You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Posting Freak
Osmaniye
OSMANİYE ŞELALELERİ

Şarlak Şelalesi:

[Resim: sarlakselalesi1.jpg]

Doğal sit alanı olan Şarlak şelalesi Kadirli – Sumbas ilçeleri sınırında Kadirliye 25 km. mesafede Kesiksuyu çayı üzerinde bulunan şelale, Manavgat şelalesinin minyatürü gibidir.Koruma altına alınmış bulunan şellale görüntü güzelliği olan ve piknik yapmaya elverişli alandır. İhtiyaca cevap verecek tesisler yoktur.


Karaçay Şelalesi


[Resim: 10nz6.jpg]


Şehir merkezine 4 km mesafede bulunan Karaçay 7 km uzunluğunda,çam ve çınar ormanlarının bulunduğu vadi içerisine uzanmıştır. Karaçay deresi dik yamaçlardan aşağıya inerken 30 m. lik yükseklikten aşağı dökülürken eşsiz güzellik ve manzara arz eden Karaçay Şelalesi buraya ayrı bir güzellik vermektedir.
Karaçay Şelalesine ulaşım belli bir mesafe arabayla gidildikten sonra, ancak patika yolla ulaşılabilen bakir bir doğa harikasıdır. Hafta içi veya hafta sonu her zaman piknik yapan insanların bulunduğu, Çukurova’ya has doğal bitkilerin yetiştiği bir mekan aynı zamanda günübirlik mesire ve trekking alanıdır. İhtiyaca cevap veren küçük çaplı lokantalar bulunmaktadır. Ulaşımı, minibüs ve taksilerle yapılmaktadır.


Karaçay Deresi

[Resim: 11nl0.jpg]
Seke seke geldim ayağım yoktur
Hak mehlemi sende Zöhrem’dir doktur
Kimi kafir olmuş karnısı boktur
Süzünü süzünü postunda otur.

Türkiye’ye çıkarmışım bir gelin
Urufu Zöhre Ana onu pir bilin
Muhammet elçisi Ana’dır deyin
Hak için dergaha niyaza inin.


Bildiren: Pir Zöhre Ana
Posting Freak
Osmaniye
[Resim: 39152983hi7.jpg]

Osmaniye, Kadirli ilçesi sınırları içerisinde bulunan MÖ.VIII.yüzyılda, Geç Hitit Çağı’nda Hitit Kralı Asivatas tarafından kuzeyden gelecek saldırılara karşı bir sınır kalesi olarak kurdurduğu Asitivada (Aslanta-Karatepe) Kalesi’nin çevresi günümüzde Açıkhava Müzesi’dir. Karatepe Adana’nın yaklaşık 100 km. kuzeydoğusunda, Kadirli ilçesinin 25 km. güneydoğusunda olup, Ceyhan Nehri’nden de 22 m. yüksekliğinde, doğal bir tepenin üzerindedir. Çukurova’yı sınırlayan Toros Dağları’nın eteklerinde Ceyhan Nehri’nin her iki kıyısında yer alan ve strateji yönünden de müstahkem bir mevki olan Karatepe, aynı zamanda Akyol denilen eski bir kervan yoluna da hâkimdir. Günümüzde doğusunda Aslantaş Baraj Gölü bulunmaktadır.

Karatepe, 1946 yılına kadar bilinmeyen bir yer iken, Saimbeyli’den koyun otlatmaya gelen çobanlarca tesadüfen bulunmuş ve öğretmen Ekrem Kuşçu tarafından Adana Müzesi Müdürü Naci Kum’a bildirilmiştir. 1946 yılında Alman arkeolog Prof.Dr. H.Th.Bossert başkanlığında kazı çalışmalarına başlanmıştır. Halen bu çalışmalar Prof.Dr.Halet Çambel tarafından yürütülmektedir.

[Resim: 00148236.jpg]

Karatepe-Aslantaş Açık Hava Müzesi’nin bulunduğu yer, Anadolu’daki diğer ören yerlerinden çok farklıdır. Burası, Aslantaş Barajı’nın yapılmasıyla üç tarafı baraj golüyle çevrili olup, baraj gölü ve Andırın Ovası’na hakim bir tepede bulunmaktadır. Müze, bir yarımada şeklindeki burun üzerinde ve etrafı ormanlarla kaplıdır. Karatepe, Çukurova’yı Andırın-Göksun üzerinden İç Anadolu’ya bağlayan ve “Akyol” (Ağ-yol-Kocayol) diye anılan tarihi kervan yolunun üzerindedir. Bu yol; Hititlerden önce, Hititler döneminde ve Haçlı Seferleri sırasında kullanılmıştır. Yakın zamanlara kadar Yörüklerin göç yolu da olmuştur.
Yerli halk, aslan heykellerinden dolayı buraya “Aslantaş” demektedir. Fakat ülkemizin diğer yerlerinde de pek çok Aslantaş vardır. Diğerlerinden ayırt edilmesi için, örenyerine en yakın topografik noktanın “Karatepe” olmasından dolayı buraya “Karatepe-Aslantaş” denmesi daha uygun görülmüştür.

[Resim: 00148277.jpg]

Kurucusundan dolayı Asativadaya adını alan bu yer, M.Ö. 725-720 tarihlerinde Asur kralı 5. Salamonsor veya M.Ö. 680 yılında Asarhaddon tarafından ele geçirilmiş, yakılıp, yıkılmıştır. Yıkılan kale sur duvarlarının kalınlığı 2-4 m. genişliğinde, kalenin iç ve dış duvarları ise 4 ile 6 metre yüksekliğindedir. Kuru, harçsız yapılan çift duvar arasındaki boşluk taş, moloz ve toprakla doldurulmuştur. Kalenin doğu-batı çapı 196 metre, kuzey- güney çapı ise 376 metredir. Kale, 18-20 m. aralıklarla tespit edilebilen 28, tespit edilemeyen 6 olmak üzere 34 adet dikdörtgen burçlarla desteklenmiştir.

Tepenin zirvesinde, saray olduğu tahmin edilen iki tane yanmış bina harabesi ve erzak kuyuları bulunmaktadır. Kalenin, biri güney-batısında, diğeri kuzey-doğusunda olmak üzere iki kapısı bulunmaktadır. Güney-batısındaki giriş kapısında kırık parçalarla ekli iki aslan heykeli vardır. Sağ ve sol yan odacıklarda esmer ve açık sarı, sert taneli bazalt taş bloklar üzerinde duvar kaplaması niteliğinde, o günün inanç ve yaşayışını sergileyen çeşitli figür rölyefleri (taş kabartmalar) ve aynı metin olmak üzere, karşılıklı Finike (çivi) ve Hitit hiyeroglif yazıları bulunmaktadır. Kapı içinde ise yaklaşık üç metre boyunda Fırtına Tanrısı’nın heykeli bulunmaktadır. Kuzeydoğu kapısında insan başlı, aslan gövdeli, karşılıklı iki sfenks vardır. Sağ ve sol odacıklarda Güneş Tanrısı rölyefi ve diğer çeşitli rölyefler ile karşılıklı aynı metin olmak üzere, Çivi yazılı ve Hitit hiyeroglif yazıları bulunmaktadır.
Kale kapılarının iç duvarları bazalt bloklara işlenmiş arslanlar, sfenksler, yazıtlar ile günün inanç ve yaşayışını sergileyen kabartmalardan oluşan duvar kaplamaları ile kaplanmıştır.
Bugüne kadar bilinen Fenike ve Hiyelogrif (Luvca) yazı sistemlerindeki en uzun çift dilli metin birer kere her iki kapı binasına; Fenikece 3. bir örneği de kutsal heykel üzerine işlenmiştir. Böylelikle, Fenike metninin okunabilmesi sayesinde, henüz tam anlamıyla çözümlenmemiş olan, Anadolu'da MÖ.2000’in başlarına kadar geri giden hiyerogliflerin çözümüne olanak sağlayan bir anahtar ele geçmiş oldu. İşte bu yüzdendir ki Karatepe-Aslantaş yazıtları Mısır hiyerogliflerinin okunmasını sağlayan ünlü Rosetta taşına benzetilmiş, uluslararası bir üne kavuşmuştur.

MÖ.2000’de Anadolu'ya hâkim olan, başkenti bugünkü Boğazköy (Hattuşaş) olan Hitit İmparatorluğu MÖ.1200 yıllarında “Deniz Kavimleri” baskını sonucunda parçalanıp dağıldıktan sonra, Toroslar’ın güneyinde Malatya, Sakçagözü, Maraş, Kargamış, Zincirli gibi bazı krallıklar kurulmuş, bunlar daha sonra, çeşitli aşamalarda Asurluların eline geçmiş yağmalanmışlardır. Asativatas'ın hükümdarlığı bu döneme rastlamaktadır. Kurduğu kale de büyük olasılıkla Asurlular tarafından MÖ.720 sıralarında Salmanasar V., ya da MÖ.680 yıllarında Asarhaddon tarafından yakılıp yıkılmış ve terkedilmiştir.

[Resim: osmaniye2ux4.png]

Karatepe kabartmalarında günlük yaşamdan alınma sahnelerin yanı sıra dinsel ve mitolojik sahnelere de yer verilmiştir. Kale kapılarındaki arslan ve sfenksler, kabartma olarak işlenmiş boğa başlı insanlar, kartal başlı demonlar, cinler, boğa üzerinde Tanrı tasviri, bir elinde kuş, bir elinde tavşan tutan kırların koruyucu Tanrısı bunların başında gelmektedir. Ayrıca kabartmalar arasında savaş sahneleri, karada ve suda avlanan avcılar, müzik ve oyun sahneleri peş peşe sıralanmıştır.

Karatepe kitabeleri arasında, Kral Asativatas’ın sözlerini içeren kitabe de bulunmakta olup, bu kitabe arkeolojide Asitavatas’ın Seslenişi olarak tanımlanmaktadır:

”Ben gerçekten Asativatas'ım,
Güneşimin adamı, Fırtına Tanrısı'nın kulu,
Avariku'sun büyük kıldığı, Adanava hükümdarı.
Beni Fırtına Tanrısı Adanava kentine ana ve baba yaptı ve Adanava kentini ben geliştirdim.
Ve Adanava ülkesini genişlettim, hem gün batısına, hem de gün doğusuna doğru.
Ve benim günümde Adanava kentine refah,
Tokluk, rahatlık tattırdım ve Pahara depolarını doldurdum.
Ata at kattım, kalkana kalkan,
orduya ordu kattım, her şey Fırtına Tanrısı ve Tanrılar için.
Çalımlıların çalımını kırdım.
Ülkede kötü olanları
ülke dışına attım.

[Resim: osmaniye1dz9.png]

Kendime bey konakları kurdum,
soyumu rahata kavuşturdum
ve baba tahtına oturdum, bütün krallarla barış kurdum.
Krallar da beni ata bildiler, adaletim, bilgeliğim,
ve iyi yüreğim için.
Bütün sınırlarımda güçlü kaleler kurdum,
kötü kişilerin, çete başlarının bulunduğu sınırlarda;
Mopsos evine boyun eğmeyenlerin hepsini
ben , Asativatas, ayağımın altına aldım.
Buralardaki kaleleri yok ettim, kaleler kurdum ki Adanavalılar rahat ve huzur içinde yaşaya.
Gün batısına doğru
benden önceki kralların alt edemediği
güçlü ülkeleri alt ettim.
Ben Asativatas, bunları alt ettim, kendime kul ettim ve onları ülkemin gündoğusuna doğru,
sınırlarımın içine yerleştirdim.
Adanavalıları da buraya yerleştirdim.
Ve günümde Adanava sınırlarını gerek gün batısına, gerekse gün doğusuna doğru
genişlettim.
Öyle ki, önceleri korkulan yerlerde,
erkeklerin yola gitmekten korktukları ıssız yollarda,
günümde kadınlar kirmen eğirerek dolaşmaktadır.
Ve benim günümde bolluk, tokluk, rahat ve huzur vardı.
Ve Adanava ve Adanava ülkesi huzur içinde yaşıyordu.
Ve bu kaleyi kurdum
ve ona Asativadaya adını vurdum,
Fırtına Tanrısı ve tanrılar beni buna yönelttiler.
ta ki bu kale Adana ovasının ve Mopsos
evinin koruyucusu olsun.
Günümde Adana ovası topraklarında bolluk ve huzur vardı,
Adanava'lılardan günümde kılıçtan geçen kimse olmadı.
Ve ben bu kaleyi kurdum, ona Asativadaya adını vurdum.
Oraya Fırtına Tanrısı'nı yerleştirdim ve ona kurbanlar adadım;
yılda bir öküz, çift sürme zamanı bir koyun, güzün bir koyun adadım.
Fırtına Tanrısını takdis ettim,
bana uzun günler, sayısız yıllar ve bütün kralların üstünde büyük bir güç bahşetti.
Ve bu ülkeye yerleşen halk öküz, sürü, bolluk ve içkiye sahip oldu.
Dölleri bol oldu, Fırtına Tanrısı ve tanrılar sayesinde.
Asativatas'a ve Mopsos evine kulluk ettiler.
Ve eğer krallar arasında bir kral, prensler arasında bir prens, hatırı sayılır bir insan
Asitivatas’ın adını bu kapıdan siler, buraya başka bir ad yazar.
Bunun ötesinde bu kente göz diker ve Asativatas'ın yaptırdığı bu kapıyı yıkar, yerine
başka bir kapı yapar ve ona kendi adını vurursa, aç gözlülük, kin ya da hakaret amacıyla bu
kapıyı yıkarsa, o zaman Gök Tanrısı, Yer Tanrısı
Ve Evrenin Güneşi ve bütün tanrıların gelen kuşakları
Bu kralı, bu prensi ya da hatırı sayılır kişiyi
Yeryüzünden sileceklerdir.
Yalnızca Asativatas'ın adı ölümsüzdür, sonsuza dek,
Güneşin ve Ayın adı gibi.”
Seke seke geldim ayağım yoktur
Hak mehlemi sende Zöhrem’dir doktur
Kimi kafir olmuş karnısı boktur
Süzünü süzünü postunda otur.

Türkiye’ye çıkarmışım bir gelin
Urufu Zöhre Ana onu pir bilin
Muhammet elçisi Ana’dır deyin
Hak için dergaha niyaza inin.


Bildiren: Pir Zöhre Ana
Posting Freak
Osmaniye
Tarihi : Kale ilk çağlarda Çukurova’yı Suriye’ye bağlayan Amanos/Demirkapı geçidini kontrol altında tutmak amacıyla inşa edilmiştir. Ceyhan, Osmaniye, Dörtyol yol ayrımına ve güneydeki geçide hakim 75 m. yüksekliğindeki bir kayalığın ve buna eklenen yığma tepenin üzerindedir.
Girişinin batı yönündeki kayalığın üzerinde bulunması, kalenin önceleri bu kayalık alanla sınırlı olduğunu düşündürtmektedir. Doğu ve kuzey yönlerinin toprak dolgu olması ise, bu kısımların daha sonraki dönemlerde inşa edilmiş olduğunu ve kalenin adını bu yığma tepeden almış olabileceğini akla getirmektedir.
Kalenin ilk konumlandığı batı yakasındaki kayalıkta daha önceki dönemlere ait yerleşme izleri bulunmuyor ise, kaleyi M.Ö. 2000’li yıllara Hitit dönemine tarihlemek gerekmektedir. Bu durumda inşa gerekçesi güneyden gelecek Asur akınları olmalıdır.
Kalenin içinde bulunduğu Doğu Kilikya bölgesinin tarihçesi daha sonraki dönemlerde şöyle gelişmiştir:

M.Ö. VIII. yy. sonu -Asurlular
M.Ö. VII. yy. sonu -Medler
M.Ö. 333 -Makedonya Krallığı
M.Ö. 312 -Selevkaslar
M.Ö. 83 -Ermeni Krallığı
M.Ö. 64 -Roma İmparatorluğu
M.S. 750 -Abbasiler
M.S. 963 -Bizanslılar
M.S. 1095 -Selçuklular
M.S. 1097 -I. Haçlı Orduları
M.S. XII: yy. başı -Ermeni Beyliği
M.S. 1220 -Selçuklular
M.S. 1243 -Moğollar
M.S. 1275 -Memlükler
M.S. 1337 -Oğuz Türkleri Üçok Kolu
M.S. 1352 -Ramazanoğulları Beyliği
M.S. 1375 -Üçok Kolu Kınık Boyu
M.S. 1516 -Osmanlı İmparatorluğu

[Resim: Kale1.JPG]

24 Oğuz boyundan biri ve Anadolu’dakilerin en önemlisi Kınık boyu, Selçuklu hanedanını çıkartmıştır. Anadolu’nun ve özellikle Çukurova’nın fethinde önemli rol oynamıştır. XV. yy. başlarında Çukurova’da batıda Ceyhan, doğuda Osmaniye, kuzeyde Ceyhan ırmağı, güneyde alçak bir dağ silsilesinin çevirdiği ovada yerleşmişlerdir. Bu yöre XIX. yy. sonuna kadar Kınık kazası olarak adlandırılmıştır.
Kaza merkezi ise, o dönemde Kınık kalesi adıyla anılan Toprakkale ve batı bitişiğinde bulunan Kınık kasabasıdır. Bu kasabanın yeri ve dolayısıyla kalenin gerçek adı Prof. Dr. Faruk SÜMER’İN 1960’ların başlarında Osmanlı tarihi defterlerinde yaptığı incelemeler ve bölgede yaptığı araştırmalar sonucu saptanmıştır. Prof. Dr. Faruk SÜMER bu saptamasının gerekçesini Evliya Çelebi seyahatnamesinin aşağıdaki bölümünde de bulmuştur.
“Evsaf kal’a-i Kınık : ..... sene tarihinde Ramazanlı, Ermen padişahları elinden kabza-yi teshire alup karibul ahd zulüm ve taddi sebebi ile halkı perişan olup kal’a hali ve muattal kalmıştır. Amma hala üstad mühendis destinde çıkmıştır ve bir bina-yı zibadır ve şekli müdevverdir. Lakin yukaru çıkub ne cirimde idüğü malümum değildir. Anı ubür idüb yine şarka bir saat gidüp, evsaf-ı kala-i Çanakçı-....... (Seyahatname-İstanbul 1935, Syf. 342)”.
Evliya Çelebi bu yöreden 1670’lerin sonlarında geçmiş, Kınık kalesinin “zulüm ve teaddi” nedeniyle boşaltıldığını belirtmiştir. Dolayısıyla bu yerleşmeye adını veren Kınık boyunun burada, XV. yy. başından XVII: yy. başındaki isyanlar dönemine kadar yaklaşık 200 yıl barındığı ortaya çıkmaktadır.
1519 yılında yapılan tahrire göre Kınık kasabası ve kazasında Ermeni azınlık bulunmamaktadır.
1522 yılında Kınık kasabasında Yunus Dede (15 evli, 2 bekar) ve Hamace oğlu Selman (139 evli, 3 bekar) adlı iki mahalle bulunmaktadır.
1547 yıllında Kınık kasabasında 5 mahalle vardır. Yunus Dede (21), Selman (77), Cami (108), Dursunlu (63), Bayram Fakih (15).
XVI. yy.da Kınık kazasına bağlı köy ve ekinlik sayısı 75’tir.
Kalede yapılan ön araştırmada şu özellikler saptanmıştır:
Kalenin etrafında savunma hendeği bulunmamaktadır. Güney ve güneydoğu yönünde ikinci bir surla tahkim edilmiştir. Surlar ve 14 adet burç, bazalt taşından örülmüştür. Batı yakasındaki düzlükteki yerleşme (Kınık kasabası) ile kale arasında inşa edilmiş merdivenli bir geçidin kalıntıları bulunmaktadır. Kale içerisindeki cephanelik ambar, sarnıç, tuvalet, hamam ve şapel kalıntıları mevcuttur.

[Resim: Kale2.JPG]

Mimari Özellikleri : Toprakkale, Adana, Antakya ve Osmaniye karayollarının kesiştiği üçgende, ovaya hakim bir tepe üstünde yer almaktadır. Toprakkale iç kale ve etrafında yer alan dış sur duvarlarından oluşmaktadır.

a. İç Kale : İç kale kuzey-güney yönünde konumlanan iç avlu etrafındaki sur duvarları ve kapalı mekanlardan oluşmaktadır. İç kaleye doğu yönünden taş merdivenlerle ulaşılmaktadır. Giriş kapısı iç kalenin kuzeydoğu köşesinde yer almaktadır. Giriş kapısından üstü taş tonoz örtülü kapalı bir mekana girilmektedir. Bu mekanın sağındaki duvar, yuvarlak burç duvarına dönüşmektedir. Solundaki duvar ise girişle iç avluyu ayırmaktadır. Girişten, dikdörtgen planlı, çapraz tonoz örtülü ikinci bir mekana geçilmektedir. Bu mekandan kuzey cephesine açılan iki pencere ve iç avluya açılan iki kapı boşluğu bulunmaktadır. Avlu duvarı bu mekandan itibaren iki metre geri çekilerek sur duvarıyla tonoz örtüyle birleşip kuzey cephesi boyunca devam etmektedir. Bu hacim kuzeybatı köşesinden bir duvarla ayrılmaktadır. Avlu duvarının orta kısımlarında sarnıca benzeyen en üstü tonoz örtülü bir hacim vardır. Ayrıca bu duvarda avluya açılan iki kapı ve bir pencere boşluğu bulunmaktadır.
İç kalenin kuzeybatı köşesi, kuzeybatıya açılan büyük bir penceresi ve avluya açılan kapısı olan küçük bir hacim niteliğindedir. Batı cephesinde yer alan sur duvarları ve avlu duvarı taş tonoz örtüyle birleşerek cephe boyunca devam eden kapalı mekan oluşturmaktadır. Sur duvarları üzerinde herhangi bir açıklık olmayan bu mekanın avlu duvarında 10 adet kapı ve pencere boşluğu niteliğinde açıklık mevcuttur. Bu mekanın üzengi çizgisinde boylu boyunca ara kat izi ve batı duvarına yaslanmış taş merdiven basamakları vardır. Güney duvarında bulunan küçük bir kapı boşluğundan iç içe açılan karanlık dışa tamamen kapalı iki küçük mekana geçilmektedir.
İç kalenin güneybatısında yer alan üstü taş tonoz örtülü kapalı dikdörtgen mekanın güneybatıya bakan sur duvarı üstünde iki mazgal deliği boşluğu duvara bakan uzun duvarında ise iki pencere bir kapı boşluğu vardır. Ayrıca bu duvarın batı köşesinde üste çıkan taş merdiven basamakları mevcuttur. Bu mekanın doğu duvarında avluya açılan büyük bir kapı boşluğu, batı duvarında ise bir niş mevcuttur. Bu mekanın ortasında bulunan yaklaşık 1m²’lik dikdörtgen boşluk altta zindan olduğu söylenen mekana açılmaktadır. Ayrıca zindana mekan doğu duvarının üst kotunda bulunan açıklıktan girilebilmektedir. İç avlunun güneybatı ve batı cephesi 5 adet burç ve sur duvarlarıyla çevrilidir.
İç avlunun batı cephesinde yer alan sur duvarları iki katlıdır. Duvarlar üst katta batı cephesi boyunca devam etmektedir. Duvarların avluya bakan yönünde yer alan kemerli açıklıkların ortasında mazgal delikleri bulunmaktadır.

İç avlunun kuzey yönünde büyük bir sarnıç mevcuttur. Orta kısımlarda ise duvar izleri ve sütun kalıntıları vardır.
İç kalenin batı cephesinde yer alan ve zeminden yukarıya doğru eğimli yükselen taş kaplı platformun altında tüneller vardır. Tünel ağızları kapalı olduğu için girilememiştir.

b. Yapısal Durum : Kale duvarları sıralı moloz taş örtü niteliğinde siyah bazalt taşla inşa edilmiştir.İç kalenin sur duvarları genelde ayakta olmakla birlikte üst kotları yıkıntı halindedir. Batı cephesinde yer alan iki büyük burç tamamen yıkılmıştır. Kapalı mekanları örten tonozlarda büyük ölçüde çatlak ve çöküntüler görülmektedir. Kalede yakın tarihlerde yapılmış herhangi bir onarım izine rastlanmamıştır. Sadece kaleye çıkış yolu ve merdivenleri yeni yapılmıştır.

c. Ön Müdahaleler : Sağlıklı bir restitüsyon ve restorasyon projesi hazırlanabilmesi için şu ön çalışmaların yapılması gereklidir:
İç kale ve dış kale arasında kalan bölüm ile iç kale avlusu ve dış kale etrafında araştırma hafriyatı yapılması.
Tüm açık alanlarda bitki temizliği yapılması.
Tüm açık ve kapalı alanlarda yüzey temizliği yapılması.
Yapıya ait düşmüş taşların toplanması ve düzgün bir şekilde istiflenmesi.

Rölove Ölçüm ve Çizim Tekniği

a. Plan : İç kale, kutupsal dik koordinat yöntemi ile içten ve dıştan ölçülmüştür. Teodolit il okunabilen tüm plan noktalarının yatay açıları ile yatay mesafeleri ölçülmüştür. Toplam 91 poligon noktası ile 1478 pas noktası ölçülmüştür. Bu yöntemle ölçülemeyen bölümlerde, ölçümler geleneksel yöntemlerle tamamlanmıştır.

b. Kesit ve Cepheler : Nivo ile çekilen -,+ 0.00 hattına göre okunabilen tüm poligon ve pas noktalarına nivelman yapılarak kotlar alınmıştır.
Tonoz ve kemer profilleri üçgenleme metodu ile ölçülmüştür.


[Resim: 82834894sb7.jpg]
Seke seke geldim ayağım yoktur
Hak mehlemi sende Zöhrem’dir doktur
Kimi kafir olmuş karnısı boktur
Süzünü süzünü postunda otur.

Türkiye’ye çıkarmışım bir gelin
Urufu Zöhre Ana onu pir bilin
Muhammet elçisi Ana’dır deyin
Hak için dergaha niyaza inin.


Bildiren: Pir Zöhre Ana
Posting Freak
Osmaniye
[Resim: 1168032420savrandakalesi.jpg]

Osmaniye’nin doğusunda, Kaypak yolu üzerinde 30 km’lik asfalt yol ile bağlıdır. Kalecik barajının yanında yer almaktadır. Kalenin çevresi 800 metredir. Dikdörtgen biçiminde olup surları 7-10 metre, burçları ise 8-10 metre yüksekliktedir. 12 burcu ve kulesi vardır. Kale Romalılardan kalmadır. Osmaniye’den Gaziantep’ e giden transit yolun 30. km.den sağa sapıp Kaypak bucağına giderken yolun kenarında tatlı bir eğimle akan Kaypak çayının güney sırtlarında inşa edilen kalenin çevresi 800 metre kadardır. Araziye uydurularak dikdörtgen biçimde kurulmuştur. Güneydoğu, kuzey ve batı yönlerini Kaypak çayının keskin yamaçlarına, doğusunu sert kalkerli kayaların dikleşen böğrüne dayayarak o taraflardan gelecek tehlikeleri bu şekildeki tabii setrelerle önlemiş bulunmaktadır. Bütün gücünü güneydeki bir noktaya veren Savranda kalesi bu yöndeki sur ve burçları aşılması güç denecek derecede yükseltilmiştir. Bu sebeple kaleye açık bulunan tek kapısından girilir. Tabandan itibaren kayalar üzerinden oyulan merdivenler bu kapıya kadar yükselir. Etrafında müdafaa suru veya hendeği yoktur. Kale içerisindeki düzlük çam ağaçları ile kaplıdır. Kale meydanında su sarnıçları, bina kalıntıları vardır. Güneyden kuzeye doğru girişin devamı olan ince bir yol uzanır. Kuzeye bakan surun dibinde 2 metre tabii setreli bir geçit, Kaypak çayına kadar iner. Burçların içleri boş, ikişer katlıdır.
Hepsinin altından kale meydanına açılan kapılar bulunmaktadır. Surun üzerinden geçen yol, burçları birbirine bağlamıştır. Çamların arasından fışkırırcasına yükselen kale, tabiat güzellikleri ortasında görülmeye değer bir durumdadır. Ortaçağ kalelerindendir. Bir çok defa yenilenmiştir.


[Resim: 39347598iw8.jpg]


[Resim: savrandakalesi3.jpg]
Seke seke geldim ayağım yoktur
Hak mehlemi sende Zöhrem’dir doktur
Kimi kafir olmuş karnısı boktur
Süzünü süzünü postunda otur.

Türkiye’ye çıkarmışım bir gelin
Urufu Zöhre Ana onu pir bilin
Muhammet elçisi Ana’dır deyin
Hak için dergaha niyaza inin.


Bildiren: Pir Zöhre Ana
Posting Freak
Osmaniye
Kastabala, Osmaniye il merkezinin 12 km. kuzeyinde Aslantaş barajı ve Karatepe Aslantaş Açık Hava Müzesine giden yol üzerindedir. Ceyhan nehrinin kuzeyinde Kesmeburun ile Bahçeköy arasındaki küçük ovaya hakim olan bir kaya çıkıntısı üzerinde 13. yy’dan kalma “Bodrum Kalesi” adını taşıyan bir Ortaçağ kalesi yükseliyor. Bodrum Kalesi’nin daha sonra antik kaynaklarda Ceyhan nehrinin yanındaki şehir olarak geçen Kutsal Kastabala içinde kurulduğu biliniyor. Bu şehir, büyük bir alanı kaplıyor ve yapılan arazi çalışmaları sonucunda bahsedilen bu yayılım alanı içinde halen ayakta kalmış anıtsal mimari kalıntıların yanısıra çok miktarda tarihi kalıntılara rastlanıyor.

Kastabala hakkındaki en eski bilgi, M.Ö.5/4 yy’a ait Arami yazıtlı bir sınır taşında bulunmuş. Yazıtta Pirvaşua adını taşıyan Anadolu Ana Tanrıçasının arazisinden söz ediliyor. Kastabala’nın şehir olarak adına Helenistik dönem krallarından 4. Antiochos Epiphanes’in hakimiyet döneminde (M.Ö. 175-164) basılan sikkelerde rastlanıyor. Roma imparatorluğundan Traianus, Hadrianus ve Caracalla, Kastabala’yı ziyaret etmişler ve bu ziyaretleri sırasında kent halkı tarafından heykelleri yapılarak onurlandırılmışlar.

Bölgede Roma dönemine ait birçok yazıt ve sikke bulunmuş. M.S. 200 yılları civarında inşa edilmiş olan 300 metre uzunluğunda sütunlu cadde bulunmaktadır. Bu cadde kalenin oturduğu kayalığın yanından geçip, asıl yerleşme bölgesini oluşturan arkadaki vadiye iner. Bu vadiden çıkıldığında varılan terasta çok sayıda yazıtlı heykel kaidesi bulunmuş. Yamaçta çok Roma devrinden, iyi durumda kalmış olan 5000 kişilik tiyatro, stadyum, tiyatronun karşısında kalma bir hamam kalıntıları görülmekte. Ayrıca kiliseler, kaya mezarları, su kemerleri bulunmaktadır. Çok eski dinsel bir merkez olduğu anlaşılan Kastabala’nın tanrıçası Perasia’nın ülkesinin çok geniş olduğu tahmin ediliyor.

Roma hakimiyeti bölgeye ekonomik ve kültürel yönden refah getirmiş. Kent, Sasani Kralı Şapur tarafından M.S. 260 tarihinde ele geçirip yağmalanmış ve bu yıkımdan sonra toparlanamamış, terk edilmiş.


5000 kişilik Hierapolis Anfi Tiyatrosu
[Resim: www.zohreanaforum.com]


(Hierapolis)
[Resim: www.zohreanaforum.com]


[Resim: www.zohreanaforum.com]


Sütunlu yol (sütunlu yoldan kale görüntüsü)
[Resim: www.zohreanaforum.com]


[Resim: www.zohreanaforum.com]


[Resim: www.zohreanaforum.com]


Kilise
[Resim: kastabala-3-.jpg]


[Resim: kastabala.jpg]
Seke seke geldim ayağım yoktur
Hak mehlemi sende Zöhrem’dir doktur
Kimi kafir olmuş karnısı boktur
Süzünü süzünü postunda otur.

Türkiye’ye çıkarmışım bir gelin
Urufu Zöhre Ana onu pir bilin
Muhammet elçisi Ana’dır deyin
Hak için dergaha niyaza inin.


Bildiren: Pir Zöhre Ana
Posting Freak
Osmaniye
[Resim: 12qn4.jpg]

Osmaniye-Kadirli yolu üzerinde Ceyhan Nehri kıyısındadır. Toprakkale ve Yılankale’nin görüş alanında bulunmaktadır. Yapıldığı dönem bilinmemekle birlikte Hitit kabartması bulunan kale Osmaniye Gökçedam (Hemite) Köyündedir. Osmaniye’ye 20 km mesafededir.


Harun Reşit Kalesi:
Haruniye kalesi aynı adlı ilçede Abbasi halifesi Harun Reşit’in uç Beyi Faraç Bey tarafından 699 yılında yaptırılmıştır. Askeri yönden büyük önem taşıyan bu yöre ve kaleye Horasanlı gönüllü Türk mücahitleri yerleştirilmiş ve iskan edilmiştir.
Seke seke geldim ayağım yoktur
Hak mehlemi sende Zöhrem’dir doktur
Kimi kafir olmuş karnısı boktur
Süzünü süzünü postunda otur.

Türkiye’ye çıkarmışım bir gelin
Urufu Zöhre Ana onu pir bilin
Muhammet elçisi Ana’dır deyin
Hak için dergaha niyaza inin.


Bildiren: Pir Zöhre Ana
Posting Freak
Osmaniye
[Resim: 15qg2.jpg]

Kadirli İlçesi’nin 10 km. kuzeydoğusunda yer almaktadır. Roma dönemine aittir. Güneyinde de Roma dönemine tarihlendirilen kabartmalar bulunmaktadır.
Seke seke geldim ayağım yoktur
Hak mehlemi sende Zöhrem’dir doktur
Kimi kafir olmuş karnısı boktur
Süzünü süzünü postunda otur.

Türkiye’ye çıkarmışım bir gelin
Urufu Zöhre Ana onu pir bilin
Muhammet elçisi Ana’dır deyin
Hak için dergaha niyaza inin.


Bildiren: Pir Zöhre Ana

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.