amaçlarını kendisinden üstün tutup daha çok seveceğini düşünen Handan, Nazım’ın evlenme teklifini reddeder ve Hüsnü Paşa ile evlenir. Nazım bu olay üzerine kendini asar ve sorumlusu olarak Handan’ı gösteren bir mektup bırakır. Handan bu olaydan sonra kendini hiç affetmez ve Hüsnü Paşa ile olan evliliği hep sorunlu gider. Zaten Hüsnü Paşa da onu sadece bir kadın olarak sevmekte, sık sık metres bulup değiştirmektedir. Ayrıca bunları Handan’a rahatça söyleyebilmekte ve onların ne kadar güzel olduklarını anlatabilmektedir. Herkes tarafından taparcasına sevilen Handan, önceleri buna dayanır. Hayatını sevemediği Hüsnü Paşa’ya adar. Onunla olan sorunlarını kapatmaya çalışır ve evliliğini sürdürmek için elinden geleni yapar. Fakat bu çabası onun gençliğini alır. Sonunda üç aydır ondan ayrı yaşayan Hüsnü Paşa’nın gönderdiği ağır ithamlarla dolu olan mektubu okuyunca beyninden gelen bir sorunla hasta olur. Hafızasını kaybetmiş, eskiden kalan hiçbir şeyi hatırlayamaz olmuştur. Ona hastalığı boyunca çok sevdiği Neriman ve kocası Refik Cemal bakar. Hüsnü Paşa ise yurt dışında metresleriyle eğlenmektedir. Bu olay onu pek ilgilendirmez. Neriman hamile olduğu için Refik Cemal onunla kalır ve Handan iki üç ay İtalya’da konsultasyonlara tabii olur. Yanında sadece Refik Cemal ve bir hastabakıcı kalır. Handan, bu süre zarfında Refik Cemal’e aşık omuştur. Ayrıca Refik Cemal de ona delicesine severek vurulmuştur. Ancak evli olduğu ve karısını da çok sevdiği için ızdırap duyar, kendisini yer bitirir. Bir süre sonra Handan’ın hafızası yavaş yavaş yerine gelir. Canından çok sevdiği Neriman’ın kocasına, Refik’e aşık olduğunu anlayınca üzüntüsünden vefat eder.

3. KİTABIN ANA FİKRİ:
İnsanın ne olursa olsun sevdiği ve ileride de daima seveceği insanla evlenmesi gerektiğini, sevilmenin ve vefanın ne kadar önemli olduğunu belirtiyor.


4. KİTAPDAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ:
1.HANDAN: İnsanları çok çabuk etkileyebilen, yeterince güzel, akıllı, okumayı seven birisidir. Alafranga bir hayat yaşamıştır. Çok sabırlı ve duygusal bir insandır.
2.REFİK CEMAL: Kültürlü, utangaç ve ilgili birisidir. Ailesini ve karısını çok sevmektedir. Ayrıca Handan’a aşık olmuştur.
3.NERİMAN: Güzel, vefalı, çok kültürlü olmayan, okumayı çok sevmeyen sıradan birisidir. Handan’ı herşeyden çok sevmekte adeta kendini ona adamaktadır.
4.HÜSNÜ PAŞA: Kadınları sadece eğlence malzemesi olarak gören, evliliğin anlamı olmadığını düşünen, zengin bir adamdır. Kinci ve kendisini düşünen birisidir.

5. KİTAP HAKKINDA ŞAHSÎ GÖRÜŞLER:
Kitabın dili çok akıcı değildir. Duygusal eserler okumayı sevenler için okunması gereken bir roman. İnsan ilişkilerinin özelliklerini çok net bir şekilde ortaya koyan bir kitap.

6. KİTABIN YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ:
HALİDE EDİP ADIVAR: Meşrutiyet ve Cumhuriyet devrinin tanınmış edebiyatçılarındandır. 1882’de İstanbul’da doğmuştur. Amerikan Kız Kolejini bitiren ilk Türk kızıdır. 1901’de koleji bitirince pozitif bilimleri hocası Salih Zeki ile evlenmiştir. İlk romanı Heyula’yı 1908’de neşreder. Salih Zeki’nin ikinci defa evlenmesi üzerine ondan ayrılır (1910). Mütakere yıllarında Anadolu’ya geçerek yeni kocası Dr. Adnan Adıvar’la Atatürk’e yardım ederler. Bu yıllardaki gözlemleri birçok eserinin temelini oluşturur. Yurt dışında 15 sene geçirdikten sonra İstanbul’a dönen Halide Edip, 1950-1954 arası İzmir milletvekili olarak T.B.M.M.’ye girmiş, 9 Ocak 1964’de İstanbul’da vefat etmiştir.
ESERLERİ: Heyula(1909), Raik’in Annesi(1908), Yeni Turan(1912), Ateşten Gömlek(1922), Vurun Kahpeye(1923), Sinekli Bakkal(1935), Tatarcık(1938), Sonsuz Panayır(1946), Dağa Çıkan Kurt(1922), Türk’ün Ateşle İmtihanı(1959) …
[Resim: 114ld.jpg]



Ben göremem daha uzun boyunu
Ahret derler kısaltamam yolunu
Bugün Sahı Merdan sarsın oglunu
Yetis Ya Üseyin baban gidiyo

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.