You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Sinan Işık (Kral Çıplak) nihayet sıyırdı...

Sinan Işık (Kral Çıplak) nihayet sıyırdı...

Member
Sinan Işık (Kral Çıplak) nihayet sıyırdı...
Söylenebilcek hersey söylenmiş bu kendini bilmeze. Yüz yıllardır bu şeytan fikirlilerle uğraşıyor Pirlerimiz. Sen Allaha sart kosarsan tabiki nasibini alamazsın. Birde kücücük cocuk üzerinden yorumlar yapıyorsun ZÖHRE ANA'M seni nasıl biliyorsa öyle yapsın. [/color]
Hakimler hakimi büyük uludur
Bağladım belimi pirim Ali’dir
Hak Maşuğu oldu Zöhrem delidir
İmansız kafirler söyler peridir
Yolunu düşürmem Zöhrem yolsuza
Huy mu vereceksin kafir huysuza
Taşlayanlar tutulacak taşına
Ürüdü komşular sonu boşuna
Junior Member
Sinan Işık (Kral Çıplak) nihayet sıyırdı...
Allah akıl fikir versin...Doğru yolu göstersin....


[COLOR="red"] BildirenTongueir Zöhre Ana

"Özü bitmiş, gümanı pak olmamış, şeytana tapmış, nefsi çıkarı için arayıpta birşey bulamamış, kuyruk acısı varsa, Derviş Muhammed'in de dediği gibi "bir kılını çektiyse" Zöhre Ana, onu değerlendirmek ister aklı sıra. Ehlibeyt'in meyvası bitmez, dalı budağı kurumaz,sen ne kadar kezzap dökersen dök, O'nun Zemzem çeşmesi ALİ'dir"
Posting Freak
Sinan Işık (Kral Çıplak) nihayet sıyırdı...
kral çıplak yazdı:Süheyle hanım gaybdan gelen ulularla??? ilk karşılaştığı anları dakikası dakikasına anlatmak istemiş...
Tabi bu kadar detayı verme ihtiyacı duymuş olması normaldir...
Çünkü bu aytıntılar hikayeyi ilginç kılmakta ve en önemlisi de ayrı bir mistik hava katmaktadır...
Zaten önemli olan da burasıdır...

Süheyla hanım-ın verdiği tarih yıl olarak 1982,
aylardan Kasım ayı,
günlerden perşembedir,
üstelik bir de 10 Kasım-dır...



İki önemi bir güne denk getirerek ilgili bütün kesimlerin en zayıf yerlerini yakalamış olmaktalar...

Çünkü gerçek tarihi kayıtlara göre 10 Kasım 1982 tarihi Perşembe-ye değil,
Çarşamba gününe denk gelmektedir...
Dolayısıyla ertesi gün de Cuma-ya değil Perşembeye gelmektedir...

ECE BEBEK konusuna gelince...
İstediğiniz kadar inkar edin...
İstediğiniz kadar kıvırın...
İstediğiniz kadar yeni kılıflar uydurun bu işten kurtuluşunuz mümkün değil...
ECE BEBEK sizin yalanlarınızı yerle bir eden canlı bir örnektir...

Hadi bakalım kendinize başka yalanlar bulun...
Bari dişe dokunur bir şeyler olsun...
Çünkü her bulduğunuz bahanede daha çok batıyorsunuz...


Sinan IŞIK

Birincisi Zöhre Ana'nın haşa kimseyi inandırmak gibi bir niyeti yok,isteyen inanır istemeyen inanmaz.Zaten Zöhre Ana'mızın dediği gibi"ALİ istemezse kimse ALİ'yi sevemez"

Seni ,zaten sevmek için nasip etmemiş sen derdine yan.

]İkincisi Çarşamba günü hangi saatte Perşembe'ye döner,gece 12'den sonra değilmidir.eğer iyi okumuş olsaydın saatin gece yani sabaha doğru 5.30 olduğunu söylediğini görecektin yani direkt Perşembe.
]

Sen ,güneş varken ,mumlarla uğraşma ,yok tarih şuymuş da buymuş.Yüce Şah'lar gelip geçmiş hepsini de taşlayan olmuş , karalayanlar,inanmayanlar hatta zulüm yapanlar olmuş,kimisini asmışlar,kimisini yüzmüşler,pastırma gibi derilerini ezmişler ama onların yüceliği 1600 yıldır devam ediyor.

Pirimin dediği gibi ; önündeki hezanı görde sonra saman çöpünü ara.

Aslında "konuşmaya layık olmayanlarla konuşursanız,öz kaybedersiniz "sözünden dolayı size açıklama yapmak zorunda da değiliz.


Daştır ayakları acı duymuyo
İnanmış şeytana Hakka uymuyo
Sanki birgün gelir bunu sormuyo
Yüklemiş semerini eşşek varıyo(Pir Zöhre Ana)
Kelimelerim sistem hatasından yanlış yerden ayrılıyor...

“Çalışmadan, yorulmadan, öğrenmeden rahat yaşama yollarını aramayı itiyat haline getirmiş milletler, evvela haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini ve daha sonra istiklal ve istikballerini kaybetmeye mahkumdurlar.”
[Resim: imza3cp.gif]


Özü bitmiş, gümanı pak olmamış,şeytana tapmış, nefsi çıkarı için arayıpta birşey bulamamış, kuyruk acısı varsa,Derviş Muhammed'in de dediği gibi" bir kılını çektiyse" Zöhre Ana, onu değerlendirmek ister aklısüre.Ehlibeyt'in meyvası bitmez, dalı budağı kurumaz,sen ne kadar kezzap dökersen dök, O'nun Zemzem çeşmesi ALİ'dir

Derviş'in HAK kelamını can kulağıyla dinliyebliyorsan yeter,firdevs bağından bir gül alabiliyor musun,O'nun ibadetine,saldığı yola,yaşatmak istediği güzelliğe canı gönülden yürüyebiliyorsan en büyük mutluluk budur.
(Pir Zöhre Ana)
Posting Freak
Sinan Işık (Kral Çıplak) nihayet sıyırdı...
Sunucumuzdaki sorun nedeniyle forumumuzda yaklaşık üç haftalık bir kayıp yaşadık.

O yüzden üç hafta kadar geri gitmek zorunda kaldık.

Biz geri gidince cıbıl da geri gelmiş tabi.

Çünkü yüklediğimiz yedekte cıbıldak henüz kontrol altına alınmamış.

Kendisini tekrar kontrol altına alıyor hatta aşağıdaki mesajından dolayı artık bir zahmet yasaklıyor,

Ve kendisine başka forumlarda bol çamur atmalar diliyoruz.

10 Kasım 1982 tarihinden çıkarılan derin tespitlerden cıbıldakça çıkarımlar okuduk.

Biz gülüyoruz tabi.

Muhammet Ali yolunu anlatmaya gelmiş bir Pir var karşısında.

Ve koca Pir her gün onlarca insana doğruları anlatıyor, dertlerini dinliyor, yaralarını sarıyor ve onlardan herhangi bir şey beklemiyorken yalan olduğu iddia edilen "doğruların" amacı ne olabilir?

Hangi gerekçeyle böyle yalanlar söylenir? Buna kim inanır?

Atatürkçü tarafın sempatisini kazanmak, Alevilerin sempatisini kazanmak...

Bunlar çok banal çok basit iftirtalar.

Zöhre Ana Atatürk'e O da evliyaydı, O da erenlerdendi diyor.

Sırf bu yüzden Atatürkçülerin çoğu Zöhre Ana'ya tepki gösteriyor. Vay efendim putlaştırıyor da, Atatürk türbeleri kapattırmış da bilmem ne...

Zöhre Ana gerçek namaz ezan bende diyor, Ehlibeyti Ömer katletti diyor. Ama cıbıldağın iddiasına göre onlara da sempatik görünmeye çalışıyor öyle mi?

Zöhre Ana ey Aleviler! Gözünüzü açın cemlerinize, pirlerinize sahip çıkın, allahsızların peşinden gitmeyin, Alisiz yol yürünmez, içkiyle ibadet olmaz diyor. Dedeler ateş püskürüyor vay sen misin içkimize karışan ve Zöhre Ana Alevilere sempatik görünmeye çalışıyor öyle mi?

Çok çalışman lazım cıbıl çok.

Kusur arayan kendi özüne baksın.

Eksiklik belki sendedir.
[size=7]"Benim Testim Kerbela Suyudur..."[/size]

[size=7]Zöhre Ana[/size]
Posting Freak
Sinan Işık (Kral Çıplak) nihayet sıyırdı...
kral çıplak yazdı:Sinan IŞIK kafayı sıyırsa ne olur???
Tek kişi olduğu için fazla bir şey fark etmez...
Deli diye tımarhaneye kapatırlar olur biter...

(yönetim tarafından silindi)
Eyvah ehvah...
Neler olmaz ki...
Bu kadar sıyrık insanı koyacak tımarhene de bulmak imkansız olacağı için, herhalde bir stadyuma doldurmak gerekecek...

Aslında bu koca yalan uydurulan hikayenin başından itibaren başlamış...
İlgili topikten alıntıladığım anlatının hemen başlarında yalanlar da başlamış...
Bu yalanı ilk fark eden ben değilim...
Bir süre önce Alevi forumlarından birinde Süheyla AYDOĞAN meselesi tartışılırken genç yazarlarımızdan Hüseyin ERDEM isimli bir arkadaş tespit etmişti bu koca yalanı...
Süheyla AYDOĞAN-ın kendi anlatımıyla ve büyük iddiasıyla hidayete erdiği ilk anları büyük bir heyecanla bizlere anlatmaya başladığı sırada yalanlarına da başlamış olduğunu görmüş olduk...
İnsanlar çok kolaylıkla yanılıp yalanlar söyleyebilir ama,
tarih asla yanılmaz ve yalan söylemez...

Süheyle hanım gaybdan gelen ulularla??? ilk karşılaştığı anları dakikası dakikasına anlatmak istemiş...
Tabi bu kadar detayı verme ihtiyacı duymuş olması normaldir...
Çünkü bu aytıntılar hikayeyi ilginç kılmakta ve en önemlisi de ayrı bir mistik hava katmaktadır...
Zaten önemli olan da burasıdır...

Süheyla hanım-ın verdiği tarih yıl olarak 1982,
aylardan Kasım ayı,
günlerden perşembedir,
üstelik bir de 10 Kasım-dır...

Peki gerçek böylemidir???
Tabi ki hayır...
Hani yukarıda dedim ya,
tarih yalan söylemez ve asla affetmez diye...
Yazar Hüseyin ERDEM-in uyarısıyla bende geriye doğru bir tarih sorgulaması yaptığımda,
genç yazarımız Hüseyin ERDEM-in doğru söylediğini,
Süheyla ERDOĞAN hanımın yalan söylediğini anlamış oldum...

Bu kurgunun neye istinaden yapıldığını anlamamız hiç te zor değil...
İddia edilen günün Perşembe olması Alevilere yöneliktir...
Çünkü Alevilerde Perşembe günleri kutsal gündür...
Özellikle perşembe akşamları hava karardıktan sonra evlerde evin en temiz yerinde mumlar yakılmaktadır...
Zaten olayın başlama zamanının lambayı yakma zamanına denk getirilmesindeki maksat ta budur...
Aynı günün 10 Kasım olması ise bir taşla iki kuş vurmak demektir...
İki önemi bir güne denk getirerek ilgili bütün kesimlerin en zayıf yerlerini yakalamış olmaktalar...
He ne kadar durum böyle görülse de,
aslında bu kadarla da kalınmamış...
yalnızca Aleviler ve kemalistler değil,
aynı zamanda hedefe başkalarının da konulmuş olduğu görülmektedir...
Yalanlar üzerine kurgulanmış olan bu tarih hikayesi,
yani 10 Kasım perşembe hikayesi,
aynı günün devamında cuma-ya ve özellikle sabah ezanına bağlanarak sun-ni-ler de avlanmış olmaktadır...
Çünkü kurguya göre irşat etmeye gelen gayb erenleri,
ezan okunmaya başlayınca dersi kesmişler...
Bu şekilde yapılarak Aleviler, Müslümanlar ve Kemalistler bir potada eritilmiş olmaktadırlar......
İşte bu şekliyle kurgulu hikaye tamamlanmış olmaktadır...

Peki bu uyduruk kurguyu kim veya hangi reel güç bozuyor???
Tabi ki tarih denen güç bozuyor...
Üstüne basa basa vurgulanan başlangıç tarihinin yalan olduğunu öğrendiğimizde,
bütün hikayenin espirisi çöpe gidiyor...
Çünkü gerçek tarihi kayıtlara göre 10 Kasım 1982 tarihi Perşembe-ye değil,
Çarşamba gününe denk gelmektedir...
Dolayısıyla ertesi gün de Cuma-ya değil Perşembeye gelmektedir...

ECE BEBEK konusuna gelince...
İstediğiniz kadar inkar edin...
İstediğiniz kadar kıvırın...
İstediğiniz kadar yeni kılıflar uydurun bu işten kurtuluşunuz mümkün değil...
ECE BEBEK sizin yalanlarınızı yerle bir eden canlı bir örnektir...

Hadi bakalım kendinize başka yalanlar bulun...
Bari dişe dokunur bir şeyler olsun...
Çünkü her bulduğunuz bahanede daha çok batıyorsunuz...

Kolay gelsin...

Kral çıplak.

Sinan IŞIK




[FONT=arial black] ]Küçük beyinler kişileri konuşur, orta beyinler olayları, büyük beyinlerse fikirleri tartışır. (Hyman Rıckomen)
[FONT=arial black]
[FONT=arial black] Zöhre Ana'yı eleştiren, karalamaya çalışan, iftira atan insanların tek sorunları bence budur. Küçük beyinli olmaları...
[FONT=arial black]
[FONT=arial black] Baksananıza sırf Zöhre Ana'yı karalayacam diye 10 Kasım çarşambaya mı perşembeye mi denk geliyor? Onun tartışmasını yapıp bir de büyük bir buluşta bulunmuşlar gibi bunun üzerinden çok bilmişlik taslıyorlar...
[FONT=arial black]
[FONT=arial black] Oysa Zöre Ana, kimdir, fikirleri nedir, kerameti nedir, ilmi nasıldır, bilgisi ne kadardır? bunlarla uğraşan yok. Neden? Beyinleri, fikirleri, şahsi karakter yapıları, insani kapasiteleri buna müsait değildir de ondan? Tek yapabildikleri uzaktan atıp tutarak çamur atmaktır. Gelip karşısına çıkmak gibi bir amaçları ve cesaretleri yoktur...
[FONT=arial black]
[FONT=arial black] Bu ziniyetteki insanları tımarhaneye koysanız, Bu sefer tımarhanedekiler,
[FONT=arial black] "bizim bu delilerin içinde ne işimiz var"
[FONT=arial black] diye isyan edeceklerdir. Çünkü boş insanlardır bunlar...
[FONT=arial black]
[FONT=arial black] Bebekler üzerinde karalama yapan bütün insanlara sesleniyorum. Varsa gerçekten iyileşmeyen bir hastanız çıkarsınız hastanızla birlikte, bunu Zöhre Ana'nın karşısına yüzüne karşı söylersiniz. İnsanlarda gerçeklerin ne olduğunu, sizin ne kadar samimi ve doğru bir insan olduğunuzu daha iyi anlamış olurlar. Aksi taktirde uzaktan atıp tutan, hem yola, hem de evliyaya ürüyen bir sahtekardan başka bir şey olamazsınız...
[FONT=arial black]
[FONT=arial black]
[FONT=arial black]
[FONT=arial black]


Mustafa dediler benim adıma
Bir sıfatı Ali bindi atıma
Şimdi de ZÖHRE ANA geldi sıfata
Duyulsun şanımız Yüce Allah' a

(PİR ZÖHRE ANA)
Cezalı Üye
Sinan Işık (Kral Çıplak) nihayet sıyırdı...
T U N Ç yazdı:Sinan Işık nihayet sıyırdı...


ŞahımMerdan yazdı:Yaşayan Tek Alevi Piri Zöhre Ana'nın kısa Hayat Hikayesi

15 Haziran 1957 yılında Yozgat’ın Köçekkömü köyünde, evin ikinci çocuğu olarak dünyaya gelir. Ailesi tarafından Süheyla ismi verilir. İlkokulu köyündeki okulda başarılı bir şekilde tamamlayan küçük Süheyla, çok istemesine rağmen ilkokuldan sonra okula gönderilmez.

1971 yılında ailesi Yozgat’ dan Ankara’ ya göç etmeye karar verir ve Ankara’nın Mamak ilçesinde bir arsa1 satın alırlar. Buraya yapılan evde yeni yaşamlarına başlarlar.

1973 yılında evlenir; bu evlilikten Gazi ve Selver adında iki çocuğu dünyaya gelir. Evin neşe kaynağı olan bu küçük çocuklarla birlikte büyüyen aile, Ankara’nın fakir insanlarını kucaklayan tepelerinden birine yapılmış bu gecekonduda, mutluluğun ve acının birarada olduğu “hayata” devam ederler.

Aslında herşey normaldir, kendisi ev işleriyle uğraşmaktadır, eşi çalışmakta, Gazi ise çoktan okula başlamıştır. Ama bir süre sonra, anlam veremediği bir takım olaylar meydana gelmeye başlar, evin içinden, dışardan, çatıdan, kapıdan gelen bazı sesler duymakta ama bunları kimseyle paylaşamamaktadır. Ta ki 1982 yılının 10 Kasım sabahı, saat 05:30’a kadar…
Bu olayı Zöhre Ana, “Cemden Gelen Nefesler” adlı kitabında, şu şekilde anlatmaktadır:

“Ailemde ve çevremde kesinlikle ne dedelik, ne ebelik mevzuu vardır. Ne de hacılık, hocalık... Ben bunları hiç görüp öğrenmedim… 1982 yılında tam 10 Kasım günü ilk belirti başladı. Perşembe günüydü. Saat 16.00 - 17.00 sıralarıydı oğlum okuldan gelmişti. Ona ders çalıştıracaktım. Tam lambayı yakarken birkaç günden beri duyduğum, ama kimseye söyleyemediğim sesleri duymaya başladım. Sanki içerde biri vardı. Ama göremiyordum. Aramaya başladım. Lambayı yakarken her yanı yeşil duman kapladı. Ben evin içinde nur olduğunu bilmiyordum. Nuru görüyorum, ama evi de görüyorum. Soba çok yanıyor diye koşup kucakladım. Soba yerindeydi. Beni yakmadı. Birden anladım. Bir besmele çekip iki dizimin üstüne oturdum. O nur, duman olup gökkuşağı gibi renklerle duvarlara serpildi. Soba yerindeydi, çocuklarım hayretle bakıyordu. Kendimi toparladım. Onların yemeğini verdim...
Aynı gece, yani perşembe gecesi sabaha karşı 05:30 sıralarıydı. Hatta saatime baktım. Unutamıyorum. Tam Beşi yirmi geçiyordu.
Dipnot:
1-Zöhre Ana, Hak sırrına erdikten sonra bu arsada İmam Üseyin’in torunları olan Küçük Battal Gazilerin (Hıdır ve İlyas’ın) türbelerinin bulunduğunu bildirmiştir.
2-İsmet Solak, “Cemden Gelen Nefesler” s.87
3-İsmet Solak, “Cemden Gelen Nefesler” s.228
4-İsmet Solak, “Cemden Gelen Nefesler” s.12

(Kaynak: www.zohreana.com)


Sinan IŞIK kafayı sıyırsa ne olur???
Tek kişi olduğu için fazla bir şey fark etmez...
Deli diye tımarhaneye kapatırlar olur biter...

(yönetim tarafından silindi)
Eyvah ehvah...
Neler olmaz ki...
Bu kadar sıyrık insanı koyacak tımarhene de bulmak imkansız olacağı için, herhalde bir stadyuma doldurmak gerekecek...

Aslında bu koca yalan uydurulan hikayenin başından itibaren başlamış...
İlgili topikten alıntıladığım anlatının hemen başlarında yalanlar da başlamış...
Bu yalanı ilk fark eden ben değilim...
Bir süre önce Alevi forumlarından birinde Süheyla AYDOĞAN meselesi tartışılırken genç yazarlarımızdan Hüseyin ERDEM isimli bir arkadaş tespit etmişti bu koca yalanı...
Süheyla AYDOĞAN-ın kendi anlatımıyla ve büyük iddiasıyla hidayete erdiği ilk anları büyük bir heyecanla bizlere anlatmaya başladığı sırada yalanlarına da başlamış olduğunu görmüş olduk...
İnsanlar çok kolaylıkla yanılıp yalanlar söyleyebilir ama,
tarih asla yanılmaz ve yalan söylemez...

Süheyle hanım gaybdan gelen ulularla??? ilk karşılaştığı anları dakikası dakikasına anlatmak istemiş...
Tabi bu kadar detayı verme ihtiyacı duymuş olması normaldir...
Çünkü bu aytıntılar hikayeyi ilginç kılmakta ve en önemlisi de ayrı bir mistik hava katmaktadır...
Zaten önemli olan da burasıdır...

Süheyla hanım-ın verdiği tarih yıl olarak 1982,
aylardan Kasım ayı,
günlerden perşembedir,
üstelik bir de 10 Kasım-dır...

Peki gerçek böylemidir???
Tabi ki hayır...
Hani yukarıda dedim ya,
tarih yalan söylemez ve asla affetmez diye...
Yazar Hüseyin ERDEM-in uyarısıyla bende geriye doğru bir tarih sorgulaması yaptığımda,
genç yazarımız Hüseyin ERDEM-in doğru söylediğini,
Süheyla ERDOĞAN hanımın yalan söylediğini anlamış oldum...

Bu kurgunun neye istinaden yapıldığını anlamamız hiç te zor değil...
İddia edilen günün Perşembe olması Alevilere yöneliktir...
Çünkü Alevilerde Perşembe günleri kutsal gündür...
Özellikle perşembe akşamları hava karardıktan sonra evlerde evin en temiz yerinde mumlar yakılmaktadır...
Zaten olayın başlama zamanının lambayı yakma zamanına denk getirilmesindeki maksat ta budur...
Aynı günün 10 Kasım olması ise bir taşla iki kuş vurmak demektir...
İki önemi bir güne denk getirerek ilgili bütün kesimlerin en zayıf yerlerini yakalamış olmaktalar...
He ne kadar durum böyle görülse de,
aslında bu kadarla da kalınmamış...
yalnızca Aleviler ve kemalistler değil,
aynı zamanda hedefe başkalarının da konulmuş olduğu görülmektedir...
Yalanlar üzerine kurgulanmış olan bu tarih hikayesi,
yani 10 Kasım perşembe hikayesi,
aynı günün devamında cuma-ya ve özellikle sabah ezanına bağlanarak sun-ni-ler de avlanmış olmaktadır...
Çünkü kurguya göre irşat etmeye gelen gayb erenleri,
ezan okunmaya başlayınca dersi kesmişler...
Bu şekilde yapılarak Aleviler, Müslümanlar ve Kemalistler bir potada eritilmiş olmaktadırlar......
İşte bu şekliyle kurgulu hikaye tamamlanmış olmaktadır...

Peki bu uyduruk kurguyu kim veya hangi reel güç bozuyor???
Tabi ki tarih denen güç bozuyor...
Üstüne basa basa vurgulanan başlangıç tarihinin yalan olduğunu öğrendiğimizde,
bütün hikayenin espirisi çöpe gidiyor...
Çünkü gerçek tarihi kayıtlara göre 10 Kasım 1982 tarihi Perşembe-ye değil,
Çarşamba gününe denk gelmektedir...
Dolayısıyla ertesi gün de Cuma-ya değil Perşembeye gelmektedir...

ECE BEBEK konusuna gelince...
İstediğiniz kadar inkar edin...
İstediğiniz kadar kıvırın...
İstediğiniz kadar yeni kılıflar uydurun bu işten kurtuluşunuz mümkün değil...
ECE BEBEK sizin yalanlarınızı yerle bir eden canlı bir örnektir...

Hadi bakalım kendinize başka yalanlar bulun...
Bari dişe dokunur bir şeyler olsun...
Çünkü her bulduğunuz bahanede daha çok batıyorsunuz...

Kolay gelsin...

Kral çıplak.

Sinan IŞIK
Posting Freak
Sinan Işık (Kral Çıplak) nihayet sıyırdı...
Sunucumuzdaki sorun nedeniyle forumumuzda yaklaşık üç haftalık bir kayıp yaşadık.

O yüzden üç hafta kadar geri gitmek zorunda kaldık.

Biz geri gidince cıbıl da geri gelmiş tabi.

Çünkü yüklediğimiz yedekte cıbıldak henüz kontrol altına alınmamış.

Kendisini tekrar kontrol altına alıyor hatta aşağıdaki mesajından dolayı artık bir zahmet yasaklıyor,

Ve kendisine başka forumlarda bol çamur atmalar diliyoruz.

10 Kasım 1982 tarihinden çıkarılan derin tespitlerden cıbıldakça çıkarımlar okuduk.

Biz gülüyoruz tabi.

Muhammet Ali yolunu anlatmaya gelmiş bir Pir var karşısında.

Ve koca Pir her gün onlarca insana doğruları anlatıyor, dertlerini dinliyor, yaralarını sarıyor ve onlardan herhangi bir şey beklemiyorken yalan olduğu iddia edilen "doğruların " amacı ne olabilir?

Hangi gerekçeyle böyle yalanlar söylenir? Buna kim inanır?

Atatürkçü tarafın sempatisini kazanmak, Alevilerin sempatisini kazanmak...

Bunlar çok banal çok basit iftirtalar.

Zöhre Ana Atatürk'e O da evliyaydı, O da erenlerdendi diyor.

Sırf bu yüzden Atatürkçülerin çoğu Zöhre Ana'ya tepki gösteriyor. Vay efendim putlaştırıyor da, Atatürk türbeleri kapattırmış da bilmem ne...

Zöhre Ana gerçek namaz ezan bende diyor, Ehlibeyti Ömer katletti diyor. Ama cıbıldağın iddiasına göre onlara da sempatik görünmeye çalışıyor öyle mi?

Zöhre Ana ey Aleviler! Gözünüzü açın cemlerinize, pirlerinize sahip çıkın, allahsızların peşinden gitmeyin, Alisiz yol yürünmez, içkiyle ibadet olmaz diyor. Dedeler ateş püskürüyor vay sen misin içkimize karışan ve Zöhre Ana Alevilere sempatik görünmeye çalışıyor öyle mi?

Çok çalışman lazım cıbıl çok.

Kusur arayan kendi özüne baksın.

Eksiklik belki sendedir.
[size=7]"Benim Testim Kerbela Suyudur..."[/size]

[size=7]Zöhre Ana[/size]

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.