You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Şeriat kapısında Allahın Aslanı Hz. Ali

Şeriat kapısında Allahın Aslanı Hz. Ali

Posting Freak
Şeriat kapısında Allahın Aslanı Hz. Ali
Alıntı:
Hz. Ali, Müslümanlığı ilk kabul ve ilk İman eden kişidir. Hz. Muhammed bir Hadisinde ‘’Benden sonra fitne (huzursuzluk ) olacaktır. Bu oldu mu, Ebu Talip oğlu Ali tarafını tutun. Çünkü O bana ilk iman edendir. Kıyamettede benimle ilk dostluk edecek odur. O Sıddık-ı Ekber’ dir. O bu ümmetin Faruk’udur. O müminlerin ulusudur, reisidir.’’ Diyerek onun ilk iman eden olduğunu beyan etmiştir. Ayrıca kendisi ‘’Allah Elçisi Muhammed, bir Pazartesi günü peygamber olduğunu açıkladı. Aynı günün ertesi Salı günü ben İslam Dini'ne girdim, onun Peygamberliğine inandım’’ diyerek bunu teyit etmiştir.

Hz. Ali’nin İslamiyeti ilk benimseyen insan olması, onun diğer kapılarda göreceğimiz gibi ‘’Evvel Ali, Ahir Ali’’ tanımlamaları ile çelişmez, tam tersine yerinde bir tespit olur. Zira Alevilik diğer semavi dinleri de benimser ve onları Hak kabul eder. Ancak kavimlerin sürekli inanç ve toplumsal ahlâk ihlalleri yaşaması sonucu, bu dinlerin gerek içerik ve gerekse motivasyon olarak özellikleri yitirdiğini ve Allahın yeni Elçiler ve Kutal kitaplar gönderdiğine inanır. Bu vesile ile inançlarda ve Allahın gönderdiği Kitap ve Peygamberlerde bir uyum ve devamlılık vardır.

Bu vesile ile Hz. Ali’nin ilk müslüman olması zahiri yani dünyevi bir olgudur. ’’Evvel Ali, Ahir Ali’’ durumları ile batini, yani bir insanın yaşamının olgunlaşmasının en üst seviyesinde görüp varabileceği bir durumdur. Bu vesile ile burada bir kavram karışıklığı olmamasına dşkkat etmek gerekir.

Her zaman Hz. Muhammed’in yanında bulunmuş ve onun sohbetinden yararlanmış, onunla birleşmiş, bütünleşmiş ve onunla Hak olmuştur. Ondan büyük İlim öğrenmiş ve Hz. Muhammed onun için ‚’’ Ali benim ilmimin haznedarıdır’’ hadisini söyleyerek onun ne kadar bilgili ve alim olduğunu vurgulamıştır.

Hz. Ali süreki ibadet eden ve oruç tutan bir insandır. Hatta 3 gün üst üste oruç tutuğu, 3 gün üst üste tam orucunu açmak istediği zaman kapısına yoksul veya kölelerin gelip sadaka istediklerini, Hz. Ali’nin de bu rızkını onlara vererek orucuna devam ettiği bilinir.

Hz. Ali haramdan hep kaçınmıştır. Hz. Muhammed onun için ‚’’ Ya Ali benden sonra yola gidenler, Senin gösterdin yoldan giderlerse selamete ererler’’ diyerek fena işlerden uzak olduğunu beyan etmiştir.

Tüm ömrü boyunca iyilik, insanlık ve İslamiyet için çalışmıştır. Etrafına ve ailesine sürekli faydalı olmuş ve bunu her fırsatta vurgulamıştır. Onun Gerek oğulları Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’e yaptığı öğütlerde ve gerekse hutbelerinde, Mısır’a tayin ettiği Vali Malik Ejder’e göderdiği mektupta bu görüşleri defalarca vurgulanmıştır. O hiç bir savaşta yenilmemiştir. Hz. Muhammed tarafından ona hediye edilen ve Zülfikâr (171) adı verilen efsanevi çift ağızlı kılıç ve Düldül adı verilen atı ile savaş meydanlarında büyük kahramanlıklar göstermiştir.

Onun olağanüsüt cesareti, yiğitliği, kahramanlığı yüzyıllardır sevenlerinin gönlünde taht kurmuştur.

Bu vesile ile ona Aleviliğin ilk kapısı olan Şeriat kapısında Allahın Aslanı unvanı takılmıştır. Hz. Ali son derece güvenilir ve yiğit bir insan olduğu için 622 yılında Hz. Muhammed ve diğer iman edenler Mekke’den Medine’ye göç (Hicret) ettiklerinde, Hz. Muhammed onu kendi yatağına yatırmış ve Mekke’lileri oyalamasını sağlamıştır. Hz. Ali yüzyıllarca mazlumun dostu, haksızın ve zalimin korkulu rüyası olarak zihinlerde yer edinmiştir. Onun hakkında bu vesile ile yüzlerce Cenk (Kahramanlık) kitabı yazılmış, bilhassa Hayber kalesinde gösteriği olağanüstü kahramanlıkları yüzyıllarca dilden dile aktarılmıştır.

Ona savaş meydanlarında boyun eğmek zorunda kalan düşmanları pusuya yatarak fırsatlar kollamış ve gerek Hz. Muhammed’in Hakka yürümesi sonrasında ve gerekse Hz. Ali’nin şehadetinden sonra intikamlarını ondan, onun ailesinden ve onu sevenlerden almaya kalkışmışlardır.

Bu vesile ile ellerine geçen fırsatları çok zalimce kullanmış, gerek Kerbela ve gerekse daha sonraları çocukları ve torunlarından intikam almışlardır. Hz. Ali ise İslam içinde kan dökülmemesi Hz. Muhammed’in ’’Müslümanlar benden sonra birbirine kılıç çekmesinler’’ Hadisine bağlı kalarak ilk yıllarda uğradığı haksızlıklara rağmen şiddet kullanmamış, taraftarlarını şiddet kullanmaktan men etmiştir. Bütün bunlara rağmen Ehli Beyt ve 12 İmam’ların uğradığı zulüm ve haksızlık adeta tarihte eşine az raslanan zulümler arasına girmiştir. Hz. Ali’den sonra onun torunlarından İmam Cafer Sadık ve son İmam Mehdi dışında tüm soyu kesilerek, vurularak, zehirlenerek, sürülerek yok edilmişlerdir. Sadece kendileri değil, diğer aile bireyleri ve sevenleri de bu zulümden paylarında düşeni almışlardır.

Hakkında Camilerde, meydanlarda, kamu kurumların da sövme ve küfür etme fasılları oluşturulmuş, bilhassa Emeviler devrinde Camiler de Hz. Ali ve Ehl-i Beyt’e sövmek ve hakaret etmek zorunluluk haline getirilmiş, buna uymayanlar ise şiddetli bir şekilde cezalandırılmışlardır.

Hz. Ali için ayrıca Hz. Muhammed şunu söylemiştir. ‘’Ali'den üstün yiğit (feta), zülfikardan üstün kılıç yoktur’’. Bütün bunlardan dolayı Hz. Ali’ye Allahın Aslanı adı verilmiştir. Hz. Ali’yi temsil eden fotoğrafların çoğunda bu işlenmiş ve Hz. Ali bir Aslan ile birlikte sembolize edilmiştir. Ancak bu sembolize sadece Hz. Ali’nin kuvvet ve kudretini temsil etmek için değil, aynı zaman da Hz. Muhammed’in Mirac’a giderken karşısına çıkan Aslan’nın ağzına yüzük atarak ve daha sonra Hz. Ali’nin bu yüzüğü kendisine iade etmesi ile de ispatlanmıştır.

Hz. Ali çevresine sürekli yararlı olduğu, onun ‘’ Adalet, halkın dirliği ve düzeni, idarecilerin ise süsü ve güzelliğidir. ‘’ veya ‘’Yakınlarına yardımı bırakan, düşmanlarına yardım etmiş olur’’ sözlerinden de anlaşılmaktadır.

Hz. Ali, Hz. Peygamberin emirlerine, sözlerine ve icraatlarına sürekli uymuştur. Peygamber onun için ‘’ Ali benim bilgimin kapısıdır. Tebliğe memur olarak gönderdiğim şeyleri benden sonra ümmetime bildiren, açıklayan kişidir. O’nu dinleyin. O’na baş kaldırmak nifaktır’’ diyerek bunu teyit etmiştir
alevileriz.biz
Seke seke geldim ayağım yoktur
Hak mehlemi sende Zöhrem’dir doktur
Kimi kafir olmuş karnısı boktur
Süzünü süzünü postunda otur.

Türkiye’ye çıkarmışım bir gelin
Urufu Zöhre Ana onu pir bilin
Muhammet elçisi Ana’dır deyin
Hak için dergaha niyaza inin.


Bildiren: Pir Zöhre Ana

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.