Tire'ye, Ali Baba'ya gidiyoruz.
Pazar günü Tire'de bulunan Ali Baba türbesini ziyaret etmek nasip oldu.
Tirenin merkezinden itibaren "Ali Baba" levhaları sayesinde türbeyi bulmak çok kolay. Türbeye giden son dönemeçten sonra yol tek araçlık olacak şekilde daralıyor. Yolun bitiminde beyaz badanalı bir evle karşılaşıyorsunuz. Türbenin zemzemi bu evin bahçesine akıyor.
Bu ev anlatılanlara göre eskiten tekkeymiş. Şimdiki sahibi satın alarak konut yapmış. Evde oturanlar gelenlere karşı ilgisiz. Diyalog kurmuyorlar. Biz hizmetli olarak çalışan bir beyle konuştuk.
Bu evin bahçesinden aşağıya doğru inerek türbeye ulaşıyorsunuz. Türbenin dış zemini beton. Etrafında meyve vermiş nar ağaçları ve ceviz ağaçları var.
Hemen türbenin ovaya bakan tarafında çok çok büyük bir selvi ağacı var.
Bu selvinin ucundan yukarı doğru kuru bir gövde uzanıyor. Bu bize çok ilginç geldi. Yukardaki evin hizmetlisi bu konuda şunları anlattı:
"Bu dergahın pirlerinden biri olan Hasan Baba hastalanır, yatağa düşer. Bu ağaçta kurumaya başlar. Hasan Baba hakka yürüdükten sonra ağaç tekrar yeşermeye başlar. O nedenle ağacın kuru olan gövdesi bu şekilde boy vermiş."
Türbe iki tane ard arda ve bitişik yapılmış, arada geçişi sağlayan sekizgen bir yapıda yapılmış.
Türbenin bulunduğu sekizgenin üstü uzun bir kubbeyle kapatılmış.
Uzaktan türbeye doğru gelirken bu kubbe türbenin yerini görünür kılıyor.
İlk kapıdan girdikten sonra içeride bulunan iç kapıdan sandukanın olduğu bölüme girilmektedir. Pencereleri sayesinde türbenin içi aydınlık. Geniş olan türbe mekanı ziyaretçilere rahat bir ortam sağlıyor.
Duvarlarında temsili resimler ve motiflerle bulunmaktaydı.
Bizde Hz. Ali'nin resminin altına Zöhre Ana'nın resimlerini ve Sağına-soluna da iki tane daha resim astık. Resimlerin altında
http://www.zohreana.com adresleri de bulunuyor.
Türbenin boya ve badana açısından bakımlı görünüşü bizi çok mutlu etti.
İlk niyazlardan sonra kahvaltı yapıldı.
Kahvaltıdan sonra sohbet toplantısı yapıldı.
Gaha sonra tekrar türbeye gidilerek temizlik yapıldı.
Bacılarımız türbenin iç mekan bakımını yaptılar.
Camı çerçeveyi sildiler, halı kilim ve yollukları havalandırdılar.
Muzaffer bey canımız çalışmalara fotoğraf çekimleri yaparak destek verdi.
Didar kardeşimiz de faaliyetlerimizi görüntüledi.
Öğle namazımızı türbenin ön bölümündeki alanda icra ettik.
Hüseyin ağabeyimizin kızı Didar can ezberinden gülbenk duasını okudu.
Daha sonra orada oturarak eksikliklerimizi tartıştık, neler yapmamız gerektiğini konuştuk. Daha sık bir araya gelmemiz gerektiği tekrar vurgulandı.
Gelecek hafta için Urla'da bulunan Hatice Ana türbesini ziyaret etmeye karar verdik.
Bu sohbetten sonra son olarak mübareğe niyazlarımızı yaparak tekrar anıt ağaçlarla çevrili ahşap masaların olduğu kahvaltı ve toplantı yaptığımız bölüme çıktık.
Biz çıkarken kalabalık bir ziyaretçi topluluğu da türbeye doğru iniyordu.
Akşam 16.00 sıralarında dönüş için yola koyulduk. 17.30'da İzmir'e döndük .
Çekilen fotoğrafları en kısa zamanda forumumuzda paylaşacağız.