Orhan Erpek
Orhan Erpek - Amigo Orhan
1970’li yıllarda Eskişehirsporun adı taraftarıyla ve Amigo Orhan’la birlikte anılıyordu. İstanbul saltanatına son veren ve Anadolu da devrim yapan Eskişehirspor sadece Eskişehir’in değil tüm Anadolu kentlerinin takımıdır. Bu nedenle taraftarı tüm Anadolu dur. Anadolu kentlerine yolunuz düşerse bir çok yaşlı insanın hala Eskişehirspor’u tuttuğuna tanık olursunuz.Amigo Orhan ise siyah ve kırmızı renklere ayrı bir canlılık verir. Türkiye’de gerçek anlamıyla amigo kavramını başlatan Eskişehirspor taraftarı ve Amigo Orhan'dır.
Orhan’ın bir elini kaldırışıyla tüm stat donar kalır. Bir el işaretiyle gök gürültüsü gibi şarkılar marşlar tüm kent de yankılanır. Maçlara sırf amigo Orhan ve orkestrasını görmek için gelenler bile vardır. Hiçbir zaman şımarmamıştır ikinci bir Amigo Orhan Türkiye’de yetişmemiştir. Köşesine çekildikten sonra basından hep uzak durmuştur. Mütevazı bir yaşam sürmektedir. Tüm ısrarlara rağmen orkestrasının başına geçmemiştir. Nedenini ise iki kelimeyle özetler. BENİ KÜSTÜRDÜLER. Eskişehirspor’un on ikinci silahı amigo Orhan ‘sanırım yetmişli yılların sonuna doğru Fenerbahçe’den davet aldı.’Gel UEFA kupası maçında taraftarlarımızın başına geç’ kırmamıştır ve gitmiştir. Tribünlerdeki on binleri coşturan amigolarında kalbi vardır. Beşiktaş maçı ile Eskişehirspor küme düşmüştü. Amigo Orhan sahanın ortasında hıçkırarak ağlıyordu. Tribünlerden ‘Orhan... Orhan’ sesleri yükseliyordu. Belliydi ki artık Birinci ligde çakmayacak olan şimşeklerin taraftarı son kez Es – Es çekmek istiyorlardı. Bağırırken ağladıklarını kimse görmeyecekti. Orhan sahanın ortasına geçip eğildi. Yüzünü kapamıştı gözlerinden boşalan yaşları göstermek istemiyordu. Erkekler ağlamazdı. Hele amigolar hiç ağlamazdı ama o ağlıyordu. Es – Es için o büyük takım için ağlıyordu.
Eskişehirspor'un ünü ülke sınırlarını aşmış amigosu.ESESin maçlarındaki olağanüstü çabası ve tribünleri inanılmaz bir biçimde çosturmasıyla tanınır.80'li yıllardan beri sahalardan uzaktadır.Halen yaşamını iş adamı olarak sürdürmektedir.Onun yeşil sahalardan ayrılması yerinin ne kadar zor doldurulur olduğunu göstermiştir ama ESES taraftarı onun yokluğunu hiç bir zaman aratmamış 15 000 kişilik değişmez korosu o yokkende hiç susmamıştır.
Türkiye'de ve dünyada bir benzeri daha olmadığından özellikle İstanbul takımları taraftarlarından onu taklit etmek isteyenler hep çıkmıştır.Efendiliği ile tanınan Orhanı taklit etmek kolay değildir.Çünkü büyük Amigo Orhan maçlarda küfür etmediği gibi küfürde ettirmezdi.
Sporcularımızın Biyografileri
Sporcularımızın Biyografileri
Sporcularımızın Biyografileri
Fahri Somer
1916'da Erzincan'ın Refahiye ilçesinde doğdu. İstanbul Amatör Lig takımlarından Feneryılmaz'da futbol oynadı. 1936-1938 yılları arasında futbol hakemliği yaptı. 1948 yılında Adalet Takımı genel kaptanlığını üstlendi Karagümrük'te menajerlik yaptı. 15 yıl İstanbul Bölge Ceza Kurulu Başkanlığı Futbol Federasyonu Asbaşkanlığı MHK üyeliği Genç Milli Takım komite başkanlığı görevlerinde bulundu. Gazeteciliğe 1951 yılında İstanbul Ekspres'te başladı. Çeşitli gazete ve dergilerde gazeteciliği sürdüren Somer uzun yıllar Tercüman Gazetesi'nde spor yazarlığı yaptı. 1994 yılında öldü.
1916'da Erzincan'ın Refahiye ilçesinde doğdu. İstanbul Amatör Lig takımlarından Feneryılmaz'da futbol oynadı. 1936-1938 yılları arasında futbol hakemliği yaptı. 1948 yılında Adalet Takımı genel kaptanlığını üstlendi Karagümrük'te menajerlik yaptı. 15 yıl İstanbul Bölge Ceza Kurulu Başkanlığı Futbol Federasyonu Asbaşkanlığı MHK üyeliği Genç Milli Takım komite başkanlığı görevlerinde bulundu. Gazeteciliğe 1951 yılında İstanbul Ekspres'te başladı. Çeşitli gazete ve dergilerde gazeteciliği sürdüren Somer uzun yıllar Tercüman Gazetesi'nde spor yazarlığı yaptı. 1994 yılında öldü.
![[Resim: 114ld.jpg]](http://b1112.hizliresim.com/s/c/114ld.jpg)
Ben göremem daha uzun boyunu
Ahret derler kısaltamam yolunu
Bugün Sahı Merdan sarsın oglunu
Yetis Ya Üseyin baban gidiyo
Sporcularımızın Biyografileri
Vahap Beyaz (1954 - .... )
1954 yılında Kayseri’de doğdu. Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesinden mezun oldu. 1969-1978 yılları arasında değişik klüplerde futbol oynadıktan sonra 1980 yılında B lisans antrenör diploması aldı. Beyaz 1981 yılından itibaren hakemlik yapmaya başladı. 1981 yılında klasman hakemliği 1982-1986 yılları arasında C klasman hakemliği 1986-1988 yılları arasında B 1988-1994 yılları arasında A klasman hakemlikleri ve 1994-1997 yılları arasında FİFA hakemliği yaptıktan sonra 1997’de aktif hakemliği bıraktı. Vahap Beyaz bu dönemden sonra da gözlemcilik yapmaya başladı. İngilizce Bilen Beyaz evli ve iki kız çocuk sahibi.
1954 yılında Kayseri’de doğdu. Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesinden mezun oldu. 1969-1978 yılları arasında değişik klüplerde futbol oynadıktan sonra 1980 yılında B lisans antrenör diploması aldı. Beyaz 1981 yılından itibaren hakemlik yapmaya başladı. 1981 yılında klasman hakemliği 1982-1986 yılları arasında C klasman hakemliği 1986-1988 yılları arasında B 1988-1994 yılları arasında A klasman hakemlikleri ve 1994-1997 yılları arasında FİFA hakemliği yaptıktan sonra 1997’de aktif hakemliği bıraktı. Vahap Beyaz bu dönemden sonra da gözlemcilik yapmaya başladı. İngilizce Bilen Beyaz evli ve iki kız çocuk sahibi.
![[Resim: 114ld.jpg]](http://b1112.hizliresim.com/s/c/114ld.jpg)
Ben göremem daha uzun boyunu
Ahret derler kısaltamam yolunu
Bugün Sahı Merdan sarsın oglunu
Yetis Ya Üseyin baban gidiyo
Sporcularımızın Biyografileri
Ender Konca
1947 doğumlu Ender Konca Kasımpaşaspor ve İstanbulspor'dan sonra 1968 yılında Eskişehirspor'a transfer oldu. Sol açık mevkiinde görev yapan futbolcu Eskişehirspor'un başarılı yıllarında takımın önemli futbolcalarından biri oldu.
1971'de Eintracht Frankfurt'a transfer oldu. 1 yıl Almanya'da oynadıktan sonra Fenerbahçe'ye transfer oldu. 1977'de Eskişehirspor'a döndü ve futbolu burada bıraktı.
14 kez Türk Milli Futbol Takımı formasını giydi. Aktif futbol hayatını tamamladıktan sonra antrenörlük ve teknik direktörlük yaptı.
1947 doğumlu Ender Konca Kasımpaşaspor ve İstanbulspor'dan sonra 1968 yılında Eskişehirspor'a transfer oldu. Sol açık mevkiinde görev yapan futbolcu Eskişehirspor'un başarılı yıllarında takımın önemli futbolcalarından biri oldu.
1971'de Eintracht Frankfurt'a transfer oldu. 1 yıl Almanya'da oynadıktan sonra Fenerbahçe'ye transfer oldu. 1977'de Eskişehirspor'a döndü ve futbolu burada bıraktı.
14 kez Türk Milli Futbol Takımı formasını giydi. Aktif futbol hayatını tamamladıktan sonra antrenörlük ve teknik direktörlük yaptı.
![[Resim: 114ld.jpg]](http://b1112.hizliresim.com/s/c/114ld.jpg)
Ben göremem daha uzun boyunu
Ahret derler kısaltamam yolunu
Bugün Sahı Merdan sarsın oglunu
Yetis Ya Üseyin baban gidiyo
Sporcularımızın Biyografileri
Refik Osman Top
Refik Osman Top (1897 - 1957 İstanbul) Türk futbol tarihinin ilk futbolcularındandır.
Türkiye'de üç büyük kulüpte de oynamış ilk futbolcudur. Beşiktaş Valideçeşme'de futbola başlayan Refik Osman Top hem Türk futbolunun hem de Türk basınının en renkli isimlerinden biriydi.
Refik Osman futbolu Beşiktaş'a sokan gençlerden biri oldu. Futbolla tanışmaları ve Top soyadını alması şu şekilde oldu. Valideçeşme'de oturken karşı tepe Taşkışla'da bir yangın farkeden gençler o yöne doğru koşarken Maçka Parkı'nın bulunduğu alanda futbol oynayan İngilizleri görmüşlerdi. Bu oyunu ilk defa gören gençler hayranlıkla futbola dalmış ve İngilizler'in uzun vuruşu ile kendi alanlarına düşen topu kapıp kaçmışlardı. Artık onların da bir topu vardı ve bu topu en emniyetli gördükleri Refik Osman Bey'in bahçesine saklamışlardı. Daha sonraları çıkan soyadı kanunu ile Refik Osman bu soyadını bu şekilde seçti.
Dönemin amatör ortamında defalarca takım değiştirdi. Beşiktaş dışında Progres İttihatspor Fenerbahçe İstanbulspor Altınordu takımlarında oynadı. İki kere Galatasaray'a gitti ve sonra tekrar Beşiktaş'a döndü. Şiir lakabıyla tanınıyordu. Ayağının burun kısmıyla yaptığı sert vuruşlarla tanınan ve penaltı atışlarında 92 penaltıda 90 gol gibi çok yüksek bir yüzdeye sahipti.
Refik Osman Top futbolu bıraktıktan sonra teknik direktörlük yaptı. 1939'dan 1945'e kadar Beşiktaş'a çok sayıda şampiyonluk kazandırdı. Ardından spor yazarlığına başladı. Futbol oynadığı dönemin sonunda "Top" isimli bir dergi de çıkaran Refik Osmani dönemin spor teşkilatı için yazdığı "Yağma Hasan'ın Böreği" adlı yazısından ötürü ömür boyu men cezası aldı.
Refik Osman Top (1897 - 1957 İstanbul) Türk futbol tarihinin ilk futbolcularındandır.
Türkiye'de üç büyük kulüpte de oynamış ilk futbolcudur. Beşiktaş Valideçeşme'de futbola başlayan Refik Osman Top hem Türk futbolunun hem de Türk basınının en renkli isimlerinden biriydi.
Refik Osman futbolu Beşiktaş'a sokan gençlerden biri oldu. Futbolla tanışmaları ve Top soyadını alması şu şekilde oldu. Valideçeşme'de oturken karşı tepe Taşkışla'da bir yangın farkeden gençler o yöne doğru koşarken Maçka Parkı'nın bulunduğu alanda futbol oynayan İngilizleri görmüşlerdi. Bu oyunu ilk defa gören gençler hayranlıkla futbola dalmış ve İngilizler'in uzun vuruşu ile kendi alanlarına düşen topu kapıp kaçmışlardı. Artık onların da bir topu vardı ve bu topu en emniyetli gördükleri Refik Osman Bey'in bahçesine saklamışlardı. Daha sonraları çıkan soyadı kanunu ile Refik Osman bu soyadını bu şekilde seçti.
Dönemin amatör ortamında defalarca takım değiştirdi. Beşiktaş dışında Progres İttihatspor Fenerbahçe İstanbulspor Altınordu takımlarında oynadı. İki kere Galatasaray'a gitti ve sonra tekrar Beşiktaş'a döndü. Şiir lakabıyla tanınıyordu. Ayağının burun kısmıyla yaptığı sert vuruşlarla tanınan ve penaltı atışlarında 92 penaltıda 90 gol gibi çok yüksek bir yüzdeye sahipti.
Refik Osman Top futbolu bıraktıktan sonra teknik direktörlük yaptı. 1939'dan 1945'e kadar Beşiktaş'a çok sayıda şampiyonluk kazandırdı. Ardından spor yazarlığına başladı. Futbol oynadığı dönemin sonunda "Top" isimli bir dergi de çıkaran Refik Osmani dönemin spor teşkilatı için yazdığı "Yağma Hasan'ın Böreği" adlı yazısından ötürü ömür boyu men cezası aldı.
![[Resim: 114ld.jpg]](http://b1112.hizliresim.com/s/c/114ld.jpg)
Ben göremem daha uzun boyunu
Ahret derler kısaltamam yolunu
Bugün Sahı Merdan sarsın oglunu
Yetis Ya Üseyin baban gidiyo
Sporcularımızın Biyografileri
Selim Sırrı Tarcan
1947 yılında Mora Yenişehir'de doğdu. Galatasaray Lisesi ve Mühendishane-i Berr-i Hümayun'u bitirdi. Lise yıllarında hocası Faik Üstünidman'dan jimnastik dersleri aldı. Bir süre Servet-i Fünun dergisinde spor bölümünü yönetti. O dönemde Galatasaray Lisesi öğretmenlerinden Juery ile iyi görüşen Selim Sırrı Juery aracılığıyla Pierre de Coubertin ile temas kurdu. Coubertin Türkiye'nin de IOC'ye girmesini istiyordu. 1908'de II. Meşrutiyet'in ilanıyla birlikte harekete geçen Selim Sırrı ilk Milli Olimpiyat Komitesi'ni kurdu. 28 Mayıs 1909'da Berlin'de yapılan Uluslararası Olimpiyat Komitesi toplantılarına katıldı ve aynı yıl İsveç Kraliyet Askeri Beden Eğitimi ve Jimnastik Akademisi'ne başladı. 1911'de akademiyi bitirip yurda döndü ve beden eğitimi öğretmeni olarak çalışmaya başladı. I. Dünya Savaşı nedeniyle 1918'de IOC üyeliğinden çıkarılan Türkiye'nin Milli Olimpiyat Komitesi de dağıldı. 1922'de Selim Sırrı'nın çabalarıyla Türkiye Milli Olimpiyat Cemiyeti tekrar kuruldu ve komitenin başkanlığına seçildi.
"Prag Spor Pedagajisi Kongresi" adıyla yayımladığı kitabında 1925 yılında yapılan VIII. Olimpik Kongrenin konuşmalarını yayınladı ve çeşitli konferanslarda "amatörlük amatör sporcu ve spor müsabakaları” konularında keskin görüşler dile getirdi. 1926'da konuşmaları yüzünden TİCİ tarafından kınandı. Selim Sırrı bu olay karşısında TMOK Başkanlığı'ndan çekildi ve 1930'da Uluslararası Olimpiyat Komitesi üyeliğinden de istifa etti. Cumhuriyet’in ilanına kadar çeşitli okullarda beden eğitimi öğretmenliğini sürdüren Selim Sırrı 1924'te Beden Terbiyesi Başmüfettişi oldu. 1935'te bu görevinden emekliye ayrıldı ve bir dönem Ordu milletvekilliği yaptı. Yaşamı boyunca 58 kitap 2500 makale ve yine pek çoğu spor konusunda 1520 konferans vererek erişilmesi güç bir rekora ulaştı. 2 Mart 1956 tarihinde vefat etti
1947 yılında Mora Yenişehir'de doğdu. Galatasaray Lisesi ve Mühendishane-i Berr-i Hümayun'u bitirdi. Lise yıllarında hocası Faik Üstünidman'dan jimnastik dersleri aldı. Bir süre Servet-i Fünun dergisinde spor bölümünü yönetti. O dönemde Galatasaray Lisesi öğretmenlerinden Juery ile iyi görüşen Selim Sırrı Juery aracılığıyla Pierre de Coubertin ile temas kurdu. Coubertin Türkiye'nin de IOC'ye girmesini istiyordu. 1908'de II. Meşrutiyet'in ilanıyla birlikte harekete geçen Selim Sırrı ilk Milli Olimpiyat Komitesi'ni kurdu. 28 Mayıs 1909'da Berlin'de yapılan Uluslararası Olimpiyat Komitesi toplantılarına katıldı ve aynı yıl İsveç Kraliyet Askeri Beden Eğitimi ve Jimnastik Akademisi'ne başladı. 1911'de akademiyi bitirip yurda döndü ve beden eğitimi öğretmeni olarak çalışmaya başladı. I. Dünya Savaşı nedeniyle 1918'de IOC üyeliğinden çıkarılan Türkiye'nin Milli Olimpiyat Komitesi de dağıldı. 1922'de Selim Sırrı'nın çabalarıyla Türkiye Milli Olimpiyat Cemiyeti tekrar kuruldu ve komitenin başkanlığına seçildi.
"Prag Spor Pedagajisi Kongresi" adıyla yayımladığı kitabında 1925 yılında yapılan VIII. Olimpik Kongrenin konuşmalarını yayınladı ve çeşitli konferanslarda "amatörlük amatör sporcu ve spor müsabakaları” konularında keskin görüşler dile getirdi. 1926'da konuşmaları yüzünden TİCİ tarafından kınandı. Selim Sırrı bu olay karşısında TMOK Başkanlığı'ndan çekildi ve 1930'da Uluslararası Olimpiyat Komitesi üyeliğinden de istifa etti. Cumhuriyet’in ilanına kadar çeşitli okullarda beden eğitimi öğretmenliğini sürdüren Selim Sırrı 1924'te Beden Terbiyesi Başmüfettişi oldu. 1935'te bu görevinden emekliye ayrıldı ve bir dönem Ordu milletvekilliği yaptı. Yaşamı boyunca 58 kitap 2500 makale ve yine pek çoğu spor konusunda 1520 konferans vererek erişilmesi güç bir rekora ulaştı. 2 Mart 1956 tarihinde vefat etti
![[Resim: 114ld.jpg]](http://b1112.hizliresim.com/s/c/114ld.jpg)
Ben göremem daha uzun boyunu
Ahret derler kısaltamam yolunu
Bugün Sahı Merdan sarsın oglunu
Yetis Ya Üseyin baban gidiyo
Sporcularımızın Biyografileri
Fethi Heper
Doğum tarihi: 3 Şubat 1944
Doğum yeri : Eskişehir/Türkiye
Fethi Heper Eskişehirspor’un gol kralı futbolcusu maliye profesörü.
Eskişehir İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi’ndeki lisans eğitimini 1967’de doktorasını 1978’de tamamladı. Maliye alanında 1981’de doçent 1988’de profesör unvanlarını aldı.
1974 yılına kadar Türkiye birinci liginde profesyonel olarak futbol oynayan Heper 1969-70(13 gol) ve 1971-72 (20 gol) dönemlerinde gol kralı oldu. 5 kez milli forma giydi.
UEFA Kupası'nda attığı 6 golle gol krallığında 3. olmuştur. Fethi Heper’in Mikelli (Fin) maçında attığı 4 gol bir uluslararası karşılaşmada bir Türk futbolcunun attığın en çok sayıda goldür. Heper havada gelen topları göğsünde kontrol ettiği için kendisine “Çengel Fethi” diye anılır.
Fethi Heper profesyonel futbolculuktan profesörlüğe giden ilk ve tek Türk futbolcusudur
Doğum tarihi: 3 Şubat 1944
Doğum yeri : Eskişehir/Türkiye
Fethi Heper Eskişehirspor’un gol kralı futbolcusu maliye profesörü.
Eskişehir İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi’ndeki lisans eğitimini 1967’de doktorasını 1978’de tamamladı. Maliye alanında 1981’de doçent 1988’de profesör unvanlarını aldı.
1974 yılına kadar Türkiye birinci liginde profesyonel olarak futbol oynayan Heper 1969-70(13 gol) ve 1971-72 (20 gol) dönemlerinde gol kralı oldu. 5 kez milli forma giydi.
UEFA Kupası'nda attığı 6 golle gol krallığında 3. olmuştur. Fethi Heper’in Mikelli (Fin) maçında attığı 4 gol bir uluslararası karşılaşmada bir Türk futbolcunun attığın en çok sayıda goldür. Heper havada gelen topları göğsünde kontrol ettiği için kendisine “Çengel Fethi” diye anılır.
Fethi Heper profesyonel futbolculuktan profesörlüğe giden ilk ve tek Türk futbolcusudur
![[Resim: 114ld.jpg]](http://b1112.hizliresim.com/s/c/114ld.jpg)
Ben göremem daha uzun boyunu
Ahret derler kısaltamam yolunu
Bugün Sahı Merdan sarsın oglunu
Yetis Ya Üseyin baban gidiyo
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi