Tüm sevenlerin üzerine Güneş doğsun..
Yağmur Sevgi Damlalarını,tüm sevenlerin üzerine boşaltsın..
Bütün kalbimle diliyorum..
Sizin yazılarınız...
Konu Sahibi / Yazar
HEROCUK
Kategori / Forum
Karalama Defteri
Yorumlar / Cevaplar
20
Okunma / Görüntüleme
16511
Sizin yazılarınız...
Sizin yazılarınız...
Yüreğine Sağlık erenim
Sizin yazılarınız...
Çok çok çok güzel olmuş erpln emeğine sağlık.
Sizin yazılarınız...
Seher vaktinin çıkmazlarına bürünüyorum, ıslak ıslak ... Yeniden yarınlarımın yankısı olmak için , geleceksin değil mi ? Ellerim hala ellerinin kokusunu taşıyor. gülüşlerinin saklandığı resmin koynumda ısınıyor. Seni üşütmemek için , kazağımmıda hiç çıkarmıyorumüstümden... Pencerenin başında tüttürüyorum , adını çağıran türküleri... Hem sen yanındaymışım gibi , duyabiliyor musun beni ? Sesim , sesine karışmadan , yanlız başınada güzel mi? Cevabını vermek için;
Geleceksin değil mi ? Yaylı tanburun, sesi sorup duruyor, geçen gün elime aldım... Ah, nasılda öksürüyor... Ateşi tellerine vurmuş, hiç susmuyor sızlamaktan... İlacı ellerindir bilirim ... Ateşini düşürmek için , geleceksin değil mi? Takvim yapraklarından koparıyorum seni ... Bir sen, sonra sen, hep sen! Artık, günümden kopmamak için , geleceksin değil mi ? Biliyor musun ? Saçlarımı kestim...Eskisi gibi , omuzlarımda sallanmıyor ama , okşadığında , elinin izi kalan yerlere dokunmadım ... Görmek için geleceksin değil mi ? Her gün yaslandığım cama yansıyan gözlerimin içine yazıyorm adını... sana dalıp , sensizlikte yüzerken , hep bu yağmur çekiştiriyor bakışlarımı ! Ama ben , O 'na da susuyorum ... Şu pas tutmuş kapı kolunun hıçkırıklarıda hiç susmuyor... Arasında duvarlarım inliyor , yalnızlığımdan çadırdıyor dört bir yan , tek ayak sesinle sıvanır bu çatlaklar ... Yıkıntıların altında yaşatmamak için , geleceksin değil mi ? Hatırlıyor musun ? Geceye oturan hüzünleri kaydırdık gökyüzünde ... Ama sensiz kıpırdamıyor hiçbiri ... Ben , olduğum yerde kayıyorum usulca ... Bu tüller , taşıyamıyor bekleyişlerimi ... Halıda kalan ayak izinde konuşmuyor benimle ... OF ! Konuşamıyorum sana banzemeyenle ! Kenetlenen dişlerimin arasında eylem yapıyor suskunluğum, altı hecem kaldı sana düğümlediğim ... Her harfi çözmek için , geleceksin değil mi ?
ALTI HECEM İÇİN,
GELECEK MİSİN ?...
Geleceksin değil mi ? Yaylı tanburun, sesi sorup duruyor, geçen gün elime aldım... Ah, nasılda öksürüyor... Ateşi tellerine vurmuş, hiç susmuyor sızlamaktan... İlacı ellerindir bilirim ... Ateşini düşürmek için , geleceksin değil mi? Takvim yapraklarından koparıyorum seni ... Bir sen, sonra sen, hep sen! Artık, günümden kopmamak için , geleceksin değil mi ? Biliyor musun ? Saçlarımı kestim...Eskisi gibi , omuzlarımda sallanmıyor ama , okşadığında , elinin izi kalan yerlere dokunmadım ... Görmek için geleceksin değil mi ? Her gün yaslandığım cama yansıyan gözlerimin içine yazıyorm adını... sana dalıp , sensizlikte yüzerken , hep bu yağmur çekiştiriyor bakışlarımı ! Ama ben , O 'na da susuyorum ... Şu pas tutmuş kapı kolunun hıçkırıklarıda hiç susmuyor... Arasında duvarlarım inliyor , yalnızlığımdan çadırdıyor dört bir yan , tek ayak sesinle sıvanır bu çatlaklar ... Yıkıntıların altında yaşatmamak için , geleceksin değil mi ? Hatırlıyor musun ? Geceye oturan hüzünleri kaydırdık gökyüzünde ... Ama sensiz kıpırdamıyor hiçbiri ... Ben , olduğum yerde kayıyorum usulca ... Bu tüller , taşıyamıyor bekleyişlerimi ... Halıda kalan ayak izinde konuşmuyor benimle ... OF ! Konuşamıyorum sana banzemeyenle ! Kenetlenen dişlerimin arasında eylem yapıyor suskunluğum, altı hecem kaldı sana düğümlediğim ... Her harfi çözmek için , geleceksin değil mi ?
ALTI HECEM İÇİN,
GELECEK MİSİN ?...
Sizin yazılarınız...
Bu gün bendeki resimlerini ve mektuplarını yakıyorum. Küllerini sana göndereceğim. İşte! Hepsi önümde duruyor. Şu resim çekilirken karşında ben vardım, hatırladın mı? Üzerini "Seni daima seveceğim" diyerek imzalamışsın. Bu seni en çok anlatan resimdi biliyorum, bana en yakın olduğun resimdi... Karşında ben vardım, gözlerin gözlerimdeydi... İçin benimle doluydu, bakışların gibi. Önce bu resmini yakacağım, bu en çok sen olan resmini. Sonra da diğerlerini yakacağım. Hepsi birer birer kıvrılıp kül olacak sonunda. Ya mektupların? Herbirini çok çok öptüğüm mektupların... Satır satır içimde çakılı duran mektupların. Onlar da yanacak. Senden madde olan hiçbir şey kalmasın istiyorum bende.
İçimde bıraktığın eziklik yeter artık. Artık seninle değil, verdiğin acılarla avunacağım. Seni bütün arzuların üzerinde, bütün özlemlerin ötesinde seveceğim artık. Sensiz bir dünya yaratacağım senden. Dünya duracak, ama sen durmayacaksın. Zaman bitecek, ama sen bitmeyeceksin. Bir gün bütün çiçekleri solacak bahçelerin, yıldızlar ışık vermeyecek, güneş doğmayacak hiç. Ama sen solmayacaksın, sen eksilmyeceksin. Seni maddenin dışına çıkarıyorum, ölümsüzlüğün kapılarını açıyorum sana. Anlamıyor musun?
Daha düne kadar her yerini ayrı ayrı seviyordum. Ellerini tuttuğum zamanlar ürperirdim, başım dönerdi gözlerine bakınca. Dudakların her öpüşte yeniden dünyaya getirirdi beni. Al işte, hepsini sana bırakıyorum. Güzelliğin de senin olsun, dişiliğin de...
Göreceksin, bir gün her yerin şu mektuplar, şu resimler gibi kül olup dağılacak. Bir tel bile kalmayacak saçlarından. Niceleri gibi sen de göçüp gideceksin bir gün. Önce gençliğin terkedecek seni. Ellerin buruşacak, belin bükülecek, ak pak olacak saçların. Boş bir çuvala döneceksin. Sonra, aynaya bakınca bugün çok güvendiğin güzelliklerinin de seni birer birer bıraktığı göreceksin. Gözlerinde o vahşi parıltı kalmayacak, bütün ateşi sönecek dudaklarının.
Ama ben o halinle bile terk etmeyeceğim. Çünkü benim içimde hep bugünkü gibi kalacaksın. Taptaze, sımsıcak ve korkunç güzel! Yalnız benim gözlerimde bir manası olacak bakışlarının. Ben yok olduğum zamanda satırlarımda yaşayacaksın. Hiç ihtiyarlamadan, hiç değişmeden, hiç tükenmeden... Adım adınla anılacak, adın adımla...
Mektuplarınla resimlerini yakacak gücü kendimde bulamasam, o zaman da kendimi yakardım. Şu herkeste seni gören gözlerimi, şu her yerde sana koşan ayaklarımı ve şu her zaman sana yazan ellerimi yakardım. Tenimde yükselen alevler ta Allah'a kadar uzanır, O'na çaresizliğimi anlatırdı.
Seni güçsüz, zayıf bir insan tarafından sevilmenin hayal kırıklığına uğratmamak için, şimdi benim yerime, senden kalanları yakacağım. Ben yaşadıkça, varlığımbütün çaresizliklere meydan okuyacak.
Unutma; seni sevdiğim için ölebilirdim, seni sevdiğim için yaşayacağım...
Biraz sonra mektuplarınla resimlerini tutuşturarak bir kibrit çöpü gibi çekiliyorum hayatından. Her şeyiyle onu sana bırakıyorum. Hayatın senin olsun, istersen hayatım da. Ama sen kendinin bile olamayacaksın artık... Ben yaşadıkça, adım söylendikçe...
Seni bensizliğe ve kendimi sana mahkum ediyorum..
İçimde bıraktığın eziklik yeter artık. Artık seninle değil, verdiğin acılarla avunacağım. Seni bütün arzuların üzerinde, bütün özlemlerin ötesinde seveceğim artık. Sensiz bir dünya yaratacağım senden. Dünya duracak, ama sen durmayacaksın. Zaman bitecek, ama sen bitmeyeceksin. Bir gün bütün çiçekleri solacak bahçelerin, yıldızlar ışık vermeyecek, güneş doğmayacak hiç. Ama sen solmayacaksın, sen eksilmyeceksin. Seni maddenin dışına çıkarıyorum, ölümsüzlüğün kapılarını açıyorum sana. Anlamıyor musun?
Daha düne kadar her yerini ayrı ayrı seviyordum. Ellerini tuttuğum zamanlar ürperirdim, başım dönerdi gözlerine bakınca. Dudakların her öpüşte yeniden dünyaya getirirdi beni. Al işte, hepsini sana bırakıyorum. Güzelliğin de senin olsun, dişiliğin de...
Göreceksin, bir gün her yerin şu mektuplar, şu resimler gibi kül olup dağılacak. Bir tel bile kalmayacak saçlarından. Niceleri gibi sen de göçüp gideceksin bir gün. Önce gençliğin terkedecek seni. Ellerin buruşacak, belin bükülecek, ak pak olacak saçların. Boş bir çuvala döneceksin. Sonra, aynaya bakınca bugün çok güvendiğin güzelliklerinin de seni birer birer bıraktığı göreceksin. Gözlerinde o vahşi parıltı kalmayacak, bütün ateşi sönecek dudaklarının.
Ama ben o halinle bile terk etmeyeceğim. Çünkü benim içimde hep bugünkü gibi kalacaksın. Taptaze, sımsıcak ve korkunç güzel! Yalnız benim gözlerimde bir manası olacak bakışlarının. Ben yok olduğum zamanda satırlarımda yaşayacaksın. Hiç ihtiyarlamadan, hiç değişmeden, hiç tükenmeden... Adım adınla anılacak, adın adımla...
Mektuplarınla resimlerini yakacak gücü kendimde bulamasam, o zaman da kendimi yakardım. Şu herkeste seni gören gözlerimi, şu her yerde sana koşan ayaklarımı ve şu her zaman sana yazan ellerimi yakardım. Tenimde yükselen alevler ta Allah'a kadar uzanır, O'na çaresizliğimi anlatırdı.
Seni güçsüz, zayıf bir insan tarafından sevilmenin hayal kırıklığına uğratmamak için, şimdi benim yerime, senden kalanları yakacağım. Ben yaşadıkça, varlığımbütün çaresizliklere meydan okuyacak.
Unutma; seni sevdiğim için ölebilirdim, seni sevdiğim için yaşayacağım...
Biraz sonra mektuplarınla resimlerini tutuşturarak bir kibrit çöpü gibi çekiliyorum hayatından. Her şeyiyle onu sana bırakıyorum. Hayatın senin olsun, istersen hayatım da. Ama sen kendinin bile olamayacaksın artık... Ben yaşadıkça, adım söylendikçe...
Seni bensizliğe ve kendimi sana mahkum ediyorum..
Sizin yazılarınız...
Yapabilirmisin?
Yüreğime saplanabilirmisin kanatmadan?
Yoksa diğerleri gibi,severken öldürenlerdenmisin kan kaybından?
Hadi deneyelim.
Ben sonucunu tahmin ettiğim bi deneyin kobayı olmayı tercih ederim.
Ölü bi kobayın bilinen faili,yada katili olmaktansa...
Hadi deneyelim.
Önce susturmakla başla işe.
Susturki,yalvarışlarımı duyma,ola ki için acır,bağrına basarsın.
Sonra gözlerimi bağla.
Bağlaki o bakışları görme,ola ki yumuşarsın,gözümün içine içine bakarsın.
Nihayetinde sende insansın…
Ellerimi de bitiştir yanlarıma,belimden bağla beni yüreğindeki masaya.
Ola ki dokunmaya kalkarım ellerine,ellerin titrer,
Doğrulurum yüreğinden bi adım atmak için,
Aşağısı boşluktur bilmem ben,düşüveririm,
Düşsemde ölürüm,düşmesemde ölürüm.
En iyi bunu bilirim.Bırak yarım kalmasın deneyin,
Alman gereken tüm önlemleri al,
Mesela hayatını benimle geçirmekten çekin,
Düşün,vazgeçmek zorunda olduklarından bedenine tam uyan bi elbise dikin,
Hadi giyin…
Beni bırakmanı gerektiren tüm sebepleri işle aklına,
Hiç sökülmesin.
Tüm çıkarlarını yaz avuçlarına,
Silinmesin…
Yüreğindeki o masayı süsle benim için,bi kaç çiçek getirme,
Parlayan kağıtlarlada gelme,gözüme görünen güzellikler verme bana,
Bana,ruhumun göreceği güzelliklerle gel.
Tüm algılarımı kapattım ben.
O yüzden anlayamam getirdiklerinin sahte ve naylon olduğunu.
Merak etme,ben kandırılmaya hazırladım kendimi.
Bildiğin tüm çocuklardan daha çocuk aklım.
Bildiğin tüm renklerden daha renkli boyalarım.
Bildiğin tüm suslardan daha sessizim.
Sorduğum tüm sorulardan daha çok meraklıyım yapıcaklarına ve sana.
Aldığım tüm cevaplar kadar yoksun sende bana.
Sana edilmiş tüm şikayetler bende birikir,
Aldığın tüm tebrikler kadar geri dönerim sana.
Sende sevmezsin eleştiriyi diğer severken öldürenler gibi,
Korkma,zaten bende eleştirmeyi sevmem diğer öldürülenler gibi.
Mahkumuzdur biz,canı alınanlar aynı özelliklere sahiptirler sanırım.
Yürekleri dağlanmış,bedenlerinde kesik izleri vardır hep.
Hepde,anlaşılamayan bi iyi niyet görülür son kez bakılan gözlerinde.
Hep,aldanmıştırlar bi yerde,bi sözde,bi gözde,bi yüzde.
Hep umut taşırlar,geri döner,kolay affeder,sever,sever derler,son nefeslerinde bile….
Yüreğinin masasındayım.
Hadi deneyelim.
Haklı çıkmaya alıştım.
Merak etme,hazırım…[/B]
Yüreğime saplanabilirmisin kanatmadan?
Yoksa diğerleri gibi,severken öldürenlerdenmisin kan kaybından?
Hadi deneyelim.
Ben sonucunu tahmin ettiğim bi deneyin kobayı olmayı tercih ederim.
Ölü bi kobayın bilinen faili,yada katili olmaktansa...
Hadi deneyelim.
Önce susturmakla başla işe.
Susturki,yalvarışlarımı duyma,ola ki için acır,bağrına basarsın.
Sonra gözlerimi bağla.
Bağlaki o bakışları görme,ola ki yumuşarsın,gözümün içine içine bakarsın.
Nihayetinde sende insansın…
Ellerimi de bitiştir yanlarıma,belimden bağla beni yüreğindeki masaya.
Ola ki dokunmaya kalkarım ellerine,ellerin titrer,
Doğrulurum yüreğinden bi adım atmak için,
Aşağısı boşluktur bilmem ben,düşüveririm,
Düşsemde ölürüm,düşmesemde ölürüm.
En iyi bunu bilirim.Bırak yarım kalmasın deneyin,
Alman gereken tüm önlemleri al,
Mesela hayatını benimle geçirmekten çekin,
Düşün,vazgeçmek zorunda olduklarından bedenine tam uyan bi elbise dikin,
Hadi giyin…
Beni bırakmanı gerektiren tüm sebepleri işle aklına,
Hiç sökülmesin.
Tüm çıkarlarını yaz avuçlarına,
Silinmesin…
Yüreğindeki o masayı süsle benim için,bi kaç çiçek getirme,
Parlayan kağıtlarlada gelme,gözüme görünen güzellikler verme bana,
Bana,ruhumun göreceği güzelliklerle gel.
Tüm algılarımı kapattım ben.
O yüzden anlayamam getirdiklerinin sahte ve naylon olduğunu.
Merak etme,ben kandırılmaya hazırladım kendimi.
Bildiğin tüm çocuklardan daha çocuk aklım.
Bildiğin tüm renklerden daha renkli boyalarım.
Bildiğin tüm suslardan daha sessizim.
Sorduğum tüm sorulardan daha çok meraklıyım yapıcaklarına ve sana.
Aldığım tüm cevaplar kadar yoksun sende bana.
Sana edilmiş tüm şikayetler bende birikir,
Aldığın tüm tebrikler kadar geri dönerim sana.
Sende sevmezsin eleştiriyi diğer severken öldürenler gibi,
Korkma,zaten bende eleştirmeyi sevmem diğer öldürülenler gibi.
Mahkumuzdur biz,canı alınanlar aynı özelliklere sahiptirler sanırım.
Yürekleri dağlanmış,bedenlerinde kesik izleri vardır hep.
Hepde,anlaşılamayan bi iyi niyet görülür son kez bakılan gözlerinde.
Hep,aldanmıştırlar bi yerde,bi sözde,bi gözde,bi yüzde.
Hep umut taşırlar,geri döner,kolay affeder,sever,sever derler,son nefeslerinde bile….
Yüreğinin masasındayım.
Hadi deneyelim.
Haklı çıkmaya alıştım.
Merak etme,hazırım…[/B]
Sizin yazılarınız...
çok güzel yazıyorsun kardeşim eline,yüreğine,kalemine sağlık.
[SIZE="5"]''GELİN CANLAR BİR OLALIM''
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi