You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Uluslararası Hz. Ali sempozyumu

Uluslararası Hz. Ali sempozyumu

Posting Freak
Uluslararası Hz. Ali sempozyumu
MU’TEZİLİ İMAMET ANLAYIŞINDA Hz. ALİ
Prf. Dr. Metin ÖZDEMİR
Cumhuriyet Ünv.

Mu’tezili İslam düşüncesinde akılcı ekoldür.
Kelam ilminin kurucuları bilinir.
Bağdat Mutezileri ve Basra Mutezileri diye iki kolu vardır. Hz. Ali’yi en faziletli kabul edenler Bağdat Mutezileridir.
Bu nedenle bunlara Şii Mutezilesi denir.
Üçüncü bir gurup fazilet tartışmasında herhangi bir görüş beyan etmeyenlerdir.
Bunlar “Kuranı Kerim’de bir atıf varsa o zaman faziletli olduğu bilinebilir” derler.
Hz. Ali açısından Mu’tezile öğretisinde pek çok bilgi vardır.
Mu’tezile Mezhebi ile Hz.. Ali Arasındaki İlişki:
Mutezile tarihini anlatan tüm kitaplarda Hz. Ali ilk tabakanın ilk kişisidir. Tarih Hz. Ali ile başlar.
Teolojik görüşlerini sunarken en fazla atıfı Hz. Ali’ye yaparlar.
Mu’tezile Hz. Ali ile hoca – talebe ilşkisi kurmuştur.
Ebul Huzeyl- Hz. Ali arasında talebe- hoca ilişkisi kurulur.
Bu silsilenin diğer fırkaların hiç birinde bulunmadığını söyler.
İmamet tartışmasındaki ilk konu immetin gerekliliğidir.
Mutezileye göre imamet gerekli bir kurumdur.
Fakat mutezilede imamet akli gerekçeler arasında değildir.
Sadece icmaya(hemfikir) dayanmaktadır.
Nübüvet ve imamet arasında bir ilişki kurar.
Ancak Mutezile içinde imamaetin akli bir gereklilik olduğunu savunanlar da vardır.
Bu husus mutezilede insanlara mahsus bir vaciptir.
Hz. Ali bütün mutezilede faziletli kabul edilir. Farklılık fazilette değil imamettedir.
İmametin Kureyş’liliği şartı: Mutezile bunu ilk dönemlerde şart görmez, daha sonra bu şart öne sürülmüştür.
Kureyş şartı aramayanlar onun faziletlerinin kabilesine bağlı olmadığını düşünürler.


[COLOR="red"]TEBLİĞİN MÜZAKERESİ
Dr. Murat Memiş
DEÜ İlahiyat fak.

Kad Abdülcebbar, el- Muni adlı eserinde Mutezile hakkında ciddi bilgiler verir.
Mutezile hakkında otantik ilk kaynak kabul edilir.
Burada, Talha- Zubeyr ve Ayşe’nin muhalefeti de anlatılır.
Hz. Ali, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’in imamete uygun olduğu naslardan hareket ederek desteklenir.
Mutezile Hz. Ali’nin faziletlerini kabul eder ancak Hz. Ali’nin imametinin Allah tarafından emredilen bir husus olduğunu red eder.

"İlim Çin'de de olsa gidip alınız."- Hz. Ali.

"İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır."- Hacı Bektaşi Veli.

"Hayatta en hakiki mürşit ilimdir." -Atatürk.


Söz bir, söyleyen bir.
Son Düzenleme: 22/12/2009, 11:34, Düzenleyen: Dogan.
Posting Freak
Uluslararası Hz. Ali sempozyumu
Ehl-i Hak Düşünce ve İnancında Hz. Ali
Dr. Muhammed Ali Sultani
İRAN

Ehl_i Hak inancı eski Mezopotamya, İran, Hind ve Anadolu’da ortaya çıkan eski bir inanıştır.
Azerbaycan, Osmanlı, Şehriyar bölgesinde yayılmıştır.
Bu gün İran’da Ehli Hak bağlıları Kirmanşah, İran Azerbaycanı, Loristan, Menderan bölgelerinde bulunur.
Ana teolojisinde:
1. Şeriat Devresi,
2. Tarikat Devresi,
3. Marifet Devresi,
4. Hakikat Devresi şeklindedir.
Peygamberin tekrar tekrar geldiği, Hz. Muhammed’den sonra ise İnsanı Kamil denilen insanda zuhur ettiğine inanılır.
Ehli Hak inananları İslam öncesi ve İslam sonrası tüm inançları kabul eder ve saygı duyarlar.
Ehli Hak inanışı Güneş’e büyük saygı duyar.
Güneş Mihr dini ile ilgili iken aynı zamanda Hz. İsa ile de bağlıdır.
Ehli Hak inanışında Güneş’in doğuşu zamanında ve Güneş’in batışı zamanında ibadet vardır.
Aliullah (Hz. Ali) cennet bedenini geçerek Güneş’e yöneldi, Güneş oldu.
Güneş onun fermanıyla döner.
Güneş inancının kökeni Mihr Dini idi.
Bu inanış Zerdüştlükten önceki İran dini idi.
İslamiyetin zuhur etmesiyle Mihr adı verilen tüm özellikler Hz. Ali ile birleşmiştir.
Ehli Hak inancında Hz. Ali, Hz. İsa’dan geçmiştir.
Hz. İsa ile Hz. Ali’nin mucizeleri aynıdır. İkisi de aynı kaynaktan gelirler.
Şah İsmail’in zuhur etmesiyle Güneş ve Aslan İran bayrağına tekrar döner. Bunlar Hz. Ali’nin sembolleridir.
Şahname-i Hakikat adlı kitapta Hz. Ali, Allah’ın bir tecellisi olarak kabul edilir.
Güneş ve Hz. Ali bir tutulmaktadır.

"İlim Çin'de de olsa gidip alınız."- Hz. Ali.

"İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır."- Hacı Bektaşi Veli.

"Hayatta en hakiki mürşit ilimdir." -Atatürk.


Söz bir, söyleyen bir.
Posting Freak
Uluslararası Hz. Ali sempozyumu
FÜTÜVVET-NAMELERDE Hz. ALİ ALGISI
Doç Dr. Yusuf BENLİ
İnönü Ünv.

Fütüvvet ve Ahilik, İslam tarihinin ve kültürünün önemli bir unsurudur.
Abbasi döneminde Fütüvvetle Şiilik ilgisi kurulmuştur.
Fütüvvet kurumu Abbasi döneminde halifelik kurumunda yer almıştır.
Fütüvvet ehlinin Şii bir tayfa olduğu söylenir.
Halifenin düzenlediği Fütüvvet-namelerde soy kökeni Hz. Ali’ye dayandırılır.
Burada Abbasi Halifeliğinin güçlendirilmesi amaçlanmıştır.
Anadolu Fütüvveti halife Nasır döneminde Bağdat’da olduğu gibi Şii olmamakla beraber Hz. Ali’yi Pir kabul etmektedir.
Anadolu Fütüvvetinde ve Ahilikte Hz. Ali’ye bağlılık görülmektedir ancak Osman’a da karşı durmamakta Sünni bir karakter taşımaktadır.
Anadolu’da Safevinin etkisiyle Fütüvvet-namelerde Alevi- Bektaşiliğin etkisi vardır.
30- 40 kadar Fütüvvet-name bulunmaktadır.
Anadolu’da yayınlanan Fütüvvetle ilgili eserlerde Halkife Nasır’ın yarı Hz. Ali yanlısı etkisi görülmektedir.
Fütüvvet anlayışı Safevi dönemi öncesi ve sonrasında İran’da da görülmüştür.

"İlim Çin'de de olsa gidip alınız."- Hz. Ali.

"İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır."- Hacı Bektaşi Veli.

"Hayatta en hakiki mürşit ilimdir." -Atatürk.


Söz bir, söyleyen bir.
Posting Freak
Uluslararası Hz. Ali sempozyumu
TURSUN FAKİH’İN CUMHUR-NAMESİ’NDE Hz. ALİ İMAJI
Do. Dr. Mehmet GÜMÜŞKILIÇ

Tursun Fakih, Osmanlı Beyliği’nin ilk kadısıdır. Şeyh Edebali’nin damadı olarak biliniyor.
Cumhur-name Türkçe bir eserdir. Eski Anadolu Türkçesiyle yazılmıştır.
Beyit formatında yazılmıştır. Bilinen dört eserinin üçü Hz. Ali üzerinedir.
Bu eserde Hz. Ali’nin Bedir, Uhud, Hendek gibi tüm gaza savaşlarına katıldığı anlatılır. Bedir Kalesi’nin kapısını kalkan olarak kullanmıştır. Hz. Ali ile ilgili hikayeler anlatılır.
Tursun Fakih’in eserinde Hz. Ali ile ilgili bir çok imaj verilmiştir.
Hz. Ali’nin veliliği,
Peygamberimize yardım etmesi,
Yardımseverliği ve saf gönüllülüğü,
Düşmana korku salması,
Duygusallığı,
Cesaret ve kahramanlığı,
Kılıcının uzaması,
Kadınlara silah çekmemesi,
İslam’ı tebliğ etmesi,
Hz. Ali’nin alim olması,
çok dua okuması (İsmi Azam Duasını çok okur),
İnsanları tedavi etmesi,
Her şeye hakim olup, adil olması…
Kitabın sonunda Hz. Alile ilgili çok dua okunması insanlara öğütlenir.
Osmanlı’nın kuruluş yıllarında yazılan bu eser Hz.Ali’nin kahramanlıklarını anlatarak topluma gaza ve fetih ruhunu vermek istemiş olabilir.
Tursun Fakih’in Cumhur-namesi’ndeki Hz. Ali imajlarına muteber İslam eserlerinde rastlanmamaktadır.
Ancak “Fakih” denmesinden bir din alimi olduğu bilinen Tursun Fakih, fetihlerin gaza ruhuyla başarılı olabileceğini düşünmüş olabilir.
Bu eser döneminde hem Sünni hem Alevi toplum üzerinde çok etkili olmuştur.
Tursun Fakih, Şeyh Edebali gibi (Türkmen Tarikatlarından biri olan) Vefailik tarikatındandı.
Bu tarikat daha sonra Haydarilik içinde erimiştir.
Haydariliğin de daha sonra Bektaşilik ve Aleviliğin oluşumuna katkısı olmuştur.

"İlim Çin'de de olsa gidip alınız."- Hz. Ali.

"İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır."- Hacı Bektaşi Veli.

"Hayatta en hakiki mürşit ilimdir." -Atatürk.


Söz bir, söyleyen bir.
Posting Freak
Uluslararası Hz. Ali sempozyumu
TÜRKMEN HALK İNANÇLARINDA Hz. ALİ
Dr. Tahir AŞİROV
TÜRKMENİSTAN

Türkmenlerde Hz. Ali özel bir konuma sahiptir.
Bu saygı İslam kaynaklarından daha çok halk şiirinde öne çıkmaktadır.
Klasik İslam metinlerinde betimlenen Hz. Ali figürü dini yönü dışında pek bilinmemektedir.
Bu kaynakların Arapça ve Farsça olması da buna neden olmaktadır.
Ancak Türki eserler Türkmenistan’daki insanlar arasında daha fazla bilinir.
Hoca Ahmet Yesevi Hikmetleri vb. Türkçe eserlerde tasavvuf ve fıkıh var ama Hz. Ali hakkında ayrıntılı bilgi vermez.
Hz. Ali konusu son zamanlarda değişmiştir. Türkmenistan’ın bölümlenmesinden sonra kültür merkezleri Türkmenistan’ın dışında kalmıştır.
Ancak edebi eserlerde Hz. Ali algısı daha çok görülür.
Köroğlu (Göroğlu) eserlerinde Hz. Ali onun piri ve mürşidi olarak anlatılır.
Mitolojik eserlerde Hz. Ali ilahi aşkı ifade eder.
Ayrıca Allah’ın Arslanı, Şahı Merdan olarak bilinir.
Şiri Hüda, Murtaza, Haydar, Sahibi Zülfikar Hz. Ali için kullanılan isim ve sıfatlardır.
Bu eserlerde oğulları Hasan ve Hüseyin olarak bilinir.
Türbesi Necef’te olduğu halde, onun Türkmenistan’da yaşadığı bilinir.
Türkmenistan’da Düldül ve Zülfikar da tanınmaktadır.Türkmen topraklarının Hz. Ali’nin yaşadığı dönemde onun tarafından alındığına inanılır.
Türkmen kültür hayatında Şia mezhebinin sosyal hayatta tesirleri olmuştur.
Türkmenistan’da yaşayan Türkmenlerde Alevilik yoktur, Alevilik olmaksızın Ali’yi sevmektedirler.
Sovyetler zamanında inançlar söz konusu edilmediği dönemde Hz. Ali “Gönüllerin Sultanı” olarak varlığını sürdürmüştür.
Türkmenler Hz. Ali’yi hem İmam hem de Halife olarak kabul ederler.

"İlim Çin'de de olsa gidip alınız."- Hz. Ali.

"İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır."- Hacı Bektaşi Veli.

"Hayatta en hakiki mürşit ilimdir." -Atatürk.


Söz bir, söyleyen bir.
Posting Freak
Uluslararası Hz. Ali sempozyumu
KAHRAMANMARAŞ YÖRESİNDE Hz. ALİ TASAVVURLARI ve ATININ AYAK İZLERİ
Yrd. Doç. Dr. Hamza KARAOĞLAN
Sütçü İmam Ünv.
Kahramanmaraş


Yörede Hz. Ali ve Hz. Fatma ile ilgili kutsal mekanlar bulunmaktadır.
Kahramanmaraşta en bilineni Ali Kayası’dır. Kayseri Maraş yolu üzerindedir.
Hz. Ali buraya gelir, atı kayanın üzerine konar. Burada Düldül’ün ayak izi vardır.
Güredin Çayı ve Güredin Kalesi bulunmaktadır.
Söylenceye göre Güredin Çayının önü kapanmıştır.
Hz. Ali bir kılıç darbesiyle suyun yolunu açar, kale de 100- 150 mt yer değiştirir.
Hz. Ali fethettiği Güredin Kalesinin düşman eline geçtiğini görür.
Kale için Keyş ile savaşır. Keyş’in başını Zülfikarıyla uçurur.
Baş kayaya çarpar, çarptığı yerde çukur oluşur.
Oraya Keyşin çukuru denir. Çukurun içinde bir beyazlık vardır.
Bunun Keyşin kafatası olduğunu söylerler.
Ali Kayası’nda bir de mağara vardır.
Düldül’ün burada eylendiği söylenir.
Düldül çok yüksek yerlere sıçramaktadır. Sudan geçerken üstünü ıslatmamaktadır. Ancak hızlı koşamadığı söylenir.
Düldül’ün yavaşlığı konusundaki eleştirilere karşı Hz. Ali: “Ben düşmanda korkup kaçmayacak kadar yürekli, kaçanı kovalamayacak kadar merhametliyim.” diye cevap verir.
Mağaranın üstünde su vardır. Hz. Ali Zülfikar’ı kayaya değdirdiği yerden su çıkmıştır.
Suyun başında namaz kılmıştır. Burada dizlerinin izi vardır.
Suya çıkan patika yol üzerinde atının ayak izi vardır.
Ali Kayası’nın bulunduğu dağın adı Düldül Dağı’dır. Yörede 2 tane daha Düldül dağı vardır.
Ali Kayası’nın bulunduğu dağa Kaya Düldülü, 10 km. ilerde Orta Düldür vardır.
Hz. Ali Orta Düldül dağını geçerken atının zorlandığını görür. “Eğil ya mübarek!” der, dağ eğilir.
Köylüler bu dağdan, Ay’ın karanlıkta kaldığı gecelerde bile bir ışık geldiğini söylerler.
Nurhak Dağı zirvesinin 1 km. kuzeyindeki krater gölüne “Ali Gölü” denir.
Hz. Ali buraya gelir, 7 metrekarelik bir alanda taştan bir yastık vardır. Hz. Ali’nin burada uyuduğu söylenir.Hz. Ali buraya yazın gelmiştir. Elinini suya değdirir değdirmez su buza kesmiştir.
Ali Gölü’nün başka bir anlatımında ise buraya Gül Dağı denir.
Kadınlar burada çocuk için dilekte bulunurlar. Çocukları olanlar kız ise Gülay, erkek ise Ali Gül ismi verirler.
Yapılan incelemede bu yöredeki nüfusun üçte biri bu isimledir.
Yine bu yörede 5 parmak denilen ziyaret vardır. Söylendiğine göre Hz. Ali burada namaz kılarken heyelan olur. Bir kaya Hz. Ali’nin üzerine doğru gelmektedir. Hz. Ali: “Dur ya mübarek!” der, kaya durur. Bu kayada 5 parmak izi vardır.
Bu parmak izleri 20- 25 cm. büyüklüğündedir.
Buranın yanıbaşında Kısıklı Kayası vardır. İnsanlar günahları için iki kaya arasından geçerler.
Elbistan Demircili beldesinde Balıklı Pınar vardır.
Düldülün ayağının değdiği yerde pınar çıktığı söylenir. Pınardaki balıklar kutsal kabul edilir.
Balıkların kutsallığına inanmayarak onları tutup yiyen iki arkadaş taşa dönüşürler aynı zamanda evleri yanmıştır.
Balıklar ise tekrar göle dönmüşlerdir.
Pınarın üst tarafında Hz. Ali’nin atını bağladığı yer vardır. İnsanlar buraya bez bağlamaktadırlar.
Bu pınara Bektaşi Divanesi denen bir bayan ziyarete gelirmiş. Balıkların olduğu suyun yanında bulunan kavak ağaçlarının gece secdeye kapandığını söylemekte fakat insanlar ona inanmamaktadır.
Bir gün bayan secde eden kavak ağacının en ucuna başörtüsünü bağlar.
Sabah gelen insanlar kavağın ucuna bağlanmış başörtüyü görünce olanlara inanırlar.
Yörede Ali Kayası ziyaretgehından başka, Hızır İlyas Ziyareti vardır.
Hz. Ali’nin Hızır donunda gelip kayayı ikiye ayırdığı anlatılır.
Tahtalı ziyareti makam olarak bilinir, Aldırın’da Kayralın Ziyareti vardır.
Yörede Fatma Ana kültü de vardır.
Tandır olarak kabul ettikleri yerde küçük taşlar da hamur kabul edilir.
Bu değerler hurafe ve batıl sayılarak yok sayılmamalıdır.
Bu değerler insanları birleştirmesi gereken değerlerdir.
Bölgedeki tüm ziyaretler hem Alevi hem de Sünniler tarafından ortak ziyaret edilmektedir.


TEBLİĞİN MÜZAKERESİ:

Prof. Dr. Erkan YAR (Tuncelili olduğunu söyledi)
Fırat Ünv./ Elazığ

Tarihsel kayıtlarda Hz. Ali’nin Anadolu’ya gelmediği bilindiği halde neden Hz. Ali’nin atının ayağının değmediği yer yoktur?
Tunceli yöresinde de bu böyledir.
Neden böyle oluyor?
Bu soruya yanıt ararken önce inançların kaynağını sorgulamak lazım.
İnancın kaynağı insandır, toplumdur.
“İnanç Sosyolojisi” bunları araştıran bir bilim dalı olarak gelişmektedir.
Aleviler de Sünniler de aynı türbede dua ederler.
Bazı çevrelerde Alevilik, mitolojik bir inançmış gibi değerlendiriliyor.
Oysa Alevi- Bektaşiliğin bir teolojisi vardır. Bir inanç sistemi vardır.
Kahramanmaraş’taki izler sadece Alevi- Bektaşi inanç sisteminin bir parçası değil, halkın inancıdır.
Her ikisinde de ortak olan “Hz. Ali’nin küffarla savaştığı”dır.
Bu efsanelerin öncülleri neler olabilir diye baktığımızda:
Birincisi; insanların yaradılış özellikleri, insanların kurduğu sosyal ilişkilerin yapısı önem kazanır.
Ortadoğu coğrafyasında neden bu söylemler daha hakimdir?
İkincisi de bu efsanelerin kendi metinlerine incelenmelidir.
Alevi- Bektaşi söylencelerinde ana karakter Hz. Ali’dir. Kahramanlığı ve Zülfikar’ıyla ön plana çıkmıştır.
Bu efsanelerin ana teması nedir?
Kutsal mekanlar oluşunca buralarda kurban kesiliyor, dua ediliyor, koruma altına alınıyor, orası dokunulmaz oluyor.
Benim yorumum şudur: Bu efsanelerin kaynağı Alevi- Bektaşi teolojisinden kaynaklanmıyor.
Sosyal bilince taşınan mesaj şudur: “Hz. Ali’nin Düldülü ile gezdiği, savaştığı bu bölgeler bize aittir, bu kutsal yerler bizim vatanımız olmuştur.”
Bir toplumun iktidarda veya muhalefette olması o toplumun inançlarını da etkiler.
Aleviler hep iktidarlar tarafından ezildiği için kendi kahramanını üretememiştir.
Kurtarıcı olarak manevi kahramanını üretmiştir. O kahraman Hz. Ali’dir.
Aleviliği tamamen söylencelere bağlı bir inanış olarak tanıtmak yanlıştır.
Aleviliğin Tanrı inancı vardır, Kuran’ı tanır, akılcıdır, teolojisi olan bir inanç sistemidir.

"İlim Çin'de de olsa gidip alınız."- Hz. Ali.

"İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır."- Hacı Bektaşi Veli.

"Hayatta en hakiki mürşit ilimdir." -Atatürk.


Söz bir, söyleyen bir.
Posting Freak
Uluslararası Hz. Ali sempozyumu
KAPANIŞ VE DEĞERLENDİRME OTURUMU
Prof. Dr. Hüseyin ELMALI
Prof. Dr. Saffet SARIKAYA
Prof. Dr. Osman EĞRİ
Prof. Dr. Ömer DUMLU
Yrd. Doç. Dr. Necdet SUBAŞI
Veli GÜLER “dede”

VELİ GÜLER:
Alevi- Sünni ayrılığının temelinde bilgi eksikliği vardır.
Bu sempozyumun gayesi ülkenin birlik ve beraberliğidir.
Dünyada bir buçuk milyar civarında Müslüman var.
Bizim ülkemizin Türk olması, Alevilerin de Türk olması birlik ve beraberliğin olmasını sağlamalıdır.
Ama yüzyıllarca bizi siyasi makam hırsıyla düşman ettiler.
İşte gerçekleri görürsek, akıllı davranırsak bunlara fırsat vermeyiz.
Aleviliği de siyasette kullananlar var.
Bu kesimler kendi ideolojilerini sanki Alevilik olarak gösteriyorlar.
Bu gün Avrupa’nın üç dört devletine Alevilik ayrı bin din, üstelik kitabı ve peygamberi yoktur diye kabul ettirmişler.
Biz buna karşıyız, Ali’siz Aleviliğe, Kuransız Aleviliğe karşıyız.
Aleviliği terörle ilişkilendirmeye çalışanlardan yana da sıkıntılıyız.
Biz Müslümanız, barıştan yanayız, incinsen de incitme deriz, insanı insan olarak görürüz.
Bu sempozyumla ilgili bir düşüncemi de burada bir eleştiri olarak söylemek istiyorum.
Alevi dedelerinin de davet edilerek müzakerelere katılmalarını isterdim.

]Prof. Dr. Saffet SARIKAYA:[/color]
Veli Güler dedenin eleştirilerine katılıyorum, haklıdır.
Bu sempozyumda 35 bildiri sunuldu, 33 müzakere yapıldı.
Yaklaşık 36 satten günde 12 saatlik bilgi maratonu oldu.
Hz. Ali’yi tanımak doğru bilgiden geçer.
Bu da tarihi doğru okumaktan geçer.
Geriye doğru ciddi bir eleştiriyle bakarak Hz. Ali’yi tanımaya çalışmalıyız.
Onun bir tarihi şahsiyeti var, doğmuş ve yaşamıştır.
Daha sonraki dönemlerde insanların tahayyül ettiği bir Hz. Ali var.
Burada karşımıza daha çok mezhepçil Hz. Ali algılaması ortaya çıkıyor.
Tasavvufta ise farklı bir Hz. Ali algılaması var.
Bir de halk kültüründeki Hz. Ali algılaması var.
Bunlar hep birbirinden farklı algılamalar ortaya koyar.
“İnsan alemde hayal ettiği sürece yaşar.”
O nedenle Hz. Ali destanları önemlidir.

]Prof. Dr. Osman EĞRİ:[/color]
Hz. Ali Hak yolunda serini ve malını feda etmenin timsalidir.
Hz. Ali, İnsan-ı Kamil’dir.
İyilik ve adaletin timsalidir.
Hz. Ali, Müslümanları birleştiren bir figürdür.

]Yrd. Doç. Dr. Necdet SUBAŞI: (Alevi çalıştayları moderatörü)[/color]
Alevile moder yaşamda Hz. Ali’yi tanımıyorlar.
Çünkü Aleviler bilgilerini güncelleyemiyorlar.
Kendisini kabullendirmek isterken bilgilerini güncelleyemiyorlar.
Bunun suçu hepimizin.
Bu çalışmaların amacı karşı tarafa “Bizim Alimize gel.” demek olmamalıdır.
Alevilere; “Bohçanı al bize gel, huzura kavuş.” diyemeyiz.
O zaman geriye Alevilik diye bir şey kalmaz. Amaç bu olmamalıdır.
Aleviler gelsin, Ali’yi anlatsın, onları dinleyelim.
“Efendim dedeler akademik konuşamıyor.” diyenler var.
Sana ne kardeşim. Akademik konuşmasın.
Ama gelsin, konuşsun, anlatsın. Dinleyelim, notlarımızı alalım, ondan sonra üzerinde çalışalım.
Akademik konuşamıyorlar diye ötelemeyelim.
Karizmadan, efsaneden, mitolojiden arındırılmış bir Ali ile Alevi kalamayız.
O değerleri yok edersek Alevi kalmaz, Sünni olur.
Akademik tartışmaların amacı bize katılmalarını sağlamak olamaz.
Başlatılan bu süreç devam etmelidir.
Benim bildiğim kadarıyla Hz. Ali ile ilgili bütün katkılar İzmir’dendir.

“Hükümetin Alevi Açılımı çalışmaları çerçevesinde yapılan “Alevi Çalıştaylarında” moderatör olan Necdet Subaşı bu süreçle ilgili de kısa bilgiler verdi.” Geçtiğimiz günlerde 6. çalıştay yapıldı.
İlk çalıştayda Alevilikle ilgili söz söyleyen- askeri bir tabir olacak ama- kurmayları çağırdık.
Gördük ki onlar da ilk defa bir araya geliyorlardı.
Katı Sünniler bize “Bu adamları bir araya getirdiniz, şimdi ne olacak!” diye çıkıştılar.
Ancak “Bu adamlar…” diye başlayan cümleler tehlikelidir, kabul edilemez.
3. Çalıştay İlahiyatçılarla yapıldı. İlahiyatçılar Alevilere karşı takındıkları tavırlarını değerlendirdiler, özeleştiri yaptılar.
5. Çalıştaya medyayı çağırdık.
Alevilik konusunda daha duyarlı olanları çağırdık.
6. Çalıştayda siyasetçileri çağırdık. Moderatör olarak en zorlandığım en pişman olduğum oturumdu.
Bu çalıştaya katkısı olanlara “Siz, Aleviler için ne yaptınız.” demek istedik.
Çok kere bu sorumu yönelttim. Gerçek bir cevap alamadım.
Siyasetçi olmanın verdiği yetenekle, cevap vermekten ustalıkla kaçtılar.
Ocak ayının 2. haftası 5 günlük bir kamp yapacağız.
Yaklaşık 25 kişilik bu kampta bir yol haritası ortaya çıkaracağız.
Hazırladığımız raporu siyasi iradeye sunacağız.
Çalıştayların bir yararı da toplumdaki tansiyonu düşürdük.
Grupların birbirleriyle iletişim kurmalarını sağladık.
Kendi mahallemizde kullandığımız mahalle dilinin yetersiz olduğunu gördük.
Bu çalışmaların bir özelliği de dış güçlerin isteğiyle değil kendi kararımızla, kendi insiyatifimizle yapıyor olmamızdır.
Çok yol katettiğimizi düşünüyorum.

"İlim Çin'de de olsa gidip alınız."- Hz. Ali.

"İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır."- Hacı Bektaşi Veli.

"Hayatta en hakiki mürşit ilimdir." -Atatürk.


Söz bir, söyleyen bir.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.