You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Yazar: donanma44
Ocak açmışım kapını
Daim vermişim tapunu
Çıkar Ali likabını
Görünen Ali değil midir
*
Al güneş doğuyo yeşildir yeri
Birisi Muhammed Ali’dir piri
Dört Kapı üstünde kuruldu yeri
Cemali Zöhre Ana Ali’dir dili
*
Çenesinde gördüm Elifi döker
Dilleri mim olmuş belini büker
Üseyin’im aşkına ömrümü söker
Duydum ki çeşmesi akar Ali’ymiş




Memleketim Yozgat Yemen’dir ilim
Horasan köyünden geliyor Pirim
Kırklar binasında var oldu yerim
Bir sıfatı Zöhre Ana Ali’dir dilim
*
Türkiye’ye çıkarmışım bir gelin
Urufu Zöhre Ana O’nu Pir bilin
Hak için dergâha niyaza inin
Muhammed elçisi Ana’dır deyin


Duaz-ı İmamlar: Pir Zöhre Ana
Yazar: donanma44
Kuşadası'nda Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı tarafından düzenlenen eğitim ve danışma çalıştayı başladı. Çalıştayda, Alevi vatandaşların sorunları ve talepleri ele alınacak.
Kuşadası'nda, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı tarafından Kuşadası Belediyesi'nin katkılarıyla düzenlenen eğitim ve danışma çalıştayı başladı. İki gün sürecek olan çalıştayda bir konuşma yapan Kuşadası Belediye Başkan Vekili Oğuzhan Turan, "Başkanımız Ömer Günel, kentimizde yaşayan tüm farklı kültür ve inanca sahip hemşehrilerimiz için olduğu gibi Alevi canlarımızın da talep ve önerilerini yerine getirmeyi bir görev olarak görmektedir" dedi.
Türkiye'de alevi vatandaşların sorunları ve talepleri, yerel seçimlerde gösterilecek olan yaklaşım ile Cumhuriyetin ikinci yüzyılı ve aleviler başlıkları altında düzenlenen Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Eğitim ve Danışma Çalıştayı başladı. Çalıştayın açılışına Kuşadası Belediye Başkan Vekili Oğuzhan Turan, Kuşadası Belediye Başkan Yardımcısı Yusuf Atak, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Ercan Geçmez, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Kuşadası Şubesi Başkanı Erdal Kılınç ve vakfın Türkiye genelindeki diğer başkanları katıldı.
Çalıştayın açılış konuşmasını Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Kuşadası Şubesi Başkanı Erdal Kılınç yaptı. Konuşmasına Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel'e teşekkür ederek başlayan Kılınç, "Belediye başkanımız görevde olduğu 4 buçuk yılda hep bizim yanımızda oldu. Her türlü sorunumuzla çok yakından ilgilendi. Kendisi Kuşadası Cemevi'nin inşasının tamamlanmasına da öncülük etti. Başımızda dumanların çoğaldığı günlerden geçiyoruz. Bu anlamda burada bir araya gelmemiz çok önemli. Seçimden seçime hatırlanan insanlar olmamamız için yan yana, omuz omuza olmaya ve ortak hareket etmeye ihtiyacımız var. Bu çalıştayın da buna çok büyük katkı sunacağını düşünüyorum" dedi.
Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Ercan Geçmez ise, "Biz geçmişten bu yana hep insana, canlıya ve onun yaşam hakkına değer verdik. Hiçbir zaman ayrıştırıcı ve ötekileştirici olmadık. Bununla her zaman gurur duyabiliriz. Ancak bu söylemlerimizden vazgeçtiğimiz an bizi biz yapan özelliklerimizi kaybederiz. Çünkü dünyada siyaset gittikçe ırkçılık üzerinden kendisini var etmeye başladı. Coğrafyamızda Alevilik barışı ve birlikte yaşamı simgeliyor. Eğer bir toprakta demokrasi, barış ve kardeşlik yoksa hiçbir şeyin de anlamı yoktur" diye konuştu.
Kuşadası Belediye Başkan Vekili Oğuzhan Turan da, "Öncelikle kıymetli canlar, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı'nın değerli başkanları ve yöneticileri sizlere hoş geldiniz demek istiyorum. Sizlere Başkanımız Ömer Günel'in selamlarını iletiyorum. Ne mutlu ki bize Türkiye'nin turizm başkenti Kuşadası'nda, Bektaşi ve Alevi camiasının siz değerli isimlerini ağırlıyoruz. Başkanımız Ömer Günel, kentimizde yaşayan tüm farklı kültür ve inanca sahip hemşehrilerimiz için olduğu gibi Alevi canlarımızın da talep ve önerilerini yerine getirmeyi bir görev olarak görmektedir. 
Bugün çatısı altında bir araya geldiğimiz ve 20 yıldır yarım bırakılan cemevimiz, başkanımızın iradesi ile başlatılan çalışmalar, kıymetli dostların iş birliği ve dayanışması neticesinde eksikleri giderilerek hizmete girmiştir. Alevi inancında insana saygı ve hizmet en büyük ibadettir. Siyasete girdiğim günden bu yana bana kılavuz olan Alevi kimliğim ile bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da hizmet etmeye devam edeceğim. Bir olalım, iri olalım, diri olalım diyen Hacı Bektaş Veli'yi saygıyla yad ediyorum" ifadelerini kullandı. - AYDIN
Forum: Alevi Haber
Yorum Yorum Yok
Yazar: donanma44
Cengiz Özkan En Sevilen En Güzel En Duygusal Şarkıları

Yorum Yorum Yok
Yazar: donanma44
Tibet Şifa Flütü • Stresi Ortadan Kaldırır ve Zihni Sakinleştirir • Negatif Enerjiyi Uzaklaştır



Tibet Şifa Flütü, geleneksel olarak Tibet, Nepal ve Hindistan gibi bölgelerde kullanılan bir enstrümandır. Bu flütler genellikle özel alaşımlı metallerden yapılmış olup, farklı boyutlarda ve tasarımlarda gelebilirler. Tibet Şifa Flütü'nün stresi ortadan kaldırdığı ve zihni sakinleştirdiği iddiaları, genellikle bu flütlerin özel frekansları ve titreşimleri üzerinden yapılan bir tür ses terapisiyle ilişkilidir.

İşte Tibet Şifa Flütü'nün stresle başa çıkma ve zihni sakinleştirme konularında nasıl kullanıldığına dair bazı açıklamalar:


  1. Frekans ve Titreşimler:
    • Tibet Şifa Flütü'nün öne çıkan özelliği, özel frekanslarda ve titreşimlerde ses üretmesidir. Bu frekanslar, öne çıkan alfa, beta, gama gibi beyin dalgalarına etki edebilecek, zihinsel ve duygusal dengeyi destekleyebilecek frekanslardır.
  2. Meditasyon ve Zihinsel Sakinlik:
    • Tibet Şifa Flütü, meditasyon ve yoga gibi zihinsel odaklanma pratiği yapan kişiler arasında sıkça kullanılır. Flüt sesi, meditasyon sırasında zihinsel sakinlik sağlamak, odaklanmayı artırmak ve stresi azaltmak için kullanılabilir.
  3. Enerji Meridyenleri ve Şifa:
    • Bazı geleneksel inançlara göre, Tibet Şifa Flütü'nün çıkardığı sesler, vücuttaki enerji meridyenlerini dengeleyerek ve blokajları açarak şifa süreçlerini destekleyebilir. Ancak, bu tür iddialar genellikle kişisel deneyimlere ve inançlara dayanmaktadır.
  4. Rahatlatıcı Etkiler:
    • Flüt sesinin genellikle rahatlatıcı bir etkiye sahip olduğu söylenir. Bu, dinleyicinin zihinsel gerginliği azaltabilir, stresle başa çıkmasına yardımcı olabilir ve genel bir huzur duygusu yaratabilir.
  5. Ses Terapisi Uygulamaları:
    • Profesyonel ses terapistleri, Tibet Şifa Flütü'nü kullanarak bireylerin enerji dengesini yeniden oluşturmayı ve duygusal iyileşmeyi desteklemeyi amaçlayan özel seanslar düzenleyebilirler.

Tibet Şifa Flütü'nün etkileri kişiden kişiye değişebilir ve bilimsel olarak kanıtlanmış tıbbi bir tedavi yöntemi olarak kabul edilmemektedir. Ancak, bu tür geleneksel enstrümanlar, birçok kişi için duygusal ve zihinsel iyileşme süreçlerini destekleyici bir araç olarak değerlendirilebilir. Bu tür uygulamaları denemeden önce, özellikle ciddi bir sağlık sorununuz varsa, bir sağlık profesyoneli ile görüşmek önemlidir.
Forum: Müzik
Yorum Yorum Yok
Yazar: donanma44
SON DAKİKA HABERİ: Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), ekim ayı enflasyon rakamlarını açıkladı. Ekim ayında TÜFE yüzde 3,43 artarken, yıllık bazda TÜFE yüzde 61,36 artış gösterdi.

Ekim ayı enflasyon rakamları belli oldu.

TÜİK verilerine göre, ekim ayında TÜFE yüzde 3,43 artış gösterdi. Yıllık bazda TÜFE yüzde 61,36 seviyesinde gerçekleşti.

Yurt İçi ÜFE ekim ayında yüzde 1,94, yıllık bazda yüzde 39,39 olarak gerçekleşti.

EKONOMİSTLER NE BEKLİYORDU?

AA Finans'ın anketinde ekonomistlerin ekim ayı enflasyon beklentisi yüzde yüzde 4,08 düzeyindeydi.

Ekonomistler yıllık enflasyonun yüzde 62,36'ya çıkacağı hesaplanıyordu.


Çekirdek enfasyon olarak nitelenen işlenmemiş gıda ürünleri, enerji, alkollü içkiler ve tütün ile altın hariç TÜFE'deki değişim, bir önceki aya göre yüzde 3,48, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 67,61 olarak gerçekleşti.

EN ÇOK ARTIŞ GİYİMDE

Aylık bazda en yüksek artış yüzde 13,73 ile giyim ve ayakkabı grubunda gerçekleşti. Onu yüzde 7,54 ile konut, yüzde 3,51 ile lokanta ve oteller, yüzde 3,20 ile gıda ve alkolsüz içecekler, yüzde 3,08 ile çeşitli mal ve hizmetler, yüzde 2,67 ile haberleşme, yüzde 2,64 ile sağlık, yüzde 2,60 ile ev eşyası, yüzde 2,26 ile eğlence ve kültür, yüzde 0,29 ile eğitim, yüzde 0,09 ile alkollü içecekler ve tütün izledi. Ekim ayında tek düşen kalem yüzde 0,18 ile ulaştırma oldu.


LOKANTA VE OTELLERDE BİR YILDA YÜZDE 94'LÜK ARTIŞ
Yıllık bazda TÜFE'de en çok artış yüzde 94,12 lokanta ve oteller grubunda görüldü. Onu yüzde 81,30 ile sağlık, yüzde 80,83 eğitim, yüzde 71,99 ile gıda ve alkolsüz içecekler, yüzde 71,99 ile ulaştırma, yüzde 61,97 ile alkollü içecekler ve tütün, yüzde 60,96 ile ev eşyası,. yüzde 60,33 ile çeşitli mal ve hizmetler, yüzde 56,96 ile eğlence ve kültür, yüzde 46,70 ile haberleşme, yüzde 39,15 ile giyim ve ayakkabı izledi. Son bir yılda en az artış yüzde 25,98 ile konutta görüldü.
TÜFE'de yer alan 143 temel başlıktan 122'sinde artış, 15'inde düşüş gerçekleşirken, 6 başlıkta değişim görülmedi.

KAYNAK: 2023 Ekim ayı enflasyon rakamları açıklandı
Forum: Ekonomi
Yorum Yorum Yok
Yazar: donanma44
Bugün, Türkiye Cumhuriyeti'nin 100. yılını coşku ve gurur içinde kutluyoruz. 100 yıl önce, Mustafa Kemal Atatürk'ün önderliğinde başlayan bu büyük yolculuk, çağdaş Türkiye'nin temellerini atmıştır. Bugün, Cumhuriyetimizin 100. yılında, bu değerli mirası daha da yükseklere taşıma kararlılığımızı yineliyoruz.



100 yıl boyunca, Türk milleti, bağımsızlık ve özgürlük mücadelesini sürdürdü. Şimdi, bu mirası gelecek nesillere taşıma sorumluluğunu omuzluyoruz. Geleceğe daha aydınlık bir Türkiye bırakmak için çalışıyoruz.

Bugün, bayrağımızı gururla dalgalandırıyor, milli marşımızı coşkuyla söylüyoruz. Cumhuriyetimizin 100. yılında, birlik, beraberlik ve dayanışma duygularımızı pekiştiriyoruz.

Bu özel günde, Türkiye Cumhuriyeti'nin 100. yılını coşku ve umutla kutluyor,  Türkiye Cumhuriyetini kuran Mustafa Kemal Atatürk, silah arkadaşları ve kahraman Mehmetçiğimizi saygı, sevgi ve şükranla anıyoruz.

Nice yıllara, nice 100 yıllara!

YAŞASIN ATATÜRK, YAŞASIN CUMHURİYET!


***

[Resim: cumhuriyetimizin-100-uncu-yili-pir-zohre-ana.jpg]

Atatürk Sevgisini, Vatan Bilincini ve Cumhuriyetin Değerlerini Öğreten PİR ZÖHRE ANA'MIZA Şükranlarımızla!

Bir insanın hayatını derinden etkileyebilecek en büyük armağanlardan biri, Atatürk sevgisi, vatan bilinci ve Cumhuriyetin değerlerini öğrenmek ve yaşamak olabilir. Bu armağanı bize hediye eden baş öğretmenimiz, hayatımızın en değerli varlığı Pir Zöhre Ana'mızdır.

O, sadece bir öğretmen değil, aynı zamanda bir rehberdi. Atatürk'ümüzün öğretilerini, vatan sevgisini ve Cumhuriyetin değerlerini bize en içten şekilde aktardı. O'nun sayesinde, Türkiye'nin bağımsızlık mücadelesini, çağdaşlaşma hedefini ve demokrasiyi daha iyi anladık. O'nun sayesinde, geleceğimizi şekillendirecek değerleri öğrendik.

Hayatın her anında bize örnek oldu. O, dürüstlüğün, adaletin ve özverinin ne kadar önemli olduğunu gösterdi. Her zaman ülkesine ve insanlığa hizmet etmeye hazır olduğunu gördük. Siz, Atatürk'ün mirasını canlı tutan bir ışıksınız. Atatürk'ün öğretileriyle donanmış bireyler olarak, Türkiye'nin daha aydınlık yarınlarını inşa etmeye devam edeceğiz.

Bugün, Pir Zöhre Ana'mızın öğrettikleriyle aydınlanmış bireyler olarak, şükranlarımızı sunmak istiyoruz. O'nun öğrettikleriyle büyüdük, O'nun sevgisiyle dolup taştık ve O'nun sevenleri olmaktan gurur duyuyoruz.

İki Cihanın Sultanı, Pir Zöhre Ana'mız size minnettarız!

Saygı ve Minnetle.


***


Bir sıfatı Ali birisi Veli,

Atına binmiştir Hızır'dır kendi

Konuşur Zöhre Ana'yla her zaman dili

Mekke Medine'de var oldu yeri


Ata'nın ismini dillerde veren

Mümkün olduğu kadar sırrını veren

Gücü Muhammettir Ali'dir veren

Toprağa girmiştir bedeni gömen


İstiklal savaşını bizlere verdi

Dili Muhammet kendi Âli'ydi

Yürüdü divanda ilmin söyledi

Keramet Allah'tan teni gizledi


Şehadet eyler parmağını kaldıran

İlmi Muhammetten deryaya varan

Kerbela köyünden davasını kılan

Bir sıfatı Ali Kemal'dir inan


Üst üste gelmiştir bayrağı benden

Ehlibeyt dili verilir kimden

Pirimiz Ali Mürşit Veli'den

Çırpınır göklerde Mustafa gelen


Mustafa Kemal ay yıldızdır,

Mustafa Kemal kandır,

Mustafa Kemal candır,

Mustafa Kemal tendir,

Mustafa Kemal bedendir,

Mustafa Kemal iliktir,damardır


Beyin içinde yaşayan akıl fikir veren,

Cümle aleme ışığını göndermiş

Hükmü Muhammet Ali'den

Himmetiyle gelmiş

O günkü insanlara,canlara  bir ışık olarak can kurtarmaya gelen

Cenabı Allah'ın gönderdiği

Hükmü manevi değeri büyük olan

Teni Bektaşi sırrı Ali'dir

Ali nefesi ile gelmiş ve gayba gidendir...



BİLDİREN: PİR ZÖHRE ANA
Yazar: donanma44
Borsa İstanbul'daki Yenilenebilir Enerji Hisseleri

Borsa İstanbul’da tamamen ve kısmen yenilenebilir enerji alanında faaliyet gösteren veya atık yönetimi, hücre ve batarya üretimi gibi sürdürülebilir alanlarda yatırımı bulunan 23 şirket işlem görüyor. Biz bunları yeşil hisse olarak adlandırıyoruz.

KKüresel enerji dönüşümü, küresel ısınma, iklim krizi  ve karbon salımı gibi konular yeşil hisseleri uzun vadede cazip hale getiriyor. Son dönemde öne çıkan yeşil hisse kavramı, genellikle çevre dostu ve sürdürülebilir enerji, temiz teknoloji ve çevre alanında faaliyet gösteren şirketlerin hisse senetlerini ifade ediyor. Bu şirketler, yenilenebilir enerji, enerji verimliliği, atık yönetimi, su temizliği, geri dönüşüm gibi alanlarda faaliyet göstererek çevresel sürdürülebilirliği destekleyen iş modelleriyle öne çıkıyor.

Özellikle küresel enerji dönüşümünün en önemli ayağını fosil yakıtlardan yenilenebilir enerjiye geçiş oluşturuyor. Zira araştırmalara göre, karbon ayak izinin yani emisyonların yaklaşık yüzde 75’i fosil yakıtlara dayalı enerji üretiminden kaynaklanıyor. Bu sebeple 2053 yılı için öngörülen karbon nötr hedefi ve 1,5 derecelik küresel ısınma hedefine bağlı kalınması yüzde 100 yenilenebilir enerjiye geçişle mümkün.

Temiz enerji şirketleri ard arda halka açılıyor

Yenilenebilir enerji kaynakları içinde güneş enerjisi tüm dünyayla birlikte ülkemizde de hızlı bir büyüme gösteriyor. Lisanssız güneş enerjisi kurulumları, çatı GES’ler, YEKA ihaleleri ve YEKDEM teşvikleri güneş enerjisi sektörüne büyük ivme katıyor. Türkiye bugün itibarıyla güneş enerjisinde 10 bin MW rüzgar enerjisinde ise 12 bin MW’yi geçmiş durumda.

Güneş enerjisine ilgi sektörde panel ve invertör üreticilerini, anahtar teslim kurulum yapan mühendislik şirketleri olan EPC firmalarının sayısını da artırıyor. Türkiye’de 37 civarında solar paneli üreticisi yerli firma faaliyet gösteriyor.

Son dönemde halka açılan birçok güneş ve rüzgar enerjisi şirketi oldu. Antalya merkezli solar paneli üreticisi CW Enerji, Smart Enerji, atık yönetim şirketi Biotrend ve Doğan Holding şirketi Galata Wind’i bunlar arasında sayabiliriz.

Uzun vadede özellikle yenilenebilir enerji hisselerinde pozisyon almanın doğru bir strateji olduğunu savunan uzmanlara göre, iklim değişiklikleri, karbon salımı, yenilenebilir enerjiyi gittikçe daha önemli hale getirecek. Ayrıca enerji dönüşümü için devrim niteliğinde olan enerji depolama faaliyeti için birçok şirketin EPDK’dan ön lisans alması yeşil hisseleri uzun vadede önemli hale getiriyor.



[Resim: borsa-istanbul-yesil-hisse.jpg?resize=896%2C450&ssl=1]

Borsa İstanbul’daki yeşil enerji şirketleri
Yeşil Haber ekibi sizler için Borsa İstanbul’da yenilenebilir enerji ve sürdürülebilirlik alanlarında faaliyet gösteren veya yatırımı bulunan şirketleri analiz etti ve alfabetik olarak aşağıda yer alan listeyi oluşturdu. Ayrıca Borsa İstanbul’da yer alan güneş paneli üreticilerini de ayrı bir makalede inceledik. Borsa İstanbul’da yer alan güneş paneli üreticisi firmaları incelediğimiz makale için tıklayınız. Yeşil ekonominin Türkiye’deki lokomotifleri burada.
[Resim: AKENR-akenerji.jpg?resize=100%2C100&ssl=1]
Akenerji (AKENR)
Akkök Holding ve Çek enerji şirketi ČEZ ortaklığı olan Akenerji, 2005 yılından itibaren yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı üretim yatırımlarına ağırlık verdi. Kademeli olarak devreye aldığı rüzgar ve hidroelektrik santralleri ile toplamda 320 MW yenilenebilir enerji kurulu gücüne sahip. Yatırım aşamasında olan ve tamamlandığında yılda ortalama 560 GWh elektrik üretmesi beklenen Kemah HES ile Akenerji, yenilenebilir portföyünü güçlendirecek.

[Resim: Akfen.jpg?resize=187%2C62&ssl=1]
Akfen Yenilenebilir (AKFYE)
Akfen Holding tarafından 2007 yılında kurulan yüzde 100 yenilenebilir eneji üretim şirketi. Akfen Yenilenebilir Enerji’nin Türkiye’nin 18 ilinde tamamı yenilenebilir kaynaklardan oluşan ve kaynak bazında dengeli yaklaşık 700 MW gücündeki hidroelektrik, rüzgar enerjisi ve güneş enerjisi üretim portföyü bulunuyor. Şirket ayrıca EPDK’dan 140 MW enerji depolama için ön lisansı da aldı.

[Resim: Aksa-1.jpg?resize=227%2C78&ssl=1]
Aksa Enerji (AKSEN)
Aksa Enerji Kazancı Holding bünyesinde yer alan ve Türkiye’nin en büyük halka açık serbest elektrik üreticisi konumunda. Aksa Enerji’nin yüzde 100 bağlı ortaklığı olan Aksa Yenilenebilir Üretim A.Ş. ise EPDK’dan toplam 341 MW kurulu gücünde depolamalı yenilenebilir enerjiye dayalı ön lisans aldı. Aksa Enerji “Sürdürülebilir Yüksek Büyüme” stratejisi doğrultusunda 2030 hedefleri kapsamında hem Türkiye hem de yurt dışında yenilenebilir enerji teknolojileri ve enerji dönüşümü odaklı projeleri yakından takip ettiğini açıkladı.

[Resim: Aksu-Elektrik.jpg?resize=171%2C96&ssl=1]
Aksu Enerji (AKSUE)
Aksu Enerji 21 Kasım 1985 yılında 30 kurucu ortak tarafından kuruldu. Borsaya açılan ilk Yap-İşlet-Devret modelli hidroelektrik santralidir. Şirketin tamamı halka açık olup sermaye payı yüzde 10’u geçen ortağı bulunmuyor.

Göltaş Enerji Elektrik Üretim A.Ş’ye yüzde 16,74 oranında iştirak sahibi olan Aksu Elektrik, bünyesinde 6 MW Gönen GES ve 104,3 MW kapasiteli Eşen I ve II hidroelektrik santralleri elektrik üretimi yapıyor.


[Resim: AlfaSolar.jpg?resize=203%2C65&ssl=1]
Alfa Solar (ALFAS)
Alfa Solar, Kırıkkale Organize Sanayi Bölgesi’nde (OSB) fotovoltaik (PV) panel üretimi yapıyor. Üretimin tamamına yakını yurt içi satışlardan oluşup Afrika ülkelerine küçük bir ihracat sözkonusu.

[Resim: aydem-aydem-enerji.jpg?resize=100%2C100&ssl=1]
Aydem Yenilenebilir (AYDEM)
Aydem Enerji’nin, yenilenebilir enerji üretimi alanında faaliyet gösteren şirketi Aydem Yenilenebilir Enerji Türkiye geneline yayılmış, 25 yenilenebilir enerji santraliyle 1.102 MW kurulu güce ulaşarak yıllık 4.089 GWh enerji üretiyor. Portföyünün tamamı hidroelektrik, rüzgar, hibrit ve jeotermal santrallerden oluşuyor.
[Resim: ayen-ayen-enerji-as.jpg?resize=100%2C100&ssl=1]
Ayen Enerji (AYEN)
Aydıner İnşaat bünyesindeki Ayen Enerji’nin portföyünün tamamı rüzgar ve hidroelektrikten oluşuyor. Yaklaşık 130 MW rüzgar enerjisinin yanı sıra yurt içinde yaklaşık 169 MW hidroelektrik ve yurt dışında ise 3 santralde yaklaşık 150 MW hidroelektrik kurulu gücü bulunuyor.


[Resim: Biotrend.jpg?resize=154%2C78&ssl=1]
Biotrend Enerji (BIOEN)
Doğanlar Holding iştiraki Biotrend Enerji bünyesinde, 11 entegre atık yönetimi ve biyokütle santrali (BES), 6 BES, 1 katı yakıt hazırlama ve 1 sera tesisi olmak toplam 19 tesis bulunuyor. Toplam 6 bölgede, 11 ilde, 19 tesiste çöpleri elektriğe dönüştürüyor. 2022 sonu itibarıyla, Biotrend Enerji’nin sahip olduğu ön lisans ve lisansların toplam gücü; 181,3 MWe, kurulu gücü ise 99,2 MWe seviyesine ulaştı. 

[Resim: Consus.jpg?resize=106%2C106&ssl=1]
Consus Enerji (CONSE)
Global Yatırım Holding’in iştiraki olan Consus Enerji, yenilenebilir enerji alanında gerçekleştirdiği biyokütle ve güneş santralleri yatırımlarına ek olarak, dağıtık enerji tesislerini (kojenerasyon, trijenerasyon ve güneş) yap-işlet iş modeli ile hayata geçiriyor.

[Resim: CW-Enerji-300x105.png?resize=223%2C78&ssl=1]
CW Enerji (CWENE)
Antalya merkezli CW Enerji 2010 yılında kurulan güneş paneli üreticisidir. Yıllık 1,8 GW güneş paneli üretim kapasitesine sahip. CW Enerji ayrıca, güneş enerji santrallerinin (GES) yatırım ve teknik danışmanlığı, projelendirme, sistem tasarımı, lisanslı ve lisanssız santral kurulumları, lisans alımı ve işletme, ayrıca lisanssız üretim yönetmeliğine uygun olarak projeler planlama, projelendirme, finans ve uygulama ile kurulum sonrası teknik bakım, onarım konularında da hizmet veriyor. Endüstriyel kurulumların yanı sıra evsel çatı kurulumlarında da çözümler sunuyor.

[Resim: Enerjisa-ENJSA.jpg?resize=100%2C100&ssl=1]

Enerjisa (ENJSA)
Sabancı Holding ve Alman E.ON şirketinin ortaklığı olan Enerjisa bünyesindeki Enerjisa Üretim Türkiye’nin öncü ve lider özel sektör üreticisi. Yaklaşık 3 bin 727 MW kurulu gücünün yüzde 43’ünü doğalgaz, yüzde 37’sini hidroelektrik, yüzde 12’sini yerli linyit, yüzde 8’ini rüzgar ve güneş santralleri oluşturuyor. Türkiye’nin toplam elektrik kurulu gücü içerisindeki payı yüzde 4, serbest piyasada aktif özel sektör oyuncuları arasındaki pazar payı ise yüzde 5.


[Resim: ESEN-esenboga.jpg?resize=100%2C100&ssl=1]
Esenboğa Elektrik (ESEN)
Naturel Holding iştiraki olan Esenboğa Elektrik, endüstriyel ve konut tipi çatı GES uygulaması yapan bir EPC firması. Şirket 5 kW ila 50 MW aralığında, farklı üretim konseptlerinde mikro santraller tasarlayıp kuruyor.

[Resim: GWIND-Galata-Wind.jpg?resize=100%2C100&ssl=1]
Galata Wind (GWIND)

2012 yılından beri Doğan Holding iştiraki olarak faaliyetlerine devam eden Galata Wind, yüzde 100 yenilenebilir kaynaklı, çevreye duyarlı elektrik enerjisi üreterek, yıllık yaklaşık 400.000 ton karbon emisyon azaltımı sağlıyor. Sadece rüzgar enerjisine dayalı toplam 269 MW kurulu güce sahip.


[Resim: Hun.png?resize=204%2C76&ssl=1]
Hun Yenilenebilir Enerji (HUNER)

Koray Holding bünyesindeki Hun Yenilenebilir Enerji’nin faaliyet konusunu, yurt içi ve yurt dışında elektrik üretim tesisi kurulması, inşaatının yapılması, işletmeye alınması, kiralanması, elektrik enerjisi üretimi, enerji ticaretinin yapılarak üretilen elektrik enerjisinin ve/veya kapasitesinin müşterilere satışı oluşturuyor. Şirket’in hali hazırda yurt içinde 8 adet, yurt dışında 1 adet olmak üzere toplam 9 adet bağlı ortaklığı bulunuyor.

[Resim: Kartal-Enerji-300x94.jpg?resize=214%2C67&ssl=1]
Kartal Yenilenebilir Enerji (KARYE)
Koray Holding iştiraki olan şirketin faaliyet konusunu güneş enerjisi santrallerinden elektrik enerjisi üretimi ve üretilen elektriğin dağıtım şirketlerine Yenilenebilir Enerji Kaynakları Destekleme Mekanizması (YEKDEM) kapsamında satışı oluşturuyor. Kartal Enerji, Manisa, Denizli, Aksaray, Sivas, Ankara, Antalya ve Konya illerinde bulunan toplam 53.414.33 kWp kurulu güce sahip 52 adet lisanssız güneş enerjisi santrali ile YEKDEM kapsamında alım garantisi ve sabit fiyat ile elektrik üretimi ve satışı yapıyor.

[Resim: KontrolmatikTeknoloji.jpeg?resize=144%2C144&ssl=1]
Kontrolmatik Teknoloji (KONTR)
Kontrolmatik Teknoloji 2008 yılında İstanbul’da kuruldu. Ankara’da biri faaliyete geçen, diğeri inşaat halinde iki fabrikası ve birçok ülkedeki ofisleriyle hizmet veriyor. Kontrolmatik’in temel faaliyet alanı, enerji üretim, iletim ve dağıtım tesisleri, petrol & doğal gaz, ulaşım, yiyecek & içecek, maden, akıllı tarım & gübre ve diğer çimento, kâğıt, demir-çelik, kimya gibi endüstriyel tesislere; santral yan tesisleri, operasyonel teknolojiler, endüstriyel yazılımlar, kontrol ve güvenlik sistemleri, haberleşme, veri işleme ile nesnelerin interneti ile güç sistemleri ve anahtar teslim çözümler üretmek.

19 Ekim 2020 tarihinde yüzde 23,8’i halka arz edilen Şirket’in hisseleri Borsa İstanbul Ana Pazar’da işlem görüyor. Ana hissedarları yüzde 29,09 ile Sami Aslanhan ve yine yüzde 29,09 ile Ömer Ünsalan olan Şirketin yaklaşık yüzde 42’si diğer hissedarlara ait bulunuyor.

Kontrolmatik’in sürdürülebilirlik alanındaki faaliyetleri ise ilk kez Nisan 2022’de BM Küresel İlkeler Sözleşmesi (UNGC) Türkiye üyeliğiyle başladı.

Şirket ‘Çevre, Sürdürülebilir Finans, Cinsiyet Eşitliği, Çeşitlilik ve Kapsayıcılık’ çalışma gruplarında yer almaya ve aktif olarak çalışmaya başladı.

Şirket, Ankara Polatlı’da inşa edilen ve 29 Ağustos’da açılışı yapılması beklenen fabrikasında lityum demir fosfat batarya hücresi ve enerji depolama sistemleri ve son teknoloji haberleşme cihazları üretimi gerçekleştirmeye hazırlanıyor.
Ankara Polatlı’daki enerji depolama tesisinin üretim kapasitesi ilk etapta 500 MWh, ikinci aşamada 2.2 GWh ve üçüncü etapta ise 3 GWh’ye kadar çıkacak. Ev tipi ve enerji şebekelerine yönelik ürünler üretecek olan tesis enerji depolama ünitelerini tüketiciyle buluşturacak.

Öte yandan Kontrolmatik Teknoloji’nin Pomega Energy Storage Technologies iştiraki ile ABD’nin Güney Karolina eyaletinde inşa ettiği 279 milyon dolarlık enerji depolama fabrikasının da 2024 yılında üretime geçmesi planlanıyor. BMW, Boeing, Continental, Mercedes-Benz, Samsung gibi dünyanın ileri gelen teknoloji ve üretim devlerinin yatırım yaptığı alanda kurulacak olan fabrika ilk etapta 3 GWh kapasite ile faaliyet gösterecek ve LFP hücrelerin yanı sıra batarya modülleri ve bütünleşik enerji depolama sistemleri üretimi yapacak.

[Resim: Margun.jpg?resize=180%2C101&ssl=1]
Margün Enerji Üretim (MAGEN)

Naturel Holding iştiraki olan Margün Enerji 2014 yılında Türkiye’de yenilenebilir enerji sektöründe büyük bir yatırımcı olmak ve yurtdışında proje geliştirme, EPC ve İşletme&Bakım hizmetleri sunmak amacı ile kuruldu. Yurt içinde üretim yaptığı 118,03 MWp kurulu gücündeki güneş enerjisi santralinin yanı sıra Avrupa ülkelerinde proje geliştirme faaliyetlerine devam ediyor.

[Resim: naturel.jpg?resize=203%2C97&ssl=1]

Naturel Yenilenebilir Enerji (NATEN)
Naturel Holding iştiraki olan Naturel Yenilenebilir Enerji, 2009 yılında Türkiye’de güneş enerjisi sektöründe yatırımcı ve EPC firması olarak kuruldu. Naturel Enerji, yurt içinde sahip olduğu 118.03 MWp kapasiteli santralleri ile sektörde üretim tarafında yer alırken EPC faaliyetleri kapsamında Türkiye’nin çeşitli yerlerinde anahtar teslim kurumlarını gerçekleştirdi.


[Resim: pamel.jpg?resize=204%2C77&ssl=1]
Pamel Yenilenebilir (PAMEL)
Pamukova Elektrik iştiraki olan Pamel Yenilenebilir Elektrik 2007’de kuruldu. Pamel Yenilenebilir Elektrik’in bünyesinde, Adıyaman’da yer alan 6,946 MW ve Erzurum’da yer alan 7,49 MW kurulu güce sahip 2 adet hidroelektrik santrali bulunuyor.  Ayrıca Pamel, 2021 yılında kurulan “Sun Yenilenebilir Enerji Üretim A.Ş.”nin yüzde 100 pay sahibi.


[Resim: Smart.jpg?resize=208%2C93&ssl=1]

Smart Güneş Enerjisi (SMRTG)
2014 yılında İstanbul’da kurulan Smart Güneş Teknolojileri, Çin menşeili SUMEC Group işbirliğiyle Gebze, Kocaeli’deki üretim tesisinde arazi ve çatı güneş enerjisi santrallerinde kullanılmak üzere kristal silikon hücre bazlı yüksek verimli FV (fotovoltaik) güneş paneli üretiyor. Yıllık 1,700 W üretim kapasitesine sahip fabrikada Multi Busbar, PERC, Half-Cut Cell ve Bifacial gibi son teknoloji güneş panelleri üretiliyor.

[Resim: TADEM-tatlipinar-enerji-halka-arz-talep-...C100&ssl=1]

Tatlıpınar Enerji (TATEN)
Ağaoğlu Şirketler Grubu’na bağlı Tatlıpınar Enerji, Balıkesir sınırları içerisinde yer alan bir adet rüzgar enerjisi santraliyle faaliyet gösteriyor. Tatlıpınar RES, Kasım 2019’da 5 türbin ile (19,5 MW) faal olarak işletmeye açıldı. 2021 yılında yapılan kapasite artışıyla birlikte 115 MW kurulu güce sahip toplamda 25 türbinle üretime devam ediyor. Tatlıpınar RES yılda 392 milyon kWh elektrik üretiyor. 2023 yılında yapılacak olan 79 MW Güneş Enerji Santrali yatırımı ve 33,6 MW Rüzgar Enerji Santrali kapasite artışı ile Tatlıpınar RES toplamda 228,1 MW kurulu güce ve 607 milyon kWh yıllık üretim kapasitesine ulaşacak.

YEKDEM kapsamında 2030 yılına kadar alım garantisi bulunan Tatlıpınar RES’de üretilen elektrik yerli aksam dolayısıyla TEİAŞ tarafından kWh başına 4,47 kuruş katkı payından faydalanıyor.

Buna göre, 1 Ocak 2021 ile 31 Aralık 2025 tarihleri arasında 10 yıllık YEKDEM süresinin ilk 5 yılı için yerli aksam katkısı dahil alım fiyatı kWh başına 9,4 dolar/cent. 1 Ocak 2026 ila 31 Aralık 2030 tarihleri arasında 10 yıllık YEKDEM süresinin ikinci 5 yılı için 7,3 dolar/cent.
Ağaoğlu Şirketler Grubu CEO’su Burak Kutluğ, dünyada özellikle yenilenebilir alanında teknolojinin sürekli geliştiğini, bu gelişmeleri yakından izlediklerini belirterek, “Odağımızda kısa vadede yurt dışı yenilenebilir enerji projeleri geliştirmenin yanı sıra orta vadede enerji depolama ve gelecekte hidrojen olacak.” dedi.


[Resim: Zedur.jpg?resize=224%2C67&ssl=1]
Zedur Enerji (ZEDUR)
Zedur Enerji, Zekai Dursun tarafından grubun öz tüketim ihtiyacı için 2012 yılında kuruldu. Isparta’da 4 MW kurulu güce sahip HES’i alarak enerji sektörüne adım attı. Daha sonra grup bünyesinde güneş enerjisi yatırımlarını yönetmek amacıyla Dinar Elektrik Üretim A.Ş kuruldu. Dinar Elektrik Kocadere GES’i, Nif GES’i ve Çenger GES’i satın alarak grubun toplam kurulu gücünü 16,2 MW’ye çıkardı.


[Resim: ZOREN-Zorlu-Enerji.jpg?resize=100%2C100&ssl=1]

Zorlu Enerji (ZOREN)
Zorlu Holding iştiraki Zorlu Enerji bünyesinde yer alan Zorlu Enerji Elektrik Üretim A.Ş, Türkiye’nin jeotermal enerji alanındaki toplam kurulu gücünün yüzde yirmisini tek başına karşılıyor. Yeni projeleriyle bu alandaki 305 MW’lık kurulu gücünü 500 MW’ın üzerine çıkarmayı hedefliyor.

Özelleştirme çalışmaları kapsamında portföyüne kattığı 7 hidroelektrik santralle elektrik üretimine devam eden Zorlu Enerji’nin üretim portföyünde Türkiye’nin en büyük rüzgar santrallerinden olan 135 MW’lık Gökçedağ Rüzgar Santrali de yer alıyor.

Güneş enerjisi alanında yeni nesil teknolojiler geliştiren First Solar’ın Doğu Avrupa, Avrasya ve Doğu Akdeniz bölgelerindeki 26 ülkede tek yetkili distribütörlüğünü üstlenen Zorlu Enerji, 2019 yılında SolarEdge, 2021 yılında Jinko Solar ve Enphase, 2022 yılında ise Solis firmalarının Türkiye distribütörlüğünü almasının yanı sıra ZES markası ile güneş modüllerini yurt içinde ürettiriyor.

Bu makalemiz ilginizi çektiyse “Borsa İstanbul’un güneş paneli üreticileri” başlıklı makalemizi de ziyaret ediniz.

KAYNAK: https://yesilhaber.net/borsa-istanbulda-...sil-hisse/
Forum: Ekonomi
Yorum Yorum Yok
Yazar: donanma44
Otomotiv Distribütörleri ve Mobilite Derneği (ODMD) verilerine göre, Türkiye otomobil ve hafif ticari araç toplam pazarı, 2022 yılında bir önceki yıla göre yüzde 6,2 oranında artarak 783.283 adet olarak gerçekleşti. Otomobil satışları, 2022 yılı Ocak-Aralık döneminde geçen yıla göre yüzde 5,5 oranında azalarak 592.660 adet, hafif ticari araç pazarı yüzde 8,6 artarak 190.623 adet oldu. Peki kullanıcılar otomatik mi manuel mi, dizel mi benzin mi tercih ediyor. İşte 2022 yılında Türkiye'nin en çok satılan otomobil marka ve modelleri...Türkiye'de otomobil ve hafif ticari araç satışları, 2022 yılında bir önceki yıla göre yüzde 6,2 artışla 783 bin 283 adet olarak gerçekleşti.2023 YILINDA SATILAN EN UCUZ SIFIR OTOMOBİLLEROtomobil satışları, 2022 yılında geçen yıla göre yüzde 5,5 oranında azalarak 592.660 adet, hafif ticari araç pazarı yüzde 8,6 artarak 190.623 adet oldu.LAMBORGHINI 14 adet satıldıEn çok satan modeli Urus: 10 adet15 adet BENTLEY satıldı.En çok satan modeli Flaying Spur: 6 adetFERRARI 22 adet satıldıEn çok satan modeli Roma: 7 adetASTON MARTIN - 28 adetEn çok satan modeli DBX: 11 adetJAGUAR 90 adet satıldıEn çok satan modeli I-PACE: 46 adetMAZDA - 181 adet satıldıEn çok satan modeli Mazda MX-5: 85 adetSUBARU - 622 adet satıldıEn çok satan modeli XV: 512 adetPORSCHE - 668 adet satıldıEn çok satan modeli Macan: 302 adetISUZU - 1895 adet satıldıEn çok satan modeli D-MAX: 1317 adetKAYNAK: https://www.ntv.com.tr/galeri/otomobil/2...ha1KVS7emA
Forum: Ekonomi
Yorum Yorum Yok
Yazar: donanma44
Yıl 2023 ve AKP iktidarı, II. Mahmut’un 1826 yılında, Hace Bektaşi Veli Dergahını işgal edip, Bektaşiliği yasaklamasıyla başlattığı kimlik ve felsefi düşünce kıyım politikalarını sürdürmekte ısrar ediyor.
Kültür ve Turizm Bakanlığı'na bağlı Alevi Bektaşi ve Cemevi Başkanlığı Hacıbektaş ilçesinde, yıllardır süregelen geleneksel Hace Bektaşi Veli Kültür, Sanat ve Anma Etkinliklerine karşı birkaç yıldır alternatif bir etkinlik yapıyor. Bu etkinliğe Alevi toplumu rızalık göstermedi. AKP kendi bürokratları ve kamu gücü kullanılarak farklı illerden taşınan insanlarla doldurmaya çalıştı ama nafile.


İktidarın bu etkinliği, Alevilerin ev sahipliğinde gerçekleşen geleneksel Hace Bektaş Veli’yi anma etkinliğini tanımama mesajı vermesinin ötesinde, ’biz Alevi-Bektaşilerin düşüncesinde, gönlünde ve cem muhabbetlerindeki Hace Bektaş Veli’yi değiştireceğiz’ mesajı da vermiştir.
Çünkü alternatif etkinlikte anlatılan ’Hacı Bektaşi Veli’ kişiliği, düşüncesi ve inancı ve silüeti gerçeklerin çarpıtıldığının dışa vurumuydu.
Bu etkinlikte bir ideolojik skandala ve çarpıtmaya daha imza atıldı. Asırlardır Hace Bektaşi Veli silüetinde yer alan teslim taşı, kucağındaki aslan ve ceylan çıkarılmış. Yani bilinçli olarak estetikten ve doğal renklerinden arındırılmış ve itibarsızlaştırılmaya çalışılmış.
Alternatif Devlet Etkinliği Başarısız Olunca
Bu tablo karşısında Kültür Bakanı ’artık etkinliklerin gelecek yıldan itibaren 16 Ağustos'ta düzenleneceğini’ ifade ederek, Hacıbektaş Belediyesi ve Alevi kurumlarınca düzenlenen geleneksel resmi HBV anma etkinliklerine katılacağını açıkladı. Elbette bu dahil olma biçiminin nasıl olacağı şu an muğlak. Bakanlık etkinliği tümüyle himayesine alır ve belediyeden Alevi kurumlarının müdahil olmamasını talep edebilir.
Anma etkinliklerinin içeriğine teolojik ve ideolojik olarak müdahil olabilir ve içerden asimilasyonu hedefleyebilir. Hace Bektaşi Veli’nin siluetindeki çarpıtma ve dönüştürme örneğinde olduğu gibi, salt Sünni bakış açısıyla, HBV anma etkinliklerinin organize edilmesini hedefleyebilir. Bu değişim ve dönüştürme hedeflerinin sonuçları önümüzdeki yaz aylarında daha netleşecek gibi görünüyor.
Hace Bektaş Veli’nin Kucağındaki Aslan ve Ceylan Ne Mesaj Veriyor?
AKP'nin yeniden dizayn etme nedeni, bu silüetin verdiği mesaja yöneliktir. Çünkü Hace Bektaşi Veli felsefesi ve öğretisinde etnik, ulusal ve dini kimliklerden daha çok, evrensel insani değerler ve doğanın tüm canlı varlıkları önemsenir. Bu aynı zamanda insan ve tüm canlıların haklarını ve barış içinde yaşama hakkını savunmayı içerir.
Toplumsal çeşitliliği, eşit koşullarda, eşit haklarla, sevgi ve barış içinde bir arada tutacak yegâne hümanist yaklaşım olarak görür. Kucaktaki Aslan ile Ceylan, sevginin, hümanizmanın, farklı ama bir arada kardeşçe yaşamanın ve barışın mesajıdır.
O nedenle;
"Sevgi muhabbet kaynar, yanan ocağımızda,
Bülbüller şevke gelir, gül açar bağımızda.
Hırslar, kinler yok olur, aşkla meydanımızda,
Aslanlarla ceylanlar, dosttur kucağımızda" diyen Hace Bektaş Veli’nin huzuruna bu insani ve evrensel değerlere savaş açarak, siluetindeki mesajları budayarak çıkılmaz. Alevi-Bektaşilik fetihçiliğin değil, bu topraklarda barışın ve sevginin simgesi ve felsefi öğretisidir.
Yok Saydıkları Teslim Taşı, Bektaşilerin İkrarıdır
AKP versiyonu asimilasyon tablosunda sadece aslan ile ceylan değil, Bektaşiliğin en önemli sembollerinden biri olan ve yola ikrar ile bağlılığın simgesi anlamına gelen Teslim taşını da çıkarmışlar.
Bektaşi inancında yola gönüllü ikrar vererek girmeyi ve yola teslim olmayı ifade eden on iki köşeli teslim taşını yok saymak, esasında Hace Bektaşi Veli’nin inanç ve öğretilerine bağlılığı kesmenin adımıdır. Yani devlet aklının yeni asimilasyon stratejisinin hedefinde Alevileri hafızasızlaştırma var.
Dolayısıyla siyaseti ve devleti din ve etnik kimlik üzerinden inşa edenler, toplumsal çeşitliliğe dayalı barışın, ancak evrensel insani değerler üzerinde sağlanacağı düşüncesine sıcak bakmazlar. İşte bu nedenledir ki, Hace Bektaşi Veli’nin tarihsel kişiliği ve düşüncesi her zaman resmi tarihin ve muktedirlerin tahribatıyla karşı karşıya kalmıştır.
Onun üzerinden Alevi-Bektaşi inancının sünnileştirilmesini hedefleyen asimilasyon, bir devlet aklı ve projesi olarak halen devamlılığını bu nedenle sürdürüyor.
Yine yakın zamanda meşhur ’restorasyonlar’ adı altında, HBV Dergâhın girişine büyük bir camekan içine Kuranı Kerim’i koymaları da bu nedenledir.
Akıl-Hurafe Çatışması
Akıl ile hurafe arasındaki çatışmaların tarihi yeni değildir. Osmanlıcılık ve İslamcılığın Bektaşilik düşüncesi ve felsefesiyle çatışmasının tarihi de yeni değildir. Dolayısıyla Türk İslam Sentezci tarih anlayışı Hace Bektaşi Veli’den adeta bir ’Ortodoks bir din adamı’ gibi bahseder. Onu özgür aklın değil, göksel vahiylerin takipçisi gibi sundular.

AKP’nin Hace Bektaşi Veli’ye dair görüşleri, 16.YY’ın Yavuz Sultan Selim ile 1826 yılında Bektaşiliği yasaklayan ve aklın rehberliğindeki felsefi ve bilgeliğin okulu dergahlarını işgal edip şeriatçıların hurafelerine teslim eden ideolojinin kalıpları içindedir. Bugün laik eğitim yerine, eğitimin dinselleştirilmesi de bu ideolojik yaklaşımın devamı niteliğindedir.
Hace Bektaşi Veli Ortodoks Din Adamı Değil, Aklı ve Felsefeyi Rehber Edinmiş Bilge Kişiliktir.

Alevilere kimlik dayatma politikasının bir sonucu olarak, Hace Bektaşi Veli düşüncesi ciddi tahribatlara maruz bırakıldı.
Yetmiş iki millete aynı nazarla bakmayı rehber edinmiş Hace Bektaşi Veli’yi; ’Ahmet Yesevi’den el alıp, iki rekât namaz kılıp, Anadolu'yu Türkleştirmek ve İslamlaştırmak’ gibi Türk İslam sentezinin siyasal ve dinsel misyoneri gibi sundular.
Türkçülük ideolojisi onu etnik kimlik ideolojisinin kalıplarına yerleştirirken, siyasal İslamcılık Ortodoks din anlayışının kalıplarına hapsetmeye çalıştı. Oysa insanın aklına ve gönlüne mihman olmuş yol bilgesi bir insanı ve düşüncesinin, hiçbir ideolojik kalıba sokulmayacağını asırlardır anlayamadılar.
Vahiylere Karşı Özgür Aklın Sözü Bektaşilik
Onun aydınlık ve insan merkezli felsefi düşüncelerine savaş açanlar, bu aydınlanma düşüncesinin ortaya çıkardığı felsefi düşünsel geleneği ve toplumsal gücü asimile ederek dönüştürülmelerine Aleviler ve Bektaşiler izin vermeyecektir.
Bugün Alevilere düşen tarihsel görev ve sorumluluk, bu çarpıtmalara karşı Hace Bektaş Veli hakikatini, felsefesini ve düşünce sistemini, fikri ve akademik mücadele ile toplumsallaştırmak olmalıdır.
O nedenle çarpıtmalara ve silüet üzerinden asimilasyona karşı hakikatleri anlatmak lazım.
Çünkü, zahirden batine, kuldan cana, uhrevilikten dünyeviliğe, hurafelerden akla, şekilcilikten öze, karanlıktan aydınlığa evrilen sevgi ve barış yolunun kurucusu hakkında oldukça hakikat dışı, çarpıtılmış görüşler ve tahribatlar doludur.
Hace Bektaş Veli, Türkçü ve Sünni Ulemanın inancına/düşüncesine aykırı düştüğü ve şeriata uymadığından dolayı, devlet aklı, kâh onun düşüncesini yasaklamayı, kâh devlet içinde eritmeyi, kâh dergahını gasp edip, eserlerini yakmayı, takipçilerini yargılamayı, sürgüne yollamayı ve öldürmeyi tercih etmiştir. Ya da ondan Ortodoks bir Sünni gibi, namaz kılan, Hacca giden, abdest alan, şeriatın savunucusu gibi bahsetmeyi tercih etmiştir.
Özellikle 1980 askeri darbesinden sonra adım adım Bektaşi inancı ve kültürüne ait eşyalar, semboller, müzik aletleri ve resimlerden oluşan birçok envanter HBV dergahından kaldırıldı.
AKP döneminde restorasyon adı altında, Hünkar’ın Dergâhı ve Kadıncık Ana’nın evi özünden koparıldı. Dolayısıyla eş zamanlı olarak Alevi-Bektaşi kültürü, öğretisi ve inancı yok ve asimile edilmeye çalışıldı.
Tarihin hiçbir döneminde zalimler ve egemenlerin resmi ideolojik tarih yazımında, özgür akla, eleştirel düşünceye ve insan-doğa sevgisine ve bunu eyleminin merkezine koymuş bilge insanlarına yer vermezler.
Ya yok ederler, yok edemediklerinde ise onları kendi hakikatlerine yabancılaştırmaya çalışırlar.
O nedenledir ki; velilerin velisi Bektaş hakkındaki yanlış anlatımlar, onun insan merkezli hümanist yaklaşımının üstünü örtmek için, hakikatlerin tarihi çarptırılmıştır.
Tüm dünyaya Hace Bektaşi Veli’yi gerçek yönüyle tanıma ve kabul etmesine rağmen, ülkemizde halen bu hakikatin kabul edilmemesi manidar değil mi?


Göksel vahiylerin takipçisi gibi sunulan Hace Bektaşi Veli ısrarla ’Okunacak en büyük kitap insandır’ diyerek insan aklının takipçisi bu evrensel düşüncenin rehberliğinde aydınlanmayı öğütler.
Dolayısıyla Hace Bektaşi Veli’yi gerçek yönleriyle tanımak, hakikat ile uydurulmuş hayallerle gerçeküstülüklerden arındırmak gerekir.
Kişiliği, hayatı, düşüncesi ve öğretisi bütünüyle çarpıtmalara ve tahrip edilmeye maruz bırakılmış. Tam da bu nedenle, Alevi kurumlarının ve ülkemizin aydınlarının, bu bilge insanı anlatması ve gerçek yönüyle tanıtması günümüzde daha da önem kazanıyor.
İnsanın kitabını okumayanlar, insanın canına okumakla, silüetlere saldırmakla ve hakikatleri çarpıtmak ile meşguller. Oysa önce insanın, doğanın, tüm canlıların ve Hace Bektaşi Veli’nin gerçeğini okunmalıdır.
Bektaşi aklı ve felsefesi böyle buyurur.

KAYNAK:
https://www.birgun.net/makale/hurafeler-...cak-461913
Forum: Alevi Haber
Yorum Yorum Yok
Yazar: donanma44
Farklı olanı kendine benzetme ve onun üzerinde sosyal baskı mekanizma kurmak ve hegemonik ahkam kesme arzusu bir tür faşizmdir. Bu türden tektipleştirme, ırkçı ve mezhepçi politikaların merkezi ise sağcılıktır, sağ politikalardır. Türkiye’de sağı ise Türk İslam Sentezinden beslenir.
Dolaysıyla bu ekolden gelen Ümit Özdağ’ın; ’Cemevlerine ibadethane statüsü vermeyeceğiz, Tarikatlar da aynı şeyi ister’ diye ideolojik ahkam kesmesi de, Osmanlıdan beri süregelen hakikat ve tarih dışı hegemonik söylemin ve üstenci kibrin dışavurumudur. Çünkü faşizm buyurgan konuşur, ötekinin ise buna uymasını ister. Asırlardır daha fazla gürültü koparan şiddetli buyurgan sözlere uymayan Aleviler açısından Özdağ’ın fısıltısına da uyulmaz.


Tıpkı Dersim’de Seyit Rıza’nın heykelini yıktırma hayali gibi, şimdi de cemevleri konusunda hayal pazarlıyor. Örtülü Alevi fobisini gizleyemiyor! Dışa vuruyor!
Bir parti genel başkanı ve akademisyen! Ama bir cümlede birçok yanlışı ve resmi tarihin ezberini hegemonik dile sığınarak mesaj verecek kadar da cahil ve mezhepçi! Çünkü Alevileri, İslamcı tarikatlarla bir görmek cahillikten değilse, Osmanlıdan beri süregelen Emevi zihniyetinin tarih ve ideolojik hamallığını yapmaktır.
Özdağ, İslamcılığın ve Diyanetin Aleviliği ’tarikat’ ve cemevlerini ’zikirevi’ gören tarihsel ezberine sığınıyor.
Oysa Alevilik ’tarikat’, cem ise ’zikir’ değildir. Türkiye’deki İslami tarikat ve cemaatlerle karıştırılamaz. Onlar Osmanlıdan günümüze kadar devlet ve siyaset eliyle beslenip, kollanıp, şeffaf olmayan karanlık ve kapalı ilişkileriyle denetlenmeyen, holdingleşen ve artık birbirlerini kasetlerle tehdit eden yapılardır! Cami-Namaz, Şeyhlik-Müritlik, din-siyaset ve din-ticaret gibi ilişkilerini kapalı ve şeffaf olmayan zeminlerde yaşarlar.
Bir yandan ’laik’ olduğunu söyleyen, diğer yandan Aleviliğin inançsal kimliğine dair ’tarikat’ tanımı yapan siyasi yetmezlik ve Diyanet İşleri Başkanlığı’nın resmi görüşüne hamallık yapıyor. Geçmişte Aleviliği ’katli vacip’, cemevlerini ’mum söndü yeri’ olarak tanımlayanlar ve sonra da ’cümbüş evi, kültür yeri’, bugünse ’tarikat türevi özel ibadethane’ denmeye başlandı.
Özdağ aslında Diyanet İşleri Başkanlığı gibi düşünüyor. Sünni Ulemanın ve Diyanet İşleri Başkanlığı’nın; ’Cemevi diye bir ibadet yeri yoktur’, Aleviliği ’folklorik unsur’, Cemevlerini de ’zikir evi’ olarak tanımlama çabasındaki hükmedici, hak gaspı içeren hukuk dışılığın, sözcülüğünü ve ideolojik hamallığını üstleniyor.
Dolaysıyla Alevilik ’tarikattır’ diyor. Sinsice şunu söylemek istiyor; ’Tarikatların özel zikir ve ibadethaneleri vardır. Ama sonuçta hepsi genel ibadet için camiye gider ve namaz kılarlar. Aleviler sizde ’cem zikrinden’ sonra genel ibadethane olarak camiyi kullanın.’
Özdağ şeriatın ve İslamın penceresinden bakarak Aleviliği İslami kavramlar ve kurumlarla tanımlamayı tercih ediyor, Oysa Aleviliğin İslâm’ın şeriatçı tanımları ve kalıpları içinde aramak, anlamak ve tanımlamak dipsiz kuyudan su çekmeye benzer.
Özdağ belli ki, İslamcı Ulemanın ve Diyanet’in ezberlerini aşamamış ve milyonlarca Alevinin yol kurumlarını ve inançlarının içini boşaltmak, asimile etmeye çalışmaktadır.
Aleviler bu türden tektipleştirici asimilasyon politikalara karşı, din, vicdan ve inanç özgürlüğünü için laikliği savunmakta, siyaseti ve devleti dinsizleştirmek istiyorlar.
Çünkü Aleviler biliyor ki; din ve inanç siyasetçinin, devletin, sermayenin ve tarikat şeyhlerinin eline düşünce, toplumsal barışı engelleyen, kutuplaştırma ve ayrımcılığı körükleyen ideolojiye dönüşüyor.
Alevilik kendine özgür bir inanç ve cemevleri ise Alevilerin ibadet yeridir. Gizli değil şeffaftır, denetlenebilir. Holdingleşmez ve din istismarı yapmaz. Şeyh ve mürit ilişkilerindeki biati reddeder. Zafer Partisi türevi sağcılığa, ırkçılığa, bölücülüğe ve mezhepçiliğe kapalıdırlar. Ne Ümit Özdağ’a ne onun proje partisine minnet eylemezler..
Özdağ, genetik kodlarındaki tekçi, ırkçı ve mezhepçi kimliği dışa vurmuştur.
Aleviler asırlardır bu topraklarda cem yaptılar. Cemevleri kadim tarihin gerçeğidir. Osmanlı zulmüne rağmen Alevilerin ibadethanesi cami değil cemevi, ibadeti ise cem olmuştur. Genetik kodlarında ırkçılık ve mezhepçilik olan bu türden siyasetçilerin ahkam kesme beyanları, farklılıkların birarada yaşamasının teminatı olan toplumsal barışa yönelik saldırıdır.
Aleviler devlet parasını ya da halkın vergisine güvenerek inancını yaşamaz ya da öğrenmez. Parayla ibadeti ibadetten saymaz. Devlet parasıyla cemevi yapmaz! Aleviler Özdağ vari siyasetçilerin sözüne göre de hareket etmez.
Alevilik bir yoldur, bu yol İnsani Kamil olma yoludur.
Yolunu şaşırmış, tarikatların ideolojik pusulalarını, Aleviliğin evrensel kimliği ile karıştırmış, cehalet örneği ile karşı karşıyayız. Bilmez mi, Aleviler, 130 bin memur imam yanına memur dede kontenjanı talep etmez. İmam hatip yanına dede hatip okulu da istemez.
Alevilerin devlet kurma ya da dine dayalı devlet talebi yoktur. İnancın devletleşmesini değil, insanileşmesini ve vicdanileşmesini savunur.
Cemevlerinden şiddet ya da cihad çıkmaz! ’Hadi insan yakmaya gidelim’ diye canlar tahrik edilmez ve galeyana getirecek laf edilmez. Çorum, Maraş, Sivas, Malatya, Dersim, Gazi gibi katliamları yaşatmaz!
Cemevlerinde mercedesli şeyhler ya da imamlar olmaz. Gönüllü hizmet eden kadın-erkek pirleri vardır! Cemevine küskün ya da dargın giren barışık çıkar. Cemevlerinde biat ve iktidar yoktur. Dedeler ve analar para toplamaz. Dedeleri ’Şeyh’ gibi uçurtan müritleri yoktur. Muhabbet eden, sorgulayan, eleştirel düşünceyle cemlerde muhabbet eden bir çağdaş nesil canları vardır. Hurafeler ve vahiylerin değil, aklın rehberliğinde cem olurlar.
Aleviler çağımızın ve tüm insanlığın ortak evrensel değerleri olan laiklik, demokrasi, hukuk, cumhuriyet, sosyal devlet, eşit yurttaşlık, eşit haklara dayalı ve insan hakları ve onuruna dayalı anayasadan yanadır.
Aleviler tekçi, ırkçı ve faşizan politikalara karşı, yetmiş iki milleti bir görür. Herkesin farklılıklarıyla, kendi kimlikleriyle eşit koşullarda, eşit haklarla bir arada ve barış içinde yaşamasını savunur. Özdağ’ın entelektüel cari açığı bunu kavrayamaz.
Milliyetçi, İslamcı partiler ve Diyanet şu gerçeği artık kavramalıdır; Alevilik kendine özgü bir inançtır. Bu inanç, İnsani Kâmil olmaya giden yolun adıdır. İbadeti Cem, ibadethanesi ise Cemevidir. Bu inancın ibadeti gökyüzüne değil, yeryüzünedir, insanadır ve doğayadır. İbadetini de, bir vahiy emri olduğundan, cehennem korkusu ya da cennet mükafatı vaat edildiğinden değil, aksine yeryüzündeki cehennemi cennete çevirmek için yaparlar.
O nedenle Aleviliği ’İslami ve şeriatçı tarikatlarla eş görmek’ gibi teolojik bir eksende tartışmaya, değerlendirmeye ve sorgulamaya kamu görevlisi olarak hiç kimsenin hakkı yoktur. Kamu görevlisi sıfatı taşıyan siyasiler ve kamu bütçesinden beslenen memur Ulema da buna karar veremez. O kararı Aleviler asırlardır vermiş olup, taleplerine çözüm bekliyorlar. Çözümlerini ise son 30 yıldır daha net şekilde dile getirmişlerdir.
O Çözümler Bellidir, Muhatap İse Yüzde 1’lik Zafer Partisi ve Özdağ Değil, Devlettir!
Bir; Belediye mülkiyetinden olan tüm cemevlerinin tapuları, hak sahiplerine devredilmelidir.
İki; sadece mülkiyeti değil, anahtarı ve kadroları dahi belediye ait olan Cemevleri, artık anahtarıyla birlikte Alevilere devredilmelidir. Devretmiyorlarsa, o binaların üstündeki ’Cemevi’ ibarelerini derhal kaldırmalı ve Alevi inancı yerel siyaset adına istismar etmemelidir. Çünkü Belediyeler ibadethane sahibi olamaz ve buraları memurları ile ’işletme’ mantığı içinde açamaz.
Üç; Yasalarda ve kanunlarda ibadethaneler ’Cami, mescid, kilise ve sinagog’ gibi isimlendirmeler üzerinden değil, sadece ’ibadethane’ olarak tanımlanmalıdır.
Dört; Aleviler öncelikle eşit yurttaşlık hakkı ve eşit haklar talep ediyor.
Beş; Aleviler her türden ayrımcılığa, tek tipleştirme, ötekileştirme ve dışlama politikalarına karşı, farklılıkların barış içinde, birlikte ve çoğulcu yaşamın garantisi olan laiklik ve demokrasi talep ediyor.
Altı; Aleviler, laiklik ilkesinin olmazsa olmaz kuralı olan, din ve devlet işlerinin ayrılmasını, inanma ve inanmama hakkını da içerecek şekilde, tüm farklı inançların ve kültürlerin özgürlük ve eşitlik haklarının sağlanmasını talep ediyor.
Yedi; Aleviler, devletin bir inancı beslemesini, kollamasını, kullanmasını, o inancın da devletin tüm imkanlarını, kamu kurumlarını, finansmanını ve hizmetlerini Sünnilik ekseninde kullanmasını, bu kamu gücüyle farklı inançlara yönelik ayrımcı ve asimile edici yaklaşımlarının ortadan kaldırılması için, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kaldırılmasını talep ediyor. Tarikatların Diyanet, Kamu kurumları ve siyaset arasındaki şeffaf olmayan çıkar ve rant ilişkileri araştırılsın!
Sekiz; Aleviler çocuklarının zorunlu din dersleri ile Sünnileştirme ve asimile etmeye yönelik eğitimin, temel insan haklarına müdahale ve laiklik ilkesine aykırı olduğu için, eğitimin dinselleştirilmesine son verilmesini talep etmektedir.
Dokuz: Aleviler gerek merkezi gerekse yerel kamu yönetimlerinin, kamu hizmetlerindeki mezhepçi uygulamalara, finansmana ve kadrolaşmaya karşı, kamu hizmetlerine erişimde ayrımcılığa son verilmesini talep ediyor.
On: Aleviler, Diyanet TV/Diyanet Radyo gibi mezhepçi yapılanmasını, kamu yayıncılığı üzerinden farklı inançtan ya da inanmama hakkına sahip insanların dinselleştirilmesini, eşitlik ve laiklik ilkesine aykırı olduğu, tüm mezhepçi/dinci programlara son verilmesini talep ediyor.
Onbir: Aleviler cumhuriyet dönemindeki katliamlarla devletin yüzleşmesini ve Sivas Madımak Oteli’nin ’Utanç Müzesi’ne dönüştürülmesini talep ediyor.
Oniki: Aleviler sadece ’kendileri olma’ haklarına saygı duyulmasını ve bunun tanınmasını talep ediyorlar. Aleviler kendileri olarak yaşamak ve eşit yurttaşlık istiyor.
Son olarak, Alevilerin başkalarının ideolojik ve teolojik hikayesine ’kul’ olmak gibi bir niyetleri yoktur.

KAYNAK:
https://www.birgun.net/makale/alevilik-t...dir-395937
Forum: Alevi Haber
Yorum Yorum Yok

Hoşgeldin, Ziyaretçi

Sitemizden yararlanabilmek için kayıt olmalısınız.

Forumda Ara

Forum İstatistikleri

Toplam Üyeler 17,078
Son Üye Josephflugs
Toplam Konular 55,049
Toplam Yorumlar 157,893

Kimler Çevrimiçi

Şu anda 1451 aktif kullanıcı var. Bing, Facebook, Google, Yandex
(0 Üye - 1447 Ziyaretçi)

Son Yazılanlar

Seni hiç unutmadık, Unutm...

Son Yorum: donanma44 05/08/2026, 15:07

Müzik Yayın İzin Belgesi ...

Son Yorum: donanma44 22/07/2026, 01:53

Alevi oldukları için öldü...

Son Yorum: donanma44 19/07/2026, 19:19

3. Alevilik ve Bektaşilik...

Son Yorum: donanma44 19/07/2026, 19:15

Van MYK Belgesi Nereden v...

Son Yorum: donanma44 19/07/2026, 19:09

Ağrı MYK Belgesi: Artun B...

Son Yorum: donanma44 25/06/2026, 23:35

Kübra Par, Alevilerle ilg...

Son Yorum: donanma44 03/06/2026, 00:52

Alevi ve Bektaşi Öğrencil...

Son Yorum: donanma44 03/06/2026, 00:48

Alevi örgütlerinden Kılıç...

Son Yorum: donanma44 27/05/2026, 23:00

Kalfalık Belgesi Nasıl Al...

Son Yorum: donanma44 15/05/2026, 23:57

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.