You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Posting Freak
Vicdani ret nedir?
Vicdani reddin tanımı bugün uluslararası hukukta Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu’nun 8 Mart 1995’te aldığı karar doğrultusunda şekillendi. Kararda yer alan “Orduda görev yapanlar, orduda görev yapmaya vicdanen itiraz etmek hakkından mahrum bırakılmamalıdır” ifadesi, vicdani ret tanımını genişletti. Daha sonra bu tanım, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği’nin 1998 tarihli kararında teyit edildi. Karar metninde, “Orduda görev yapmakta olan bireyler vicdani itirazlar getirebilir” denildi..

Dünyada vicdani ret uygulamaları

SEÇİCİ VİCDANİ RET
Modern dönemdeyse “seçici vicdani ret” diye bir kavram ortaya çıktı. 1960’larda ortaya çıkan bu kavram doğrultusunda, kişiler orduda görev yapıyor ancak herhangi bir şekilde bir savaşta rol oynamayı ya da belli operasyonlara katılmayı reddediyor. Örneğin İsrail’de 2003’te bir grup yedek hava kuvvetleri subayı “sivil nüfus merkezlerine” ve “işgal altındaki topraklara” düzenlenen operasyonlara katılmayı reddederken “İsrail devletini korumak için gereken her türlü misyonda İsrail Savunma Kuvvetleri’nde ve Hava Kuvvetleri’nde hizmet etmeyi sürdüreceklerini” açıkladı.

CEZALAR ÇOK AĞIR
Vicdani retçilerin orduda masa başı ve benzeri silah kullanımını gerektirmeyen işlerde görevlendirilmesi de sık uygulanan orta yollardan biri. Bunun dışında, doktor raporuyla askerliğe uygun olmadığını kanıtlamak, mümkün olduğunca uzun süre askerliği tecil ettirmek ya da bakaya vatandaşları ülkelerine iade etmeyen ülkelere sığınmak da yaygın uygulamalar arasında. Ancak birçok ülkede vicdani retçiler asker kaçağı olarak görülüyor ve başta hapis olmak üzere çeşitli cezalara çarptırılıyor. Bununla birlikte zorunlu askerlik uygulamasının hala geçerli olduğu ülkelerden sadece 30’unda vicdani ret ile ilgili yasal dayanak bulunuyor. Bu ülkelerden 25 tanesi Avrupa’da ve bu dayanaklar çoğunlukla uluslararası standartlara uygun. Avrupa dışında özellikle de İsrail ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti gibi silahlı çatışma bölgelerinde vicdani ret çok ağır cezalandırılıyor.

ABD
ABD’de vicdani ret konusunda hukuki dayanağın temelinde, 1971 yılında Yüksek Mahkeme’de görülen “Gillette ABD devletine karşı” davası yer alıyor. Bu davada alınan karar doğrultusunda ABD’de vicdani ret dini inançların ötesinde, ancak belli savaşlarda yer almayı reddetmek bu kapsamda görülmüyor.

İlgili yasada, “Kayıtlı bir kişinin vicdani retçi olmasına neden olan inançları dini olabilir, ama olmak zorunda da değildir” deniyor. Bu ifade ahlaki ya da etik değerlerin de vicdani ret için temel teşkil edebileceği anlamına geliyor. Söz konusu kişinin asker olmadan önceki hayat tarzı temel alınıyor, ama itiraz sadece askere alınma sırasında dile getirilebiliyor.

Bugün Alman anayasasının dördüncü maddesinde, “Hiç kimse vicdanına karşı silah kullanmayı gerektirecek bir askeri hizmette bulunmaya zorlanamaz. Detaylar federal yasalar tarafından belirlenir” deniyor. 12’nci maddede ise her yetişkin erkeğin “Wehrdienst” denilen askeri hizmeti yapmak zorunda olduğu ancak vicdani gerekçelerle bunu reddedenlerin “Zivildienst” (sivil hizmet) yapabileceği ifade ediliyor.

İTALYA
İtalya’da 2004 yılına kadar bütün sağlıklı erkekler için askerlik zorunluydu. 1972 yılına kadar vicdani retçiler vatan haini olarak görülüyor ve askeri mahkemeye çıkarılıyordu. O tarihten itibaren sivil hizmet seçeneği getirildi. Bu hizmet standart askeri servisten sekiz ay daha uzundu. Bu uygulamanın eşitsizlik yarattığı gerekçesiyle daha sonra çıkarılan bir yasayla sivil hizmet ve askeri hizmetin süresi eşitlendi.


Dini sebeplerle orduda hizmet vermek istememenin kökenleri aslında Ortaçağ’a kadar gidiyor. Vikinglerin ünlü bir destanında dini inançlarından dolayı sefere gitmeyi reddeden bir lorddan bahsediliyor. Quakerlar, Amishler, Menonitler, Kardeşler Kilisesi üyeleri, Yedinci Gün Adventistleri ve Yehova Şahitleri dini gerekçelerle orduda görev yapmayı reddeden gruplar arasında.
http://www.hurriyet.com.tr
Kelimelerim sistem hatasından yanlış yerden ayrılıyor...

“Çalışmadan, yorulmadan, öğrenmeden rahat yaşama yollarını aramayı itiyat haline getirmiş milletler, evvela haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini ve daha sonra istiklal ve istikballerini kaybetmeye mahkumdurlar.”
[Resim: imza3cp.gif]


Özü bitmiş, gümanı pak olmamış,şeytana tapmış, nefsi çıkarı için arayıpta birşey bulamamış, kuyruk acısı varsa,Derviş Muhammed'in de dediği gibi" bir kılını çektiyse" Zöhre Ana, onu değerlendirmek ister aklısüre.Ehlibeyt'in meyvası bitmez, dalı budağı kurumaz,sen ne kadar kezzap dökersen dök, O'nun Zemzem çeşmesi ALİ'dir

Derviş'in HAK kelamını can kulağıyla dinliyebliyorsan yeter,firdevs bağından bir gül alabiliyor musun,O'nun ibadetine,saldığı yola,yaşatmak istediği güzelliğe canı gönülden yürüyebiliyorsan en büyük mutluluk budur.
(Pir Zöhre Ana)
Son Düzenleme: 16/11/2011, 00:54, Düzenleyen: FadimeBK.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.