You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Member
Tiratlar
JAN DAR'K


Sizin ahmak olduğunuzu söylemişlerdi. ( Bu söz çok gücenmelerine yol açar).
Bunların güzel sözlerine, merhametlerine güvenilmez demişlerdi. Hayatımı bağışlayacağınıza söz verdiniz. Yalanmış. ( Öfkeli mırıltılar ) Yaşamak nedir sizce? Donup taş kesilmek mi sadece? Ne kuru ekmek bulunca gam yerim, ne de duru su içmek derttir benim için. Ama gök kubbenin şavkından, o güzelim kırların çayırından çimeninden yoksun bırakmak beni. Dağda bayırda askerlerle at koşturmayayım diye ayağıma pranga vurmak.Bana hayasız, nemli karanlığı koklatmak, sizin kötülüğünüz, sizin sersemliğiniz beni Tanrıdan bile soğuturken, gönlümü gene onun sevgisiyle dolduracak her şeyi almak elimden,
Cehennem odundan da beterdir. Savaş atımdan vazgeçebilirim. Etekle dolaşsam da olur. Sancaklar borazanlar, askerler yanı başımdan geçip gitse de öbür kadınlar gibi geride bırakılmayı nefsime yedirebilirim. Yeter ki rüzgarda ağaçların hışırtısını, güneşte öten çayır kuşunu, köyümün sağlıklı ayazında meleyen kuzuları işitebileyim. Akşam çanları bana melek seslerini getirsin gene. Bunlar olmadan yaşayamam. Bunları benden ya da herhengi bir kuldan almaya kalktığınız için siz, biliyorum şeytanın emrindesiniz. Oysa bana yol gösteren, Tanrıdır.


YAZAN: Bernard SHAW
Susabilmek bir hünerdir
insanın ağzından çıkan sözler
kendine ait olmazsa...


[B]Tanrı'yı Kötüler, Tanrı ise İyileri Kullanır![/B]


Bir ülkede, bir toplumda, bir kavimde

yani herhangibir yerde işte...
hala tregedya yazılıyorsa orası henüz aydınlanmamış demektir...




Member
Tiratlar
EDMUND
Ey tabiat! Benim tanrım sensin! Ben senin kanunlarına kul köleyim. Kardeşimden on, on beş ay sonra dünyaya geldim diye niçin o baş belası göreneklerin zulmüne uğrayayım? Toplumların o titizliği beni niçin haklarımdan mahrum bıraksın? Piçmişim, alçağı, sefilin biriymişim, neden? Benim de namuslu, şerefli bir kadının evladı kadar hatlarım düzgün, ruhum asil değil mi? Bedenim babamın kalıbını taşımıyor mu? Öyleyse niçin piçlik, alçaklık damgası vuruluyor bize? Biz tabiatın gizli şehvet anlarında vücut bulurken, evliliğin soğuk, yavan ve bıkkın döşeğinde, uyku ile uyanıklık arasında vücut bulan o ahmaklar sürüsünden daha özlü, daha dinç, daha ateşli unsurlarla yoğrulmadık mı? Ee... meşru kardeşim Edgar, mirasın benim olacak! Babamız, piç Edmund'u meşru oğlu Edgar kadar seviyor. "Meşru oğlu!" Ne de güzel söz!... Hele şu mektup istediğim tesiri yapsın, hele yalanım muvaffak olsun, piç Edmund meşru Edgar'ı nasıl alt edermiş, o zaman görürüz. Büyüyorum artık... Yükseliyorum. Hadi tanrılar, koruyun piçleri!
Kral Lear
William Shakespeare
Türkçesi: İrfan Şahinbaş
Susabilmek bir hünerdir
insanın ağzından çıkan sözler
kendine ait olmazsa...


[B]Tanrı'yı Kötüler, Tanrı ise İyileri Kullanır![/B]


Bir ülkede, bir toplumda, bir kavimde

yani herhangibir yerde işte...
hala tregedya yazılıyorsa orası henüz aydınlanmamış demektir...




Member
Tiratlar
ZERBINETTE
Adı Oronte.Or.ron.ronte.hayır, Ge. Geronte.Evet Geronte, tamam; işte başımın belası; buldum; işte sözünü ettiğim nekesin adı.Ne diyordum? Ha, bizimkiler de tuttular, bugün buradan başka yere gitmeye kalktılar. Bi'şey değil, aşığım parasızlık yüzünden, beni elinden kaçıracak, ne yapsın bu parayı, babasından çekmek için uşağının dalaveresine başvurmaktan başka çare bulamadı. Bakın, uşağın adını iyi biliyorum, adı Scapin. Yaman adam doğrusu, ne türlü övülse hakkıdır. Enayiyi avlamak için bakın ne dolap çeviriyor. Hah, hah, hay!...Düşündükçe güleceğim geliyor, hah, hah, hah, hay!... Gidiyor, pintiyi buluyor,hah, hah, hah!...Diyor ki, oğluyla berber rıhtımda dolaşırlarken , hah, hah, hay!..Bir Türk kadırgası görmüşlermiş de, kalyondan bunları içeriye çağırmışlarmış. Sözüm ona, gene bir Türk bunları ağırlamış, aman Tanrım! Tam yiyip içerlerken gemi açılıvermiş. Türk, Scapin'i tek başına bir kayığa bindirip kıyıya göndermiş. Sözde demiş ki babasına söyle, hemen beş yüz altın yollamazsa , oğlunu Cezair'e götüreceğim. Hah, hah, hay! Almış bizim hasisi, bizim mendeburu bir telaş. Bi yandan da, ne olsa oğlu ya, merhemeti bırakmazmış; ama beş yüz altının lakırdısı da evlat acısı gibi içine işlermiş. Hah, hah, hay! Bi yandan parayı gözden çıkaramamış, bi yandan da, içinin acısıyla oğlunu kurtarmak için, bin bir çeşit, gülünç çareler bulurmuş. Hah, hay! Bi aralık kadırganın arkasından denize kanun gönderecek olmuş. Hah, hah, hay! Parayı vermeye bi türlü yanaşmazmış da, git dermiş, uşağına, ben bu parayı denkleştirinceye kadar oğlumu bıraksınlar, yerine seni alıkoysunlar. Hah, hah, hay!...Bi aralık da beş yüz altın yerine, beş para bile etmeyecek üç beş kat eski giysisinden vazgeçmeye kalkmış. Hah, hah, hay!... Uşak, bütün bu tekliflerin akıl karı olmadığını kendisine anlatmış.O, yine, her sözün başında, acı, acı: '' Ama, ne halt etmeye gitti şu kadırgaya, ah kör olası kadırga, ah insafsız Türk! ''der dururmuş. Neyse, bi hayli düşündükten, bi hayli ahlayıp ofladıktan sonra.Ama, sanırım, boşuna anlatıyorum. Hiç gülmüyorsunuz. Efendim?
SCAPIN'İN DOLAPLARI
MOLIERE
Türkçesi : Orhan VELİ KANIK
Susabilmek bir hünerdir
insanın ağzından çıkan sözler
kendine ait olmazsa...


[B]Tanrı'yı Kötüler, Tanrı ise İyileri Kullanır![/B]


Bir ülkede, bir toplumda, bir kavimde

yani herhangibir yerde işte...
hala tregedya yazılıyorsa orası henüz aydınlanmamış demektir...




Member
Tiratlar
JAN DARK
Verin o yazıyı bana (Masaya koşup, kağıdı kaparak parça parça eder) Varın yakın ateşinizi. Fare gibi deliğe tıkılmam ben.Seslerim haklıymış. Sizin ahmak olduğunuzu söylemişlerdi. Bunların güzel sözlerine, merhametlerine güvenilmez demişlerdi. Hayatımı bağışlayacağınıza söz verdiniz. Yalanmış. Yaşamak nedir sizce? Donup taş kesilmemek mi sadece? Ne kuru ekmek bulunca gam, yerim, ne de duru su içmek derttir benim için.Ama gök kubbenin şavkından, o güzelim kırların çayırlarından, çimeninden yoksun bırakmak beni... Dağda bayırda askerlerle at koşturmamayım diye ayağıma pranga vurmak... Bana havasız , nemli karanlığı koklatmak... Sizin bu kötülüğünüz, sizin bu sersemliğiniz beni Tanrı'dan bile soğuturken, gönlümü gene O'nun sevgisiyle dolduracak her şeyi almak elimden, cehennem ateşinden de beterdir. Savaş atımdan vazgeçebilirim. Etekle dolaşmasam da olur. Sancaklar, borazanlar, askerler yanı başımdan geçip gitse de öbür kadınlar gibi geride bırakmayı nefsime yedirebilirim. Yeter ki rüzgârda ağaçların hışırtısını, güneşte öten çayır kuşunu, köyümün sağlıklı ayazında meleyen kuzuları işitebileyim. Akşam çanları bana melek seslerini getirsin gene. Bunlar olmadan yaşayamam ben. Bunları benden ya da başka bir kuldan almaya kalktığınız için siz, biliyorum şeytanın emrindesiniz. Oysa bana yol gösteren Tanrı'dır. Tanrı'nın hikmetine aklınız ermez sizin.Beni ateşlerden geçirip bağrına basacak odur. Çünkü öz evladıyım O'nun. Benimle birlikte yaşamaya layık değilsiniz sizler. Şu güzelim dünyayı yaratan Tanrım. Senin ermişlerine dünya ne zaman kucak açmayı öğrenecek? Ne zaman ulu Tanrım, ne zaman... Son sözüm bu işte.
Jan Dark
Bernard Shaw
Türkçesi Sevgi Sanlı
Susabilmek bir hünerdir
insanın ağzından çıkan sözler
kendine ait olmazsa...


[B]Tanrı'yı Kötüler, Tanrı ise İyileri Kullanır![/B]


Bir ülkede, bir toplumda, bir kavimde

yani herhangibir yerde işte...
hala tregedya yazılıyorsa orası henüz aydınlanmamış demektir...




Member
Tiratlar
PUCK
Aç aslan kükrüyor şimdi,
Kurt aya karşı uluyor.
Yorgun çiftçi evine dönmüş,
Yatağına serilmiş horluyor.
Sönmüş duygular şimdi kızarıyor;
Baykuş çığlık çığlığa,
Döşeğinde yatan bahtsız zavallıya
Kefeni hatırlatıyor.
Şimdi vakitlerden gece vakti;
Mezarlar ağzını ardına dek açtı;
Her biri kendi hortlağını salıyor,
Kilise yolları hortlak kaynıyor.
Güneşin önünden kaçan,
Bir rüyayı arar gibi
Karanlığın peşinden koşan
Biz periler
Şimdi yine çocuk.
Fare bile giremez
Bu kutsal eve artık.
Elimde süpürge , önden geldim ben,
Toz varsa kapının ardında,
Alayım diye hemen.
Şimdi gün ağarana dek
Her peri bu evde gezecek.
Gelinin yatağına uğrarız;
En iyisi bu olsun der,
Hepimiz onu kutsarız.
Kim ki orda doğacak
Bahtı hep açık olacak.
Aşık çiftlerin üçü de
Sevgiden hiç şaşmayacak.
Kusur çıkmayacak soylarında,
Hiçbirine leke sürmeyecek doğa.
Doğuştan pırıl pırıl,
Tertemiz olacak çocukları.
Her peri alsın çiy tanesini,
Koyulsun yola şimdi.
Dolaşsın sarayı boydan boya,
Her bir odayı kutsasın.
Biz gölgeler, kusur işlediysek eğer,
Şöyle düşünün ve bizi hoş görün.
Bu hayaller görünürken sahnemizde,
Sizde kestirdiniz yerinizde.
Diyelim cılız ve anlamsızdı konumuz,
Ama rüyada geçmedi mi oyunumuz?
Sayın, baylar, bayanlar bizi bağışlarsanız,
Bir dahaki sefere daha iyi oynarız.
Övgüyü hak etmedikse bile,
Duygularınızı getirmeyin dile.
Bu doğrucu Puck' a güvenin,
Bize fırsat verin.
Yine beğenmezseniz,
En yalancı Puck, deyin.
Şimdi sizlere iyi geceler;
Verin elinizi, anlaştıysak eğer.
Puck hepinize sağlık ve esenlikler diler.


BİR YAZ GECESİ RÜYASI
William Shakespeare
Türkçesi :Bülent BOZKURT
Susabilmek bir hünerdir
insanın ağzından çıkan sözler
kendine ait olmazsa...


[B]Tanrı'yı Kötüler, Tanrı ise İyileri Kullanır![/B]


Bir ülkede, bir toplumda, bir kavimde

yani herhangibir yerde işte...
hala tregedya yazılıyorsa orası henüz aydınlanmamış demektir...




Member
Tiratlar
KADIN
Bu aşağılık yaşam anlamak için o feminist toplantılara gitmem mi gerekiyor? İki köpek gibi çalışıyoruz. Bir çift laf etmeye vaktimiz yok. Kendimize ayıracağımız bir an bile.. Evlilik bu mu? Benim de sorunlarım olacağı hiç aklına gelmedi ki? Hiç bana sorar mısın? Yorgun musun? Yardım ister misin? Yemeği kim pişiriyor? Ben. Tabaklar kim yıkıyor? Ben. Alışverişi kim yapıyor? Ben. Ay sonuna para yetiştireyim diye akla karayı seçen kim? Ben de aynı zamanlarda çalışıyorum. Ben, ben ben...
Çoraplar kirleten sensin. Onları kim yıkıyor, peki? Benim çoraplarımı kaç kere yıkadın? Evlilik bu mu? Seninle konuşabilmeyi istiyorum. Benim sorunlarımın da olduğu hiç aklıma geldi mi? Tamam, senin sorunların benim demektir, ama benim sorunlarım da senin olmalı. Öyle seninkiler benim, benimkiler gene benim... Seninle konuşmak istiyorum... Ama işten döner dönmez uyumaya gidiyorsun... Akşam... Televizyon. Pazarları maç: 22 tane geri zekalının bir top peşinde koştuklarını görmeye... Aralarında bir geri zekalı daha var, ama o düdüklü ve ceketli... Luigi, çok kızar ve sanki anasına küfür edilmiş gibi, "Sen spordan ne anlarsın be..." Ne biçim cevap. Beni spor ilgilendirmiyor. Spor kimin umurunda. Onu hiç böyle görmemiştim. Deli gibi bağırıyordu. Ben bağırdım, o bağırdı, bir sürü küfürlü laftan sonra tartışmayı bitirdik.
Ben ciddi olarak dedim ki: "Yeter, eğer evlilik buysa ben büyük bir hata yapmışım." Hatamı aldım (Çocuğu alır) Kapıya geldim. Bu esnada anahtar elimdeydi. Eminim... Luigi yanıma geldi. Zavallı Luigi, yüzü kireç gibiydi.,. Böyle hüzünlü bir sahneyi ömrümde yaşamadım. Hiç şakam yoktu. O da anlamıştı. Beni içeri aldın "Haydi yapma böyle"... "Bırak beni"... "Önce konuşalım sonra istersen gidersin. Ama önce konuşalım. Diyalektik diye bir şey vardır, değil mi?"... Sonra beni diyalektiğe doğru çekti... (Yatağa ilerler) Beni oturttu. "Evet, haklısın," dedi. Ama annesinden böyle alışmıştı. Annesi gibi olmamı bekliyordu. Yanılmıştı. Değişmeliydi.,. yani kısaca "özeleştiri" yaptı. Ne hoştu, ne hoştu... Ben ağlamaya başladım. O özeleştiri yaptı, ben ağladım. Ben ağladım o özeleştiri yaptı. Ne güzel ağladım dün akşam... Peki anahtar? (Anımsar) Anahtar Luigi'de eminim. Benden o aldı. Ceketin cebinde... Ceket nerede? (Ceketin cebine bakar) İşte anahtar burada... Bu benimki, bu onunki... Saat kaç? Yediye on var. Hala vaktimiz var. (Bebeği alır) Annesinin bebeği, annesinin ceketi, annesinin çantası, annesinin abonman kartı... abonman kartı... Şunu bulmalıyım, otobüsün kalabalığından seni yere bırakıp da arayamam ya... İşte abonman kartı... altı delik mi? Altı delik gidiş, altı delik dönüş. Altı gidiş, altı dönüş mü? Kiril kullandı abonman kartımı?
Bugün günlerden ne? Pazar. Pazar! PAZAR!!! Sen de bana bir şey demiyorsun.. Pazar günü çalışmaya gitmeye kalkıyorum. Ben deliyim. (Çocuğu bırakır, ağır ağır dans eder) PAZAR. (Şarkı söyleyerek) Pazarları iş olmaz, geç saate kadar uyunur. Ne güzel pazar... Yatağa bebeğim, bebeğim... yatalım ve bütün günlerin pazar olduğu bir düş görelim... Dünyanın sonuna dek... sonsuz PAZAR... Bütün yaşamın pazar olduğu bir düş görelim... Haftanın diğer günleri yok artık... pazartesiyi astılar, perşembeyi kurşun1adılar, cumayı tutukladılar... hepsi öldü... Sadece pazar kaldı. Uykuya, uykuya... Eğer düşümde yeniden fabrikayı görürsem kendimi boğazlarım. (Bebek kolunda elbiseleriyle kendisini yatağa atar. Battaniyeyi başına kadar çeker)
Kadın Oyunları
Dario Fo
Türkçesi :Füsun Demirel
Susabilmek bir hünerdir
insanın ağzından çıkan sözler
kendine ait olmazsa...


[B]Tanrı'yı Kötüler, Tanrı ise İyileri Kullanır![/B]


Bir ülkede, bir toplumda, bir kavimde

yani herhangibir yerde işte...
hala tregedya yazılıyorsa orası henüz aydınlanmamış demektir...




Member
Tiratlar
[COLOR=sienna]ARIEL
[COLOR=sienna]Selam sana yüce efendim! Bilgin efendim selam!
[COLOR=sienna]Dile benden ne dilersen; uç de uçayım,
[COLOR=sienna]Yüz de yüzeyim, istersen ateşe dalayım,
[COLOR=sienna]Kıvrım kıvrım bulutlara binip gideyim.
[COLOR=sienna]Ariel ve cin dostları bir buyruğuna bakıyor.
[COLOR=sienna]Tamı tamına istediğin gibi dün çıkardım fırtınayı.
[COLOR=sienna]Atladım kralın gemisine; hop puruvadayım,
[COLOR=sienna]Hop ortasında geminin; bir güvertedeyim, bir kamarada,
[COLOR=sienna]Ateş topu gibi dehşet saldım her yana.
[COLOR=sienna]Bazen parçalara bölünüp her köşede ayrı yandım;
[COLOR=sienna]Gaya çubuğunda, serenlerde, civadrada,
[COLOR=sienna]Ayrı ayrı parlıyormuş gibi görünüp
[COLOR=sienna]Ansızın birleştim sonra.
[COLOR=sienna]Jüpiter'in şimşekleri,
[COLOR=sienna]Göklerdeki o korkunç gümbürtülerin habercileri bile,
[COLOR=sienna]O denli etkili, gözleri şaşı ercesine seri olamazdı.
[COLOR=sienna]Alevler, kükürtlü gümbürtü ve çatırtılar
[COLOR=sienna]Ulu Neptün'ü kuşatmıştı; küstah dalgaları titreşiyor,
[COLOR=sienna]O müthiş üçlü zıpkını sarsılıyordu.
[COLOR=sienna]Her şey tutuşunca, gemiciler haricinde herkes,
[COLOR=sienna]Kendini köpüren tuzlu suya atıp tekneyi terk etti.
[COLOR=sienna]Aşağı ilk atlayan, saçları dimdik olmuş
[COLOR=sienna]Sanki gibi değil saz gibi
[COLOR=sienna]Kral'ın oğlu Ferdinand oldu,
[COLOR=sienna]'' Cehennem boşalmış, şeytanların hepsi burada!''
[COLOR=sienna]Diye bağırıyordu bir yandan da.
[COLOR=sienna]Sahile pek yakın oldu bunlar.
[COLOR=sienna]Kimsenin kılına zarar gelmedi.
[COLOR=sienna]Su üstünde yüzen giysileri leke bile olmadı;
[COLOR=sienna]Eskisinden daha sağlıklı hepsi.
[COLOR=sienna]Emrinize uyarak gurup gurup adaya yaydım herkesi.
[COLOR=sienna]Kral'ın oğlunu tek başına çıkardım karaya;
[COLOR=sienna]Son gördüğümde, adanın bir köşesine oturmuş,
[COLOR=sienna]Ellerini öyle mahzun mahzun kavuşturmuş
[COLOR=sienna]İç çekip sızlanıyordu.
[COLOR=sienna]Kral'ın gemisi sapasağlam demirlemiş durumda.
[COLOR=sienna]Hani derin bir koy var ya,
[COLOR=sienna]İşte orada saklı duruyor gemi.
[COLOR=sienna]Gemicilerin hepsi küpeştenin altına istiflendi;
[COLOR=sienna]Çektikleri eziyetin bitkinliğine biraz tılısım katıp
[COLOR=sienna]Uyuttum hepsini orada. Filonun gerisine gelince,
[COLOR=sienna]Dağıttığım gemilerin hepsi yeniden toplandı
[COLOR=sienna]Kral'ın gemisinin battığını,
[COLOR=sienna]Majestelerinin de öldüğünü sanıyorlar
[COLOR=sienna]Ve Akdeniz'de Napoi'ye doğru
[COLOR=sienna]Matem içinde yollanıyorlar.



[COLOR=sienna]FIRTINA
[COLOR=sienna]William Shakespeare
[COLOR=sienna]Türkçesi : Bülent BOZKURT
Susabilmek bir hünerdir
insanın ağzından çıkan sözler
kendine ait olmazsa...


[B]Tanrı'yı Kötüler, Tanrı ise İyileri Kullanır![/B]


Bir ülkede, bir toplumda, bir kavimde

yani herhangibir yerde işte...
hala tregedya yazılıyorsa orası henüz aydınlanmamış demektir...




İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.