You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Junior Member
Sizce Din Nedir?
[FONT=Book AntiquaSizce Din Nedir? İnsanın Dini Varmıdır? Varsa Hangisi İnsanın Dinidir?

[FONT=Book Antiqua]İslami Sitede

[FONT=Book Antiqua]Din Nedir Anlatımı..

[FONT=Book Antiqua]Din, Allah tarafından konulmuş bir kanundur. İnsanlara, yaratılış gayesini ve varoluş hikmetini bildirir. Yüce Rablerine karşı ne şekilde ibâdette bulunacaklarını öğretir. İyi ve faydalı şeyler yapmaya sevkeder, zararlı işlerden de alıkoyar. Din, insan aklının kendi kendine sorup durduğu, "Ben kimim, nereden gelip, nereye gidiyorum?" suâllerinin tatmin edici yegâne cevab kaynağıdır. Din, imkânların tükendiği, ümidlerin söndüğü yerde başlayan imkân yolu ve ümid ışığı, ilâçların dindiremediği acıların ilâcı, yıkık gönüllerin sığınağıdır. Din; adâlet, iyilik, fedakârlık, doğruluk, fazilet gibi duyguların hayat menbaı, insan vicdanındaki inanma ihtiyacının tam karşılığıdır. İnsanlar, dinleri peygamberlerden öğrenmişlerdir. Peygamberler, vahiy yoluyla Allah'dan aldıkları dini hükümleri, aldıkları şekliyle insanlara bildirmişlerdir. Bu bakımdan, dinlerin hakiki sahibi, Allah Teâlâ'dır. Peygamberler ise dinin hükümlerini insanlara bildiren birer elçi durumundadırlar. İnsan Hayatında Dinin Yeri Nedir? Din inancı, insanla beraber doğmuştur. Çünkü insanlık tarihinin hiçbir döneminde din duygusundan mahrum bir millete rastlanamamaktadır. Nerede insan varsa, orada bir nevi iman, ibâdet ve din duygusu görülmüştür. Bundan anlaşılıyor ki, din, insanlığın yaratılışından getirdiği fıtri ve zaruri ihtiyacıdır. İnsanoğlu vâr oldukça, din de vârolacaktır. Filozof Auguste Sabatier bu konuda der ki: "Diyânet, gayet kuvvetli bir ağaç gibi, insaniyetin geçirdiği inkılâpların hepsinde hayatını muhafaza etmiş ve edecektir. Zaman geçmekle, onun kaynağı kurumak şöyle dursun, bilâkis, gittikçe o menbaın derinleştiğini, genişlediğini görmekteyiz. Binaenaleyh, insan hayatı diyânetle başlamış olduğu gibi, diyânetle kuvvet bulacak, diyânetle nihayetlenecektir." "Ben niçin dinliyim" suâlini nefsime sorar sormaz, şu cevabı alıyorum: Dindarım, çünkü başka türlü olmaya muktedir değilim.
[FONT=Book Antiqua]Bilinen Din sayısını buraya dökmek istemedim sizinle Mantık içinde tartışmak istiyorum.
Junior Member
Sizce Din Nedir?
Aslında Öğrenmek İstediğim Dünyada Var Olan Dinler Arasında Alevilik Kalıbına Uyan Yada Benzeyen Hangisi Sizce.?
Posting Freak
Sizce Din Nedir?
Sevgili arkadaşım,
Herşeyden önce gerçekler ışığında yorumlayacak olursak din diye bir şey yoktur...

Peki ne vardır?
Hak kapısı vardır. O Hak kapısı da Ali kapısıdır ve yanlız bir tane kapıdır...

Din olarak yorumladığımızda onun dini, senin dinin, benim dinim deyip de insanlar arasında ayrımcılık oluşturmak Hak kapısında olmaz. Dolayısıyla çıkar sahibi, nefsi doğrultusunda hareket etmiş insanların, ve de kendilerini Allah'ın sözcüsüymüş gibi gösterip, aslında hiç alakaları olmayan sahte din alimlerinin ve de dini bir araç olarak kullanan hükümdarların, sırf kendilerine kimlik oluşturmak, kendilerini diğer inançlara sahip insanlardan ayırtetmek için oluşturdukları bir kavramdır din. Museviymiş, Hiristiyanmış, Müslümanmış bunlar bu gün din adı altında insanları birbirine düşürmekten başka bir fayda getirmediği gibi, gitgide insanlar arasında birlik ve beraberlik kavramını ortadan kaldırmaktadır. İşte din olayının bugün ki getirdiği sonuç...

Din aslında yoktur, Hak kapısı vardır, o kapı da Ali kapısıdır demiştik...

Allah insanlara varlığını ve birliğini anlatmak, aynı zamanda onlara doğruyu ve güzeli göstermek için sürekli elçiler göndermiştir. Bu elçiler Allah'ın yeryüzündeki birer vekili olarak, her dönemde ilmini, ışığını, kerametlerini ve mucizelerini insanlara yaşattıkları bir kapı açmışlardır. İşte o kapı binbir sıfatta gezen, her dönemde kendini bir peygamber, bir evliya, bir ermiş, bir derviş vb. şeklinde göstererk insanların arasına karışıp, onlara yol gösteren Hz. Ali'nin açtığı Hak kapısıdır. Hz. Ali aynı zamanda bütün Allah elçilerinin de batın aleminde hocasıdır. Özünde temiz olan insanlar bu kapılarda, her dönemde ayrı sıfatlarda gelip aslında hepsi de Ali'nin kendisi olan, bu elçilerin yaşattıklarını görmüş inanmış ve o kapının açmış olduğu yolda ilerlemişlerdir...

O kapılar bir zaman Hz. Musa, Bir zaman Hz. İsa, Bir zaman Hz. Muhammed, biz zamanlar, Hacı Bektaş Veli, Bir zamanlar, Yunus Emre, Geçmiş dönemde Mustafa Kemal Atatürk, bu gün de Zöhre Ana tarafından açılmıştır. Her gelen elçi Allah'ın ilmini ,ışığını, keramet ve mucizelerini bu kapılarda insanlara göstermişlerdir. saydığım isimler rastgeledir. Bu sizi yanıltmasın. Çünkü arada yüzlerce aşık, maşuk, ermiş, derviş, evliya vb. sıfatında bir sürü Allah elçileri gelip gitmişlerdir...

İşte bu Allah elçilerinin açtıkları kapılar tek kapıdır. yani insanlar arasında ayrımcılık yaratmayacak hep aynı Allah kelamlarını insanlara aktarmış Hak kapısıdır...

Ancak bu elçiler bu dünyadan kayba girip bedenen ayrıldıktan sonra bazı çıkar sahibi, art niyetli insanlar, bu kapılara inanan insanların inançlarının saflığından faydalanarak onları kendi peşlerinden sürüklemek için değişik isimler altında başka kavramlar oluşturmuşlardır. Buna yeri gelince din, yerine göre mezhep, yerine göre, tarikat, cemmat vs. şeklinde oluşumlar oluşturarak insanlara değişik kimlikler üretmek suretiyle bir ayrımcılık ortamı oluşturmuşlardır. Bu sebepten dir ki Allah, insanlar bunlara uyup gerçek Hak yolundan ayrılıp sapkınlığa düşdükçe sürekli her dönemde bir elçi göndermiştir. Bu elçiler değişik sıfatlarda, bazen bir peygamber, bazen bir evliya, bazen bir Hak aşığı(Leyla ile Mecnun), bazen bir lider(Mustafa Kemal Atatürk), bazen bir mimar(Mimar Sinan), bazen bir bilim adamı(Edison)vb. sıfatında insanlar arasına karışarak, hepsi de kendi sıfatına göre değişik sebepler gösterek insanlara bir ışık, bir yol gösterip, bir sebep olmuşlar ve onları insanlık yolunda hak ettikleri güzellikleriyle yetiştirip, aynı zamanda da kötülüklerden korumaya çalışmışlardır...

[COLOR=sienna]İşte tek gerçek olan Hz. Ali'nin açtığı Hak kapısı böyledir. Buna din denilmez. Çünkü Ali kapısında ayrımcılığa yer yoktur. Her insan Allah katında eşittir. yanlızca o mübareklerin yolunda gidip de hak yolunda sapmayan insanların Hak katında yeri farklı olur. Yoksa dinindenmiş, ırkındanmış, rengindenmiş, bu şekil ayrımcılığın Hak katında yeri ve önemi yoktur...

İşte Alevilik hangi dine benziyor sorusunun cevabı bu anlatıklarımın içinde saklıdır...

Yani Alevilik bir din olmadığı için hiç bir dine benzemez. Alevilik geçmişten bu güne orjinalliğini kaybetmeden gelmiş, İnsan sevgisi üzerine kurulu, şekilciliğe önem vermeyen, her dönemde gelen Allah elçileri tarafından insanlığa sunulmuş bir hak kapısıdır...

Alevilik din değil, Allah Muhammed Ali yoludur. Peygamberimiz Hz. Muhammed'in getirmiş olduğu İslam inancına illa da din denilecekse o zaman gerçek İslam inancı, Alevilik inancıdır. Çünkü Alevilik yolunda ilim , ışık, keramet, mucizeler vardır. Bunun tek sebebi de Alevilik yolunu sahibinin evliyalar olmasıdır. Diğer bütün din diye nitelendirdiğiniz ki buna sünnilik de dahil, orjinalliği kaybolmuş, gerçek evliyaların yolundan uzak, bir sürü hurafelerle dolu, şekilciliğe dayalı, Hak kapısıyla ilgisi olmayan, birileri tarafından değiştirilmiş inançlardan başka bir şey değildir...

Bugün de O kapıyı Zöhre Ana açmıştır. O kapı her insana ayrımcılık etmeden açıktır. Nitekim bugün O kapıya Alevisi de, sünnisi de, yabancısı da gelip gitmektedir. Zöhre Ana hiç ayrım yapmadan kapısına gelen bu ayrı inançtaki bütün insanlara, ışığını, kerametini, ve şifasını dağıtmaktadır. O kapıda ki tek şart, saygılı, temiz, insan gibi, art niyet taşımadan gelmektir...
Mustafa dediler benim adıma
Bir sıfatı Ali bindi atıma
Şimdi de ZÖHRE ANA geldi sıfata
Duyulsun şanımız Yüce Allah' a

(PİR ZÖHRE ANA)
Son Düzenleme: 28/07/2009, 22:24, Düzenleyen: adgan.
Junior Member
Sizce Din Nedir?
Alıntı:Hak kapısı vardır. O Hak kapısı da Ali kapısıdır ve yanlız bir tane kapıdır...

Teşekkür Açıklamalarınız için,

Aslında yeterince tatmin olmadığımı söyleyin.

Elbette Hak Kapısı Tektir, bunu kimse inkar edemez. Herkezin ayrı tekide olmaz.

Ama Namaz vardır değilmi? Gerçi Çoğu Alevi Bizim Namazımız yok Niyazımız Var derler.

Biraz Dolaylı Olacak Ama, Örneğin Musa Peygamber Kendi Etrafındaki insanlara bunu öğrettimi, yani namazı, yada Onun Zamanında Cem Yapıldımı.

Yası Matem Tututular mı?

Hiç Birini Yapmadılarsa Nasıl İbadet ettiler?

Burdaki Farklılıklar Dinleri oluşturmaz mı? Yani Farklı Bakışları.

Teşekkürler şimdiden..
Posting Freak
Sizce Din Nedir?
HalilArs yazdı:Teşekkür Açıklamalarınız için,

Aslında yeterince tatmin olmadığımı söyleyin.

Elbette Hak Kapısı Tektir, bunu kimse inkar edemez. Herkezin ayrı tekide olmaz.

Ama Namaz vardır değilmi? Gerçi Çoğu Alevi Bizim Namazımız yok Niyazımız Var derler.

Biraz Dolaylı Olacak Ama, Örneğin Musa Peygamber Kendi Etrafındaki insanlara bunu öğrettimi, yani namazı, yada Onun Zamanında Cem Yapıldımı.

Yası Matem Tututular mı?

Hiç Birini Yapmadılarsa Nasıl İbadet ettiler?

Burdaki Farklılıklar Dinleri oluşturmaz mı? Yani Farklı Bakışları.

Teşekkürler şimdiden..

Sevgili Arkadaşım,
Bu site insanların tatmin olması için değil, Pir Zöhre Ana ışığında bizlerin yaşadığımız güzel ortamları, Bir evliyanın ilmini, ışığını, mucizelerini ve kerametlerini, yani kısaca Hak kapısında canlı olarak yaşadığımız bütün doğruları, güzellikleri insanlara anlatmamız içindir. Dolayısıyla tatmin olmuşun olmamışın o senin bakış açına bakar. Çünkü nasıl bakarsan öyle görürsün...

Namaz konusuna gelince Alevilerde namaz vardır, Hak namazı üç vakittir...

Cem ibadeti, Allah elçilerinin batın aleminde Hakkın cemali karşısında kendinden geçip aşka gelerek, Hak karşısında yaptığı bir ibadettir. Onun için bu ibadetler bütün Allah elçileri tarafından yapılmıştır. Çünkü batında Hakla yanlız Allah elçileri buluşup muhabbet ederler...

"Allah’la bütünleşmiş olan ermişlerin nefesleri bitmek tükenmek bilmez, bunların kitabı kalbi, dili kalemidir ve can gözleri açıktır, dört kapı kırk makam olarak bilinen ibadetleri, Kırklar ismini zikrederek coşup, Kırklar semahında, Allah semasına yükselerek, derya ummana dalıp, semah tutmalarıdır. " Zöhre Ana


Yası matem ayları dediğimiz üç aylar ( Bunların ramazan, şaban receple bir alakası yoktur) bütün Allah elçilerinin ekseri kayba girdikleri aylardır. Tabi ki bazı istisnalar vardır. Ancak dediğim gibi ekserisi bu aylarda kayba girmişlerdir. Dolayısıyla bu Yası matem ayları Allah elçilerinin yaslarını temsil ettiği için, ne kadar Ehlibeyt'in yassını tutuyormuş gibi görünsek de, özünde Ehlibeyt bütün O Allah elçilerini temsil eder. Çünkü hepsi aynı nurdan yaratımışlardır. Hiç bir Allah elçisi birbirinden farklı görülemez. Hepsinin sıfatları farkılı olabilir, ancak hepsi de Hz. Ali'nin kendisidir. Hz. Ali'nin binbir sıfatta kendini göstermesidir. Dolayısıyla bu aylarda bütün peygamberler de aynı yassı aynı şekilde tutmuşlardır. Çünkü O mübareklerin kendi yasları tutulmaktadır. Gelmiş, geçmiş bütün peygamber ve evliyaların geliş amacı aynıdır. Peygamberimiz dahi, daha evlatları doğmadan geleceklerini önceden görmüş, onlar için kanlı göz yaşları döküp, yasa bürünmüştür...

Yukarıda da belirttiğim gibi O Elçilerin geliş amacı, insanlara Allah'ın varlığını ve birliğini anlatmak, onlara doğruyu ve güzeli göstermektir...

Olaya bu şekil bakarsak, ibadetlerin hangi dönemde ne şekil olduğunun fazla bir önemi yoktur. Tabi ki doğrusuyla yapmak Hak tarafından kabul görecektir. Ancak ibadetlerin insanlara Hak tarafından verilmesinin sebebi insanların inançlarını ayakta tutmak içindir. Yoksa biri namazı dik kılmış, biri eğilerek kılmış, bunlar önemli değildir. Önemli olan niyetlerdir, Hakka özünü bağlamaktır, Allah elçilerinin ışığında aydınlanıp, Onların izinden gitmek ve de Onların öğrettikleri doğrular ve güzellikler ışığında insanları sevip saymaktır...

Dolayısıyla kim nerde ne zaman nasıl ibadet etmişten çok, asıl gelmiş geçmiş bütün Allah elçilerinin kendilerine gösterdikleri yolda gitmişler mi? gitmemişler mi, ona bakmak lazım. Baktığımız zaman da Allah elçilerinin bütün gösterdikleri ve anlattıklarının zamanla birileri tarafından değiştirilmiş olduğunu görüyoruz...

İşte bu değişiklikleri de din adı altında insanlara empoze etmek süretiyle, insanları hak yolunda gitmelerini değil de kendi peşlerinden sürüklemek için insanlık arasında ayrımcılık ve nifaklar sokmuşlardır...

Yani kısacası bütün erlerin ve pirlerin getirdiği güzellikler insanların yararına olan, insanları gerçek insani sıfatlara taşıyacak olan değerlerdir. Bunların birbirlerinden farkları yoktur. Çünkü hepsi de Hak yoluna hizmet etmişlerdir. Dolayısıyla Allah'ın bir insandan namaz kıl derken diğer insana namaz kılma demek gibi bir tutumu olamayacağına göre, birileri tarafından değiştirilmiş olan ibadetlerin farklılığından dolayı din adı altında ayrımcılık yapmak doğru değildir...

Ayrı dinler yoktur. Tek Hak kapısı vardır. O Hak kapısında da bütün ibadetler Allah için olup, insanların inançlarını diri tutup, Hakka sırtını dönmemesi içindir. Bu ibadetler sonradan şekil olarak birileri tarafından değiştirilmiş ise tutup da ayrımcılık yapmak yerine insana insan olduğu için saygı duyup hoşgörü ile bakmak lazımdır. Her inançtan insanı bir görmek lazım. Farklılıkları değerlendirecek olan yanlız Allah'tır...

Dediğim gibi hak kapısı birdir. Farklı bakışlar insanların kendinden kaynaklanan, olayları değerlendirme algılarıdır...

İşte aslında bu farklı bakış sözcüğü senin sorunu daha net cevaplamaktadır. İnsanlar neden farklı bakmışlardır, Allah elçilerinin nasihatlerini ya yanlış anlamışlar, ya hiç dinlememişler, ya kendi nefsi çıkarlarına ters geldiği için kulak arkası etmişler ve bunun sonucunda da bu gerçek evliyaların gösterdiklerinden uzak, kendi farklı bakış ları sonucunda din kavramı ortaya çıkmıştır. Yoksa Allah her kese ayrı bir inanç sistemi göndermemiştir...

Her dönemde bir evliya gelmesinin sebebi de insanların Hak tarafından kendilerine ilettiği bu güzellikleri her seferinde kendi kafasına göre yorumlayıp, içinden çıkılmaz hale getirmeleridir. İşte bu dönemde de Zöhre Ana değişmiş olan Hak tarafından bizlere iletilen güzellikleri, inancı, ibadetleri orjinal haliyle yeniden insanlara göstermek ve anlatmak için bu gün Ali kapısını insanlara açmış olup, ışığı, ilmi ve kerametleriyle insanları tekrar Hak yoluna teşfik etmektedir...
Mustafa dediler benim adıma
Bir sıfatı Ali bindi atıma
Şimdi de ZÖHRE ANA geldi sıfata
Duyulsun şanımız Yüce Allah' a

(PİR ZÖHRE ANA)
Son Düzenleme: 29/07/2009, 22:10, Düzenleyen: adgan.
Junior Member
Sizce Din Nedir?
Adgan bey, Zaman Ayırdığı için teşekkür ederim.

Evliyalar Zahiri Ve Batını görür biz Onların dünyasını bilemeyiz Sadece bize yansıyanı ile değerlendirme yaparız.

Yol, Erkan, hepsi Hz. Ali'ye Çıkar Ona Bağlanmaya, Gerçeklerde Evliyalarda Onu söyler bunda hem fikiriz.

Allah Dünyada Hiç bir şeyi tek bir kalıp olarak insanlara sunmamıştır. Buna çok örnekler var, Hz. Muhammed Öncesi Kur'an yok İse Yada Varda bilinmiyor ise Bu Ondan önce yaşamış Olan İnsanlara Maledilebilirmi. Başka yüzlerce örnek verilebilir.

Mesala Cem Konusu Hep Kafamda sorudur. İnsanlar İlk cemi Nerede Yaptılar. Evliyalar ve Batın Alemi için demiyorum. O Cemden önce İnsanlar Farklı bir İbadet ediyorsa, bu nasıl açıklanabilir.

Namaz İlk kim nerde kıldı daha önce yoksa yada farklı ise nasıl sorgulanabilir.

1500 yıl önce ki şartlarda gelen bir Evliya Peygamber ile 1500 yıl sonra gelen evliya Peygamber aynı düşünce sunabilirmi insanlara (O insanlara uçaktan bahsedebilirmi) Demek istediğim çağlara ve oluşumlara göre sürekli değişen yenilenen bir kavram. O Kalanlardan İnsanlar Kendine kendi fikirlerinide katarak farklı kalıplar çıkarmış ortaya bundan dinler çıkmış. Ama Yol Tek Hakka Bağlılık özü. Şuna katılıyorum insanın Dini Olmaz Çünki sınırsız bir çizgi inanış, Doğru olan Yol İnsanlık Yolu Allah Muhammed Ali Yolu gerisi de boş.

Ben Evvelini Sorgulamıyorum Aslında Muhammed Ali ve Ehlibeyt Işığı yaptığı neyse İnancımda yolumda o benim. Yani Yalanı Liyakarlığı olmayan Can Baş Verilen Ali'ye Tanrı Gözüyle Bakılan.

Tekrar Sohbetiniz için teşekkür ederim.
Son Düzenleme: 30/07/2009, 10:52, Düzenleyen: HalilArs.
Posting Freak
Sizce Din Nedir?
HalilArs yazdı:Adgan bey, Zaman Ayırdığı için teşekkür ederim.

Evliyalar Zahiri Ve Batını görür biz Onların dünyasını bilemeyiz Sadece bize yansıyanı ile değerlendirme yaparız.

Yol, Erkan, hepsi Hz. Ali'ye Çıkar Ona Bağlanmaya, Gerçeklerde Evliyalarda Onu söyler bunda hem fikiriz.

Allah Dünyada Hiç bir şeyi tek bir kalıp olarak insanlara sunmamıştır. Buna çok örnekler var, Hz. Muhammed Öncesi Kur'an yok İse Yada Varda bilinmiyor ise Bu Ondan önce yaşamış Olan İnsanlara Maledilebilirmi. Başka yüzlerce örnek verilebilir.

Mesala Cem Konusu Hep Kafamda sorudur. İnsanlar İlk cemi Nerede Yaptılar. Evliyalar ve Batın Alemi için demiyorum. O Cemden önce İnsanlar Farklı bir İbadet ediyorsa, bu nasıl açıklanabilir.

Namaz İlk kim nerde kıldı daha önce yoksa yada farklı ise nasıl sorgulanabilir.

1500 yıl önce ki şartlarda gelen bir Evliya Peygamber ile 1500 yıl sonra gelen evliya Peygamber aynı düşünce sunabilirmi insanlara (O insanlara uçaktan bahsedebilirmi) Demek istediğim çağlara ve oluşumlara göre sürekli değişen yenilenen bir kavram. O Kalanlardan İnsanlar Kendine kendi fikirlerinide katarak farklı kalıplar çıkarmış ortaya bundan dinler çıkmış. Ama Yol Tek Hakka Bağlılık özü. Şuna katılıyorum insanın Dini Olmaz Çünki sınırsız bir çizgi inanış, Doğru olan Yol İnsanlık Yolu Allah Muhammed Ali Yolu gerisi de boş.

Ben Evvelini Sorgulamıyorum Aslında Muhammed Ali ve Ehlibeyt Işığı yaptığı neyse İnancımda yolumda o benim. Yani Yalanı Liyakarlığı olmayan Can Baş Verilen Ali'ye Tanrı Gözüyle Bakılan.

Tekrar Sohbetiniz için teşekkür ederim.

Sevgili Arkadaşım,

Evet Yol erkan hepsi Hz. Ali'ye çıkar. Her evliya ve peygamber de Hz. Ali'nin bir sıfatı olduğuna göre geçmişte de bugünde de yol erken aynıdır. Değişiklik var ise bu tamamen insanların kendi kafalarına göre sonradan yaptığı değişikliklerdir. Yoksa her biri Hz. Ali'nin bir sıfatı olan Allah elçileri yol ve erkan ile ilgili ilmi Hz. Ali'den alıyorsa, aldıkları bu ilmi farklı farklı uygulamaları mantıken mümkün olabilir mi?

1500 sene öncesinde de 2000 sene öncesinde de, sonrasında da yol erkan aynı idi. Çünkü yolun erkanın sahibi bir idi...

Uçak meselesine gelince, doğru her Pir geldiği döneme göre, çağın gereklerine göre hareket etmiş ve insanları çağın da ötesine taşıyacak nasihatlerde bulunmuşlardır. Ancak bu mesele tamamen dünyevi meseleler olup bilim ile alakalı konular olduğu için bunların her dönemde ayrı şekilde tatbik edilmesi normaldir. O mübarekler dünyevi meseleleri çağın gereklerine göre uygularken, yol erkan ile ilgili uygulamaları buna bağlı olarak değiştirmemişlerdir...

Mesela namazın üç vakit olmasının bu ilerleyen çağların gelişmişlikleriyle ne alakası olabilir ki. Yani 1500 sene önce de namaz üç vakitti, bu gün de üç vakittir. Bunun bilime bir engeli olabilir mi? Veya bugün değişik kılınması için mantıklı bir gerekçe varmıdır? Dolayısıyla her dönemde gelen peygamber ve evliyaların namazı ayrı vakitlerde sunması gibi bir olay olabilir mi? Sabah, öğlen, akşam vakitleri 1500 sene önce de vardı, bu günde var, Güneş yerinde durdukça da olacaktır...

Diyeceğim odur ki bütün mesele gelmiş, geçmiş Pirlerin ışığında gidildiği sürece yol erkan aynı orjinal haliyle Allah Muhammed Ali yolu olmaya devam edecektir, Çağın ilerisine çok daha rahat gidilecektir, Değişikliklere daha rahat ayak uydururlacaktır, ancak o çağın getirdiği değişiklikler Pir'in ışığı altında izlendiği sürece yol erkan aynen kalıp hiç değişmiyecektir...

İşte bugün de Zöhre Ana da aynı şekilde ışığını insanlara tutmuş onları aydınlatmakta, aynı zamanda da gerçek yolu ve erkanı insanlara anlatıp göstermektedir. Ne mutlu O ışığı görebilene...

Saygı çerçevesinde yapmış olduğunuz muhabbetiniz için ben de çok teşekkür ederim. Saygılarımla...
Mustafa dediler benim adıma
Bir sıfatı Ali bindi atıma
Şimdi de ZÖHRE ANA geldi sıfata
Duyulsun şanımız Yüce Allah' a

(PİR ZÖHRE ANA)
Son Düzenleme: 30/07/2009, 22:06, Düzenleyen: adgan.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.