You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Posting Freak
Siyasi fıkralar
Birgun Afrodit, Herkül ve Don Juan bir yerde oturmuş konuşuyorlarmış. Hepsi kendini övüyor ama hiçbiri birbirine inanmıyormuş.
Herkül :

- Ben dünyanın en güçlü insanıyım
Afrodit:

- Ben dünyanın en güzel varlığıyım
Tabii o sirada Don Juan da boş durur mu:

- Ben dünyanın en çok kadınıyla birlikte olmuş olan erkeğiyim

diyorlarmış. Bunlar tartışa dursunlar o anda Herkül'ün aklına bir fikir gelmiş:

- Arkadaşlar şu dağın tepesindeki mağarada yaşlı bir adam var ve dünyadaki herşeyi biliyor. Eğer birbirimize inanmıyorsak gidip ona soralım eğer o herşeyi biliyorsa bize doğruları söyler
demiş. Hepsi bu fikri kabul etmişler ve dağın tepesine gitmişler ilk once Afrodit girmiş ve böbürlenerek çıkmış:

- Haklıymışım en güzel varlık benmişim.

Sonra Herkül girmiş ve o da kasıla kasıla çıkmış:
- Haklıymışım en güçlü insan benmişim.

En son Don Juan'a sıra gelmiş ve o girmiş ama berbat bir suratla çıkmış:
- Ulennn bu Bill Clinton kim ?!....
ATALAR ATASI GİDER
ANALAR ANASI DÖNER
ERMENİLER BİZİ KÖRLER
DÖK DERSİMİ ZÖHRE ANA


MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
Posting Freak
Siyasi fıkralar
EKONOMİK KRİZİ BU FIKRADAN ÖĞRENİN...
[Resim: 432045179.jpg]

Krizin fıkrası

Adam "patronun odasına" girmiş:
- Maaşıma zam istiyorum... Peşimde 3 büyük şirket var.
Patron "hangi firmalar" diye sormuş.
Adam:
- Elektrik idaresi... Su idaresi... Doğalgaz idaresi.
ATALAR ATASI GİDER
ANALAR ANASI DÖNER
ERMENİLER BİZİ KÖRLER
DÖK DERSİMİ ZÖHRE ANA


MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
Posting Freak
Siyasi fıkralar
İkinci Mahmud Han, selefleri gibi tebdil gezer. Halkın dertlerini dinlemeye çalışırdı. Ayrıca selamlığa Cuma namazına çıkığı zaman halkın şikayetlerini yazılı olarak kendisine vermelerini de irade ederdi. Dertli olan ve ihtiyacını padişaha arzetmek isteyenler, yol üzerinde durarak dilekçelerini yukarıya kaldırıp:

- Padişahım çok yaşa… diye bağırırlar. Bostancıbaşı da ilerleyerek bunları alır padişaha arzeder ve hünkar bunları bizzat okur ve dilekleri yerine getirdi.

Bir selamlıkta, yaşlıca birisinin avazı çıktığı kadar bağırdığı duyuldu:

- Padişahım çok yaşa

Bostancıbaşı, bağıran adamın yanına sokuldu ve arzuhalini istedi. O,

- Ben hünkarıma halimi şifanhen arzedeceğim diyor bir taraftan da saltanat arabasına doğru ilerliyordu. Padişahın yanına yaklaşınca hemen sırtını açtı, vücudundaki morarmış dayak yerlerini ve kırbaç yaralarını gösterdi.

- Şevketlü hünkarım: beni bu hale İhtisap Ağası Hüseyin Ağa kulunuz soktu. Adaletinize sığınırım.

Padişah İhtisap Ağasını çağırdı ve olayı sordu. Hüseyin Ağa:

- Padişahım o asılacak bir adamdır. Kendisi yoğurtçudur. Suyu dondurarak halka yoğurt diye satıyor.

Zarif padişah tebessüm etti:

- Ben senin yerinde olsam, dondurulmuş suyu yoğurt diye alana ceza, suya yoğurt lezzet ve şekli verene de mükafat verirdim. Belki bir gün gerçekten suyu yoğurt yapar o zaman da eli öpülür.
ATALAR ATASI GİDER
ANALAR ANASI DÖNER
ERMENİLER BİZİ KÖRLER
DÖK DERSİMİ ZÖHRE ANA


MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
Posting Freak
Siyasi fıkralar
Cafer komadadır. Yanında ise karısı...

Cafer'in gözleri nemli, kısık sesiyle karısına doğru bakar ve konuşmaya başlar:

- İlk işten kovulduğum zaman yanımda idin.

İflas ettiğim gün oradaydın.

Vurulduğum zaman ilk gözümü açtığımda seni gördüm.

Trafik kazası geçirdiğimde hastanede hep başucumdaydın...

Karısı takdir edilmenin mutluluğunda tabi... Cafer devam eder:

- Şimdi komadayım yine başucumdasın.

Sonunda anladım ama, çok geç oldu.

Yahu sen ne uğursuz karısın!
ATALAR ATASI GİDER
ANALAR ANASI DÖNER
ERMENİLER BİZİ KÖRLER
DÖK DERSİMİ ZÖHRE ANA


MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
Posting Freak
Siyasi fıkralar
Kavak Ağacı ile Kabak

Ulu bir kavak ağacının yanında bir kabak filizi boy göstermiş. Bahar ilerledikçe bitki kavak ağacına sarılarak yükselmeye başlamış. Yağmurların ve güneşin etkisiyle müthiş bir hızla büyümüş ve neredeyse kavak ağacı ile aynı boya gelmiş. Bir gün dayanamayıp sormuş kavağa:

—Sen kaç ayda bu hale geldin ağaç?

—On yılda, demiş kavak.

—On yılda mı? Diye gülmüş ve çiçeklerini sallamış kabak.

—Ben neredeyse iki ayda seninle aynı boya geldim bak!

—Doğru, demiş kavak.

Günler günleri kovalamış ve sonbaharın ilk rüzgârları başladığında kabak üşümeye sonra yapraklarını düşürmeye, soğuklar arttıkça da aşağıya doğru inmeye başlamış. Sormuş endişeyle kavağa:

—Neler oluyor bana ağaç?

—Ölüyorsun, demiş kavak.

—Niçin?

—Benim on yılda geldiğim yere, iki ayda gelmeye çalıştığın için.

1.Ders: Çalışmadan emek harcamadan gelinen nokta başarı sayılmaz. Kolay kazanılan, kolay kaybedilir. Her işte alın teri ve emek şarttır.
ATALAR ATASI GİDER
ANALAR ANASI DÖNER
ERMENİLER BİZİ KÖRLER
DÖK DERSİMİ ZÖHRE ANA


MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
Posting Freak
Siyasi fıkralar
Koyunları bir çırpıda sayan adam

Çoban’ın biri dere kenarında koyunlarını otlatıyormuş. Tam o anda, yanına bir Cherokee Jeep yanaşmış. Brioni gömlek, Cerruti ayakkabılar giyen, Ray-Ban gözlüklü ve YSL kravatlı bir sürücü aşağıya inmiş ve çobana sormuş: “Eğer kaç tane koyunun olduğunu bilirsem bana onlardan bir tanesini verir misin?” Çoban bir adama birde koyunlarına bakmış ve “Tamam” diye cevaplamış.

Genç adam arabasını park etmiş, telefonunu bilgisayarına bağlamış bir NASA sitesine girmiş, GPRS’ini kullanarak yeri taramış, bir database ve logaritma ile doldurulmuş Excel tablosunu açmış ve 150 sayfalık bir rapor basmış.

Çoban’a dönmüş, “Tam olarak bin 586 adet koyunun var” demiş. Çoban “Doğru” diye cevap vermiş, “Koyununu alabilirsin.” Genç adam koyunu almış ve cipinin arkasına koymuş. Bu sefer çoban genç adama dönmüş, “Eğer senin ne iş yaptığını bilirsem koyunumu geri verir misin?” diye sormuş. Adam, “Evet neden olmasın” diye yanıtlamış. “Sen Dünya Bankası’nda danışmansın” demiş çoban. Adam sormuş, “Nasıl oldu da bildin?”

Çoban, “Çok basit” diye cevap vermiş, “Buraya çağrılmadan geldin, bu bir.. İkincisi benim bildiğim bir şeyi bana söylemek için benden bir koyunumu istedin. Üçüncüsü yaptığın hiçbir şeyden anlamıyorsun çünkü köpeğimi aldın!”
ATALAR ATASI GİDER
ANALAR ANASI DÖNER
ERMENİLER BİZİ KÖRLER
DÖK DERSİMİ ZÖHRE ANA


MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
Posting Freak
Siyasi fıkralar
Bir Amerikalı, bir İngiliz ve bir Iraklı...

Bir Amerikalı, bir Ingiliz ve bir Iraklı kahvede oturmus çay
içiyorlarmıs. Amerikalı çayını bitirince bardağı havaya firlatmis,
silahini cikarip bardaga ates edip parcalamis "Bizde bardaklar o kadar
ucuzdur ki biz Amerika'da ayni bardakla iki kere çay içmeyiz" demiş.

İngiliz de bunun üzerine çayını bitirip bardaği havaya firlatmış ve ateş
ederek bardağı parçalamış "bizim İngiliz kumsallarında bardak yapacak cam
için o kadar çok kumsal vardır ki, ayni bardakla iki kere çay içmeyiz"
demiş.

Bunun üzerine Irakli da buz gibi sogukkanli bir sekilde çayını
bitirmis, bardagi havaya firlatmis, silahini çekip Amerikali ve Ingilizi
vurup öldürmüs Bagdat'ta bu Ingiliz ve Amerikalilardan o kadar çok var ki,
biz ayni adamlarla iki kere çay içmeyiz" demiş..
ATALAR ATASI GİDER
ANALAR ANASI DÖNER
ERMENİLER BİZİ KÖRLER
DÖK DERSİMİ ZÖHRE ANA


MUSTAFA KEMAL ATATÜRK

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.