You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Türkü Bar Aleviliği(!)Yoz laştırılan Alevilik

Türkü Bar Aleviliği(!)Yoz laştırılan Alevilik

Posting Freak
Türkü Bar Aleviliği(!)Yoz laştırılan Alevilik
Adorno; “Yanlış hayat doğru yaşanmaz” der!

Binlerce yıl mütemadiyen, sistematik katliama-asimilasyona uğrayan-uğratılan Kızılbaşların, en etkili çarpıtma, komple yöntemlerle-dejenerasyonla aslına yabancılaştırılıp, sisteme entegre edilme zincirinin son halkası 12 Eylül askeri faşist diktatörlüğüdür. 12 Eylül, Türkiye ve Kürdistan’da özel harp uygulamasının en acımasız toplumsal kıyım ve katliamın adıdır. Katledilen ahlaklı toplumsal yaşamın bir diğer yanı da Alevilik ve Alevilerdi.

Devrimcilikle bütünleşen Alevilik inancında; doğal demokratik komünal yaşamla harmanlanmış, inanç-bilinç-felsefe ve özgür yaşamın ısrarlı talebi vardı. Bu talebe karşı, toplumsal değerleri tarumar eden, katliamcı zihniyetin zalimlikte sınır tanımadığı dönüm noktasıdır, 12 Eylül askeri faşist diktatörlüğü. Türkiye ve Kürdistan’da gelişen devrimci ve ulusal mücadeleye karşı devreye konulan uluslararası karşı-devrimci askeri faşist diktatörlüktür.

Devrimci mücadelenin kitleselleşmesinde Aleviler muazzam düzeyde katılımla binlerce yıllık geleneksel direniş çizgisini-birikimini-felsefesini-yaşamının devrimci dinamiğini mücadeleye akıtmış, Türkiye devrimci hareketlerinin farklı örgütlerinde, mücadele içerisinde yer aldığı gibi ulusal kurtuluş mücadelesine de aktif katılım sağlayarak kendi safını belirlemiştir. Kürt Kızılbaşları ve Türkiye /Anadolu Aleviliği Türkiye devrimci hareketlerinin potansiyel tabanı olmuştur. Gelişen toplumsal devrimci mücadeleye karşı uluslararası kapitalist-emperyalist güçler Türkiye tekelci kapitalistlerine destek vererek sivil parlamentoyu lağvedip, yerine Askeri diktayı oturmuştur.

12 Eylül hazin yenilgidir; herkesim açısından yenilgidir. Yenilginin faturası Aleviler açısından da ağırdır. Devrimci harekete kendi özgün yapısıyla katıl(a)mayan Alevilerin yenilgisi de ağır oldu. Yenilgi yalnızca devrimci direnişin gerileyişi, mücadelenin ertelenmesi, yaraların sarılıp tekrar direniş atağına geçilmesi [Kürt Özgürlük Hareketi istisnadır] biçiminde yorumlanamaz. Anlamlı yaşamın bütün alanları yenilgi almıştır.

Özünden-coğrafyasından ve toplumsal bağlarından kopuk haliyle yürütülmeye çalışılan devrimcilik çabaları ruhsuzluk ve tarihinin derinliğinde kökü kalmamış boş çabadır. Keza Alevilikte öyledir. Cemine-cemaatine, dergahına-semahına; YOL’una rayverine-pirine-mürşidine feodal gericiliktir! saldırganlığıyla yaklaşan uçuk-kaçık devrimcilik esasında uçlarda dolanan sol çocukluk hastalığıdır! Bırakalım üç bin yıllık tarih bilincine sahip olmayı, yüz yıllık yaşam birikiminin temelini sağlam kavrayamamış, sağlam temeller üzerinde oturtamadığı “Marksizm-sosyalizm” soyut kavram ve öğretisiyle bir arpa boyu yol alma gücünden ve iradesinden yoksunluğun ifadesidir. İnancını ve toplumsal yaşamını elinin kenarıyla bir kenara iterek bir anda çağının en ilerici devrimcisi olmuş birinin, 12 Eylülle birlikte savrulmayı yaşayıp gittikçe yaşamdan kopmuş, yenilginin ardından son sürat Aleviliğin değerlerini ahlaksızlığın-yozlaşmanın-çürümüşlüğünün-bitmişliğinin kazanç kapısı olarak görmüş, rant YOL’u haline getirerek çirkince-azgınca kendisini tüketen-kemiren ağacın kurdu haline dönüşmüştür.

12 Eylülden sonra hızla yayılan Türkü barlar-cafe barlar, dergah niyetine kullanılan içkili restoranlar [yanlış anlaşılmasın normal Türkü barlara-cafe barlara-şarkıların, türkülerin söylendiği eğlenceli yerlere lafımız yok] adeta yerden biten yağmur mantarları misali hızla çoğalarak önü açılmış, yozlaşmanın önündeki bütün engeller kaldırılarak Aleviliğin beyitleri-deyişleri-gülbangları, içkilerin su misali aktığı ortamlarda saz eşliğinde; korolar halinde, kendinden geçercesine çığrılan direniş türküleri; deyişler-beyitler-duazdalar moderniteye kurban edilmiştir. Büyük kaçışın türküleridir aslında koro halinde söylenenler. Toplumun kutsal değerleri gelir sağlayan kazancın mezeleri hesabına akşamcı masalarda, bitmişliğin-çürümüşlüğün sarhoşluğun arabeskci tesellisi, mekan sahibinin ise geçim kaynağı olmuştur. Kazancın yükselişiyle ciddi bir eğlence sektörüne dönüşüp deyim yerindeyse, özellikle Tuncelili [Dersimli değil] Alevilerin rağbet ettikleri mekanı-meskeni olan Türkü barlar kısa sürede yaygınlaşıp, özellikle metropolleri saran yozlaşmanın yuvaları haline gelmiştir. Yetmemiş batıya; Avrupa’ya da taşırılarak Aleviliğin giderek yozlaşmasına-dejenerasyonuna hizmet eder hale getirilmiştir. Alevilik ve devrimcilik karışımı eski anılar-maceralar varsa mapusluk defterleri açılır, akşamcı masalarda romansı tarzda okunur, kendini yaşatmanın aracına dönüştürülür: “ne yaman devrimci veya Aleviydik” edasıyla yenilginin ve yorgunluğun tadı! kadehlerin tokuşturulmasından çıkan çın-çın seslerinden ve “eski camların bardak olduğu” loş meyhanelerin izbe köşelerinde keyf alınmıştır artık. Uğruna bedel verilerek ahlaklı dillerin hitabı; “yoldaş” veya “can” kutsal sözcüklerle ruhunun kirlenmişliğini yıkayıp, tesellisi ise; şişe diplerinde aranır hale gelinmiştir.

İnancından-felsefesinden-bilgeliğinden, tarihsel köklerinden kopuk Alevilik veya devrimciliğin, toplumsal değer yargılarından zerrece nasibini almamışların devrimci düşünce ve eylemiyle buluşması da çarpıktır. Yenilgili kişilerin ruh halinin, devrimci mücadeleye atılırken sırt çevirdiği; gericilik-dincilik-yobazlıkla suçladığı-feodalizm! olarak görüp- teşhir eden modernist devrimci dilin lanetlediği! İnanç şimdi bu tipin türkü barlarda edepsizliğinin demir attığı kıyısı olmuştur. Nasıl oldu da tersine dönülmüştü! Yenilgiden sonra tornistan yapmış, inancının değerlerine ahlaksızca sarılıp bu kez yetmemiş olacak ki Alevilik inancının içini tümden boşaltarak yozlaşmanın ve düşkünlüğün en dibine inerek, keskin Alevilik edebiyatına başlanmış, akşamcı-meyhaneciliğin müptelası olmuş, çarpık devrimcilik yıllarında “gericilik” olarak gördüğü inancını, yenilgili yılları sonrasında tutunduğu can simidi niyetine eline-beline-diline! dolamıştır.

Günümüzün Türkü bar Aleviliği 12 Eylülün devşirme ve yozlaşma Aleviliğidir. Modernizm ve modernitenin kapılarını aralayarak kaçış halinde olanlara sunduğu böylesi bir inancın yaşamın kutsanacak iğne ucu kadar değeri ve dikkate alınır tarafı yoktur. Halkının yaşamına gericilik diye saldıran-saldırtılan, kapitalizmin yaşamını da modernlik adı altında şirin gösterip sevdalandırılan biricik yaşam; doğru yaşam olarak bizlere dayatılmaya çalışılmaktadır!

Kızılbaşların kutsal mekanların da, kebapların kızartılıp içki masalarının kurulduğu, bira şişelerinin tokuşturulup “can cana” deyişlerinin söylendiği, yozlaşmışlığın-arabeskliğin-melankolizmin ve alkolizmin dert ortağı olunduğu yerlere dönüştürülmüştür. Bu tür yozlaşmaya ve ahlaksızlığa karşı çıkan devrimciliği “çağ dışı” kalmakla suçlayan ucube kişilikler çağın en dibe vurmuş tipolojisini oluşturduklarını bilerek veya bilmeyerek karşısındaki ahlaklı-vicdanlı-politik bireyi “gericisin” diyerek suçlayıp, modernizm vemodernitelik adına sistemin payandası olduğunu maskelemeye çalışmaktadırlar.

Dersim’de Munzur nehrinin kenarları ve ziyaretler çoktan açık hava meyhanelerine dönüştü. Türk medyasının yere göğe sığdıramadığı manzara şöyle tarif ediliyordu; “burası Antalya plajları değil, Dersimde Munzur sahilleri” başlığıyla verildi. Bazıları bu başlığı övünç ve gururla okudu! Dersim modern şehir olmuştu artık! Bizleri öven içi boş bu tür yazılarla gururlanıp, hangi yaşama meyilli olunduğumuzu ispat etmiştir sistemin medyası...

Plajlar; Gole Çeto, Ana Fatma, Munzur Gözeleri ve daha nice ziyaretlerdi... [Ziyaretlerin dışındaki plajlara da menfi bakışım yok]Niyazların-lokmaların-peseraların, katmer biciklerin pişirilip, üzerinde mumların yakılarak, kardeşçe ve yoldaşça dağıtılıp yenildiği, gelecek yaşamın huzurlu ve yaşanılır olması için duaların edildiği yerlerdi. Şimdi oralara türedi ucube kişilik ve yaşam sinmiş.

Tez elden arınmak gerekiyor bu iğrenç yaşamdan

Türkü Bar Aleviliği(!)Yozlaştırılan Alevilik
Benden evvel ben oldum
Beni bende ben buldum
Sahralara indim durdum
Bana Ali dediler

Merdan idim dirildim
Her bedene verildim
Kırk Kapı dört makamda
Öldüm öldüm dirildim.

Mürşit Zöhre Ana..

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.