Zöhre Ana'nın insanlara gönderilme amacı nedir?
Konu Sahibi / Yazar
SvmDoğan
Kategori / Forum
Pir Zöhre Ana
Yorumlar / Cevaplar
50
Okunma / Görüntüleme
92519
Zöhre Ana'nın insanlara gönderilme amacı nedir?
Zöhre Ana'nın insanlara gönderilme amacı nedir?
insanlara gönderilme amacı nedir buna pek akıl erdiremeyecegim ;ama bu 2oldu rüyamda görüyorum yas-ı matemi çekmiyorum oruç tutmuyorum bir mesaj mı vermeye çalışıyo bana bugün ruh gibi dolaşıyorum ne dersiniz bu işe arkadaşlar
Zöhre Ana'nın insanlara gönderilme amacı nedir?
]pirimizin dünyaya gelmesi insanlara ışıgını yayması evliyaların hiç bir zaman
ölmediyini insanlara göstermesidir evliyalar hiç bi zaman ölmez ama hala insanlar gerçekleri görmüyor dünyada bir pirin var oldugunu görmezden geliyor gerçeyimize sahip çıkalım
benim babam gırtlak kanseriydi çok şükür pirimiz şahımızdan zöhre anamızdan aldı
şifasını iyileşti allah başımızdan eksik etmesin
pirimizi şahımızı
ölmediyini insanlara göstermesidir evliyalar hiç bi zaman ölmez ama hala insanlar gerçekleri görmüyor dünyada bir pirin var oldugunu görmezden geliyor gerçeyimize sahip çıkalım
benim babam gırtlak kanseriydi çok şükür pirimiz şahımızdan zöhre anamızdan aldı
şifasını iyileşti allah başımızdan eksik etmesin
pirimizi şahımızı
Zöhre Ana'nın insanlara gönderilme amacı nedir?
Alıntı: Sibele
pir sultan bu gün yaşasa benim için ne anlam ifade ederdi bilmiyorum yaşamadan bilinmez ama şu anda pir sultan abdal benim için değerli sözü özü bir deyişlerini keyifle okuduğum sözlerini çok anlamlı ve doğru buldugum sonderece saygıdeger bir alevi önderi ama benim pir sultan abdal inanışım diğer aleviler gibi değil yani ilahi bir şahsiyet olarak görmüyorum sırf pir sultan abdalı değil hiç kimseyi görmüyorum allah dışında bütün insanlar sadece insandır kimisinin farklı güçleri veya özellikleri olabilir özel ve seçilmiş insanlar olabilirler ilah gibi görmemi gerektirmez saygı duyar takdir ederim ama tapınmam yani gönül gözümden önce mantık gözüyle bakarım umarım demek isteiklerimi yanlış ifade etmemişimdir biraz karışık oldu ama anlayacağınıza inanıyorum saygılar.
---------------
Sevgili Sibel,
Mümkün ise senin o mantığından biraz faydalanabilirmiyim acaba?
Şu soracağım sorulara mantıklı bir yorum yapmanı rica edeceğim;
Görmediğin bir Allah’a inanmanın mantıklı bir açıklamasını yapabilirmisin bizlere?
Eğer doğduğundan bu yana ailen sana hayır Allah diye bir şey yoktur,deseydi yine bugün Allah’a inanıyor olabilirmiydin? Yani acaba seni bu inanca yönelten mantığın mı yoksa ailenin veya çevrenin veya toplumun bıraktığı hazır bir miras mı?
Eğer Peygamberimiz Hz. Muhammed zamanında yaşamış olsaydın, daha peygamberimiz Allah’ın varlığından haber vermemiş olsaydı, Farz edelim ki sende o zaman putlara tapanlardan olsaydın, sen hangi mantığınla Allah’ın varlığını görecektin?
Sırf Allah dışındaki herkesi yalnızca insan olarak görüyorsan, Peygamberi de bir insan olarak görüyorsundur. Bu durumda herhangi bir insandan biri olan peygamberimizin Allah’ın elçisi olduğuna nasıl inanacaktın. Yani o sırada başka bir insan da hayır gerçek tanrı bir tane değil birkaç tanedir deseydi. Hangisine inanacağına hangi mantıkla karar verecektin?
Peki Allah peygamberleri ve evliyaları kendi yüceliğine rağmen, Kendisinin yaradan olmasına rağmen muhatap alıp kendi huzuruna alıp onları kendi huzuruna layık görüyorsa, onlarla muhabbet kuruyorsa, biz sıradan insanların o mübareklere daha bir aşk ile bağlanıp, muhabbetler kurmamız gerekmez mi? Bu durum da onları görmezlikten gelmek, onları basit sıradan insanlar gibi görmek ne kadar mantıklı olur?
Şimdi evliyaları ilahlaştırmam diyorsun. Yalnızca ilah Allah’tır diyorsun.
Peki Allah her şeyi tek görendir, bilendir, geleceği tek görendir, geçmişi bilendir, her türlü şifayı tek verendir, vs… diye şimdiye kadar bizlere hep anlatıldı. Eminim sen de buna inanıyorsundur.
Ancak bugünde bu anlatılanların aynısını Zöhre Ana’dan görüyoruz. Bunların neler olduğunu çoğu yerde yazdık. Sende bunların çoğunu okumuşsundur. Acaba bunun mantıklı açıklaması nedir? Bu durumda Allah’ın yalnız mucizelere sahip olması gerekirken, aynı mucizeleri bir insanın vermesi O Allah’ın varlığına ve birliğine şüphe getirmezmi.? Tabi evliyaları sıradan bir insan olarak görürsek.
Ancak evliyalar Allah’ın birer vekilleri dersek bu durumda mantıken bu Allah’ın varlığını ve birliğini daha şüphe götürmez kılmaz mı?
Bunlara Allah’ın vekilleri veya elçileri desek, her dediklerine inanıp, kabullenmemiz gerekmez mi?
Mevlananın şu güzel sözleri ile ilgili mantıklı bir açıklama yapabilirmisin?
] - ] “ ]Elini Pir’den başkasına verme; onun elini tutan Allah’tır.” Mevlana
“ ]Allah ile oturup kalkmak isteyen kişi, veliler huzurunda otursun. Velilerin huzurundan kesilirsen helak oldun gitti.” Mevlana
] -“ ] Can gözü açık olan Pir, aklı kıt olana göstermek için, akılla anlaşılan inciyi gözle görülür bir hale getirdi.” Mevlana
Evet sevgili Sibel zorla bakalım biraz mantığını… Yok öyle tembellik. Hemen hazıra konup ben yalnız Allah’a inanırım demek yok öyle… Kolay gelsin…

pir sultan bu gün yaşasa benim için ne anlam ifade ederdi bilmiyorum yaşamadan bilinmez ama şu anda pir sultan abdal benim için değerli sözü özü bir deyişlerini keyifle okuduğum sözlerini çok anlamlı ve doğru buldugum sonderece saygıdeger bir alevi önderi ama benim pir sultan abdal inanışım diğer aleviler gibi değil yani ilahi bir şahsiyet olarak görmüyorum sırf pir sultan abdalı değil hiç kimseyi görmüyorum allah dışında bütün insanlar sadece insandır kimisinin farklı güçleri veya özellikleri olabilir özel ve seçilmiş insanlar olabilirler ilah gibi görmemi gerektirmez saygı duyar takdir ederim ama tapınmam yani gönül gözümden önce mantık gözüyle bakarım umarım demek isteiklerimi yanlış ifade etmemişimdir biraz karışık oldu ama anlayacağınıza inanıyorum saygılar.
---------------
Sevgili Sibel,
Mümkün ise senin o mantığından biraz faydalanabilirmiyim acaba?
Şu soracağım sorulara mantıklı bir yorum yapmanı rica edeceğim;
Görmediğin bir Allah’a inanmanın mantıklı bir açıklamasını yapabilirmisin bizlere?
Eğer doğduğundan bu yana ailen sana hayır Allah diye bir şey yoktur,deseydi yine bugün Allah’a inanıyor olabilirmiydin? Yani acaba seni bu inanca yönelten mantığın mı yoksa ailenin veya çevrenin veya toplumun bıraktığı hazır bir miras mı?
Eğer Peygamberimiz Hz. Muhammed zamanında yaşamış olsaydın, daha peygamberimiz Allah’ın varlığından haber vermemiş olsaydı, Farz edelim ki sende o zaman putlara tapanlardan olsaydın, sen hangi mantığınla Allah’ın varlığını görecektin?
Sırf Allah dışındaki herkesi yalnızca insan olarak görüyorsan, Peygamberi de bir insan olarak görüyorsundur. Bu durumda herhangi bir insandan biri olan peygamberimizin Allah’ın elçisi olduğuna nasıl inanacaktın. Yani o sırada başka bir insan da hayır gerçek tanrı bir tane değil birkaç tanedir deseydi. Hangisine inanacağına hangi mantıkla karar verecektin?
Peki Allah peygamberleri ve evliyaları kendi yüceliğine rağmen, Kendisinin yaradan olmasına rağmen muhatap alıp kendi huzuruna alıp onları kendi huzuruna layık görüyorsa, onlarla muhabbet kuruyorsa, biz sıradan insanların o mübareklere daha bir aşk ile bağlanıp, muhabbetler kurmamız gerekmez mi? Bu durum da onları görmezlikten gelmek, onları basit sıradan insanlar gibi görmek ne kadar mantıklı olur?
Şimdi evliyaları ilahlaştırmam diyorsun. Yalnızca ilah Allah’tır diyorsun.
Peki Allah her şeyi tek görendir, bilendir, geleceği tek görendir, geçmişi bilendir, her türlü şifayı tek verendir, vs… diye şimdiye kadar bizlere hep anlatıldı. Eminim sen de buna inanıyorsundur.
Ancak bugünde bu anlatılanların aynısını Zöhre Ana’dan görüyoruz. Bunların neler olduğunu çoğu yerde yazdık. Sende bunların çoğunu okumuşsundur. Acaba bunun mantıklı açıklaması nedir? Bu durumda Allah’ın yalnız mucizelere sahip olması gerekirken, aynı mucizeleri bir insanın vermesi O Allah’ın varlığına ve birliğine şüphe getirmezmi.? Tabi evliyaları sıradan bir insan olarak görürsek.
Ancak evliyalar Allah’ın birer vekilleri dersek bu durumda mantıken bu Allah’ın varlığını ve birliğini daha şüphe götürmez kılmaz mı?
Bunlara Allah’ın vekilleri veya elçileri desek, her dediklerine inanıp, kabullenmemiz gerekmez mi?
Mevlananın şu güzel sözleri ile ilgili mantıklı bir açıklama yapabilirmisin?
] - ] “ ]Elini Pir’den başkasına verme; onun elini tutan Allah’tır.” Mevlana
“ ]Allah ile oturup kalkmak isteyen kişi, veliler huzurunda otursun. Velilerin huzurundan kesilirsen helak oldun gitti.” Mevlana
] -“ ] Can gözü açık olan Pir, aklı kıt olana göstermek için, akılla anlaşılan inciyi gözle görülür bir hale getirdi.” Mevlana
Evet sevgili Sibel zorla bakalım biraz mantığını… Yok öyle tembellik. Hemen hazıra konup ben yalnız Allah’a inanırım demek yok öyle… Kolay gelsin…

Mustafa dediler benim adıma
Bir sıfatı Ali bindi atıma
Şimdi de ZÖHRE ANA geldi sıfata
Duyulsun şanımız Yüce Allah' a
(PİR ZÖHRE ANA)
Son Düzenleme: 06/03/2009, 22:06, Düzenleyen: adgan.
Zöhre Ana'nın insanlara gönderilme amacı nedir?
adgan yazdı: Sevgili Sibel,
Mümkün ise senin o mantığından biraz faydalanabilirmiyim acaba?
Şu soracağım sorulara mantıklı bir yorum yapmanı rica edeceğim;
sevğili adgan ben cevaplar veririm ama siz mantıklımı bulursunuz mantıksızmı bilemiyorum aynı şeylere inanmadığımız için muhtemelen size mantıklı gelmeyecektir zaten sorarken bile sibel konuşsun ben az dalga geçeyim diye sormuş gibisiniz
adgan yazdı: Görmediğin bir Allah’a inanmanın mantıklı bir açıklamasını yapabilirmisin bizlere?
aşk da görünmez hissedilir yaşanır ve hiç bir allahın kuluda bu duyguyu inkar edemez mantıklı bir açıklaması yoktur çünkü aşkın mantığı olmaz başlı başına bir mantıksızlıktır bir yaratıcının oldugunu bilmek için onu gözle görmek gerekmez sadece dünyayı düşünelim bunu bir insanın yapabilme ihtimali varmı hayatı bütün bu düzeni bir insan saglayabilirmi hayır bütün bunları düşündüğün zaman yaratıcının olması mantıklı geliyor
adgan yazdı: Eğer doğduğundan bu yana ailen sana hayır Allah diye bir şey yoktur,deseydi yine bugün Allah’a inanıyor olabilirmiydin? Yani acaba seni bu inanca yönelten mantığın mı yoksa ailenin veya çevrenin veya toplumun bıraktığı hazır bir miras mı?ailem beni ve altı kardeşimi aynı şekilde yetiştirdi ama kardeşlerimden bir tanesi ateist neden acaba kendi kararımı yoksa ailem özellikle onu öylemi yetiştirdi?
ayrıca benim ailem ve çevrem sünni inanışa göre yetişmiş insanlarla doludur hz ali ismini bile duymamışımdır peygamberin hz muhammed kitabın kuran mezhebin ebu hanifi diye ögrettiler bana ama ne garip bir durumdur ben bunların hiç birine inanmıyorum oysa 16-17 yaşlarına kadar kuran kurslarına gitmiş namazını kılmış ramazan orucunu tutmuş son derece dindar biriydim ailemden miras kalmış olsa dindar olmam gerekmezmiydi?
adgan yazdı: Eğer Peygamberimiz Hz. Muhammed zamanında yaşamış olsaydın, daha peygamberimiz Allah’ın varlığından haber vermemiş olsaydı, Farz edelim ki sende o zaman putlara tapanlardan olsaydın, sen hangi mantığınla Allah’ın varlığını görecektin?
yaşamadığım birşeyi bilemem ne desem boş belki müslümanlığı kabul etmeyecektim zaten bana çok fazla hitap eden bir inanış şekli değil muhtemelen kendime en yakın bulduğum inanışı seçerdim allaha inanırmıydım bilmem mantıklı geliyorsa inanırdım herhalde ama bana ögretilen müslümanlıga kesinlikle inanmaz kabul etmezdim çünkü benim dünya görüşüme aykırı buluyorum
adgan yazdı: Sırf Allah dışındaki herkesi yalnızca insan olarak görüyorsan, Peygamberi de bir insan olarak görüyorsundur. Bu durumda herhangi bir insandan biri olan peygamberimizin Allah’ın elçisi olduğuna nasıl inanacaktın. Yani o sırada başka bir insan da hayır gerçek tanrı bir tane değil birkaç tanedir deseydi. Hangisine inanacağına hangi mantıkla karar verecektin?
yukarıdaki cevabım bunun içinde geçerlidir o günün şartlarında ne mantıklı geliyorsa onu seçerdim
adgan yazdı: Peki Allah peygamberleri ve evliyaları kendi yüceliğine rağmen, Kendisinin yaradan olmasına rağmen muhatap alıp kendi huzuruna alıp onları kendi huzuruna layık görüyorsa, onlarla muhabbet kuruyorsa, biz sıradan insanların o mübareklere daha bir aşk ile bağlanıp, muhabbetler kurmamız gerekmez mi? Bu durum da onları görmezlikten gelmek, onları basit sıradan insanlar gibi görmek ne kadar mantıklı olur?
allah kiminle konuşur evliya yada pirlerin allah katında yerleri nedir bilemiyorum allah onlarla konuşuyormu onuda bilemem diyelimki öyle konuşuyor onlar allahın sevğili kulu saygı duyarım normal insandan farlı görmem içinde farkına bizzat şahit olmam gerekir sizinde dediğiniz gibi görmedğim birşeye nasıl inanabilirim
ayrıca evliyalarda allahın bir kulu değilmidir allaha eş tutup önünde secde etmek doğrumudur bunun mantığı nedir hakka niyaz diyorsunuz hakkın kendine niyaz dururken neden kuluna niyaz edesinizki?
adgan yazdı: Şimdi evliyaları ilahlaştırmam diyorsun. Yalnızca ilah Allah’tır diyorsun.
Peki Allah her şeyi tek görendir, bilendir, geleceği tek görendir, geçmişi bilendir, her türlü şifayı tek verendir, vs… diye şimdiye kadar bizlere hep anlatıldı. Eminim sen de buna inanıyorsundur.
Ancak bugünde bu anlatılanların aynısını Zöhre Ana’dan görüyoruz. Bunların neler olduğunu çoğu yerde yazdık. Sende bunların çoğunu okumuşsundur. Acaba bunun mantıklı açıklaması nedir? Bu durumda Allah’ın yalnız mucizelere sahip olması gerekirken, aynı mucizeleri bir insanın vermesi O Allah’ın varlığına ve birliğine şüphe getirmezmi.? Tabi evliyaları sıradan bir insan olarak görürsek.
bunlar sizin söylemleriniz ben herhangi bir mucizesine şahit olmadım allahla eş tutulması için zöhre ananın hiç sıkıntı çekmeden hastalanmadan alalhtan şifa beklemeden yaşaması daha üstün özelliklere sahip olması gerekmezmi? insanlara şifa dagıtmak için bile allaha ihtiyaç duyması anaormal değilmi?
allaha göre milyarda bir mucizelere sahip olan zöhre anayı allahla eş tutmak duğrumu?bunun neresi mantıklıdır söylermisniz zöhre anayla aynı özellikleri taşıyan bir sürü insan olabilir bunlar üstün yeteneklerdir bence allah tarafından onlara bahşedilmiş değerler için onlara değil allaha şükretmek gerekmezmi?
adgan yazdı: Ancak evliyalar Allah’ın birer vekilleri dersek bu durumda mantıken bu Allah’ın varlığını ve birliğini daha şüphe götürmez kılmaz mı?
Bunlara Allah’ın vekilleri veya elçileri desek, her dediklerine inanıp, kabullenmemiz gerekmez mi?
ben allahın elçileri olarak görmüyorum şimdiye kadar evliya falan görmedim diyelimki zöhre ana evliyadır allahın vekilidir zöhre anayı gördüğüm için örnek veriyorum allahın vekili yezit şu bu diye ayrım yapmamalı ama zöhre ana yapıyor allahın vekili insanlar hakkında kötü konuşmamalı oysa zöhre ana konuşuyor allahın vekili kimseye beddua etmemeli oysa zöhre ana ediyor buna benzer bir çok şey kısacası ben bir evliyadan mücizeden fazlasını beklerim o kadar mükemmel olmalı ki ben ona kusur bulmamalıyım agzından çıkan her söze kayıtsız şartsız inanmalı ve helal olsun çok haklı doğu demeliyim bunlar olmadan zöhre ana bebek vermiş hastalığı iyi etmiş yada şu bu bunlar benim bir evliyada aradığım nitelikler değil insan üstü mükemmelliğe sahip olmalı.
adgan yazdı: Mevlananın şu güzel sözleri ile ilgili mantıklı bir açıklama yapabilirmisin?mevlanın sözleri için yorumum yok pirleri övüyor işte mantığımı zorladım daha fazla basmıyo tatmin olmuşsunuzdur umarım sevgiler
] - ] “ ]Elini Pir’den başkasına verme; onun elini tutan Allah’tır.” Mevlana
“ ]Allah ile oturup kalkmak isteyen kişi, veliler huzurunda otursun. Velilerin huzurundan kesilirsen helak oldun gitti.” Mevlana
] -“ ] Can gözü açık olan Pir, aklı kıt olana göstermek için, akılla anlaşılan inciyi gözle görülür bir hale getirdi.” Mevlana
Evet sevgili Sibel zorla bakalım biraz mantığını… Yok öyle tembellik. Hemen hazıra konup ben yalnız Allah’a inanırım demek yok öyle… Kolay gelsin…
![]()
[COLOR="Red"]Eğer ikrar ile yola gidersen
Müminin gözünde duman gerekmez
Hak için sil süpür gönlün evini
Yükün gevher ile saman gerekmez
Ali dedikleri bir ulu kişi
Elinde var idi hüneri işi
Eğer kaldırmazsan tuttuğun taşı
Sana ondan gelen iman gerekmez
Pir Sultan Abdal'ım uğradım derde
Farksızdır sofudan, kalkmyor perde
Gör dinle, bir lokma geldi bir yerde
Sor izle, çiğ ise yemen gerekmez.[/COLOR]
Müminin gözünde duman gerekmez
Hak için sil süpür gönlün evini
Yükün gevher ile saman gerekmez
Ali dedikleri bir ulu kişi
Elinde var idi hüneri işi
Eğer kaldırmazsan tuttuğun taşı
Sana ondan gelen iman gerekmez
Pir Sultan Abdal'ım uğradım derde
Farksızdır sofudan, kalkmyor perde
Gör dinle, bir lokma geldi bir yerde
Sor izle, çiğ ise yemen gerekmez.[/COLOR]
Son Düzenleme: 07/03/2009, 01:33, Düzenleyen: sibele.
Zöhre Ana'nın insanlara gönderilme amacı nedir?
sevğili adgan ben cevaplar veririm ama siz mantıklımı bulursunuz mantıksızmı bilemiyorum aynı şeylere inanmadığımız için muhtemelen size mantıklı gelmeyecektir zaten sorarken bile sibel konuşsun ben az dalga geçeyim diye sormuş gibisiniz
Se vgili Sibel, seninle niye dalga geçeyim. Benim tek amacım öncelikle seninle bir beyin cimnastiği yapmak, sonra da senin kendi mantığınla kendi burnunun dikine gitmeni engelleyip,
birazcık gayret edip bazı araştırmalarda bulunup, bizim yazıp çizdiklerimiz doğrultusunda başka gerçekler var mı? diye bir çaba içine girmeni sağalamaktır.
aşk da görünmez hissedilir yaşanır ve hiç bir allahın kuluda bu duyguyu inkar edemez mantıklı bir açıklaması yoktur çünkü aşkın mantığı olmaz başlı başına bir mantıksızlıktır bir yaratıcının oldugunu bilmek için onu gözle görmek gerekmez sadece dünyayı düşünelim bunu bir insanın yapabilme ihtimali varmı hayatı bütün bu düzeni bir insan saglayabilirmi hayır bütün bunları düşündüğün zaman yaratıcının olması mantıklı geliyor
Elbetteki bu düzeni ne sen ne de ben sağlamış olabiliriz. Elbetteki bir yaratıcı var bu yaratıcının da bizim olamıyacağımız kesindir. Ancak asıl benim sormak istediğim Yaratıcının nasıl özelliklere sahip olduğu ve de bizden neler istediğini nasıl Onu görmeden nasıl anlayabiliriz? Onu da aşk gibi hisederim deme sakın... Yani Yaratıcı kendini yarattıklarına nasıl bildirip göstermiştir. Onun elçileri bize ilim, keramet, mucize göstermeselerdi, bizler Allah'ın nasıl bir ilme, keramet ve mucizelere sahip olduğunu nerden bilecektik. Onun tek olduğunu nasıl kabullenecektik. Belki o zaman Allahın da bizim gibi annesi babası ve çocukları olabnileceğini düşünemezmiydik? Eğer bu gün böyle düşünemiyorsak, Allah birdir diyorsak, bu kimlerin sayesindedir sence?
ailem beni ve altı kardeşimi aynı şekilde yetiştirdi ama kardeşlerimden bir tanesi ateist neden acaba kendi kararımı yoksa ailem özellikle onu öylemi yetiştirdi?
ayrıca benim ailem ve çevrem sünni inanışa göre yetişmiş insanlarla doludur hz ali ismini bile duymamışımdır peygamberin hz muhammed kitabın kuran mezhebin ebu hanifi diye ögrettiler bana ama ne garip bir durumdur ben bunların hiç birine inanmıyorum oysa 16-17 yaşlarına kadar kuran kurslarına gitmiş namazını kılmış ramazan orucunu tutmuş son derece dindar biriydim ailemden miras kalmış olsa dindar olmam gerekmezmiydi?
Dikkatli okuyacak olursan soruda yanlız ailen dememişim, çevre ve toplumdan da bahsetmişim. Yani demek istediğim mantığın değil seni yönlendiren ailen çevren ve toplumdur. O topluma da bunları bildiren Allah elçileridir. Tabi belli dönemlerde... Eğer ki bir adada tek başına varolsaydın Allah'ın, peygamberin, kitabın varlığından mantığınla haberdar olacakmıydın?
yaşamadığım birşeyi bilemem ne desem boş belki müslümanlığı kabul etmeyecektim zaten bana çok fazla hitap eden bir innaış şekli değil muhtemelen kendime en yakın bulduğum innaışı seçerdim allaha innaırmıydım bilmem mantıklı geliyorsa inanırdım herhalde ama bana ögretilen müslümanlıga kesinlikle inanmaz kabul etmezdim çünkü benim dünya görüşüme aykırı buluyorum
Evet müslümanlık diye bazı insanların yazıp çizdikleri var. O mantıklı gelmiyor diyorsun. Benim kendi dünya görüşüme aykırı diyorsun. Ancak şunu da kabul etmelisin ki eğer ki evlliyalar gelip de gerçekleri haykırmasaydı, bu bahsedilen müslümanlk karşısında gerçek müslümanlığı haykırmasalardı, şimdi belki de sen başka bir inançtan habersiz olacağından o inanmam dediğin müslümanlığın etkisinde kalmış ona inanıyor olabilirdin...
Allah kiminle konuşur evliya yada pirlerin allah katında yerleri nedir bilemiyorum allah onlarla konuşuyormu onuda bilemem diyelimki öyle konuşuyor onlar allahın sevğili kulu saygı duyarım normal insandan farlı görmem içinde farkına bizzat şahit olmam gerekir sizinde dediğiniz gibi görmedğim birşeye nasıl inanabilirim
ayrıca evliyalarda allahın bir kulu değilmidir allaha eş tutup önünde secde etmek doğrumudur bunun mantığı nedir hakka niyaz diyorsunuz hakkın kendine niyaz dururken neden kuluna niyaz edesinizki?
Sevgili Sibel, Allah peygamberlerle evliyalarla konuşmuyorsa, Kur-an nasıl insanlara ulaştı? Acaba peygamberler kafadan mı uydurdular?
Evliya sen ve ben gibi Allah'ın sıradan bir kulu değildir. Evliya Allah'ın ilim, ışık, keramet ve mucizelerinin insana ete kemiğe bürünüp gösterildiği şeklidir. Yoksa Allah'ın varlığı birliği, bizden istediği doğruları ve güzellikleri nasıl bilecektik? Eğer onlar sıradan insanlar ise bizler neden onların gösterdiği kerametleri gösteremiyoruz. Ayrıca aşağıda mevlananın sözlerinden de Pirlerin ne olduğu açık değil mi?
Mevlananın dediği gibi Pirlerin eli Allah'ınelidir. Bu durumda o elleri öpüp niyaz etmek yine Allah'a niyaz edilmiş sayılmaz mı? Çünkü o eller Kur-an'ı Allah'tan alıp sana getiren ellerdir. O gözler Allah'ı görmüş gözlerdir. O dil ALLAH ile söyleşmiş dillerdir...
bunlar sizin söylemleriniz ben herhangi bir mucizesine şahit olmadım allahla eş tutulması için zöhre ananın hiç sıkıntı çekmeden hastalanmadan alalhtan şifa beklemeden yaşaması daha üstün özelliklere sahip olması gerekmezmi? insanlara şifa dagıtmak için bile allaha ihtiyaç duyması anaormal değilmi?
allaha göre milyarda bir mucizelere sahip olan zöhre anayı allahla eş tutmak duğrumu?bunun neresi mantıklıdır söylermisniz zöhre anayla aynı özellikleri taşıyan bir sürü insan olabilir bunlar üstün yeteneklerdir bence allah tarafından onlara bahşedilmiş değerler için onlara değil allaha şükretmek gerekmezmi?
Sen gelip tanımaya çalışmadığı için görmemişsin. Farz edelim ki gekip gördün doğru söylediğimizi anladın, o zaman fikrin değişecek mi?
Allah'a eş tutmak konusuna gelince; Ben Zöhre Ana'dan bir gördüklerimi söylüyorum. Bir de bütün Hak dinlerde Allah için kabul edilenleri söyledim. Bu durumda sence ne demek lazım? Ayrıca yetenek farklıbir şey, Hak için söylenen özellikleri taşımak ayrı bir şey...
Evliyaları hastalanması konusuna gelince; eğer Allah isteseydi, kendini apaçık belli eder, hiç bir inançsız kalmazdı. Ancak sende kabul edersin ki bu yaratılış felsefesine ters bir durum olurdu. Allah'ın istediği gösterdiği ilim, keramet , mucizelerle insanlar kendi hür iradeleri ve aklıyla kendini görsün. Kendi ilim, keramet ve mucizelerini de evliyalar aracılığıyla insanlara göstermiştir. Dolayısıyla evliyalar da kendini açık olarak göstermiş olsalardı bu da yaratılış kanununa ters olurdu. Bunun önüne geçmek için aynen sıradan insanların sürdürdüğü bir yaşam tarzı sürdürerek kendini bir miktar gizler. Çünkü Gizlilik Yaratıcıya mahsustur. Bu nedenle de hastalık ve ölüm gibi goğal olayları aynı insanlar gibi yaşarlar. Sırf kendini belli etmemek adına. Sadece keramet ve mucizelerle kendilerini bir nevi belli ederler. O da insanları Allah'tan haberdar etmek içindir...
ben allahın elçileri olarak görmüyorum şimdiye kadar evliya falan görmedim diyelimki zöhre ana evliyadır allahın vekilidir zöhre anayı gördüğüm için örnek veriyorum allahın vekili yezit şu bu diye ayrım yapmamalı ama zöhre ana yapıyor allahın vekili insanlar hakkında kötü konuşmamalı oysa zöhre ana konuşuyor allahın vekili kimseye beddua etmemeli oysa zöhre ana ediyor buna benzer bir çok şey kısacası ben bir evliyadan mücizeden fazlasını beklerim o kadar mükemmel olmalı ki ben ona kusur bulmamalıyım agzından çıkan her söze kayıtsız şartsız inanmalı ve helal olsun çok haklı doğu demeliyim bunlar olmadan zöhre ana bebek vermiş hastalığı iyi etmiş yada şu bu bunlar benim bir evliyada aradığım nitelikler değil insan üstü mükemmelliğe sahip olmalı.
Sevgili Sibel, Zöhre Ana'yı toplasan kaçkere gördün. Ve ne kadar tanımaya çalıştın ki evliyalığını göresin. Benim de sana kafayı takmam bu yüzden zaten. Akıllı bir insansın. Gelip tanıyıp bazı gerçekleri görmeyi hakkedecek bir insansın(sakın şımarma)
...
Zöhre Ana'nın kimseyi ayırt ettiği yok. Herkese kapısı açıktır. Nitekim o kapıda gönüllü hizmet eden sünni insanlar bile var... Yeter ki insanlar saygılı bir şekilde, temiz duygularla gelsin...
Zöhre Ana bazı insanlar hakkında kötü kanuşmasımda ne yapsın. İyiye iyi, kötüye kötü, doğruya doğru, yanlışa yanlış demenin neresi yanlış...
Adam gerici ise Alevi düşmanı ise, Zöhre Ana'ya atıp tutuyorsa, eğriye doğru diyorsa, o adama yezit demiyecen de ne diyeceksin. Zöhre Ana kapısına şifa için saygılı gelen sünni veya yabancı diğer insanlara niye yezit demiyor.
Yani peygamberimiz kendine inanmıyan putperest kafirlere başka bir isimle mi çağırmıştır...
mevlanın sözleri için yorumum yok pirleri övüyor işte mantığımı zorladım daha fazla basmıyo tatmin olmuşsunuzdur umarım sevgiler
Mevlananın o sözlerinde çok derin manalar var. Boş verme. Bence mantığın yerine o pirlerin sözlerine kulak assan daha iyi olacak... Mantık insanı her zaman doğru yere götürmez. Çünkü mantık bilgiyle şekillenir. Eğer edindiğin bilgiler yanlış bilgiler ise sonucunu tahmin edersin... Onun için gerçek bir pir ışığında hareket etmenin kimsye zararı olmayacağı gibi bir sürü faydası olacaktır. O Pir de bugün Zöhre ANA'dır...
Sağlıcakla kal...
Se vgili Sibel, seninle niye dalga geçeyim. Benim tek amacım öncelikle seninle bir beyin cimnastiği yapmak, sonra da senin kendi mantığınla kendi burnunun dikine gitmeni engelleyip,
birazcık gayret edip bazı araştırmalarda bulunup, bizim yazıp çizdiklerimiz doğrultusunda başka gerçekler var mı? diye bir çaba içine girmeni sağalamaktır. aşk da görünmez hissedilir yaşanır ve hiç bir allahın kuluda bu duyguyu inkar edemez mantıklı bir açıklaması yoktur çünkü aşkın mantığı olmaz başlı başına bir mantıksızlıktır bir yaratıcının oldugunu bilmek için onu gözle görmek gerekmez sadece dünyayı düşünelim bunu bir insanın yapabilme ihtimali varmı hayatı bütün bu düzeni bir insan saglayabilirmi hayır bütün bunları düşündüğün zaman yaratıcının olması mantıklı geliyor
Elbetteki bu düzeni ne sen ne de ben sağlamış olabiliriz. Elbetteki bir yaratıcı var bu yaratıcının da bizim olamıyacağımız kesindir. Ancak asıl benim sormak istediğim Yaratıcının nasıl özelliklere sahip olduğu ve de bizden neler istediğini nasıl Onu görmeden nasıl anlayabiliriz? Onu da aşk gibi hisederim deme sakın... Yani Yaratıcı kendini yarattıklarına nasıl bildirip göstermiştir. Onun elçileri bize ilim, keramet, mucize göstermeselerdi, bizler Allah'ın nasıl bir ilme, keramet ve mucizelere sahip olduğunu nerden bilecektik. Onun tek olduğunu nasıl kabullenecektik. Belki o zaman Allahın da bizim gibi annesi babası ve çocukları olabnileceğini düşünemezmiydik? Eğer bu gün böyle düşünemiyorsak, Allah birdir diyorsak, bu kimlerin sayesindedir sence?
ailem beni ve altı kardeşimi aynı şekilde yetiştirdi ama kardeşlerimden bir tanesi ateist neden acaba kendi kararımı yoksa ailem özellikle onu öylemi yetiştirdi?
ayrıca benim ailem ve çevrem sünni inanışa göre yetişmiş insanlarla doludur hz ali ismini bile duymamışımdır peygamberin hz muhammed kitabın kuran mezhebin ebu hanifi diye ögrettiler bana ama ne garip bir durumdur ben bunların hiç birine inanmıyorum oysa 16-17 yaşlarına kadar kuran kurslarına gitmiş namazını kılmış ramazan orucunu tutmuş son derece dindar biriydim ailemden miras kalmış olsa dindar olmam gerekmezmiydi?
Dikkatli okuyacak olursan soruda yanlız ailen dememişim, çevre ve toplumdan da bahsetmişim. Yani demek istediğim mantığın değil seni yönlendiren ailen çevren ve toplumdur. O topluma da bunları bildiren Allah elçileridir. Tabi belli dönemlerde... Eğer ki bir adada tek başına varolsaydın Allah'ın, peygamberin, kitabın varlığından mantığınla haberdar olacakmıydın?
yaşamadığım birşeyi bilemem ne desem boş belki müslümanlığı kabul etmeyecektim zaten bana çok fazla hitap eden bir innaış şekli değil muhtemelen kendime en yakın bulduğum innaışı seçerdim allaha innaırmıydım bilmem mantıklı geliyorsa inanırdım herhalde ama bana ögretilen müslümanlıga kesinlikle inanmaz kabul etmezdim çünkü benim dünya görüşüme aykırı buluyorum
Evet müslümanlık diye bazı insanların yazıp çizdikleri var. O mantıklı gelmiyor diyorsun. Benim kendi dünya görüşüme aykırı diyorsun. Ancak şunu da kabul etmelisin ki eğer ki evlliyalar gelip de gerçekleri haykırmasaydı, bu bahsedilen müslümanlk karşısında gerçek müslümanlığı haykırmasalardı, şimdi belki de sen başka bir inançtan habersiz olacağından o inanmam dediğin müslümanlığın etkisinde kalmış ona inanıyor olabilirdin...
Allah kiminle konuşur evliya yada pirlerin allah katında yerleri nedir bilemiyorum allah onlarla konuşuyormu onuda bilemem diyelimki öyle konuşuyor onlar allahın sevğili kulu saygı duyarım normal insandan farlı görmem içinde farkına bizzat şahit olmam gerekir sizinde dediğiniz gibi görmedğim birşeye nasıl inanabilirim
ayrıca evliyalarda allahın bir kulu değilmidir allaha eş tutup önünde secde etmek doğrumudur bunun mantığı nedir hakka niyaz diyorsunuz hakkın kendine niyaz dururken neden kuluna niyaz edesinizki?
Sevgili Sibel, Allah peygamberlerle evliyalarla konuşmuyorsa, Kur-an nasıl insanlara ulaştı? Acaba peygamberler kafadan mı uydurdular?
Evliya sen ve ben gibi Allah'ın sıradan bir kulu değildir. Evliya Allah'ın ilim, ışık, keramet ve mucizelerinin insana ete kemiğe bürünüp gösterildiği şeklidir. Yoksa Allah'ın varlığı birliği, bizden istediği doğruları ve güzellikleri nasıl bilecektik? Eğer onlar sıradan insanlar ise bizler neden onların gösterdiği kerametleri gösteremiyoruz. Ayrıca aşağıda mevlananın sözlerinden de Pirlerin ne olduğu açık değil mi?
Mevlananın dediği gibi Pirlerin eli Allah'ınelidir. Bu durumda o elleri öpüp niyaz etmek yine Allah'a niyaz edilmiş sayılmaz mı? Çünkü o eller Kur-an'ı Allah'tan alıp sana getiren ellerdir. O gözler Allah'ı görmüş gözlerdir. O dil ALLAH ile söyleşmiş dillerdir...
bunlar sizin söylemleriniz ben herhangi bir mucizesine şahit olmadım allahla eş tutulması için zöhre ananın hiç sıkıntı çekmeden hastalanmadan alalhtan şifa beklemeden yaşaması daha üstün özelliklere sahip olması gerekmezmi? insanlara şifa dagıtmak için bile allaha ihtiyaç duyması anaormal değilmi?
allaha göre milyarda bir mucizelere sahip olan zöhre anayı allahla eş tutmak duğrumu?bunun neresi mantıklıdır söylermisniz zöhre anayla aynı özellikleri taşıyan bir sürü insan olabilir bunlar üstün yeteneklerdir bence allah tarafından onlara bahşedilmiş değerler için onlara değil allaha şükretmek gerekmezmi?
Sen gelip tanımaya çalışmadığı için görmemişsin. Farz edelim ki gekip gördün doğru söylediğimizi anladın, o zaman fikrin değişecek mi?
Allah'a eş tutmak konusuna gelince; Ben Zöhre Ana'dan bir gördüklerimi söylüyorum. Bir de bütün Hak dinlerde Allah için kabul edilenleri söyledim. Bu durumda sence ne demek lazım? Ayrıca yetenek farklıbir şey, Hak için söylenen özellikleri taşımak ayrı bir şey...
Evliyaları hastalanması konusuna gelince; eğer Allah isteseydi, kendini apaçık belli eder, hiç bir inançsız kalmazdı. Ancak sende kabul edersin ki bu yaratılış felsefesine ters bir durum olurdu. Allah'ın istediği gösterdiği ilim, keramet , mucizelerle insanlar kendi hür iradeleri ve aklıyla kendini görsün. Kendi ilim, keramet ve mucizelerini de evliyalar aracılığıyla insanlara göstermiştir. Dolayısıyla evliyalar da kendini açık olarak göstermiş olsalardı bu da yaratılış kanununa ters olurdu. Bunun önüne geçmek için aynen sıradan insanların sürdürdüğü bir yaşam tarzı sürdürerek kendini bir miktar gizler. Çünkü Gizlilik Yaratıcıya mahsustur. Bu nedenle de hastalık ve ölüm gibi goğal olayları aynı insanlar gibi yaşarlar. Sırf kendini belli etmemek adına. Sadece keramet ve mucizelerle kendilerini bir nevi belli ederler. O da insanları Allah'tan haberdar etmek içindir...
ben allahın elçileri olarak görmüyorum şimdiye kadar evliya falan görmedim diyelimki zöhre ana evliyadır allahın vekilidir zöhre anayı gördüğüm için örnek veriyorum allahın vekili yezit şu bu diye ayrım yapmamalı ama zöhre ana yapıyor allahın vekili insanlar hakkında kötü konuşmamalı oysa zöhre ana konuşuyor allahın vekili kimseye beddua etmemeli oysa zöhre ana ediyor buna benzer bir çok şey kısacası ben bir evliyadan mücizeden fazlasını beklerim o kadar mükemmel olmalı ki ben ona kusur bulmamalıyım agzından çıkan her söze kayıtsız şartsız inanmalı ve helal olsun çok haklı doğu demeliyim bunlar olmadan zöhre ana bebek vermiş hastalığı iyi etmiş yada şu bu bunlar benim bir evliyada aradığım nitelikler değil insan üstü mükemmelliğe sahip olmalı.
Sevgili Sibel, Zöhre Ana'yı toplasan kaçkere gördün. Ve ne kadar tanımaya çalıştın ki evliyalığını göresin. Benim de sana kafayı takmam bu yüzden zaten. Akıllı bir insansın. Gelip tanıyıp bazı gerçekleri görmeyi hakkedecek bir insansın(sakın şımarma)
... Zöhre Ana'nın kimseyi ayırt ettiği yok. Herkese kapısı açıktır. Nitekim o kapıda gönüllü hizmet eden sünni insanlar bile var... Yeter ki insanlar saygılı bir şekilde, temiz duygularla gelsin...
Zöhre Ana bazı insanlar hakkında kötü kanuşmasımda ne yapsın. İyiye iyi, kötüye kötü, doğruya doğru, yanlışa yanlış demenin neresi yanlış...
Adam gerici ise Alevi düşmanı ise, Zöhre Ana'ya atıp tutuyorsa, eğriye doğru diyorsa, o adama yezit demiyecen de ne diyeceksin. Zöhre Ana kapısına şifa için saygılı gelen sünni veya yabancı diğer insanlara niye yezit demiyor.
Yani peygamberimiz kendine inanmıyan putperest kafirlere başka bir isimle mi çağırmıştır...
mevlanın sözleri için yorumum yok pirleri övüyor işte mantığımı zorladım daha fazla basmıyo tatmin olmuşsunuzdur umarım sevgiler
Mevlananın o sözlerinde çok derin manalar var. Boş verme. Bence mantığın yerine o pirlerin sözlerine kulak assan daha iyi olacak... Mantık insanı her zaman doğru yere götürmez. Çünkü mantık bilgiyle şekillenir. Eğer edindiğin bilgiler yanlış bilgiler ise sonucunu tahmin edersin... Onun için gerçek bir pir ışığında hareket etmenin kimsye zararı olmayacağı gibi bir sürü faydası olacaktır. O Pir de bugün Zöhre ANA'dır...
Sağlıcakla kal...
Mustafa dediler benim adıma
Bir sıfatı Ali bindi atıma
Şimdi de ZÖHRE ANA geldi sıfata
Duyulsun şanımız Yüce Allah' a
(PİR ZÖHRE ANA)
Zöhre Ana'nın insanlara gönderilme amacı nedir?
Hakkın varlığını ilk elden bilenler Adem, Havva ve onların çocuklarıydı.
Hatta o zaman bile nefsine uyanlara Mikail ışık oldu, rehber oldu.
Allah, (bir yaşamı da Hz. hüseyin olan) Mikail'de tecelli ederek, gerçeği apaçık bildirdi. Allah'ı bilmek için pir'e ihtiyaç vardır.
Ben Gökçe Dede'yim bildirem sözü
Allah'a ayandır kulların özü
Ameli kötüyse karadır yüzü
Hihmeti Pir'inden söz olmadıkça.(178)
Sen ne dersen de yaradan Allah
Ahmed'i Mehmed'i kandırın vallah
Ahrete gözlerin amedir billah
Hakikat şahidin Şah olmadıkça.(178)
İnsanlar yaradılıştan beri ikiliğe düşmüşler, bu yüzden dünyayı cehenneme çevirmişlerdir. Allah, dağılan insanları yeniden bir araya getirmek için de evliyalarını göndermiştir. Bu gün Türk Milleti diye bir kavram varsa bunu Yüce Pirlerimize borçluyuz. Birlik olmak için de evliyalara muhtacız.
]Şah Hüseyin İmam Hasan babası
Fatıma Zöhre'nin haktır duası
Şeytanda gezenler bulur belası
İkilik yolunda bir olmadıkça.(178)
Gelin ey dostlarım birlik olalım
İki cihan selverinden soralım
Sorulur sorgular darda duralım
Mürşüdi Kamil'e kul olmadıkça.(180)
Dört kitap yazılı kalemi kimdir
Kuran'ı okuyor Muhammed mimdir
Erenler cem eder İmam Ali'dir
Toplanıp başına yar olmadıkça.(182)
Ölüm, insnların hiç istemedikleri ancak yenemedikleri bir fenomendir. Ölümden sonra hayatın ne olduğu konusunda çeşitli fikirler üretmişler. Bazı toplumlar cesedi yakarken, bazı toplumlar ise cenazenin yanına şahsi eşyalarını, sevdiği insanları dahi beraber gömmüşlerdir. Öbür dünyanın var olduğu, iyilik ve kötülüğün sorgulanacağı inancını da biz evliyalarımızın verdiği bilgilere borçluyuz.
]Birer birer gidiyorlar gidenler
Dünya malıynan inkar ölenler
Kahkaha atarak keyifli gülenler
Şeytana tapmıştır öz olmadıkça.(180)
İşinen gücünen oyalar adam
Kazma kürek getir toprağı kazam
Malını mülkünü sırtına saran
Şefaatın alamaz pir olmadıkça.(178)
Gelen pirler topluma bu hizmeti vererek ömür tüketirken, bu yolda emek verenleri de yad etmişler ve kendilerinden sonra gelen Hak Erenlerini de bildirmişlerdir. Toplum, bu sürekliliği idrak ederek gelmiş ve gelecek tüm evliyaları hak bilmiş, etrafında toplanmışlardır.
]Kazım, Musa, Rıza Gökçe'nin dili
Çok şükür Zöhre Ana zikreder bizi
Daşlarsa dervişi karadır yüzü
Gelemez Ermiş'e yol olmadıkça.(180)
Ben Gökçe Dede'yim gidem Yemen'e
Şimdi ders veriyom Zöhre geline
Go gıybeti dervişime ederse
Pisliktir mayası bal olmadıkça.(181)
Alevi toplumundan gelen bu evliyaların nefeslerini şiir olarak okuyup geçebilirsiniz. Ancak bu tavırla büyük bir gerçeği teğet geçmiş olursunuz. Bunu bilerek de tercih etmiş olabilirsiniz. Fakat pirlerimizin bu emeklerini inkar edemezsiniz. Çalıştığınız bir günlük yövmiyeniz dahi verilmese isyan edersiniz. Hakkınız yense hukuka müracaat edip hakkınızı ararsınız. Kuruşunuzu kimseye haksız yere yedirmek istemezsiniz. Bu en doğal hakkınızdır.
Bir de pirlerimizi düşününüz. "İnsanlık" yolunda topluma ışık olmak için çileli bir ömür sürmüşlerdir. Bundan hiç gocunmamışlardır. Tek zenginlikleri canlarla beraber paylaştıkları sofraları olmuş. Tek boyun eğdikleri Hz. Ali olmuş. Sultana, padişaha, şeyhülislama boyun eğmemişler. İnsanlara doğru bildikleri yolda sonunda canlarını feda ederek hakkın varlığını ve birliğini ispat etmişlerdir. O nedenle onların nefeslerini öğretmeni dinler gibi, ders çalışır gibi okursanız bir çok gerçeğin ayan beyan gözünüzde canlandığını göreceksiniz.
Bu kadar fedakarlık ve can cömertliği tarih boyunca her toplumda bilinirken, pirlerimizin bizden talepleri olması, ahde vefa beklemeleri doğal değil midir?
]Yüklediler bize bu yolun yükü
Kerbela ilinde pirimin kürkü
Kurnazlık yaparsan urufun tilki
Keremi Beytullah'tan yol olmadıkça.(182)
Pirini bilmezse sıfatı *****
Mayası bozuktur vallaha gerek
Dünyaya doğmuştur ufacık bebek
Dönüşü bulunmaz git olmayınca.(182)
Bu yolu bilenler neylesin bizi
Kafirlik yaparsanız seçerler sizi
Muhammed Mustafa Ali'nin sözü
Allah'tan kalemin yaz olmadıkça.(182)
Alıntı yaptığım nefesler Gökçe Dede'ye aittir.
Zöhre Ana'nın "mehtaptaki Erenler" kitabında bulunmaktadır.
GÖKÇE DEDE:
Halk dilinde Gökçe Dede olarak bilinen evliyanın gerçek adı da Gökçe'dir. Birinci türbesi Hasanoğlan- Kırıkkale'de, ikinci türbesi Kerem Baba- Kırklareli'nde, üçüncü türbesi Gökçe Dede Çorum- Buğet Köyü'nde, dördüncü türbesi Işık Baba- Tarsus'tadır.
Bildiren: Zöhre Ana
Hatta o zaman bile nefsine uyanlara Mikail ışık oldu, rehber oldu.
Allah, (bir yaşamı da Hz. hüseyin olan) Mikail'de tecelli ederek, gerçeği apaçık bildirdi. Allah'ı bilmek için pir'e ihtiyaç vardır.
Ben Gökçe Dede'yim bildirem sözü
Allah'a ayandır kulların özü
Ameli kötüyse karadır yüzü
Hihmeti Pir'inden söz olmadıkça.(178)
Sen ne dersen de yaradan Allah
Ahmed'i Mehmed'i kandırın vallah
Ahrete gözlerin amedir billah
Hakikat şahidin Şah olmadıkça.(178)
İnsanlar yaradılıştan beri ikiliğe düşmüşler, bu yüzden dünyayı cehenneme çevirmişlerdir. Allah, dağılan insanları yeniden bir araya getirmek için de evliyalarını göndermiştir. Bu gün Türk Milleti diye bir kavram varsa bunu Yüce Pirlerimize borçluyuz. Birlik olmak için de evliyalara muhtacız.
]Şah Hüseyin İmam Hasan babası
Fatıma Zöhre'nin haktır duası
Şeytanda gezenler bulur belası
İkilik yolunda bir olmadıkça.(178)
Gelin ey dostlarım birlik olalım
İki cihan selverinden soralım
Sorulur sorgular darda duralım
Mürşüdi Kamil'e kul olmadıkça.(180)
Dört kitap yazılı kalemi kimdir
Kuran'ı okuyor Muhammed mimdir
Erenler cem eder İmam Ali'dir
Toplanıp başına yar olmadıkça.(182)
Ölüm, insnların hiç istemedikleri ancak yenemedikleri bir fenomendir. Ölümden sonra hayatın ne olduğu konusunda çeşitli fikirler üretmişler. Bazı toplumlar cesedi yakarken, bazı toplumlar ise cenazenin yanına şahsi eşyalarını, sevdiği insanları dahi beraber gömmüşlerdir. Öbür dünyanın var olduğu, iyilik ve kötülüğün sorgulanacağı inancını da biz evliyalarımızın verdiği bilgilere borçluyuz.
]Birer birer gidiyorlar gidenler
Dünya malıynan inkar ölenler
Kahkaha atarak keyifli gülenler
Şeytana tapmıştır öz olmadıkça.(180)
İşinen gücünen oyalar adam
Kazma kürek getir toprağı kazam
Malını mülkünü sırtına saran
Şefaatın alamaz pir olmadıkça.(178)
Gelen pirler topluma bu hizmeti vererek ömür tüketirken, bu yolda emek verenleri de yad etmişler ve kendilerinden sonra gelen Hak Erenlerini de bildirmişlerdir. Toplum, bu sürekliliği idrak ederek gelmiş ve gelecek tüm evliyaları hak bilmiş, etrafında toplanmışlardır.
]Kazım, Musa, Rıza Gökçe'nin dili
Çok şükür Zöhre Ana zikreder bizi
Daşlarsa dervişi karadır yüzü
Gelemez Ermiş'e yol olmadıkça.(180)
Ben Gökçe Dede'yim gidem Yemen'e
Şimdi ders veriyom Zöhre geline
Go gıybeti dervişime ederse
Pisliktir mayası bal olmadıkça.(181)
Alevi toplumundan gelen bu evliyaların nefeslerini şiir olarak okuyup geçebilirsiniz. Ancak bu tavırla büyük bir gerçeği teğet geçmiş olursunuz. Bunu bilerek de tercih etmiş olabilirsiniz. Fakat pirlerimizin bu emeklerini inkar edemezsiniz. Çalıştığınız bir günlük yövmiyeniz dahi verilmese isyan edersiniz. Hakkınız yense hukuka müracaat edip hakkınızı ararsınız. Kuruşunuzu kimseye haksız yere yedirmek istemezsiniz. Bu en doğal hakkınızdır.
Bir de pirlerimizi düşününüz. "İnsanlık" yolunda topluma ışık olmak için çileli bir ömür sürmüşlerdir. Bundan hiç gocunmamışlardır. Tek zenginlikleri canlarla beraber paylaştıkları sofraları olmuş. Tek boyun eğdikleri Hz. Ali olmuş. Sultana, padişaha, şeyhülislama boyun eğmemişler. İnsanlara doğru bildikleri yolda sonunda canlarını feda ederek hakkın varlığını ve birliğini ispat etmişlerdir. O nedenle onların nefeslerini öğretmeni dinler gibi, ders çalışır gibi okursanız bir çok gerçeğin ayan beyan gözünüzde canlandığını göreceksiniz.
Bu kadar fedakarlık ve can cömertliği tarih boyunca her toplumda bilinirken, pirlerimizin bizden talepleri olması, ahde vefa beklemeleri doğal değil midir?
]Yüklediler bize bu yolun yükü
Kerbela ilinde pirimin kürkü
Kurnazlık yaparsan urufun tilki
Keremi Beytullah'tan yol olmadıkça.(182)
Pirini bilmezse sıfatı *****
Mayası bozuktur vallaha gerek
Dünyaya doğmuştur ufacık bebek
Dönüşü bulunmaz git olmayınca.(182)
Bu yolu bilenler neylesin bizi
Kafirlik yaparsanız seçerler sizi
Muhammed Mustafa Ali'nin sözü
Allah'tan kalemin yaz olmadıkça.(182)
Alıntı yaptığım nefesler Gökçe Dede'ye aittir.
Zöhre Ana'nın "mehtaptaki Erenler" kitabında bulunmaktadır.
GÖKÇE DEDE:
Halk dilinde Gökçe Dede olarak bilinen evliyanın gerçek adı da Gökçe'dir. Birinci türbesi Hasanoğlan- Kırıkkale'de, ikinci türbesi Kerem Baba- Kırklareli'nde, üçüncü türbesi Gökçe Dede Çorum- Buğet Köyü'nde, dördüncü türbesi Işık Baba- Tarsus'tadır.
Bildiren: Zöhre Ana
"İlim Çin'de de olsa gidip alınız."- Hz. Ali.
"İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır."- Hacı Bektaşi Veli.
"Hayatta en hakiki mürşit ilimdir." -Atatürk.
Söz bir, söyleyen bir.
Son Düzenleme: 07/03/2009, 09:42, Düzenleyen: Dogan.
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi