You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Member
Tiratlar
PANTALONE
Aferin sana.Bana martaval yutturmaya kalktın,öyle mi ? Kalk ayağı,yalancı düzenbaz seni.Napoli'nin okulu sana öğrete öğrete bunu mu öğretti? Daha Venedik'e geldiğin gün babam görmeden, tanımadığın bilmediğin kızlara takılıp şerefleriyle oynuyorsun. Önüne gelene kendini Napoli'li Don Astrubale diye tanıtıp kendine milyoner süsü veriyorsun. Daha neler de neler. yok prens torunu imiş efendim, asilzade torunu imiş. Bir kral olmadığın eksik.
Binlerce yalan uydurarak binlerce namuslu kızın iffetini lekeliyorsun.Ya bana attığın yalanlar? Seni bunca sene hasretle bekleyen ihtiyar babana attığın martavallara ne demeli? Niçin, evlenmediğin halde evlendim dedin? Biriseide, bilmem Policarpio ile basılmalar, silah çekmeler, neler de neler.Bana yok yere hayali bir gelin, bir torun için göz yaşı döktürdün.Bir ihtiyarı en hassas yerinden yakaladın.Niçin, neden uyduruyorsun bu yalanları kuzum? Uygar bir insan, ailesinin soyluluğu ile değil, kendi yaptığı işlerle yükselir. Bir tüccar saygınlığını, doğruluğu ile kazanır. Bir kez adın çıkıp güvensizlik kazandın mı,doğru dahi söylesen artık kimse inanmaz; herkes güven duymadan bakar sana. Bu hareketinle Bisognosi ailesinin adını da kirletmiş, onurunu ayaklar altına almış oldun. Yazıklar olsun sana.
Gerçekten pişman olduğunu bilsem, zarar yok unutulur diyeceğim. Ama korkarım sen yaradılıştan yalancısın, ilerde daha da beter olacaksın. Demek sen Napoli'li ile evlenmedin? Hiçbir kadınla ilgin yok mu? Bak, iyice düşün öyle söyle!
YALANCI
Carlo Goldoni
Türkçesi : Tarık LEVENDOĞLU
Susabilmek bir hünerdir
insanın ağzından çıkan sözler
kendine ait olmazsa...


[B]Tanrı'yı Kötüler, Tanrı ise İyileri Kullanır![/B]


Bir ülkede, bir toplumda, bir kavimde

yani herhangibir yerde işte...
hala tregedya yazılıyorsa orası henüz aydınlanmamış demektir...




Member
Tiratlar
TROILOS
Ne diye çıkıp dövüşeyim Troya surlarının dışında,
Kendi içimde böylesine amansız bir savaş varken?
Yüreğine güvenen her Troyalı gitsin dövüşsün;
Ben Troilos, ben kaptırdım yüreğimi.
Yunanlılar güçlü, güçlü oldukları kadar akıllı,
Akıllı oldukları kadar çetin, çetin oldukları kadar da gözüpek.
Bense bir kadının gözyaşları kadar bitkinim,
Uyku kadar yumuşak, bilgisizlik kadar alık,
Gecenin karanlığında kalmış bir kızdan daha ürkek,
Toy çocuklardan daha beceriksizim.

Sabrın kendisi, sabrın tanrısı katlanamaz
Benim katlandığım işkenceye.
Priamos'un görkemli sofrasına oturmuşum,düşün;
Ama güzel Kressida aklıma gelince.
Ne dedim, yalancı! aklına gelince mi?
Aklından çıktığı var mı ki ?

[align=leftNe diyordum.Tam içimi çekecekken,
Yüreğim ortasından ikiye bölünecekken,
Hektor yada babam farkına varır diye,
İç çekişimi bir gülümsemeye boğdum,
Fırtınalı gökyüzünü güneşin ışığa boğması gibi.
Ama sahte bir gülüşle gizlenen dertler,
Kaderin insana birden zehir ettiği sevince benzer.
Ah Pandaros! Ne diyeyim saba Pandaros.
Ben sana, umutlarım denize düştü boğuldu diyorum,
Sen tutmuş denizler kaç kulaç diyorsun bana.
Ben Kressida beni deli etti diyorum,
Sen hala Kressida güzeldir diyorsun bana.
Yüreğimi kemiren yaranın üstüne sen gelmiş
Gözlerini, saçlarını, yanağını, yürüyüşünü, sesini döküyorsun.
Tutmuş, elini anlatıyorsun bana.
O el ki, beyazlar onun yanında mürekkep olur,
Karanlıklardan dert yanarlar.o el ki yumuşaklığı yanında,
Kuğu yavrularının tüyleri bile sert kalır,
Bir rençberin nasırlı avucu kadar.
Bunları söylüyorsun bana.
Benim yarama merhem değil ki bunlar!
Yarayı açan bıçağı, bir daha, bir daha,
Saplıyorsun içime. [/align]

TROILOS İle KRESSIDA
William Shakespeare
Türkçesi: Sabahattin EYÜBOĞLU- Mina URGAN
Susabilmek bir hünerdir
insanın ağzından çıkan sözler
kendine ait olmazsa...


[B]Tanrı'yı Kötüler, Tanrı ise İyileri Kullanır![/B]


Bir ülkede, bir toplumda, bir kavimde

yani herhangibir yerde işte...
hala tregedya yazılıyorsa orası henüz aydınlanmamış demektir...




Member
Tiratlar
BERBER
Dayanamayacağım daha.
Öldürür bre, beni öldürür.
Neremde taşıyorum onları?
Kafamda, kursağımda, barsaklarım da sancıyla
Kapkara bir sancıyla, tüylü canlı
dokundum avuçlarıma bulaştı kulakları
derimden içeri geçti.
Bir çift mağara olurlar düşümde
çekerler beni dolambaçlarından içeri
garip yankılarla boğulup giderim,
oysa bir türküye yüklenebilirim:
( Türkü söyler gibi )
Mİ-DAS-IN KU- LAAK- LAA- RI
Ahh kimse işitti mi?
Bir tek kişiye söylesem,
o da kimseye söylemese? Sonra o da kimseye söylemese.
o da kimseye söylemese, o da kimseye söylemese böylece
kimse kimseye söylemese, kimse bilmese?
Öff, öldürür bre, beni öldürür.
Midas'ın gizini tuttum böyle oldum
Ya kara bildiricilerin gizini tutsaydım?
Kader cadılarının?
Ooof, kusmalıyım Midas'ın kulaklarını
o gün bu gün sancıyla içimde
kapkara bir sancıyla
taşıyorum onları
Salyam geliyor. Bu kuyu işimi görür.
( Kuyuya eğilirken içinden bir keçi fırlayıp kaçar )
Uh, o ne?..Söz verdim ama Midas'a şerefim üzerine söz verdim.
Keçiler tabanımı yalasın ki söz verdim.
Bu kuyu işimi görür.
( Eğilip kuyunun içine seslenir. Kuyu sesleri uğultuyla yankılar )
Oooooo, Oooooo, Hoooooy
Nasıl yankıyor kuyu. Canlı. Beni işitir.
Ama söylemez, işitir beni, söyleyemez
Heeey, heeeey. Ooooo. Kocaman bir kulak bu kuyu.
Beni işitir ama söyleyemez. Ooooo. Nasıl yankıyor kuyu ?
Öyleyse işit kuyu, yankıya yankıya işit
Cehennemin yedi kat derinliğine kadar işit
İşit kuyu, işit.Hoooy, Midas'ın kulakları eşek kulakları
Eşek kulakları
Midas'ın kulakları eşek kulakları
Midas'ın eşek kulakları
Eşek kulakları Midas'ın
Midas'ın kulakları eşek kulakları
Midas'ın kulakları eşek kulakları
Midas'ın kulakları. Ohh.
( Kuyu başında yığılır kalır )

MİDASIN KULAKLARI
Güngör Dilmen
Susabilmek bir hünerdir
insanın ağzından çıkan sözler
kendine ait olmazsa...


[B]Tanrı'yı Kötüler, Tanrı ise İyileri Kullanır![/B]


Bir ülkede, bir toplumda, bir kavimde

yani herhangibir yerde işte...
hala tregedya yazılıyorsa orası henüz aydınlanmamış demektir...




Posting Freak
Tiratlar
emeğine sağlık canlarım
Member
Tiratlar
[COLOR=Purple]Oyunun Adı: Martı
[COLOR=Purple]Yazan: Anton Çehov
[COLOR=Purple]Çeviren: Nihal Yalaza Taluy
[COLOR=Purple]NINA - Bastığım toprağı mı öpüyordunuz? Vurmanız, öldürmeniz gerekirdi beni! (Masaya doğru eğilir.) O kadar yorgunum ki... Biraz dinlensem! Dinlenebilsem... (Başını kaldırır) Bir martıyım ben... Yo, değil... Aktrisim... Öyle değil mi? (Arkadina ile Trigorin'in dışarıda gülüşünü duyar. Silkinir, kulak kesilir. Sol kapıya koşarak anahtar deliğine gözünü yaklaştırır.) O da burada demek... İyi... Tiyatroya inanmıyordu; hayallerimle alay ederdi hep. Ona bakarak ben de inancımı yitirdim; maneviyatım kırıldı... Aşk üzüntüleri, kıskançlık da bir yandan... Yavrum için korkuyordum hep... Miskinleştim, küçüldüm, oyunum manasızlaştı... Sahnede düzgün yürüyemiyordum; ellerimi ne yapacağımı bilemiyor, sesimi idare edemiyordum. İnsan kötü oynadığını hissedince ne acı duyar, bilemezsiniz! Martıyım ben.. Yo... Değil de... Şey, siz o sıralar bir martı vurmuştunuz, hatırlar mısınız? Yaa!.. Böyle işte... Gelmiş bir adam, durup dururken, laf olsun diye, yok etmiş kuşcağızı... Tam küçük hikaye konusu... Gene de söylemek istediğim bu değildi. (Alnını uğuşturur.) Ne diyordum?.. Evet, sahneden bahsediyordum. Şimdi öyle değilim artık: gerçek bir artist oldum. Şevkle, coşkunlukla oynuyorum. Kendimden geçiyorum sahnede... Oyunumu, herşeyimi gerçekten güzel, gerçekten değerli görüyorum artık. Buraya geleli beri her yanı dolaşıyorum. Hem yürüyor, hem düşünüyorum; ruhumun günden güne nasıl kuvvetlendiğini duyuyorum. Siz bir şey söyleyeyim mi Kostya, bizim işlerde, sahne olsun, yazı olsun, ün, yaldız, kurduğumuz hayaller değil, sabırlı olmak önemli; buna iyice inandım. Kaderine katlan, inancını yitirme... Şimdi acı duymuyorum artık, ödevimi düşündükçe hayattan korkmuyorum.
Susabilmek bir hünerdir
insanın ağzından çıkan sözler
kendine ait olmazsa...


[B]Tanrı'yı Kötüler, Tanrı ise İyileri Kullanır![/B]


Bir ülkede, bir toplumda, bir kavimde

yani herhangibir yerde işte...
hala tregedya yazılıyorsa orası henüz aydınlanmamış demektir...




Member
Tiratlar
[COLOR=Purple]Oyunu Adı: Godot'yu Beklerken
[COLOR=Purple]Yazan: Samuel Beckett [COLOR=Purple]
Çeviren: Tuncay Birkan [COLOR=Purple]


VLADIMIR - Boş konuşmalarla zamanımızı harcamayalım! (Bir an, şiddetle) Fırsat varken bir şeyler yapalım! Her gün birilerinin bize ihtiyacı olmuyor. Aslında özellikle bize ihtiyaç duymuyorlar. Başkaları da daha iyi olmasa bile, aynı derecede bizim yaptıklarımızı yapabilirlerdi. Kulaklarımızda çınlayan şu yardım çığlıkları bütün insanlığa yöneltilmiş! Ama burada, zamanın bu anında, istesek de istemesek de bütün insanlık biziz. Çok geç olmadan bundan yararlanalım! Zalimce bir alın yazısının bize layık gördüğü iğrenç güruhu hakkıyla temsil edelim! Ne dersin? (Estragon hiçbir şey söylemez) Kollarımızı kavuşturup yardım etmenin iyi ve kötü yanlarını hesaplarken cinsimize kötülük etmediğimiz doğru. Kaplan hiç düşünmeden hemcinsinin yardımına koşar ya da çalılıkların kuytularına siner. Ama sorun bu değil. Sorun burada ne yaptığımız. Ve cevabı bildiğimiz için mutluyuz. Evet, bu uçsuz bucaksız karmaşada kesin olan tek bir şey var. Godot'nun gelmesini bekliyoruz. Ya da gecenin çökmesini. (Bir an) Buluşacağımız yere saatinde geldik ve bu da sonu işte. Aziz değiliz ama bu da sonu işte. Aziz değiliz ama buluşacağımız yere saatinde geldik. Kaç insan böyle bir şeyle övünebilir?
Susabilmek bir hünerdir
insanın ağzından çıkan sözler
kendine ait olmazsa...


[B]Tanrı'yı Kötüler, Tanrı ise İyileri Kullanır![/B]


Bir ülkede, bir toplumda, bir kavimde

yani herhangibir yerde işte...
hala tregedya yazılıyorsa orası henüz aydınlanmamış demektir...




Member
Tiratlar
[COLOR=Purple]garcia lorca-kanlı düğün


Gelin:Bırak vursun.Beni öldürsün diye geldim buraya,beni onlarla birlikte kaldırsınlar diye.
Ama onun elleriyle değil, kancalarla, orakla, hem de zor kullanarak, kemiklerimi kırasıya. Bırak vursun!Bilsin ki ben temizim; bilsin ki ben çılgın olabilirim, ama göğüslerinin aklığını hiçbir erkeğe açmamış bir kız olarak gömebilirler beni.
Ötekiyle kaçtım.Kaçtım!
Sen olsan sen de giderdin.İçi dışı yarayla dolu, arzudan yanıp tutuşan bir kadındım ben; oğlunda kendisinden çocuklar, toprak,sağlık umduğum bir avuç suydu; ama öteki, çalılıklarla tıkalı,karanlık bir ırmaktı,sazlarının fısıltısını,mırıltılı türküsünü getiriyordu bana.Soğuk sudan bir küçük çocuğa benzeyen oğluna uydum ben de;ötekiyse, yüzlerce kuş saldı üstüme, bu kuşlar yolumu tuttular,beyaz beyaz kırağı bıraktılar yaralarımın üzerinde, zavallı,sararıp solmuş bir kadının,ateşle okşanmış bir kızın yaraları üzerinde. İstemezdim, unutma ki , bende istemezdim!Oğlun benim yazgımdı, ona ihanet etmiş değilim ;ama ötekinin kolu, denizin çekmesi boğanın itmesi gibi sürüklüyordu beni,her zamanda sürükleyecekti, her zaman, her zaman;kocamış bir kadın olsam da,oğullarımın oğulları saçlarımdan tutsa da!
Sus! Sus! Al öcünü, işte karşındayım! Bak boynum ne yumuşak; bahçendeki bir yıldız çiçeğini koparmaktan daha az zahmet ister. Ama onurumla oynama! Temizim ben, yeni doğmuş bir kız kadar temiz. Sana bunu ispat edecek kadar da güçlü.Yak ateşi,elimizi içine sokalım;sen, oğlun adına,ben de vücudum adına. Elini ilk çeken sen olacaksın
Susabilmek bir hünerdir
insanın ağzından çıkan sözler
kendine ait olmazsa...


[B]Tanrı'yı Kötüler, Tanrı ise İyileri Kullanır![/B]


Bir ülkede, bir toplumda, bir kavimde

yani herhangibir yerde işte...
hala tregedya yazılıyorsa orası henüz aydınlanmamış demektir...




İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.