![[Resim: 967limyra2006163dd4.jpg]](http://img153.imageshack.us/img153/2037/967limyra2006163dd4.jpg)
Strabon Coğrafya'sında kentin yerini şöyle tarif eder: “...denizden yirmi stadia yukarda
Plinius ise “Limyra
Konum itibariyle antik çağdan günümüze kadar gelen süreçte Limyra her zaman bereketli toprakları ile önemli bir yerleşim alanı olmuştur.
Limyra’nın varlığı M.Ö. V.yy.dan beri bilinmektedir. Kentin tarihini ise kitabelerinden öğrenmekteyiz. M.Ö. IV.yy.da Limyra’lıların basmış olduğu bir sikkede Lydia’lı Perikles’in adı geçmektedir. Yerel bir kral olan Perikles
Büyük İskender’in bölgedeki Pers hakimiyetine son vermesinden sonra onun atadığı vali Nearkhos tarafından yönetilmiştir. İskender’in ölümünden sonra önce Antigonos’un M.Ö.310’da Ptolemaiosların sonra da M.Ö. 301’de Lysimakhos’un yönetimine geçmiştir . M.Ö.197’de Suriye krallığına bağlanan kent Magnesia savaşında III.Antiokhos’un yenilmesi üzerine yapılan Apameia antlaşmasıyla Rhodos Pereasına bağlanmıştır. Sonunda Romalılar M.Ö. 167’de Limyra’yı Rodoslulardan alarak kendi yönetimlerine bağlamışlardır.
![[Resim: 96712058270zp3.jpg]](http://img392.imageshack.us/img392/7751/96712058270zp3.jpg)
Roma egemenliği sırasında Limyra sikke basmıştır. Roma İmparatoru Augustos’un torunu ve evlat edindiği Gaius Caesar Ermenistan’da aldığı bir yaradan ağır derecede hastalanmış ve İmparatorun talimatı üzerine deniz yoluyla Roma’ya dönerken almış olduğu bu yaradan ötürü 21 Şubat 4’de Limyra’da ölmüştür. Cesedi Roma’ya götürülmüş ve Augustus’un Mausoleion’una konulmuştur. Limyra ise onun anısına deniz kıyısında içi boş bir mezar (Knotaphion) yapmıştır.
M.S. I.- II.yy.lar Limyra’nın en parlak dönemi olmuştur. 1982’de yapılan kazıda bulunan bir yazıttan Roma senatosunun Limyra’ya metropolis (Metropolis tou Lykion ethnous) unvanını verdiğini öğreniyoruz. Yine aynı kazıda bulunan bir sütunun üzerindeki başka bir yazıtta da bu unvanın İmparator Commodus (180-192) zamanında da devam ettiğini anlıyoruz. Hıristiyanlığın ilk yayıldığı yıllarda Limyra Aziz Paulus’un ziyaret ettiği kentlerden biridir. Bizans döneminde ise kent bir piskoposluk merkezidir. IV.yy. ile IX. yy. arasındaki bu merkezliğini burada mezarları olan 6 piskoposun ölüm tarihleri yazılı mezarlarından anlamaktayız. (Diatimos (375)
M.S. 141 yılı depreminde kent bütünüyle yıkılmıştır. Rhodiapolisli (Sarıcasu) zengin Opramoas kentin yeniden imarına çalışmıştır. Tiyatro ile bunun hemen güneyindeki surlar onarılmıştır.
Kentin baş tanrısı Zeus Olympia’dır. Her sene onun şerefine spor festivallerin düzenlendiğini kentteki yazıtlardan öğrenmekteyiz. Zeus’un yıldırımı Limyra sikkelerinde işlenmiştir. Ayrıca kaynaktan su içen hörgüçlü boğalar ve köpekler de resmedilmiştir.
Kent kehanetleriyle de devrinde ünlüdür. Plinius Limyra’da balık aracılığı ile işaretlerin verildiği bir kehanet çeşmesinden bahseder. Balıklar kendilerine atılan yiyecekleri yerlerse bu iyi bir kehanettir şayet kuyrukları ile uzağa fırlatırlarsa bu da kötü bir kehanettir. Kentin İmparatorluk dönemi sikkelerinin üzerindeki “kehanet” sözcüğü bu geleneği doğrulamaktadır. 1838’de Charles Fellows buraya ilk gelen araştırmacıdır. Limyra’nın kalıntılarını bu ziyaretinde tesadüfen görmüş
İstanbul Alman Arkeoloji Enstitüsü uzmanı Jürgen Borchart 1965’de Myra’da yüzey araştırması yaparken Limyra ile de ilgilenmiş nekropolleri üçgen kale tepesi ile Heroon’u bulmuştur. Bunun üzerine 1969-1974’de kazılara başlamıştır. Çalışmalarının başında Kral Perikles’in Heroon’unu ve Gaius Caesar’ın boş mezarını kazmış ardından yamaç teraslarına Bizans Piskoposluk kilisesi üzerine çalışmalarını yoğunlaştırmıştır. Limyra kazılarına beş yıllık bir aradan sonra Frankfurt Üniversitesi 1985’de yeni bir kazı çalışmasına başlamıştır. Kentin batısında başlatılan sondajları aşağı kentin planının çıkarılması ve Bizans surları içerisinde kalan yerler onun bu dönemine aittir. Limyra’nın bu şekilde düzenli ortaya çıkarılışından sonra Otto Benndorf’un Viyana Klasik Arkeoloji Bölümü başkanlığına atanmasıyla kazılar daha da hız kazandı. Nekropoldeki ilk sistematik kazı gerçekleştisaray çevresindeki çalışmalar yoğunlaştırıldı ve kentteki en erken yerleşim katları ortaya çıkarıldı. Prof. Dr. J.Borchardt’ın çalışmaları ile kentin birçok anıtı ortaya çıkarılmıştır.
Limyra’nın savunmasını kuzeydeki bir iç kale ile güneyde üçgen şeklinde genişleyen ayağı kale sağlıyordu. Aşağı kalede surlar
![[Resim: 96762108840gy2.jpg]](http://img136.imageshack.us/img136/2655/96762108840gy2.jpg)
Limyra’nın aşağı kentinde yapılan kazılarda 4 m. yüksekliğinde
Akropolün güneyinde surları yanında yapılan çalışmalarda 10.40 x 6.80 m. ebadında bir anıt mezarın kalıntıları ile karşılaşılmıştır. J.Burckhardt bunun bir Heroon olduğu düşüncesindedir. Bunu da şöyle açıklamıştır:
“ Heroon biçimine uygun olarak egemen unsurlar şunlardır: Kahraman mezarının bulunduğu veya öyle sanıldığı zemin kat sağlamyontma taş bir yapı. Yanda küçük bir kapısı var ve bu da yalnız kültle (kurban kanı ve şarap dökerek) ilgili kişilerin içeri girebilmeleri için. Bunun üzerinde bir küçük tapınak veya tapınağa benzer açık bir galeri dinsel törenler için değil
Böylece IV.yy.ın Liykia krallarından Perikles’in mezar anıtı ile sarayı ortaya çıkarılmıştır. Heroon’un yeri özenle seçilmiş ve Amphiprostylos (Ön ve arkada iki portikosu olan ama yanlarda sütunları olmayan tapınak şekli) tipinde yapılmıştır. Bu anıtsal mezarla sanki daha da yüceltilmiştir. J. Borchhardt’ın ekibi burada yaptıkları çalışmalarda taşların bazılarını yerlerine koyarak rekonstrüksiyonunu yapmışlardır. Alınlık bölümünü süsleyen kabartmalardan bazıları bugün Antalya Müzesindedir. Ancak anıtın bazı kabartma ve mimari parçaları evvelce Viyana’ya götürülmüş
Heroon’un üzerinde durulacak bir özelliği de çatısının ön ve arkasında yer alan ölü sorumluları Hora’lar ve Kharitlerden teşekkül eden karyatidlerdir. Bunlar adeta Periklesin Heroon’unun bekçileridir. Ayrıca yan duvarlar üzerinde
Toçak Dağı eteklerindeki Tiyatro Turunç ovadan Kumluca’ya giden yol üzerindedir. Tek diazomalı caveası yarım daire şeklindeki oturma kademeleri denize yöneliktir. Alt kısmında 16 yukarıda ise daha fazla oturma sıraları vardır. Diazomanın arkasındaki 1
Lykialı Opramoas
Buradaki diğer önemli anıt mezar ise Limyra kralı Perikles’in kardeşi olan Katabura’ya ait olanıdır. M.Ö. 350 tarihine ait olan bu mezarın kaidesi kabartmalarla süslü kaidesinin üzerinde semerdamlı çatısı olan lahid yükselir. Doğu nekropolünde ise IV.yy.’a tarihlenen İon sütunlu
![[Resim: 114ld.jpg]](http://b1112.hizliresim.com/s/c/114ld.jpg)