You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

999 Adet Kitabın Özeti - Tam Arşivlik

999 Adet Kitabın Özeti - Tam Arşivlik

Posting Freak
999 Adet Kitabın Özeti - Tam Arşivlik
KİTABIN ADI
KENDİ AYAKLARI ÜSTÜNDE
[B]KİTABIN YAZARI [/B]

İPEK ONGUN
BASIM TARİHİ
1999
KİTABIN YAYIM MAKSADI
GENÇLERİN YAŞAMLA GELEN SORUNLARINA YARDIMCI OLABİLECEK MESAJLAR VERMEK.

KİTABIN ÖZETİ / TANITIMI :
KENDİ AYAKLARI ÜZERİNDE DURMAK : [/B]
[B]Romanın Kahramanları :

Serra : Kitabın asıl kahramanı, yazarın kendisi.
Sıla : Serra’nın kuzeni.
Zafer: Serra’nın duygusal ilgi duyduğu erkek arkadaşı.
Mualla Hanım : Öğretmen.
Günlük 24 Haziran’la başlar. Serra yaz tatili için gittiği İzmir’deki Kuzeni Sıla’nın anlattıklarıyla konuya başlar. Arkadaşı Zeynep’in Amerika’da okuyan Nilgün ablasının Amerikalı bir gençle evlenme kararı alması ve bunun evdeki yankılarından bahseder. Yaşlıların bu olaya yaklaşımına, anne babanın olaya olumlu yaklaşımına ve genç yaşta Nilgün’ün aldığı böyle bir kararın etrafında yarattığı izlenimlerden bahsediyor. Bu arada Sıla’nın uçuk hareketlerine, ne olduğu belli olmayan mankenlik ajansına manken olmak için başvurmasına, kendini tanımadığı kişilere kaptırıp bir görüşte aşık olmasına ve sorumsuzca fevri hareketlerine yer veriyor. İzmir’den arkadaş grubuyla bir Akdeniz turuna katılır. Bu, annesinden ayrı ilk çıkacağı yolculuklutr. Kendisi on sekiz yaşlarına yeni girmiş lise iki öğrencisidir ve bu geziyi kendi ayakları üzerinde durmanın ilk aşaması olarak görmektedir. Kendisinde çok büyük değişiklikler görmeye başlamıştır. Bir kere, annesini iş nedeniyle üç günlük dış geziye göndererek bu süre zarfında evde yalnız kalmaya ikna etmiş ve bunu da çok güzel başarmıştır.
Erkek arkadaşının başkasıyla çıkıyor olması onu yıkmıştır, ama bunun gençlikte yaşanan ilk aşklardan olduğunu, unutlması gerektiğini yaşayarak ve tecrübe edinerek öğrenmiştir ve bunu da olgunlaşmanın bir aşaması olarak görmüştür. Arada bir Ankara’ya babaannesinin yanına ve ayrı yaşayan babasına ziyarete gider. Babasının evlenmeyi düşündüğü yeni bayandan, olgun görünen yetişmiş insanların da aynı çocukluk hatalarının yapabileceklerini ima eden konuları duyar. Daha çok okul çevresinde olup bitenlere günlüğünde yer verir. Özellikle öğretmeni Mualla Hanım’ın hayata atılmak ve kendi ayakları üzerinde durmakla ilgili verdiği tavsiyeler öğrencileri bayağı etkilemektedir. Meslek seçimi konusunda şimdiden karar vermeleri tavsiyesi üzerine, Serra da içinde gizli kalan gezme ve görme tutkusunun onu turizm mesleğine daha yatkın olduğunu keşfetmesini sağlar. Bunun içinde hafta sonları bir turizm acentasında çalışmaya gider. Burada gerçekten aradığı mesleğin turizm olduğunu keşfeder ve kararını verir. Mualla hanım o yıl 10 Kasım’ı Ankara’da Anıtkabir ziyareti şeklinde düzenler. Serra bu geziden çok etkilenir ve bu geziyle ilgili “10 Kasım ve Atatürk” diye içinden geldiğince bir kompozisyon yazıp bunu Mualla Hanım’a verir. Kompozisyon çok beğenilir ve bunu bir dershanenin düzenlediği Amerika’ya gezi ödüllü “10 Kasım ve Atatürk” konulu kompozisyon yarışmasına gönderirler. Yarışmada da Serra’nın yazısı birinci gelir ve iki haftalık Amerika gezisini kazanır. Şubat tatilinde de yine yalnız olarak yeni yerleri ve dünyayı keşfetmek için yola çıkar. Sırf bu geziye çıkmak için bile pasaport, vize, uçak bileti alma gibi birçok konuyla Serra ilk defa karşı karşıya gelir ve tüm bunları yaşayarak üstesinden gelmeyi başarır. Serra kendisinin ayakları üstünde durmasını sağlayacak yıldızını bulmuştur. Artık kararını vermiştir ve turizmci olacaktır. Akdeniz gezisi, yazı yarışmasını kazanması ve ABD gezisinin kendisine çok şeyler kazandırdığına inanır. Hem gönlü hem de kafası zenginleşmiştir. Cüneyt’e gelince tüm gezi boyunca hatırlamamıştır bile.
A. KİTABIN ANA FİKRİ :
Bu kitabı okurken, mutluluğu başkalarının gözlerinde değil, kendi içlerinde aramanın önemi fark ediliyor.
B. KİTABIN GETİRDİĞİ YENİLİKLER :
13 – 18 yaş arası grup için tüm dünyada kitaplar varken ülkemizde olmayışını fark eden yazar İPEK ONGUN bu boşluğu “Kendi Ayaklarının Üstünde Durmak” ile doldurmaya çalışmıştır.
C. KİTAP HAKKINDA GENEL DEĞERLENDİRME VE TEKLİFLER :
Eser, yazarın kendi ağzından kendi gençlik yıllarını anlatan günlükler şeklinde yazılmış. Günlükleri mektup şeklinde evin penceresinden görünen en çok sevdiği kiraz ağacına anlatıyormuş gibi yazmıştır. Gençlere yer veren akıcı ve dinlendirici, ama her kesimin zevkle okuyabileceği bir eserdir.
[Resim: 114ld.jpg]



Ben göremem daha uzun boyunu
Ahret derler kısaltamam yolunu
Bugün Sahı Merdan sarsın oglunu
Yetis Ya Üseyin baban gidiyo
Posting Freak
999 Adet Kitabın Özeti - Tam Arşivlik
KİTABIN ADI : CEMİLE

KİTABIN YAZARI : CENGİZ AİTMATOV
YAYIN EVİ : ÖTÜKEN
BASIM YILI : 1990
SAYFA SAYISI : 64

KİTABIN KONUSU:
Eşi savaşta olan Cemile’nin köylerine gelen gençle yaşadığı aşkın konusudur.
KİTABIN ÖZETİ:
Eşi savaşta olan Cemile savaşta yaralanan ve kisesi olmadığı için bu köye gelen Danyar ile tarlada çalışmak zorunda kalar.Zamala birbirlerine aşık olurlar .Yine de kocasına ihanet etmek istemeyen Cemile kocasının kendisini hiç bir zaman sevmediğini anladığı için Danyar’la köyden ayrılırlar.
KİTABIN ANA FİKRİ:
Kitap ana fikir olarak Cemilenin ile Danyarın birbirlerine duydukları aşkı ele alır.
KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ:
Cemile oldukça güzel ve şen bir kadındır.Danyar ise içine kapanık ,iyi kalpli ve sakat gençtir.
KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER:
Kitap oldukça akıcı ve aynı zamanda anlaşılır dilde yazılmıştır.Eserin tek kötü yanı kısa olmasıdır.

[Resim: 114ld.jpg]



Ben göremem daha uzun boyunu
Ahret derler kısaltamam yolunu
Bugün Sahı Merdan sarsın oglunu
Yetis Ya Üseyin baban gidiyo
Posting Freak
999 Adet Kitabın Özeti - Tam Arşivlik
KİTABIN ADI : EYLÜL


KİTABIN YAZARI : MEHMET RAUF


YAYIN EVİ VE ADRESİ : HİLMİKİ TABEVİ

BASIM YILI : 1946

SAYFA SAYISI : 171



ANA BAŞLIKLAR :


1. KİTABIN KONUSU

2. KİTABIN ÖZETİ

3. KİTABIN ANA FİKRİ

4. KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ

5. KİTAP HAKKINDAKİ ŞAHSİ GÖRÜŞLER

6. KİTABIN YAZARI HAKKINDA ŞAHSİ BİLGİ


[B] [/B]







[B]1. KİTABIN KONUSU : [/B]

Süreyya ve onun karısı Suat ve akrabaları olan Necip Bey ile aralarında geçen olayları anlatmaktadır.

[B]2.KİTABIN ÖZETİ : [/B]

Süreyya ve karısı Suat’ la birlikte babasının evinde oturmaktadır. Ama bu halden memnun değildirler. Babası hem yaşlı, hem dediği dediktir. Onun yüzünden her yaz bir tane taş ocağına benzeyen köye gelirler ve orada sıkıntıdan patlarlar. Suat bu arada başka olaylardan da sıkılmaktadır. Suat’ ın kardeşi Hacer akrabası olan Necip Bey’ le gönül eğlendirmektedir. Hacer evli ve eşi de onun için herşeyini verecek nitelikte bir eştir. Daha sonraları Suat ile Süreyya birlikte mutlu bir şekilde yaşayabilmenin yolunu aramışlar ve bulmuşlardır. Suat Hanım gizlice babasından para isteyip eşi için bir yalı kiralar. Kocası bu duruma çok sevinir.

Necip de hem dostarı hemde akrabaları olarak Suat ve Süreyya’ nın yanına gelir. Süreyya için yelkenle gezmek ve balık tutmak vazgeçilmez bir zevktir. Süreyya bu alışkanlıklarını sürdürürken Suat da Necip’le birlikte piyano çalmaktadır.

Başbaşa geçen bu uzun yaz tatilinin sonlarında Necip Bey birşeylerin olduğunu, Suat Hanım’a aşık olduğunu anlar. Bu durumdan kurtulmaya çalışsada başarılı olamaz. Sonunda çare olarak onların yanından ayrılmaya karar verir. Giderkende Suat’ın eldivenlerinden bir tanesini izinsiz olarak hatıra olması için alır.

Daha sonraları Necip’in tifoya tutulduğu öğrenilir. Süreyya ve Suat buna çok üzülürler. Tehlike devresi geçince Necip’in yanına giderler. Necip hastalığın etkisiyle sinir yorgunluğu içerisindedir. Hacer Necip’in hastalığı sırasında yanında bulunmuş ve o sıralarda Necip’in kendiden geçmiş olduğu zamanda yastığının altından bir bayan eldiveni bulmuştur. Hep birlikte hasta hakkında konuşurlarken Necip’in annesi eldiveni gösterir. Suat kendi eldivenini görünce şok olur ve olayı anlar fakat kimseye sezdirmez. O sırada Necip’te sapsarı olur utancından ve çaresizliğinden ne yapacağını bilemez.

Necip hastalıktan sonraki iyileşme devresini yalıda geçirilmek üzere mecbur edilir. Halbuki O, onlardan kaçmak için uğraşmaktadır.

Bir yaz sessiz ve olaysız bir şekilde geçmiştir. Eylül gelince Süreyya konağa gider. Bu gidiş beklenen bir gidiş değildir. Suat bu duruma anlam veremez. Daha gitmeden önce kışı bile beraber geçireceklerini söylemiştir. Ama Süreyya birşeyleri sezmiş olup, o yüzden gitmiştir.





Konağa geri dönülür. Necip artık eskisi kadar yalıya gelmemektedir. Hele Hacer’in davranışları , onların her bakışlarından anlam çıkarmaya çalışan tavrı her ikisini de deliye döndürür. Birbirlerini buldukları anda , ister istemez kaybedeceklerdir. Suat kendisinden kalan , Necip’in aldığı eldivenin diğerini de verir. Bunun sebebi ise artık hayatın Suat için yaşamaya değer bir tarafı kalmamasıdır.

O gece konakta yangın çıkar.Herkesi bir telaş ve korku alıp götürür. Canlarını zor kurtarırlar. Ama Suat ortalıklarda yoktur. Süreyya alevlerin içine doğru Suat diye inlemektedir. Ama cesaret edemez. Necip bir haykırışla içeriye fırlar . Her ikiside çöken tavanın altında can verirler.

3.KİTABIN ANA FİKRİ :


Her ikisi de evli olan kişilerin ellerinde olmadan , birarada bulundukları sürede birbirlerine , eşlerinden habersiz yakınkaşmaları ve aralarındaki yasak aşkı anlatmaktadır.

4.KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ :

Suat : Kocası Süreyya ile mutlu bir evlilik sürdürürken Necip Bey’e aşık olur.
[UNecip :[/U] Akrabaları olan Süreyya ve Suat’ın yanına gelip , Suat’a aşık olan bir adamdır.
Süreyya : Suat’ın kocasıdır. Onun için yelkenle gezmek ve balık tutmak vazgeçilmez bir zevktir.
Hacer : Suat’ın kardeşi ve Necip ile gönül eğlendiren bir kadındır.


5.KİTAP HAKKINDAKİ ŞAHSİ GÖRÜŞ :

Kitap, psikolojik bir roman olup, ruhsal çözümlemelerde çok başarılı bir çalışma sergilemiştir. Şahısların ruh hallerini çok iyİ bir şekilde okuyucuya aktarmaktadır. Yalnız biraz ağır olduğu için okurken zorluk çekilmekte ve bu yüzden biraz da okuyucuyu sıkmaktadır.










6.YAZAR HAKKINDA BİLGİ :

İstanbul’da doğdu. Soğuk Çeşme Askeri Rüştiye’sini ve Bahriye Mektebi!ni bitirdi. Bir süre subaylık yaptıktan sonra, 2. Meşrutiyet’in ilanından sonra bu görevinden ayrıldı. Hayatını yazarlıkla kazanmaya başladı. 1923’ ten sonra da ticaretle uğraşmaya başladı. Küçük yaşlarda iken edebiyata merak sarmıştı. Birçok eser yazdı,çeviri yaptı. Servet-I Fünun hareketine katıldı.
[B] [/B]
[Resim: 114ld.jpg]



Ben göremem daha uzun boyunu
Ahret derler kısaltamam yolunu
Bugün Sahı Merdan sarsın oglunu
Yetis Ya Üseyin baban gidiyo
Posting Freak
999 Adet Kitabın Özeti - Tam Arşivlik
KİTABIN ADI

DOĞUNUN LİMANLARI

KİYABIN YAZARI
AMIN MAALOUF
YAYINEVİ VE ADRESİ
YKY YAYINLARI
BASIM YILI
EKİM 1998







KİTABIN KONUSU:
‘Doğunun Limanrı’ isimli roman Osmanlı prensliğine dayanan bir babanın ve yahudi bir kadının oğlu olan Kitabdar adlı hayali kişinin hayat hikayesini anlatmaktadır. Kitabın yazarı olan Amin maalouf bu kitabı 60’lı yılların sonuna doğru tanıştığı bir kişinin hayatından esinlenerek yazıyor. Bu kişi Lübnan’da doğmuş Parise giderek direniş hareketine katılmış tekrar Lübnan’a döndüğünde ise bir kahraman gibi karşılanmıştır. Kitapta da aynı olayların işlendiği görülmektedir.

KİTABIN ÖZETİ:
“Doğunun Limanları” bir zamanlar Avrupalıların doğuya giriş yaptıkları, tespih taneleri gibi sıralanan ticaret kentlerine verilen isimdir. “Doğunun Limanları” kelime anlamı olarak “Doğunun Merdivenleri” olup, bazı Akdeniz limanlarına Fransızların taktığı isimdir.
Olay 1976 Haziranında Paris’te bir metroda geçmektedir. Yazar, romana tablodaki bir resimden söz ederek başlamaktadır. Tabloda, deniz ve o maviliğin üstündeki gemi bulumaktadır. Yazar, bu tabloya hayran kalmıştır. Metroda bu tabloyu seyrederken gözleri, son derece ilgi çeken bir adama takılır ve bu bu adamı takip etmeye başlar. Bu takip neticesinde her ikisi Hubert Hugles sokağında karşı karşıya gelirler. Yazar,türlü yollarla bu adama yaklaşmaya başlar. Adamın yabancı olduğunu sezer ve ona yardımcı olmaya çalışır. Bu yardımlaşma sonucunda her ikisi dost olurlar. Adamın amacı, Paris’te direnişçilerin adını taşıyan 39 cadde ve sokağı gezmektir. Bu arada yazar ile yabancı arasında koyu bir muhabbet başlar. Yabancı adam, yazarın sorularına yanıt vermeye çalışır ve ona Pariste dört gün kalacağını söyler. Bunun üzerine yazr ondan Paris’te kalacağı dörrt gün içinde hayat hikayesini anlatmasını ister. Yabancı bunu kabul eder. Yabancının kaldığı otel odasına giderler ve yabancı hayat hikayesini anlatmaya başlar.
Olaylar bir Osmanlı prensesinin aklını yitirmesiyle başlar . Kitabdar adlı Acem doktor tedavi amacıyla onu Adana’daki evine götürür. Onu seviyordur ve bu güzel kızla evlenir. Bir çocukları olur.
Her türlü düzene isyan eden bu prens bir gün Adana’da çıkan ayaklanmalar nedeniyle en iyi arkadaşı olan Nubar adlı bir Ermeni ile Lübnan, Beyrut’a gider. Burada Nubar’ın kızı ile evlenir, bir kızı ve iki oğlu olur. Karısı oğlu Salem’i doğururken ölür.
Kitabın asıl kahramanı prensin babasının adını verdiği oğlu Kitabdar’dır.
Kitabdar, isyan manasına gelmektedir. Oğlunun bir ihtilalci olmasını isteyen babası ona bu sebeple bu ismi vermiştir.
Kitabdar babasının onun hakkındaki tüm düşüncelere rağmen bir doktor olmak istiyordur. Ablasınında yardımıyla onu ikna ederek Paris’e tıp okumaya gider. Fakültede çok başarılı olan İsyan bir gün barda arkadaşlarıyla beraberken katıldığı bir tartışma aracılığı ile Bertrand takma adlı bir direnişçi ile tanışır ve bir anda kendini 2.Dünya Savaşı’nda bulur. Bu sırada hayatının kadını olacak Clara ile tanışır. Savaştan sonra Beyrut’a dönen Kitabdar bir kahraman olarak karşılanır. Kısa süre sonra Clara da Hayfa’da dayısının yanına yerleşir. Bu tanışmayı takben Kitabdar ve arasında sıcak gelişeler olur ve evlenmeye karar verirler.
Evlendikten sonra Hayfa ve Beyrut arasında gidip gelen çift, Clara hamileyken Hayfa’da kalmayı tercih ederler. 1948’de Kitabdar’ın babasının rahatsızlığı üzerine Beyrut’a dönüşü sırasında patlak veren Arap-Yahudi savaşı nedeniyle birbirlerinden ayrı kalırlar. Bu ayrılık Kitabdar’ın hayatını değiştirir.
Bu savaş nedeniyle Kitabdar karısını ve doğacak çocuğunu uzun süre göremez. Onların sağlığından duyduğu endişe, onu bir takım psikolojik sorunların içine iter. Davranışlarında gözle görülür bir değişme olur. Bundan yararlanan kardeşi Salem onu sadece zengin hastaların bulunduğu bir tımarhaneye kapattırır. İsyan, her gün onu uyuşturacak, deli olmasa bile onu deli gibi gösterecek sakinleştirici bir ilaç almak zorunda bırakılır. Yaklaşık yirmi yıl boyunca bu tımarhaneye kapalı kalan ve uyuşturulan isyan artık kurtulmanın imkansız olacağını düşündüğü sırada kızı Nadya onun izini bulur ve hastane yöneticilerine anlaşılmaması için farklı bir kimlikle onu ziyaret eder. Bu Kitabdar için bir kurtuluş kaynağıdır. Artık kızının varlığından güç almaktadır. Kitabdar Nadya’yı bir kez görmüştür. Ancak çevresinden gelen nasihatlere uyarak, kız bir daha babasına gelmemiştir. Bu Kitabdar için üzücü bir olay olsa da onu hayata geri dönme arzusundan mahrum bırakmamıştır. Kahve içinde verilen uyuşturuyucuyu daha az alarak hergün biraz daha kendine gelir.1976’da Lübnan da çıkan çatışmalar sırasında fırsatını bulup, yaşadığı hastaneden kaçan Kitabdar bir şekilde Paris’e gider ve orada Bertrand’ı bulur. Tüm yaşadıklarını anlatarak ondan Clara’nın adresini ister. Clara’dan 28 yıl sonra hiçbir şey bekleyemeyeceğini bilmesine rağmen yine de ona bir mektup yazar ve başından geçen her şeyi anlatır. Ondan cevap beklemiyordur, yıllar önce buluştukları bir limanda randevu verir.
Buluşma günü gelir. Buluşma günü yazarla Kitabdar’ın ayrılacağı gündür.
Kitabdar yazarla randevu verdiği yeri yeniden bulma çabası ile dolaşırken karşılaşır. Bu karşılaşma sonucunda Doğunun Limanları adlı kitap oluşmaya başlar. Tüm roman dinleyen kişinin notlarından aktarılıyor ve buluşma günü olan 20 Haziran’da bu notlar tamamlanıyor ve kitap da bitiyor.
Yazar 20 Haziran’da buluşma yeri olan köprüyü görebilecek bir cafeye oturarak olanları izlemeye başlar. Clara köprünün ucunda gözükür. Daha sonra eski sevgililer birbirlerine yaklaşır ve uzun uzun sarılırlar. Romanda burada biter.
KİTABIN ANA FİKRİ:
Kitaptaki olaylardan çok durumlara bakacak olursak yazarı insanların milliyetlerinden çok onların insan olmalarının ve kardeş gibi yaşamalarının gerektiği düşüncesinde olduğu görülmektedir. Kitabdar isimli kahraman bir müslüman olmasına rağmen yahudi olan Clara ile evleniyor, kahramanın babası bir Osmanlı prensi ama en iyi arkadaşı bir ermeni ve bu sebepten dolayı bulundukları şehirden ayrılmak zorunda kalıyorlar. Kitabdar hiçbir ilgisi olmamasına rağmen Paris’te direniş hareketine katılıyor.

KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMSESİ:
Kitap tamamiyle Kitabdar’ın hayat hikayesini anlatmaktadır. Olaylar gerçek hayattan alınmıştır. Kitaptaki kişiler Kitabdar’ın ailesi ve arkadaşlarıdır. Kitabdar’ın arkadaşları şans eseri karşılaştığı ve daha sonradan aralarında pek bağlantı olmamasına rağmen samimi oldukları kişilerdir. Bertrand’la bir barda tanışmışlar daha sonra Bertrand’ın yanında direniş örgütüne katılmıştır. Clara ile polisten kaçarken tanışıp daha sonra evlenmişlerdir.

KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER:
Kitap çok akıcı ve okuyucunun ilgisini çeken bir kitaptır. Anlatılan olayların gerçek bi hayat hikayesi olması ve bu hikayenin Amin MAALOUF tarafından harmanlanması kitabın akıcılığını bir kat daha arttırmıştır. Yazar, çok iyi bildiği Asya ve Akdeniz kültürünü diğer kitaplarında olduğu gibi bu kitabında da okuyucuya aktarmaktadır. Amin MAALOUF’un bu ve diğer kitaplarını herkese önerebilirim.
KİTABIN YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ:
1949’ da Lübnan’da dogdu. Ana dili Arapça’ dir. 1976 yilindan
beri Paris’te yasiyor ve romanlarini Fransizca yaziyor. Kendini hem Lübnanli
hem de Fransiz olarak tanimliyor. Romanlarinda hep çocuklugunu ve gençligini
geçirdigi Doğu’ yu anlatiyor.

Yazar 1983 yilinda ilk romani “Araplarin Gözüyle Haçlilar” ile tanindi. 1986
yilinda yayimlanan ikinci romani “Afrikali Leo” ile ayni yil Fransiz-Arap
Dostluk Ödülünü kazandi. 1988’ de yayimlanan üçüncü romani
Semarkant” hemen hemen tüm dillere çevrilmistir. Maalouf’ un sonraki romanları Işık Bahçeleri (1991) ve Beatrice’ den Sonraki Birinci Yüzyil (1992) dir. Son romani olan Tanios Kayasi ile ise Fransa’nin en önemli ödüllerinden Goncourt Ödülü’nü kazandi.


[Resim: 114ld.jpg]



Ben göremem daha uzun boyunu
Ahret derler kısaltamam yolunu
Bugün Sahı Merdan sarsın oglunu
Yetis Ya Üseyin baban gidiyo
Posting Freak
999 Adet Kitabın Özeti - Tam Arşivlik
KİTABIN ADI :ANA
KİTABIN YAZARI TongueEARL S.BUCK
YAYIN EVİ :CEM YAYINEVİ
BASIM YILI
SAYFA SAYISI :267
KİTABIN KONUSU :Yazar,bu kitapta Çinli bir anadan evrensel,duygusal bir ana tipi yaratmış ve onun başına gelen ilginç olayları anlatmıştır.
KİTABIN ÖZETİ :
Ana Çin’in küçük bir köyünde kocası,iki oğlu,biir kızı,birde koca ninesiyle yaşamaktadır.Geçimlerini akşama kadar tarlada çalışarak sağlamaktadırlar.Ana çok mutludue;çünkü ailesini çok seviyordur.Kocası ise artık sıkılmaya başlamıştır.Çünkü yaptığı işin geliri çok azdır.Çok para kazanmayı ister.Bir gün ana kocası ile kavga eder.Bunun üzerine kocası kimseye haber vermeden,bir daha dönmemek üzere evi terkeder.Ana buna çok üzülür.Ölmeyi ister.Ama bakması gereken üç tane çocuğu vardır.Onlar için tekrar tarlada çalışmaya başlar.Köylünün kendisinin terk edildiğini anlamaması içinde çeşitli yalanlar söyler.Aradan yıllar geçer.Artık büyük oğlu çalışacak zamana gelir.Evin geçimi artık ona aittir.Oğlan evlenir.Daha sonra kör kızı evlenir.Ama birkaç ay sonra ölür.Ana buna çok üzülür.Bir yandanda oğlunun çocuğu olmuyordur.Küçük oğlu ise artık eve çok az uğrar olmuştur.Komünistlik denen bir gruba üye olmuştur.Ve çok kötü işler yapmaya başlamıştır.Ana başına gelen bu uğursuz olayları geçmişte işlediği kötü bir suça bağlamaktadır.Kocasının kendisini terkettiğinin yedinci yılında bir erkekle birlikte olmuştur.Şimdi neden benim günahımı evlatlarım çekiyor diye sızlanmaktadır.Ananın o kötü dönemlerinde tek dostu yenge idi.Ana bir gün küçük oğlunun zindana girdiğini duyar.Onu kurtarabilmek için herşeyini harcamak ister;ama oğlunu kurtramaz.Ananın oğlunu asarlar.Büyük oğlu anasını eve getirir.Ana eski bir mezarın başına gider ve boşalıncaya kadar ağlar.Sonra büyük oğlu ana müde,torunun oldu diyerek koşarak gelir.Ana bütün acısını sanki unutur ve mutlu olur.Ve o kadarda bahtsız olmadığını anlar;çünkü oğlunun oğlu olmuştur.


KİTABIN ANA FİKRİ :Ne olursa olsun hiçbir zaman yaşama gücümüzü yitirmemeliyiz.Çünkü bizi mutlu edecek küçük bir şey olabilir.
KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ:
ANA :Çalışkan,güzel,yiğit bir kadındır.Dürüstlüğü nedeniyle çok sevilir.Ancak kocasının kendisini terketmesini kendine yedirememiş ve yalan söylemiştir.
KOCASI :Yakışıklı,sessiz,sakin birisidir.Anayı terketmiştir.
BÜYÜK OĞLAN:Yiğit ve çalışkan birisidir.Tek düşündüğü evidir.
YENGEBig Grinürüst ve güvenilir bir kadındır.Ananın en iyi dostudur.Ananın bütün sırlaeını bilir.
KÜÇÜK OĞLAN:Aynı babası gibidir.
KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER:Güzel ve duygusal bir kitap.İnsanın mücadele gücünü arttırıyor.İnsanın yaptığı hatadan ders almasını sağlıyor.
KİTABIN YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ:
Amerikan edebiyatının tanınmış kadın romancılarından Buck,26Haziran 1892’de Amerika’nın Batı Virginia eyaletinin,Hillsboro kazasında doğmuştur.Amerikan romancılığında;Doğu’yu özellikle Çin’I ve Çin hayatını işlemekle üne kavuşmuştur.Buck,romanlarında çocukluğundan beri aşık olduğu Çin’I anlatmış ve onun büyülü dünyasını yansıtmaya çalışmıştır.
[Resim: 114ld.jpg]



Ben göremem daha uzun boyunu
Ahret derler kısaltamam yolunu
Bugün Sahı Merdan sarsın oglunu
Yetis Ya Üseyin baban gidiyo
Posting Freak
999 Adet Kitabın Özeti - Tam Arşivlik
KİTABIN ADI :BİR ÖLÜNÜN DEFTERİ
KİTABIN YAZARI :HALİD ZİYA UŞAKLIGİL
YAYIN EVİ :İNKILAP VE AKA
BASIM YILI :1984
SAYFA SAYISI :120


1.KİTABIN KONUSU:
Osman Vecdi adında bir kişinin halasının kızına aşık olması fakat bunu açıklayamaması ve halasının kızının Vecdi’nin en samimi arkadaşına aşık olup onunla evlenmesi.
2.KİTABIN ÖZETİ:
Abdulvahit Hüsamettin,evli ve iki çocuk babasıdır.Çok sevdiği bir çocukluk arkadaşı vardır:Osman Vecdi.İlk kez Galatasaray Lisesi’nde tanışmışlardır.
Vecdi,bir hastalıktan dolayı ölmek üzereyken arkadaşı Hüsamettin’e onun suçlu olduğunu ve ona bir defter bıraktığını söyler ve son nefesini verir.
Hüsamettin defteri okumaya başlar:
Vecdi,annesini kaybettiğini hayatının ilk önemli olayı olarak anlatır.Annesi öldüğünde,babası onu Beylerbeyi’ndeki halasının evine bırakır.
Vecdi halasının kızı Nigar ile oyunlar oynayarak kendisini avutur.Galatasaray Lisesi’ne başladığında babasından bir mektup alır.Doktor Yarbay olan babası,uzak bir yere tayin olduğu için artık Vecdi yalnız kalmıştır.Bu sırada Hüsam ile tanışır.O da kimsesizdir.Onu halasının evine götürmeye başlar.Okul bittiğinde Vecdi’nin Tıbbiye’ye gitme kararıyla dalga geçen Nigar,Vecdi’nin kendisine kin duymasına sebep olmuştur.
Hüsamettin tatile gittiğinde,Vecdi halasıyla ciddi bir konuşma yapar.Halası Vecdi’ye Nigar ile evlenmesini teklif eder.
Kısa süre içinde,Vecdi Nigar’a aşık olduğunu anlar.Vecdi yazarlığı sevmez ama Nigar yazar olmuştur.Vecdi,Hüsamettin’e düşman olduğunu Nesim-i Havadis gazetesi okuduğunda anlar.Nigar’ın şiir yazıyor olması,Vecdi’yi çok sinirlendirmektedir.
Aşkını itiraf edemeyen,karşılık bulamayacağından korkanVecdi çok acı çeker.Halası,Hüsamettin’in Nigar’ı sevdiğinden baştan beri haberdardır fakat Vecdi bunu bilmemektedir.En sonunda Nigar,Hüsamettin’I sevdiğini Vecdi^ye söyler.Vecdi ve Hüsamettin,Beylerbeyi’ndeki köşke,Vecdi’nin annesinin öldüğü eve taşınırlar.Eşyaları taşırken Vecdi’nin karakalem resimleri ortaya çıkar.Hüsamettin,Nigar’ın resmini tanır fakat Vecdi kağıtları kitaplığın en üst rafına fırlatır.
Birkaç gün sonra Vecdi,Nigar’ın resminin kaybolduğunu görür.Bundan sonra Hüsamettin’in Nigar ile evlenmek istediğini Nigar’a ve halasına söyler.Vecdi Hüsamettin’e bıraktığı defteri bu günlerde yazmaya başlar.Nigar ve Hüsamettin evlenir.Vecdi 1912’de savaşa gider,sol kolunu kaybeder.İstanbul’a geri döndüğünde evdekiler acı haberi alır,Nigar Vecdi için ağlar.Bundan sonra hergün iki saat Nigar’ın evinde kelmaya başlayan Vecdi,yağışlı bir akşam hasta olur,ateşi çıkar ve o akşam Hüsamettin’in kollarında ölür.

3.KİTABIN ANA FİKRİ:
Hayat o kadar büyüktür ki umtlarımızı ve hayallerimizi bir tek sevgiye,bir tek aşka bağlayamayız.Böyle bir hareket tarzı bize kendi ölümümüzü yakınlaştırır.

4.KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ:
Vecdi:Çekingen ve duygusal bir karakter.Sevmediği konularda konuşmaz.Çabuk sinirlenir.Etrafındaki olaylara yön vermekten korkar.Pişman olmaya mahkum.
Hüsamettin:Hayat tecrübesi az.Arkadaşlığın değerini bilmez.Bencil davranır.Kendi mutluluğu için arkadaşının ümitlerini söndürdüğünün farkına varamaz.
Nigar:Çok toy.Hayatı toz pempe görür.Şiir yazmayı ve okumayı sever.Bir arkadaşının değerini onu kaybettiğinde anlayan insanlardan biridir.
Düğüm noktası:Vecdi’nin rafa attığı resimler arasından Nigar’ın resminin kaybolması,Vecdi’nin,Hüsamettin’in Nigara aşık olduğunu anlamasını sağlamıştır.Oysa Hüsamettin,Vecdi’nin Nigar’ı sevdiğini bilmektedir.Hüsamettin resmi oradan almasydı,olaylar kötü bir sonuca varmazdı.

5.KİTAP HAKKINDAKİ ŞAHSİ GÖRÜŞLER:Konu gayet iyi işlenmiş olmasına rağmen aşkının büyüklüğü belirtilmemiş bir insanın,bu aşkı kaybettiği için hayata küsmesi pek inandırıcı değil.Olaylar çok sade ve sonu tahmin edilebilir bir şekilde gelişiyor.Konular arasında yazarın deneme niteliği taşıyan fikirleri,beni çok etkiledi.
6.KİTABIN YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ:Halid Ziya Uşaklıgil,Servet-i Fünun romancısıdır.1866’da İstanbul’da doğdu.Fatih Askeri Rüştiyesi’ne gitti ve 17 yaşında okuldan ayrıldı.1884’te Nevruz;daha sonra Hizmet ve Ahenk Gazetesi’ni yayınladı.Fransızca,İngilizce,Almanca,İtalyanca,Arapça,Farsça bilirdi.Kahramanlarını gerçek hayattan aldığı kitaplar yazdı.1945’te İstanbul’da öldü.
[Resim: 114ld.jpg]



Ben göremem daha uzun boyunu
Ahret derler kısaltamam yolunu
Bugün Sahı Merdan sarsın oglunu
Yetis Ya Üseyin baban gidiyo
Posting Freak
999 Adet Kitabın Özeti - Tam Arşivlik
KİTABIN ADI
AYLAK ADAM
KİTABIN YAZARI
YUSUF ATILGAN
YAYIN EVİ
YAPI KREDİ YAYINLARI
BASIM YILI
2001



1.KİTABIN KONUSU

Kitapta alışımışa, sıradan karşı çıkan birinin başından geçen olaylar anlatılıyor.

2. KİTABIN ÖZETİ

“Sustu. Konuşmak lüzumsuzdu. Bundan sonra kimseye ondan bahsetmeyecekti. Biliyordu anlamazlardı."

C sıradışı biridir. Herhengi bir işi yoktur. Kendisine miras kalmış evlerin kirasıyla geçinmekte ve kendisini “aylak” olarak değerlendirmektedir. İnsanları yaptığı kalıplaşmış hareketlerden hoşlanmaz. Resim ile ilgilenmektedir ve ressam bir kıza aşıktır. Daha doğrusu hiç tanımadığı ama birgün karşısına çıkacağını bildiği değişik bir insana aşıktır C. Kitapta C’nin bu insanınarayış öyküsü anlatılıyor.

3. KİTABIN ANA FİKRİ

Kitapta toplumun belirlediği kuralların dışına çıkmanın başa çıkması güç sonuçlar doğurabileceği konusu işleniyor.

4. KİTAPTAKİ OLAYLAR VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ

C: Kitabın başkahramanıdır. Toplumdaki tekdüzeliğe karşı çıkan, değişik olanı, kendince gerçek aşkı arayan, bekleyen biridir. Birçok kez bulduğunu sanır, ama yanıldığını anlar. Bütün insanlar ondan farklıdır ve bu pek önemli değildir.

5. KİTAP HAKKINDAKİ ŞAHSİ GÖRÜŞLER

Türk edebiyatın önde gelen eserlerinden biri sayılan bu kitap insanın dünyayı çok farklı bir şekilde görmesini sağlıyor. Yazar konuyu çok iyi seçmiş ve işlemiş.


6. KİTAP YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ

Toplam iki romanı ve bir hikaye kitabı yayınlanmakla birlikte, romanımızın önemli isimlerindendir Yusuf Atılgan. 1921 Manisa doğumlu yazar, İÜ Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünü bitirdikten sonra bir süre öğretmenlik yapmış, daha sonra Hacırahmanlı köyüne dönerek çiftçilikle uğraşmıştı. Edebiyat hayatı lise yıllarında şiir ve öykü yazmakla başlamış, edebiyat çevrelerinde tanınması ise Tercüman ve Cumhuriyet gazetelerinin öykü ve roman yarışmalarında elde ettiği derecelerle olmuştu. Belki az ürün vermiş olmasından, belki de mütevazi ve sakin kişiliğinden dolayı fazla popülerleşmemişti, ta ki 1973’de yazdığı ikinci romanı “Anayurt Oteli” 1987’de sinemaya uyarlanana kadar. Ömer Kavur’un yönettiği filmin kazandığı başarı ile –1959 tarihli- ilk romanı “Aylak Adam”da yeniden hatırlandı. 1989’da –İstanbul’da- ölen bu değerli yazarla ilgili tanıtma ve eleştiri yazılarını, yapılan söyleşileri ve yayınlaşmamış çalışmaları kapsayan “Yusuf Atılgan’a Amağan” kitabı ise 1992‘de yayınlandı.
[Resim: 114ld.jpg]



Ben göremem daha uzun boyunu
Ahret derler kısaltamam yolunu
Bugün Sahı Merdan sarsın oglunu
Yetis Ya Üseyin baban gidiyo

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.