Sabri ufak bir kasabada, orta halli bir ailenin 19 yaşında ikinci çocuğuydu. İki erkek kardeştiler. Babası odun satarak ailesini geçindiriyordu.
Sabri küçükken geçirdiği bir hastalıktan dolayı çok saf bir yapıya sahip olup yaşıtlarına göre kendini biraz daha zor ifade edebilen, kendi halinde, içine kapanık bir insandı. Bütün kasaba onu çok severdi.
Yalnız babası küçüklüğünden beri, sürekli ve sıkça en ufak bir yanlışında onu bir odaya çeker, belinden kemerini çıkarır, büyük bir sinirle Sabri’yi kemeriyle resmen kırbaçlardı.
Babası her Sabri’yi odaya çekip dövdüğünde, içerden
] “ Ne olur vurma baba”
] “ Ne olur vurma baba”
] “ Ne olur vurma baba”
Diye feryatlar yükselirdi.
Bu durum Sabri’nin 19 yaşına geldiği güne kadar devam etmişti. Sabri o yaşına rağmen, aynı küçük bir çocuk gibi babasından çekinir ve korkardı. Ancak hiçbir zaman kendini babasına karşı savunamamış ve kendini ifade edememiştir.
O yaşına kadar Sabri’nin;
] “ Ne olur vurma baba”
Feryatları hep evlerinin odasının camından bütün kasabaya yayılmaya devam etmiştir.
Bir gün yine Sabri kendi halinde evlerinin arka bahçesinde oynarken yanlışlıkla fırlattığı bir taş yanlarındaki komşularının evinin camını kırıp aşağı dökmüştü.
Sabri o saf haline rağmen akşam babası eve gelince yine kendisini odaya çekip büyük bir hiddetle döveceğini biliyordu. Bunu bildiği için de önce kendine saklanacak bir yer aradı.
Ancak bir türlü babasının kendisini bulamayacağı bir yer aklına gelmiyordu. Uzun süre düşünüp, kendine saklanacak bir yer bulamayınca çaresizlik içinde yavaş adımlarla büyük bir korku içinde babasının akşam eve gelmesini beklemek üzere odasına gitti…
Saat öğleden sonra üçe yaklaşıyordu. Sabri’nin babası kendi yerinde ağır ağır dolanıp satacağı odunları derleyip toplamakla meşgulken, çocuğun biri büyük bir hızla nefes nefese gelerek ;
]“Muharrem amca koş sizin eve bir sürü insan toplanmış” dedi.
Sabri’nin babası Muharrem Amca hızla ve de büyük bir telaşla eve doğru büyük adımlarla gitmeye başladı. Giderken de kendi kendine, kafasında neler olabileceğini düşünüyordu.
“ ]Acaba yine bizim saf oğlan bir haltlar mı karıştırdı” diye içinden geçirip duruyordu…
Muharrem amca eve vardığında insanların büyük bir kalabalık yaparak evin içerisine büyük bir merakla baktıklarını gördü. Nerdeyse bütün kasaba ordaydı. Herkes birbirine bakarak bir şeyler mırıldanıp merakla neler olduğunu çözmeye çalışıyorlardı.
Muharrem amca eşini gördü. Ne oldu der gibi suratına baktı. Eşi ağlamaklı olarak Sabri’nin odasını işaret etti. Hiçbir şey konuşamadı.
Muharrem amca Oğlu Sabri’nin odasının kapısını yavaşça araladı. Ve aralıktan içeri bakar bakmaz olduğu yere dizlerinin üzerine yığılıp hıçkırıklara boğuldu.
Evet! Sabri akşam babasının eve gelip yine kendisini döveceğini sanarak korkmuş, senelerdir gördüğü işkenceyi yine görmemek için kendisini odasında asıp canına kıymıştı.
Kendini asarken de üzerine büyük bir karton kağıt tutturmuş ve o kağıda büyük harflerle özenmeden yazılmış bir not bırakmıştı. Notta aynen şunlar yazılıydı;
] “ NE OLUR VURMA BABA”
SvmDoğan' ın Bloğu
Konu Sahibi / Yazar
SvmDoğan
Kategori / Forum
Üye Blogları (Günlükler)
Yorumlar / Cevaplar
127
Okunma / Görüntüleme
37790
SvmDoğan' ın Bloğu
SvmDoğan' ın Bloğu
[COLOR="DeepSkyBlue"]amerikalı bilim adamı yaptıgı araştırma sonucu insanların hayatlarında 4 ana bölüm oluştugunu ortaya koymuş...
)[/color]
Kadınların hayatının 4 ana döneme ayrıldığını ortaya koymuş:
]1)[/color] Herşeye ağzı açık ayran budalası olarak baktıkları,
söylenen her güzel lafa kolay kandıkları 17 - 25 yaş arasındaki
KAZ Dönemi.
[COLOR="red"]
2) Güzelliklerinin farkına vardıkları, o yüzden hep
kapris üstüne kapris yaptıkları 25 - 35 yaş arasındaki
]NAZ[/color] Dönemi.
]3)[/color] Hayatı (erkekleri) tanıyıp gözlerinin açıldığı
35 - 45 yaş arasındaki
]KURNAZ[/color] Dönemi.
]4)[/color] Mihrabın yıkıldığı, herşeyin bittiği 45 yaş sonrası
]ENKAZ[/color] Dönemi
Erkeklerin hayatıda 4 ana döneme ayrılir...
]1.[/color] 17-30 yas arasi: ]KAZ [/color]Dönemi.
]2.[/color] 30-40 yas arasi:] KAZ [/color]Dönemi.
]3.[/color] 40-60 yas arasi: ]KAZ[/color] Dönemi
[COLOR="red"]
4.. 60 ve sonrasi : ]'ENKAZ [/color]yada ]EN KAZ' [/color]Dönemi
Haldun TUNA Mimar
_______miş....
)[/color] Kadınların hayatının 4 ana döneme ayrıldığını ortaya koymuş:
]1)[/color] Herşeye ağzı açık ayran budalası olarak baktıkları,
söylenen her güzel lafa kolay kandıkları 17 - 25 yaş arasındaki
KAZ Dönemi.
[COLOR="red"]
2) Güzelliklerinin farkına vardıkları, o yüzden hep
kapris üstüne kapris yaptıkları 25 - 35 yaş arasındaki
]NAZ[/color] Dönemi.
]3)[/color] Hayatı (erkekleri) tanıyıp gözlerinin açıldığı
35 - 45 yaş arasındaki
]KURNAZ[/color] Dönemi.
]4)[/color] Mihrabın yıkıldığı, herşeyin bittiği 45 yaş sonrası
]ENKAZ[/color] Dönemi
Erkeklerin hayatıda 4 ana döneme ayrılir...
]1.[/color] 17-30 yas arasi: ]KAZ [/color]Dönemi.
]2.[/color] 30-40 yas arasi:] KAZ [/color]Dönemi.
]3.[/color] 40-60 yas arasi: ]KAZ[/color] Dönemi
[COLOR="red"]
4.. 60 ve sonrasi : ]'ENKAZ [/color]yada ]EN KAZ' [/color]Dönemi
Haldun TUNA Mimar
_______miş....
Ali Rıza Bey babam ise
O Zübeyde anam ise
Al bayrağım kanım ise
Koymam ahtını Zöhre Ana...
O Zübeyde anam ise
Al bayrağım kanım ise
Koymam ahtını Zöhre Ana...
SvmDoğan' ın Bloğu
Kadınların hayatının 4 ana döneme ayrıldığını ortaya koymuş:
]1)[/color] Herşeye ağzı açık ayran budalası olarak baktıkları,
söylenen her güzel lafa kolay kandıkları 17 - 25 yaş arasındaki
KAZ Dönemi.
[COLOR="red"]
Ben her zaman diyorum 25 yaşından önce evlemek büyük enkaz , altında kalmaya benziyor
zavallı [B] kaz damatlar:'([/B]
]1)[/color] Herşeye ağzı açık ayran budalası olarak baktıkları,
söylenen her güzel lafa kolay kandıkları 17 - 25 yaş arasındaki
KAZ Dönemi.
[COLOR="red"]
Ben her zaman diyorum 25 yaşından önce evlemek büyük enkaz , altında kalmaya benziyor
zavallı [B] kaz damatlar:'([/B]
ON İKİ İMAMLAR
*** *** *** *** *** *** *** *** *** ***
1. İmam ALİ
2. İmam CAFER
3. İmam ZEYNEL
4. İmam BAKIR
5. İmam RIZA
6. İmam CAFERİ SADIK
7. İmam HASAN
8. İmam TAĞI NAĞI
9. İmam MEHDİYE HÜDA
10. İmam HÜSEYİN,İ DEŞTİ KERBELA
11. İmam CAFER -İ ZÖHRE YE HİBA
12. KIRKLAR DERGAHA
*** *** *** *** **** *** *** *** **** ***
*** *** *** *** *** *** *** *** *** ***
1. İmam ALİ
2. İmam CAFER
3. İmam ZEYNEL
4. İmam BAKIR
5. İmam RIZA
6. İmam CAFERİ SADIK
7. İmam HASAN
8. İmam TAĞI NAĞI
9. İmam MEHDİYE HÜDA
10. İmam HÜSEYİN,İ DEŞTİ KERBELA
11. İmam CAFER -İ ZÖHRE YE HİBA
12. KIRKLAR DERGAHA
*** *** *** *** **** *** *** *** **** ***
Son Düzenleme: 14/02/2009, 18:05, Düzenleyen: Y O L C U.
SvmDoğan' ın Bloğu
Gülay yazdı:amerikalı bilim adamı yaptıgı araştırma sonucu insanların hayatlarında 4 ana bölüm oluştugunu ortaya koymuş...)
Erkeklerin hayatıda 4 ana döneme ayrılir...
]1. 17-30 yas arasi: ]KAZ Dönemi.
]2. 30-40 yas arasi:] KAZ Dönemi.
]3. 40-60 yas arasi: ]KAZ Dönemi
]4.. 60 ve sonrasi : ]'ENKAZ yada ]EN KAZ' Dönemi
Haldun TUNA Mimar
_______miş....
Hangi ]KAZ MA N söylemiş bunları yaa...
Mustafa dediler benim adıma
Bir sıfatı Ali bindi atıma
Şimdi de ZÖHRE ANA geldi sıfata
Duyulsun şanımız Yüce Allah' a
(PİR ZÖHRE ANA)
SvmDoğan' ın Bloğu
]GERÇEK DOSTLUK BÖYLE OLUR
]Çok samimi iki dost ve arkadaşlardı. Fakat bir tanesi çok kurnaz atılgan ve hareketli, diğeri ise çok saf, dürüst ve sessizdi. Bir gün kurnaz olan arkadaş , diğer arkadaşın yanına giderek işlerinin bozulduğunu söyler ve kendisinden para ister. Samimi dostu onu hiç kırmaz ve elindeki bütün parayı arkadaşına verir. Arkadaşı bu parayla işlerini düzeltir. Bir süre sonra kurnaz olan yine arkadaşının yanına gider ve arkadaşının evlenmek üzere olduğu nişanlısını çok
]beğendiğini ve kendisine vermesini ister. Arkadaşı çok şaşırır, ne diyeceğini bilemez.Fakat aralarında o kadar kuvvetli bir sevgi vardır ki arkadaşına hayır diyemez, nişanlısını arkadaşına verir.
]
]Zaman içinde Saf olanın işleri bozulur ve birden arkadaşı aklına gelir
]ben ona sıkıştığında iyilik yapmıştım diyerek arkadaşının iş yerine gider
]ve kendisine çalışması için iş vermesini ister. Arkadaşı ona iş vermez. Bizimki pişmanlık ve üzüntü içinde geri döner ama yinede arkadaşına kızamaz. Bir gün sokakta dolaşırken yanına hasta ve yaşlı bir adam yaklaşır. Fakir olduğu için ilaç alamadığını söyler. Bizimki yaşlı adamcağıza acır, istediği ilaçları alır ve adamcağıza verir. Kısa bir süre sonra yaşlı adamın öldüğünü duyar. Yaşlı adam çok zengindir ve bütün mirasını kendisine bırakmıştır.
]
]Saf adam artık zengindir. Biraz da sevdiği dostuna olan kırgınlığıyla dostunun iş yerinin karşısında bir ev alır ve oraya yerleşir. Bir gün evinin kapısını dilenci bir kadın çalar. Yaşlı kadın çok aç olduğunu, kendisine yemek vermesini ister. Bizim saf hiç düşünmeden kadını içeri alır karnını doyurur, Kimsesi olmadığını
]öğrendiği kadına; Kendisinin de yanlız olduğunu söyler ve bu evde birlikte
]yaşıyalım sen evin işlerini ve yemekleri yaparsın der, yaşlı kadın hiç
]düşünmeden kabul eder. Bir süre sonra yaşlı kadın bizimkine, kendine
]uygun bir kız bulup evlenmesini söyler. Bizimki böyle bir kızı nasıl
]bulacağını, kendisinin tanıdığı olmadığını söyler.Yaşlı kadın ona uygun bir
]kız tanıdığını ve kendisiyle görüştürebileceğini söyler. Görüşmeler
]sonucunda evlenmeye karar verilir ve düğün davetiyeleri basılır. Bizimkisi
]kırgın olduğu halde çok samimi dostunu yinede unutamamıştır. Biraz da
]geldiği konumu görmesi açısından samimi arkadaşına da davetiye gönderir .
]Düğün günü gelir çatar. Saf adam düğün salonunda bir şeyler söylemek
]isteğiyle mikrafonu alır ve başlar yaşadıklarını anlatmaya; Eskiden çok
]sevdiğim bir dostum vardı. Bir gün işleri bozulunca benden borç para istedi elimdeki bütün parayı verdim. Evlenmek üzere olduğum nişanlımı çok beğendiğini söyleyerek benden istedi. Çok üzülerek onu da kendisine verdim . Çünkü biz gerçek dosttuk onun üzülmesini istemedim. işlerim bozulduğunda onun fabrikasına gittim ve çalışmak için kendisinden iş istedim. Bana iş vermedi. çok üzüldüm, ama yinede arkadaşıma kızmıyorum .çünkü biz gerçek dosttuk. Bu konuşma üzerine kurnaz olan arkadaşı daha
]fazla dayanamaz mikrofonu eline alır ve başlar konuşmaya;
]Benim de bir zamanlar çok sevdiğim bir dostum vardı.
]İşlerim bozulduğunda kendisinden para istedim, bütün parasını bana verdi.
]Sonra ondan nişanlısını istedim, üzülerek nişanlısını da verdi. Nişanlısını
]istememin nedeni o kadının arkadaşıma layık olmamasıydı (Hayat kadınıydı)
]Kendisi çok saf olduğu için arkadaşımı o kadından bu
]şekilde kurtardım.İşleri bozulduğunda gelip benden iş
]istedi, Arkadaşımı kendi emrimde çalıştıramazdım, o yüzden iş vermedim.
]Günün birinde karşılaştığı yaşlı adam benim babamdı. Babam ölmek
]üzereydi, onu arkadaşımın yanına ben gönderdim ve mirasını ona ben bıraktırdım. Evine gelen dilenci kadın benim annemdi.Ona bakıp iyi yaşamasını sağlamak için gönderdim. Şu anda evlenmekte olduğu kız de benim kız kardeşim. Onu arkadaşımla evlenmesine ben ikna ettim. Değerli misafirler, işte biz böyle dostuz.
]
]Dostlukla ve Sevgiyle kalın.
]Çok samimi iki dost ve arkadaşlardı. Fakat bir tanesi çok kurnaz atılgan ve hareketli, diğeri ise çok saf, dürüst ve sessizdi. Bir gün kurnaz olan arkadaş , diğer arkadaşın yanına giderek işlerinin bozulduğunu söyler ve kendisinden para ister. Samimi dostu onu hiç kırmaz ve elindeki bütün parayı arkadaşına verir. Arkadaşı bu parayla işlerini düzeltir. Bir süre sonra kurnaz olan yine arkadaşının yanına gider ve arkadaşının evlenmek üzere olduğu nişanlısını çok
]beğendiğini ve kendisine vermesini ister. Arkadaşı çok şaşırır, ne diyeceğini bilemez.Fakat aralarında o kadar kuvvetli bir sevgi vardır ki arkadaşına hayır diyemez, nişanlısını arkadaşına verir.
]
]Zaman içinde Saf olanın işleri bozulur ve birden arkadaşı aklına gelir
]ben ona sıkıştığında iyilik yapmıştım diyerek arkadaşının iş yerine gider
]ve kendisine çalışması için iş vermesini ister. Arkadaşı ona iş vermez. Bizimki pişmanlık ve üzüntü içinde geri döner ama yinede arkadaşına kızamaz. Bir gün sokakta dolaşırken yanına hasta ve yaşlı bir adam yaklaşır. Fakir olduğu için ilaç alamadığını söyler. Bizimki yaşlı adamcağıza acır, istediği ilaçları alır ve adamcağıza verir. Kısa bir süre sonra yaşlı adamın öldüğünü duyar. Yaşlı adam çok zengindir ve bütün mirasını kendisine bırakmıştır.
]
]Saf adam artık zengindir. Biraz da sevdiği dostuna olan kırgınlığıyla dostunun iş yerinin karşısında bir ev alır ve oraya yerleşir. Bir gün evinin kapısını dilenci bir kadın çalar. Yaşlı kadın çok aç olduğunu, kendisine yemek vermesini ister. Bizim saf hiç düşünmeden kadını içeri alır karnını doyurur, Kimsesi olmadığını
]öğrendiği kadına; Kendisinin de yanlız olduğunu söyler ve bu evde birlikte
]yaşıyalım sen evin işlerini ve yemekleri yaparsın der, yaşlı kadın hiç
]düşünmeden kabul eder. Bir süre sonra yaşlı kadın bizimkine, kendine
]uygun bir kız bulup evlenmesini söyler. Bizimki böyle bir kızı nasıl
]bulacağını, kendisinin tanıdığı olmadığını söyler.Yaşlı kadın ona uygun bir
]kız tanıdığını ve kendisiyle görüştürebileceğini söyler. Görüşmeler
]sonucunda evlenmeye karar verilir ve düğün davetiyeleri basılır. Bizimkisi
]kırgın olduğu halde çok samimi dostunu yinede unutamamıştır. Biraz da
]geldiği konumu görmesi açısından samimi arkadaşına da davetiye gönderir .
]Düğün günü gelir çatar. Saf adam düğün salonunda bir şeyler söylemek
]isteğiyle mikrafonu alır ve başlar yaşadıklarını anlatmaya; Eskiden çok
]sevdiğim bir dostum vardı. Bir gün işleri bozulunca benden borç para istedi elimdeki bütün parayı verdim. Evlenmek üzere olduğum nişanlımı çok beğendiğini söyleyerek benden istedi. Çok üzülerek onu da kendisine verdim . Çünkü biz gerçek dosttuk onun üzülmesini istemedim. işlerim bozulduğunda onun fabrikasına gittim ve çalışmak için kendisinden iş istedim. Bana iş vermedi. çok üzüldüm, ama yinede arkadaşıma kızmıyorum .çünkü biz gerçek dosttuk. Bu konuşma üzerine kurnaz olan arkadaşı daha
]fazla dayanamaz mikrofonu eline alır ve başlar konuşmaya;
]Benim de bir zamanlar çok sevdiğim bir dostum vardı.
]İşlerim bozulduğunda kendisinden para istedim, bütün parasını bana verdi.
]Sonra ondan nişanlısını istedim, üzülerek nişanlısını da verdi. Nişanlısını
]istememin nedeni o kadının arkadaşıma layık olmamasıydı (Hayat kadınıydı)
]Kendisi çok saf olduğu için arkadaşımı o kadından bu
]şekilde kurtardım.İşleri bozulduğunda gelip benden iş
]istedi, Arkadaşımı kendi emrimde çalıştıramazdım, o yüzden iş vermedim.
]Günün birinde karşılaştığı yaşlı adam benim babamdı. Babam ölmek
]üzereydi, onu arkadaşımın yanına ben gönderdim ve mirasını ona ben bıraktırdım. Evine gelen dilenci kadın benim annemdi.Ona bakıp iyi yaşamasını sağlamak için gönderdim. Şu anda evlenmekte olduğu kız de benim kız kardeşim. Onu arkadaşımla evlenmesine ben ikna ettim. Değerli misafirler, işte biz böyle dostuz.
]
]Dostlukla ve Sevgiyle kalın.
Biz cahil dediğimiz zaman, mektepte okumamış olanları kastetmiyoruz. Kastettiğimiz ilim, hakikati bilmektir. Yoksa okumuş olanlardan en büyük cahiller çıktığı gibi, hiç okumak bilmeyenlerden de hakikati gören gerçek alimler çıkabilir.
Mustafa Kemal Atatürk
Mustafa Kemal Atatürk
SvmDoğan' ın Bloğu
[FONT=Courier New] [COLOR=dimgray]Yağmur tüm güzelliği ile inmişti;
Onu bekleyen toprağa
Kuruyan yapraklara![[Resim: www.zohreanaforum.com]](https://www.zohreanaforum.com/)
İnsanlara...
Güneş; yazdan kalan günler yaşatıp bazen;
Bazen de yerini ona bırakmıştı..
Islak yollarda![[Resim: www.zohreanaforum.com]](https://www.zohreanaforum.com/)
Kirlerden arınmış topraklarda![[Resim: www.zohreanaforum.com]](https://www.zohreanaforum.com/)
Kendi aksini seyrederek yürüdü...
[FONT=Courier New] [COLOR=dimgray] [COLOR=darkslategray]Yürüdü...
Yüzüne konan belli belirsiz damlacıklar;
Ona [COLOR=darkslategray]''merhaba'' deyip![[Resim: www.zohreanaforum.com]](https://www.zohreanaforum.com/)
Kayıyor![[Resim: www.zohreanaforum.com]](https://www.zohreanaforum.com/)
Ya da tenine karışıyordu...
Ne güzeldi yağmur![[Resim: www.zohreanaforum.com]](https://www.zohreanaforum.com/)
Ne güzel ıslanmak![[Resim: www.zohreanaforum.com]](https://www.zohreanaforum.com/)
Ne güzel ona merhaba demek!!!
[FONT=Courier New] [COLOR=dimgray][COLOR=darkslategray] Yürüdü...
[/UNereye bilimez![[Resim: www.zohreanaforum.com]](https://www.zohreanaforum.com/)
Neden...
Sadece [U] [COLOR=darkslategray]yürüdü...
Onu bekleyen toprağa
Kuruyan yapraklara
İnsanlara...
Güneş; yazdan kalan günler yaşatıp bazen;
Bazen de yerini ona bırakmıştı..
Islak yollarda
Kirlerden arınmış topraklarda
Kendi aksini seyrederek yürüdü...
[FONT=Courier New] [COLOR=dimgray] [COLOR=darkslategray]Yürüdü...
Yüzüne konan belli belirsiz damlacıklar;
Ona [COLOR=darkslategray]''merhaba'' deyip
Kayıyor
Ya da tenine karışıyordu...
Ne güzeldi yağmur
Ne güzel ıslanmak
Ne güzel ona merhaba demek!!!
[FONT=Courier New] [COLOR=dimgray][COLOR=darkslategray] Yürüdü...
[/UNereye bilimez
Neden...
Sadece [U] [COLOR=darkslategray]yürüdü...
Anamın adı Hüsniye Ana
Babam Şah Üseyin kafası kopa
Horasan ilinden Karyağdı Ana
Kimseler bilemez Sultanım burada
Babam Şah Üseyin kafası kopa
Horasan ilinden Karyağdı Ana
Kimseler bilemez Sultanım burada
![[Resim: zohreanaxq1.jpg]](http://img83.imageshack.us/img83/4249/zohreanaxq1.jpg)
SvmDoğan' ın Bloğu
]
BİR HAMMAL HİKAYESİ
]
]
]Eski zamanlardı. Yolların olmadığı zamanlar... Demek ki fakirdi bizim gibi çoğunluk, bu nedenle taşınacak yüklere talip olacak hamallar bulmak zor olmuyordu...
]Yanımdaki hamalla yola çıktık. İhtiyardı. Kendinden büyük bir yük almıştı. Benim sırtımda ise birkaç bavul vardı sadece, onunkinin çeyreği... Diyordum ki içimden "Çok gitmeden kıvrılırsa titreyen bacakları, yüklenirim sırtındaki yükün yarısını!.."
]Nitekim çok geçmeden dedi ki:
]- Mola vakti. Gel biraz dinlenelim!...
]- Ne molası, dedim ona hayretle. Ben daha terlemedim!.."
]Sözüme aldırmadı. Durdu. Çöktü. Salarken yükünün ipini
]- Sen de dinlen hadi" dedi.
]Benim canım sıkılmıştı bu işe. Genç olduğumu, ondan kuvvetli olduğumu, bunun gibi bir bunakla yola çıkmamın ne büyük hata olduğunu düşünüyordum. O ihtiyar, bir bacağını azıcık uzatmış halde sessizce dinleniyorken, ben huzursuz bir şekilde ayakta dolanıyordum.
]Bir saat kadar sonra yine durdu, oturdu, dinlendi. Ben kızgınlıkla dolandım etrafında... "Yükünü indirip sen de dinlen", demesine aldırmadım, ona daha çok kızdım...
]Sonra yine durdu. Bana da dinlenmemi" söyledi yine ama dinlenmedim. Yarım saat sonra "dinlenelim mi" diye sordu, aksi aksi başımı salladım... Kaçıncı molasıydı hatırlamıyorum, birden bire dizlerimin bağı çözüldü. Kafamın içinde uçuşan kara kara sinekler sustu, çöküp kaldım. Kayış kolumdan çıktı, sırtımdaki bavullar kaydı.
Ne kadar zaman geçtiğini fark etmedim. Uyumuştum da uyandım mı, yoksa bayılmıştım da ayıldım mı anlamadım... Baktım kendi kocaman yükünün üzerine benim bavullarımı da bağlamıştı. Küçük tasına birazcık su koyup dudağıma dayadı, içtim. Sonra koluma girerek;
]- Hadi kalk, dedi. Bana yaslan.
]Ağır ağır gider ve bir süre sonra gene dinleniriz." Dediğini yaptım. Omzundan güç aldım, ama asıl anlattıkları iyi geldi bana.
]- Ben yılların hamalıyım, dedi. Nice pehlivan yapılı adamlar gördüm. Çoğu, dinlenmek istemediklerinden yükleriyle birlikte kendilerini de toprağa serdi sonunda....
]Halbuki bir yükü "taşımak" bizim işimiz, "altında ezilmek" değil!... Unutma ki bir yük, taşıdıkça ağırlaşır. Dinlenerek sen yükünü hafifletiyorsun!
]Belki günün birinde hamallığın şekli değişir.
]Belki o günleri ben göremem.
]Ama sen kavuşursan o zamanlara, aman ha, Kafanın içinde de sakın yük taşıma... Akşamları bırak ve hafifle...
]Sabah dinlenmiş olarak yeniden tekrar taşırsın yükünü.
]Bizim işimiz, bugünü yarına taşımak, bugünün altında yok olmak değil.
]Çünkü yarınlarda bizi bekleyenler var, taşıdıklarımızı bekleyenler...
BİR HAMMAL HİKAYESİ
]
]
]Eski zamanlardı. Yolların olmadığı zamanlar... Demek ki fakirdi bizim gibi çoğunluk, bu nedenle taşınacak yüklere talip olacak hamallar bulmak zor olmuyordu...
]Yanımdaki hamalla yola çıktık. İhtiyardı. Kendinden büyük bir yük almıştı. Benim sırtımda ise birkaç bavul vardı sadece, onunkinin çeyreği... Diyordum ki içimden "Çok gitmeden kıvrılırsa titreyen bacakları, yüklenirim sırtındaki yükün yarısını!.."
]Nitekim çok geçmeden dedi ki:
]- Mola vakti. Gel biraz dinlenelim!...
]- Ne molası, dedim ona hayretle. Ben daha terlemedim!.."
]Sözüme aldırmadı. Durdu. Çöktü. Salarken yükünün ipini
]- Sen de dinlen hadi" dedi.
]Benim canım sıkılmıştı bu işe. Genç olduğumu, ondan kuvvetli olduğumu, bunun gibi bir bunakla yola çıkmamın ne büyük hata olduğunu düşünüyordum. O ihtiyar, bir bacağını azıcık uzatmış halde sessizce dinleniyorken, ben huzursuz bir şekilde ayakta dolanıyordum.
]Bir saat kadar sonra yine durdu, oturdu, dinlendi. Ben kızgınlıkla dolandım etrafında... "Yükünü indirip sen de dinlen", demesine aldırmadım, ona daha çok kızdım...
]Sonra yine durdu. Bana da dinlenmemi" söyledi yine ama dinlenmedim. Yarım saat sonra "dinlenelim mi" diye sordu, aksi aksi başımı salladım... Kaçıncı molasıydı hatırlamıyorum, birden bire dizlerimin bağı çözüldü. Kafamın içinde uçuşan kara kara sinekler sustu, çöküp kaldım. Kayış kolumdan çıktı, sırtımdaki bavullar kaydı.
Ne kadar zaman geçtiğini fark etmedim. Uyumuştum da uyandım mı, yoksa bayılmıştım da ayıldım mı anlamadım... Baktım kendi kocaman yükünün üzerine benim bavullarımı da bağlamıştı. Küçük tasına birazcık su koyup dudağıma dayadı, içtim. Sonra koluma girerek;
]- Hadi kalk, dedi. Bana yaslan.
]Ağır ağır gider ve bir süre sonra gene dinleniriz." Dediğini yaptım. Omzundan güç aldım, ama asıl anlattıkları iyi geldi bana.
]- Ben yılların hamalıyım, dedi. Nice pehlivan yapılı adamlar gördüm. Çoğu, dinlenmek istemediklerinden yükleriyle birlikte kendilerini de toprağa serdi sonunda....
]Halbuki bir yükü "taşımak" bizim işimiz, "altında ezilmek" değil!... Unutma ki bir yük, taşıdıkça ağırlaşır. Dinlenerek sen yükünü hafifletiyorsun!
]Belki günün birinde hamallığın şekli değişir.
]Belki o günleri ben göremem.
]Ama sen kavuşursan o zamanlara, aman ha, Kafanın içinde de sakın yük taşıma... Akşamları bırak ve hafifle...
]Sabah dinlenmiş olarak yeniden tekrar taşırsın yükünü.
]Bizim işimiz, bugünü yarına taşımak, bugünün altında yok olmak değil.
]Çünkü yarınlarda bizi bekleyenler var, taşıdıklarımızı bekleyenler...
Biz cahil dediğimiz zaman, mektepte okumamış olanları kastetmiyoruz. Kastettiğimiz ilim, hakikati bilmektir. Yoksa okumuş olanlardan en büyük cahiller çıktığı gibi, hiç okumak bilmeyenlerden de hakikati gören gerçek alimler çıkabilir.
Mustafa Kemal Atatürk
Mustafa Kemal Atatürk
Son Düzenleme: 14/08/2009, 14:29, Düzenleyen: SvmDoğan.
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi