Alıntı:
Anadoluda yaşayan insanların ve tüm islam aleminin, alevi olsun sünni olsun üç önemli düşmanı vardır.
Birincisi "ihtilaf" ; yani maalesef bizi birbirimize bağlayan çok önemli maddi ve manevi bağlar olmasına rağmen, basit sebebler yüzünden aramıza ihtilaf sokuyorlar. Buna karşı ittifak silahıyla mücadele etmeliyiz.
İkincisi "cehalet" ; yani biz doğru dinimizi ve doğru tarihimizi bilmiyoruz. Maalesef bu alevi ve sünni meselesinde de yine aynı durumlar söz konusu, web sitemizde detaylı bir şekilde anlatılmıştır. Bu düşmana karşı da ancak doğru bilimle karşı koyabiliriz. Yoksa bir kısım siyasi tartışmalar ile bu mesele bir neticeye ulaşmaz.
Üçüncüsü ise "fakirlik" ; yani biz millet olarak maddi durumumuz ne yazıkki son zamanlarda daha yeni yeni kıpırdanmaya başladı. Bu bakımdan birileri bu kıpırdanmadan rahatsız oluyor ve yeniden fakir düşmesi için gayret gösteriyor. Ama inşaallahmuvaffak olamayacaklar.
Bu üç düşmanımızı ciddi bir şekilde yenmedikçe, bizim tarihimiz ve alevi ve sünni ihtilafı hakkında ciddi bir şey yapılamayacağı kanaatindeyiz.
Bu düşmanlarımızdan en önemlisi "CEHALETT"tir. Ve maalesef Alevi-Sünni diyaloğunun da temin edilememesinde en önemli faktör olarak karşımıza çıkmaktadır. Bugün müslümanım ve ehl-i sünnetim diyen herkes islamiyeti ve sünnetin yolunu tam olarak bilmiyorlar. Aynı şekilde bugün alevi olan herkes de aleviliğin ne demek olduğunu tam olarak bilmiyor. Her iki tarafın da cehaletinden istifade eden belli çevreler ise bunları birbirine düşürmek için gayret gösteriyorlar. O halde diyaloğun birinci şartı ehl-i sünnetin kendi mezheplerini ve alevilerin de aleviliği tam olarak öğrenmeleri, ikisininde ehl-i tevhid, yani Allah’ın birliğine inanan insanlar olduklarını ortaya çıkarmaları, aralarındaki çok küçük bazı ihtilafları da birbirine görmezden gelerek(hoş görerek) kaçınmalarıdır.
Not :Alıntıdır