You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Posting Freak
~Yazarlarımız~
[COLOR=#660033]İLHAN BERK
1918'de Manisa’da doğdu. İlk ve orta okulu doğduğu kentte tamamladı. Balıkesir Necatibey İlköğretmen Okulu’nu ve Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Fransızca Bölümü’nü bitirdi. Zonguldak, Samsun ve Kırşehir'deki liselerde Fransızca öğretmenliği yaptı. Ankara’da Ziraat Bankası Yayın Bürosu’nda çevirmen olarak çalıştı. 1969'da emekliye ayrıldı. Kendini şiir ve yazılarına verdi. Manisa Halkevi Dergisi’nde yayınlanan ilk şiirleriyle bu şiirlerden oluşan "Güneşi Yakanların Selamı"nda (1935) görülen Nâzım Hikmet etkisi sonraki şiirlerinde kayboldu. "İstanbul", "Günaydın Yeryüzü", "Türkiye Şarkısı" kitaplarındaki şiirlerinde geleceğe dönük toplumsal özlemleri dile getirdi. 1950'lerin ortalarında beliren genç şairleri etkiledi, onların bazı özelliklerinde de etkilendi. İkinci Yeni akımına katıldı. "Köroğlu", "Galile Denizi", "Çivi Yazısı", "Mısırkalyoniğne" kitaplarında bu dönemin şiirleri yer alır. Bu dönemde şiirde anlam yaratmak için anlamsızlıklara yöneldi. Yalnızca anlamsızlığı savunduğu gerekçesiyle eleştirildi. Ardından şiirde konuyu tümüyle yoketme deneyine girişti. "Aşıkane"de nesneleri aşırı biçimde vurguladı. Ama bu vurgu giderek kendi benliğine yöneldi. "Şenlikname"de şiiri iyice düzyazıya yöneldi. Doğu şiirinin klasik kalıplarını denedi, beyit ve türkü biçimlerinden yararlandı. Araştırmacı kişiliği, özgün duyarlılıkları ve buluşlarıyla 20. Yüzyıl Türk şiirinin en önemli isimleri arasında.

ESERLERİ:

[B]ŞİİR:

Güneşi Yakanların Selamı (1935)
İstanbul (1947)
Günaydın Yeryüzü (1952)
Türkiye Şarkısı (1953)
Köroğlu (1955)
Galile Denizi (1958)
Çivi Yazısı (1960)
Otağ (1961)
Mısırkalyoniğne (1962)
Âşıkane (1968)
Taşbaskısı (1975)
Şenlikname (1976)
Atlas (1976)
Kül (1978)
İstanbul Kitabı (1980)
Kitaplar Kitabı (1981)
Deniz Eskisi-Şiirin Gizli Tarihi (1982)
Delta ve Çocuk (1984)
Galata (1985)
Güzel Irmak (1988)
Pera (1990)
Dün Dağlarda Dolaştım Evde Yoktum (1993)
Avluya Düşen Gölge (1996)
Şeyler Kitabı Ev (1997)
Çok Yaşasın Sayılar (1998)

DÜZYAZI:
Şifalı Otlar Kitabı (1982)
Bir Uzun Adam (1982)
El Yazılarına Vuruyor Güneş (1983)
İnferno (1994)
Kanatlı At (1994)
Logos (1996)
Poetika (1997)

[/B]ÖDÜLLERİ
1979 Türk Dil Kurumu Şiir Ödülü Kül ile
1980 Behçet Necatigil Şiir Ödülü İstanbul Kitabı ile
1983 Yeditepe Şiir Armağanı Deniz Eskisi ile
1988 Simavi Vakfı Edebiyat Ödülü Güzel Irmak’la (Ferid Edgü ile paylaştı)




[COLOR=#660033]İNCİ ARAL
1944'te Denizli’de doğdu. Manisa İlköğretmenokulu'nu ve Gazi Eğitim Enstitüsü Resim-İş Bölümü’nü bitirdi. Samsun, Manisa ve İzmir'de ve Gazi Eğitim Enstitüsü'nde öğretmenlik yaptı. Yazmaya 1977’den itibaren dergilerde yayınlanan öyküleriyle başladı. İlk öykü kitabı 1979’da yayınlanan "Ağda Zamanı." Bu kitapla Akademi Kitabevi 1980 İlk Kitap Öykü Başarı Ödülü’nü aldı. Kahramanmaraş’taki toplumsal olayları anlattığı "Kıran Resimleri" 1983’te yayınlandı. Bu kitapla da Nevzat Üstün Öykü Ödülü’nü kazandı. Kitap 1989’da Fransızca’ya çevrilip yayınlandı. Öykü ve romanlarında genellikle kadın-erkek ilişkilerini, sevgiyi, kadının kimliğini, bağlılık ve özgürlük sorunlarını ele aldı.

ESERLERİ:

[B]ÖYKÜ:

Ağda Zamanı (1979)
Kıran Resimleri (1984)
Uykusuzlar (1984)
Sevginin Eşsiz Kışı (1986)
Gölgede Kırk Derece (2000)

ROMAN:
Ölü Erkek Kuşlar 1991
Yeni Yalan Zamanlar 1994
Hiçbir Aşk Hiçbir Ölüm 1997
İçimden Kuşlar Göçüyor 1998
Mor (2003)

ANLATI:
Anılar İzler Tutkular

[/B]ÖDÜLLERİ
1980 Akademi Kitabevi İlk Kitap Öykü Başarı Ödülü Ağda Zamanı ile
1983 Nevzat Üstün Öykü Ödülü Kıran Resimleri ile
1992 Yunus Nadi Roman Ödülü Ölü Erkek Kuşlar ile




[SIZE=+2][COLOR=#660033]İSMAİL GÜZELSOY
1963'te Iğdır'da doğdu, İstanbul'da büyüdü. Ortaöğrenimini İstanbul'da tamamladı. İstanbul Üniversitesi Basın Yayın Yüksek Okulu'ndan ayrılıp İsveç'te Umea Üniversitesi kurslarında İsviç Dili ve Edebiyatı okudu. 3 yıl bu ülkede yaşadı. Dergi ve gazetelerde denemeler, öyküler yazdı. Gergedan Sanat Dergisi için yalnızca fotoğraflar kullanarak bir öykü yayınladı. Daha sonra kendi deyimiyle "mikro-roman" üzerinde çalıştı. 15-20 sayfalık bu çalışmaların roman olduğunda ısrar etti, ancak bunlardan derlenmiş kitabı "öykü" türünde değerlendirildi. Bu ilk kitabı Seni Seziyorum; Kitab-ı Mukadder 2000'de İletişim Yayınları tarafından yayımlandı. 2004'te ikinci romanı "Ru Hastası" yine İletişim'den çıktı. "Banknot Üçlemesi" adını verdiği 3 kitaplık dizinin ilk kitabı "Sincap". İkincisi "Rukas-Perde Açılıyor." Üçüncü kitap henüz yayınlanmadı. Halen İstanbul'da yaşıyor.




[COLOR=#660033]İSMAİL UYAROĞLU
1948'de Balıkesir’de doğdu. İstanbul Eğitim Enstitüsü Türkçe Bölümü'nü bitirdi. Çeşitli illerde ve İstanbul’da edebiyat öğretmenliği yaptı. Öğretmenlikten ayrıldıktan sonra yayınevleri ve reklam şirketleriyle, Cumhuriyet gazetesi ve Yazko’da çalıştı. İlk şiirinde İkinci Yeni akımının etkisinde kaldı. İlk kitabında yalınkat, yeterince işlenmemiş, devrimci, slogancı şiirler dikkat çekti. Sonraki yıllarda toplumsal gerçekçiliğe yöneldi. Biçim ve öz dengisine özen göstererek kendine özgü bir anlatım kurdu. Yalınlık, duruluk, lirizm, özlülük, uyak kullanmaya eğilim, uyaklar yardımıyla yaratılmak istenen şaşırtmacalı bir söyleyiş bu anlatımın temel özellikleri olarak sıralanabilir. Çocuk şiirleriyle de tanınır. Şiirin yanısıra oyun, öykü ve romanları da var.

ESERLERİ:

ŞİİR:
Gül Sağnağı (1976, çocuklar için şiirler)
Çocuk ve Şiir (1977, çocuklar için şiirler)
Aşktan ve Umuttan Aldım Rengimi (1978, çocuklar için şiirler)
Yakında (1980)
Hayatı Karşılayan Şiirler (1981)
Şiir Kitabı (1982)
Bir Demet Diken (1983)
5+2’ler (1984)
Ve Aşk (1985)
Ateşin İçinden (1985, toplu şiirler)
En Eski Yalnızlığımdır Aşk Benim (1987)
Şiir Ölümcül Yolculuğun Senin (1987)

OYUN:
Leş (1977)

ÖYKÜ:
Koku (1979)

ROMAN:
Bir Liranın İki Günü (1978)

ÖDÜLLERİ:

1974 Milliyet Sanat Dergisi En Başarı Genç Şair ödülü (4 şairle birlikte)
1977 Antalya Uluslararası Sanat Festivali Birincilik Ödülü Leş oyunu ile
1978 Türk Dil Kurumu Çocuk Yazını Ödülü, Çocuk ve Şiir ile
1978-1979 Yunus Nadi Armağanı En Güzel Çocuk Romanı, Bir Liranın İki Günü ile
1979 Yakacık Sanat Şenliği Birincilik Ödülü, Koku ile
1981 Yazko Şiir Büyük Ödülü, Hayatı Karşılayan Şiirler ile



[B][SIZE=+2][COLOR=#660033]KEMAL BİLBAŞAR
1910'da Çanakkale'de doğdu. 21 Ocak 1983'te İstanbul'da yaşamını yitirdi. 1929'da Edirne Öğretmen Okulu'nu, 1935'te Gazi Eğitim Enstitüsü Tarih Bölümü'nü bitirdi. 1937-1961 arasında İzmir Karataş Ortaokulu'nda tarih öğretmenliği yaptı. İlk öyküsü Cahit Tanyol ile birlikte 1939-1940 arasında çıkardığı "Aramak" dergisinde yayınlandı. Önceleri Batı Anadolu'daki küçük kent ve kasaba insanlarının ilişkilerini, yaşamlarını ele alıyordu. Tek parti döneminin sorunları, eşraf, tüccar, memur arasındaki catışmalar bu ilk öykülerinin ana temasını oluşturdu. 2'nci Dünya Savaşı'nın ardından çok partili sisteme geçildiği yıllarda demokratik ortamın yarattığı çelişkiler üzerinde durdu. 1960'tan sonra roman yazmaya ağırlık verdi. Ekonomik ve teknolojik gelişmelerden payını alamayan, çağa ayak uyduramayan köylülerin sorunlarını işledi. Doğu Anadolu'daki feodal toplum yapısına ışık tuttu. 18'inci Yüzyıl sonlarında Osmanlılar'la birlikte Ruslara karşı mücadele eden Abhaz ve Adige çerkezlerinin sert yaşam koşullarını geleneksel renklerini ortaya çıkararak anlattı.

ESERLERİ

[B]ÖYKÜ:

Anadolu'dan Hikayeler (1939)
Cevizli Bahçe (1841)
Pembe Kurt (1953)
Üç Buutlu Hikayeler (1956)
Irgatların Öfkesi (1971)

ROMAN:
Denizin Çağırışı (1943)
Ay Tutulduğu Gece (1961)
Cemo (1966)
Memo (1970)
Yeşil Gölge (1970)
Yonca Kız (çocuk romanı, 1971)
Başka Olur Ağaların Düğünü (1972)
Kölelik Dönemeci (1977)
Bedoş (1980)
Zühre Ninem (1981)

ÖDÜLLERİ:

1967 Türk Dil Kurumu Roman Ödülü Cemo ile
1969 May Roman Ödülü Yeşil Gölge ile
[/B]


[COLOR=#660033]KEMAL ÖZER [B]
1935’te İstanbul’da doğdu. Babası Devlet Demir Yollarında tren sürücüsüydü. İstanbul Erkek Lisesi’nde orta öğrenimini bitirdi. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde Türk Dili ve Edebiyatı bölümünde öğrenim gördü. Öğrenim yıllarında arkadaşlarıyla birlikte "a Dergisi"ni (1956-60) çıkardı. Cumhuriyet gazetesinde (1960-81), Karacan Yayınları’nda (1981-1982) çalıştı. Kitapçılık ve yayıncılık yaptığı 1965-1970 arasında, şiir ve sinema alanında kitapların yanısıra "Şiir Sanatı" (1966-68) dergisini yayınladı. 1972’de arkadaşlarıyla yeniden yayınladıkları "Yeni a Dergisi"nin kurucu ve yazarları arasında yer aldı. "Varlık" dergisinin yönetmenliğini üstlendi (1983-90). Türkiye Yazarlar Sendikası’nın ikinci başkanlık görevinde bulundu (1999-2000). Kendi kurduğu Yordam Yayınevi’nde kitaplarını yayınlamayı 1989’dan beri sürdürüyor.
İlk üç şiir kitabıyla İkinci Yeni hareketinin içinde yer aldıktan sonra, dünyaya yeni bir bakış ve ona bağlı olarak yeni bir sanat anlayışıyla yazdığı şiirler çeşitli yankılara neden oldu. Toplumcu gerçekçi diye nitelenebilecek bu dönemde, toplumsal ve siyasal olaylara, insanların bu olaylar karşısında tepkilerine, duygu ve düşüncelerine tanıklık etmeyi amaçladığı görüldü. Özellikle 1970-1980 arasında yayınladığı 4 kitapta ağır basan bu eğilim, genel tutum değişmemekle birlikte yeni boyutlar kazanıp yeni ilgi alanlarına yayıldı. "Araya Giren Görüntüler"de 12 Eylül’ün psikolojik tanıklığı ve sorgulaması, "Sınırlamıyor Beni Sevda"da sevdaya getirilen toplumsal yorum, "Bir Adı Gurbet"te baskılara uğrayan, acı çektirilen insanların yazgısı aracılığıyla kimlik sorunu, "Oğulları Öldürülen Analar"da yıllardır yitirilen oğullar aracılığıyla analara yaşatılanların toplumda oluşturduğu birikim, "Onların Sesleriyle Bir Kez Daha"da yoğun bir yasakçı dönemin ardından emekçilerin yeniden konuşmalarına tanıklık yer aldı.

ESERLERİ

[B]ŞİİR KİTAPLARI:

Gül Yordamı (1959)
Ölü Bir Yaz (1960)
Tutsak Kan (1963)
Kavganın Yüreği (1973)
Yaşadığımız Günlerin Şiirleri (1974)
Sen de Katılmalısın Yaşamı Savunmaya (1975)
Geceye Karşı Söylenmiştir (1978)
Kimlikleriniz Lütfen (1981)
Araya Giren Görüntüler (1983)
Sınırlamıyor Beni Sevda (1985)
İnsan Yüzünün Tarihinden Bir Cümle (1990)
Bir Adı Gurbet (1993)
Oğulları Öldürülen Analar (1995)
Onların Sesleriyle Bir Kez Daha (1999)

TOPLU BASIM ŞİİRLER:
Çağdaş ve Boyun Eğmeyen (1985)
XX. Yüzyıldan Duvar Kabartmaları 1-2 (2000)

ÖYKÜ:
Baba ile Kız (1999)

DENEMELER:
Umut Edebiyatı Yedi Canlıdır (1992)
Acı Şölen (1992)
Gün Olur Söze Yazılır (1992)
Yaşadığımız Günlerin Yazıları (1996)
“Benim Ellerimi Al, Benim Gözlerimi Kullan” (1999)
Bendeki Görüntüler (2000)
Şiiri Sorgulayan Yazılar (2000)

ANI:
İkinci Yeni’den Toplumcu Şiire (1999)

GEZİ:
Güldeki Şafak (1979)
Düşmanı Kardeş Yapmak (1994)

GÜNLÜK:
Tanık Günler 1 (1993)
Tanık Günler 2 (1994)
Gölgeden Güneşe ( 1999)

ÇOCUK KİTAPLARI:
Nasrettin Hoca (1975)
Tatil Köyünün Çocukları (1981)
Trenler Ne Güzeldir (1983)
Dünya Onlarla Daha Güzel (1992)
Şiirlerle Ezop Masalları (1993)
Çiçek Dürbünü (1994)
Şiirlerle Andersen Masalları (1995)
Sinemayı Seven Çocuk (1997)
Sorulardan Bir Gökkuşağı (1999)
Güneş Arkasına Baktı (2000)

DERLEME:
Soruların Gündeminde (1995)
Oradaydım Diyebilmek (1995)
Eleştirilerin Gündeminde (1999)
Sanatçılarla Yazışmalar 1 (1999)
45. Sanat Yılında (2000)

SÖYLEŞİ:
Sanatçılarla Konuşmalar (1979)

ANTOLOJİ:
Şiirlerle İstanbul (1992)
100 Şiir (1995)
Dünden Bugüne Türk Şiiri (Asım Bezirci’yle, 2002)

ÇEVİRİ ŞİİR:
Haydut Otu (Lubomir Levçev’ten Fahri Erdinç’le, 1979)
Benimdir Bu Dünya (Georgi Cagarov’tan Fahri Erdinç’le, 1982)
Kurşun Asker (Lubomir Levçev’ten Fahri Erdinç’le, 1984)
Temiz Yürekle (Attila Jozsef’ten Edit Tasnadi’yle, 1986)
Zamanın Sözü (Nicolae Dragoş’tan Erem Melike Roman’la, 1989)
Zambak ve Gölge (Federico Garcia Lorca’dan Gülşah Özer’le, 1990)
Sevdiğime Seslenir Gibi (Pablo Neruda’dan Sibel Özbudun’la, 1992)
Suskun Sesler (Romen kadın ozanlardan Ergin Koparan’la, 1992)
Kuşlar Havalanıyor Yüreğimden (Sara Mathai Stinus’tan Gülşah Özer’le, 1997)
Köpüklenen Gök (Miklos Radnoti’den Edit Tasnadi’yle, 1997)
Granit Destanı (Lıçezar Elenkov’tan Ömer Çandır’la, 1997)
Bir Yıldızdı Taşıdığım (Lubomir Levçev’ten Gülşah Özer’le, 1999)

[/B]ÖDÜLLERİ

1976 Türk Dil Kurumu Şiir Ödülü: "Sen de Katılmalısın Yaşamı Savunmaya" ile
1982 Ömer Faruk Toprak Şiir Ödülü: "Kimlikleriniz Lütfen" ile
1991 Yunus Nadi Şiir Ödülü: "İnsan Yüzünün Tarihinden Bir Cümle" ile
1993 Ferit Oğuz Bayır Düşün ve Sanat Ödülü: "Bir Adı Gurbet" ile
1999 Damar Dergisi Edebiyat Emek Ödülü
2000 Truva Kültür ve Sanat Ödülü
2001 Dionysos Şiir Ödülü
[/B]



[B][B][SIZE=+2][COLOR=#660033]KEMAL TAHİR
15 Nisan 1910’da İstanbul’da doğdu. 21 Nisan 1973'te İstanbul’da yaşamını yitirdi. Asıl ismi Kemal Tahir Demir. Deniz yüzbaşı olan babası, Sultan II. Abdulhamid’in yaverlerinden. Babasının görevleri nedeniyle ilk eğitimini Türkiye'nin çeşitli yerlerinde tamamladı. 1923'te İstanbul Kasımpaşa’daki Cezayirli Hasan Paşa Rüştiyesi’nde mezun oldu. Galatasaray Lisesi’nde 10'uncu sınıftayken öğrenimini yarıda bıraktı. Avukat katipliği, Zonguldak Kömür İşletmeleri’nde ambar memurluğu yaptı. İstanbul’da Vakit, Haber, Son Posta gazetelerinde düzeltmenlik, röportaj yazarlığı, çevirmenlik yaptı. Yedigün, Karikatür dergilerinde sayfa sekreteri oldu. Karagöz gazetesinde başyazarlık, Tan gazetesinde yazı işleri müdürlüğü yaptı. 1938'de Nâzım Hikmet’le beraber Donanma Komutanlığı Askeri Mahkemesi’nde "askeri isyana teşvik" suçlamasıyla yargılandı. 15 yıl hapse mahkum oldu. Çankırı, Çorum, Kırşehir, Malatya ve Nevşehir cezaevlerinde yattı. 12 yıl sonra 1950’de genel afla özgürlüğüne kavuştu.

İstanbul’a döndükten sonra bir süre İzmir Ticaret gazetesinin İstanbul temsilciliğini görevinde bulundu. "Körduman", "Bedri Eser", "Samim Aşkın", "F. M. İkinci", "Nurettin Demir", "Ali Gıcırlı" gibi takma isimlerle gazetelere tefrika aşk ve macera romanları, senaryolar yazdı. Fransızca çeviriler yaptı. 6-7 Eylül olayları sırasında tekrar gözaltına alındı. Harbiye Cezaevi’nde 6 ay yattı. Çıktıktan sonra 14 ay kadar Aziz Nesin'le birlikte kurdukları Düşün Yayınevi’ni yönetti. Edebiyata şiirle başladı. İlk şiirleri 1931'de "İçtihad" dergisinde yayınlandı. Yeni Kültür, arkadaşlarıya birlikte kurdukları "Geçit", Var, Ses dergilerinde şiirleri çıktı. İlk önemli eseri olan 4 bölümlük "Göl İnsanları" uzun öyküsü Tan gazetesinde tefrika olarak yayınlandı, 1955'te basıldı. Yine 1955'te basılan "Sağırdere" romanıyla adını duyurdu. İstanbul'u bir çerçeve gibi alıp Türklerin Osmanlılıktan Cumhuriyet'e geçişini incelediği "şehir romanları" dizisinin ilk kitabı "Esir Şehrin İnsanları" 1956'da yayınlandı. Bu kitapta Mütareke dönemi İstanbul'unu anlattı. Dizinin diğer kitabı olan "Esir Şehrin Mahpusu" 1961'de, "Hür Şehrin İnsanları" 1976'da basıldı.

İlk kitaplarında daha çok köy ve köylü sorunlarına eğildi. Daha sonra Türk tarihinin ve özellikle yakın tarihin olaylarını ele aldı. "Devlet Ana"da, kuruluş sürecindeki Osmanlı toplumu ve yönetim sistemini, "Kurt Kanunu"da Atatürk'e karşı düzenlenmek istenen İzmir suikastini, "Rahmet Yolları Kesti" ve "Yedi Çınar Yaylası"nda ağalık kurumu ve eşkıyalık olgusunu inceledi. "Yorgun Savaşçı"da Anadolu'daki başsız, öndersiz ulusal güçlerin birleşip Ulusal Kurtuluş Savaşı'na başlamasına kadar geçen dönemi anlattı. "Bozkırdaki Çekirdek"te de köy enstitüleri üzerinde durdu. Kemal Tahir'in düşüncelerindeki çıkış noktası Marksist görüş ile Türkiye gerçeği arasındaki bağlantı sorunuydu. Siyasi eylemlere de katılmış bir yazar olarak, Türkiye'de kendi algıladığı siyasal, sosyal, kültürel yapı ile Marksist görüşün sunduğu çözüm arasında bir çelişki görüyordu. Türk toplum yaşamına uymadığına inandığı Batılılaşmaya ilişkin yargısı da bu Marksist çözümü yetersiz bulmasına bağlıydı. Çünkü Marksizim, "Türkiye'de 2'nci Meşrutiyet ve Cumhuriyet dönemlerinin siyasal ve kültürel uygulamalarını bir ticaret burjuvazisi devriminin sonucu" olarak değerlendiriyordu. Kemal Tahir ise böyle bir sınıfın varlığından kuşkuluydu. Böylece hem Marksist görüşün, hem de Batılılaşmanın ürünü olan Cumhuriyet dönemi resmi tarih görüşünün aşılması düşüncelerini belirleyen temel nokta oldu.

Marks ve Engels'in Doğu toplumlarıyla ilgili görüşlerini araştırdı. Cumhuriyet dönemi resmi ideolojilerinin dışında kalan Ömer Lütfi Berkan, Mustafa Akdağ, Halil İnalcık, Niyazi Berkes, Şerif Mardin gibi bilim adamlarının eserlerini de inceledi. Vardığı sonuca göre, Osmanlı-Türk toplumu, Marksizm'in toplumların sosyo-ekonomik süreçte birbirini izleyen zorunlu aşamalar olarak gördüğü ilkel topluluk-kölecilik-feodalite-kapitalizm sürecinde yer almaz. Kendi kültürel ve sosyal yapısından kaynaklanan çok daha özel bir gelişme süreci, dinamikleri ile yapısal farklılıkları vardır. Bu nedenle Batılılaşma, gerekli altyapısı olmayan bir topluma, soyut ve biçimsel bir üstyapı getirme çabasından başka birşey değildir. Köklü bir ekonomik ve toplumsal devrim yapılmadan başlatılan tepeden inme uygulamalar taklitçiliktir. Bu ana fikir çerçevisinde "Devlet Ana"da Osmanlı toplumunun kölecilik ve feodalizmden çok farklı ve insancıl bir temel üzerine kurulduğunu anlatmayı amaçladı. Diğer romanlarında da "Türk insanı ve Türkiye özeli" olgusunu ortaya çıkarmaya çalıştı. Toplumsal gerçekçi çizgide sürdürdüğü yazarlık yaşamında eserlerinde yalın bir dil kullandı. Diyaloglarla zengileştirdi, karizmatik karakterler yarattı. En üretken romancılarımızdan biri oldu.

ESERLERİ

[B]ROMAN:

Sağırdere (1955)
Esir Şehrin İnsanları (1956)
Körduman (1957)
Rahmet Yolları Kesti (1957)
Yedi Çınar Yaylası (1958)
Köyün Kamburu (1959)
Esir Şehrin Mahpusu (1961)
Bozkırdaki Çekirdek (1962)
Kelleci Memet (1962)
Yorgun Savaşçı (1965)
Devlet Ana (1967)
Kurt Kanunu (1969)
Büyük Mal (1970)
Yol Ayrımı (1971)
Namusçular (1974)
Karılar Koğuşu (1974)
Hür Şehrin İnsanları (1976)
Damağacı (1977)
Bir Mülkiyet Kalesi (1977)

ÖYKÜ:
Göl İnsanları (1955)

NOTLAR:
Kemal Tahir’in Notları

MEKTUP:
Kemal Tahir'den Fatma İrfan'a Mektuplar (1979)

[/B]ÖDÜLLERİ

1960 Dost dergisi anketi: Yılın en iyi romancısı
1967-1968 Yunus Nadi Roman Armağanı Yorgun Savaşçı ile
1968 Türk Dil Kurumu Roman Ödülü Devlet Ana ile




[COLOR=#660033]KERİME NADİR [B]
5 Şubat 1917'de İstanbul'da doğdu. 20 Mart 1984'te İstanbul'da yaşamını yitirdi. Asıl ismi Kerime Nadir Azrak. 1935'te İstanbul Bebek Saint Joseph Sörler Okulu'nu bitirdi. Ayrıca özel eğitim gördü. İlk şiir ve öyküleri 1937'de Servet-i Fünun Uyanış ve Yarımay dergisinde yayınlandı. İlk romanı "Yeşil Işıklar" 1937'de yayınlandı. Çoğunlukla kadın kahramanlar üzerine kurduğu duygusal aşk ve serüven romanlarıyla 1940-1970 arasında çok okunan ve sevilen bir yazar oldu. Birçok baskısı yapılan bu romanlarından bazıları sinemaya da uyarlandı.

ESERLERİ

[B]ROMAN:

Yeşil Işıklar (1937)
Hıçkırık (1938)
Seven Ne Yapmaz (1940)
Gelinlik Kız (1943)
Uykusuz Geceler (1945)
Kahkaha (1946)
Posta Güvercini (1950)
Pervane (1955)
Esir Kuş (1957)
Sonbahar (1958)[/B][/B]




[B][SIZE=+2][COLOR=#660033]KÜÇÜK İSKENDER
28 Mayıs 1964’te İstanbul’da doğdu. Kabataş Erkek Lisesi’ni bitirdi. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde beş yıl okuduktan sonra ayrıldı. Bir süre de İstanbul Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nde öğrenim gördü. 1985 yılından itibaren çeşitli edebiyat dergilerinde şiir ve yazıları yayımlanmaya başladı. İlk ve uzun şiirleri Adam Sanat Dergisi'nin hemen her sayısında yer aldı. Temalarında alışılagelmişin kimi kez tam karşısında yer alan, polemikçi, başkaldırıcı şiiriyle sadece 1980'li yılların değil tüm Türk şiirinin en gözüpek şairi. Fazlaca karışık ve yer yer fazlaca uzun ve çoğaltımcı şiiri özgün çarpıcı başarı düzeylerine de ulaşabiliyor. Geleneksel yöntemler kullanarak yazdığı divan tarzı şiirleri, gazelleriyle de dikkat çekiyor.

ESERLERİ

[B]ŞİİR:

Gözlerim Sığmıyor Yüzüme (1988)
Erotika (1991)
Yirmi5April (1994)
Periler Ölürken Özür Diler (1994)
Suzidilara (1996)
Güzel Annemin Hayal Gücü (1996)
Ciddiye Alındığım Kara Parçaları (1997)
Papağana Silah Çekme! (1998)
Gözyaşlarım Nal Sesleri (1999)
Alp Krizi (1999)

ROMAN:
Flu’es (1998)
Cehenneme Gitme Yöntemleri (1999)

DENEME:
Şiirlideğnek (1995)

GÜNCE:
Cangüncem (1996)

DÜZYAZI:
Dedem Beni Korkuttu Hikâyeleri (1992)
İkizler Burcu Hikâyeleri (1993)
666 (1994)
Belden Aşağı Aşk Hikâyeleri (1996)
The Kırmızı Başlıklı İstasyon Şefi (1996)
Pop H’art (1997)
[/B]



[COLOR=#660033]LATİFE TEKİN [B]
1957'de Kayseri'nin Bünyan ilçesine bağlı Karacivek köyünde doğdu. 1966'da 9 yaşındayken ailesiyle birlikte İstanbul'a geldi. Ortaöğrenimini Beşiktaş Kız Lisesi'nde tamamladı. İstanbul Telefon Başmüdürlüğü'nde kısa bir süre çalıştı. İlk kitabı "Sevgili Arsız Ölüm" 1983'te yayınlandı. Anadolu'daki köy yaşamı ve insanlarını masalımsı bir atmosferde ve "Yüz Yıllık Yalnızlık" tadında anlattığı bu ilk romanıyla büyük ün kazandı. Ardından peş peşe diğer romanları geldi. Eserleri İngilizce, Almanca, Fransızca, İtalyanca, Farsça ve Hollanda diline çevrildi. Değişik üslubu ve yaklaşımıyla kuşağındaki edebiyatçıların önde gelen isimlerinden biri oldu.

ESERLERİ

[B]ROMAN:

Sevgili Arsız Ölüm (1983)
Berci Kristin Çöp Masalları'nı (1984)
Gece Dersleri (1986)
Buzdan Kılıçlar (1989)
Aşk İşaretleri (1995)
Ormanda Ölüm Yokmuş (2001)
Unutma Bahçesi (2004)

SENARYO:
Bir Yudum Sevgi (1984)

ANI:
Gümüşlük Akademisi (1977)[/B][/B]




[COLOR=#660033]LALE MÜLDÜR [B]
1956’da Aydın’da doğdu. Liseyi Robert Kolej’de bitirdi. Şiir bursu alarak İtalya'ya Floransa’ya gitti. Türkiye’ye dönüşünde birer yıl Orta Doğu Teknik Üniversitesi elektronik ve ekonomi bölümlerine devam etti. 1977’de İngiltere’ye giderek Manchester Üniversitesi Ekonomi Bölümü’nden lisansını, Es*** Üniversitesi Edebiyat Sosyolojisi Bölümü’nden master derecesini aldı. 1983'te Belçikalı ressam Patrick Jacquart ile evlenerek Brüsksel'e gitti. 1983-1986 arasında burada yaşadı. 1986'da yurda döndü. İlk şiirleri 1980’de Yazı ve Yeni İnsan dergilerinde çıktı. Gösteri, Defter, Şiir Atı, Oluşum, Mor Köpük, Yönelişler, Sombahar dergilerinde birçok şiir ve yazısı yayınlandı. Şiirlerinden bazıları bestelendi ve filmlerde kullanıldı. Şiirlerinden bir seçki ’Water Music’ adıyla Dublin’de yayınlandı (Poetry Ireland, 1998). Fransız ressam Colette Deblé’nin resimleri üzerine yazdığı şiirlerse Fransız Enstitüsü’nden ’Yağmur Kızı Böyle Diyor’ adıyla Fransızca yayınlandı. Bir dönem Radikal gazetesinde yazdı. Yurt dışındaki birçok toplantıda Türkiye’yi temsil etti. Türk şiirinin lirizm birikimleriyle ilintisiz, imge ya da görüntü düzeyinden çok beslendiği farklı kültürlerdeki kavramlar ve kaynaklar üzerine kurulu bir şiiri var.

ESERLERİ

[B]ŞİİR:

Voyıcır II (Ahmet Güntan’la birlikte, 1990)
Kuzey Defterleri (1992)
Buhurumeryem (1993)
Uzak Fırtına (1988)
Seriler Kitabı (1991)

DÜZYAZI:
Divanü lügat-it-Türk (1998)
[/B]
[/B]
[/B]
[/B][/B]
[/B]
Posting Freak
~Yazarlarımız~
[COLOR=#660033]MAHMUT MAKAL
1930'da Aksaray'ın Demirci köyünde dünyaya geldi. 1947'de Konya Ereğlisi'ndeki İvriz Köy Enstitüsü'nü bitirdi. 6 yıl kadar köy öğretmenliği yaptı. 1955'te Gazi Eğitim Enstitüsü'nden mezun oldu. İlköğretim müfettişliği yaptı, 1971'de İstanbul Sağır ve Dilsizler Okulu'nda Türkçe öğretmeniyken görevi bıraktı. 1971-1972'de "Bizim Köy Yayınları"nı çalıştırdı. 1972'de Venedik Üniversitesi'ne Türk dili ve edebiyatı derslerdi verdi. 1976'da Karadeniz Bakır İşletmeleri'ndeki görevinden emekliye ayrıldı. 1945'te "Türk'e Doğru" ve 1946'da "Köy Enstitüsü" dergilerinde yayınlanan şiirleriyle yazmaya başladı. Daha sonra Varlık dergisinde yer alan "köy notları" ile dikkat çekti. 1947-1949 arasında öğretmenlik yaptığı köylerdeki gözlemlerini gerçekçi ve yalın bir dille anlattığı "Bizim Köy" adlı kitap 1950'de yayınlanınca büyük yankı uyandırdı. Köy edebiyatı akımının çıkış noktası oldu ve yabancı dillere çevrildi. Bu kitap nedeniyle tutuklanıp kısa süre cezaevinde kaldı.

ESERLERİ

Bizim Köy (1950)
Köylümden (1952) Hayal ve Gerçek (1957)
Memleketin Sahipleri (1954)
Kuru Sevda (1957)
17 Nisan (1959)
Köye Gidenler (1959)
Kalkınma Masalı (1960)
Eğitimde Yolumuz Nereye (1960)
İplik Pazarı (1964)
Kamçı Teslimi (1965)
Ötelerin Havası (1965)
Yer Altında Bir Anadolu (1968)
Bu Ne Biçim Ülke (1968)
Zulüm Makinesi (1969)
Kokmuş Bir Düzende (1970)
Karanlığı Zorlayanlar (1976)
Köy Enstitüleri ve Ötesi (1979)
Bir İşçinin Günlüğünden (1980)




[B][SIZE=+2][COLOR=#660033]MEHMET ALTAN
Ocak 1953’te Ankara’da doğdu. Yazar Çetin Altan'ın oğlu, yazar Ahmet Altan'ın kardeşi. İlk, orta ve yüksek öğrenimini İstanbul’da yaptı. Yüksek öğrenimi sırasında özel bir şirkette ve Türk Haberler Ajansı’nda çalıştı. 1979’da Fransa’ya gitti. Paris Sorbonne Üniversitesi’nde iktisat doktoru unvanı aldı. Doktora eğitimi sırasında çeşitli gazetelerde yazılar yazdı, Cumhuriyet Gazetesi’nin Paris muhabirliğini yaptı. 1984’te Türkiye’ye döndü. 1985’te denemelerini topladığı ilk kitabı Kanatlı Karınca yayınlandı. Türkiye’de doçent ve ardından profesör unvanlarını aldı. Halen İstanbul Üniversitesi İktisat Politikaları Ana Bilim Dalı profesörü. Sabah Gazetesi’nin yazarları arasında.

ESERLERİ

Kanatlı Karınca (1985)
Süperler ve Türkiye (1986)
Marks’tan Sevgilerle (1989)
Darbelerin Ekonomisi (1990)
Matadorun Ölümü (1992)
Amerikan Rapsodisi (2000, gezi)
Birinci Cumhuriyet Üzerine Notlar (2001)
Esir Çocuklar Cehennemi (2001)
Kıbrıs Diye Bir Ada (2003)
Kırık Düşler Ülkesi (2003) deneme
Bir Gecelik Aşklar Nereye Gider (2004)
Demokrasi mi Burjuvazi mi (2004)
Ertelenmiş Hayatları Geri Verin (2004)
Hiçbir Şey Değişmiyorsa (2004)
II. Cumhuriyet Demokrasi ve Özgürlükler (2004)

ÖDÜLLERİ

1985 Akademi Kitabevi Deneme Ödülü, Kanatlı Karınca ile






[SIZE=+2][COLOR=#660033]MEHMET AKİF ERSOY
1873'te İstanbul’da doğdu. 27 Aralık 1936’da İstanbul’da yaşamını yitirdi. 4 yaşında Fatih'te Emir Buhari Mahalle Mektebi'nde başladığı eğitimini Fatih Merkez Rüştiyesi'nde sürdürdü. Ardından Mülkiye Mektebi'nin idadi (lise) bölümünü bitirdi. Babasından Arapça öğrendi. Fatih Camii’nde İran edebiyatı okutan Esad Dede’nin derslerini izledi. Farsça ve Fransızca öğrendi. Babasının ölümü ve evlerinin yanması üzerine Mülkiye'nin yüksek kısmından ayrılmak zorunda kaldı. 1889’da girdiği Halkalı Mülkiye Baytar Mektebi’ni 1893’te birincilikle bitirdi. Ziraat ve Ticaret Nezareti'nde veteriner olarak çalışmaya başladı. Rumeli, Arnavutluk ve Arabistan'da dolaştı. Geniş halk kesimleriyle, köylülerle yakın ilişkiler kurdu. Halkalı Ziraat Mektebi ve 1907’de Çiftçilik Makinist Mektebi’nde ders verdi. 1908’de Dârülfünûn Edebiyat-ı Umûmiye müderrisliğine atandı. Umur-ı Baytariye Müdür Muavini görevine getirildi. Kısa süre sonra bu görevden ayrılıp yalnızca Halkalı Mülkiye Baytar Mektebi'nde ders vermeyi sürdürdü.

[B]İstiklal Marşı

1913'te İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne girdi. 1'inci Dünya Savaşı sırasında bu cemiyete bağlı bir örgüt olan Teşkilat-ı Mahsusa aracılığıyla Almanya'daki Müslüman tutsakların durumunu incelemek üzere Berlin’e gönderildi. Daha sonra Arabistan ve Lübnan'a gitti. Batı uygarlığının koşullarına ve Doğu-Batı çelişkisine tanık oldu. İstanbul'a dönüşünde Dâr-ül-Hikmet-i İslâmiye adlı kuruluşun başkâtipliğine atandı. İzmir'in işgalinden sonra Anadolu'da başlayan kurtuluş hareketine destek verdi. Balıkesir’de yaptığı konuşma, İstanbul hükümetini endişelendirdi, görevinden alındı. Ama o mücadalesini sürdürdü. Camilerde yaptığı konuşmaların metinleri çoğaltılarak bütün yurda dağıtıldı. Ankara hükümetinin kurulması üzerine Burdur mebusu olarak Büyük Millet Meclisi'ne girdi. O sırada İstiklal Marşı için açılan yarışmaya katılan 724 eserin hiçbiri beğenilmemişti. Maarif vekilinin isteği üzerine 1921'de "İstiklal Marşı"nı yazdı. Metin, 12 Mart 1921'de Büyük Millet Meclis'nde kabul edildi. Mehmet Akif, ödül olarak kendisine verilen 500 lirayı Türk Ordusu'na armağan etti.

Mısır dersleri
Sakarya Zaferi'nden sonra İstanbul'a geldi. Milli Mücadele'nin yarattığı koşullarla çelişkiye düştü. 1923'te Mısır'a gitti. Birkaç yıl kışları Mısır'da yazları İstanbul'da geçirdi. Türkiye Cumhuriyeti'nin "laik" olması ilkesi kabul edilince tümüyle Mısır'a yerleşti. 1936'ya kadar Mısır'da Türk dili ve edebiyatı dersleri verdi. Bir yandan da Kur'an'ın Türkçe'ye çevrilmesine çalışıyordu. Siroz hastalığına yakalandı. Hava değişimi için 1935'te Lübnan'a, 1936'da Antakya'ya gitti. Aynı yıl ülkesinde ölme isteğiyle Türkiye'ye döndü. 27 Aralık 1936'da hastalığın pençesinden kurtulamadı ve yaşamını yitirdi.

Edebiyatla ilgisi baytar mektebindeki öğrenciliği sırasında başladı. İlk şiiri "Kur'an'a Hitab" 1895'te "Mektep" adlı dergide yayınlandı. Ardından "Resimli Gazete"de şiirleri çıktı. O dönemde yazdığı ahlak, din, bilgelik temalarını işleyen didaktik şiirlerini temel eseri "Safahat"a almadı. Öğretmeni İsmail Safa'nın etkisini taşıyan mesnevileri, edebiyat çevrelerinin ilgisini çekti. 2'nci Meşrutiyet'in ilanından sonra daha önce yazıp ortaya çıkarmadığı yazıları yayınlanmaya başladı. 1908-1910 arasında Sırat'ı Müstakim (sonradan Sebilü'r Reşad adını aldı) dergisinde yazdı. En ünlü şiirleri "Küfe" ve "Seyfi Baba" bu dönemde yayınlandı.

Safahat
Temel eseri "Safahat" 7 kitaptan oluşur. Birinci kitap olan 1911 tarihli "Safahat"ta, Osmanlı toplumunun meşrutiyet yıllarındaki durumu anlatılır. "Süleymaniye Kürsüsünde" isimli 1912 tarihli ikinci kitapta, Osmanlı aydınlarının halkla ilişkisi dile getirilir. 1913 tarihli "Hakkın Sesleri" adlı bölümde, eski dinsel-didaktik Türk yapıtlarında olduğu gibi her şiirin başında bir ayet yer alır. Bu ayetler günün siyasal ve toplumsal olaylarının yorumuna ışık tutar. 1914 tarihli ve "Fatih Kürsüsünde" adlı dördüncü bölümde, yeni kuşaklara çalışma ve mücadele ruhu kazandırmak isteyen düşünceler yer alır. 1917 tarihli "Hatıralar" bölümünde 1'inci Dünya Savaşı sırasında yazılmış şiirler bulunur. Her birinin başına bir hadis konular bu şiirlerde "İslam Birliği" ülküsü vurgulanır. 1924 tarihli "Asım" ismindeki 6'ncı bölümde 1'inci Dünya Savaşı günlerinden tablolar çizilir. 1933 tarihli 7'nci bölüm olan "Gölgeler"de dinsel konulu şiirler ve dörtlükler yer alır.

Şiiri
Mehmet Akif'in şiiri anlatıya ve öğüde dayanır. Ama din yönünden ulaştığı başarı, öğüt ve anlatıyı donukluktan kurtarır. Zaman zaman didaktizmin sakıncalarını hafifleten bir mizah ön plana çıkar. Zaman zaman da coşku ve içtenlik gibi öğeler şiiri söylev parçası olmaktan kurtarır. "Sanat sanat içindir" tezine her zaman karşı çıktı. Ona göre şiir, "libas hizmetini, gıda vazifesini görmelidir. Gerçeği her an ve bütün çıplaklığıyla yakalamalıdır." İstanbul halkının konuşma dili kadar Osmanlıcayı da çok iyi bildiği için aruz veznini ustalıkla kullanır. Türkçülük hareketine ve Milli edebiyat akımına karşı çıkar. Kurtuluşu Batılılaşma'da gören Tevfik Fikret ile catışır. İslam Birliği'ni savunurken, İslam dünyasındaki durağanlığı da sert dille eleştirir. Savaş, bunalım ve yokluk yıllarının yoksul insanları Türk edebiyatında gerçek yüzleri ve sorunlarıyla ilk kez onun şiirlerinde ele alınır.

[/B]ESERLERİ

[B]Safahat
(Başlangıç 1911, tamamlanma 1933. Ömer Rıza Doğrul, Akif'in kitaplarına almadığı şiirlerini de ekleyerek Safahat'ı 1943'te tekrar yayınladı. M. Ertuğrul Düzdağ "Safahat"ın daha önceki baskıları arasındaki farkı gösteren yeni bir basımını 1987'de yayınladı.)
Kastamonu Kürsüsünde (1921, Milli Mücadele dönemindeki hutbeleri)
Kur'an'dan Ayet ve Hadisler (ölümünden sonra, 1944 seçme yazıları)
Mehmet Akif Ersoy'un Makaleleri (1987, Abdülkerim ve Nuran Abdülkadiroğlu) [/B]




[COLOR=#660033]MEHMET BAŞARAN
1926'da Kırklareli'nin Lüleburgaz ilçesi Ceylanköy’de doğdu. Kepirtepe Köy Enstitüsü’nü (1943) ve Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü’nü bitirdi (1946). Askerliğini yaparken Yedeksubay Okulu’ndan çavuşa çıkarıldı. Köy enstitüsü öğretmenliği, gezici başöğretmenlik, ilkokul öğretmenliği, Türkçe öğretmenliği yaptı, Türkiye Öğretmenler Sendikası’nın (TÖS) kuruluş çalışmalarına katıldı, 1979’da emekli oldu. 1950’li ve 1960’lı yıllarda güçlenen Köy Edebiyatı hareketinin şiirdeki önde gelen temsilcilerinden biri. İlk şiiri Köy Enstitüleri Dergisi’nde yer aldı. Adam Sanat, Gösteri, Kıyı, Varlık, Yansıma, Yazko Edebiyat, Yeditepe, Yeni Biçem, Yeni Ufuklar, Yücel gibi dergilerde şiirleri yayınlandı. Toplumcu düşünceyi didaktizme düşmeden şiirlerine sindirmeyi bildi. Şiirlerinde direnme ve umut temalarını iç içe işledi. Aynı temalar gözlem ve deneyimleriyle bütünleşmiş olarak "Ahlat Ağacı" ve "Nisan Haritası"ndan sonra şiir kitaplarına damgasını vurdu.

ESERLERİ

[B]ŞİİR:

Ahlat Ağacı (1953)
Karşılama (1958)
Nisan Haritası (1960)
Kocakent (1963)
Pıtraklı Memleket (1969)
Gök Ekin (1975)
Meşe Seli (1982)
Günler Tuz Rengi (1986)
Sis Dağının Başında Borana Bak Borana (1990)
Koca Bir Troya Dünya (1997)
Pir Sultan Ölür Ölür Dirilir (2002)

ÖYKÜ:
Aç Harman (1962)
Zeytin Ülkesi (1964)
Sürgünler (1970)

ROMAN:
Elif Diye Bir Türkü (1976)
Mehmetçik Mehmet (1978)

ANLATI:
Çarığımı Yitirdiğim Tarla (1955)
Eylülün Kızgın Soluğu (1996)
Tonguç Yolu (1974)

ÖDÜLLERİ:

1970 TRT Sanat Ödülleri Yarışması başarı ödülü
1979 Orhan Kemal Roman Armağanı Mehmetçik Mehmet ile
[/B]




[B][SIZE=+2][COLOR=#660033]MEHMET EMİN YURDAKUL
13 Mayıs 1869’da İstanbul’da doğdu. 14 Ocak 1944’te İstanbul’da yaşamını yitirdi. Zincirlikuyu Mezarlığı’nda toprağa verildi. Milli Edebiyat ve Türkçülük akımının önde gelen temsilcisi. Mektebi Mülkiye’nin idadi bölümünden ayrıldı. Devlet memuru oldu. İttihat ve Terakki Cemiyeti'ne girdi. Şiirleriyle İstanbul hükümetini eleştirince 1907’de Erzurum rüsumat nazırlığına atanarak İstanbul’dan uzaklaştırıldı. İkinci Meşrutiyet’in ilanından sonra aynı görevle bu kez Trabzon’a gönderildi. 31 Mart Olayı’nın ardından 13 Nisan 1909'da İstanbul’a çağrıldı. Bahriye Nezareti Müsteşarlığı'na atandı. Hicaz ve Sivas’ta valilik yaptı. 1910'da İstanbul'a döndü. Türk Yurdu Cemiyeti ve Türk Ocağı’nın kurucuları arasında yer aldı. Türk Yurdu dergisinin yayın sorumluluğunu üstlendi. İttihat ve Terakki ile anlaşmazlığa düşünce 1912'de Erzurum Valiliği'nden emekliye ayrıldı. 1914'te Osmanlı Meclis-i Mebusanı’nda Musul milletvekili oldu. Aralık 1919'da Türk Fırkası'nı kurdu. İstanbul'un işgalinden sonra 1921'de Anadolu'ya geçti. Antalya, Adana, İzmir çevresinde çalıştı. Cumhuriyetin ilk yıllarında Şarkikarahisar, sonra da Urfa ve İstanbul milletvekili oldu. Ölümüne kadar milletvekili olarak kaldı. Yazmaya şiirle başladı. İlk şiiri 1897’de Servet-i Fünun dergisinde yayınlandı. Döneminin şiir anlayaşının dışına çıktı, hece ölçüsüne dayalı yalın bir Türkçe kullandı. Türk edebiyatına halkın sesini getiren gerçekçi bir şair olarak değerlendirildi. Osmanlıcılık ve İslamcılık akımlarına karşı Türkçülüğü savunan şiirler yazdı. Coşku, ulusal duygular, kahramanlık, yüreklendirme ve öğreticilik öğelerini ön plana çıkardı. Şiire biçim yenilikleri de getirdi. Dörtlük geleneğinin dışına çıkarak üçer, altışar, sekizer dizeden kurulu şiirler yazdı. Milli edebiat akımı ve Türkçülüğün önde gelen temsilcileri arasında yer aldı. "Türk Şairi", "Milli Şair" diye bilinir.

ESERLERİ

[B]ŞİİR:

Türkçe Şiirler (1899-1918)
Türk Sazı (1914)
Ey Türk Uyan (1914)
Tan Sesleri (1915, 1956)
Ordunun Destanı (1915)
Dicle Önünde (1916)
Hastabakıcı Hanımlar (1917)
Turana Doğru (1918)
Zafer Yolunda (1918)
İsyan ve Dua (1918)
Aydın Kızları (1919)
Mustafa Kemal (1928, şiir ve düzyazı)
Ankara (1939)

DÜZYAZI:
Fazilet ve Asalet (1890)
Türkün Hukuku (1919)
Kral Corc’a (1923)
Dante’ye (1928)
[/B]



[B][SIZE=+2][COLOR=#660033]MEHMET FUAT KÖPRÜLÜ
1890’da İstanbul’da doğdu. 28 Haziran 1966’da İstanbul’da yaşamını yitirdi. Köprülü Mehmet Paşa’nın ailesindendir. Ayasofya Rüştiyesi ve Mercan İdadisi’nden sonra İstanbul Hukuk Fakültesi’ne devam etti. 1909’da fakülteyi bırakarak edebiyat, felsefe ve tarih alanlarında özel olarak çalışmaya başladı. İstanbul’da çeşitli okullarda öğretmenlik yaptı. 1924’te Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarlığı’na atandı. Aynı yıl İstanbul Darülfünun’daki görevine döndü. Türkiyat Enstitüsü’nü kurdu. Türk Tarih Encümeni başkanlığına seçildi. 1929’da İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dekanı oldu. 1934’de politikaya girdi. Kars milletvekili seçildi. Çok partili döneme geçiş sırasında CHP’den ayrılıp Demokrat Parti’nin (DP) kurucuları arasında yer aldı. 14 Mayıs 1950’de birinci Adnan Menderes hükümetinde Dışişleri Bakanı oldu. 1956’da Devlet Bakanlığı görevine atandı. Bir yıl sonra DP’den istifa etti. Milletvekilliği düştü. 27 Mayıs 1960’tan sonra Yeni Demokrat Partiyi kurdu. Ancak parti pek ilgi görmedi. Amblem olarak seçtiği "Kıratı" Adalet Partisi’ne bırakarak siyasi yaşamdan ayrıldı. Asıl yararlı çalışmalarını Türk Edebiyatı ve Türk Halk Edebiyatı araştırmaları oluşturur.

ESERLERİ

Yeni Osmanlı Tarih-i Edebiyatı (1916)
Türk Edebiyatında İlk Mutasavvıflar (1919-1966)
Nasrettin Hoca (1918-1981)
Türk Edebiyatı Tarihi (1920)
Türkiye Tarihi (1923)
Bugünkü Edebiyat (1924)
Azeri Edebiyatına Ait Tetkikler (1926)
Milli Edebiyat Cereyanının İlk Mübeşşirleri ve Divan-ı Türk-i Basit (1928)
Türk Saz Şairleri Antolojisi (1930-1940, üç cilt)
Türk Dili ve Edebiyatı Hakkında Araştırmalar (1934)
Anadolu’da Türk Dili ve Edebiyatı’nın Tekamülüne Bir Bakış (1934)
Osmanlı Devleti’nin Kuruluşu (1959)
Edebiyat Araştırmaları Külliyatı (1966)
İslam ve Türk Hukuk Tarihi Araştırmaları ve Vakıf Müessesesi (1983, ölümünden sonra)






[COLOR=#660033]MEHMET GÜLER
20 Eylül 1944’te Sivas’ta doğdu. 1964’te Balıkesir Necati Bey Eğitim Enstitüsü edebiyat bölümünü bitirdi. 1993’e kadar çeşitli devlet liselerinde Türkçe ve edebiyat öğretmenliği yaptı. 1993’ten sonra eğitim hizmetini özel bir okulda sürdürmeye başladı. Türkiye Yazarlar Sendikasi, Pen Derneği, Atatürkçü Düşünce Derneği ve Dil Derneği üyesi. Öyküleri ve çocuk kitaplarıyla tanınıyor.

ESERLERİ

[B]ROMAN:

İstanbul Kanatlı Ben (1990)
Kesekağıdı Ustaları (1992)

ÖYKÜ:
Ak Badanalı Ev (1977)
İçim Dışım Gökkuşağı (1986)
En Güzel Gülücük Oyunu (1986)
Bir Eski Sevda (1988)
Üst Geçit (1990)
Uçurtmam Bulutlardan Yüce (1991)
Ferhat Gibi (1991)
Adım Çocukların Olsun (1992)
Balonlar Gökyüzünün Olsun (1993)
Aşkı Çeyrek Geçe (1993)

ÇOCUK ROMANI:
Okul Bir Türküdür (1980)
İkizler (1986)
Yedi Renkli Dünya Çocukları (1995)

MASAL:
Keloğlan Keleşoğlan (1986)

[/B]ÖDÜLLERİ

1975 Antalya Film Festivali Öykü Başarı Ödülü
1979 Başkent Belediyesi Öykü Ödülü ikinciliği
1979 Enver Naci Gökşen Çocuk Edebiyatı Ödülü
1988 Aziz Nesin Vakfı Çocuk Edebiyatı Ödülü
1991 Ferit Oğuz Bayır Roman Ödülü birinciliği
1998 Orhan Kemal Öykü Ödülü birinciliği
1998 Sabahattin Ali Öykü Ödülü birinciliği




[COLOR=#660033]MEHMET RAUF [B]
12 Ağustos 1875’te İstanbul’da doğdu. 23 Aralık 1931’de yine İstanbul’da yaşamını yitirdi. Türk edebiyatında psikolojik roman türünün ilk örneklerinden olan "Eylül" isimli romanıyla tanınır. İlk ve orta öğrenimini İstanbul Balat’taki mahalle mektebiyle, Soğukçeşme Askeri Rüşdiyesi’nde yaptı. Bahriye mektebini bitirdi, deniz subayı oldu. 1894’te staj için Girit’e, 1895’te Kiel kanalının açılış töreni için Almanya’ya gönderildi. Trabya’da elçilik gemilerinin irtibat subaylığına atandı. Üç kez evlendi. 1908’den sonra bahriyeden ayrılarak sadece yazarlık yaptı. 1908-1909 arasında "Mehasin", 1923-1924 arasında "Süs" adlarında iki kadın dergisi yayınladı. Bir süre ticaretle uğraştı. Yaşamının son yıllarını yoksulluk içinde geçirdi. İlk öyküsünü 16 yaşında yazdı. "Düşüş" isimli bu öykü Halit Ziya Uşaklıgil'in İzmir'de çıkardığı "Hizmet" gazetesinde yayınlandı. Mektep ve Servet-i Fünun dergilerindeki yazılarıyla tanındı. Asıl ününü Servet-i Fünun'da tefrika edilen "Eylül" adlı romanıyla yaptı. 1946'da basılan bu roman, Türk edebiyatındaki ilk psikolojik romandır. Konusu karı-koca-aşık üçlü ilişkisi olan bu romanda, sade ve akıcı bir dille ruhsal çözümlemelere yer verdi. Bu başarıyı diğer eserlerinde yineleyemedi.

ESERLERİ

[B]ROMAN:

Eylül (1901-1946)
Genç Kız Kalbi (1914-1946)
Karanfil ve Yasemin (1924)
Son Yıldız (1927)
Kan Damlası (1928)
Halas (1929)

ÖYKÜ:
İhtizar (1909)
Son Emel (1913)
Bir Aşkın Tarihi (1915)
İlk Temas, İlk Zevk (1922)
Eski Aşk Geceleri (1927)

OYUN:
Ferdi ve Şürekası (1909)
Cidal (1911)
Sansar (1920)

DÜZYAZI-ŞİİR:
Siyah İnciler [/B][/B]




[COLOR=#660033]MELİH CEVDET ANDAY [B]
1915'te İstanbul’da doğdu. Ankara Gazi Lisesi'nden 1936'da mezun oldu. Oktay Rifat ve Orhan Veli okul arkadaşlarıydı. 1938'de sosyoloji öğrenimi için Belçika’ya gitti. İki yıl sonra II. Dünya Savaşı çıkınca zorunlu olarak yurda döndü. 1942’den başlayarak Ankara'da Milli Eğitim Bakanlığı Yayın Müdürlüğü’nde danışmanlık, Ankara Kitaplığı’nda memurluk, gazetecilik yaptı. Daha sonra İstanbul'a yerleşti. "Akşam", "Büyük Gazete", "Tanin" ve "Cumhuriyet" gazetelerinde fıkra yazarlığı, sanat sayfası yöneticiliği yaptı, denemeler yazdı. 1954’te başladığı İstanbul Belediye Konservatuvarı Tiyatro Bölümü fonetik-diksiyon öğretmenliğinden 1977'de emekli oldu. 1964-1969 arasında TRT Yönetim Kurulu üyeliğinde bulundu. 1979’da UNESCO Genel Merkezi Kültür Müşaviri olarak Paris’e gitti. "Ukde" adlı ilk şiiri 1936'da Varlık dergisinde çıktı. İlk şiirlerinde hececilerin biçim ve tema özelliklerini benimsedi. Gizemci denebilecek bir duyarlılıkla nesneleri sıralayan, çevresine çocuksu bir şaşkınlıkla bakan bu şiirlerin ayırıcı yanı, uyaklı yazılmalarına rağmen uyağa bağlı olmamaları. Orhan Veli ve Oktay Rifat'la ortak eserleri "Garip"teki (1941) şiirlerinde çocuksu şaşkınlığın bilince dönüştüğü, uyakların aşıldığı ve ölçünün kırıldığı görülür. Bu ilk dönem şiirlerinde yer yer Dadaizm'den etkiler hissedilir ama belirleyici değildir. Başlangıçta çocukluktan beri arkadaş olduğu Orhan Veli ve Oktay Rifat'la aynı şiir çizgisinde yürüdü. Ama Veli ve Rifat'tan "duygu" bakımından ayrıldı. Şiirlerinde duygu, düşünceyle gelişir, hatta düşünceyi hazırlar. Düşünce ögesi duygularını hep ayrıntıdan kotarır. "Telgrafhane" ve "Yan Yana" kitaplarındaki şiirlerle bu kez, toplum ve insan değerlerini savunan, kavgacı bir şiire yöneldiği dikkat çekti. Duyguya toplumu da eklediği bu dönem kitaplarından "Yan Yana" sakıncalı bulunup toplatıldı ama beraat etti. Lirizme karşı çıkmasına rağmen, toplumsal güçlüklerin içe akışı olarak gördüğü bu unsuru şiirlerinde kullanmaktan geri durmadı. 1960 sonrası şiirinde bu kez mitolojik unsurlar görülmeye başlandı. "Kolları Bağlı Odysseus" (1963) ile başlayan bu süreçte, Anadolu'daki eski Yunan kültürü ile yaşadığımız tarihsel ve güncel koşullar arasında bir metafor kurmayı istedi. 1975 sonrası eserlerinde yeni sorularla yeni arayışlara yönelmek isteyen bir şairin aynı zamanda bir filozofun ve halk ermişinin sesi duyulur. Mitologya serüvenine Doğu kültürleri unsurlarını da katmaya başlar. Şiirindeki bu gelişme denemeleri ve romanlarında da hissedilir.

ESERLERİ

[B]ŞİİR:

Garip (Orhan Veli ve Oktay Rifat’la birlikte, 1941)
Rahatı Kaçan Ağaç (1946)
Telgrafhane (1952)
Yan Yana (1956)
Kolları Bağlı Odysseus (1963)
Göçebe Denizin Üstünde (1970)
Teknenin Ölümü (1975)
Sözcükler (eski kitaplardan derlenenler ve yeni şiirlerle, 1978)
Ölümsüzlük Ardında Gılgamış (1981)
Tanıdık Dünya (1984)
Güneşte (1989)
Yağmurun Altında (1995)

ROMAN:
Aylaklar 1965
Gizli Emir 1970
İsa’nın Güncesi 1974
Raziye 1975
Yağmurlu Sokak 1991
Meryem Gibi 1991

DENEME:
Doğu-Batı (1961)
Konuşarak (1964)
Yeni Tanrılar (1974)
Sosyalist Bir Dünya (1975)
Dilimiz Üstüne Konuşmalar (1975)
Maddecilik ve Ülkücülük (1977)
Paris Yazıları (1982)

TİYATRO:
İçerdekiler 1965
Mikado’nun Çöpleri 1967
Dört Oyun 1972

GEZİ:
Sovyet Rusya, Azerbaycan, Özbekistan, Bulgaristan, Macaristan (1965)

[/B]ÖDÜLLERİ:
1967-68 İlhan İskender Armağanı Mikado’nun Çöpleri adlı oyunuyla
1970 TRT Sanat Ödülleri Roman Armağanı Gizli Emir adlı romanıyla
1973 TDK Çeviri Ödülü Tarjel Vesaas’dan çevirdiği Buz Sarayı romanıyla
1976 Yeditepe Şiir Armağanı Teknenin Ölümü şiir kitabıyla
1978 Sedat Simavi Vakfı Edebiyat Ödülü Sözcükler şiir kitabıyla
1981 İş Bankası Büyük Ödülü Ölümsüzlük Ardında Gılgamış şiir kitabıyla
[/B]




[B][SIZE=+2][COLOR=#660033]MEMDUH ŞEVKET ESENDAL
29 Mart 1883’te Çorlu’da doğdu. 16 Mayıs 1952’de Ankara’da yaşamını yitirdi. Türk öykücülüğünün önemli yazarlarından. Çocukluğu savaş yıllarına rastladığı için ve maddi sıkıntılar nedeniyle düzenli bir eğitim göremedi. Kendi kendisini yetiştirdi, Arapça, Farsça, Fransızca öğrendi. Babasının ölümünden sonra çalışarak ailesine baktı. 1900'de gümrük memuru oldu. İttihat ve Terakki Cemiyeti'ne girdi. Parti müfettişi olarak Anadolu'yu dolaştı. Anadolu ve Rumeli halkını yakından tanıma şansı buldu. İttihat ve Terakki içinde, ticaret sermayesine karşı küçük esnaf ve küçük girişimcilerin çıkarlarının savunulmasını isteyen "Kara Kemal" kanadından yana tavır aldı. 1921'de ortaelçi olarak Azerbaycan Bakü'ye gönderildi. 1925'de İstanbul'a dönüşünde İttihat Terakki'den eski arkadaşları Kara Kemal, Nail Bey, Muhittin Birgen, Sadık Vicdani ile "Meslek" adlı haftalık siyasi gazeteyi çıkardı. Mekteb-i Sultani ile Kabataş Lisesi'nde tarih ve coğrafya öğretmenliği yaptı. 1925’te Tahran ortaelçiliğine atandı. 1930-1932 arasında Elazığ milletvekili oldu. 1932-1938 arasında Kabil ve Moskova elçilikleri yaptı. Yurda dönüşünde Bilecik milletvekili oldu, 1941'de CHP Genel Sekreterliği'ne getirildi. 1945'ten sonra bu görevi de bırakıp sadece edebiyatla ilgilendi. İlk öyküleri Meslek gazetesinde yayınlandı. "Miras" adlı romanı da bu gazetede tefrika edildi. Siyasetçi ve edebiyatçı kimliklerini ayrı tutmak için yazılarında "M.Ş.E, Mustafa Memduh, Mustafa Yalınkat, M. Oğulcuk, İstemenoğlu" gibi takma isimler kullandı. "Ayaşlı ve Kiracıları" adlı romanıyla 1942 CHP roman yarışmasında dereceye girdi. 1946-1952 arasında Sanat ve Edebiyat, Seçilmiş Hikayeler, Ulus, Ülkü, Hisar, Pazar Postası, Türk Dili gibi gazete ve dergilerde yayınlanan öyküleriyle ünlendi. Öykü ve romanlarında ele aldığı konular, kişiler çeşitlilik gösterir. Sıradan insanların gündelik yaşamları üzerinde durdu. Ev içi yaşam, aile ilişkileri, kahve mahalle ortamı ile köylülük gibi temaları işledi. Katı sınıf ilişkileriyle belirlenmemiş bir toplum özlemini dile getirdi. Olayları ve kişileri önyargısız, sevecen ve gerçekçi bir yaklaşımla ele aldı. Uzun boylu çözümlemelere girmekten kaçındı. Dilde yalınlığı, duruluğu benimsedi, konuşma dilini esas alan bir yazı dilinin öncülüğünü üstlendi.

ESERLERİ

[B]ROMAN:

Ayaşlı ve Kiracıları (1934-1957)
Vassaf Bey (1983, ölümünden sonra)

ÖYKÜ:
Hikayeler 1. Kitap (1946, Otlakçı adıyla 1958)
Hikayeler 2. Kitap (1946 Mendil Altında adıyla 1958)
Temiz Sevgiler (iki cilt, ölümünden sonra 1983)
Veysel Çavuş (1984, ölümünden sonra)
Bir Küçük Çiçek (1984, ölümünden sonra)
İhtiyar Çilingir (1984, ölümünden sonra)

Bütün eserleri 9 cilt olarak 1983-1984'te yayınlandı[/B]




[SIZE=+2][COLOR=#660033]METİN ALTIOK
1940'ta İzmir’de doğdu. İlk ve orta öğrenimini burada tamamladı. Ankara’da Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Felsefe Bölümü’nden mezun oldu. Memurluk ve öğretmenlik yaptı. 2 Temmuz 1993 günü Sivas Madımak Oteli’nde yakılan aydınlarımızdan. Bir şiir serüveninin kahramanı olarak şiirsevenlerin kalbinde yaşıyor. İlk şiirleri 1970'lerde yayınlandı. İlk şiir kitabı Gezgin'de Servet-i Fünun'dan, Ahmet Haşim'den, Ahmet Muhip Dıranas'tan İkinci Yeni ve 1960'ların şiirlerine kadar izler var. Kendi kuşağının en duygulu, en romantik şairleri arasında. Yalın bir dil kullanmasına karşılık, benzetme yapmayı, anlaşılması kolay imgeler oluşturmayı denedi. Halk şiiri biçimlerinden de yararlandı. Olgunluk dönemi sayılabilecek "Kendinin Avcısı" kitabındaki şiirlerde, daha kendine özgü bir sese, romantik, acılı ve yalın bir söyleyişe ulaştığı görülür. Simgeler, alegori ve mecazlardan ölçülü bir tutumla yararlanır, şiirimizdeki lirik geleneğe bağlanır.

ESERLERİ

[B]ŞİİR:

Gezgin (1976)
Yerleşik Yabancı (1978)
Kendinin Avcısı (1979)
Küçük Tragedyalar (1982)
İpek ve Kılabtan (1987)
Gerçeğin Öte Yakası (1980)
Dörtlükler ve Desenler (1990) Süveyda (1991)
Alaturka Şiirler (1992)
Yel ve Gül (1993)
Hesapişi Şiirler (1993)
Şiirin İlk Atlası (Şair ve Şiir üzerine denemeler, 1992)
Bir Acıya Kiracı (Bütün şiirleri, 1998)

[/B]ÖDÜLLERİ

1980 Ömer Faruk Toprak Şiir Ödülü (Kendinin Avcısı kitabıyla Ahmet Telli ile paylaştı)
1991 Cemal Süreya Şiir Ödülü Gerçeğin Öte Yakası ile





[SIZE=+2][COLOR=#660033]METİN ELOĞLU
11 Mart 1927’de İstanbul'da doğdu. 1985’te yine İstanbul’da yaşamını yitirdi. Üsküdar Sultantepe Ortaokulu'nu bitirdi. 1945'te Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümü’ne girdi. Seyfi Toroy, Bedri Rahmi Eyüboğlu ve Zeki Kocamemi'nin atölyelerinde çalıştı. 1946'da siyasal suçlamayla bir süre tutuklu kaldı. Akademiden kaydı silindi. 1947'te gittiği askerliği, aldığı cezalar nedeniyle 5 yılda tamamlayabildi. Dönüşte bir süre İstanbul Belediyesi'nin Park ve Bahçeler Müdürlüğü'ne bağlı bir dairesinde çalıştı. Bu işi bıraktı, yaşamını resimlerini satarak ve süsleme yaparak kazandı. "Sabah Şarkısı" ismindeki ilk şiiri "Mehmet Metin" imzasıyla İzmir'de "Kovan" dergisinde 1943'te yayınlandı. "Garip" akımı doğrultusundaki şiirlerinde kendisine özgü bir mizahla dikkat çekti. Daha sonra Varlık, Yaprak, Yenilik, Şiirler Yaprağı, Türk Dili Dergisi'ndeki şiirleriyle genç şairlerin önde gelen temsilcilerinden biri oldu. Şiirinde, toplumsal yaşamı, yeni ve yapay olmayan bir İstanbul argosuyla somutlaştıran bir dil örgüsü kullandı. Üçüncü şiir kitabı "Odun"dan sonra İkinci Yeni'ye yaklaştığı görüldü. Şiirlerinde imgeyi iyice ön plana çıkardı, sözcükleri düşüncenin egemenliğinden uzaklaştırmaya çalıştı. 1960'lardan sonra İkinci Yeni etkinliğini yitirirken yeni bir arayışa yöneldi. Kapalılığa ve soyuta çok yaklaşan aşırı deneylere girişti. Öyküler, denemeler de yazdı. Yazı ve şiirlerinde "Ali Haziranlı", "Etem Olgunil", "Nil Meteoğlu" gibi takma isimler kullandı.

ESERLERİ

[B]ŞİİR:

Düdüklü Tencere (1951, 1962)
Sultan Palamut (1957)
Odun (1959)
Horozdan Korkan Oğlan (1960)
Türkiye’nin Adresi (1965)
Ayşemayşe (1968)
Dizin (1971)
Yumuşak G (1975)
Bektaşi Dedikleri (Oğuz Tansel ile birlikte, 1977)
Rüzgar Ekmek (1978)
Hep (1982)
Ay Parçası (1983)
Önce Kadınlar (1984)
Yine ve Şiirce (İlk 9 kitaptaki şiirlerle, 1982)

[/B]ÖDÜLLERİ

1972 Türk Dil Kurumu Şiir Ödülü, Dizin kitabıyla




[COLOR=#660033]MİTHAT CEMAL KUNTAY [B]
1885'te İstanbul’da doğdu. 1956'da İstanbul'da yaşamını yitirdi. Tek romanı "Üç İstanbul"la büyük başarı kazandı. Vefa İdadisi’ni ve Mektebi Hukuku bitirdi. Doktora sınavını verdikten sonra Hukuk Mektebi'nde idare hukuku asistanlığı yaptı. Adliye Nezareti Özel Kalemi’ne girerek müdürlüğe kadar yükseldi. Birinci Hukuk Mahkemesi üyeliğinden sonra Beyoğlu Dördüncü Noteri oldu. 1956'da İstanbul’da ölümüne kadar bu görevi sürdürdü. Yazmaya şiirle başladı. İlk şiiri "Elhamra" Resimli Kitap'ta yayınlandı. 2'nci Meşrutiyet'e kadar çeşitli dergilerde yayınlanan ve aruzun ustaca kullanıldığı, ulusal duyguların ön plana çıkarıldığı şiirleriyle tanındı. Milli Edebiyat Akımı'nın değerlerini benimsedi. "Üç İstanbul" romanında da canlandırdığı Mehmet Akif'le tanışması, sanatı ve düşünceleri üzerinde etkili oldu. Çınaraltı dergisinde 1943-1944'te yayınlanan son dönem şiirlerinde Yahya Kemal Beyatlı'dan da etkilendiği görüldü. Yalın bir dil kullandığı "Kemal", "Yirmi Sekiz Kânun-ı Evvel" gibi oyunlarında yurt sevgisi konusunu işledi. Tek romanı ve en önemli eseri "Üç İstanbul"da, 2'nci Abdülhamit, 2'nci Meşrutiyet ve Mütareke yıllarının İstanbul'unu anlattı. Gerçekçi kişiler, ayrıntılı tahliller ve bu üç dönemin yaşantısından sunduğu canlı kesitlerle dikkat çeken bu roman televizyon dizisi olarak da yayınlandı ve büyük ilgi topladı. Edebiyat araştırmaları yapan Kuntay, inceleme ve araştırmalarını 1913'te yayınlanan "Hitabet ve Münazara Dersleri", 1914'te yayınlanan "Hitabet Dersleri" kitaplarında topladı.

ESERLERİ

[B]ŞİİR:

Türk’ün Şehnamesinden (1945)

ANTOLOJİ:
Nefaisi Edebiye (1913)

OYUN:
Kemal (1912)
Yirmi Sekiz Kânun-ı Evvel (1918)

ROMAN:
Üç İstanbul (1938)

BİYOGRAFİ:
Mehmet Akif (1939, İstiklal Şairi Mehmet Akif adıyla 1944)
Namık Kemal (2 cilt, 1956)
Sarıklı İhtilalci Ali Süavi (1946)
[/B][/B]



[B] [COLOR=#660033]MUALLİM NACİ [B]
1850’de İstanbul’da doğdu. 13 Nisan 1893’te İstanbul’da yaşamını yitirdi. Dilin yalınlaştırılmasını savunan Tanzimat Dönemi'nin önemli şair ve yazarı. Asıl adı Ömer. 7 yaşındayken babasını kaybetti. Varna’ya dayısının yanına gönderildi. Orada medrese öğrenimi gördü. Bir yandan da Arapça, Farsça, Fransızca ve hat öğrendi. "Hulusi" mahlasıyla yazılar yazdı. Bir süre Varna Rüştiyesi’nde öğretmenlik yaptı. Sait Paşa’nın özel katibi olarak Rumeli ve Anadolu’nun birçok kentini dolaştı. İlk şiirlerini "Naci" mahlasıyla 1867’den başlayarak yazdı. İstanbul’a geldi. Memuriyetten ayrıldı. 1883’te Ahmed Mithad Efendi'nin önerisiyle Tercüman-ı Hakikat gazetesinin edebiyat sayfasını yönetmeye başladı. "Mesud-ı Harabi" takma adıyla yayınladığı aruzla yazılmış gazelleriyle ün yaptı. 1994'te Ahmed Mithad'ın kızıyla evlendi. Kayınpederi tarafından Tercüman-ı Hakikat’i eski edebiyat yanlılarının sözcüsü durumuna getirmekle suçlanınca istifa etti. Yazılarını, Saadet, Tarik, Mürüvvet, Mirsad, İmdadü’l Midad gazeteleriyle, kendi çıkardığı Mecmua-i Muallim dergisinde sürdürdü. Galatasaray Lisesi ve Mekteb-i Hukuk’ta edebiyat dersleri verdi. Aruzla ve divan edebiyatının hemen her türünde yazdığı şiirler yüzünden eski edebiyatın temsilcisi sayıldı. Ama yeni edebiyata karşı çıkan, eskiyi savunan bir yazar olmadı, divan şiiri kurallarını da tam olarak uygulamadı. Eleştirilerini dilbilgisi ve aruz kurallarına bağlı kalınması noktasında yoğunlaştırdı. Recaizade Mahmut Ekrem ve çevresindeki genç şairlerle giriştiği tartışmalar, döneminde Türk edebiyatına yeni bir soluk getirdi. Servet-i Fünun yazarlarını önemli ölçüde etkiledi. Eedebiyat tarihi ve sözlük çalışmalarıyla da ilgi çekti. Victor Hugo, S. Prudhomme, Alphonse de Musset ve Emile Zola’dan Türkçe’ye çeviriler yaptı.

ESERLERİ

[B]ŞİİR:

Terkib-i Bend-i Muallim Naci
Ateşpare (1883)
Şerâre (1884)
Fürûzan (1885)
Sümbüle (1889)
Yadigâr-ı Naci

ELEŞTİRİ:
Muallim (1886)
Demdeme (1886)

ANI:
Medrese Hatıraları (1885)
Ömer’in Çocukluğu (1890-1969)

SÖZLÜK:
Lügat-ı Naci (1891-1978)

ARAŞTIRMA:
Osmanlı Şairleri (1890-1986)
İstilahât-ı Edebiyye (1890-1984)
Esâmi (1890)

MEKTUP:
Muhaberat ve Muhaverat (1884)
Şöyle Böyle (1884)
Mektuplarım (1886)

OYUN:
Heder (ölümünden sonra, 1908) [/B][/B][/B]



[B] [COLOR=#660033]MURAT BELGE [B]
16 Mart 1943’te Ankara’da doğdu. Gazeteci ve Demorat Parti Muğla milletvekili Burhan Belge'nin oğlu. 1966’da İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden mezun oldu. Akademik eğitime yöneldi. Aynı fakülteye asistan olarak girdi. İngiltere'de Sus*** Üniversitesi'nde bir yıl çalıştı. 1966'da doktorasını verdi. Halkın Dostları (1970) ve Birikim dergisinin (1975) kurucuları arasında yer aldı. 1972'de siyasi eylemleri gerekçe gösterilerek tutuklandı. 1974'te af yasasıyla özgürlüğüne kavuştu. Üniversitedeki görevine döndü ve 1980’de doçent oldu. 1982’de YÖK’ün oluşturulmasından sonra üniversiteden istifa etti. Yeni Gündem dergisinin ve İletişim Yayınları’nın Genel Yayın Yönetmenliği’ni üstlendi. Helsinki Yurttaşlar Derneği´nin uluslararası başkanlığını yaptı. Bilgi Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi’nde Karşılaştırmalı Edebiyat Bölümü öğretim üyesi. Yazılarına 1964’te Yeni Dergi’de çeviriler ve eleştiri yazılarıyla başladı. Demokrat ve Cumhuriyet gazetelerinde yazdı. Faulkner, Joyce gibi yazarlardan yaptığı çevirilerle tanındı. 1980 sonrasında politika dışındaki çeşitli konularda denemeler yazdı.

ESERLERİ

12 Yıl Önce 12 Eylül
Edebiyat Üstüne Yazılar
Marksist Estetik
Sosyalizm, Türkiye ve Gelecek
Tarih Boyunca Yemek Kültürü
Tarihten Güncelliğe
Türkiye Dünyanın Neresinde?
Türkler ve Kürtler: Nereden Nereye?
[/B][/B]




[SIZE=+2][COLOR=#660033]MURATHAN MUNGAN
21 Nisan 1955'te İstanbul’da doğdu. Ortaöğrenimini Mardin’de yaptı. Mardin Lisesi'nden mezun oldu. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tiyatro Bölümü’nü bitirdi. Bir süre tiyatro oyunlarında rol aldı. İstanbul'da Devlet Tiyatroları'nda ve Şehir Tiyatrosu’nda dramaturg olarak çalıştı. Çeşitli dergi ve gazetelerde şiirleri, öyküleri ve tiyatro üzerine yazıları yayınlandı. İstanbul’da yaşıyor. Oyunları, öyküleri ve şiirlerini yazmayı sürdürüyor. Başlangıçta Hilmi Yavuz, Attilâ İlhan etkilenimlerinin belirgin olduğu, oldukça ağdalı ve ve özentili şiirler yazdı. "Kum Saati"nde yer alan sonraki şiirlerinde söyleyiş değişmemekle birlikte dilinin sözcükler düzeyinde yalınlaşmaya başladığı dikat çekti. Oldukça dağınık düzyazılardan oluşan şiirlerden, içten ve yalın ürünlere doğru ilerleyişini sürdürdü. Olgunluk dönemi şiirlerinde ise kendine özgü bir biçim ve söyleyişe ulaştı. Özellikle "Metal"deki şiirleriyle 1980 kuşağının en çok okunan, tanınan şairleri arasında ilk sıralarda yer aldı. Oyunlar, öyküleri ve diğer düzyazılarıyla hem üretken, hem etkili bir yazar olduğunu ortaya koydu. Başarılı senaryolar de yazdı.

ESERLERİ

[B]OYUNLAR:

Mahmud ile Yezida (1980)
Taziye (1982)
Geyikler Lanetler (1997)
Bir Garip Orhan Veli (1997)

ÖYKÜ:
Son İstanbul (1995)
Cenk Hikayeleri (1986)
Kırk Oda (1987)
Lal Masallar (1989)
Kaf Dağının Önü (1994)
Ressamın Sözleşmesi (resim konulu öyküler seçkisi) 1997
Üç Aynalı Kırk Oda 1999

ROMAN:
Yüksek Topuklar 2002

ŞİİR:
Osmanlıya Dair Hikayat (1981)
Kum Saati (1984)
Sahtiyan (1985)
Yaz Sinemaları (1989)
Eski 45’likler (1989)
Mırıldandıklarım (1990)
Yaz Geçer (1992)
Oda, Poster ve Şeylerin Kaderin (1993)
Omayra (1993)
Metal (1994)
Murathan’95 (Seçmeler) 1995
Oyunlar, İntiharlar, Şarkılar (1997)
Mürekkep Balığı (1997)
Başkalarının Gecesi (1997)
Erkekler İçin Divan 2001

DÜZYAZI:
Li Rojhilate Dile Min 1996
Paranın Cinleri 1997
Metinler Kitabı (1998)
Doğduğum Yüzyıla Veda 2000
Meskalin 60 Draje 2000
13+1 Fazladan Bir Kitap 2000
Soğuk Büfe 2001

SENARYO:
Dört Kişilik Bahçe 1995
Dağınık Yatak 1997
Başkasının Hayatı 1997

[/B]ÖDÜLLERİ

1978 Türkiye İş Bankası Tiyatro Oyunu ikinciliği Mahmud ile Yezida oyunu ile
1980 Akademi Kitabevi Şiir Başarı Ödülü Turgay Fişekçi ve Ozan Telli’yle paylaştı (Osmanlıya Dair Hikayat adlı kitabıyla)
1981 Gösteri Dergisi Şiir Birincilik Ödülü Sahtiyan kitabıyla
1984’te sergilenen Taziye oyunu ile Sanat Kurumu tarafından en iyi tiyatro yazarı seçildi
1987 Haldun Taner Öykü Ödülü’nü Nedim Gürsel’le paylaştı (Hedda Gabler Adlı Bir Kadın hikayesiyle)





[SIZE=+2][COLOR=#660033]MUZAFFER İZGÜ
1933’de Adana’da doğdu. Küçük yaşlardan itibaren bulaşıkçılık, garsonluk, pamuk işçiliği. seyyar satıcılık gibi çeşitli işlerde çalıştı. Diyarbakır İlköğretmen Okulu’nu bitirdi. Çeşitli okullarda öğretmenlik yaptı. 1979’da emekliye ayrılarak sadece yazılarıyla ilgilendi. İlk mizah yazıları Akbaba dergisinde yayınlandı. Özel tiyatrolarda oynanan, radyolarda yayınlanan oyun ve skeçleriyle ün yaptı. Ulusal ve uluslararası düzeyde pekçok ödül kazandı. Eserlerinde güldürmekten çok düşündürmeyi amaçlar. Toplumsal çarpıklıklara sınıfsal açıdan bakarak Anadolu insanının sorunlarını kara mizah yöntemiyle yansıtır.

ESERLERİ

[B]ÖYKÜ-MİZAH:

Bando Takımı (1975)
Donumdaki Para (1977)
Deliye Her Gün Bayram (1980)
Sen Kim Hovardalık Kim (1980)
Her Eve Bir Karakol (1980)
Devlet Babanın Tonton Çocuğu (1981)
Lüplüp Makinesi (1982)
Kasabanın Yarısı (1982)
Demokrasimiz Kaç Para Eder (1988)

ROMAN:
Gecekondu (1970)
İlyas Efendi (1971)
Halo Dayı (1973)

OYUN:
Karadüzen (1971)
İnsaniyettin (1972)
Reçetesi Peçete (1974)
Utanmıyorum Üşüyorum (1975)

ÇOCUK KİTAPLARI:
Bülbül Düdük (Çocuk romanı, 1980)
Ekmek Parası (1979)
Çizmeli Osman (1980)
Pazar Kuşları (1980)
Uctu Uçtu Ali Uçtu (1980)

[/B]ÖDÜLLERİ

1977 Nasrettin Hoca Gülmece Öykü Yarışması’nda üçüncülük, "Hıdır Baba" öyküsüyle
1977 Milliyet Sanat Dergisi Gülmece Öyküsü Yarışması’nde ikincilik, "Anayasa Hangi Anayasa" öyküsüyle
1978 Türk Dil Kurumu Öykü Ödülü, Donumdaki Para ile
1980 Bulgaristan Altın Kirpi Gülmece Ödülü, Bülbül Düdük ile






[SIZE=+2][COLOR=#660033]MÜKERREM KÂMİL SU
1906'da Bursa'da doğdu. 1922'de İstanbul Darülfünunu'nu (Çapa Kız Öğretmen Okulu) bitirdi. Popüler aşk romanlarıyla tanınan kadın yazar. Çeşitli yerlerde ilkokul öğretmeni olarak çalıştı. 1936'da Ankara'da Gazi Terbiye Enstitüsü'nde açılan sınavı kazarak ortaokul Türkçe öğretmeni oldu. Balıkesir'de uzun yıllar lise edebiyat öğretmenliği yaptı. Ankara Radyosu "Çocuk Saati" Programı'nın şef redaktörlüğünü üstlendi. Tasvir gazetesinde günlük köşe yazıları yazdı. Romanlarında daha çok aşk, tutku ve serüven gibi konuları ele aldı. Bunları olay örgüsünün geri planda kaldığı bir anlatımla yansıttı. Bu romanların çoğu gazetelerde tefrika edildikten sonra roman olarak basıldı. "Sevgi ve Istırabım" romanı 1940'tan 1956'ya kadar 10 baskı yaptı.

ESERLERİ

[B]ROMAN:

Sevgi ve Istırabım (1940)
Sus Uyanmasın (1940)
Çırpınan Sular (1941)
Bir Avuç Kül (1944)
Uyanan Hatıralar (1944)
İhtiras (1949)
Gençliğimizin Rüzgarı (1955)
Özlediğim Kadın (1959)
Aynadaki Kız (1962)
Ayrı Dünyalar (1964)
Ben ve O (1970)
Karakış (1977)
Ata'nın Romanı (1977)
[/B]


[B][SIZE=+2][COLOR=#660033]MÜŞTAK ERENUS
1915'te Afyonkarahisar’da doğdu. İlk ve orta öğrenimini burada tamamladı. 1940'ta İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Avukatlık mesleğini seçti. 1940’lı yıllarda "Yücel" dergisi çevresinde toplanan genç şairler arasında yer aldı. İlk şiirleri "Yücel"in yanısıra Yenitürk, Kaynak, Şadırvan dergilerinde de yayınlandı. Asıl kişiliği 60’lı ve 70’li yıllardaki şiirleriyle yeni bir aşamaya ulaşarak belirginlik kazandı. "Duyuru" kitabında yer alan "Gelincik Bayrakların Türküsü" adlı uzun şiiri, gerek estetik değeri, gerekse toplumsal tanıklığıyla son yıllardaki toplumcu gerçekçi şiirin önemli örneklerinden biri. Biçimde özlülük ve izlenimci öğeler kullandı, konu ve tema alanında ise insan sevgisi, yaşama sevinci ve toplumsal eleştirilere yer verdi. Lirik ve epik öğeleri ustaca sentezleyen, toplumsal sorunlara tanıklığa önem veren şiirlerinde hece ölçüsü kalıplarını da kullandı.

ESERLERİ

Şiirler (1965)
Ölmeye Vakit Yok (1976)
Duyuru (1979)
Çağırın Gidenleri (1986)
Sermaye Destanı (1987)
Kalk Geleceğe Oturdun (1991)





[/B]






[/B][/B]

[/B]
[/B]
Posting Freak
~Yazarlarımız~
[COLOR=#660033]NAHİT ULVİ AKGÜN
1918 yılında Muğla’nın Milas ilçesinde doğdu. 12 Kasım 1996’da yaşamını yitirdi. 1948'de İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fekültesi Felsefe Bölümünü bitirdi. Ödemiş ve İzmir’de çeşitli liselerde öğretmenlik yaptı. İlk şiiri 1936'da İzmir’de yayınlanan Akın gazetesinde çıktı. Daha sonra Servet-i Fünun-Uyanış, Yücel, Değirmen, Kovan, Varlık, Fikirler, Kaynak, Yeditepe, Türk Dili dergilerinde bir çok şiiri yer aldı. 1953’te İzmir’de bir ilki gerçekleştirdi, sesli şiir sergisi açtı. İlk şiir kitabı denemelerini izmir’de Üç Gönül (1937), Leyla (1937), Irgat (1942) adlarında üç küçük broşürle gerçekleştirdi. Orhan Veli, Behçet Necatigil, Necati Cumalı etkileri yansıtan ilk şiirlerinde tatlı bir romantizm içinde aşk temasını işledi. Sonraki yıllarde Edip Cansever, Cemal Süreya etkisine kadı. Şiiri bu süreçte yenileşirken, ulaştığı söylem, biçim anlayışını korudu. Toplumsal çevre içinde bireyin türlü hallerini, üstüne düşülmemiş izlenimini veren, kendiliğinden bir biçimsel titizlikle yansıttı.

ESERLERİ

[B]ŞİİR:

Sebep (1945)
Birisi (1955, 1962)
Karanlıkta Bir Ağaç (1960)
Gerçek Düş (1965)
Evren Türküsü (1966 - 1968)
Ağaçlar Uyanınca (1971)
Eksilen Gökyüzü (1980)
Yolunuzun Üstünde Bir Adam (1991)
Birisi (Bütün şiirleri toplu basım)

[/B]ÖDÜLLERİ

1967 Türk Dil Kurumu Şiir Ödülü Evren Türküsü ile




[COLOR=#660033]NAMIK KEMAL
21 Aralık 1840’ta Tekirdağ’da doğdu, 2 Aralık 1888’de Sakız Adası’nda öldü. Asıl adı Mehmed Kemal. Namık adını ona şair Eşref Paşa verdi. Babası, II. Abdülhamid döneminde müneccimbaşılık yapmış olan Mustafa Asım Bey. Annesini küçük yaşında yitirince çocukluğunu dedesi Abdüllâtif Paşa’nın yanında, Rumeli ve Anadolu’nun çeşitli kentlerinde geçirdi. Bu yüzden özel öğrenim gördü. Arapça ve Farsça öğrendi. 18 yaşında İstanbul’a babasının yanına döndü. 1863’te Babıali Tercüme Odası’na kâtip olarak girdi. Dört yıl çalıştığı bu görev sırasında dönemin önemli düşünür ve sanatçılarıyla tanışma olanağı buldu. 1865’te kurulan ve daha sonra yeni Osmanlılar Cemiyeti adıyla ortaya çıkan İttifak-ı Hamiyet adlı gizli derneğe katıldı. Bir yandan da Tasvir-i Efkâr gazetesinde hükümeti eleştiren yazılar yazıyordu. Gazete, Yeni Osmanlılar Cemiyeti’nin görüşleri doğrultusunda yaptığı yayın nedeniyle 1867’de kapatıldı.

Sürgünler dönemi

Namık Kemal, İstanbul’dan uzak olması için Erzurum’a vali muavini olarak atandı. Bu göreve gitmeyi erteledi ve Mustafa Fazıl Paşa’nın çağrısı üzerine Ziya Paşa’yla birlikte Paris’e kaçtı. Bir süre sonra Londra’ya geçerek Mustafa Fazıl Paşa’nın parasal desteğiyle Ali Suavi’nin Yeni Osmanlılar adına çıkardığı "Muhbir" gazetesinde yazmaya başladı. Ama Ali Suavi’yle anlaşamadı, Muhbir’den ayrıldı. 1868’de gene Fazıl Paşa’nın desteğiyle "Hürriyet" gazetesini çıkardı. Çeşitli anlaşmazlıklar yüzünden, Avrupa’da desteksiz kalınca, 1870’te zaptiye nazırı Hüsnü Paşa’nın çağrısıyla İstanbul’a döndü. Nuri, Reşat ve Ebüzziya Tevfik beylerle birlikte 1872’de "İbret" gazetesini kiraladı. Aynı yıl burada çıkan bir yazısı üzerine gazete 4 ay kapatıldı. İstanbul’dan uzaklaştırılmak için Gelibolu mutasarrıflığına atandı. Orada yazmaya başladığı "Vatan Yahut Silistre" oyunu, 1873’te Gedikpaşa Tiyatrosu’nda sahnelendi. Oyunu izleyenler galeyana gelip olay çıkardı. Namık Kemal birçok arkadaşıyla birlikte tutuklandı. Bu kez kalebentlikle Magosa’ya sürgüne gönderildi.

Türk Edebiyatı'nda İlkleri

1876’da I. Meşrutiyet’in ilanından sonra İstanbul’a döndü. Şura-yı Devlet (Danıştay) üyesi oldu. Kanun-i Esasi’yi (Anayasa) hazırlayan kurulda görev aldı. 1877 Osmanlı-Rus Savaşı çıkınca Meclis-i Mebusan kapatıldı, Namık Kemal tutuklandı. Midilli Adası’na sürüldü. 1879’da Midilli mutasarrıfı oldu. Aynı görevle 1884’te Rodos, 1887’de Sakız Adası’na gönderildi. Ertesi yıl burada öldü ve Gelibolu’da Bolayır’da gömüldü. Şiirlerini küçük yaşlardan itibaren yazdı. Şinasi’yle tanışıncaya değin, şiirlerinde tasavvuf etkileri görülür. Bu dönemde özellikle Yenişehirli Avni, Leskofçalı Galib gibi şairlerden etkilendi. En önemli özelliklerinden biri, Türk şiirini Divan şiirinin etkisinden kurtarmaya çalışması. "Vatan Şairi" diye de isimlendirildi. Tiyatroya özel bir önem verdi, altı oyun yazdı. Bir yurtseverlik ve kahramanlık oyunu olan Vatan Yahut Silistre, Avrupa’da da ilgi uyandırdı ve beş dile çevrildi. İlk romanı "İntibah" 1876’da yayınladı. Ruhsal çözümlemelerinin, bir olayı toplumsal ve bireysel yönleriyle görmeye çalışmasının yanı sıra, dış dünya betimlemeleriyle de İntibah Türk romanında bir başlangıç sayılır. Romanı ve tiyatroyu toplumsal yaşama soktuğu gibi, edebiyat eleştirisini de Türkiye’ye ilk getiren kişilerden biri oldu. En önemli eleştiri eserleri Tahrib-i Harâbât ile Takip. Gazeteci olarak da Türk kültürü içinde önemli bir yeri var. Döneminin hemen hemen bütün yenilik yanlısı ve ilerici gazetelerinde yazıları yayınlandı. Siyasal ve toplumsal sorunlardan edebiyat, sanat, dil ve kültür konularına dek çok çeşitli alanlarda yazdığı makalelerin sayısı 500 kadar.

ESERLERİ

[B]OYUN:

Vatan Yahut Silistre (1873, yeni harflerle 1940)
Zavallı Çocuk (1873, yeni harflerle 1940)
Akif Bey (1874, yeni harflerle 1958)
Celaleddin Harzemşah (1885, yeni harflerle 1977)
Kara Bela (1908)

ROMAN:
İntibah (1876, yeni harflerle 1944)
Cezmi (1880, yeni harflerle 1963)

ELEŞTİRİ:
Tahrib-i Harâbât (1885)
Takip (1885)
Renan Müdafaanamesi (1908, yeni harflerle 1962)
İrfan Paşa’ya Mektup (1887)
Mukaddeme-i Celal (1888)

TARİHİ KİTAPLAR:
Devr-i İstila (1871)
Barika-i Zafer (1872)
Evrak-ı Perişan (1872, yeni harflerle 1973)
Kanije (1874)
Silistre Muhasarası (1874, yeni harflerle 1946)
Osmanlı Tarihi (1889, ölümünden sonra, yeni harflerle 3 cilt, 1971-1974)
Büyük İslam Tarihi, (1975, ölümünden sonra)
[/B]



[COLOR=#660033]NAZAN BEKİROĞLU
1957'de Trabzon'da doğdu. İlk ve orta tahsilini aynı kentte yaptıktan sonra Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nü bitirdi (1979). Dört yıl lise öğretmenliği yaptı. Karadeniz Teknik Üniversitesi Fatih Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Eğitimi Bölümü'ne öğretim görevlisi olarak girdi (1985). Orhan Okay yönetiminde sürdürdüğü Halide Edib Adıvar'ın Romanlarının Teknik Açıdan Tahlili konulu doktorasını tamamladı (1987). Aynı bölümde öğretim üyesi olarak çalışmaya başladı. Şair Nigâr Hanım konulu çalışmasıyla doçent oldu (1995). 1998'den itibaren aynı fakültede açılan Türkçe eğitimi bölümünde öğretim üyesi olarak görev yapmakta olan Nazan Bekiroğlu 4 mayıs 2001'de profesör oldu. Çeşitli dergilerde çok sayıda bilimsel makale, deneme ve öyküsü yayınlandı.

Kişisel internet sitesi:
[B][COLOR=#432b18]www.nazanbekiroglu.net [/B]

ESERLERİ

ÖYKÜ:
Nun Masalları (Dergâh Yayınları 1997)

ROMAN:
İsimle Ateş Arasında (Timaş Yayınları 2002)

İNCELEME-DENEME:
Şair Nigâr Hanım (İnceleme; İletişim Yayınları 1998)
Halide Edib Adıvar (İnceleme; Şule Yayınları 1999)
Mor Mürekkep (Deneme; İyiadam Yayınları 1999)
Yusuf ile Züleyha (Şark Mesnevisi, Timaş Yayınları 2000)
Mavi Lâle (Deneme, İyiadam Yayınları 2001)
Cümle Kapısı (Deneme, Timaş Yayınları 2003)




[SIZE=+2][COLOR=#660033]NÂZIM HİKMET
15 Ocak 1902’de Selanik’te doğdu. 3 Haziran 1963'te Moskova'da yaşamını yitirdi. Dedesi Mevlevi tarikatından Nâzım Paşa. Midhat Paşa'nın yakın arkadaşı. Babası Hikmet Bey, Mekteb-i Sultani (Galatasaray Lisesi) mezunu, Kalem-i Ecnebiye'ye bağlı bir memur. Annesi Celile Hanım, dilci, eğitimci Enver Paşa'nın kızı. İlkokuldan sonra arkadaşı Vâlâ Nurettin'le birlikte Mekteb-i Sultani'nin hazırlık sınıfına yazıldı. Ailesi parasal sıkıntıya düşünce ertesi yıl Nişantaşı Sultanisi'ne devam etti. Dedesi Nâzım Paşa'nın etkisiyle şiir yazmaya başladı. 1917'de Heybeliada Bahriye Mektebi'ne girdi. 1919'da mezun oldu, Hamidiye Kruvazörü'ne güverte subayı olarak atadı. Aynı yıl kış aylarında daha önce yakalandığı zatülcenp hastalığı tekrar etti. Sağlık kurulu raporuyla 1920'de askerlikten çıkarıldı. Bu sırada hececi şairler arasında genç bir ses olarak ünlendi. Bahriye Mektebi'nden öğretmeni olan Yahya Kemal Beyatlı'ya hayrandı. Yazdığı şiirleri gösterip eleştirilerini alıyordu. 1920'de Alemdar Gazetesi'nin düzenlediği yarışmada birincilik kazandı. Bu ödül ününü artırdı. İstanbul'un işgal altında olduğu günlerde heyecanlı direniş şiirleri yazdı. 1921'de arkadaşı Vâlâ Nurettin ile birlikte Ankara'ya gitti. İstanbul gençliğini milli mücadeleye katılmaya çağıran bir şiir yazdılar. Şiir çok beğenilince Bolu'ya öğretmen olarak atandılar. Bolu'da kalpaklı bu iki genç tepki gördü. Peşlerine gizli polis takıldı. Nâzım ile Vâlâ Nurettin Moskova'ya gitmeye karar verdiler. Batum üzerinden Moskova'ya ulaşıp "Doğu Emekçileri Komünist Üniversitesi"ne kaydoldular. Nâzım burada "serbest şiirle" tanıştı. İlk serbest şiirlerini yazdı. Bunlardan bazıları 1923'te Yeni Hayat, Aydınlık gibi dergilerde yayınlandı.

Üniversiteyi bitirince 1924'te sınırdan gizlice geçerek Türkiye'ye girdi. Aydınlık dergisinde çalışmaya başladı. İzlendiğini anlayınca İzmir'e geçti. 1925'te Şeyh Sait isyanı nedeniyle başlatılan soruşturmalar sırasında gıyabında 15 yıla mahkum edildi. Tekrar yurtdışına kaçtı. 1926'da çıkan aftan yararlandırılmadı. Gizli örgüt üyesi olmak suçlamasıyla 3 ay daha hapse mahkum edildi. 1928'de Bakü'de ilk şiir kitabı "Güneşi İçenlerin Türküsü" basıldı. Aynı yıl yine gizlice Türkiye'ye döndü. Yakalanıp Ankara'ya götürüldü. Kısa bir tutukluluğun ardından serbest kaldı. İstanbul'da Zekeriya Sertel'in yayınladığı "Resimli Ay" dergisinin yazarları arasına katıldı. 1929'da "Putları Yıkıyoruz" başlığıyla bir yazı hazırlayıp Abdülhak Hamid Tarhan, Mehmet Emin Yurdakul gibi dönemin etkili şairlerine yönettiği saldırılar büyük ilgi gördü. "1929'da "835 Satır", "Jokond ile Sİ-YA-U", ertesi yıl "Varan 3+1+1=1" kitapları yayınlandı. 1930'da "Salkımsöğüt" ile "Bahri Hazer" şiirlerini Columbia firmasının girişimiyle plağa okudu. Plak halktan büyük ilgi görünce hakkında şiir kitapları nedeniyle dava açıldı. 1932'de "Benerci Kendini Niçin Öldürdü" ile "Gece Gelen Telgraf" kitapları basıldı. 1932'de "Kafatası", 1933'te "Bir Ölü Evi" adlı oyunları İstanbul Şehir Tiyatrosu'nda sahnelendi.

1932'de bir bildiri nedeniyle başlatılan tutuklamalar sırasında gözaltına alındı. 1933'te Bursa Cezaevi'ne gönderildi. 5 yıl hapse mahkum oldu. Kısa bir süre tutuklu kalıp salıverildi. 1935'de Piraye Altınoğlu ile evlendi. Akşam gazetesinde "Orhan Selim" takma ismiyle fıkralar yazmaya başladı. Yine farklı isimlerle romanlar, oyunlar, operetler yazdı. 1935'te "Taranta Babu'ya Mektuplar" kitabı yayınlandı. "Unutulan Adam" oyunu şehir tiyatrolarında sahneye kondu. "Simavne Kadısı Oğlu Şeyh Bedrettin Destanı" kitabı 1936'da yayınlandı. 1938'de Harp Okulu öğrencilerini isyana teşvik suçlamasıyla bir kez daha tutuklandı. Ankara Cezaevi'ne kondu. 15 yıl hapse mahkum edildi. İstanbul Cezaevi'ne getirildi. Askeri Mahkeme'de de ayrıca yargılanıp bir 20 yıl hapse daha mahkum oldu. 1940'ta önce Çankırı ve sonra Bursa Cezaevi'de kondu. 10 yılı aşkın cezaevlerinde kaldı. Yayınlatamamasına rağmen sürekli yazdı. Serbest bırakılması için başlatılan çabalar sonuç vermedi. 1950'de açlık grevine başladı. Sağlık durumu iyi olmadığı için İstanbul'da Cerrahpaşa Hastanesi'ne kaldırıldı. 1950'de yürürlüğe giren af yasasıyla tekrar özgürlüğüne kavuştu. Piraye Hanım'dan ayrılıp cezaevinde sürekli ziyaretine gelen dayısının kızı Münevver Andaç ile evlendi. Doğan oğullarına Mehmed adını verdiler. Sürekli izlendiğini anlayınca tekrar yurtdışına gitmeye karar verdi. 1951'de Karadeniz yoluyla Bulgaristan ve Romanya üzerinden Moskova'ya gitti.

25 Temmuz 1951'de Bakanlar Kurulu kararıyla Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından çıkarıldı. Yurtdışında birçok uluslararası kongreye katıldı. Kitapları birçok dile çevrildi. 1959'da kendisinden 30 yaş küçük olan Rus Vera Tulyakova ile evlendi. 1963'te bir kalp krizi sonucu yaşamını yitirdi. Moskova'da Novodeviçiy Mezarlığı'nda toprağa verildi. İlk şiirlerini hece vezniyle yazdı. Ama içerik bakımından diğer hececi şairlerden uzaktı. Toplumsal içerikli bir şiir kurdu. Moskova'daki yıllarında özellikle geleçekçiliğin önemli isimlerinden Mayakovski'nin etkisiyle hece veznini bırakıp serbest şiire yöneldi. "835 Satır" kitabı yayınlandığında büyük şaşkınlık yarattı. Ama Ahmet Haşim, Yakub Kadri gibi şairler ondan övgüyle sözetti. Kendisini izleyen genç şairler de serbest şiire yöneldi. 1936'ya kadar yayınlanan kitaplarıyla Cumhuriyet dönemi şiirinin değerlerini kökünden sarstı. "Şeyh Bedrettin Destanı"nda ise şiirini tam anlamıyla bir ulusal bireşime ulaştırdı. Divan ve halk şiiri söyleyişlerini, çağdaş bir şiir anlayışı içinde eritti. En önemli eserlerinden "Memleketimden İnsan Manzaraları"nı 1941'de cezaevinde yazmaya başladı. 2'nci Meşruriyet'ten 2'nci Dünya Savaşı'na kadar uzanan geniş bir zaman diliminin öyküsünü bu eserinde destanlaştırdı. Düzyazı, şiir, senaryo tekniklerinin iç içe kullanıldığı bu eser, yeni bir türün habercisi oldu. Şiir kitapları 1938'den 1965'e kadar Türkiye'de basılamadı. Ancak, ölümünden iki yıl sonra 1965'ten itibaren yayınlanabildi.

[SIZE=+2][COLOR=#660033]NÂZIM HİKMET’İN BÜTÜN ESERLERİ
Nâzım Hikmet’in ilk şiir kitabı Güneşi İçenlerin Türküsü, 1928’de Bakû’de yayımlandı. Bu kitaptaki şiirler daha sonra Türkiye’de basılan kitaplarında şairin yasaları gözeterek yaptığı bir iki değişiklikle yer aldı. Türkiye’de 1929-1938 arasında yayımlanan kitapları şunlar:

[B]ŞİİR:

[/B]835 Satır (1929)
Jokond ile Sİ-YA-U (1929)
Varan 3 (1930)
1+1=1 (1930)
Sesini Kaybeden Şehir (1931)
Benerci Kendini Niçin Öldürdü (1932)
Gece Gelen Telgraf (1932)
Portreler (1935)
Taranta-Babu’ya Mektuplar (1935)
Simavne Kadısı Oğlu şeyh Bedreddin Destanı (1936)

[B]OYUN:

[/B]Kafatası (1932)
Bir Ölü Evi (1932)
Unutulan Adam (1935)

[B]DİĞER:

[/B]Şeyh Bedreddin Destanına Zeyl, Milli Gurur (1936)
İt Ürür Kervan Yürür (Orhan Selim adıyla fıkralar, 1936)
Alman Faşizmi ve Irkçılığı (inceleme, 1936)
Sovyet Demokrasisi (inceleme, 1936)

1949’da, Nâzım Hikmet cezaevindeyken, Ahmet Halit Kitabevi, Ahmet Oğuz Saruhan takma adıyla La Fontaine’den Masallar’ı yayımladı. Bu çeviri yapıt dışında, tam 29 yıl Nâzım Hikmet’in kitapları Türkiye’de basılmadı. Ölümünden iki yıl sonra, 1965’te, "Yön" dergisinin Kurtuluş Savaşı Destanı’nı yayımlaması gözü pek bir davranış olarak değerlendirildi. Arkasından, başta İzlem ile Dost Yayınevleri olmak üzere, ilerici yayınevleri, önce şairin sağlığında Türkiye’de basılmış kitaplarını, sonra dış ülkelerde Türkçe olarak yayımlanmış kitaplarını yayınlamaya başladılar. Bu yayınlar sürekli olarak kovuşturmalara uğradı. Bazıları toplatıldı, davalar açıldı.
Piraye ile Nâzım Hikmet’in üvey kardeşi Metin Yasavul'un sahibi oldukları, Memet Fuat’ın yönetimindeki De Yayınevi ise, şairin Bursa Cezaevi’ndeyken basıma hazırlayıp Piraye’ye bırakmış olduğu kitapların yayımına başladı. Bunlar içerde dışarda daha önce basılmamış kitaplardı. şair ölmeden önce yaptığı konuşmalarda bu kitaplardan bazılarının kaybolmuş olduğunu söylemişti. De Yayınevi’nde birinci basımı yapılan kitaplar şunlar:

Saat 21-22 şiirleri (1965)
Dört Hapisaneden (1966)
Rubailer (1966)
Ferhad ile Şirin (1965)
Sabahat (1965)
Memleketimden İnsan Manzaraları (5 cilt, 1966-1967)

Bütün bu kitapları basıma Memet Fuat hazırlamıştı. Saat 21-22 şiirleri ile Dört Hapisaneden için iki kez mahkemeye verildi, sonuçta beraat etti. Ferhad ile Şirin’in daha önce dışarda yapılmış olan, yarıdan sonrası kaybolduğu için yeniden yazılmış bir basımı vardı. De Yayınevi’nin bastığı şairin Bursa Cezaevi’nde yazdığı asıl metindi. Bulgaristan’da yayımlanan Memleketimden İnsan Manzaraları ise De Yayınevi basımının tekrarıydı.
Bilgi Yayınevi, 1968’de, Cevdet Kudret’in basıma hazırladığı Kuvâyi Milliye’yi yayımladı. Bu Nâzım Hikmet’in cezaevinden çıktıktan sonra İnkılap Kitabevi için hazırladığı Kurtuluş Savaşı Destanı'nın yeni bir düzenlemesiydi. Şair gerçi bu destanı Memleketimden İnsan Manzaraları’nın içine yerleştirmişti, oradan çıkarılıp ayrı olarak yayımlanmasını istemiyordu. Ama cezaevinden çıktıktan sonra gerçek bir özgürlük ortamında olmadığını gördü. Kimse onun yapıtlarını yayımlamayı göze alamıyordu. İnkılap Yayınevi’nin yaptığı öneriyi çok parasız kaldığı bir dönemde kabul ederek Kuvâyi Milliye’yi düzenledi. Ama İnkılap Yayınevi parasını peşin ödediği bu kitabı bile yayımlamaktan çekindi, on yedi yıl sonra, Cevdet Kudret aracılığıyla Bilgi Yayınevi’ne devretti.
Yine 1968’de Bilgi Yayınevi Kemal Tahir’e Mapusaneden Mektuplar’ı; De Yayınevi Cezaevi’nden Memet Fuat’a Mektuplar’ı yayımladılar. İki yıl sonra da Cem Yayınevi Bursa Cezaevi’nden Vâ-Nû’lara Mektuplar’ı yayımladı. 1975’te De Yayınları arasında Memet Fuat’ın Nâzım ile Piraye’si çıktı. Bu kitap Nâzım Hikmet’in Piraye’ye yazdığı mektuplardan bölümler seçerek şairin yaşamıyla şiirleri arasındaki iç içeliği gösteren duyarlı bir çalışmaydı. Mektupların tümü değildi, ama öyle sanıldı. (Yirmi üç yıl sonra, 1998’de, Adam Yayınevi Piraye’ye Mektuplar adıyla Nâzım Hikmet’in cezaevi yılları boyunca Piraye’ye yazdığı mektupların tümünü iki cilt olarak yayımladı.)
1975-1980 arasında Cem Yayınevi Nâzım Hikmet’in Tüm Eserleri dizisini yayımladı. Şerif Hulusi ile birlikte notlar yazarak başladıkları 9 kitaplık bu diziyi, çalışma arkadaşının ölümü üzerine Asım Bezirci yalnız tamamladı.
1980’de Kemal Sülker Yazko Yayınları’nda Nâzım Hikmet’in Bilinmeyen İki şiir Defteri’ni yayımladı.
1988-1990 arasında Adam Yayınevi Nâzım Hikmet’in bütün yapıtlarını 28 kitaplık bir dizide topladı. Dizinin editörlüğünü Memet Fuat, araştırmacılığını Asım Bezirci yaptı. Bugün satışta bulunan bu dizideki kitaplar şunlar:

[B]ŞİİR:


[/B]835 Satır (835 Satır; Jokond ile Sİ-YA-U; Varan 3; 1+1=1; Sesini Kaybeden şehir)
Benerci Kendini Niçin Öldürdü (Benerci Kendini Niçin Öldürdü; Gece Gelen Telgraf; Portreler; Taranta-Babu'ya Mektuplar; Simavne Kadısı Oğlu şeyh Bedreddin Destanı; şeyh Bedreddin Destanı'na Zeyl)
Kuvâyi Milliye (Kuvayi Milliye; Saat 21-22 şiirleri; Dört Hapisaneden; Rubailer)
Yatar Bursa Kalesinde
Memleketimden İnsan Manzaraları
Yeni Şiirler
Son Şiirleri
İlk Şiirler
La Fontaine’den Masallar
(İlk Şiirler, Nâzım Hikmet’in çocukluk şiirleriyle hece şiirlerini içeriyor. Şair bunların büyük bir bölümünün toplu şiirleri arasına alınmasını herhalde istemezdi. Son kitap takma adla yayımlanan La Fontaine çevirileri.)

[B]OYUN:


[/B]Kafatası (Ocak Başında; Kafatası; Bir Ölü Evi; Unutulan Adam; Bu Bir Rüyadır)
Ferhad ile şirin (Yolcu; Ferhad ile şirin; Sabahat; Enayi)
Yusuf ile Menofis (Allah Rahatlık Versin; Evler Yıkılınca; Yusuf ile Menofis; İnsanlık Ölmedi Ya; İvan İvanoviç Var mıydı Yok muydu?)
Demokles’in Kılıcı (İstasyon; İnek; Demokles’in Kılıcı; Tartüf - 59)
Kadınların İsyanı (Kadınların İsyanı; Yalancı Tanık; Kör Padişah; Her şeye Rağmen)

[B]ROMAN-ÖYKÜ-MASAL:


[/B]Kan Konuşmaz
Yeşil Elmalar
Yaşamak Güzel şey Be Kardeşim
Hikâyeler
Çeviri Hikâyeler
Masallar
(Nâzım Hikmet yalnızca Yaşamak Güzel Şey Be Kardeşim adlı romanıyla Sevdalı Bulut adlı masallar kitabını kendi adıyla yayımlamıştı. Ötekiler para kazanmak için acele yazılıp gazetelerde takma adlarla yayımlanmış ürünlerdir.)

[B]YAZILAR:


[/B]Sanat, Edebiyat, Kültür, Dil
Yazılar (1924-1934)
Yazılar (1935)
Yazılar (1936)
Yazılar (1937-1962)
Konuşmalar
(Nâzım Hikmet’in bu kitaplarda yer alan yazılarının büyük çoğunluğu çeşitli takma adlarla gazetelere yazdığı köşe yazılarıdır.)

[B]MEKTUPLAR:


[/B]Nâzım ile Piraye
Cezaevinden Memet Fuat’a Mektuplar
(1998'de Adam Yayınevi’nin Piraye’ye Mektuplar adıyla iki cilt olarak yayımladığı yapıt da bu bölüme eklenmelidir.)

Ayrıca yine Adam Yayınları arasında Memet Fuat’ın hazırladığı Nâzım Hikmet’in Seçme Şiirler kitabı da yer almaktadır.

(Fotoğraf: Ferhat ile Şirin balesi yaratıcıları (soldan) Yuri Grigoroviç, Arif Melikov, Virsaladzade, Nâzım Hikmet, şef Niyazi Tagizade.




[COLOR=#660033]NAZLI ERAY
28 Haziran 1945’te Ankara’da doğdu. İstanbul Arnavutköy Kız Kolejini bitirdi. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi ile Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nü bitirmeden ayrıldı. 1965-1968 arasında Turizm ve Tanıtma Bakanlığı’nda çevirmen olarak çalıştı. Evlendikten sonra görevden ayrılıp sadece yazılarıyla ilgilendi. 1977'de Amerika’da Iowa Üniversitesi’nde konuk öğretim üyesi olarak bulundu ve bir sömestr yaratıcı edebiyat dersi verdi. Yazmaya lise öğrenciliği yıllarında hikaye çalışmalarıyla başladı. İlk öyküsü "Monte Hristo" Varlık dergisinde yayınlandı. 1975'te ilk kitabı "Ah Bayım Ah" basıldı. Öyküleri İngilizce, Fransızca, Almanca, İtalyanca, Japonca, Çekçe, Urduca ve Hintçe’ye çevrildi. 1986'da öykülerinden bir demet Almanca olarak Almanya'da yayınlandı. Güneş ve Cumhuriyet gazetelerinde köşe yazarlığı yaptı. 1978'ten beri Türkiye Yazarlar Sendikası üyesi. Aynı zamanda uluslararası PEN üyesi. Eserlerinde ironi ve eleştirinin ağır bastığı gerçekdışı bir evren yaratır. Düşle gerçeğin, yaşananla tasarlananın iç içe örüldüğü öykü ve romanları zengin bir düş gücünün ürünüdür.

ESERLERİ

ÖYKÜ:
Ah Bayım Ah (1976)
Geceyi Tanıdım (1979)
Kız Öpme Kuyruğu (1982)
Hazır Dünya (1984)
Eski Gece Parçaları (1986)
Yoldan Geçen Öyküler (1987)
Aşk Artık Burada Oturmuyor (1989)
Kuş Kafesindeki Tenor (1991)
Elyazması Rüyalar (1999)
Beyoğlu'nda Gezersin (2005)

ROMAN:
Pasifik Günleri (1981)
Orphee (1983)
Yıldızlar Mektup Yazar (1993)
Arzu Sapağında İnecek Var (1994)
Ay Falcısı (1994)
İmparator Çay Bahçesi
Uyku İstasyonu (1995)
Deniz Kenarında Pazartesi (1997)
Örümceğin Kitabı (1998)
Aşık Papağan Barı (1998)
Ayışığı Sofrası (2000)
Aşkı Giyinen Adam (2001)
Sis Kelebekleri (2003)

DENEME:
Düş İşleri Bülteni (1999)

ÖDÜLLERİ

1988 Haldun Taner Öykü Ödülü, Yoldan Geçen Öyküler ile
2002 Yunus Nadi Ödülü, Aşkı Giyinen Adam ile




[COLOR=#660033]NECATİ CUMALI
1921 yılında bugün Yunanistan sınırları içindeki Florina’da doğdu. 10 Ocak 2001'de İstanbul’da yaşamını yitirdi. İzmir Atatürk Lisesi'nden mezun oldu. 1941'de Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. 1945-1948 arasında Ankara’da Milli Eğitim Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü’nde çalıştı. 1950-1957 yılları arasında İzmir ve Urla’da avukatlık yaptı. 1957-1959 yılları arasında Paris Basın Ataşeliği’nde memurluk görevinde bulundu. 1959-1963 arasında İstanbul Radyosu'nda redaktörlük yaptı. 1963-1965 arasında eşinin Dışişleri’ndeki görevi nedeniyle İsrail’de ve Paris’te yaşadı. Yurda döndükten sonra İstanbul’a yerleşti. Ve yaşamını burada tamamladı. İlk şiiri 1939'da yayınlandı. Garip Akımı şairleri ve 1940 kuşağının diğer şairlerinden farklı olarak yalın, aydınlık anlatımlı, lirik şiirler yazdı. Sevgi, sevinç, özlem gibi bireyin güncel kaygılarıyla birlikte çağın toplumsal sorunlarını da ele aldı. 1955'ten sonra şiirin yanısıra öykü, roman ve tiyatro türlerine de yöneldi. Şiirsel dili ve ayrıntıları ustaca kullanmasıyla kendini kolayca okutturdu. Roman ve öykülerinde çoğunlukla Ege Bölgesi'ndeki kasaba ve kırsal kesim insanlarının sorularını işledi. "Tütün Zamanı" (1971'de Zeliş adıyla), "Yağmurlar ve Topraklar", "Acı Tütün" romanları bu ürünlerin en başarılıları arasındadır. "Ay Büyürken Uyuyamam" adlı öykü kitabında Anadolu insanının cinsel bir tablosunu çizdi. Öykü, roman ve oyunlarından bazıları sinemaya da uyarlandı.

ESERLERİ

[B]ŞİİR:

Kızılçullu Yolu (1943)
Harbe Gidenin Şarkıları (1945)
Mayıs Ayı Notları (1947)
Güzel Aydınlık (1951)
Denizin İlk Yükselişi (1954, ilk üç kitaptaki şiirler toplamı)
İmbatla Gelen (1955)
Güneş Çizgisi (1957)
Yağmurlu Deniz (1968, son iki kitap ve yeni şiirleri)
Başaklar Gebe (1970)
Ceylân Ağıdı (1974)
Aç Güneş (1980, toplu şiirler)
Bozkırda Bir Atlı (1981)
Yarasın Beyler (1982)
Tufandan Önce (Bütün şiirler 1'nci cilt, 1983)
Aşklar Yalnızlıklar (1985,toplu şiirler I)
Kısmeti Kapalı Gençlik (1986, toplu şiirler II)

ÖYKÜ:
Yalnız Kadın (1955)
Değişik Gözle (1956)
Susuz Yaz (1962)
Ay Büyürken Uyuyamam (1969)
Makedonya 1900 (1976)
Kente İnen Kaplanlar (1976)
Dilâ Hanım (1978)
Revizyonist (1978)
Yakubun Koyunları (1979)
Aylı Bıçak (1981)

ROMAN:
Tütün Zamanı (1959)
Yağmurlar ve Topraklar (1973)
Aşk da Gezer (1975)

OYUN:
Mine (1959)
Nalınlar (1962)
Derya Gülü (1963)
Oyunlar I (Boş Beşik, Ezik Otlar, Vur Emri) (1969)
Oyunlar II (Susuz Yaz, Tehlikeli Güvercin, Yeni Çıkan Şarkılar) (1969)
Oyunlar III (Nalınlar, Masalar, Kaynana Ciğeri) (1969)
Oyunlar IV (Derya Gülü, Aşk Duvarı, Zorla İspanyol) (1969)
Oyunlar V (Gömü, Bakanı Bekliyoruz, Kristof Kolomb’un Yumurtası) (1973)
Oyunlar VI (Mine, Yürüyen Geceyi Dinle, İş Karar Vermekte) (1977)
Yaralı Geyik (1981)

DENEME:
Niçin Aşk (1971)
Senin İçin Ey Demokrasi (1976)
Etiler Mektupları (1982)

İNCELEME:
Muzaffer Tayyip Uslu (1956)

GÜNCE:
Yeşil Bir At Sırtında (1990)

[/B]ÖDÜLLERİ

1957 Sait Faik Hikaye Armağanı Yalnız Kadın ile
1969 Türk Dil Kurumu Şiir Ödülü Yağmurlu Deniz ile
1977 Sait Faik Hikaye Armağanı Makedonya 1900 ile
1981 Kültür Bakanlığı Tiyatro Ödülü Dün Neredeydiniz ile
1984 Yeditepe Şiir Armağanı Tufandan Önce ile



[COLOR=#660033]NECATİ TOSUNER
1944'te Ankara'da doğdu. 1966'de İstanbul'da Pertevniyal Lisesi'nden mezun oldu. Basın İlan Kurumu'nda çalıştı. "Derinlik" yayınlarını kurdu ve yönetti. Reklam metin yazarlığı yaptı. İlk öyküleri Ankara'daki gazetelerde yayınlandı. İlk öykü kitabı "Özgürlük Masalı" 1965'te yayınlandı ve büyük ilgi topladı. İkinci öykü kitabı "Çıkmazda" 1969'da yayınlandı. Bu kitaptaki sekiz öykünün tümünde çocukluğundan gençliğine doğru bir adamın yaşam gücünü adım adım yitirmesini anlattı. Diğer öykü kitaplarında da bireysel sorunları yalın bir dil, kendine özgü üslubuyla yansıttı.

ESERLERİ

ÖYKÜ:
Özgürlük Masalı (1965)
Çıkmazda (1969)
Kambur (1972)
Sisli (1977)
Necati Tosuner Sokağı (1983)
Çılgınsı (1990)
Kambur ve Öncesi (1994, bütün öyküler birinci cilt)
Sisli ve Sonrası (1996, bütün öyküler ikinci cilt)
Bir Tutkunun Dile Getirilme Biçimi (1997)
Güneş Giderken (1998)

ROMAN:
Sancı Sancı (1977)
Yalnızlıktan Devren Kiralık (2000)
Bana Sen Söyle (2002)

ÇOCUK KİTAPLARI:
Keleş Osman Evden Kaçıyor (1977)
Keleş Osman'ın "Tarih"le Başı Dertte (1977)
Dayım Balon Olmuş (1978)

OYUN: Fareli Sokağın Kızı (1991)

ÖDÜLLERİ:

1970 TRT Sanat Ödülleri Başarı Ödülü, "İki Gün" adlı öyküsüyle
1978 Türk Dil Kurumu Roman Ödülü Sancı Sancı ile
1997 Haldun Taner Öykü Ödülü "Armağan" adlı öyküsüyle



[COLOR=#660033]NECİP FAZIL KISAKÜREK
26 Mayıs 1905’te İstanbul’da doğdu. 25 Mayıs 1983’te İstanbul’da yaşamını yitirdi. Çocukluğu büyükbabasının Çemberlitaş'taki konağında geçti. Bahriye Mektebi’nde, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nde öğrenim gördü. Felsefe Bölümü'ndeki öğrenimini yarıda bırakarak 1924'te Paris’e gitti. Bu kez Sarbonne Üniversitesi’nde felsefe eğitimi almaya başladı. 1925'te öğrenimini tekrar yarıda bırakıp yurda döndü. 1926-1939 arasında İstanbul'da çeşitli bankalarda çalıştı. 1939-1943 arasında Ankara Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi, Devlet Konservatuvarı, İstanbul Güzel Sanatlar Akadamesi’nde dersler verdi. Yazarlık, yayıncılık yaptı. İlk şiirleri 1922'de "Yeni Mecmua"da yayınlandı. Milli Mecmua, Hayat ve Varlık dergilerinde yayınlanan şiirleriyle tanındı. 14 Mayıs 1929- Ağustos 1936 arasında 17 sayı Ağaç dergisini yayınladı. 1943-1971 arasında "Büyük Doğu" dergisini çıkardı. Son Posta ve Yeni İstanbul gazetelerinde yazarlık yaptı. "Sabırtaşı" (1940) oyunuyla 1947 CHP Piyes Yarışması'nda birincilik kazandı. 1928'de basılan "Kaldırımlar" adlı şiir kitabı büyük ilgi gördü. Bu kitabın ardından uzun süre "Kaldırımlar Şairi" olarak anıldı. 1930’lardan sonra özgün şiirden koptu. Mistisizmi İslami değerlere bağlayan, dinsel ve toplumsal bir kavga sanatına yöneldi. "Sonsuzluk Kervanı" isimli şiir kitabını uzunca bir aradan sonra 1955'te yayınladı. Şiiri, üstün bir algılama sorunu ve mutlak gerçeği, yani Allah'ı arama yolunda sonsuz bir uğraş olarak gördü. Sağlam bir dil yapısına ve tirajik öğelere dayanan mistik eğilimli şiirlerinde çağdaş insanın bunalımlarını işledi. Türk şiirinde bir gizem rüzgarı estirdi, Fazıl Hüsnü Dağlarca ile Cahit Sıtkı Tarancı'nın da aralarında bulunduğu birçok şair üzerinde etkili oldu. Garip akımının ortaya çıkışıyla şiirden uzaklaştı. Güçlü bir yazım tekniğinin görüldüğü tiyatro oyunlarında ise daha çok korku ve kaygı psikolojisini işledi. Anı, makale, inceleme türü eserlerinde daha çok dinsel ve siyasal konuları ele aldı.

ESERLERİ

ŞİİR:
Örümcek Ağı (1925)
Kaldırımlar (1928)
Ben ve Ötesi (1932)
Sonsuzluk Kervanı (1955)
Çile (1962)
Şiirlerim (1969)

ÖYKÜ VE ROMAN:
Ruh Burkuntularından Hikayeler (1965)
Aynadaki Yalan (1980)
Kafa Kağıdı (1984)

OYUNLAR:
Tohum (1935)
Bir Adam Yaratmak (1938)
Künye (1940)
Para (1942)
Namı Diğer Parmaksız Salih (1949)
Reis Bey (1964)
Abdülhamit Han (1969)

MONOGRAFİ-MAKALE-FIKRA-ANI:
Birkaç Hikaye Birkaç Tahlil (1933)
Namık Kemal (1940)
Çerçeve (1940)
Son Devrin Din Mazlumları (1969)
Hitabe (1975)
İhtilal (1975)
Yılanlı Kuyudan (1970)
Hac (1973)
Babıali (1975)
İman ve İslam Atlası (1981

ÖDÜLLERİ:

1947 CHP Piyes Yarışması birinciliği Sabırtaşı ile
1980 Kültür Bakanlığı Büyük Ödülü
1981 Türkiye Milli Kültür Vakfı Kültür Armağanı İman ve İslam Atlası ile




[COLOR=#660033]NEDİM GÜRSEL
5 Nisan 1951’de Gaziantep’te doğdu. 1970’te Galatasaray Lisesi’ni, 1974’te Paris Sorbonne Üniversitesi Modern Fransız Edebiyatı Bölümü’nü bitirdi. Aynı yerde karşılaştırmalı edebiyat doktorası yaptı. Halen Sorbonne Üniversitesi’nde Türk Edebiyatı dersleri veriyor ve Fransa Bilimsel Araştırmalar Ulusal Merkezi’nde (CNRS) Türk Edebiyatı üzerine araştırma başkanı olarak çalışıyor. 1966’dan itibaren yazıları Yeni Ufuklar. Yeni Dergi, Yeni Edebiyat, Birikim, Milliyet Sanat ve Gösteri gibi dergilerde yayınlanmaya başladı. Kitapları 12 dile çevrildi. Bazı öyküleri tiyatroya uyarlandı. Bir de senaryosu var.

ESERLERİ

[B]ROMAN:

İlk Kadın (1983)
Boğazkesen (1998)
Resimli Dünya (2000)

ÖYKÜ:
Cicipapa (1967)
Uzun Sürmüş Bir Yaz (1975)
Kadınlar Kitabı (1979)
Sevgilim İstanbul (1986, Kumandanın Tavşanları adıyla Fransızca)
Son Tramvay (1991)
Sorguda (1996)
Öğleden Sonra Aşk (2002)

BİYOGRAFİ:
Aragon (2000)
Doğumunun Yüzüncü Yılında Dünya Şairi Nâzım Hikmet (2002)
Sağ Salim Kavuşsak (otobiyografi, 2004)

GEZİ:
Balkanlara Dönüş (2002)
Pasifik Kıyılarında (2002)
Seyir Defteri (1999)
Gemiler de Gitti (2002)
Güneşte Ölüm (2003)

ŞİİR:
Kırk Kısa Şiir (1996)

ARAŞTIRMA:
Şeyh Bedrettin Destanı Üzerine (1978)
Çağdaş Yazın ve Kültür (1978)
Yerel Kültürden Evensele (1985)
Nâzım Hikmet ve Geleneksel Türk Yazını (1992)
Yaşar Kemal'i Okumak (1998)
Yaşar Kemal: Bir Geciş Dönemi Romancısı (2000)
Paris Yazıları (2 cilt, 2004)

[/B]ÖDÜLLERİ

1976 Türk Dil Kurumu Öykü Ödülü, Uzun Sürmüş Bir Yaz ile
1985 Fransız Pen Kulübü Jüri Özel Ödülü, Sevgilim İstanbul ile
1987 Haldun Taner Öykü Ödülü, Sevgilim İstanbul’daki bir öykü ile (Murathan Mungan ile paylaştı)
1990 Radio France Internationale Uluslararası En İyi Öykü Ödülü
1992'de Struga Plaket ödülü



[COLOR=#660033]NEVZAT ÇELİK
1960'ta Kastamonu Boyabat’ta dünyaya geldi. İlk ve orta öğrenimini İstanbul’da tamamladı. 1980’de İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi'ne bağlı Uygulamalı Sanat ve Endüstri Yüksek Okulu birinci sınıfında öğrenci iken tutuklandı. Dev-Sol davasında idam istemiyle yargılandı. 7 yıl cezaevinde kaldı. İlk şiiri cezaevinde iken 1982’de yayınlandı. 1984'te "Şafak Türküsü" kitabı Akademi Kitabevi Başarı Ödülü kazandı ve üst üste yeni baskıları yapıldı. 1987'de basılan "Müebbet Türküsü" kitabı da büyük başarı kazandı. Yankılar üzerine serbest bırakıldı. İstanbul'da "OM Yayınevi"nin kurucu ve yöneticilerinden. İlk şiirlerinde Ahmed Arif ve Nâzım Hikmet etkisi belirgin. Zeki buluşları, uyak kurmadaki özgün beceriysiyle dikat çekiyor. İlk dört kitabından sonra uzun süre sessiz kaldı. 1998'de yayınlanan "Sevgili Yoldaş Kurbağalar" ise kendini yinelemediğini, yeni şiir alanlarına açıldığını gösterdi. Şiirini ses ve tema özellikleri bakımından genişletip zenginleştirdiği görüldü. Bu eserde bir yandan Attilâ İlhan etkileri taşıyan, bir yandan da İkinci Yeni'nin olumlu özelliklerini özümsemiş bir şiire ulaştı. Günümüz Türk şiirinin en dikkate değer şairleri arasında.

ESERLERİ

ŞİİR:
Şafak Türküsü (1984)
Müebbet Türküsü (1987)
Suda Seken Hayat (1990)
Yağmur Yağmasaydı (1990)
Sevgili Yoldaş Kurbağalar (1998)

ÖDÜLLERİ

1984 Akademi Kitapevi Şiir Başarı Ödülü Şafak Türküsü ile
1987 Hasan Hüseyin Şiir Ödülü Müebbet Türküsü ile
1987 Poetry International Ödülü Müebbet Türküsü ile
Pen Club American Center tarafından onur üyeliğine seçildi



[COLOR=#660033]NEVZAT ÜSTÜN
1924’te İstanbul’da doğdu. 8 Kasım 1979’da Bolu yakınlarında geçirdiği bir trafik kazasında yaşamını yitirdi. 1945’te Özel Boğaziçi Lisesi’ni bitirdi. Öğrenim için gittiği Paris'te iki yıl kaldı. Eğitimini tamamlamadan yurtdışından dönüşte ticaretle uğraştı. 1951'de Nokta Dergisi'nin kurucuları arasında yer aldı, yazıişleri sorumluluğunu üstlendi. 1961-1964 arasında Tanin, Ekspres, Vatan, İkdam, Yeni Tanin gazetelerinde köşe yazarlığı yaptı. İlk şiiri 1935'te bir çocuk dergisinde yayınlandı. Daha sonra çeşitli dergilerde çıkan şiirleriyle tanındı. Öyküleri Çekçe, Rusça ve Bulgarca'ya çevrildi. Verlaine, Valery gibi Fransız şairlerle, Garip Akımı'nın etkisindeki ilk şiirlerini "Oluş" kitabında topladı. Bu kitaptan sonra, çağın sorunları ve özgürlük savaşımını konu alan toplumsal gerçekçi şiirler yazdı. Geleneksel Türk ve çağdaş Batı şiirlerinin özelliklerinden yararlanarak özgün bir anlatım geliştirdi. Öykülerinde gözleme, yalın bir anlatıma önem verdi, çoğunlukla Kayseri yöresi ve Güneydoğu Anadolu insanının kaygılar ve yoksulluklar içindeki yaşamını anlattı. Ölümünden sonra ailesi onun adına bir şiir ve öykü ödülü koydu.

ESERLERİ

ŞİİR:
Oluş (1946)
Yaşadığımız Devre Dair Şiirler (1951)
Cüceler Çarşısı (1955)
Yitikler Kapısı (1961)
Güneş Ülkesi (1964)
Hey Sen Amerikalı (1967)
Köprübaşı (İlk 6 şiir kitabı bir arada, 1968)
Ak Yeşil Kavak Ağaçları (1972)

ÖYKÜ:
Yaşama Duvarı (1964)
Almanya Almanya (1965)
Çıplak (1966)
Akrep Üretim Çiftliği (1968)
Boğaların Ölümü (1975)
Çıplak (ilk dört öykü kitabı bir arada, 1970)

DENEME-GEZİ:
Sovyetler Birliği’nden Batı’ya (1966)
Üçüncü Bir Dünya (1974)
Almanya Beyleri (1975)
Portekiz Bahçeleri (1975)
Türkiye’deki Amerika (1967)




[COLOR=#660033]NEYZEN TEVFİK
24 Mart 1879’da Bodrum’da doğdu, 28 Ocak 1953’te İstanbul’da öldü. Asıl ismi Tevfik Kolaylı. İzmir Urla’da amatör bir neyzenden nota ve usul bilgileri öğrenerek başladığı ney çalışmalarını kendi kendine geliştirdi. İzmir İdadisi’nden bitirmeden ayrıldı. Farsça öğrendi. İzmir Mevlevihanesi’ne girdi. Burada Eşref, Tokadizade Şekib, Tevfik Nevzat, Abdülhalim Memduh gibi şairlerle tanıştı. Şair Eşref’in etkisiyle şiir yazmaya başladı. İlk şiiri 1989’da Muktebes gazetesinde yayımlandı. 1989’da İstanbul’a geldi. Fethiye Madresesi’nde 4 yıl öğrenim gördü. Mehmet Akif’le tanıştı ve ondan Arapça, Farsça, Fransızca dersleri aldı. Dönemin önde gelen müzisyenleri Kanuni Hacı Arif Bey, Tamburi Cemil Bey ve Udi Nevres Bey ile dostluk kurdu. Galata ve Kasımpaşa mevlevihanelerine devam etti. 1902’de Bektaşi dervişi oldu. 1903’te padişah ve saray çevresine yönelttiği yergiler nedeniyle baskı görmeye başladı. Mısır’a kaçtı. İskenderiye ve Kahire’de yaşadı. Gıyabında idama mahkum edildi. Bir süre Kaygusuz Sultan Bektaşi Tekkesi’nde saklandı. 1913’te II. Meşrutiyet’in ilanından sonra İstanbul’a döndü. Hastalığı ve içkiye düşkünlüğü nedeniyle birçok kez Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde tedavi gördü. Nef’i ve Eşref’ten sonra üçüncü büyük yergi ve taşlama ustası olarak bilinir. Oldukça eski bir dil kullanması nedeniyle güç anlaşıldı. Yergilerini genellikle siyasal ve dinsel baskıya, çıkarcılığa yöneltti. Toplumdaki tüm haksızlıkları çekinmeden dile getirdi. Bilinen tek bestesi "Nihavent Saz Semaisi"dir.

ESERLERİ

ŞİİR:
Hiç (1919)
Azab-ı Mukaddes (1949)



[B][SIZE=+2][COLOR=#660033]NEZİHE ARAZ
1922 yılında Konya’da doğdu. Ankara eski milletvekili Rıfat Araz’ın kızı. Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Felsefe Bölümü’nü bitirdi. 1950’de Resimli Hayat dergisinde gazeteciliğe başladı. Çeşitli gazetelerde fıkra yazarlığı yaptı. Röportajları ve araştırmaları yayınlandı. Meydan-Larousse, Larousse-Gençlik ve Kaynak Kitaplar Yayınevi’nin hazırladığı Türkiye Ansiklopedisi’yle diğer yayınların yapımcı ve yayıncılığını yaptı. Birçok televizyon dizisinin senaryosunu yazdı.

ESERLERİ

[B]ŞİİR:

Benim Dünyam

BİYOGRAFİ:
Hazreti Muhammet
Fatih Sultan Mehmet

ARAŞTIRMA:
Dertli Dolap
Aşk Peygamberi
Kırk Pencereli Konak

OYUN:
Akıllı Tavşan ve Güçlü Aslan
sihirli Fındıklar
Bozkır Güzellemesi
Öyle Bir Nevcivan
Alacakaranlık
İmparatorun İki Oğlu
Afife Jale
Cahide
Ballar Balını Buldum

SENARYO:
O Kadın
Ekmek Kavgası
İhtiras Fırtınası
Afife Jale
Hanım
[/B]



[B][SIZE=+2][COLOR=#660033]NEZİHE MERİÇ
1925 yılında Gemlik’te doğdu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’ndeki öğrenimini yarıda bıraktı. Bir süre Heybeliada İlkokulu’nda müzik öğretmenliği yaptı. Eşi Salim Şengil’in sahibi olduğu Dost dergi ve Dost Yayınları’nı yönetti (1952-1972). İlk yazısı N.Ufuk imzasıyla İstanbul dergisinde 1945’te yayımlandı. Kadın ve çocuk sorunlarıyla ilgili çalışmalarıyla tanındı. Öyküleri Amerika, Almanya, Fransa ve Rusya’da yayınlanan çeşitli öykü antolojilerinde yer aldı.

ESERLERİ

[B]ÖYKÜ:

Bozbulanık (1953)
Topal Koşma (1956)
Menekşeli Bilinç (1965)
Dumanaltı (1979)
Bir Kara Derin Kuyu (1989)
Yandırma (1998)

ROMAN:
Korsan Çıkmazı (1962)

OYUN:
Sular Aydınlanıyordu (1969)
Sevdican (1984)
Çın Sabahta (1984)

ÇOCUK KİTAPLARI:
Alagün Çocukları (1976)
Küçük Bir Kız Tanıyorum dizisi (7 kitap, 1991-1998 arasında)
Dur Dünya Çocukları Bekle (1992)
Ahmet Adında Bir Çocuk (1998)

[/B]ÖDÜLLERİ

1962 Türk Dil Kurumu Roman Ödülü, Korsan Çıkmazı İle
1990 Sait Faik Hikaye Armağanı, Bir Kara Derin Kuyu ile



[B][SIZE=+2][COLOR=#660033]NİHAT BEHRAM
1946'da Kars’ta doğdu. İlköğrenimini Çankırı'da, ortaöğrenimini Haydarpaşa Lisesi’nde tamamladı. Gazetecilik Yüksek Okulu’nda öğrenimini sürdürürken 1972'de Ceza Yasası’nın 141, 146 ve 246 maddelerine aykırı eylemde bulunduğu savı ile tutuklandı. Bir buçuk yıl tutuklu kaldı. Serbest bırakıldıktan sonra eğitimini bitirdi. Vatan gazetesinde, Güney Yayınları’nda çalıştı. "Halkın Dostları" dergisinin yönetimine katıldı. Ağabeyi Ataol Behramoğlu ile birlikte "Militan" dergisini kurdu ve yönetti. 12 Eylül 1980’den sonra ülke dışına çıkmak zorunda kaldı. Dönmesi yolundaki çağrıya uymadığı için vatandaşlıktan çıkarıldı. 17 yıllık politik sürgünden sonra 1996’da yurda dönebildi. İlk şiirleri, Soyut, Yordam, Yeni Gerçek, Halkın Dostları dergilerinde yer aldı. Ardından yayınlandığı süreçte Militan’da yazdı. Çocuk edebiyatı alanında da ürünler verdi. İlk şiirlerini İsmet Özel, Ataol Behramoğlu ile İkinci Yeni akımı etkisinde yazdı. Bu etkilenmelere rağmen kendi kuşağının toplumsal ve psikolojik durumunu yansıttı. İlk kitabından itibaren yüksek ve etkili sesi, yaşama duyarlı tavrıyla acılı bir lirizm, doğa betimlemelerindeki titizliğiyle dikkat çekti. Şiirleri, 1970 sonrası gençliğinin yaşadığı acı deneyimleri, özverilerini ve inançlarındaki içtenliği anlamada temel bir başvuru kaynağı niteliğinde. Son dönem şiirlerinde halk şiiri, söyleyişleri ve dilinden yararlanan yeni sentezlere ulaşma isteği görülüyor.

ESERLERİ

[B]ŞİİR:

Hayatımız Üzerine Şiirler (1972)
Fırtınayla Borayla Denenmiş Arkadaşlıklar (1974)
Dövüşe Dövüşe Yürünecek (1976)
Hayatı Tutuşturan Acılar (1978)
Irmak Boylarında Turaç Seslerinde (1980)
Savrulmuş Bir Ömrün Günlerinde (1982)
Ay Işığı Yana Yana (1986)
Yine de Gülümseyerek (seçmeler, 1987)
Cenk Çeşitlemeleri (1988)
Kundak (2000)

ROMAN:
Gurbet (1987)
Lanetli Ömrün Kırlangıçları (1991)
Kız Ali (1998)

ÇOCUK KİTAPLARI:
Kuyruğu Zilli Tilki (1979)
Göğsü Kınalı Serçe (1980)

Ayrıca Darağacında Üç Fidan (1967) adlı kitabı 12 Mart 1971 darbesinden sonra idam edilen Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının eylemlerini anlatır. İbrahim Kaypakkaya’nın yaşamını anlattığı belgesel-roman türü bir kitabı daha var.
[/B]


[COLOR=#660033]NİHAT SAMİ BANARLI [B]
1907’de İstanbul Fatih’te doğdu. 13 Ağustos 1974’te İstanbul’da yaşamını yitirdi. Edirnekapı Şehitliği’nde toprağa verildi. Edebiyat araştırmacısı ve tarihçisi. 1929’da Edebiyat Fakültesinden ve Yüksek Öğretmen Okulu'ndan mezun oldu. 1929-1934 arasında Edirne Lisesi ile Kız ve Erkek Öğretmen Okulunda edebiyat öğretmenliği yaptı. 1947’ye kadar İstanbul’da Kabataş, Galatasaray, Boğaziçi, Şişli Terakki ve Işık liselerinde, 1947-1969 arasında Eğitim Enstitüsü ile Yüksek Öğretmen Okulunda dersler verdi. 1969’da emekliye ayrıldı. 1948’den başlayarak Hürriyet gazetesinde Edebi Sohbetler sütununda yazdı. 1953’te İstanbul Fetih Cemiyeti'ne girdi. Bu kuruluşa bağlı olan İstanbul Enstitüsü’nde müdürlük yaptı. Milli Eğitim Bakanlığı 1000 Temel Eser ve Çağdaş Türk Yazarları komisyonlarına üye ve başkan seçildi. 1971’de kurulan Kubbealtı Akademisi’ne Edebiyat Kolu Başkanı ve Akademi Dergisi Müdürü oldu.

ESERLERİ

[B]İNCELEME-ARAŞTIRMA:

Yahya Kemal Yaşarken (1959)
Yahya Kemal’in Hatıraları (1960)
Türkçe’nin Sırları (1940)
Şiir ve Edebiyat Sohbetleri (3 cilt, 1951-1954)
Resimli Türk Edebiyatı Tarihi (2 cilt, 1948-1975-1979)
Dasitan’i Tevarih’i Müluk’i Ali Osman ve Cemşid ve Hurşid Mesnevisi(Ahmedi)(1933)
Namık Kemal ve Türk Osmanlı Milliyetçiliği
Büyük Nazireler Mevlid ve Mevlid’de Milli Çizgiler
Edebi Bilgiler (1940)
Metinlerle Edebi Bilgiler (3 cilt, 1955-1960)
Başlangıçtan Tanzimata Kadar Türk Edebiyatı Tarihi
Fatih’in Zafer Sırları

OYUN:
Kızılçağlayan (1933)
Bir Yuvanın Şarkısı (1933)

ROMAN:
Bir Güzelliğin Romanı (Hürriyet gazetesinde tefrika)
[/B][/B]


[B][B][SIZE=+2][COLOR=#660033]NURETTİN İĞCİ
1959 yılında İstanbul’da doğdu. 1980’da Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Yüksek Okulu’nu bitirdi. İlk yazısı Gırgır’da, ilk oyunu da TRT İstanbul Radyosu’nda 1981 yılında yayınlandı. Yazıları Doğan Kardeş, Milliyet Kardeş, Gırgır, Hıbır, Limon, Gıcık, Dalga, Avni, Gümgüm, Fırt, Pişmiş Kelle dergileri ile Milliyet, Cumhuriyet, Güneş, Yeni Asır, Hürriyet ve Fotospor gazetelerinde çıktı. Radyo ve Televizyon için senaryolar yazdı. 1988’de 1. Ulusal Nasreddin Hoca Gülmece Öyküsü Yarışması’nda birincilik kazandı. 1991’de Trakya Gazeteciler Derneği’nce düzenlenen yarışmada ise Jüri Özel Ödülü’ne layık görüldü. 1996 yılında yayınlanan “Aziz Nesin’e Saygı“ Antolojisi’ne bir öyküsü alındı. 1997 yılında da Barış Selçuk Basın Teşvik Ödülleri’nde güncel yazı dalında dereceye girdi. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin günlük yayın organı “Bizim Gazete“de “İğci’nin İğnesi“ ile “Oltaya Takılanlar“ köşelerinde yazıyor. Gülmece ve Çocuk Edebiyatı alanında 27 kitabı var. Emekliliğinin ardından kitapları ile dolu çantasını sırtına atıp o okul senin bu okul benim geziyor ve “Çocuklar okusun“ görüşüne hizmet etmeye çalışıyor.




[SIZE=+2][COLOR=#660033]NURULLAH ATAÇ
21 Ağustos 1898’de İstanbul Beylerbeyi'de doğdu. 1957’de Ankara'da yaşamını yitirdi. Türk edebiyatında modern anlamda deneme türünde ürün veren ilk yazar ve eleştirmen. Asıl ismi Ali Nurullah Ata. Öğretmen Mehmet Ata Bey'in oğlu. İlkokuldan sonra 4 yıl Mekteb-i Sultani'de öğrenim gördü. Öğrenimini tamamlamak ve Fransızca öğrenmek için İsviçre'ye gitti. 1919'da Türkiye'ye döndü. Sınava girerek Darülfünun öğretmeni oldu. İstanbul'da Nişantaşı, Vefa, Üsküdar liseleri ile Adana Lisesi'nde Fransızca dersleri verdi. Ankara Orta Öğretim Mektebi, İstanbul Üniversitesi Yabancı Diller Yüksek Okulu, Gazi Terbiye Enstitüsü, Ankara Atatürk Lisesi'nde de öğretmenlik yaptı. Cumhurbaşkanlığı çevirmeni oldu. Emekliye ayrılana dek bu görevi sürdürdü. Yazmaya Yahya Kemal Beyatlı'nın yönettiği Dergâh dergisinde yayınlanan şiir ve yazılarıyla başladı. Daha sonra yalnızca deneme ve eleştiri türünde ürünler verdi ve çeviriler yaptı. Eski Türk edebiyatı ile çağdaş Batı edebiyatını inceledi. Yeni bir kültür, edebiyat ve dil arayışı içinde oldu. Çoğulcu bir düşünce yapısına ulaşmak için Batı hümanizmi ve demokratikleşme sürecini sindirmek gerektiğini savundu. Türkiye'de ulusal benliği koruyan bir Batılalaşma modeli uygulanmasını önerdi. Eleştirmenin okura sezinleyemediği güzellikleri tanıtması gerektiğini savundu. Kendi türettiği sözcükleri, devrik tümceleri ve kendine özgü biçemiyle dili bir uygarlık sorunu olarak ele aldı. Batılılaşma, Divan şiiri, yeni şiir, eleştiri gibi çeşitli konularda, kişisel yönü ağır basan yazılarındaki kuşkucu ve cesur tavrıyla pek çok genç yazarı etkiledi.

ESERLERİ

Günlerin Getirdiği (1946)
Sözden Söze (1952)
Karalama Defteri (1953)
Ararken (1954)
Diyelim (1954)
Söz Arasında (1957)
Okuruma Mektuplar (1958)
Prospero ile Caliban (1961)
Söyleşiler (1964)
Günce I -II (1972)
Dergilerde (1980)



[/B][/B]
[/B]
[/B]
[/B]
Posting Freak
~Yazarlarımız~
[COLOR=#660033]OKTAY RİFAT
10 Haziran 1914’te Trabzon’da doğdu. 18 Nisan 1988’de İstanbul’da yaşamını yitirdi. 1936'da Ankara Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Maliye Bakanlığı'nca gönderildiği Paris’te siyasal bilgiler fakültesinde 3 yıl öğrenim gördü. 2'nci Dünya Savaşı'nın başlaması nedeniyle 1940'ta eğitimini tamamlayamadan yurda döndü. Maliye Bakanlığı’nda, ardından Matbuat Umum Müdürlüğü'nde çalıştı. Ankara ve İstanbul'da serbest avukatlık yaptı. 1955’te İstanbul’a yerleşti. 1973'te Devlet Demir Yolları’ndan emekli oldu. İlk şiiri 1936'da Varlık dergisinde yayınlandı. Orhan Veli Kanık ve Melih Cevdet Anday ile Varlık dergisinde başlattıkları atılım "Garip" adı verilen şiir akımının doğmasına neden oldu. İlk şiirlerinde, diğer arkadaşları gibi, kentte yaşayan insanların günlük yaşamlarını işledi. Etkileyici gücünü şaşırtıcı buluşlardan, alay ve yergiden alan, dili yalın, 4-5 dizelik şiirler yazdı. 1944'ten sonra Aile, Yaprak, Yeditepe, Yeni Dergi gibi dergilerde yayınlanan şiirleriyle etkili oldu. "Yaşayıp Ölmek ve Avarelik Üstüne Şiirler" kitabında bir yandan Garip çizgisini sürdürürken bir yandan geleneksel biçimler denedi. Yarım ve tam uyaklar kullandığı bu dönem şiirlerinde halk şiiri geleneğini geliştirmeye çalıştı. Şiirinin üçüncü evresinde toplumsal sorunları konu alan şiirlere ağırlık verdi. Halk deyişlerinden yararlanarak alaya, yergiye dayalı şiirler yazdı. "Aşağı Yukarı" ve "Karga ile Tilki" kitaplarında özgür bir söyleyişe ulaştı. Yer yer düzyazıya hatta senaryoya yaklaşan uzun şiirlerinde yeresel ağızlardan argoya kadar konuşma dilinin değişik ve zengin olanaklarını kullandı. 1960'lara doğru giderek soyutlaşan bir şiire yöneldi. Yoğun düşünce ve duyarlılıkla geleneksel ölçülere benzer biçimlerde işlenmiş ürünler verdi. Çağdaş sanatın gelişmelirini ve sorunlarını ele alan yazılar, şiir çevirileri, oyunlar ve oyun çevirileri yayınladı.

ESERLERİ

[B]ŞİİR:

Garip 1941 (Orhan Veli Kanık ve Melih Cevdet Anday'la)
Yaşayıp Ölmek Aşk ve Avarelik Üstüne Şiirler 1945
Güzelleme 1945
Aşağı Yukarı 1952
Karga ile Tilki 1954
Perçemli Sokak 1956
Aşık Merdiveni 1958
Elleri Var Özgürlüğün 1966
Şiirler 1969
Yeni Şiirler 1973
Çobanıl Şiirler 1976
Bir Cigara İçimi 1979
Elifli 1980
Denize Doğru Konuşma 1982
Dilsiz ve Çıplak 1984
Koca Bir Yaz 1987

ROMAN:
Bir Kadının Penceresinden 1976
Danaburnu 1980
Bay Lear 1982

OYUN:
Birtakım İnsanlar 1961
Kadınlar Arasında 1966
Yağmur Sıkıntısı, Toplu Oyunlar 1988

[/B]ÖDÜLLERİ

1955 Yeditepe Şiir Ödülü Karga ile Tilki kitabıyla
1970 Türk Dil Kurumu Şiir Ödülü Şiirler kitabıyla
1980 Sedat Simavi Vakfı Edebiyat Ödülü Bir Cigara İçimi kitabıyla
1981 Madaralı Roman Ödülü Danaburnu romanıyla
1984 Behçet Necatigil Şiir Ödülü Dilsiz ve Çıplak kitabıyla




[COLOR=#660033]OĞUZ ATAY
12 Ekim 1934’te Kastamonu İnebolu’da doğdu. 13 Aralık 1977’de İstanbul’da yaşamını yitirdi. Romancı, öykü ve oyun yazarı. Ortaöğrenimini 1951'de Ankara Maarif Koleji’nde tamamladı. 1957'de İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesi’ni bitirdi. 1960'ta İstanbul Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademisi İnşaat Bölümü’nde (Bugün Yıldız Üniversitesi) öğretim görevlisi oldu. 1975’te doçentliğe yükseldi. Topografya adlı bir de mesleki kitap yazdı. Öykü ve yazıları 1971’den sonra Yeni Dergi ve Soyut’ta yayınlandı. Beyninde çıkan bir tümör nedeniyle, bir süre Londra’da tedavi gördü ama sağlığına kavuşamadı. İlk romanı "Tutunamayanlar"da küçük burjuva dünyasına ironiyle yaklaştı. Kitapta olaylar, küçük burjuva dünyasının değerlerinden ölümüne nefret eden bir gencin, kendisini öldürmesiyle noktalanır. Bu eserinde yenilikçi ve çağdaş Batı romanının bazı tekniklerinden ustaca yararlandı. İç konuşma, bilinç akışı, düşler ve değişik söylemlerden oluşan metinler düzleminde karmaşık bir gerçeklik kurdu. Romanın içinde dağılmış ayrıntı, gözlem ve çağrışımlar, bütüne egemen olan bilinçli bir kurgunun öğeleridir. Öykü kitabı "Korkuyu Beklerken"de de psikolojik çözümlemelere ağırlık verdi,

ESERLERİ

[B]ROMAN:

Tutunamayanlar (1971-1972’de iki cilt, yeni basımı tek cilt 1984)
Tehlikeli Oyunlar (1973)
Bir Bilim Adamının Romanı (1975)
Eylembilim (1998, tamamlanmamış roman)

ÖYKÜ:
Korkuyu Beklerken (1975)

OYUN:
Oyunlarla Yaşayanlar (1985)

[/B]ÖDÜLLERİ

1970 TRT Sanat Ödülleri Yarışması Başarı Ödülü, Tutunamayanlar ile




[COLOR=#660033]ONAT KUTLAR
25 Ocak 1936’da doğdu. 30 Aralık 1994’te İstanbul’da The Marmara Oteli’nin pastanesine konan bombanın patlaması sonucu yaralandı, 15 Ocak 1995’te yaşımını yitirdi. İlk ve orta öğrenimini memleketi Gaziantep’te tamamladı. İstanbul Hukuk Fakültesi’ndeki öğrenimini son yıl yarıda bırkatı, felsefe öğrenimi için Paris’e gitti. Türkiye’ye döndükten sonra bir süre Doğan Kardeş dergisinde sekreterlik yaptı. 1956 yılında, "a Dergisi"nin, 1965’te ise Türk Sinematek Derneği'nin kurucuları arasında yer aldı ve 1976 yılına kadar aynı derneğin yöneticiliğini yaptı. Kuruluşundan başlayarak İstanbul Film Festivali Düzenleme Kurulu, 1981 yılından ölümüne kadar da İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı İcra Kurulu üyesiydi. Reklam ajanslarında da çalıştı. 1978’de, Kültür Bakanlığı Sinema Yapım ve Gösterim Merkezi’nin kuruluş çalışmaları içinde yer aldı. 1952’de çeşitli dergilerde çıkan şiir ve hikâyeleriyle tanınmaya başlayan Onat Kutlar, edebiyattaki özgün yerini ödül kazanan "İshak" adlı öykü kitabıyla aldı. 1989’da, İranlı şair Füruğ Ferruhzad’ın şiirlerinden bir seçmeyi Celal Hosrovşahi ile birlikte çevirerek Sonsuz Günbatımı adıyla yayımladı. Unutulmuş Kent adılı şiir kitabı 1996’da Fransa’da Rauyamont Vakfı tarafından yayınlandı.

ESERLERİ

ÖYKÜ:
İshak

DENEMELER:
Yeter ki Kararmasın
Bahar İsyancıdır

ŞİİR:
Peralı Bir Aşk İçin Divan (1981)
Unutulmuş Kent (1986)

SİNEMA:
Sinema Bir Şenliktir

SENARYOLAR:
Kenan (1979)
Hazal (1979)
Hakkari’de Bir Mevsim (1982)

ÖDÜLLERİ

1960 Türk Dil Kurumu Öykü Ödülü İshak adlı kitabıyla
1994 Fransa’dan "L’Ordre des Arts et des Lettres" nişanı, Türk Sinematek’indeki çalışmaları nedeniyle




[B][SIZE=+2][COLOR=#660033]ORHAN HANÇERLİOĞLU
19 Ağustos 1916’da İstanbul’da doğdu. 9 Temmuz 1991’de İstanbul’da yaşamını yitirdi. Felsefe ve ekonimik alanındaki sözlük çalışmalarıyla tanınır. 1935'te Şişli Terakki Lisesi’nden mezun oldu. 1939'da İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Meriç, Keşan ve Karaisalı’da kaymakamlık yaptı. İstanbul Belediye Müfettişi, Emniyet Şube Müdürü, Şehir Tiyatrosu Müdürü oldu. 1954’ten sonra Elektrik, Tramvay ve Tünel İşletmeleri Hukuk İşleri Müdürü olarak çalıştı. 1978’de emekliye ayrıldı. Edebiyata şiirle başladı. Bir süre öykü ile ilgilendi. Şadırvan dergisinin öykü yarışmasında birincilik kazandı. Beş Sanat, Varlık, Yeditepe, Yenilik, Ataç ve Türk Dili dergilerindeki ürünleriyle adını duyurdu. 1950'lerde romana yöneldi. 1951’den 1957’ye kadar her yıl bir roman yayınladı. Bu romanları birer büyük hikaye ölçüsünde dar tuttu. Ve her birinde yeni bir biçim denemesine girişti. Daha sonra felsefe ve ekonomi konularındaki çalışmalara ağırlık verdi. Ve temel başvuru niteliğinde birçok kitap hazırladı. Ruhbilim, felsefe, ekonomi, ticaret ve inanç sözlükleri de bunların arasındadır.

ESERLERİ

[B]ŞİİR:

Kıvılcım (1936)

ROMAN:
Karanlık Dünya (1951)
Büyük Balıklar (1952)
Oyun (1953)
Ekilmemiş Topraklar (1954)
Ali (1955)
Kutu Kutu İçinde (1956)
Yedinci Gün (1957)
Bordamıza Vuran Deniz (1960)
Başka Dünyalar (Karanlık Dünya, Oyun, Kutu Kutu İçinde romanlarının toplu baskısı, 1962)
Bütün Romanları (2 cilt, 1981)

ÖYKÜ:
İnsansız Şehir (1953)

İNCELEME:
Erdem Açısından Düşünce Tarihi (1963)
Mutluluk Düşüncesi (1965)
Başlangıcından Bugüne Kadar Özgürlük Düşüncesi (1966)
Felsefe Sözlüğü (1967)
Düşünce Tarihi (1970)
Ekonomi Sözlüğü (1972)
İnanç Sözlüğü (1975)
Felsefe Ansiklopedisi Kavramlar ve Akımlar (7 cilt, 1976-1980)
Felsefe Ansiklopedisi Düşünürler Bölümü (2 cilt, 1985)
Ticaret Sözlüğü (1982)
Ruhbilim Sözlüğü (1988)

[/B]ÖDÜLLERİ

1956 Türk Dil Kurumu Roman Ödülü, Ali ile




[SIZE=+2][COLOR=#660033]ORHAN KEMAL
15 Eylül 1914’te Adana’nın Ceyhan ilçesinde doğdu. 2 Haziran 1970'te yaşamını yitirdi. Toplumsal gerçekçi romanın usta kalemi öykü ve roman yazarı. Asıl ismi Mehmet Raşit Öğütçü. İlk Büyük Millet Meclisi’nde Kastamonu Mebusu olan ve seçildiği Adalet Bakanlığı’ndan 3 gün sonra istifa ettirilip nerdeyse tüm İstiklal Mahkemeleri’nde yargılanan Abdülkadir Kemali Bey’in oğlu. Babasının, 1930’da Ahrar Fırkası'nı kurmak ve gazete çıkarmak yüzünden öldürülme korkusuyla Suriye’ye geçmesi üzerine, ortaokul son sınıfta öğrenimini yarıda bırakmak zorunda kaldı. Bir süre Suriye ve Lübnan’da yaşadı. 1932’de Adana’ya döndü. İşçilik, dokumacılık, ambar memurluğu, katiplik yaptı. 1939'da ilk şiirlerini de yazdığı askerliği esnasında, komünizm propagandası yapmak suçlamasıyla 5 yıl hapse mahkum oldu. Kayseri, Adana ve Bursa cezaevlerinde yattı. Bursa Cezaevi'nde Nâzım Hikmet'le tanışması yaşamının ve yazarlığının dönüm noktası oldu. 1943'te salıverildikten sonra Adana'ya döndü. Amelelik, sebze nakliyeciliği, Adana Verem Savaş Derneği’nde katiplik yaptı. 1950’de İstanbul’a yerleşti, hayatını yazılarıyla kazandı. 1966'da bir lokantadaki konuşmasında komünizm propagandası yaptığı suçlamasıyla yargılandı, beraat etti. Yaşamının son döneminde Bulgaristan ve Romanya Yazarlar Birliği’nin davetlisi olarak, daha çok da tedavi amacıyla Soyfa'ya gitti. 2 Haziran 1970’te Sofya'da tedavi edildiği hastanede beyin kanamasından öldü. İstanbul’da Zincirlikuyu Mezarlığı'nda toprağa verildi.

Hece ölçüsüyle Kayseri Cezaevi'nden yazıp gönderdiği ilk şiiri "Duvarlar" 1939'da Yedigün dergisinde "Reşad Kemal" imzasıyla yayınlandı. "Raşid Kemali" takma adıyla yazdığı şiirler Yedigün ve Yeni Mecmua'da çıktı. İlk romanı "Babaevi"nin bir bölümünü oluşturan "Balık" öyküsü, Yeni Edebiyat dergisinde 1940'ta yayınlandı. Bundan sonra çalışmalarını öyküde yoğunlaştırdı. "Orhan Kemal" adını ilk kez 1942'de "Yürüyüş" dergisinde yayınlanan şiir ve öykülerinde kullandı. Öyküleri, Varlık, Seçilmiş Hikayeler, Yeditepe başta olmak üzere dönemin tüm dergilerinde yer aldı. Gazetelere tefrika romanlar ve film senaryoları yazdı. Geçimini sağlamak, para kazanmak amacıyla durmadan yazdı. "72. Koğuş, Murtaza, Eskici ve Oğulları, Kardeş Payı" adlı eserleri tiyatroya uyarlandı. Doğrudan oyun olarak 1964'te yazdığı tek eseri "İspinozlar", "Yalova Kaymakamı" adıyla sahnelendi. Öykü ve romanlarında günlük yaşamın değişik yönlerini işledi. Kahramanlarını çoğunlukla sömürülen, yoksul insanlardan seçti. Bu insanların yaşamlarını, sorunlarını, iç dünyalarını yansıtırken kinsiz, sevecen, umutlu bir yaklaşım benimsedi. "Babaevi"nde çocukluk yıllarını, "Avare Yıllar"da gençliğini anlattı. Eserlerinin hemen hepsinde toplumsal yapıdaki çelişkileri ustaca vurguladı. Güçlü gözlem gücüyle, özgün ve yalın anlatımıyla hâlâ çok okunan ve sevilen eserler yarattı. Eselerinde hızlı bir olay akışı ve devingenliğin yanısıra "diyaloglara" ağırlık verdiği dikkat çeker. Sanatının olgun döneminde daha çok Adana yöresindeki toprak ve fabrika işçilerini konu aldı. Çukurova'nın toplumsal ekonomik yapısındaki değişimin yöre halkı üzerindeki etkilerini inceledi. Ailesi 1971'den itibaren adına "Orhan Kemal Roman Armağanı" vermeye başladı.

ESERLERİ

[B]ÖYKÜ:

Ekmek Kavgası 1949, Sarhoşlar 1951, Çamaşırcının Kızı 1952, 72. Koğuş 1954, Grev 1954, Arka Sokak 1956, Kardeş Payı 1957, Babil Kulesi 1957, Dünyada Harp Vardı 1963, Mahalle Kavgası 1963, İşsiz 1966, Önce Ekmek 1968, Küçükler ve Büyükler (ölümünden sonra) 1971.

Öykülerinden yapılan derlemeler Bilgi Yayınevi’nce dört cilt olarak yayınlandı: 1. Yağmur Yüklü Bulutlar 1974; 2. Kırmızı Küpeler 1974; 3. Oyuncu Kadın 1975; 4. Serseri Milyoner/İki Damla Gözyaşı 1976. Arslan Tomson, (ö.s.) 1976; İnci’nin Maceraları (ö.s.) 1979.

ROMAN:
Baba Evi 1949, Avare Yıllar 1950, Murtaza 1952, Cemile 1952, Bereketli Topraklar Üzerinde 1954, Suçlu 1957, Devlet Kuşu 1958, Vukuat Var 1958, Gavurun Kızı 1959, Küçücük 1960, Dünya Evi 1960, El Kızı 1960, Hanımın Çiftliği 1961, Eskici ve Oğulları 1962 ( Eskici Dükkanı adıyla 1970), Gurbet Kuşları 1962, Sokakların Çocuğu 1963, Kanlı Topraklar 1963, Bir Filiz Vardı 1965, Müfettişler Müfettişi 1966, Yalancı Dünya 1966, Evlerden Biri 1966, Arkadaş Islıkları 1968, Sokaklardan Bir Kız 1968, Üç Kağıtçı 1969, Kötü Yol 1969, Kaçak (ö.s.) 1970, Tersine Dünya (ö.s.) 1986.

OYUN:
İspinozlar 1965, 72. Koğuş 1967

ANI:
Nazım Hikmet’le Üç buçuk Yıl 1965

İNCELEME:
Senaryo Tekniği ve Senaryoculuğumuzla İlgili Notlar 1963

RÖPORTAJ:
İstanbul’dan Çizgiler (ö.s.) 1971

ÖDÜLLERİ:

1958 Sait Faik Hikaye Armağanı Kardeş Payı ile
1967 Ankara Sanatseverler Derneği Yılın En İyi Öykücüsü ödülü
1969 Sait Faik Hikaye Armağanı Önce Ekmek ile
1969 Türk Dil Kurumu Öykü Ödülü Önce Ekmek ile [/B]




[SIZE=+2][COLOR=#660033]ORHAN PAMUK
1952’de İstanbul’da doğdu. Liseyi Robert Koleji’nde bitirdi, İstanbul Teknik Üniversitesi’nde üç yıl mimarlık eğitimi gördü. 1976’da İstanbul Üniversitesi Gazetecilik Enstitüsü’nü bitirdi. 1974’den sonra yazmaya başladı. İlk romanı Cevdet Bey ve Oğulları 1979’da Milliyet Yayınları Roman Yarışması’nı kazandı. 1982’de yayınlanan bu kitap 1983 Orhan Kemal Roman Ödülü’nü de aldı. Aynı yıl ilk baskısı çıkan Sessiz Ev ile 1984 Madaralı Roman Ödülü’nü ve bu kitabın Fransa’da çıkan çevirisiyle de 1991 Prix de la Découverte Européenne’i (Avrupa Keşif Ödülü) kazandı. 1985’de yayınlanan tarihi romanı Beyaz Kale Pamuk’un ününü yurt içinde ve yurt dışında genişletti. 1990’da yayınlanan Kara Kitap, çağdaş Türk edebiyatının en fazla tartışılan romanlardan biri oldu.

ESERLERİ

[B]ROMAN:

Cevdet Bey ve Oğulları (1982)
Sessiz Ev (1983)
Beyaz Kale (1985)
Kara Kitap (1990)
Yeni Hayat (1994)
Benim Adım Kırmızı (1998)
Kar (2002)

ÖYKÜ:
Öteki Renkler (1998, denemeler de var)

SENARYO:
Gizli Yüz (senaro 1992)

[/B]ÖDÜLLERİ

1979 Milliyet Yayınları Roman Yarışması, Cevdet Bey ve Oğulları ile
1983 Orhan Kemal Roman Ödülü, Cevdet Bey ve Oğulları ile
1984 Madaralı Roman Ödülü, Sessiz Ev ile
1991 Prix de la Découverte Européenne (Avrupa Keşif Ödülü), Sessiz Ev ile




[SIZE=+2][COLOR=#660033]ORHAN SEYFİ ORHON
23 Ekim 1890’da İstanbul’da doğdu. 22 Ağustos 1972’de İstanbul’da yaşamını yitirdi. 1914'te Hukuk Mektebi’ni bitirdi. Meclis-i Mesuban’ın Kavanin Kalemi’nde memurluk, ardından gazetecilik ve öğretmenlik yaptı. Kurtuluş Savaşı sırasında İstanbul Hükümeti’ni destekleyen "Aydede" dergisinde çalıştı. 1946’da CHP’den Zonguldak miletvekili seçildi. 1950’de gazeteciliğe döndü. 1960’tan sonra Adalet Partisi’ne girdi. 1965’te bu partiden İstanbul milletvekili seçildi. 1922-1946 arasında Milliyet, Tasvir-i Efkar, Cumhuriyet, Ulus, Zafer, Havadis gazetelerinde mizah ve köşe yazıları yazdı. Yaşamının son döneminde Son Havadis gazetesinde yazarlık yaptı. İlk şiirleri arkadaşlarıyla birlikte çıkardıkları "Hıyaban" isimli dergide yayınlandı. 1917’de Yeni Mecmua’da çıkan şiirleriyle adını duyurdu. Türk şiirinde "Hecenin Beş Şairi" grubundan biri olarak ün kazandı. Yusuf Ziya Ortaç’la birlikte Papağan, Güneş, Ayda Bir, Çınaraltı dergilerini çıkardı. Şiire Aruzla başladı. "Fırtına ve Kar" isimli uzun şiirinde bunun başarılı bir örneğini verdi. Daha sonra Milli Edebiyat ve Genç Kalemler akımlarının etkisinde kalarak hece veznine döndü. Hece ile yazdığı şiirlerinde yalın bir dil kullandı. Divan şiiri kalıplarını hece veznine uyarlayarak yazdığı gazel benzeri şiirleri de var. Yirmiden fazla şiiri bestelendi.

ESERLERİ

[B]ŞİİR:

Fırtına ve Kar (1919)
Peri Kızı ile Çoban Hikayesi (1919)
Gönülden Sesler (1922)
O Beyaz Bir Kuştu (1941)
Kervan (1946)
İşte Sevdiğim Dünya (1965)

DÜZ YAZI:

Fiskeler (1922)
Asri Kerem (1942)
Dün Bugün Yarın (1943)
Kulaktan Kulağa (1943)
Hicivler (1950)
Gençlere Açık Mektup (1951)
Düğün Gecesi (1957) [/B]



[SIZE=+2][COLOR=#660033]ORHAN ŞAİK GÖKYAY
16 Temmuz 1902'de Kastamonu İnebolu’da doğdu. 1994'te İstanbul’da yaşamını yitirdi. Ortaöğrenimini Aydın ve Kastamonu'da tamamladı. 1922'de Ankara Muallim Mektebi'ni bitirdi. Bir süre ilkokul öğretmenliği yaptı. Ardından 1927'de Kastamonu Lisesi'nden, 1930'da İstanbul Yüksek Öğretmen Okulu Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nden diploma aldı. Çeşitli liselerde edebiyat öğretmenliği yaptı. 1939'da Ankara Musiki Muallim Mektebi'ne müdür olarak atandı. 1947-1951 arasında Galatasaray Lisesi'nde öğretmenlik, 1951-1954 arasında İngiltere'de öğrenci müfettişliği ve kültür ateşeliği yaptı. 1960-1962'de Londra Üniversitesi'nde Türk dili okutmanı olarak çalıştı. 1969'da İstanbul Eğitim Enstitüsü'ndeki edebiyat öğretmenliği görevinden emekliye ayrıldı. 1984'ten sonra Marmara ve Mimar Sinan üniversitelerinde divan edebiyatı dersleri verdi. Aruzla yazdığı ilk şiirleri Kastamonu’da yayınlanan "Açıksöz" dergisi ile Balıkesir’de kendisinin yayınladığı "Çağlayan" dergisinde çıktı. Ardından hece veznine döndü. Önceleri âşık tarzına uygun, çoğunlukla ulusal konuları işleyen lirik şiirler yazdı. 1940'lardan sonra edebiyat tarihi, folklor ve halk edebiyatı araştırmalarına yöneldi. Eski metinleri inceledi, eklediği notlarla birlikte sadeleştirilmiş basımlarını hazırladı. Kendi şiirlerini kitap olarak yayınlamadı. Yalnızca 5 şiirini İngilizce çevirileriyle birlikte Birkaç Şiir-Poems kitabında topladı.

ESERLERİ

[B]ŞİİR:

Birkaç Şiir-Poems (1976)

SADELEŞTİRME-DÜZENLEME:
Dede Korkut (1938)
Bugünkü Dille Dede Korkut Masalları (1939)
Dedem Korkudun Kitabı (1973)
Katip Çelebi Hayatı, Şahsiyeti, Eserleri (1957)
Katip Çelebi’den Seçmeler (1938)
Kabusnâme (1944, Mercimek Ahmed'in Keykâvus'undan çeviri)
Eşkâl-i Zaman (1969, Ahmet Rasim'den)
Ferah-Cerbe Fetihnâmesi (1975, Zekeriyazâde'den)
Mevâ-idü'n Nefâis fi Kavaidi'l Mecâlis (Görgü ve Toplum Kuralları Üzerinde Ziyafet Sofraları) (2 cilt, 1978, Gelibolulu Mustafa Âli'den)
Hâlâtü'l Kahire mine'l Adâti'-z Zâhire (1984)

ELEŞTİRİ:
Destursuz Bağa Girenler (1982) [/B]



[SIZE=+2][COLOR=#660033]ORHAN VELİ KANIK
13 Nisan 1914’te İstanbul’da doğdu. 14 Kasım 1950’de yine İstanbul’da yaşamını yitirdi. Cumhurbaşkanlığı Armoni Orkestrası şefi Veli Kanık'ın oğlu. Galatasaray Lisesi'nde başladığı eğitimini, babasının tayini nedeniyle Ankara'da tamamladı. 1933'te Ankara Gazi Lisesi'nden mezun oldu. Bir süre İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'ne devam etti. Bitirmeden ayrıldı. 1936'da Ankara'da PTT Genel Müdürlüğü'nde çalıştı. 1945'te Milli Eğitim Bakanlığı Tercüme Bürosu'na girdi. 1947'de bu görevden ayrılıp yaşamını yazarlık ve çevirmenlikle kazanmaya başladı. Mehmet Ali Aybar'ın çıkardığı "Hür" ve "Zincirli Hürriyet" gazetelerinde eleştiriler, 1948'de Ulus gazetesinde "Yolcu Notları" başlığıyla yazılar yazdı. 1 Ocak 1949’da yayınlamaya başladığı "Yaprak" dergisini 15 Haziran 1950’ye değin 28 sayı çıkardı. Ankara’da belediyenin açtığı bir çukura düşüp yaralandı. 4 gün sonra İstanbul'da bir dostunun evinde rahatsızlandı. Kaldırıldığı Cerrahpaşa Hastanesi'nde beyin kanaması sonucu yaşamını yitirdi. Rumelihisarı'ndaki Aşiyan Mezarlığı'nda toprağa verildi. 1 Şubat 1951'de anısına tek sayfalık "Son Yaprak" isimli bir degi çıkarıldı.

İlk şiirleri 1936'da Varlık dergisinde yayınlandı. Aruzu çok iyi bilen, hece şiirinin özelliklerini kavramış, çocukluk anılarını, aşk, özlem temalarını, uç bir duyarlılığa götüren genç bir şair olarak tanındı. Ahmet Muhip Dıranas, Ahmet Hamdi Tanpınar ve Fransız simgeci şairlerden izler taşıyan ölçü ve uyağın çok iyi kullanıldığı, müzik öğelerinin belirgin olduğu şiirler yazdı. Asıl ününü çocukluk arkadaşları Oktay Rifat ve Melih Cevdet Anday'la birlikte 1941'de yayınladıkları "Garip" isimli kitabın adını taşıyan şiir akımını başlatarak kazandı. Garip'in Orhan Veli'nin yazdığı önsözünde, "hece ölçüsü ve uyağın şiiri yozlaştırdığı" savunuluyor, "şiirin insanın beş duyusuna değil, beynine seslenen bir söz sanatı olduğu" belirtiliyordu. "Şiire, egemen sınıfların beğenilerinin sonucu yerleşen kalıplaşmış öğeler kaldırılmalı, şairaneliğe son verilmeli ve şiir toplumun çoğunluğuna seslenmeliydi. Bu amaç da ancak yeni yollar ve yeni araçlarla gerçekleştirilebilirdi." Orhan Veli ve arkadaşlarının Türk edebiyatında "Birinci Yeni" diye de adlandırılan bu çıkışları, şiirdeki sözcük hiyerarşisini ve parıltılı sözcüklerin egemenliğini yıktı. Sokaktaki insanı ön plana çıkardı, biçim şiirin kalıbıyken kendisi haline geldi. Yaprak dergisi döneminde şiirde yeni eğilimler içine giren Orhan Veli, şaşırtıcılıktan, yadırgatıcılıktan uzaklaşırken, duygular, yaşama sevinci, gündelik yaşamın ve sokaktaki insanların sorunlarına ağırlık vermeye başladı. Durmadan araştırmalar yaparak, yeni denemelerle şiirini sürekli ileri götürmeye çalıştı. Moliere, Gogol, Sartre gibi yazarlardan çeviriler yaptı, eleştiri ve öyküler yazdı. Nasrettin Hoca fıkralarını şiirleştirip "Nasrettin Hoca Hikayeleri" kitabında topladı.

ESERLERİ

[B]ŞİİR:

Garip 1941
Garip (1945, kendi şiirleriyle yeniden düzenledi)
Vazgeçemediğim 1945
Destan Gibi 1946
Yenisi 1947
Karşı 1949
Nasrettin Hoca Hikayeleri 1949
Bütün Şiirleri 1951

DÜZ YAZI:
La Fontaine (iki kitap, 1948 La Fontaine'den masallar)
Nesir Yazıları (1953, ölümünden sonra)
Denize Doğru (1970, Nesir Yazıları'nın ikinci basımı)
Edebiyat Dünyamız 1975
Sanat ve Edebiyat Dünyamız 1982
Bindiğimiz Dal 1982
[/B]


[B][SIZE=+2][COLOR=#660033]ORHON MURAT ARIBURNU
1918'de İstanbul’da doğdu. 1935'te Konya Askeri Ortaokulu'nu bitirdi. Bursa Işıklar Askeri Lusesi'nden ayrıldı. Eğitimini İstanbul'da Haydarpaşa Lisesi'nde tamamladı 1938'de mezun oldu. Hukuk öğrenimini yarıda bıraktı. Bir süre Almanya'da filoloji okudu. Öğretmenlik, gazete muhabirliği, düzeltmenlik yaptı. İstanbul Belediyesi Hukuk İşleri'nde çalıştı. İlk şiiri 1936'da "Edebiyat Dergisi"nde yayınlandı. Ardından Gün, Varlık, Genç Nesil, Yeditepe, Küçük Dergi, Yenilik, Gelecek gibi dergilerde şiirleri çıktı. 1947'de Türkiye'de ilk kez şiir sergisi açtı. Gündelik dille yazdığı genellikle kısa şiirleri, şaşırtıcılığı, alay ve yergi öğelerine dayanır. Biçim denemeleriyle Garip Şiir'e, konularıyla toplumcu şiire yakındır. 1946'da Şadan Kamil'in "Gençlik Günahı" filmiyle sinemaya girdi. 1951'de kendisinin oynayıp yönettiği ilk filmi "Yüzbaşı Tahsin"de Kurtuluş Savaşı'nı konu aldı. 1952'de çektiği "Sürgün" filminde yine Kurtuluş Savaşı'nda düşmanla işbirliği yapıp sürgüne gönderilenlerin öyküsünü anlattı. 1953'te çektiği "Kanlı Para" filmiyle 1'inci Türk Film Festivali'nde yönetmen, senaryo yazarı ve oyuncu olarak ödül aldı. 1954'te büyük ticari başarı kazanan "Beklenen Şarkı" filmini Cahide Sonku ve Sami Ayanoğlu ile birlikte yönetti. 1959'daki "Tütün Zamanı" filminde Yılmaz Güney'e şans tanıyan yönetmenlerden biri oldu. Yaşamının son yıllarını Almanya Berlin’de geçirdi. 11 Nisan 1989’da Berlin’de yaşamını yitirdi. Diğer filmleri arasında "Ümitler Kırılınca" (1962), "Prangasız Mahkumlar" (1965), Ümit Kurbanları" (1967), "Anter" (1974) sayılabilir.

ESERLERİ

[B]ŞİİR:

Kovan (1940)
Bu Yürek Sizin (Almanya'da hazırladı, 1982)
Buruk Dünya (şiirlerinden seçmeler, 1985)

OYUN:
İnsan Gürültüye Gitmese (1972) [/B]




[COLOR=#660033]ORUÇ ARUOBA
14 Temmuz 1948’de Karamürsel’de doğdu. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji’nde tamamladı. Hacettep Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nde Yüksek Lisans aldı. Aynı üniversitede Felsefe Bilim Uzmanı oldu. Felsefe doktorasını tamamladı ve 1971-1983 arasında öğretim üyeliği yaptı. Tübingen Üniversitesi (Almanya) felsefe semineri üyeliği (1976-1977) ve Victoria Üniversitesi (Yeni Zelanda) konuk öğretim üyeliğinde bulundu (1981). Binlerce öğrenci yetiştirdi. 12 Eylül dönemi sonrasında 1983 yılında üniversiteden ayrıldı. İstanbul’a yerleşerek çeşitli yayın kuruluşlarında çalıştı, yazı ve çeviri işleriyle uğraştı. Hume’dan, Nietzche’den, Wittgenstein’dan, Rike’dan, Celan’dan çevirileri var. Şiirlerinde felsefeciliğinin etkileri hakimdir.

ESERLERİ

[B]ŞİİR:

Tümceler (1990)
De ki İşte (1990)
Yürüme (1992)
Hani (1993)
Ol an (1994)
Kesik Esin-tiler (1994)
Geç Gelen Ağıtlar (1994)
Sayıklamalar (1994)
Uzak (1995)
Yakın (1997)
Ne Ki Hiç (1997 haikular)
İle (1998)
Çengelköy Defteri (2001)
Olmayalı (2003)
Doğançay`ın Çınarları (2004)

FELSEFE:
David Hume’un Bilgi Görüşünde Kesinlik (1974)
A Short Note on the Selby-Bigge Hume (1976)
Nesnenin Bağlantısallığı (1979)[/B]


[SIZE=+2][COLOR=#660033]OSMAN CEMAL KAYGILI
1890’da İstanbul’da doğdu. 1945’te İstanbul’da yaşamını yitirdi. Eski İstanbul'un kenar mahallerindeki yaşamı anlatan roman ve öyküleriyle tanınır. Bir mahalle bakkalının oğlu. Orta öğrenimini Eğrikapı Merkez Rüştiyesi’nde tamamladı. Menşei Kuttab-ı Askeriye’yi bitirerek 1906'da Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Dairesi'ne girdi. 1909'da Kıtaat-ı Fenniye Müfettişliği kaleminde çalıştı. Mahmut Şevket Paşa suikastıyla ilgili görülen muhaliflerle birlikte Sinop’a sürgün edildi. Seferberlikte, bir süre katiplik göreviyle gezici tümenlerde bulundu. 1918'de hastalığı nedeniyle emekliye ayrıldı. Sütçülük, Haliç vapurlarında biletçilik, pazarlarda manifaturacılık yaparak geçimini sağladı. Aynı zamanda çeşitli mizah dergileri ve gazetelerde şiirler, öyküler, fıkralar, makaleler yazdı. Cumhuriyetten sonra 1925-1945 arasında İmam Hatip Okulu’nda, Çemberlitaş Ortaokulu’nda, Fener Kız Lisesi’nde öğretmenlik yaptı. Cumhuriyet, Son Saat, Vakit, Haber, Son Posta, Son Telgraf gazetelerinde fıkra, öykü, makale ve tefrika romanlar yayınladı. İlk yazısı Baha Tevfik’in Eşek adlı güldürü dergisinde yayınlandı. Bazı yazılarında "Anber" takma ismini kullandı. İstanbul'da mahalle ortamında doğup büyüdü, çağdaşlarından farklı bir yol izledi. Meddah, ortaoyunu gibi seyirlik oyunlara ilgi duydu. Bir halk yazarı olarak tanındı. Öykü ve romanlarında İstanbul'un kenar mahallelerinde, sur dışında yaşayan insanları, günlük yaşamlarını, alışkanlıklarını, geleneklerini anlattı. "Çingeneler" adlı romanında da İstanbul çingenelerinin yaşamlarını renkli bi belgesel görüntüsünde yansıttı. "Argo Lügati" adlı eseri tefrika olarak yayınlandı, ama ancak ölümünden sonra basıldı.

ESERLERİ

[B]ROMAN:

Çingeneler (1939)
Aygır Fatma (1944)
Bekri Mustafa (1944)

ÖYKÜ:
Eşkıya Güzeli (1925)
Sandalım Geliyor Varda (1938)
Altın Babası (1923)
Bir Kış Gecesi (1923)
Çingene Kavgası (1925)
Goncanın İntiharı (1925)

OYUN:
Mezarlık Kızı (1927)
Üfürükçü (1925)
İstanbul Revüsü (1925)

ARAŞTIRMA-FOLKLOR:
İstanbul’un Semai Kahveleri Meydan Şairleri (1937)
Argo Lügati
[/B]


[B][SIZE=+2][COLOR=#660033]ÖMER BEDRETTİN UŞAKLI
1904'te Uşak’ta doğdu. 24 Şubat 1946'da İstanbul’da yaşamını yitirdi. Sivas Kadısı Ömer Efendi'nin oğlu. 1924'te İstanbul Kabataş Erkek Lisesi'ni bitirdi. 1927'de Mülkiye Mektebi'nden (Siyasal Bilgiler Fakültesi) mezun oldu. Mudanya Kaymakam Vekilliği'ne atandı. 1928'den sonra kaymakam oldu. Manavgat, Ünye, Şavşat ve Edremit ilçelerinde görev yaptı. 1938-1943 arasında mülkiye müfettişliğine atandı. 1943'te Kütahya’dan milletvekili seçildi. 1925'de "Milli Mecmua"da çıkan şiirlerle adını duyurdu. Daha sonra şiirleri Hayat ve Varlık dergilerinde yayınlandı. Anadolu'da görev yaptığı sırada gezip gördüğü yerlerdeki izlenimleri şiirlerinin temel konusu oldu. Biçim açısından Hecenin Beş Şairi'ne yakın durur. Ama öz yönünden onlardan ayrılır. Daha çok Faruk Nafiz Çamlıbel, Orhan Seyfi Orhon çizgisindeki yurt şiiri anlayışının etkisindedir. Şiirlerinde izlenimci bir gözle algıladığı doğayı, ülke gerçekleri ve bireysel duyarlılığını özgün bir yaklaşımla yansıtır. Annesi ile çocuğunun ölümü, ayrılık acısı, gurbet tedirginlikleri, görev yaptığı, gezip gördüğü yerlerdeki toplumsal sorunlar duyarlılığını besleyen başlıca öğeler oldu. Son dönemde çağdaş Fransız şiirinden de yararlandı. Şiirlerinin bazıları bestelendi ve sevilen şarkılar olarak hâlâ dinlenir. Şiirleri üzerinde yeterince önemle durulmamış, bugünün kuşaklarının tanıyıp değerlendirmesi gereken bir şair olduğu söylenir.

ESERLERİ

[B]ŞİİR:

Deniz Sarhoşları (1926, değiştirilmiş ikinci basım 1929)
Yayla Dumanı (1934)
Sarıkız Mermerleri (1940)
Yayla Dumanı (1945, seçme şiirler, önceki kitabının ismiyle)
Bütün Eserleri (1988, İnci Enginün tarafından derlendi)
[/B]

[COLOR=#660033]ÖMER FARUK TOPRAK [B]
1920'de İstanbul’da doğdu. 20 Ağustos 1979'da yine İstanbul’da yaşamını yitirdi. 1941'de liseyi bitirdikten sonra İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde 3 yıl öğrenim gördü. Okulu bıraktı. 1945-1947 arasında Milli Eğitim Bakanlığı Neşriyat Müdürlüğü’nde çalıştı. 1948’de Petrol Ofisi’ne memur olarak geçti, 1972’de bu kurumdan emekli oldu. İlk şiiri 1938'de "Servet-i Fünun Uyanış" dergisinde yayınlandı. Yeni Edebiyat, Yeni Ufuklar, Varlık, Ant, Fikir ve Sanat, Yığın, Yön gibi dergilerde yayınlanan şiirleriyle tanındı. Başlangıçta ölçülü, uyaklı, duygusal nitelikli şiirler yazdı. Ardından toplumsal gerçekçi şiire yöneldi. Toplumcu sanatçıların bir araya geldiği "Yürüyüş" dergisinin son sayılarını çıkardı. Ölümünden sonra eşi Füruzan Toprak tarafından 1980 yılında başlatılan Ömer Faruk Toprak Şiir Ödülleri geleneksel bir ödül olarak tanındı. Roman, öykü, anı türünde de eserleri var. Tüm şiirlerini Adam Yayınevi yayınladı.

ESERLERİ

[B]ŞİİR:

İnsanlar (1943)
Hürriyet (1945, Suat Taşer ile birlikte)
Dağda Ateş Yakanlar (1955)
Susan Anadolu (1966)
Ay Işığı (1973)
Tüm Şiirleri (1983, toplu şiirler)

ROMAN:
Tuz ve Ekmek (1973)
Karşı Pencere (1975)

ÖYKÜ:
Gönen Öyküleri (1979)

ANI:
Duman ve Alev (1968) [/B][/B]



[B][SIZE=+2][COLOR=#660033]ÖMER HAYYAM
Doğum tarihi kesin belli değil. Adı Ömer’dir. Kayıtlara göre soyadı Abdulfeth, baba adı Ebrahim, sanı ise Gıyaseddin. Horasan yakınlarındaki Nişabür kentinde doğdu. Çocukluğu ve gençliği bu kentte geçti. Tıp, felsefe, fizik, matematik, astronomi bilimleriyle uğraştı. Rubaileri kadar bu yönüyle de ünlüdür. Döneminde Beld, Herat, Esfehan, Mekke’ye gittiği biliniyor. Ölüm tarihinin Hicretten sonra 520 olduğu sanılıyor. Döneminin önemli isimleri Hasan Sabah ve Selçuklu ünlü vezir Nizam-ül Mülk ile okul arkadaşı olduğu yolunda bilgiler var.




[COLOR=#660033]ÖMER SEYFETTİN
28 Şubat 1884’te Gönen’de doğdu. 6 Mart 1920’de İstanbul’da yaşamını yitirdi. Çağdaş Türk öykücülüğünün ile "Milli Edebiyat Akımı"nın kurucularından. Kafkas göçmenlerinden Yüzbaşı Ömer Şevki Bey'in oğlu. Öğrenimine Gönen’de başladı. Babasının görevi nedeniyle sürekli yer değiştirmemeleri için annesiyle bilikte İstanbul'a gönderildi. 1892'de Aksaray’daki Mekteb-i Osmaniye’ye yazdırıldı. 1896'da Eyüp’teki Baytar Rüşdiyesi’ni bitirdi. Edirne Askeri İdadisi’nden sonra 1903'te İstanbul’da Mekteb-i Harbiye’den mezun oldu. Mülazim (teğmen) rütbesiyle orduya katıldı. İzmir Zabitan ve Efrat Mektebi'nde bir süre öğretmenlik yaptı. 1908'de merkezi Selanik'te olan 3'üncü Ordu'da görevlendirildi. 1911’da ordudan ayrıldı. Ama Balkan Savaşı çıkınca tekrar askere alındı. Sırp ve Yunan cephelerinde savaştı. Yanya Kalesi'nin savunması sırasında Yunanlılara esir düştü. Bir yıl süren tutsaklıktan sonra İstanbul'a döndü. Kısa bir süre "Türk Sözü" dergisinin başyazarlığını yaptı. 1914'te Kabataş Lisesi'ne edebiyat öğretmeni olarak atandı. Ölümüne dek bu görevi sürdürdü. Yazmaya Edirne'deki öğrenciliği sırasında başladı. İlk şiiri "Hiss-i Müncemid" "Ömer" imzasıyla 1900'de "Mecmua-i Edebiye"de yayınlandı. İlk öyküsü "İhtiyarın Tenezzühü" 1902'de Sabah gazetesinde yer aldı. İzmir ve Makedonya'da görevliyken yazdığı şiir, öykü ve makaleler çeşitli dergilerde çıktı. Askerliğe ara verdiği dönemde ise yazıları "Rumeli" gazetesi ve çeşitli dergilerde yayınlandı.

Selanik'te yayınlanan "Genç Kalemler" dergisindeki yazılarıyla ünlendi. Derginin ikinci dizisinin ilk sayısında Nisan 1911'de yayınlanan "Yeni Lisan" başlıklı yazısı "Milli Edebiyat" akımının başlangıç bildirgesidir. Yazılarında, yalın, halkın konuştuğu ve anladığı bir dil kullanmak gerektiğini savundu. Türkçe'nin kendi kurallarına uygun yazılmasını, Arapça ve Farsça sözcüklerden arındırılmasını istedi. Milli Edebiyat akımının öncülüğünü Ziya Gökalp ve Ali Canip Yöntem'le birlikte sürdürdü. 1'inci Dünya Savaşı yıllarında "Yeni Mecmua"da yayınlanan öyküleriyle ününü iyice yaygınlaştırdı. Öykülerini kişisel deneyimlerine, tarihsel olaylara ve halk geleneklerine dayandırdı. Günlük konuşma dilini kullanması, öykülerine canlı ve etkileyici bir özellik verdi. Çok değişik konular işledi. Bunları anlatırken yergiye, polemiğe, komik durumlara ve toplumsal yorumlara da yer verdi. Ölümünden sonra 1926’da öykülerini önce Ali Canip Yöntem derledi. Ardından Ahmet Halit Kitabevi 1936’da bir derleme yaptı. 1950’den sonra Şerif Hulusi, öykülerini yeniden gözden geçirip 10 cilt halinde yayınladı. Rafet Zaimler Yayınevi 1962’de 30 öykü daha ekleyerek 11 ciltlik bir külliyat halinde yayınladı. Son olarak Bilgi Yayınevi, "Bütün Eserleri" adıyla tüm öykülerini 16 kitapta topladı. Kahramanlar, Bomba, Yüksek Ökçeler, Yüzakı, Yalnız Efe, Falaka, Aşk Dalgası, Beyaz Lale, Gizli Mabet bu dizideki öykü kitaplarından bir bölümü. İnceleme kitaplarında "Tarhan", "Ayın Sin" rumuzlarını kullandı.

ESERLERİ

[B]ŞİİR:

Ömer Seyfettin’in Şiirleri (1972, Fevziye Abdullah Tansel derlemesi)

ROMAN:
Ashâb-ı Kehfimiz (1918)
Efruz Bey (1919)
Yalnız Efe (1919, 1988)

ÖYKÜ:
Harem (1918)
Yüksek Ökçeler (1922, 1988)
Gizli Mabed (1923, 1988)
Beyaz Lale (1938)
Asilzâdeler (1938)
İlk Düşen Ak (1938, 1980)
Mahçupluk İmtihanı (1938, 1982 bir oyun da içerir)
Dalga (1943, 1952)
Nokta (1956)
Tarih Ezeli Bir Tekerrürdür (1958)

İNCELEME:
Milli Tecrübelerden Çıkarılmış Ameli Siyaset (1912)
Yarınki Turan Devleti (1914)
Türklük Mefkuresi (1914)
Türklük Ülküsü (ilk 3 kitap birarada ölümünden sonra, 1975)
[/B]


[B][SIZE=+2][COLOR=#660033]ÖZDEMİR ASAF
11 Haziran 1923’te Ankara’da doğdu. 28 Ocak 1981’de İstanbul’da öldü. Asıl adı Halit Özdemir Arun. İlk öğretiminin bir bölümünü Galatasaray Lisesi’nde yaptı.1942'de Kabataş Erkek Lisesi'nden mezun oldu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi ve İktisat Fakültesi Gazetecilik Enstitüsü'ndeki öğrenimini yarım bıraktı. Bir süre sigortacılıkla uğraştı. Zaman ve Tanin gazetelerinde çevirmen olarak çalıştı. 1950’de İstanbul'da Sanat Basımevi’ni kurarak yayıncılığa başladı, kendi şiir kitaplarını bastı. 1955’te Yuvarlak Masa Yayınları’nı kurdu. İlk şiirleri "Servet-i Fünun Uyanış" dergisinde yayınlandı. çeşitli dergilerle, Vatan gazetesinin sanat sayfalarında çıkan şiirleriyle tanındı. Özgün ve etkileyici bir dil kullandığı şiirlerinde "ikinci kişi" sorununu ele aldı. İkinci kişiye bağlılığını çeşitli yönlerden inceledi, kendi davranışlarını soyutlama yoluyla bir düşünce düzeyine yükselterek çözümlemeye çalıştı. Özellikle son dönem şiirlerinde dize sayısını azaltarak duygu ve zeka pırıltılarının kaynaştığı kısa şiirler yazdı. Şiirlerinin bir bölümünde toplumla, yaşadığı çağla ve kendisiyle hesaplaşmasının buruk öfkesi gözlemlenir. Bu yaklaşımla yeni taşlama biçimleri üreterek hiciv şiirinin öğelerini ustaca kullandı. İnsan ilişkilerinin toplumsal ve bireysel düzlemlerdeki çelişkilerini "sen-ben" ikileminde yansıttı. Şiirlerinde çok sık kullandığı sevgi, ayrılık, ölüm temaları, son şiirlerinde yerlerini kaçış, umutsuzluk ve tedirginliğe bıraktı.

ESERLERİ

[B]ŞİİR:

Dünya Kaçtı Gözüme (1955)
Sen Sen Sen (1956)
Bir Kapı Önünde (1957)
Yumuşaklıklar Değil (1962)
To Go To (1964, Yıldız Moran'ın İngilizce'ye çevirdiği şiirler)
Nasılsın (1970)
Çiçekleri Yemeyin (1975)
Yalnızlık Paylaşılmaz (1978)
Benden Sonra Mutluluk (1984, ölümünden sonra)

DENEME-ÖYKÜ:
Yuvarlağın Köşeleri 1 (Etika) (1961)
Yuvarlağın Köşeleri 2 (Etika) (1986)
Dün Yağmur Yağacak (Öykü) (1987)
Özdemir Asafça (Deneme) (1988)
[/B]


[COLOR=#660033]ÖZDEMİR İNCE [B]
1 Eylül 1936’da Mersin’de doğdu. 1956'da Mersin Lisesi'nden mezun oldu. 1960'ta Gazi Eğitim Enstitüsü Fransızca Bölümü’nü bitirdi. Bir süre ortaokullarda öğretmenlik yaptı. Ardından 1965'te Pariste Sorbonne Üniversitesi’nde çağdaş Fransız edebiyatıyla ilgili incelemeler yaptı. Yurda dönüşünde Aydın ve Muğla liselerinde öğretmen olarak çalıştı. 1969’da TRT’ye girdi. 1982’de kurumdan "gönülsüz" emekli oldu. Çeviri yaparak hayatını kazandı. 1989’da İstanbul’a yerleşti. Can Yayınları’nda editörlük yaptı. 1996’dan sonra Telos Yayınları’nda editör ve genel yayın yönetmeni. Hürriyet Gazetesi yazarlarından. İlk şiiri 1954'te "Kaynak" dergisinde yayınlandı. Pazar Postası, Türk Dili, a, Değişim, Dost, Şiir Sanatı, Papirüs, Soyut, Türkiye Yazıları, Milliyet Sanat, Yusufçuk, Adam Sanat gibi dergilerde yayınlanan şiirleriyle tanındı. Toplumsal içeriği ağır basan bir şiire yöneldi. Şiir üzerine kuramsal yazılar yazdı.

ESERLERİ

[B]ŞİİR:

Kargı 1963
Tutanaklar 1967
Kiraz Zamanı 1969
Karşı Yazgı 1974
Rüzgara Yazılıdır 1979
Elmanın Tarihi 1981
Kentler 1981
Yedi Deryalar Geçsen 1983
Siyasetname 1984
Eski Şiirler 1985
Hayatbilgisi 1986
Zorba ve Ozan 1987
Başak ile Terazi 1989
Burçlar Kuşağı 1989
Can Yelekleri Tavandadır 1989
Gürlevik 1990
Gündönümü Gündönümü 1992
Yazın Sesi 1994
1. Tekvin (1994, toplu şiirler)
Tohum Ölürse (1994, toplu şiirler)
Delta (1994, toplu şiirler)
Yağmur Taşı (1995, toplu, şiirler)
Uykusuzluk 1996
Mani-Hayy 1998
Güneş Saati (1990, seçme şiirler)

DENEME:
Şiir ve Gerçeklik 1986
söz ve Yazı 1991
Tabula Rasa 1992
Yazınsal Söylem Üzerine 1993
Dinozorca 1993
Tarih Bağışlamaz 1994
Çile Törenleri 1995
Bu Ne Biçim Memleket 1996

SÖYLEŞİ:
Ne Altın Ne Gümüş 1997

ANTOLOJİ:
Bulgar Şiiri Antolojisi 1971
Çağdaş Bulgar Şiiri Antolojisi 1983 (Ataol Behramoğlu ile birlikte)
Genç Bulgar Şiiri 1984 (F. Erdinç ile birlikte)
Dünya Şiiri Antolojisi 1997 (Ataol Behramoğlu ile birlikte)

[/B]ÖDÜLLERİ

1978 TDK çeviri ödülü
1968 May Edebiyat ödülü
Fransa Hükümeti Officier Nişanı 1990
[/B]



[COLOR=#660033]ÖZDEMİR NUTKU [B]
12 Ocak 1931'de İstanbul'da doğdu. 1956'da Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü'nden mezun oldu. 1959'da Almanya'da Gottingen Üniversitesi'nin Tiyatro Bölümü'nü bitirdi. Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi'ne öğretim görevlisi olarak girdi. 1961'de doktorasını tamamladı. 1967'de doçent, 1974'te profesör oldu. 1976'da İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'ne geçti. 1981'de Sahne ve Görüntü Sanatları Bölümü Başkanı oldu. Öğrencilik yıllarında şiirle ilgilendi. İlk şiir kitabı "Eller" 1952'de yayınlandı. 1955'te "Mavi Hareketi"ne katıldı, "Mavi" dergisinin yönetmenliğini yaptı. 20 Kasım 1961-15 Ekim 1962 arasında yayınlanan "Değişim" dergisini yönetti. Daha sonra tiyatroya yöneldi. Türk Dili, Yeni Dergi, Ulus, Milliyet, Milliyet Sanat Dergisi gibi dergi ve gazetelerde tiyatro eleştirileri ve araştırmaları yazdı.

ESERLERİ

[B]ŞİİR:

Eller (1952)

OYUN:
Savaş Oyunu (1965, Sermet Çağan ile birlikte)

ARAŞTIRMA:
Meddahlık ve Meddah Hikayeleri (1977)
Modern Tiyatro Akımları (1963)
Tiyatro Terimleri Sözlüğü (1966, Haldun Taner ve Metin And ile birlikte)
Dünya Tiyatrosu Tarihi (2 cilt, 1971-1985)
Yaşayan Tiyatro (1976)
Türkiye'de Brecht (1976)
Gösterim Sanatları Sözlüğü (1983)

ÖDÜLLERİ:

1966 Uluslararası Tiyatro Şenliği'nde En İyi Yönetmen Ödülü, DTCF öğrencilerinin rol aldığı "Savaş Oyunu" ile
1979 Milli Kültür Vakfı Edebiyat Büyük Ödülü Meddahlık ve Meddah Hikayeleri ile
1984 Ulvi Uraz En İyi Yönetmen Ödülü, Midasın Kulakları oyununun sahnelenmesi ile
[/B][/B]

[B] [COLOR=#660033]ÖZKAN MERT [B]
21 Ekim 1944’te Erzurum’da doğdu. İzmir Namık Kemal Lisesi'nden mezun oldu. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Urdu Dilleri ve Sinoloji Bölümü’nü bitirdi. Bir süre memur olarak çalıştı. 1970’li yıllarda "Kuracağız Her Şeyi Yeniden" adlı kitabı yüzünden hapse mahkum edilince yurt dışına gitti. İsveç’te drama-tiyatro-film öğrenimi gördü. İsveç Devlet Radyosu Türkçe Yayınlar Bölümü’nde program yapımcısı ve sunucu olarak çalıştı. Ant, Devrim, Dönem, Evrim, Halkın Dostları, Türk Solu dergilerinde şiirleri yayınlandı. İkinci Yeni'ye özgü biçim ve duyarlılık özellikleri taşıyan ilk şiirlerinde savruk bir yaşama tutkusu, bohem ve yabancıl duygular etkindi. 1970'te Ant Dergisi'nde Ataol Behramoğlu, İsmet Özel ve Süreyya Berfe'nin başlattığı çıkış hareketine katıldı. Toplumcu gerçekçi şairler arasında yer aldı. Kabına sığmayan bir yaşama sevinci ve özlemi, halkın ve ülkenin yaşamına ilgi, geleceğe ve gençliğe umut duyguları ve istekleriyle dolu şiirler yazdı. Uzun ve soluklu şiirleri, benzetme, metafor zenginliği ve tema çeşitliliğiyle dikkat çeker.

ESERLERİ

[B]ŞİİR:

Kuracağız Her Şeyi Yeniden (1969)
Kırlangıçlar Kırlangıçlar (1978)
Irgatoğlu Atçalı Kel Memet Destanı (1980)
İşte Hayat İşte Ölüm ve Tarih (1981)
Stockholm’de Mavi Saatler (1987)
Dünya Çarpıyor Yüzüme (1988, toplu şiirler)
Allah ve Tango (1990)
Mozart ve Akdeniz (1992)
Bir Irmakla Düello Ediyorum (1995)
Bir Dünyalının Notları (1997, toplu şiirler)
Sürgün Şarkıları (1999, Stockholm)

[/B]ÖDÜLLERİ
1990 Yunus Nadi Şiir Mansiyon Ödülü
1990 İlhan Demiraslan Şiir Büyük Ödülü
[/B][/B]

[/B]
[/B]
[/B]

[/B]





[/B]
Posting Freak
~Yazarlarımız~
[COLOR=#800080]PERİDE CELAL
1916’da İstanbul’da doğdu. Tam adı Peride Celal Yönsel. İstanbul’da Saint Pulchérie Fransız okulunda okudu. 1944’te İsviçre’ye gitti, Bern’de Basın Ateşeliği’nde sekreterlik olarak çalıştı. Yurda dönüşte Basın-Yayın Kurumu ve Yeni İstanbul gazetesinde görev aldı. "Ak Kızın Hikayesi" adlı ilk öyküsü 1935’te Yedigün dergisinde yayınlandı. Kolay okunan romanlarıyla tanındı. Başlangıçta hareketli aşk ve serüven kitapları yazdı. 1950’den sonra ise gözlem, sanat ve çözümleme yanları ağır basan ürünler verdi.

ESERLERİ

ROMAN:
Sönen Alev (1938)
Yaz Yağmuru (1940)
Ana-Kız (1941)
Kızıl Vazo (1941)
Ben Vurmadım (1942)
Atmaca (1944)
Aşkın Doğuşu (1944)
Yıldıztepe (1945)
Dar Yol (1949)
Kırkıncı Oda (1958)
Gecenin Ucundaki Işık (1936)
Güz Şarkısı (1966)
Evli Bir Kadının Günlüğünden (1971)
Üç Yirmidört Saat (1977)

ÖYKÜ:
Jaguar (1978)
Bir Hanımefendinin Ölümü (1981)
Pay Kavgası (1985)
Mektup
Melahat Hanımın Düzenli Yaşamı

ÖDÜLLERİ:

1977 Sedat Simavi Vakfı Edebiyat Ödülü, Üç Yirmidört Saat ile (Fazıl Hüsnü Dağlarca ile paylaştıWink
[FONT=Arial TUR] [COLOR=#800080]PEYAMİ SAFA
1899’da İstanbul’da doğdu, 15 Haziran 1961’de İstanbul’da yaşamını yitirdi. Psikolojik romanlarıyla tanınan yazar. Şair İsmail Safa’nın oğlu. Babası Sivas'ta sürgünde yaşamını yitirdi. Yoksulluk ve 9 yaşında yakalandığı kemik veremi nedeniyle düzenli bir eğitim almadı. Bir yandan çalışırken bir yandan da kendi kendini yetiştirdi. 13 yaşında hayata atıldı. Posta Telgraf Nezareti'nde memur olarak çalıştı. 1914-1918 arasında öğretmenlik, 1918-1916 arasında gazetecilik yaptı. Hayatını yazıları ile kazandı. Babası gibi şair olan amcaları Ahmed Vefa ve Ali Kâmi'nin yönlendirmesiyle edebiyata başladı. Kardeşi İlhami ile çıkardığı "Yirminci Asır" adlı akşam gazetesinde "Asrın hikâyeleri" başlığıyla yazdığı magazin hikayeleriyle dikkat çekti. Para kaygısıyla yazdığı sıradan yazılarda annesi Server Bedia'nın adından esinlenerek yarattığı "Server Bedii" takma adını kullandı. Bu isimle kaleme aldığı "Cingöz Recai" isimli polisiye dizi romanları büyük ilgi gördü. Kültür Haftası (21 sayı, 15 Ocak-3 Haziran 1936) ve Türk Düşüncesi (63 sayı, 1953-1960) adlarında iki dergi çıkardı. Tasvîr-i Efkâr, Cumhuriyet, Milliyet, Tercüman, Son Havadis gazetelerinde yazdı. Çok sevdiği oğlu Merve’yi askerlik hizmeti yaparken kaybedince derinden sarsıldı. Bu olaydan birkaç ay sonra İstanbul’da beyin kanaması sonucu yaşamını yitirdi. Edirnekapı'da toprağa verildi. Sanat, edebiyat, felsefe, psikoloji, sosyoloji gibi değişik alanlarda yazdığı yazılarla çok yönlü bir yazar oldu. 43 yıl hiç durmadan yazdı. İlk döneminde değişik ilgi alanları içinde sol eğilimli siyasal akımlara ilgi gösterdi. 1930'da basılan ve genç bir hastanın psikolojisini yansıtan otobiyografik romanı "Dokuzuncu Hariciye Koğuşu"nun ilk baskısını "Nâzım Hikmet"e ithaf etmişti. Ama 2'nci Dünya Savaşı'ndan sonra Nazileri savundu. Ölümünden bir süre önce metapsişik konulara yöneldi. 1949'da yayınlanan son eserlerinden "Matmazel Noraliya'nın Koltuğunda"da tıp öğrenimi yaparken bunalıma girerek felsefeye yönelen ve sonuçta mistik dünya görüşünde karar kılan bir gencin öyküsünü anlattı. Edebiyat ve siyaset tartışmalarının hep içinde bulundu. Nâzım Hikmet, Nurullah Ataç, Zekeriya Sertel, Muhsin Ertuğrul, Aziz Nesin’le polemiklere girdi. Ayrıca ders kitapları da yazdı.

ESERLERİ

ROMAN:
Gençliğimiz (1922)
Şimşek (1923)
Sözde Kızlar (1923)
Mahşer (1924)
Bir Akşamdı (1924)
Süngülerin Gölgesinde (1924)
Bir Genç Kız Kalbinin Cürmü (1925)
Canan (1925)
Dokuzuncu Hariciye Koğuşu (1930)
Fatih-Harbiye (1931)
Atilla (1931)
Bir Tereddüdün Romanı (1933)
Matmazel Noralya’nın Koltuğu (1949)
Yalnızız (1951)
Biz İnsanlar (1959)

ÖYKÜ:
Hikayeler (Halil Açıkgöz derledi, 1980)

OYUN:
Gün Doğuyor (1932)

İNCELEME-DENEME:
Türk İnkılâbına Bakışlar (1938)
Büyük Avrupa Anketi (1938)
Felsefî Buhran (1939)
Millet ve İnsan (1943)
Mahutlar (1959)
Mistisizm (1961)
Nasyonalizm (1961)
Sosyalizm (1961)
Doğu-Batı Sentezi (1963)
Sanat- Edebiyat-Tenkid (1970)
Osmanlıca-Türkçe- Uydurmaca (1970)
Sosyalizm-Marksizim- Komünizm (1971)
Din-İnkılâp-İrtica (1971)
Kadın-Aşk-Aile (1973)
Yazarlar-Sanatçılar- Meşhurlar (1976)
Eğitim-Gençlik-Üniversite (1976)
20. Asır- Avrupa ve Biz (1976)

DERS KİTAPLARI:
Cumhuriyet Mekteplerine Millet Alfabesi (1929)
Cumhuriyet Mekteplerine Alfabe (1929)
Cumhuriyet Mekteplerine Kıraat (Dört cilt, 1929)
Yeni Talebe Mektupları (1930)
Büyük Mektup Numuneleri (1932)
Türk Grameri (1941)
Dil Bilgisi (1942)
Fransız Grameri (1942)
Türkçe İzahlı Fransız Grameri (1948)

[FONT=Arial TUR] [COLOR=#800080]PINAR KÜR
15 Nisan 1945’te Bursa’da doğdu. New York’ta kolej eğitimi gördü. Robert Kolej Yüksek Dil Bölümü'nü bitirdi. 1969'da Fransa’da Sorbon Üniversitesi’nde "Yirminci yüzyıl tiyatrosunda gerçeklik ve yanılsama" konusunda doktora verdi. 1971-1973 arasında Ankara’da Devlet Tiyatrosu’nda dramaturg olarak çalıştı. İstanbul’a yerleşti. 1979-1985 arasında İstanbul Üniversitesi Yabancı Diller Yüksek Okulu'nda öğretim görevlisi olarak çalıştı. Bilgi Üniversitesi’nde öğretim görevlisi. Genç yaşta şiir ve tiyatroyla ilgilendi. İlk öyküleri 1971'de "Dost" dergisinde yayınlandı. Cumhuriyet, Yazko-Edebiyat, Hürriyet Gösteri, Milliyet Sanat Dergisi gibi gazete ve dergilede yayınlanan öyküleriyle ünlendi. 1979'da yayınlanan ve 12 Marrt dönemini anlatan "Yarın Yarın" romanıyla dikkat çekti. İlk dört romanı için toplatma ve imha kararı çıktı. Mahkeme kararıyla aklandı.

ESERLERİ

ROMAN:
Yarın Yarın (1976)
Küçük Oyuncu (1977)
Asılacak Kadın (1979)
Bitmeyen Aşk (1986)
Bir Cinayet Romanı (1989)
Sonuncu Sonbahar (1992)
ÖYKÜ:
Bir Deli Ağaç (1981)
Akışı Olmayan Sular (1983)
Hayalet Hikyeleri (2004)

ÖDÜLLERİ

1984 Sait Faik Hikaye Armağanı, Akışı Olmayan Sular ile
[FONT=Arial TUR] [COLOR=#800080]RECAİZADE MAHMUT EKREM
1 Mart 1847’de İstanbul’da doğdu. 31 Nisan 1914’te İstanbul’da yaşamını yitirdi. 19'uncu Yüzyıl Osmanlı edebiyatının önemli isimlerinden. Tanzimat'ın ilk yıllarında Takvimhane Nazırı Recai Efendi'nin oğlu. Babasından Arapça ve Farsça öğrendi. 1858'de ilköğretimini tamamladı. Harbiye İdadisi'ni sağlık nedeniyle yarıda bıraktı. 1862'de Hariciye Nezareti Mektub-i Kalemi'ne girdi. 1868'de Şurayı Devlet (danıştay) muavini oldu. 1874'te Tanzimat ve Nafia Daireleri Başmuavinliği görevine getirildi. Bir yandan da Mekteb-i Mülkiye (Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi) ve Mekteb-i Sultani'de (Galatasaray Lisesi) öğretmenlik yaptı. Resmi görevle Trablusgarp'a gönderildi. 1908'de 2'nci Meşrutiyet'ten sonra kurulan Kamil Paşa kabinesinde Maarif Nazırı oldu. Hayattayken üç oğlunun ve özellikle de Nijad’[FONT=Times New Roman TUR]ı n ölümüyle yıkıldı. Yaşamını yitirdiğinde Meclis-i Âyan üyesiydi. Edebiyatla genç yaşta ilgilenmeye başladı. Namık Kemal ile tanıştı, "Encümen-i Şuara"ya katıldı. İlk yazıları Namık Kemal yönetimindeki Tasvir-i Efkar gazetesinde yayanlandı. Namık Kemal'i Avrupa'ya gidişinden sonra gazetenin yönetimini üstlendi. 1870'lerden sonra kendisini tümüyle yazılarına verdi. Batı edebiyatından çeviriler yaptı. 1870'te ilk oyunu "Afife Anjelik", 1871'de ilk şiir kitabı "Nağme-i Seher" yayınlandı. Ölümünden sonra yayınlanan komedisi "Çok Bilen Çok Yanılır" en yetkin tiyatro oyunu sayılır. Muallim Naci ile yaptığı tartışmalarla Edebiyat-ı Cedide'nin kuruluşuna zemin hazırladı. Sanatta güzellik ilkesine bağlı kaldı. Sanat için sanat anlayışını savundu. Doğaya dönük, insanı doğa içinde ele alan şiirler yazdı. Aşk ve ölüm temalarını işledi. Eski-yeni edebiyat tartışmalarının merkezinde yer aldı. Edebiyatımızın yenileşme ve gelişmesinde önemli katkıları oldu. Tek romanı Araba Sevdası Türk edebiyatında gerçekçi romanın ilk örneklerinden biri sayılır.

ESERLERİ

ŞİİR:
Nağme-i Seher (1871)
Yadigâr-ı Şebâb (1873)
Zemzeme (3 cilt, 1883-1885)
Tefekkür (düzyazı ile karışık, 1888)
Pejmürde (düzyazı ile karışık, 1893)
Nijad Ekrem (2 cilt, anılarla birlikte, 1900-1910)
Nefrin (1914)

ROMAN:
Araba Sevdası (1896-1963)

ÖYKÜ:
Saime (1888)
Muhsin Bey Yahut Şairliğin Hazin Bir Neticesi (1890)
Şemsa (1895)

OYUN:
Afife Anjelik (1870)
Atala Yahut Amerikan Vahşileri (1873)
Vuslat Yahut Süreksiz Sevinç (1874)
Çok Bilen Çok Yanılır (1916)

DÜZYAZI:
Talim-i Edebiyat (1872)
Takdir-i Elhan (1886)
Kudemaden Birkaç Şair (1888)
Takrizat (1896)
[FONT=Arial TUR] [COLOR=#800080]REFİK DURBAŞ
10 Şubat 1944'te Erzurum’un Pasinler ilçesinde doğdu. İzmir Necatibey İlkokulu, Karataş Ortaokulu ve İzmir Namık Kemal Lisesi'nden mezun oldu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’ndeki öğrenimini bitirmeden ayrıldı. 1965-1968 arasında çeşitli işlerde çalıştı. Yeni İstanbul ve Cumhuriyet gazetelerinde düzeltmenlik yaptı. 1983'te Cumhuriyet gazetesinin düzelti şefi oldu. İlk şiiri İzmir'de Ege Ekspres gazetisinin sanat sayfalarında yayınlandı. Devinim, Gösteri, Sanat Olayı, Soyut, Papirüs gibi dergilerdeki şiirleriyle dikkat çekti. Arkadaşlarıyla birlikte 1962-1964 arasında "Evrim" dergisini, 1967'de de "Alan 67" dergisini yayınladı. "Yeni A" dergisinin yazı işleri müdürlüğünü yaptı. Gazetelerde sanat sayfaları hazırladı. İkinci Yeni esintisi ile başladığı şiir yaşamı, zamanla toplumcu yönelim kazandı. Kendine özgü dili ve benzetmeleriyle, baştan beri tavrını ve varlığını keskinleştiren, anlam kadar biçime de önem veren şiirler yazdı. Çarşıların, işçi kızların, pazar yerlerinin, çey evlerinin danyasını yansıtan şair olarak tanındı. Şiirinde günlük konuşma dili içine ustaca serpiştirilmiş eski sözcükler de kullandı.

ESERLERİ

Kuş Tufanı (1971)
Hücremde Ayışığı (1974)
Çırak Aranıyor (1978)
İkinci Baskı (1979)
Çaylar Şirketten (1980)
Denizler Sincabı (çocuklar için şiirler,1982)
Kırmızı Kanatlı Kartal (çocuklar için şiirler, 1982)
Nereye Uçar Gökyüzü (1983)
Siyah Bir Acıda (1984)
Bir Umuttan Bir Sevinçten (1984, toplu şiirler 1)
Yeni Bir Defter-Şiirler-Meçhul Bir Aşk (1985)
Adresi Uçurum (1986, toplu şiirler 2)
Geçti mi Geçen Günler (1989)
Menzil (1992)
Kimse Hatırlamıyor (1994, toplu şiirler 1)
Nereye Uçar Gökyüzü (1994, toplu şiirler 2)
İki Sevda Arasında Kara Sevda (1994)
Tilki Tilki Saat Kaç (1995)
Düşler Şairi (1997)
İstanbul Hatırası (1998)

RÖPORTAJ:
Ahmed Arif Anlatıyor: Kalbim Dinamit Kuyusu (1990)

İNCELEME:
Şair Cezaevi Kapısında (1992)
Galata Köprüsü (1995)
İlhami Bekir'den Mektup Var (1997)

DENEME:
Yazılmaz Bir İstanbul (1988)
İki Sevda Arasında Karasevda (1994)
Yasemin ve Martı (1997)

ANTOLOJİ:
Türk Yazınında Cezaevi Şiirleri (1993)
Öykülerle İstanbul (1995)

YENİLEŞTİRME:
Yedi İklim Dört Bucak (1977, Evliya Çelebi'den çocuklar için)
Şakaname (1983, Evliya Çelebi'den çocuklar için)
Mavi Alacalı Baston (1983, Muallim Çelebi'den çocuklar için)

ÖDÜLLERİ

1979 Yeditepe Şiir Armağanı Çırak Aranıyor ile
1983 Behçet Necatigil Şiir Ödülü Nereye Uçar Gökyüzü ile
1993 Halil Kocagöz Şiir Ödülü Menzil ile

[FONT=Arial TUR] [COLOR=#800080]REFİK HALİT KARAY
15 Mart 1888’de İstanbul’da doğdu. 18 Temmuz 1965’te İstanbul’da yaşamını yitirdi. Romancı, öykü yazarı ve gazeteci. Anadolu yaşamını anlatan öyküleri ve Kurtuluş Savaşı'na karşı tutumuyla tanınır. Vezneciler’de Şemsü’l-Maarif ve Göztepe’de Taş Mektep’te öğrenim gördü. Özel ders aldı. Mekteb-i Sultani'yi (Galatasaray Lisesi) bitirdi. 1907'de Hukuk Mektebi’ne başladı. Maliye Nezareti'nde Devair-i Merkez Kalemi’ne katip olarak girdi. 2'nci Meşrutiyet'in ilanından sonra memurluğu bırakarak 1908’de Servet-i Fünun’da ve Tercüman-ı Hakikat’te yazmaya başladı. 1909'da Son Havadis adıyla bir gazete kurdu, 15 sayı yayınladı. Fecr-i Ati Topluluğu’na katıldı. "Kalem" ve "Cem" mizah dergilerinde "Kirpi" takma ismiyle siyasi mizah yazıları yazdı. 1912'de İttihat ve Terakki'nin istenmeyenler listesine girdi, Sinop'a sürgüne gönderildi. 1918'de Ziya Gökalp'in çabalarıyla İstanbul'a döndü. Robert Kolej’de Türkçe öğretmenliği yaptı. Vakit, Tasvir-i Efkar ve Zaman gazetelerinde makaleleri yayınlandı. Damat Ferit Paşa’nın dostluğu sayesinde, mütarekeden hemen sonra Hürriyet ve İtilaf Fırkası’na katıldı. 1919'da Posta ve Telgraf Umum Müdürü oldu. İzmir’in işgalinden sonra Anadolu Hareketiyle İstanbul Hükumeti arasında yaşanan telgraf krizinde İstanbul Hükumeti'nin tarafını tuttu. 1922'de Aydede mizah gazetesini çıkardı. İstanbul’un düşman işgalinden kurtarılışının ardından 1922’de Beyrut’a kaçtı.

15 yıllık kaçak hayatından sonra 1938’de af çıkarılmasıyla yurda dönebildi. Yeniden gazeteciliğe başladı. Gazetelerde yazılar yazdı, Aydede dergisini tekrar çıkardı. Yazarlığa mizah öyküleriyle başladı. 1919'dan başlayarak Türk öykücülüğüne yeni bir sayfa açtı. Sürgün olarak gittiği Anadolu'dan çeşitli kesimlerden insanları canlandırdığı "Memleket Hikayeleri" 1919'da yayınlandı. Bu kitapla, o güne kadar konuları İstanbul'la sınırlı olan öykücülüğü Anadolu'ya taşıdı. Bu yönüyle sonradan serpilip gelişen "köy edebiyatı"nın öncüleri arasına girdi. 1920'lerden sonra daha arı ve anlaşılır bir dil kullandı. Romancılığında iki ayrı çizgi etkindir. Yurtdışına kaçmadan önce yazdığı "İstanbul'un İç Yüzü" en yetkin romanı sayılır. 1920'de yayınlanan bu romanda, roman tekniğinin dışında birbirinden kopuk parçaları mozaikler halinde birleştirerek İttihat ve Terakki'nin işbaşına gelişinden 1'nci Dünya Savaşı günlerine kadar olan İstanbul'u bütün renk ve çizgileriyle yansıttı. Türkiye'ye dönüşünden sonra yazdığı romanlarda, daha çok kişiye seslenme daha fazla satma ve okunma kaygısıyla sanatı bir kenara bırakıp ticari eserlere yöneldi. Bu romanlarda yurt gerçeklerinin yerini, Avrupa dışı ülkelerde geçen olaylar aldı.

ESERLERİ

ROMAN:
İstanbul’un İçyüzü (1920)
Yezidin Kızı (1939)
Çete (1939)
Sürgün (1941)
Anahtar (1947)
Bu Bizim Hayatımız (1950)
Nilgün (3 cilt, 1950-1952)
Yeraltında Dünya Var (1953)
Dişi Örümcek (1953)
Bugünün Saraylısı (1954)
2000 Yılının Sevgilisi (1954)
İki Cisimli kadın (1955)
Kadınlar Tekkesi (1956)
Karlı Dağdaki Ateş (1956)
Dört Yapraklı Yonca (1957)
Sonuncu Kadeh (1965)
Yerini Seven Fidan (1977)
Ekmek Elden Su Gölden (1980)
Ayın On Dördü (1980)
Yüzen Bahçe (1981)

ÖYKÜ:
Memleket Hikayeleri (1919)
Gurbet Hikayeleri (1940)

MİZAH:
Sakın Aldanma İnanma Kanma (1915)
Kirpinin Dedikleri (1918)
Agop Paşa’nın Hatıraları (1918)
Ay Peşinde (1922)
Tanıdıklarım (1922)
Guguklu Saat (1925)

GÜNCE:
Bir İçim Su (1931)
Bir Avuç Saçma (1939)
İlk Adım (1941)
Üç Nesil Üç Hayat (1943)
Makyajlı Kadın (1943)
Tanrıya Şikayet (1944)

ANI:
Minelbab İlelmihrab ((1946)
Bir Ömür Boyunca (1980)

[FONT=Arial TUR] [COLOR=#800080]REŞAT NURİ GÜNTEKİN
25 Kasım 1889’da İstanbul’da doğdu. 7 Aralık 1956’da Londra’da öldü. İlk öğrenimini Çanakkale'de Mekteb-i İptidai'de yaptı. Mekteb-i Sultani'de (Galatasaray Lisesi) ve İzmir'de bir Fransız okulunda öğrenim gördü. Sınavla girdiği Darülfünun-ı Osmani Ulum-ı Edebiyat Fakültesi’ni 1912'de bitirdi. Fransızca öğretmeni olarak Bursa Sultanisi'ne atandı. 1916-1919'da İstanbul'da Vefa ve Erenköy liselerinde müdürlük yaptı. 1931'de Milli Eğitim müfettişi oldu, bütün Anadolu'yu dolaştı. 1939-1943 arasında Çanakkale milletvekiliydi. 1947'de Milli Eğitim Başmüfettişliği'ne getirildi. 1950'de Paris'te Kültür Ateşesi ve UNESCO'da Türkiye temsilcisi oldu. 1954'te emekliye ayrıldı. Bir süre İstanbul Şehir Tiyatroları Edebi Kurul üyeliği yaptı. Kanser tedavisi için gittiği Londra'da yaşamını yitirdi. Cenazesi İstanbul’a getirildi, Karacaahmet Mezarlığı’nda toprağa verildi. Yazı hayatına Birinci Dünya Savaşı sonlarında başladı. İlk eseri "Eski Ahbap" isimli uzun öykü, 1917’de "Diken" dergisinde yayınlandı. 1819-1919'da Zaman gazetesinde "Temaşa Haftaları" başlığıyla tiyatro eleştirileri yazdı. Bu dönemde Şair, Nedim, Büyük Mecmua, İnci, Diken dergileri ile Dersaadet ve Zaman gazetelerinde yayınlanan öykü, roman ve oyunlarında kendi adının yanısıra "Hayrettin Rüştü, Mehmet Ferit, Cemil Nimet" gibi takma isimler kullandı. Mizah ve magazin yazılarını da "Ateşböceği, Ağustosböceği, Yıldızböceği" gibi isimlerle yayınladı.

1922'de Vakit Gazetesi’nde tefrika edilen ve aynı yıl katip olarak basılan "Çalıkuşu" romanıyla ünlendi. Bu romanı önce "İstanbul Kızı" adıyla oyun olarak yazmıştı. O dönem koşullarında sahneye konulması olanağı çıkmayınca romana dönüştürdü. Türk edebiyatında gerçekçi romana yönelimin ilk örneklerinden olan Çalıkuşu, dili, anlatımdaki rahatlığı, duygusal yanlarıyla uzun yıllar güncelliğini koruyan bir eser oldu. Sinema ve televizyona da uyarlandı. Romanda, iyi bir eğitim görmüş ve bir aşk nedeniyle hüsran yaşamış İstanbullu genç öğretmen kadın Feride'nin tanıklığıyla Anadolu'nun Kurtuluş Savaşı'ndaki hali yansıtılır. Farklı yaşam biçimleri, farklı anlayışlar, farklı gelenek ve görenekler, toplumsal çatışmalar Feride'nin gündelik yaşamı ve duygu dünyasıyla iç içe verilir. 1927'den sonraki romanlarında da üslubunun temel yapısını değiştirmeden toplumsal sorunlara eğildi. Romanlarında sayısız insan tipi yarattı. Çoğunlukla erkek olan kahramanlarını, dış görünümlerinden çok psikolojik özellikleriyle yansıttı. Mizaha daha geniş yer verdiği öykülerinde de aşk, yalnızlık, fedakarlık, dostluk, ihanet gibi temalar kullandı. Anadolu gezileri sırasındaki gözlemlerini "Anadolu Notları" adıyla kitaplaştırdı. Öğrenciler için kitaplar yazdı, çeviriler yaptı.

ESERLERİ

ROMAN:
Çalıkuşu (1922)
Gizli El (1924)
Damga (1924)
Dudaktan Kalbe (1925)
Akşam Güneşi (1926)
Bir Kadın Düşmanı (1927)
Yeşil Gece (1928)
Acımak (1928)
Yaprak Dökümü (1930)
Kızılcık Dalları (1932)
Gökyüzü (1935)
Eski Hastalık (1938)
Ateş Gecesi (1942)
Değirmen (1944)
Miskinler Tekkesi (1946)
Harabelerin Çiçeği (1953)
Kavak Yelleri (ölümünden sonra 1961)
Son Sığınak (ölümünden sonra 1961)
Kan Davası (ölümünden sonra 1962)

ÖYKÜ:
Gençlik ve Güzellik (1919)
Roçild Bey (1919)
Eski Ahbap (1919)
Tanrı Misafiri (1927)
Sönmüş Yıldızlar (1928)
Leyla ile Mecnun (1928)
Olağan İşler (1930)

OYUNLAR:
Hançer (1920)
Eski Rüya (1922)
Ümidin Güneşi (1924)
Gazeteci Düşmanı-Şemsiye Hırsızı-İhtiyar Serseri (Üç oyun birarada, 1925)
Taş Parçası (1926)
Hülleci (1926)
Bir Köy Hocası (1928)
Babür Şah'ın Seccadesi (1931)
Bir Kır Eğlencesi (1931)
Ümit Mektebinde (1931)
Felaket Karşısında-Gözdağı-Eski Borç (Üç oyun birarada, 1931)
İstiklal (1933)
Vergi Hırsızı (1933)
Bir Yağmur Gecesi (1943)
Balıkesir Muhasebecisi (1953)
Tanrıdağı Ziyafeti (1955)
Yaprak Dökümü (ölümünden sonra 1971)
Eski Şarkı (ölümünden sonra 1971)

GEZİ:
Anadolu Notları (ilk cildi 1936; ikinci cildi 1966)

EĞİTİM:
Dil ve Edebiyat: Türk Kıraati (1930)
Fransızca-Türkçe Resimli Büyük Dil Kılavuzu (1935)

[FONT=Arial TUR] [COLOR=#800080]RIFAT ILGAZ
1911'de Kastamonu Cide’de doğdu. Nüfus kaydı 24 Nisan 1911. Kendisi Şubat 1910'da doğduğunu anlatır. 7 Temmuz 1993'te İstanbul'da yaşamını yitirdi. İlkokula Cide'de başladı, Terme'de bitirdi. Orta öğrenimine Kastamonu'da başladı. Liseden ayrılıp yatılı olan Muallim Mektebi'ne girdi. 1930'da mezun oldu. Bolu Gerede, Akçakoca, Gümüşova'da ilkokul öğretmenliği yaptı. 1938'de Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü'nü bitirdi. 1939’da Adapazarı ve İstanbul'daki orta okullarda Türkçe öğretmeni olarak çalıştı. 1940’ta Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’ne girdi. 1943’te ilk kitabı "Yarenlik" yayınlandı. Şiirleri olağanüstü ilgi gördü. Ocak 1944’te yayınlanan "Sınıf" adlı şiir kitabı toplatıldı, bir süre cezaevinde kaldı. Serbest bırakıldıktan sonra bir yıl öğretmenlik yaptı. 1950’li yıllarda gazeteciliğe başladı. 1940 kuşağı yazarların eserlerine yer veren "Yürüyüş" dergisinin sorumlu yönetmenliğini üstlendi. Aziz Nesin'le "Markopaşa" dergisinin çıkarılmasına katıldı, yazıişleri müdürlüğünü yaptı. 1952'de "Adembaba" isimli mizah dergisini çıkardı. Dolmuş, Taş, Karikatür, Şaka gibi dönemin ünlü mizah dergileriyle, Yeni Gazete'de yazılar yazdı. Ocak 1953’te "Devam" adlı şiir kitabı yayınlandı ve bu kitap da toplatıldı, kendisi tekrar cezaevine kondu. Aynı yıllarda çeşitli senatoryumlarda verem tedavisi gördü. Yazı ve şiirlerinden ötürü yaklaşık 5 buçuk yıl hapis yattı. 1952-1960 arasında Tan gazetesinde düzeltmen, dizgici ve röportaj yazarı olarak çalıştı. Asıl ününü 1959'da Türkiye'deki eğitim sistemini eleştirmek amacıyla yazdığı "Hababam Sınıfı" adlı kitapla kazandı. Çok tutulan ve tekrar tekrar basımı yapılan bu öyküler dizisi, tiyatro ve birçok kez sinemaya da uyarlandı. 1952-1960 arasında siyasi baskılar nedeniyle gerçek ismiyle yazamadı. 1961 Anayasası yürürlüğe girdikten sonra kendi adıyla yazı ve şiir yayınlama özgürlüğüne kavuştu. Vatan, Demokrat İzmir, Yeni Gün, Yeni Ulus gazeteleri ile Akbaba dergisinde yazdı. 1970’te Basın Şeref Kartı aldı. 1974’te emekli oldu. Cide’ye yerleşti. 12 Eylül 1980 döneminde tekrar gözaltına alındı. 70 yaşında olmasına rağmen gözleri bağlanarak gerekçesiz sorguya çekildi ve bir aydan fazla gözaltında tutuldu. Tutukluluğu sona erince ölümüne kadar İstanbul’da yaşadı. İlk şiirleri ile yazıları, Kastamonu'da yayınlanan "Nazikter" ve "Açıksöz" dergileri ile "Güzel İnebolu", "Güzel Tosya", "Samsun" gazetelerinde çıktı. Kişisel duygularını yansıttığı ölçülü uyaklı bu dönem şiirlerini sonraki kitaplarına almadı. 1940'lardaki toplumsal gerçekçi şairler kuşağının en önemli temsilcisi. Siyasal ve ideolojik sorunları yalın bir dille ortaya koydu, insanların yaşantılarını, öykünmesiz ve gösterişsiz bir dille yansıttı.

ESERLERİ

ŞİİR:
Yarenlik (1943)
Sınıf (1944)
Yaşadıkça (1948)
Devam (1953)
Üsküdar’da Sabah Oldu (1954)
Soluk Soluğa (1962)
Karakılçık (1969)
Uzak Değil (1971)
Güvercinim Uyur mu (1974)
Kulağımız Kirişte (1983)
Ocak Katırı Alagöz (1987)
Bütün Şiirleri (1983)

ROMAN:
Karadeniz’in Kıyıcığında 1969
Karartma Geceleri 1974
Sarı Yazma 1976
Yıldız Karayel 1982

ANI:
Yokuş Yukarı 1982
Biz de Yaşadık 1984
Kırk Yıl Önce Kırk Yıl Sonra (1986)

MİZAH ÖYKÜ VE ROMANLARI:
Radarın Anahtarı 1957
Don Kişot İstanbul’da 1957
Bizim Koğuş 1959
Hababam Sınıfı 1959
Kesmeli Bunları 1962
Nerde O Eski Usturalar 1962
Saksağanın Kuyruğu 1962
Şevket Ustanın Kedisi 1965
Geçmişe Mazi 1965
Altın Eskicisi 1972
Palavra 1972
Tuh Sana 1972
Çatal Matal Kaç Çatal 1972
Bunadı Bu Adam 1972
Keş 1972
Al Atını 1972< BR> Hababam Sınıfı Uyanıyor 1972
Sosyal Kadınlar Partisi 1984
Apartman Çocukları 1984
Çalış Osman Çiftlik Senin 1984

ÇOCUK KİTAPLARI:
Öksüz Civciv 1979
Bacaksız Kamyon Sürücüsü 1980
Bacaksız Sigara Çocukları 1980
Bacaksız Paralı Atlet 1981

ÖDÜLLERİ
1982 Orhan Kemal Roman Armağanı ve Madaralı Roman Ödülü Yıldız Karayel romanıyla
1987 Ömer Faruk Toprak Şiir Ödülü Ocak Katırı Alagöz’le
1993’te TÜYAP Onur Yazarı ödülü

[FONT=Arial TUR] [COLOR=#800080]RUHİ SU
1912'de Van'da doğdu. 20 Eylül 1985'te İstanbul'da yaşamını yitirdi. Bas bariton, Türk hal müziği yorumcusu, besteci ve şair. Birinci Dünya Savaşı sırasında ailesinin bütün üyelerini kaybetti. 10 yaşına kadar yoksul bir ailenin yanında büyüdü. İlköğrenimini Adana Öksüzler Yurdu'nda yatılı olarak yaptı. Bu dönemde müzik yeteneği ve sesinin güzelliğiyle dikkat çekti. Müzik öğretmeninin desteğiyle keman dersleri aldı. Bir süre askeri liseye devam etti. Ortaöğrenimini Adana Lisesi'nde parasız yatılı olarak tamamladı. 1936'da Ankara Müzik Öğretmen Okulu'ndan mezun oldu. Aynı Yıl Riyaseti Cumhur Filarmoni Orkestrası'nda (Cumhurbaşkanlığı Filarmoni OrkestrasıWink kemancı olarak çalışmaya başladı. Bir süre sonra kemanı bırakarak şan çalışmalarına yöneldi. Ankara Devlet Konservatuvarı'nda yeni oluşturulan Opera Bölümü'ne kabul edilen ilk 4 öğrenci arasındaydı. 1942'de konservatuvardan mezun oldu, Ankara Devlet Opera ve Balesi'nde çalışmaya başladı. Birçok operada önemli roller aldı. Hasanoğlan Köy Enstitüsü'nde müzik öğretmeni olarak çalıştı. Halk türküleriyle ilgilendi. Halk türkülerini kendi geliştirdiği özgün üslubuyla söyleyebilmek için saz çalıştı. 1943-1945 arasında Ankara Radyosu'nda halk türküleri söyledi. İlk konserini 1944'te Ankara Halkevi'nde verdi. Türkiye Komünist Partisi'ne yönelik operasyon sırasında tutuklandı, operadaki görevine son verildi. 5 yıl cezaevinde yattı. 20 ay Konya'nın Çumra ilçesinde polis gözetiminde kaldı. Uzun bir aradan sonra 1960'ta İstanbul'da tekrar seyirci karşısına çıktı. 1981'de Avustralya'ya giderek Türk göçmenlere konser verdi. Yurtdışında birçok konsere katıldı. Son konseri 6 Şubat 1983'te Abdi İpekçi Barış ve Dostluk Haftası'nda düzenlendi. Sanat yaşamı boyunca 16 45'lik plak, 12 uzunçalar plak doldurdu. Kendi şiirlerinin yanısıra Nâzım Hikmet'ten, Türk halk ozanlarından ve diğer şairlerden çeşitli şiirleri besteledi. Şiir, yazı ve konuşmalarını 1975'te basılan "Ezgili Yürek" adlı kitabında topladı. Anısına hazırlanan "Ruhi Su'ya Saygı" kitabı da 1986'da yayınlandı.

Son Düzenleme: 20/02/2008, 23:10, Düzenleyen: HEROCUK.
Posting Freak
~Yazarlarımız~
[FONT=Arial TUR] [COLOR=#800080]SABAHATTİN ALİ
25 Şubat 1907'de bugün Bulgaristan sınırları içinde kalan Gümülcine kazası Eğridere köyünde doğdu. Öğrenimini Balıkesir ve 1927'de İstanbul Muallim Mektebi'nde yaptı. Yozgat’ta öğretmenliğe başladı. Maarif Vekaleti'nin açtığı sınavı kazanarak Almanya’ya eğitime gitti. Postdam ve Berlin’de öğrenim gördü. Yurda dönüşünde Aydın'daki bir ortaokulda Almanca öğretmenliğine atandı. Bu görevdeyken okulda "yıkıcı propaganda" yapmak suçlamasıyla 3 ay tutuklu kaldı. Konya'ya atandı. 1932'de okuduğu bir şiirde Mustafa Kemal'i eleştirdiği suçlamasıyla yine gözaltına alındı. Sinop ve Konya cezaevlerinde bir yıl yattı. Cumhuriyetin 10. Yılı nedeniyle çıkan aftan yararlanarak salıverildi. Maarif Vekaleti Talim Terbiye Dairesi'nde, Neşriyat Müdürlüğü'nde çalıştı. Ankara'da Almanca öğretmenliği, Ankara Devlet Konservatuvarı'nda çevirmenlik, öğretmenlik, dramaturgluk yaptı. 1945'te bakanlık emrine alındı. 1946'da işsiz kaldığı dönemde Aziz Nesin'le birlikte "Marko Paşa" dergisini çıkarmaya başladı. Yayın yoluyla hakaret suçlamasıyla 3 ay hapse mahkum edildi. Serbest kalınca bir kamyon alarak taşımacılığa başladı. Sürekli izlenmekten, yargılanmaktan tedirgin olduğu için yurtdışına kaçmaya karar verdi. Kırklareli üzerinden Bulgaristan'a geçmek istedi. 2 Nisan 1948’de yurt dışında çıkmak için anlaştığı, kendisine kılavuzluk yapan Ali Ertekin tarafından, Bulgaristan sınırı yakınlarında Sazara köyü civarındaki ormanda öldürüldüğü iddia edildi. Mezarının nerede olduğu kesin belli değil. Yazmaya Balıkesir'de yayınlanan "Çağlayan" dergisinde 1925'te yayınlanan şiirleriyle başladı (Bazı kaynaklara göre "Irmak" dergisinde). Yedi Meşale, Resimli Ay, Varlık gibi dergilerde yayınlanan şiirleri, öyküleri, yazılarıyla tanındı. Cumhuriyet döneminin ilk yılarındaki gerçekçi edebiyat akımının öncüsü oldu. İlk toplumsal gerçekçi öyküleri "Resimli Ay" dergisinde yayınlandı. Şiirler, hikâyeler, romanlar yazdı, çeviriler yaptı. Asıl ününü öykü ve romanlarıyla kazandı. Anadolu insanına yaklaşımıyla edebiyata yeni bir boyut kazandırdı. Konularını toplumsal eşitsizliklerden aldı. Ezilen insanların acılarını, sömürülmelerini dile getirdi. Aydınlar ve kentlilerin Anadolu insanına karşı takındıkları küçümseyici tavrı eleştirdi. 1937'de yayınlanan "Kuyucaklı Yusuf" romanı, gerçekçi Türk romanının en özgün örneklerinden biridir. Öykülerinde, tanımlamakta güçlük çektiğimiz kimi duyguları ustalıkla anlatır. İnsanın zavallılığını ve gücünü aynı sarsılmaz üslupla, zaman zaman masalsı ve destansı bir biçimde yansıtmayı başardı.

ESERLERİ

ŞİİR:
Dağlar ve Rüzgâr (1934)
Değirmen Dağlar ve Rüzgâr (1965)
Dağlar ve Rüzgâr, Kurbağaların Serenadı, Öteki Şiirler (1988) tüm şiirleri

ROMAN:
Kuyucaklı Yusuf (1837-1988)
İçimizdeki Şeytan (1940-1982)
Kürk Mantolu Madonna (1943-1988)

ÖYKÜ:
Değirmen (1935)
Kağnı (1936-1983)
Ses (1927-1972)
Yeni Dünya (1943-1982)
Sırça Köşk (1980)

OYUN:
Esirler (tefrika 1936, basım 1966)

Sağlığında yayımlanmış dokuz kitabına, Varlık dergisinde tefrika edilen Esirler (1936) oyunu da eklenince on kitabı, yedi ciltlik bir külliyat halinde Varlık Yayınları arasında tekrar basıldı (1965/1966). Bütün Eserleri önce Bilgi, sonra Cem Yayınevi’nde yeniden basıldı. Yazar üzerine incelemeler arasında; Kemal Sülker’in Sabahattin Ali Dosyası (1968), Asım Bezirci’nin Sabahattin Ali / Hayatı, Hikâyeleri, Romanları (1974), Kemal Bayram’[FONT=Times New Roman TUR]ı n Sabahattin Ali Olayı (1978), Filiz Ali Laslo ile Atilla Özkırımlı’nın Sabahattin Ali (1979), Reşit M. Ertüzün’ün Sabahattin Ali Olayının Gerçeği (1985), Filiz Ali’nin "Filiz Hiç Üzülmesin" (1996), Ramazan Korkmaz’[FONT=Times New Roman TUR]ı n Sabahattin Ali (YKY 1997) adlı kitapları ve Almanya’da yayımlanan Elisabeth Siedel’in Sabahattin Ali Mystiker und Sozialist adlı çalışması sayılabilir.

[FONT=Arial TUR] [COLOR=#800080]SABAHATTİN KUDRET AKSAL
25 Mart 1920’de İstanbul’da doğdu. 19 Nisan 1993’te İstanbul’da yaşamını yitirdi. 1937'de Özel Işık Lisesi'nden mezun oldu. 1943'te İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nü bitirdi. 1943-1948 arasında İstanbul'da çeşitli liselerde felsefe dersleri verdi. 1940'da kısa bir süre iş müfettişliği yaptı. İstanbul Konservatuvarı Müdürlüğü, belediye yazı işleri müdürlüğü, belediye iktisat müfettişliği görevlerinde bulundu. 1961'de Şehir Tiyatrosu Müdürü oldu. Belediye Konservatuarı Estetik Ve Psikoloji öğretmenliğinden emekli oldu. İlk şiiri 1938’de Varlık dergisinde, ilk öyküsü 1940’ta Küllük dergisinde çıktı. İlk oyunu Evin Üstündeki Bulut 1948’de oynandı. 1940'lardaki yeni edebiyat hareketi içinde yer aldı. Günlük yaşamın, küçük ayrıntıların avareliklerin şairi oldu. Cahit Sıtkı Tarancı etkisiyle hece vezni ve uyak kullandığı ilk dönem şiirlerinden sonra Garip akımı ve Orhan Veli'ye yakınlaştı. 1976 sonrasında ise yalınlığı elden bırakmadan dilde derinlik arayışına başladı. Uyak tekrar şiirinin köşetaşı oldu. Bu dönemde Garip'ten de uzaklaşıp İkinci Yeni havasına girdi. Kendisine özgü bir biçimde insan-doğa ilişkisine felsefe düzleminde yaklaştı. Şiirlerinde kent insanlarının gündelik ilişkilerini, saçmalıklarını, çatışmaya varan tartışmalarını ele aldı. Öykü ve oyunlarında ise psikolojik öğeleri ve biçim arayışlarını öne çıkardı. Çeviriler ve sanat üzerine yazılar da yayınladı.

ESERLERİ

ŞİİR:
Şarkılı Kahve (1944)
Gün Işığı (1953)
Duru Gök (1958)
Bir Sabah Uyanmak (1962, ilk iki kitabın birlikte basımı)
Elinle (1962)
Eşik (1970)
Çizgi (1976)
Şiirler (1979, toplu şiirler)
Zamanlar (1982)
Bir Zaman Düşü (1984)
Şiirler (1988, toplu şiirler)
Buluşma (1990)
Batık Kent (1993, ölümünden sonra, son şiirleri)

ÖYKÜ:
Gazoz Ağacı (1954)
Yaralı Hayvan (1956, yeni öykülerle birlikte toplu basım: 1983)

OYUNLAR:
Evin Üstündeki Bulut (oynanışı: 1948)
Şakacı (1952)
Bir Odada Üç Ayna (1956)
Tersine Dönen Şemsiye (1958)
Kahvede Şenlik Var (1966)
Kral Üşümesi (1970)
Bay Hiç - Sonsuzluk Kitabevi (1981)
Önemli Adam (1983)

DENEME:
Geçmişle Gelecek (1978)
Ayrıca, Paul Éluard ve Charles Baudelaire’den şiirler çevirdi

ÖDÜLLERİ
1955 Sait Faik Faik Armağanı Gazoz Ağacı’yla (Haldun Taner ile haylaştı)
1957 Türk Dil Kurumu Ödülü Yaralı Hayvan ile
1965-1966 Ankara Sanatsevenler Derneği ödülü Kahvede Şenlik Var ile
1980 Yeditepe Şiir Ödülü Şiirler ile
1980 ve 1987 Avni Dilligil Tiyatro ödülleri
1985 ENKA Öykü Ödülü "Vav'lar" ile
1990 Sedat Simavi Ödülü
1990 Kültür Bakanlığı Tiyatro Onur Ödülü
1992 Edebiyatçılar Derneği Onur Ödülü
[FONT=Arial TUR] [COLOR=#800080]SABRİ ESAT SİYAVUŞGİL
Haziran 1907'de İstanbul’da doğdu. 1968'te İstanbul’da yaşamını yitirdi. İstanbul Darülfünun'u (İstanbul Üniversitesi) Hukuk Fakültesi'nde başladığı eğitimini Fransa’da Dijon ve Lyon üniversitelerinde felsefe bölümünde tamamladı. 1932'de Türkiye'ye dönüşünde Gazi Terbiye Enstitüsü'nde felsefe dersleri verdi. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nde 1933'te Genel Psikoloji-Pedagoji doçenti, 1942'de profesör oldu. Öğretim üyeliği görevini yaşamının sonuna dek sürdürdü. İlk şiirleri 1927'de "Güneş" ve "Hayat" dergilerinde yayınlandı. 1928'de altı şair arkadaşıyla birlikte "Yedi Meşaleciler" topluluğunu kurdu ve "Meşale" adlı dergiyi çıkardı. Bu dergi kapandıktan sonra şiirleri "Muhit" ve "Varlık" dergilerinde yayınlandı. Dışavurumcu bir ressam tutumuyla yeni ve canlı şiirler yazdı. Ulus, Yeni Sabah, Haber gazelerinde köşe yazarlığı yaptı. Fransız şairlerin şiirlerini Türkçe’ye çevirdi. Edmond Rostand’[FONT=Times New Roman TUR]ı n ünlü oyunu "Cyrano de Bergerac"ın Türkçe çevirisiyle büyük ün yaptı. Psikoloji, eğitim, folklor ve edebiyatla ilgili yazıları birçok dergi ve gazetede yer aldı. Ayrıca Sait Faik Abasıyanık’tan öyküleri Fransızca’ya çevirdi. Bu öyküler "Un Point Sur la Carte" (Haritada Bir Nokta) adıyla Hollanda’da yayınlandı.

ESERLERİ

ŞİİR:
Odalar ve Sofalar (1933)

İNCELEME:
İstanbul’da Karagöz ve Karagöz’de İstanbul (1938)
Psikoloji ve Terbiye Bahisleri (1940)
Karagöz (1941-1961)

[FONT=Arial TUR] [COLOR=#800080]SAİT FAİK ABASIYANIK
23 Kasım 1906’da Adapazarı’nda dünyaya geldi. İstanbul'da 11 Mayıs 1954’te sirozdan yaşamını yitirdi. İlköğrenimini Adapazarı Rehber-i Terakki Mektebi'nde yaptı. İki yıl Adapazarı İdadisi'nde öğrenim gördü. Kurtuluş Savaşı'ndan sonra ailesi İstanbul'a yerleşince İstanbul Sultanisi'ne girdi. Onuncu sınıfta bir öğretmene yapılan şaka yüzünden sınıfı dağıtılınca Bursa Erkek Lisesi’ne geçti, 1928'de buradan mezun oldu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde bir süre eğitim gördü. Ekonomi öğrenimi için İsviçre Lozan'a gitti. Kısa süre kaldı ve Fransa’ya geçti. 3 yıl Fransa’da Grenoble'da yaşadı. Eğitimini yarım bırakarak 1933'te İstanbul'a döndü. Kısa bir süre Halıcıoğlu Ermeni Yetim Mektebi’nde Türkçe grup dersleri öğretmenliği yaptı. Babasının desteğiyle girdiği ticarette de başarılı olamadı. Daha sonra hiçbir işle uğraşmadı. Geçimini babasından kalan mirasla sürdürdü. Yaşamını Şişli’de Bulgar Çarşısı’ndaki apartman ve Burgaz Ada’daki köşklerinde annesiyle geçirdi.

Şiir yazmaya İstanbul Sultanisi'ndeki öğrencilik günlerinde başladı. Öyküye Bursa'daki öğrencilik zamanında geçti. İlk öyküsü "Uçurtmalar" 9 Aralık 1929'da Milliyet gazetesinin sanat sayfasında yayınlandı. 1934-1940 arasında Varlık, Ağaç, Servet-i Fünun Uyanış, Ses, Yeni Ses, Yaprak, Yenilik gibi dergilerde yayınlanan öykülerinle tanınmaya başladı. Sait Faik ilk ürünlerini ortaya koyarken, Türk öykücülüğünde durum şöyleydi: Bir yanda Ömer Seyfettin'in "milli hikayecilik" etkisi sürüyordu. Refik Halit Karay'dan F. Celalettin'e uzanan gülmece ağırlıklı "fıkra-öyküler yönelimi" vardı. Sabri Ertem ve Sabahattin Ali ile yerine oturan "gerçekçi yönelim" ve Memduh Şevket Esendal'ın içten ve yalım anlatımı. Sait Faik bu ortamda ilk öyküleriyle gözlemci bir yazar olarak belirdi. Ama kısa sürede öyküyü olaydan sıyırmaya yöneldi. Bu yönelişinde onun gerçeği ya da durumu bir anlatıcıdan, kendi "ben"inden geçirme eğiliminin de büyük payı vardı. Bu, öykülerinde doğal bir öznelleşme süreci hazırladı. O "ben" evrensel bir insanlık duygusunun odağı olduğu için, insanlığın tüm çelişkilerini, bunalımlarını öyküsünün temeline yerleştirdi. Ona göre her şey insanı sevmekle başlar. İlk dönem ürünü öykü kitaplarında Adapazarı ile İstanbul'daki çocukluk ve ilk gençlik yıllarını anlattı.

Sonraki yapıtları giderek bir şiirsellikle doldu. "Lüzumsuz Adam", "Mahalle Kahvesi", "Havada Bulut" gibi eserlerinde esnaf, işsizler gibi dertli insanlara, toplumun acı çeken kesimlerine yöneldi. "Kumpanya" ile öykülerine giren karakterler arttı. Gezgin tiyatro topluluğu, cambazhane çalışanları, emekli miralay, Galata, Samatya, Yedikule'deki deri işçileri, meyhaneler, sabahçı kahveleri, çımacılar, garsonlar. "Son Kuşlar"da bir tür düş kırıklığı hissedilir. Sait Faik, toplumsal düzenin çirkinlikleri, sahtelikler, adaletsizlikler karşısında direnen insanın yalnızlığını keşfeder. Sonraki kitaplarında bu karamsarlık artar. "Alemdağda Var Bir Yılan"la gerçeküstücülüğe yöneldi. Hikayedeki konu ve olay akışını iyice ortadan kaldırdı. Öykülemeyi ruhsal değişiklikler yoluyla yaptı. Gerçeküstücü öğelerle kişinin yalnızlığı ve bunun yarattığı acıları irdeledi. Öykü, roman ve şiirlerini yaşamın hakkını vermek için yazdı. Sürekli kullandığı ana tema yaşama sevinci oldu. Sıradan insanlar, işsizler, hamallar, balıkçılar, sokak kadınları, kimsesiz çocuklar, emekçiler ve küçük burjuvalar onun insanlarıdır. O bu insanlarda evrensel insanı yakaladı. Aynı zamanda bir İstanbul öykücüsüdür. Doğa güzellikleri karşısında başı döner. Toplumsal sorunlar onu bireysel planda bir hayıflanmaya sürükler. Böyle anlarda karamsar bir tablo çizer. Toplumsal çelişkiler karşısındaki tavrı öfke, yenilgi ve kaçış olur.

Ölümünden sonra Burgaz Ada’daki evi müze haline getirildi. Annesi "Sait Faik Hikaye Ödülü" oluşturdu. Çağdaş edebiyata katkılarından dolayı Amerika’daki Uluslararası Mark Twain Derneği’nin onur üyeliğine seçildi.

ESERLERİ

ÖYKÜ:
Semaver (1936)
Sarnıç (1939)
Şahmerdan (1940)
Lüzumsuz Adam (1948)
Mahalle Kahvesi (1950)
Havada Bulut (1951)
Kumpanya (1951)
Havuz Başı (1952)
Son Kuşlar (1952)
Alemdağ’da Var Bir Yılan (1954)
Az Şekerli (ölümünden sonra, 1954)
Tüneldeki Çocuk (1955)
Mahkeme Kapısı (Adliye röportajları) (1956)
Balıkçının Ölümü-Yaşasın Edebiyat (1977, derleyen Muzaffer Uyguner)
Açık Hava Oteli (1980, Konuşmalar-mektuplar derleyen Muzaffer Uyguner)
Müthiş Bir Tren (1981, deleyen Muzaffer Uyguner)

ŞİİR:
Şimdi Sevişme Vakti (1953)

ROMAN:
Medar-ı Maişet Motoru (1944, ikinci baskı 1952'de "Birtakım İnsanlar" adıyla)
Kayıp Aranıyor (1953)
Yaşamak Hırsı
[FONT=Arial TUR] [COLOR=#800080]SALÂH BİRSEL
1919'da Balıkesir’in Bandırma ilçesinde doğdu. 1999 yılında İstanbul’da yaşamını yitirdi. Ortaöğrenimini İzmir'de Saint Joseph Fransız Okulu ve İzmir Erkek Lisesi'nde tamamladı. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne girdi. 2 yıl sonra aynı üniversitenin Edebiyat Fakültesi Felsefe bölümüne geçti, 1948'de mezun oldu. 1943-1949 arasında İstanbul Nişantaşı Ortaokulu'nda Fransızca öğretmenliği, 1953-1956 arasında iş müfettişliği, 1956-1960 arasında Edebiyat Fakültesi Kütüphane Müdürlüğü, 1960-1973 arasında Türk Dil Kurumu Yayın Kolu Başkanlığı yaptı. İlk şiirleri 1937'de "Gündüz" dergisinde yayınlandı. 1940-1950 arasında "İnkılapçı Gençlik", "Sokak", "İnsan", "Seçilmiş Hikayeler" gibi dergiler şiirlerine yer verdi. "Yenilik", "İnsan", "Sokak" ve "Nokta" dergilerinin yayını çalışmalarına katıldı. Şiirleri öncelikle zekaya, ince alaya dayanan yergi ağırlıklı şiirler. Garip ve İkinci Yeni akımlarını kendine göre yorumlayarak uzaktan izledi. Şiirlerinde halk şiirine yaklaşan bir söyleyiş yöntemine ulaştı. Yalın üslubu, hoşgörülü konu seçimleri ve ince alaylı yaklaşımıyla, kendine özgü farklı bir yerde bulundu. Asıl ününü 1970'lerde peş peşe yayınlanan "denemelerle" kazandı. Günlük konuşma dilinde pek az bilinen sözcük ve deyimlerden başka, kendi yarattığı ilginç deyişleri de sıkça kullandığı ve anlatımına egemen kıldığı alaycı tavrıyla bu denemelerde özgün bir üslup yarattı. "Salâh Bey Tarihi"ni oluşturan "Kahveler Kitabı", "Ah Beyoğlu, Vah Beyoğlu", "Boğaziçi Şıngır Mıngır", "Sergüzeşt-i Nono Bey", "Elmas Boğaziçi" ve "İstanbul-Paris" kitaplarında, geçmişin İstanbul kahvelerini, Beyoğlu ve Boğaziçi'nin sanat çevrelerini anlattı. 1990'larda büyük bir coşkuyla tekrar şiire döndü. İroni ve humor özellikleri taşıyan şiirleriyle modern şiirimizi tema ve dil bakımından demokratlaştırdı, geliştirdi.

ESERLERİ

ŞİİR:
Dünya İşleri (1947)
Hacivat’[FONT=Times New Roman TUR]ı n karısı (1955)
Ases (1960)
Kikirikname (1961)
Haydar Haydar (1972)
Köçekçeler (1981)
Bütün Şiirleri (1986)
Varduman (1993)
Yalelli (1994)
İnce Donanma (1995)
Rumba da Rumba (1995)
Yaşama Sevinci (1995)
Çarleston (1995)
Baş ve Ayak (1997)
Sevdim Seni Ey İnsan (1997)

DENEME, ELEŞTİRİ, GÜNLÜK:
Şiirin İlkeleri (1952)
Günlük (1955)
Sev Beni Sev (1957)
Kendimle Konuşmalar (1969)
Şiir ve Cinayet (1975)
Kahveler Kitabı (1975)
A Beyoğlu Vah Beyoğlu (1976)
Kuşları Örtünmek (1976)
Kurutulmuş Felsefe Bahçesi (1979)
Boğaziçi Şıngır Mıngır (1980)
Halley Kimi Kurtarır (1981)
Paf ve Puf (1981)
Hacivat Günlüğü (1982)
Sergüzeşt-i Nono Bey ve Elmas Boğaziçi (1982)
Amerikalı Tolstoy (1983)
İstanbul-Paris (1983)
Bir Zavallı Sarı At (1985)
Yapıştırma Bıyık (1985)
Şişedeki Zenci (1986)
Asansör (1987)
Kediler (1988)
Aynalar Günlüğü (1988)
Seyirci Sahneye Çıkıyor (1989)
Bay Sessizlik (1990)
Nezleli Karga (1991)
Yaşlılık Günlüğü (1992)
Gandhi ya da Hint Kirazının Gölgesinde (1993)
Gece Mavisi (1994)
Papağanname (1995)
Yanlış Parmak (1996)

ROMAN:
Dört Köşeli İnsan (1961)

İNCELEME:
Fransız Resminde İzlenimcilik (1967)
Goethe (1972)
[FONT=Arial TUR] [COLOR=#800080]SAMİM KOCAGÖZ
13 Şubat 1916'da Aydın'ın Söke ilçesinde doğdu. 5 Eylül 1993'te İzmir'de yaşamını yitirdi. 1942'de İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünü bitirdi. 1942-1945 arasında Lozan Ünivesitesi'nde sanat tarihi eğitimi aldı. Türkiye'ye döndükten sonra bir süre İzmir Ticaret Okulu'nda edebiyat, Devlet Konservatuvarı'nda sanat tarihi dersleri verdi. Söke'de çiftçilikle uğraştı. 1950'den sonra İzmir'e yerleşti. İlk romanı İkinci Dünya 1938'de yayınlandı. Servet-i Fünun Uyanış, Ses, Hep, Bu Topraktan, Vatan, Fikirler, Yenilikler, Yeditepe gibi dergilerle Demokrat İzmir gazetesinde yayınlanan öyküleriyle ünlendi. 1950'de Yeni İstanbul gazetesi ve New York Herald Tribune gazetesinin ortaklaşa düzenlediği Dünya Hikaye Yarışması'nda "Sam Amca" öyküsüyle birincilik kazandı. Güçlü gözlemlerine dayanarak köy ve kasaba insanlarının sorunlarını, günlük yaşamlarını ve duygularını yalın bir dil ve gerçekçi tutumla yansıttı. Ölümünden sonra adına bir öykü ödülü kondu.

ESERLERİ

ROMAN:
İkinci Dünya (1938)
Bir Şehri İki Kapısı (1948)
Yılan Hikayesi (1954)
Onbinlerin Dönüşü (1957)
Kalpaklılar (1962)
Doludizgin (1963)
Bir Karış Toprak (1964)
Bir Çift Öküz (1970)
İzmir'in İçinde (1973)
Tartışma (1974)
Eski Toprak (1988)

ÖYKÜ:
Telli Kavak (1941)
Sığınak (1946)
Cihan Şoförü (1954)
Ahmet'in Kuzuları (1958)
Yolun Üstündeki Kaya (1964)
Yağmurdaki Kız (1967)
Alandaki Delikanlı (1978)

DENEME:
Roman ve Yazarlık Onuru (1983)

ÖDÜLLERİ:

1968 Türk Dil Kurumu Öykü Ödülü Yağmurdaki Kız ile
1978 Lions Hikaye Ödülü Alandaki Delikanlı ile

[FONT=Arial TUR] [COLOR=#800080]SAMİPAŞAZADE SEZAİ
1860’ta İstanbul’da doğdu. 26 Nisan 1936’da İstanbul’da yaşamını yitirdi. "Sergüzeşt" romanının yazarı. Babası Abdurrahman Sami Paşa'nın konağında özel öğrenim gördü. 1880’de ağabeyi Suphi Paşa'nın başında olduğu Evkaf Nezareti Mektub-i Kalemi'ne memur olarak girdi. Ertesi yıl Londra elçiliği ikinci katipliğine atandı. İngiltere’de kaldığı 4 yıl boyunca İngiliz ve Fransız edebiyatlarını inceledi. Elçilikteki görevinden İstifa edip İstanbul’a döndü. İstişare Odasına memur oldu. İlk romanı "Sergüzeşt" yüzünden göz hapsine alındığını düşünerek 1901'de Paris’e gitti Jön Türkler'e katıldı. Meşrutiyet’in ilanına kadar Paris'te kaldı. İttihat ve Terakki'nin Paris merkezinde görev yaptı. Örgütün yayın organı olan "Şura-yı Ümmet" gazetesinde 2'nci Abdülhamit'in baskıcı rejimini eleştiren yazılar yazdı. 1908’de 2'nci Meşrutiyet'in ilanından sonra İstanbul’a döndü. 1909'da Madrid Büyükelçiliği'ne atandı. Birinci Dünya Savaşı başlayınca Madrit’ten İsviçre’ye geçti, savaşın sonuna kadar burada kaldı. 1921’de emekliye ayrıldı ve İstanbul’a döndü. Yaşamının son yıllarında kendisine, Büyük Millet Meclisi kararıyla "Hidamat-ı vataniyye tertibinden" maaş bağlandı. Divan edebiyatına karşı çıkan Namık Kemal, Abdülhak Hamit Tarhan gibi yazarların etkisiyle Batı edebiyatına yöneldi. Alphonse Daudet'den esinlenerek yazdığı kısa öykülerle Batılı anlamda ilk gerçekçi ürünleri verdi. 1874'te "Kamer" gazetesinde yayınlanan söylev türündeki ilk yazılarıyla adını duyurdu. İlk kitabı 3 perdelik tiyatro oyunu "Şir" 1879'da basıldı. İlk romanı olan ve kendisine büyük ün sağlayan "Sergüzeşt" Türk edebiyatında romantizmden gerçekçiliğe geçişin başarılı örneklerinden biri sayılır. Bu romanda bir paşazade ile bir cariyenin aşk öyküsü anlatılıır.

ESERLERİ

ROMAN:
Sergüzeşt (1889)

ÖYKÜ:
Küçük Şeyler (1892)

OYUN:
Şir (arslan, 1879)

SOHBET-ELEŞTİRİ-ANI:
Rumuzu’l- Edeb (1900)
[FONT=Arial TUR] [COLOR=#800080]SELİM İLERİ
30 Nisan 1949'da İstanbul'da doğdu. 1968'de Atatürk Lisesi'ni bitirdi. Bir süre İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne devam etti. Öğrenimini yarıda bırakarak kendini tümüyle yazmaya verdi. İlk yazısı 1967'de Yeni Ufuklar dergisinde yayınlandı. Papirüs, Yeni Edebiyat, Yeni Dergi, Türk Dili, Türkiye Defteri, Milliyet Sanat, Gösteri gibi dergilerde yayınlanan yazılarıyla ünlendi. 1979'da Dünya gazetesinin sanat sayfasını yönetti. 1968'de yayınlanan ilk öykü kitabı "Cumartesi Yalnızlığı"nda sınırlı ilişkiler içinde sıkışan insaların yaşamlarını anlattı. "Pastırma Yazı" ve "Bir Denizin Eteklerinde" öykü kitaplarında uyarlı gençlerin tutkularını, sıkıntılı ilişkilerini, orta tabakadan insanların acılarını, yalnızlıklarını, kurtuluş arayışlarını anlattı. 1973'ten sonra romana yöneldi. "Her Gece Bodrum" romanıyla büyük başarı kazandı. İç konuşma tekniğini kullandığı bu romanda, toplumsal kargaşa içinde bunalıma düşen aydınların arayışlarını ve çıkmazlarını ele aldı. Roman ve öykülerinin yanısıra senaryolar, denemeler ve edebiyatla ilgili incelemeler de yazdı.

ESERLERİ

ÖYKÜ:
Cumartesi Yalnızlığı (1968)
Pastırma Yazı (1971)
Dostlukların Son Günü (1975)
Bir Denizin Eteklerinde (1980)
Eski Defterde Solmuş Çiçekler (1982)
Son Yaz Akşamı (1983)

ROMAN:
Destan Gönüller (1973)
Her Gece Bodrum (1976)
Ölüm İlişkileri (1979)
Cehennem Kraliçesi (1980)
Bir Akşam Alacası (1980)
Yaşarken ve Ölürken (1981)
Ölünceye Kadar Seninim (1983)
Yalancı Şafak (1984)
Saz Caz Düğün Varyete (1985)
Hayal ve Istırap (1986)

DENEME-İNCELEME:
Çağdaşlık Sorunu (1978)
Aşk-ı Memnu ya da Uzun Bir Kışın Siyah Günleri (1981)
Düşünce ve Duyarlık (1982)
Kamelyasız Kadınlar (1983)

ANI:
Annem İçin (1983)
Hatırlıyorum (1984)
Seni Çok Özledim (1986)

ŞİİR:
Ay Işığı (1986)

SENARYO:
Kırık Bir Aşk Hikayesi (1982)

ÖDÜLLERİ:

1976 Sait Faik Hikaye Armağanı Dostlukların Son Günü ile
1977 Türk Dil Kurumu Roman Ödülü Her Gece Bodrum ile
1982 SİYAD En İyi Senaryo Ödülü Kırık Bir Aşk Hikayesi ile
[FONT=Arial TUR] [COLOR=#800080]SEVGİ SOYSAL
30 Eylül 1936'da İstanbul'da doğdu. 22 Kasım 1976'da İstanbul'da yaşamını yitirdi. Ankara Kız Lisesi'nden mezun oldu. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Arkeoloji Bölümü'nü bitirdi. 1957-1958'de Almanya'nın Gottingen Üniversitesi'nde arkeoloji ve tiyatro bölümlerinde öğrenim gördü. 1965-1971 arasında Türkiye Radyo Televizyon Kurumu'nda (TRT) program uzmanı olarak çalıştı. 1972'de siyasal nedenlerle tutuklandı, bir yıl hapse mahkum edildi. Cezaevinden sonra Adana'da iki buçuk ay sürgünde kaldı. 1956'da Özdemir Nutku ile, 1965'te Başar Sabuncu ile evlendi. Üçüncü eşi Mümtaz Soysal ile cevaevinde iken tanışıp evlendi. Bazı yazıları "Nutku" ve "Sabuncu" soyadlarıyla yayınlandı. 1961’de Ankara Meydan Sahnesi’nde Haldun Dormen’in yönettiği "Zafer Madalyası" adlı oyunda tek kadın rolünü oynadı. Edebiyata öykü ile başladı. İlk öykü ve yazıları 1960-1964 arasında Dost, Yelken, Ataç, Yeditepe, Değişim dergilerinde yayınlandı. İlk dönem eserlerinde bireyin ruhsal durumlarını işledi. 1965-1969 arasında özellikle Papirüs ve Yeni Dergi'de yayınlanan öyküleriyle yeni bir tarza yöneldi. Kadın-erkek ilişkilerini, kadın sorununu, ağırlıklı olarak da 1960 sonrasında yaşanan sosyal ve siyasal olayları ele aldı. Gerçekçi toplumcu öykü ve romanlar yazdı. Öykü ve romanlarının yanısıra röportajlar, çeviriler yaptı. Yeni Ortam ve Politika gazetelerinde günlük köşe yazıları yazdı.

ESERLERİ

ROMAN:
Yürümek (1970)
Yenişehir'de Bir Öğle Vakti (1973)
Şafak (1975)
Hoş Geldin Ölüm (1980, ölümünden sonra)
Bütün Eserleri (8 cilt, 1986)

ÖYKÜ:
Tutkulu Perçem (1962)
Tante Rosa (1968)
Barış Adlı Çocuk (1976)

ANI:
Yıldırım Bölge Kadınlar Koğuşu (1976)

DENEME:
Bakmak (1977)

ÖDÜLLERİ:

1970 TRT Sanat Ödülleri Yarışması Başarı Ödülü Yürümek ile
1974 Orhan Kemal Roman Armağanı Yenişehir'de Bir Öğle Vakti ile
[FONT=Arial TUR] [COLOR=#800080]SEZAİ KARAKOÇ
1933'te Diyarbakır’[FONT=Times New Roman TUR]ı n Ergani ilçesinde doğdu. Parasız yatılı okuduğu Gaziantep Lisesi'ni 1950'de bitirdi. 1955'te Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Maliye ve İktisat Bölümü’nden mezun oldu. 1956-1965 arasında Maliye müfettiş yardımcılığı ve gelirler kontrolörlüğü görevlerinde çalıştı. Temmuz 1965'te memurluktan ayrıldı. Gazetecilik ve yayıncılık işlerine girişti. "Diriliş" dergisini aylık, haftalık bazen haftada iki kez yayınladı. 1971'den sonra kısa bir süre için Gelirler Genel Müdürlüğü'nde gelirler kontrolörlüğü yaptı. 1974 sonrası yeniden devlet memurluğu görevinden ayrılarak gazetecilik ve yayıncılığa başladı. Yeni İstiklar, Yeni İstanbul, Babıali'de Sabah, Milli Gazete'de yazılar yazdı. İlk şiiri 1951'de "Hisar" dergisinde çıktı. Üniversite yıllarında 1955'te "Şiir Sanatı" dergisini çıkardı. Mülkiye, Yenilik, XX. Asır, İstanbul, Şiir Sanatı dergilerindeki şiirleriyle tanındı. Başlangıçta Pazar Postası'nda İkinci Yeni akımı doğrultusunda şiirler yazdı. Daha sonraki yıllarda tümüyle kendi şiirine yöneldi. Yeni biçim araştırmalarına, değişik imgelerle kendine özgü, mistik ve İslami içeriğe yer veren eserleriyle kuşağının en iyi şairleri arasına girdi. Gazete yazılarında ise İslam toplumlarının çağdaş dünyadaki konumlarını ele aldı. Eski Türk uygarlıklarına ilişkin değerlerle, çağdaş bir kişilik oluşturma düşüncelerini işledi.

ESERLERİ

ŞİİR:
Körfez (1959)
Şahdamar (1962)
Hızırla Kırk Saat (1967)
Sesler (1968)
Taha’nın Kitabı (1968)
Kıyamet Aşısı (1968)
Gül Muştusu (1969)
Zamana Adanmış Sözler (1970)
Şiirler (1975)
Ayinler (1977)
Leyla ile Mecnun (1981)
Ateş Dansı (1987)
Alınyazısı Saati (1989)

DENEME-İNCELEME:
Yunus Emre (1965)
Yazılar (1967)
İslamın Dirilişi (1967)
İslam Toplumunun Ekonomik Strüktürü (1967)
Mehmet Akif (1968)
Mağara ve Işık (1969)
Edebiyat Yazıları 1 (1982)
Edebiyat Yazıları 2 (1986)

ÖDÜLLERİ

1968 Milli Türk Talebe Birliği Milli Hizmet Madalyası
1970 Sürgündeki Macar Yazarları Gümüş Madalya Ödülü
1982 Türkiye Yazarlar Birliği Hikâye Ödülü
1988 Türkiye Yazarlar Birliği Üstün Hizmet Ödülü
1991 Dünya Sanat ve Kültür Akademisi Ödülü
[FONT=Arial TUR] [COLOR=#800080]SUAT DERVİŞ
1905'te İstanbul'da doğdu. 23 Temmuz 1972'de İstanbul'da yaşamını yitirdi. Asıl ismi Saadet Baraner. Tıp profesörlerinden İsmail Derviş Bey'in kızı. Yazar Reşat Fuat Baraner'in eşi. Özel eğitim gördü. Bir süre Almanya'da Berlin Konservatuvarı ve Edebiyat Fakültesi'nde okudu. 1932'de Türkiye'ye döndükten sonra Son Posta, Vatan, Cumhuriyet, Gece Postası gibi gazetelerde röpotajları ve romanları yayınlandı. Reşat Fuat Baraner ile birlikte Türkiye'de toplumsal gerçekçi akımın ilk yayın organlarından sayılan "Yeni Edebiyat Dergisi'ni 15 Ekim 1940-15 Kasım 1941 arasında yayınladı. Bu dergide kısa öyküler, fıkra ve eleştiriler yazdı. 1944 tutuklamaları sırasında eşi Reşat Fuat Baraner'i sakladığı ve yasadışı Türkiye Komünist Partisi'ne katıldığı gerekçesiyle yargılandı, bir yıl hapse mahkum oldu. Paris'e gitti. 1953-1963 yılları arasında Fransa'da kaldı. 1963'te Türkiye'ye döndükten sonra romanlarının yazımı ve yayınıyla uğraştı, Devrimci Kadınlar Birliği'nin kuruluşunda görev aldı. Edebiyata şiirle girdi. Gerçekçi ve toplumsal edebiyatın yerleşip gelişmesine öncülük eden yazarlardan biri olarak ünlendi.

ESERLERİ

ROMAN:
Kara Kitap (1921)
Ne Bir Ses Ne Bir Nefes (1923)
Hiçbiri (1923)
Ahmed Ferdi (1923)
Behire'nin Talibleri (1923)
Fatma'nın Günahı (1924)
Ben mi (1924)
Buhran Gecesi (1924)
Gönül Gibi (1928)
Emine (1931)
Hiç (1939)
Çılgın Gibi (1934)
Fosforlu Cevriye (1968)
Ankara Mahpusu (1968, ilk olarak 1957'de Paris'te Fransızca)
[FONT=Arial TUR] [COLOR=#800080]SUAT TAŞER
1919’da İstanbul’da doğdu, 17 Kasım 1982’de İzmir’de yaşamını yitirdi. Ankara Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümü Yüksek Devresi’ni bitirdi. Ankara Devlet Tiyatrosu’nda oyunculuk, Ankara Radyosu’nda spikerlik yaptı. Ege Üniversitesi Tiyatro Bölümü’nde öğretim görevlisi olarak çalıştı, İzmir Devlet Tiyatrosu Müdürlüğü yaptı. Bu görevi sırasında konser, film gösterisi, edebiyat toplantısı, açıkoturum gibi etkinliklerle Devlet Tiyatrosu'nu bir kültür ve sanat merkezi haline getirdi. İlk şiirleri 1938’de Servetifünun-Uyanış dergisinde çıktı. Adımlar, Ataç, Dost, Kaynak, Pınar, Yeditepe, Yürüyüş, Varlık gibi dergilerde şiirleri yayınlandı. Yeryüzü dergisinde yayınlanan "Önce-Sonra" şiiri nedeniyle Türk Ceza Kanunu’nun 142. maddesine aykırı davranmaktan yargılandı ve aklandı. 1950'den sonra tiyatro incelemeleri ve eleştirileri de yazdı. Stanislavski'nin "Bir Aktör Hazırlanıyor" ve "Bir Karakter Yaratmak" eserlerini Türkçe'ye çevirdi. 1940 kuşağının toplumcu şairleri arasında yer aldı. İlk dönem yüksek sesli, söylevci tarzda şiirler yazdı. Zamanla toplumsal konulardan bireysel duygulara yöneldi. Humor ve sevgi öğelerinden yararlandı. Günlük dil ve kimi zaman argo kullanarak mizahi şiirler de yazdı.

ESERLERİ

ŞİİR:
Bir (1942)
1943 (1943, Fethi Giray’la birlikte)
Hürriyet (1945, Ömer Faruk Toprak’la birlikte)
Merhaba (1952)
Haraç Mezat (1954)
İkinci Kurtuluş (1960)
Hayret Bey’in Serüveni (1968)
Evrende Ellerimiz (1968)

OYUN:
Aşk ve Barış (1961)
Deli Dumrul (1962)

İNCELEME:
Üç Duvarlı Dünya (1951)
Tiyatro Meseleleri (1953)
Bir Dünya ki (1956)
Konuşma Eğitimi (1978, 1987)

ÖDÜLLERİ: 1982 YAZKO Çeviri Ödülü, Stanislavski'den "Bir Karakter Yaratmak" çevirisi ile
[FONT=Arial TUR] [COLOR=#800080]SUNAY AKIN
1962’de Trabzon’da doğdu. Ortaöğrenimini İstanbul Koşuyolu Lisesi’nde tamamladı. İstanbul Üniversitesi Fizik-Coğrafya Bölümü’nden mezun oldu. İlk şiirleri 1984’te dergilerde yayınlandı. Arkadaşlarıyla birlikte 1989’da Yeni Yaprak, 1990’da Olmaz adlı şiir dergilerini çıkardı. Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi ile Müjdat Gezen Sanat Okulu'nda dersler veriyor. Televizyon programları hazırlıyor, gazetelerde yazılar yazıyor. Buluşlara dayanan, genellikle kısa şiirlerinde Orhan Veli'nin günümüzdeki sürdürücüsü. Yumuşak, lirik bir ses tonuyla günlük yaşamdan ilginç ayrıntılar, şaşırtıcı karşılaştırmalar veriyor. Yapılarını, günlük dildeki kullanımlarını bozmadığı sözcüklerle bir düşünce cambazı gibi oynuyor. Son yıllarda şiirden çok düzyazıya yönelmiş durumda. Yakın tarihteki bazı önemli ve özel olayların araştırılmasına yönelik araştırma, çalışma ve kitaplarıyla da ilgi çekiyor. Bu yönüyle edebiyatımızda yeni bir "Salâh Birsel" izlenimi yansıtıyor.

ESERLERİ

ŞİİR:
Makiler (1989)
Antikacılar (1991)
Kaza Süsü (1993)
62 Tavşanı (1998)

DÜZYAZI:
İstanbul'un Nazım Planı
Ayçöreği ve Denizyıldızı
İstanbul'da Bir Zürafa
Önce Çocuklar ve Kadınlar
Kız Kulesi'ndeki Kızılderili
Onlar Hep Oradaydı

ÖDÜLLERİ

1997 Halil Kocagöz Şiir Ödülü Noktalı Virgül adlı dosyasıyla
1990 Orhon Murat Arıburnu Şiir Ödülü Makiler ile
[FONT=Arial TUR] [COLOR=#800080]SUNULLAH ARISOY
1925 yılında İstanbul Şile’de doğdu, 1988’de yaşamını yitirdi. Bir süre İstanbul Haydarpaşa Lisesi’nde öğrenim gördü. Eğitimini yarıda bıraktı. Memurluk yaptı. Ankara'da bir bankada, Bilgi Yayınevi ile Türk Tarih Kurumu Basımevi'nde çalıştı. Varlık dergisinde 1950’li yılların sonunda yayınlanan şiirleriyle adını duyurdu. Önce Garip akımı ve İkinci Yeni etkisinde şiirler yazdı. Şiirlerinde halk şiiri özelliklerinden ve temalarından da yararlandı. 1960 sonrası kısa kurgulu, karamsar içerikli toplumsal gerçekçi çizgide bir şiire yöneldi. Biçim arayışlarına girdi, divan edebiyatına özgü gazel tarzında şiirler denedi. Son döneminde Özdemir Asaf'ta olduğu gibi kısa, zekice söylenmiş, keskin sözcüklerle özlü anlatıma dayalı şiirler yazdı. Roman ve uzun anlatı türünde eserleriyle, şiir ve mizah antolojileri de var.

ESERLERİ

ŞİİR:
Garipler Treni (194)
Muhteşem Kavga (1951)
Mustafa Kemal Türküsü (1953)
Yaban Mavisi (1956)
Dışa Vuran Karanlık (1961)
Yanlış Yaşadık (1970)
Sabrın Gülü (1980)

ROMAN:
Karapürçek (1958)

ÖYKÜ:
Tedirginin Biri (1962)

ANTOLOJİ:
Yeni Türk Şiiri: Deste (1951)
Türk Hiciv ve Mizah Antolojisi (1967)
Türk Halk Şiiri Antolojisi

[FONT=Arial TUR] [COLOR=#800080]SÜREYYA BERFE
1943'te İstanbul’da doğdu. Asım ismi Süreyya Kanıpak. 1960'ta Çanakkale Lisesi’ni bitirdi. Bir süre İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nde öğrenim gördü. İstanbul'da yayınevlerinde, reklam şirkelerinde çalıştı. Halen metin yazarlığı yapıyor. İlk şiiri Düzlem Dergisi’nde 1963 yılında yayınlandı. 1966'dan başlayarak Papirüs, Şiir Sanatı, Soyut gibi dergilerdeki şiirleriyle tanındı. Türkiye Milli Talebe Federasyonu'nun açtığı yarışmada "Kasaba" adlı şiiri birincilik kazanınca ünlendi. İkinci Yeni akımı etkileriyle şiir yazarken, toplumsal olayların yoğunluk kazanması ve Nâzım Hikmet'in eserlerinin üst üste yayınlanması nedeniyle yön değiştirdi. 1960 kuşağı olarak anılan İsmet Özel, Ataol Behramoğlu, Refik Durbaş, Egemen Berköz gibi şairler arasında yer aldı. Ama çok kökenli şiir duyarlılığıyla siyaseti ve ideolojiyi dolaysız biçimde üstlenmedi. Anadolu'yu bütün karmaşası ile tanıtma özlemiyle ve Türk şiirinin eski kaynaklarını değerlendiren birikimiyle dikkat çekti. Eserlerinde tutarlı bir çağrışım zinciri, tutarlı bir görüntü sevgisi ve her şeye bakmak isteyen bir derviş tarzı sezilir.

ESERLERİ

ŞİİR:
Gün Ola (1969)
Savrulan (1971)
Hayat İle Şiir (1980)
Ufkun Dışında (toplu şiirler, 1983)
Şiir Çalışmaları (1992)
Ruhumun (1998)
Kalfa (1999)
Seçme Şiirler (2001)
Nâbiga (2001)
Seni Seviyorum (2002)

ÇOCUK KİTABI:
İlkokullar İçin Matematik (1976)
Çocukça (Çocuk kitabı) 1982
Eksik Alfabe (2003)

ÖDÜLLERİ

1966 TMTFK Kültür Yarışması Kasaba şiiri ile birincilik
1992 Cemal Süreya Şiir Ödülü Şiir Çalışmaları ile
2002 Behçet Necatigil Şiir Ödülü
2002 Orhan Murat Arıburnu Şiir Ödülü

Posting Freak
~Yazarlarımız~
[COLOR=#800080]ŞAİR EŞREF
1847'de Manisa'nın Kırkağaç ilçesi Gelenbe kasabasında dünyaya geldi. 1912'da aynı kasabada yaşamını yitirdi. Asıl ismi Mehmet Eşref. Usulizade Hafız Mustafa Efendi'nin oğlu. İlköğrenimini Gelenbe'de tamamladı. Manisa'da Hatuniye Medresesi'nde Arapça ve Farsça dersleri aldı. Özel öğretmenlerden matematik, tarih öğrendi. 1870'te Manisa Vilayeti Tahrirat Kalemi'nde memur olarak göreve başladı. Turgutlu, Akhisar ve Alaşehir'de mal müdürlüğü yaptı. Fatsa kaymakamlığına atandı. Birçok ilçede kaymakam olarak çalıştıktan sonra Gördes kaymakamlığı görevine getirildi. Burada gördüğü yolsuzlukları şiirleriyle hicvedince bir yıl hapse mahkum edildi. Cezasının ardından İzmir'de gözetimde tutuldu. 1903'te Mısır'a kaçtı. Bir süre Fransa, İsviçre ve Kıbrıs'ta yaşadı. Tekrar Mısır'a döndü, Curcuna isimli mizah dergisinde yazılar yazdı. 2. Meşrutiyet ilan edildikten sonra İstanbul'a geldi. Eşref ve Musavver Eşref isimli mizah dergilerinde başyazarlık yaptı. Adana vali yardımcılığı görevindeyken emekliye ayrılıp Kırkağaç'a yerleşti. Yaşamının kalan bölümünü burada geçirdi. Türk edebiyatının hiciv ustasıdır. Tanık olduğu yolsuzlukların üzerine çekinmeden gitti. Hicviyelerini daha çok gazel, kaside, muhammes ve özellikle kıtalar biçiminde yazdı.


ESERLERİ:

Deccal (2 cilt, 1904-1907
İstimdad (1905)
Şah ve Padişah (1906)
Hasbihal yahut Eşref ve Kemal (1908)
İran'da Yangın Var (1908)
Şair Eşref Külliyatı (Ölümünden sonra, 1928)
[FONT=Arial TUR] [COLOR=#800080]ŞEMSEDDİN SAMİ
1850'de bugünkü Yunanistan sınırları içinde kalan Yanya'da (İoannina) doğdu. 18 Haziran 1904'te İstanbul'da yaşamını yitirdi. İlk Türk romanı olan Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat ile ilk Türkçe sözlük Kamus-ı Türki'nin yazarı, önemli dil bilgini. Tımar sahibi Fraşeri ailesinden Halil Bey’in oğlu. Ortaöğrenimini Yanya'daki bir Rum lisesinde tamamladı. eski Yunanca, Fransızca ve İtalyanca öğrendi. Bir süre Yanya'da Mektubi Kalemi'nde çalıştı. 1871'da İstanbul'a geldi. Matbuat Kalemi'nde memur olarak göreve başladı. Memurluk yaparken bir yandan da Sirac ve Hadika gazetelerinde çalıştı. 1974'te Trablusgarp'a gitti. Vilayet gazetesini yönetti. Ardından İstanbul'a döndü. 1876'da yayınlanmaya başlanan Sabah gazetesinin başyazarı oldu. Tercüman-ı Şark gazetesinde de çalıştı. Bu gazetenin kapanmasından sonra Aile (1880) ve Hafta (1981-1982) dergilerinde yazılar yazdı. 1893'te sarayda kurulan Teftiş'i Askeri Komisyonu'nun başkatipliğine getirildi. 1896'dan sonra 2. Abdülhamid tarafından Erenköy'deki evinde ikamete mahkum edildi. Yaşamının son yıllarını araştırarak, yazarak geçirdi. Tüm yaşamını Türkçe'ye adadı. Dilin sorunlarını inceledi, Türkçe'nin yabancı sözcük ve kurallardan arındırılmasına çalıştı. En önemli çalışmalarını dil konusunda yaptı. Türkçe'ye Osmanlıca denilmesine karşı çıktı. Ona göre Türkçe konuşan kavmin adı Türk'tür. Arapça ve Farsça sözcükler yüzyıllarca kullanılmalarına rağmen Türkçe'yle kaynaşmamış, yabancı kalmışlardır. Doğu Türkçesi, söyleyiş kabalığına karşın sözcük dağarcığı bakımından Batı Türkçesi'nden zengindir. Bu nedenle Batı Türkçesi'ne tercih edilmelidir. Türkçe'yi zengileştirmenin yolu yabancı sözcükler yerine Doğu Türkçesi'ndeki sözcüklerin kullanımının artırılmasıdır. Şemseddin Sami, Osmanlıca'daki sözcüklerin yüzde 80'inin konuşma dilinde kullanılmadığını, Tanzimat edebiyatının Osmanlı ve Osmanlıca etkisinden uzaklaşmaya çalışmasına rağmen, sözcük kaynağı konusunda sıkıntı çektiğini savunur. Türkçe konusunda çalışmalarının yanında tarih ve coğrafya ile ilgili araştırmalar da yaptı.


ESERLERİ:

ROMAN:
Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat (1872)

OYUN:
Besa yahut Ahde Vefa (1875)
Gâve (1876)

DİL KİTAPLARI:
Kamus-ı Türki (2 cilt, 1899-1900, tıpkıbasımları 1978, 1989)
Kamus-ı Fransevi (1882-1905, Fransızca'dan Türkçe'ye sözlük)
Kamus-ı Fransevi (1885, Türkçe'den, Fransızca'ya sözlük)
Küçük Kamus-ı Fransevi (1886, Fransızca'dan Türkçe'ye sözlük)
Usul-i Tenkit ve Tertib (1886)
Nev'usul Sarf-ı Türki ((1891)
Kamus'ül Âlam (6 cilt, 1889-1898, tarih ve coğrafya ansiklopedisi)

Ayrıca "Cep Kitapları" adıyla çeşitli konularda küçük öğrenci kitapları yayınladı.

[FONT=Arial TUR] [COLOR=#800080]ŞİNASİ
5 Ağustos 1826’da İstanbul’da doğdu. 13 Eylül 1871’de İstanbul’da yaşamını yitirdi. Asıl ismi İbrahim Şinasi. Topçu yüzbaşısı olan babası Mehmed Ağa 1829’da Osmanlı-Rus Savaşı’nda şehit oldu. Annesi onu yakınlarının desteğiyle büyüttü. İlköğretimini Mahalle Sıbyan Mektebi’nde ve Feyziye Okulu’nda tamamladı. Müşiriyeti Mektubi Kalemi’ne katip adayı olarak girdi. Arapça ve Farsça, Fransızca öğrendi. 1849’da bilgisini artırması için devlet tarafından Paris’e gönderildi. Burada edebiyat ve dil konularındaki çalışmalarını sürdürdü. Doğu kültürleri araştırmacısı De Sacy ailesi ile dostluk kurdu, Ernest Renan’la tanıştı, Lamartine’in toplantılarını izledi. Yine doğu kültürleri araştırmacısı Pavet de Courteille’nin çalışmalarına yardım etti. Dilbilimci Littré ile tanıştı. 1851’de Société Asiatique’e üye seçildi. 1854’te İstanbul’a döndü. Bir süre Tophane Kalemi’nde çalıştı. Meclis-i Maarif üyeliğine atandı. Encümen-i Daniş’te (ilimler akademisi) görev yaptı. Koruyucusu sadrazam Mustafa Reşit Paşa’nın görevinden ayrılması üzerine sakalını kestiği için üyelikten çıkarıldı. Reşit Paşa 1857’de yeniden sadrazam olunca, eski görevine döndü.

Tercüman-ı Ahval ve Tesvir-i Efkar

1860’da Ağah Efendi ile birlikte Tercüman-ı Ahvâl gazetesini çıkardı. 1862'de de Tasvir-i Efkar gazetesini çıkardı. Devlet işlerini eleştirdiği ve Sultan Abdülaziz’e karşı girişilen eylemleri desteklediği gerekçesiyle 1863’teki Meclis-i Maarif’teki görevine son verildi. Gazeteyi Namık Kemal’e bırakarak, 1865’te Fransa’ya gitti. Orada sözcük çalışmalarına yöneldi. Yaklaşık 5 yıl Ulusal Kitaplık'ta araştırma yaptı. Tamamlayamadığı kapsamlı bir Türkçe sözlük üzerinde çalıştı. 1867’de İstanbul’a döndü. Kısa bir süre sonra yeniden Paris’e gitti. 1869’da tekrar İstanbul’a dönünce bir matbaa açtı, eserlerinin basımıyla uğraşmaya başladı. 13 Eylül 1871’de beyin tümöründen yaşamını yitirdi. Tanzimat'la başlayan Batılılaşma hareketlerine öncülük ederek, dil, edebiyat ve düşünce yaşamının gelişmesine katkıda bulundu. Fransız şairlerinden çeviriler yaptı. Eski nazım biçimleriyle yazdığı şiirlerde yeni düşünceleri dile getirdi. Öz ve biçim yönünden tümüyle yeni şiirler de yarattı. 1860'da yazdığı tek perdelik "Şair Evlenmesi" adlı komedi, Batılı anlamdaki ilk Türkçe oyundur. Anlatımdaki yeniliklerin yanısıra tema bakımından da Türk tiyatro edebiyatının öncüsüdür. Ama asıl önemli çalışmalarını gazetecilik alanında yaptı. Batılılaşmayı savunan "Tasvir-i Efkar", bir düşünce gazetesi kimliğiyle Türk basın tarihinde önemli bir aşamadır. Dildeki yalınlaşma çabasını edebiyat ve tiyatro alanlarındaki eserleriyle destekledi.

ESERLERİ

Tercüme-i Manzume
Şair Evlenmesi
Müntehabat-ı Eşhar (1862, Divan-ı Şinasi adıyla da bilinir, şiirlerinden seçmeler)
Durub-u Emsal-i Osmaniye (1863, atasözleri derlemesi)
Müntahabat-ı Tasvir-i Efkar (18623, 1885. Ebüzziya Tevfik tarafından düzenlenen seçme makaleler)
[FONT=Arial TUR] [COLOR=#800080]ŞÜKÛFE NİHAL BAŞAR
1896'da İstanbul'da doğdu. Eğitimine özel hocalardan ders alarak başladı. İstanbul Darülfünun'u Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümü'nden mezun oldu. Uzun süre İstanbul Kız Lisesi'nde coğrafya ve edebiyat öğretmenliği yaptı. 1973'te İstanbul'da yaşamını yitirdi. Başlangıçta Tevfik Fikret’in etkisinde aruz ölçüsüyle şiirler yazarken zaman içinde Milli edebiyat akımının ilkelerine uygun olarak hece ölçüsünü kullanmaya başladı. Devrinin tüm şairleri gibi Edebiyat-ı Cedide, Fecri Ati ve Milli edebiyat akımı arasında sıkıştı kaldı. Güneş, Varlık, Aydabir, Çınaraltı, Şadırvan gibi dergilerde yayınlanan ve çoğu hece vezniyle yazılmış şiirlerinde lirizm ve kadınsı bir içtenlik dikkat çeker. Milli uyanış hareketi içinde de yer aldı, Fatih mitinginde etkileyici bir konuşma yaptı. Türk Kadınlar Birliği’nin kurucuları arasındadır.


ESERLERİ:

ŞİİR:
Yıldızlar ve Gölgeler (aruz'la yazılmış şiirler 1919)
Hazan Rüzgarları (1927)
Gayya (1930)
Yakut Kayalar (1931)
Su (1933)
Sıla Yolları (1935)
Sabah Kuşları (1943)
Yerden Göğe (1960)
Şükufe Nihal / Şiirler (1975, ölümünden sonra toplu şiirler)

ROMAN:
Renksiz Istırap (1928)
Yakut Kayalar (1931)
Çöl Güneşi (1933)
Yalnız Dönüyorum (1938)
Domaniç Dağlarının Yolcusu (1946)
Çölde Sabah Oluyor (1951)

ÖYKÜ:
Tevekkülün Cezası (1928)

GEZİ NOTLARI:
Finlandiya (1935)
[FONT=Arial TUR] [COLOR=#800080]ŞÜKRAN KURDAKUL
1927 yılında İstanbul’da doğdu. İzmir Karşıyaka Lisesi’nde öğrenim görürken komünizm propagandası suçlamasıyla tutuklandı. Okuldan çıkarıldı. İzmir Belediyesi’nde memur olarak çalıştı. İstanbul’a taşındı. Banka memurluğu yaparken yine komünizm propagandası suçlamasıyla tutuklandı. Serbest kaldıktan sonra bir süre gazete ve dergilerde düzeltmenlik yaptı. Yelken dergisini yönetti. Ataç ve Eylem dergilerini çıkardı. Ataç Yayınevi’ni kurdu ve yönetti. Türkiye Yazarlar Sendikası yönetim kurulu üyeliği yaptı. İşçi Partisi’nde Balıkesir İl Başkanı olarak görev aldı. Toplumcu şiirlerinin yanısıra öykü, inceleme ve araştırmalarıyla da tanınıyor.

ESERLERİ

ŞİİR:
Tomurcuk (1943)
Zevklerin ve Hülyaların Şiirleri (1944)
Giderayak (1956)
Nice Kaygılardan Sonra (1963)
İzmir’in İçinde Amerikan Neferi (1965)
Halk Orduları (1969)
Acılar Dönemi (1977)
Bir Yürekten Bir Yaşamdan (1982)
Ökselerin Yöresinde (1984)
Ölümsüzlerle (1985)
İhtiyar Yüzyıla (1997)

ÖYKÜ:
Tanığın Biri (1970)
Beyaz Yakalılar (1972)
Onların Çocukları (1975)

OYUN:
Zindandaki Şair (1991)

İNCELEME-ARAŞTIRMA:
Sosyalist Açıdan Türk-İş Yargılanıyor (1966)
Şairler ve Yazarlar Sözlüğü (1971)
Çağdaş Türk Edebiyatı Meşrutiyet Dönemi (1976)
Namık Kemal (1977)
Çağdaş Türk Edebiyatı Cumhuriyet Dönemi (1987)
Şairce Düşünmek (1990)

ÖDÜLLERİ:

1982 Nevzat Üstün Şiir Ödülü, Bir Yürekten Bir Yaşamdan ile

[FONT=Arial TUR] [COLOR=#800080]TAHİR ALANGU
1915'te İstanbul'da doğdu. 19 Haziran 1973'te İstanbul'da yaşamını yitirdi. 1938'de Kabataş Lisesi'ni bitirdi. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nden 1943'te mezun oldu. Birçok lisede, köy enstitüsünde ve yüksekokulda öğretmenlik yaptı. Galatasaray Lisesi'nde edebiyat öğretmeni oldu. Boğaziçi Üniversitesi'nde halkbilim dersleri verdi. Şiirleri, eleştirileri, edebiyat, tarih ve halkbilim üzerine yazıları öğrencilik yıllarından başlayarak Yurt, Tarihten Sesler, Yeni Türk, Değirmen, Gündüz, Yeni Yurt, Yenilik, Yeditepe, Türk Dili, Dost ve Kim gibi dergilerde yayınlandı. 1960-1969 arasında Varlık dergisinde roman ve öykü değerlendirmeleri yazdı, Varlık Yıllığı'nın hazırlanmasına katkıda bulundu. Vatan ve Cumhuriyet gazetelerinde de yazdı. Ömer Seyfettin'in bütün eserlerini baskıya hazırladı. Asıl katkısını halkbilim dalında yaptı. Masallar, gölge oyunları, destanlar, göçmen folkloru ve bunlarla ilgili kuramsal sorunlar hakkında araştırmalar yaptı. Halkbilimin geleneklerin incelenmesinde eskiye bağlı kalınması yöntemine karşı çıktı, bu bilimin eskinin temelleri üzerinde yeni bir çağdaş toplum yapısı oluşturulmasına katkı sağlayacağını savundu.

ESERLERİ

ARAŞTIRMA:
Cumhuriyet'ten Sonra Hikaye ve Roman (3 cilk 1959-1965)
Ömer Seyfettin'in Bütün Eserleri (10 Cilt, 1962-1964)
Ülkücü Bir Yazarın Romanı (1968, Ömer Seyfettin'in yaşamı, kişiliği)
Türkiye'de Folklorun El Kitabı (1983, ölümünden sonra)
[FONT=Arial TUR] [COLOR=#800080]TAHSİN SARAÇ
1 Ocak 1930’da Muş’ta doğdu, 29 Haziran 1989’da İzmit’te yaşamını yitirdi. 1952’de Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Fransızca Bölümünü bitirdi. Hakkari'de ortaokul öğretmenliği yaptı. 1953-1954 ve 1957-1959 arasında iki kez Paris’e giderek Sorbonne’da Fransız Dili ve Edebiyatı ile sesbilim üzerine eğitim gördü. Dönüşünde bir süre Trabzon Lisesi'nde öğretmenlik yaptı. Ardından Gazi Eğitim Enstitüsü Fransız Dili ve Edebiyatı Bölümü'nde önce asistan, sonra öğretim görevlisi oldu. Bir süre, Milli Eğitim Bakanlığı Talim Terbiye Kurulu ile Tercüme Bürosu’nda üye olarak çalıştı. Türkiye Öğretmenler Federasyonu ikinci başkanlığını yaptı. Tercüme, Türk Dili ve Çeviri dergilerinin yazı kurullarında çalıştı. 1971'de sağlık nedeniyle emekliye ayrıldı. İlk şiiri "Boğuntu" 1957'de Varlık dergisinde yayınlandı. Dost, Papirüs, Sanat Rehberi, Türk Dili, Varlık gibi dergilerdeki yazılarıyla tanındı. Önceleri ikili üçlü tamlamalarıyla kurguladığı şiirlerini, sonraları toplumsal konulardan kaynaklanan duyarlılıklarla işleyerek zenginleştirdi. Özgürlük, kardeşlik, sevgi, yaşam sevinci, kavga, öltüm, çağın acıları gibi temaları işledi. Türkçe'yi kullanmaktaki özeni, imge zenginliği ve titiz kurgusuyla şiirde sağlam bir yer edindi. Yunus Emre, Fazıl Hüsnü Dağlarca, Orhan Asena, Sermet Çağan gibi Türk şiir ve oyun yazarlarının eserlerini Fransızca'ya çevirdi. Bazı Fransızca eserleri de Türçeleştirdi.

ESERLERİ

ŞİİR:
Bir Ölümsüz Yalnızlık (1964)
Güneş Kavgası (1968)
Direnmeler (1973)
Güvercin Kasapları (1978)
Bir Sevgiyi Görüntüleme (1980)
Toplu Şiirler (1989)
Çıplak Kayada Çimlenmek (1989)

SÖZLÜKLER:
Etude sur le subjonctif en Francais (1962)
Fransızca-Türkçe Argo Sözlüğü (1966)
Fransızca-Türkçe Büyük Sözlük (2 cilt, 1976)

ÖDÜLLERİ

1963 Milli Eğitim Bakanlığı Üstün Başarı Ödülü Günümüz Fransız Şiiri (1963) eseriyle
1964 Türk Dil Kurumu Çeviri Ödülü Çağdaş Fransız Şiiri'nin genişletilmiş basımıyla
1968 Fransız Hükümeti'nden Legion d'honneur Nişanı
1970 Türkiye Radyo Televizyon Kurumu Şiir Ödülü "Direnmeler" ile
1976 Macar Hükümeti'nden Endre Ady Ödülü
1986 Asya-Afrika Yazarlar Birliği Lotus Edebiyat Ödülü

[FONT=Arial TUR] [COLOR=#800080]TAHSİN YÜCEL
17 Şubat 1933’te Kahramanmaraş’ın Elbistan ilçesinde doğdu. Galatasaray Lisesi ve İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Fransız Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü bitirdi. Aynı bölüme asistan olarak girdi. 1969’da doktor, 1972’de doçent, 1978’de profesör oldu. 2000 yılında emekliye ayrıldı. İstanbul’da yaşıyor. Öğrencilik yıllarında Varlık Yayınları’nın çeviri işlerini ve Varlık dergisinin yazı işleri müdürlüğünü yürüttü. 1950-1956 arasında Seçilmiş Hikâyeler, Yeryüzü, Beraber, Mavi gibi dergilerde yayınladığı öykülerinde özellikle dilinin arılığı, yeni sözcükleri kullanmadaki başarısı, Anadolu insanını tutarlı bir yaklaşımla ele alması ve anlatımındaki ustalıkla dikkat çekti. İlk öykü kitaplarında (Uçan Daireler, Haney Yaşamalı, Düşlerin Ölümü) doğduğu yöreyi (Elbistan) konu edindi. Kendine özgü çocuksu bir duyarlılıkla, düzgün ve temiz bir dille kaleme aldığı Haney Yaşamalı ve Düşlerin Ölümü yayınlandıklarında büyük ilgi gördü. Yaşadıktan Sonra ve Dönüşüm adlı öykü kitaplarında bireyin iç gerçekliğini, bilinç dünyasını aktarmaya yöneldi.

ESERLERİ

ÖYKÜ:
Uçan Daireler (1954)
Haney Yaşamalı (1955)
Düşlerin Ölümü (1958)
Yaşadıktan Sonra (1969)
Ben ve Öteki (1983)
Aykırı Öyküler (1989)
Komşular (1999)

ROMAN:
Mutfak Çıkmazı (1960)
Peygamberin Son Beş Günü (1992)
Bıyık Söylencesi (1995)

MASAL:
Anadolu Masalları (1957)

ANLATI:
Dönüşüm (1975)
Vatandaş (1975)

DENEME-ELEŞTİRİ:
Yazın ve Yaşam (1976)
Yazının Sınırları (1982)
Tartışmalar (1993)
Yazın, Gene Yazın (1995)
Alıntılar (1997)
Söylemlerin İçinden (1998)
Salaklık Üstüne Deneme (2000)

ÖDÜLLERİ

1956 Sait Faik Hikâye Armağanı Haney Yaşamalı ile
1959 TDK Öykü Ödülü Düşlerin Ölümü ile
1984 Azra Erhat "Çeviri Üstün Hizmet Ödülü" Yaban Düşünce ile
1993 Orhan Kemal Roman Armağanı Peygamberin Son Beş Günü ile
1999 Sedat Simavi Vakfı Edebiyat Ödülü Söylemlerin İçinden ile
Fransız Hükümeti Palmes Académiques nişanı Commandeur derecesi (1997)
[FONT=Arial TUR] [COLOR=#800080]TALAT SAİT HALMAN
7 Temmuz 1931’de İstanbul’da doğdu. Robert Kolej’den mezun oldu. Amerika Birleşik Devletleri’ne gitti. Columbia Üniversitesi Siyasal Bilgiler ve Ortadoğu Edebiyatları Bölümü’nü bitirdi. Aynı üniversitede Türkçe okutmanlık yaptı. Princeton ve New York üniversitelerinde Türk Dili ve Edebiyatı profesörüyken Türkiye’ye çağrıldı. 1971’de kurulan teknokratlar kabinesinde Kültür Bakanı oldu. 5 ay sonra bakanlığı kaldırıldı, Amerika’ya döndü. 1986’dan bu yana New York Üniversitesi’nde Türkiyat Profesörü. Amerikan sanat-edebiyat dergilerinde günümüz Türk şairleri üzerine tanıtmalar, değerlendirmeler yapıyor. Fazıl Hüsnü Dağlarca, Orhan Veli Kanık, Yunus Emre, Melih Cevdet Anday, İlhan Berk, Kemal Özer, Mevlana, Kanuni Sultan Süleyman ve Sait Faik Abasıyanık’tan İngilizce’ye çevirdiği şiir ve hikâye kitapları Amerika’da yayınlandı. Faulkner, Shakespeare, Langston Hugnes ve Wallace Stevens’tan da Türkçe’ye çeviriler yaptı. Uluslararası Şiir Komitesi ve Amerikan Şiir Akademisi üyesi.

ESERLERİ

ŞİİR:
Can Kulağı (1968)
Bin Bir (özdeyiş şiirleri, 1976)
Canevi (1980)
Tuyuğlar (1981)
Uzak Ağıt (1991)

ÇEVİRİ-DERLEME:
Eski Mısır Şiiri (1972)
Eski Uygarlıkların Şiirleri (1974)
William Shakespeare’nin Tüm Soneleri (1989)
Yaşayan Amerikalı Şairler (1992)
Amerikalı Kadın Şairler (1992)

OYUN:
Kahramanlar ve Soytarılar (1991)

ÖDÜLLERİ

1986’da Columbia Üniversitesi çeviri ödülü
1987’de Boğaziçi Üniversitesi fahri doktorluk unvanı
[FONT=Arial TUR] [COLOR=#800080]TALİP APAYDIN
1926'da Ankara Polatlı'nın Ömerler beldesinde dünyaya geldi. Şiir, öykü ve roman yazarı. Çifteler Köy Enstitüsü ve Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü'nde öğrenim gördü. Gazi Eğitim Enstitüsü Müzik Bölümü'nü bitirdi. Çeşitli il ve ilçelerde öğretmenlik yaptı. İlk şiirleriyle öyküleri 1945, 1946'da Köy Enstitüleri dergisinde yayınlandı. Yoğun bir duygusallıkla toplumcu şiirler yazdı. Ardından roman ve öyküye yöneldi. Köy edebiyatını izleyen yazarlar arasında yer aldı. İlk romanı "Sarı Traktör"de tarımda makineleşme konusuna umutla yaklaştı. Yarbükü'nde ise köylüler arasında toprak ve su çekişmelerinin olduğu zorlu yaşam koşullarını anlattı. Öykü ve romanlarında doğa betimlemeleriyle birlikte insan ilişkilerini de kendi doğallığı içinde yansıttı. Anı, oyun, çocuk edebiyatı türlerinde de eserler verdi.

ESERLERİ

ŞİİR:
Susuzluk (1956)

ROMAN:
Sarı Traktör (1958)
Yarbükü (1959)
Emmioğlu (1961)
Yoz Duvar (1973)
Tütün Yorgunu (1975)
Vatan Dediler (1981)

ÖYKÜ:
Ateş Düşünce (1959)
Öte Yakadaki Cennet (1972)
Duvar Yazıları (1981)
Hendekbaşı (1984)
Hem Uzak Hem Yakın (1985)

ÖDÜLLERİ:

1975 TRT Sanat Ödülleri yayınlanmamış radyo oyunları "Yapılar Yapılırken" ve "Otobüs Yarışı" ile
1976 Madaralı Roman Ödülü Tütün Yorgunu ile
[FONT=Arial TUR] [COLOR=#800080]TEVFİK EBÜZZİYA
17 Şubat 1849'da İstanbul'da doğdu. 27 Ocak 1913'te İstanbul'da yaşamını yitirdi. Osmanlı gazeteci ve yayıncı. Asıl ismi Mehmed Tevfik. Maliye Sergi Kalemi memurlarından Hasan Kamil Efendi'nin oğlu. Cevriye Kalfa Sıbyan Mektebi'ni bitirdi. Babasını küçük yaşta yitirince öğrenimini bırakarak Maliye Sergi Kalemi'nde çalışmaya başladı. Özel dersler alarak kendisini yetiştirdi. 1864'te Ruzname-i Ceride-i Havadis gazetesinde yazmaya başladı. Namık Kemal ve Şinasi ile tanıştıktan sonra Yeni Osmanlılar Cemiyeti'ne girdi. Tasvir-i Efkar, Terakki, Diyojen, Hayal, Çıngıraklı Tatar, Hakayikü'l-Vekâyi gibi gazete ve dergilerde yazılar yazdı. ŞÃ»ray-ı Devlet (danıştay) üyeliğine seçildi. 1872'de bu görevden ayrılarak kendisini tümüyle yazmaya verdi. Namık Kemal, Reşad ve Nuri beylerle 1872'de "İbret" gazetesini yayınlamaya başladı. 1872'de "Hadika" isimli bir günlük gazete, 1873'te "Salname-i Hadika" isimli özel bir yıllık çıkardı. 1873'te günlük "Sirac" gazetesini yayınladı. 1873'te Namıl Kemal'in "Vatan Yahut Silistre" oyuun sahnelenmesinden sonra çıkan olaylar nedeniyle Rodos'a sürüldü. Sürgün yıllarındaki yazılarında "Ebüzziya" (Ziya'nın babası) imzasını kullandı. 5'inci Murat'ın tahta çıkmasından sonra bağışlandı. 1876'da İstanbul'a döndü. Aynı yıl Kanun-i Sani'nin (anayasa) hazırlık çalışmalarına katıldı. 1877'de Bosna Mektupçuluğu'na atandı. 1878'de yurda dönüşünden sonra "Salname-i Ebüzziya" isimliği yıllığı yayınlamaya başladı. Bu yıllığı "Salname-i Kameri, Rebi-i Marifet, Nevsal-i Marifet" ve "Takvim-i Ebüzziya" adlarıyla 1900'e kadar çıkardı. 1889'da kadınlar için "Takvimü'n-Nisâ" adlı bir yıllık daha çıkardı. 1880'de "Mecmua-i Ebüzziya" dergisini çıkarmaya başladı, 1882'den sonra "Kitaphane-i Meşahir, Kitaphane-i Ebüzziya" adıyla iki dizi halinde kitaplar yayınladı. 1881'de "Matbaa-i Ebüzziya" adıyla modern bir basımevi kurdu. Gazetecilik ve yayıncılığının yanısıra usta bir hat ve süsleme sanatçısı. 1891'de Sanayi Mektebi Müdürlüğü'ne, 1894'te ŞÃ»ra-yı Devlet Bidayet Mahkemesi üyeliğine getirildi. Çeşitli gerekçelerle birkaç kez tutuklandı. 1900'de Konya'ya sürgüne gönderildi. 1908'de İkinci Meşrutiyet'in ilanından sonra İstanbul'a döndü. Aynı yıl İttihat ve Terakki adayı olarak Antalya mebusu seçildi. 1909'da "Le Courrier d'Orient" gazetesini yayınlamaya başladı. Şinasi'nin yayınladığı Tasvir-i Efkâr'ı "Yeni Tasvir-i Efkâr" adıyla çıkardı. Kırka yakın telif ve çeviri kitabı var.

ESERLERİ

Numune-i Edebiyat-i Osmaniye (1879)
Yeni Osmanlılar Tarihi (3 cilt, 1973-194 ölümünden sonra)

ÖDÜLLERİ:

1881 Leipzig Basın Derneği Onur Madalyası, uyguladığı modern basım teknikleri nedeniyle

[FONT=Arial TUR] [COLOR=#800080]TEVFİK FİKRET
26 Aralık 1867’de İstanbul Kadırga’da dünyaya geldi. Asıl ismi Mehmed Tevfik. 12 yaşında öksüz kaldı. Mahmudiye Rüşdiyesi'nde okudu. 1888’de Galatasaray Lisesi’ni (Mekteb-i Sultani) birincilikle bitirdi. Çeşitli görevlerde memurluk yaptı. Kuzeniyle evlendi. Ticaret Mekteb-i Âlisi'nde hat ve Fransızca dersleri verdi. 1891'de "Mirsad" dergisinin açtığı şiir yarışmasında birincilik kazanınca edebiyat çevrelerinde adını duyurdu. 1892'de Mekteb-i Sultani'ye Türkçe öğretmeni olarak atandı. 1894'te "Malumat" dergisini çıkaranlar arasında yer aldı. 1895'te hükümetin memur maaşlarında kesinti yapmasını protesto için görevinden ayrıldı. 1896'da Servet-i Fünun Dergisi'nin Yazıişleri Müdürlüğü'ne getirildi. Dergi onun döneminde Edebiyat-ı Cedide'nin yayın organı kimliği kazandı. Aynı yıl Türkçe öğretmeni olarak Robert Kolej'e girdi. Aydınlar üzerinde süren yoğun baskılar nedeniyle birkaç kez gözaltına alındı. Bir süre sonra dergideki görevinden ayrıldı. 1906'da Robert Kolej'in hemen yanında bir ev yaptırarak "Aşiyan" adını verdi. Eşi ve oğlu Halûk'la birlikte buraya yerleşti. 1908'de 2'nci Meşrutiyet'in ateşli savunucularından biri oldu. Hüseyin Kazım Kadri ve Hüseyin Cahit Yalçın'la birlikte "Tanin" gazetesini kurdu. Gazete İttihat ve Terakki'nin yayın organı haline getirilmek istenince karşı çıktı ve Tanin'den ayrıldı.

Mekteb-i Sultani Müdürlüğü'ne getirildi. 31 Mart Olayları'nı protesto için bu görevden de ayrıldı. Ama öğrencileri ve Maarif Nazırı Naili Bey'in ısrarlarıyla göreve döndü. 8 ay sonra yeni Maarif Nazırı Emrullah Efendi ile anlaşamayınca bir daha dönmemek üzere bu görevi bırakttı. İttihat ve Terakki iktidarına da karşı çıkarak Aşiyan'a çekildi. Ağır bir şeker hastalığına yakalanmıştı. Kolundan olduğu bir ameliyatın ardından yaşamını yitirdi. Eyüp’teki aile mezarlığına defnedildi.

Küçük yaşlarda şiir yazmaya başladı. Başlangıçta Muallim Naci ile Recaizade Mahmut Ekrem şiirleri arasında uzunca bir arayış dönemi geçirdi. Daha sonra Fransız şiiriyle tanıştı. Özellikle François Coppe'den etkilenerek kendi şiirini yaratmaya koyuldu. Aşırı titiz tutumu, en küçük ayrıntılar üzerinde dikkatle durmasıyla kendine özgü bir üslup yarattı, döneminin tüm edebiyat ve şiiri üzerinde etkili oldu. Biçimsel kaygıları gözardı etmedi, sürekli yenilik aradı. 1900'de yayınlanan "Rübab-ı Şikeste"de toplumsal sorunlara ağırlık veren şiirlerin yanısıra, günlük konuşma diline yakın dille yazılmış şiirlerde vardı. Betimlemelerindeki ayrıntılı ustalığının ressamlığına bağlanır. Doğa şiirlerindeki doğayla uyumluluk da dikkat çeker. Oğlu Halûk'un şiirlerinde büyük etkisi oldu. 1911'de yayınlanan ikinci şiir kitabı "Halûk'un Defteri"ndeki şiirler, en umutlu ve iyimser şiirleridir. Bu şiirlerde oğluna ve Osmanlı gençliğine çalışkanlık, yurt sevgisi, hak ve hukuktan yana olma gibi erdemleri öğütledi.

1911'de basılan "Rübabın Cevabı"ndaki şiirlerde halkın acılarını, zorbalıkları, baskı ve haksızlıkları anlattı. Bu kitapta yer alan "Tarih-i Kadim'e Zeyl" başlıklı şiirde, kendisini eleştiren Mehmet Akif Ersoy'ya yanıt verdi Din ve doğa konusundaki görüşlerini açıkladı. Kendisinin doğanın bir izleyicisi olduğunu söyledi. 1914'te yayınlanan "Şermin"de yalın bir dille yazılmış, kısa dizelerden kurulu, dolaysız bir anlatımın egemen olduğu şiirler yer alır. 30'lu yaşlarından sonra çevresindeki olumsuzluklardan oldukça etkilendi. Dünya görüşü, çağının koşullarını aştı. Özgürlük ve eşitliğe inandı. Sınıfsal çıkarlara dayalı yönetim biçimini eleştirdi, belli egemen sınıfların yönettiği devlete ve bu devletin koyduğu yasalara karşı çıktı. Özel yaşamında da katı bir ahlak anlayışı sürdürdü. İnsana büyük değer verdi. Ona göre tüm soruların üstesinden gelecek, mutlu yarınları hazırlayacak olan insandır. İnsanın üstünlüğünü sağlayan ise duyarlılığı ve sezgi gücünden çok düşünme gücü ve aklıdır.

ESERLERİ

Rübab-ı Şikeste (1900-1984)
Haluk’un Defteri (1911-1984)
Rübabın Cevabı (1911-1945)
Şermin (1914-1983)
Tarih-i Kadim (1905)
Son Şiirler (1952. Yay. Haz. Cevdet Kudret)
[FONT=Arial TUR] [COLOR=#800080]TEZER ÖZLÜ
1943’te doğdu. 1986’da yaşamını yitirdi. Yaşarken yayınladığı üç "farklı" kitabıyla edebiyatımızın çok erken yaşta yitirdiği en özgün kalemlerden biri oldu. Avusturya Kız Lisesi’nde okudu. İlk kitabı olan Eski Bahçe'de 1963’ten beri dergilerde yayınlanan öyküleri yer alır. İlk romanı Çocukluğun Soğuk Geceleri, kişinin, çocukluğundan başlayarak içine düştüğü yaşamın, kimi zaman fiziksel-kaba, kimi zaman inceltilmiş-dolaylı baskılarıyla karşı karşıya kalışını ve yaşadığı ya da "yaşamasına izin verilmek istenmeyen" farklılığını ve uyumsuzluğunu son derece sarsıcı ve incelikli bir biçimde işledi. Yaşamın anlamını arayan ve bu arayışı hayranlık duyduğu üç yazarın (Svevo, Kafka ve Pavese) izlerini ve izleklerini de sürerek sürdüren ikinci roman/anlatısını "Auf den Spuren eines Selbstmords" (Bir İntiharın İzinde) adıyla yazdı. Kitap 1983 Marburg Yazın Ödülü’nü kazandı. Bu kitap, daha sonra dilimizde, yazarı tarafından "Yaşamın Ucuna Yolculuk" adıyla çevrildi. Ölümünün ardından, ilk öykü kitabı, daha sonra yazdığı öykülerle bir arada "Eski Bahçe-Eski Sevgi" adıyla basıldı. Gergedan dergisi 13. sayısında yazarın adına özel bir "fotobiyografi" yayınladı. Kimi günce ve anlatı parçaları ise "Kalanlar" adlı küçük bir kitapçıkta toplandı. Kalanlar’daki metinlerin birçoğu Almanca yazılmış ve Sezer Duru tarafından Türkçe’ye çevrilmiştir.

ESERLERİ

ÖYKÜ:
Eski Bahçe (1978)
Eski Bahçe - Eski Sevgi (ilk öykülere eklenenlerle birlikte 1987)

ROMAN:
Çocukluğun Soğuk Geceleri (1980)
Auf den Spuren eines Selbstmords (Bir İntiharın İzinde 1983)
Yaşamın Ucuna Yolculuk (1984)

GÜNCE VE ANLATI:
Kalanlar (1990)

SENARYO:
Zaman Dışı Yaşam (2000)


[FONT=Arial TUR] [COLOR=#800080]TURGUT UYAR
4 Ağustos 1927’de Ankara’da doğdu. 22 Ağustos 1985’te İstanbul’da yaşamını yitirdi. Babası subaydı. İlk öğrenimini çeşitli kentlerde tamamladı. 1946'da Bursa Işıklar Lisesi’ni, 1947'de Askeri Memurlar Okulu’nu bitirdi. Bir süre orduda subay olarak görev yaptı. 1958’de ordudan ayrıldı. Türkiye Selüloz ve Kağıt Fabrikaları Ankara Bürosu ile Sanayi Bakanlığı'nda çalıştı. 1968'de emekliye ayrıldı. İstanbul'a yerleşti. Yaşamını serbest yazar olarak sürdürdü. 1969'da öykü yazarı Tomris Uyar ile evlendi. İlk şiiri "Yad" Haziran 1947’de Yedigün dergisinde çıktı. Çeşitli dergilerde yer alan şiirleriyle adını duyurdu. Ölçülü, uyaklı ilk dönem şiirlerinde daha çok kişisel yaşantısı üzerinde durdu. Aşk, ayrılık, ölüm temalarını işlediği bu dönem şiirlerinde Garip akımının izleri görülür. Daha sonra yoğun imgelerin ve simgeci bir söyleyişin etkili olduğu şiirleriyle İkinci Yeni'nin başlıca şairlerinden biri oldu. Sanatını halk şiirinin deyişleri ve divan şiirinin biçimlerinden yararlanarak geliştirdi. Büyük kent yaşamını bütün karmaşıklığı, parçalılığı ve sarsıntılarıyla içeren bir şiir oluşturdu. Lirik şiirin geleneksel sınırlarını zorladı. Şiirle düzyazı arasındaki ayrımı ortadan kaldırdı. Son dönem şiirlerinde başlangıçtaki zengin doku giderek yalınşlaştı, daha karamsar olmaya başladığı görüldü. Türk şiiri üzerine yazıları ve edebiyat eleştirileriyle de ilgi topladı. Şiirleri İngilizce, Fransızca ve Sırpça'ya çevrildi.

ESERLERİ

ŞİİR:
Arz-ı Hal (1949)
Türkiyem (1952-1963)
Dünyanın En Güzel Arabistanı (1959)
Tütünler Islak (1962)
Her Pazartesi (1968)
Divan (1970)
Toplandılar (1974)
Toplu Şiirler (1981, ilk dört kitaptaki şiirleri)
Kayayı Delen İncir (1982)
Dün Yok mu (1984)
Büyük Saat (Son yazdıklarıyla birlikte bütün şiirleri 1984)

İNCELEME:
Bir Şiirden (1984)

ÖDÜLLERİ

1963 Yeditepe Şiir Armağanı Tütünler Islak ile
1975 Türk Dil Kurumu Çeviri Ödülü Lucretius'tan Evrenin Yapısı çevirisi ile (Tomris Uyar'la birlikte)
1981 Behçet Necatigil Şiir Ödülü Kayayı Delen İncir ile
1984 Sedat Simavi Vakfı Edebiyat Ödülü Büyük Saat ile
[FONT=Arial TUR] [COLOR=#800080]ÜLKÜ TAMER
20 Şubat 1937'te Gaziantep’te doğdu. Ortaöğrenimini İstanbul'da tamamladı. 1958'de Robert Kolej’i bitirdi. Bir süre İstanbul Üniversitesi Gazetecilik Enstitüsü’nde okudu. 1964-1968 arasında özel tiyatrolarda oyunculuk yaptı. Tiyatroyu bıraktı, çeviri çalışmalarına ağırlık verdi. Milliyet Yayınları'nı, Milliyet Çocuk, Milliyet Sanat Dergisi ve Sanat Olayı dergisini yönetti. İlk şiiri 1954'te "Kaynak" dergisinde yayınlandı. Pazar Postası, Yelken, Yeditepe, "a" gibi dergilerde çıkan şiirleriyle tanındı. 1959'da basılan ilk şiir kitabı "Soğuk Otların Altında" ile başlayarak İkinci Yeni duyarlılığını yansıtan soyutlamalara yönelik, yoğun ve özgün bir imge anlayışı geliştirdi. Yalın bir dil kullandığı şiirlerinde giderek toplumsal kaygılar ve düşünce öğeleri ağırlık kazandı. Her dönemde kendine özgü olmayı başardı. Türkü, koşma tadında, masalları, doğa görüntülerini, çocuksu duyarlılığını yansıtan özgür çağrışımların beslediği neşeli, humor yüklü şiirler yazdı.

ESERLERİ

Soğuk Otların Altında (1959)
Gök Onları Yanıltmaz (1960)
Ezra ile Gary (1962)
Virgülün Başından Geçenler (1965)
İçime Çektiğim Hava Değil Gökyüzüdür (1966)
Sıragöller (1974)
Seçme Şiirler (1981)
Yanardağın Üstündeki Kuş (1986, toplu şiirler)

ANTOLOJİ:
Çağdaş Latin Amerika Şiiri Antolojisi (1982)

ÖDÜLLERİ

1965 Türk Dil Kurumu Çeviri Ödülü Edith Hamiltondan Mitologya çevirisi ile
1967 Yeditepe Şiir Armağanı İçime Çektiğim Hava Değil Gökyüzüdür ile
[FONT=Arial TUR] [COLOR=#800080]ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN
22 Ağustos 1926’da Tarsus’ta doğdu. 4 Kasım 1984’te İstanbul’da yaşamını yitirdi. 1845'te Eskişehir Ticaret Lisesi’ni bitirdi. Osmanlı Bankası ve Türkiye İş Bankası’nda çalıştı. 1977'de İş Bankası Halka İlişkiler Müdür Yardımcılığı görevinde iken emekliye ayrıldı. İstanbul’da kendi adını taşıyan bir sanat galerisi kurdu. Bir süre yayıncılık yaptı ve Akbank Genel Müdürlüğü Krediler Servisi’nde çalıştı. Yaşamının son döneminde mizah dergisi "Çarşaf"ta mizah şiirleri yazdı. İlk şiiri 1942'de Eskişehir'de yayınlanan "Kocatepe" gazetesinde yayınlandı. Daha sonra Yedigün, Varlık, Büyük Doğu gibi dergilerde yayınlanan şiirleriyle tanındı. İlk şiir kitabı "İnsanoğlu" 1947'de basıldı. Zamanla geniş kitlelerin okuyup hayranlık duyduğu bir aşk ve ölüm şairi olarak tanındı. Şiirlerinde Faruk Nafiz Çamlıbel duyarlılığı görülür. 1973'de büyük oğlu Vedat'ın intiharından sonra "ölüm" temasına daha çok eğildi. Bazı şiirleri çağdaş sanat müziğinin popüler bestecileri tarafından bestelendi. En duyarlı ve yoğun aşk şiirlerinin yazarıdır.

ESERLERİ

İnsanoğlu 1947
Deniz Musikisi 1949
Dillere Destan 1954
Dolmuş 1955
Aşkımızın Son Çarşambası 1955
Bir Daha Ölmek 1956
Kör Ayna 1957
İki Kişiye Bir Dünya 1957
Karanlığın Gözleri 1960
Akıllı Maymunlar 1960
Seninle Ölmek İstiyorum 1960
Üstüme Varma İstanbul 1961
Sahibiri Arayan Mektuplar 1961
Yeni Dünya Rekoru 1961
Sevenler Ölmez 1962
Çigan Gözler 1962
Ötesi Yok 1963
Hüzün Şarkıları 1963
Bir Gün Anlarsın 1965
Sadrazamın Sol Kulağı 1965
Mihribana Şiirler 1965
Taşlar ve Başlar 1966
Biraz Kül Biraz Duman 1966
Avrupa Görmüş Adam 1967
Toprak Olana Kadar 1968
Göbek Davası 1968
Ben Seni Sevdim mi 1968
Halktan Yana 1969
Aşk mıydı O 1969
Önce Sen Sonra Sen 1971
Rubailer 1972
Yalan Bitti 1975
En Eski Yalnızlığımdır Aşk Benim 1978
Acılar Denizi (1977, seçme şiirler)
Dikiz Aynası 1982
Şiirle Kırk Yıl 1982
Yüz Yıl Yanarım Yanmayı Öğrendimse (1983, seçme şiirler)
İki Kişiye Bir Dünya 1983
[FONT=Arial TUR] [COLOR=#800080]VASFİ MAHİR KOCATÜRK
1907'de Gümüşhane'de doğdu, 1961'de Ankara'da yaşamını yitirdi. 1930'da Mülkiye Mektebi'ni bitirdi. Çeşitli illerde edebiyat öğretmenliği yaptı, idareci olarak çalıştı. 1948-1950 arasında müfettişlik yaptı. 1950-1954 arasında Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde Gümüşhane milletvekili olarak bulundu. Yedi Meşale Topluluğu üyeleri arasına girdi. Önce epik şiirler yazdı. Daha sonra hece ölçüsüyle, âşık tarzı şiire yöneldi. Kahramanlık, fedakarlık, milli duygular, vatan ve millet sevgisi gibi temalar işledi. Manzum oyunlar, çocuk hikayeleri, antolojileri ve edebiyat araştırmaları da var.

ESERLERİ

ŞİİR:
Dağların Derdi (Yedi Meşaleciler'le birlikte, 1928)
On İnkılap (1935)
Tunç Sesleri (1935)
Geçmiş Geceler (1936)
Bizim Türküler (1937)
Ergenekon (1941)
Hayat Şarkıları (1965)

OYUN:
Yaman (1933)
Sanatkar (1965)

DENEME-İNCELEME-ANTOLOJİ:
En Güzel Türk Manileri (1933)
Lafonten Hikayaleri (1934)
Şâheserler Antolojisi (1 cilt, 1934-1939)
Divan Şiiri Antolojisi (1947)
Osmanlı Padişahları (1949)
Türk Edebiyatı Şâheserleri (1955)
Tekke Şiiri Antolojisi (1955)
Metinlerle Edebiyat (1955)
Namık Kemal (1955)
Şiir Defteri (1958)
Hikaye Defteri (1958)
Namık Kemal'in Şiirleri (1959)
Ziya Paşa'nın Şiirleri (1959)
Saz Şiiri Antolojisi (1963)
Türk Nesri Antolojisi (1963)
Meşhur Beyitler (1963)
Türk Edebiyat Tarihi (1964)
Türk Edebiyatı Antolojisi (1967)

[FONT=Arial TUR] [COLOR=#800080]VEDAT NEDİM TÖR
1897'de İstanbul'da doğdu. 8 Nisan 1985'te İstanbul'da yaşamını yitirdi. Kadro dergisi kurucularından, ekonomist, yazar. 1916'da Mekteb-i Sultani'yi (Galatasaray Lisesi) bitirdi. Eğitimini Almanya'da sürdürdü. 1912'de Berlin Üniversitesi'nde doktorasını tamamladı. Türkiye'ye dönüşünde Aydınlık dergisi çevresinde oluşan sol harekete katıldı. 1927'de gizli Türkiye Komünist Partisi yöneticilerinden olduğu suçlamasıyla tutuklandı. 4 ay hapis cezası aldı. Daha sonra Marksist düşünceden uzaklaştı. 1923-1933 arasında Ticaret Bakanlığı'na bağlı Milli İktisat ve Tasarruf Cemiyeti Merkez Müdürlüğü, 1933-1937 arasında Basın Yayın Genel Müdürlüğü, 1938-1944 arasında Ankara Radyosu Müdürlüğü görevlerinde bulundu. Uzun yıllar Yapı ve Kredi Bankası'nda kültür ve sanat danışmanlığı yaptı. 1930'larda ekonomi yazılarıyla dikkat çekti. "Kadro" dergisinin kurucularından ve bu dergi çevresindeki siyasal düşünce akımının öncülerinden oldu. 1943-1946 arasında "Hep Bu Topraktan" adlı dergiyi yönetti. Yapı ve Kredi Bankası adına aralarında Aile, Doğan Kardeş, Resimli Hayat ve Sanat Dünyamız'ın da bulunduğu çeşitli dergileri yayınladı, yönetti.

ESERLERİ

ROMAN:
Resim Öğretmeni (1943)

ANI:
Yıllar Böyle Geçti (1976)

DENEME VE İNCELEME:
Kemalizmin Dramı (1980)
Atatürk Olmasaydı (1981)

OYUN:
İşsizler (1924)
Fevkâlasriler (1928)
Hayvan Fikri Yedi (1928)
Kör (1928)
İmralı'nın İnsanları (1940)
Sanatkar Aşkı (1945)
Hep ve Hiç (1951)
Siyah Beyaz (1952)
Aşağıdan Yukarı (1952)
Sahte Kahramanlar (1975)

[FONT=Arial TUR] [COLOR=#800080]VEDAT TÜRKALİ
13 Mayıs 1919’da Samsun’da doğdu. Asıl adı Abdülkadir Pir Hasan. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyat Bölümü’nden mezun oldu. Maltepe ve Kuleli Askeri Liseleri’nde edebiyat öğretmenliği yaptı. 1950’ye kadar yazıları ve eserlerinde "Hasan Denizli" takma ismini kullandı. 1951’de siyasal nedenlerle tutuklandı. 9 yıl hapis cezasına çaptırıldı. 7 yıl sonra koşullu olarak serbest bırakıldı. Vedat Türkali adını aldı. Rıfat Ilgaz’la birlikte Gar Yayınları’nı kurdu. 1960’ta "Dolandırıcılar Şahı" ile ilk senaryo denemesini yaptı. Otobüs Yolcuları, Üç Tekerlekli Bisiklet, Karanlıkta Uyuyanlar gibi önemli filmlerin senaryolarını yazdı. 1965’te senaryosunu yazdığı Sokakta Kan Vardı ile yönetmenliği de denedi.

ESERLERİ

ROMAN:
Bir Gün Tek Başına (1975-1980)
Mavi Karanlık (1983-1985)
Yeşilçam Dedikleri Türkiye (1986)
Güven (2 cilt )
Tek Kişilik Ölüm

SENARYO:
Dolandırıcılar Şahı (1960)
Üç Tekerlekli Bisiklet (1965-1984)
Otobüs Yolcuları (1965-1984)
Şehirdeki Yabancı (1965)
Karanlıkta Uyananlar (1965)
Bedrana (1974)
Güneşli Bataklık (1977)
Kara Çarşaflı Gelin (1977)
Kızgın Delikanlı ve Erkek Ali

ŞİİR:
Eski Şiirler Yeni Türküler (1979)

OYUN:
141. Basamak (1971)
Bu Ölü Kalkacak (1976)
Dallar Yeşil Olmalı (1985)

ANI:
Savunmalar (1989)

ÖDÜLLERİ

1965 Altın Portakal Film Şenliği en iyi senaryo ödülü Karanlıkta Uyananlar ile
1971 TRT Sanat Ödülleri Yarışması Başarı Ödülü, Dallar Yeşil Olmalı ile
1974 Milliyet Yayınları Roman Yarışması birinciliği, Bir Gün Tek Başına ile
1974 Çekoslovakya Karlovy Vary Şenliği Ödülü, Bedrana ile
1976 Orhan Kemal Roman Armağanı, Bir Gün Tek Başına ile
1977 Altın Portakal Film Şenliği en iyi senaryo ödülü, Kara Çarşaflı Gelin ile

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.