You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Posting Freak
Niğde
Nufus
331.677
Yüz Ölçümü
7.795
İlçe Sayısı
6



[Resim: 0169.jpg]
İç Anadolu Bölgesi’nde, Orta Kızılırmak Bölümünde yer alan Niğde, kuzeyinde Kırşehir ve Nevşehir, doğusunda Kayseri, güneydoğusunda Adana, güneyinde Mersin, güneybatı ve batısında Konya, kuzeybatısında da Ankara ili ile çevrilidir. Niğde’nin batı kesimi dalgalı düzlükler, kuzey, orta, doğu ve güney kesimleri dağlık alanlardan oluşmuştur. İlin kuzeyini Ekecek (Ekecik) Dağı (2.137 m.), orta kesimini Melendiz-Hasan Dağları, güneyini ve doğusunu Orta Torosların uzantısı olan Bolkar Dağları ile Aladağlar engebelendirmektedir. Niğde’nin en yüksek noktası Aladağlar üzerindeki Demirkazık Doruğu’dur (3.756 m.). Onun dışında Lorut Dağı Kol Tepesi’nde (3.588 m.), Aladağ Huş Tepesi’nde (3.333 m.), Hasan Dağı (3.268 m.) ve Pozantı Dağı (2.703 m.) ilin diğer yükseltileridir. İlin doğu kesimindeki Obruk Platosu, Aksaray Ovasının uzantısı ve Ereğli Ovasının kuzeydoğusu düzlük alanlardır.


[Resim: 00145939.jpg]
İlin kuzeyindeki Ekecek Dağı’ndan kaynaklanan sular, Kızılırmak vasıtası ile Karadeniz’e dökülür.Kuzey ve kuzeybatıdaki küçük akarsuların bazıları Tuz Gölü’ne dökülürken, bazıları da bataklıklarda sona erer. İlin en önemli akarsuyu Melendiz Dağı’nın yamaçlarından kaynaklanan, Ihlara Vadisinden akan Melendiz Suyu’dur. Bunların yanı sıra Niğde’nin orta kesimlerinden kaynaklanan küçük dereler il içerisindeki kapalı havzalarda sona erer, bazıları da Ereğli Ovasına kadar uzanır.


Niğde’de Obruk ismi verilen küçük göller bulunmaktadır. Bunların yanında Gebere, Mamasın, Akkaya ve Gümüşler Barajlarından ötürü küçük yapay göller de vardır. Ayrıca Tuz Gölü’nün güneydoğu kesimi il sınırları içerisinde kalmaktadır. Yüzölçümü 7.795 olan ilin toplam nüfusu 348.081'dir.


[Resim: 00145940.jpg]
Orman açısından yoksul olan ilin bitki örtüsü bozkır (step) görünümündedir. İlde, İç Anadolu Bölgesi’nin özelliğini taşıyan Karasal İklim hüküm sürmekte olup, yazlar sıcak ve kurak, kışlar soğuk ve genellikle kar yağışlıdır.


İlin ekonomisi tarım, hayvancılık ve sanayie dayalıdır. Yetiştirilen tarımsal ürünlerin başında; buğday, arpa, çavdar, patates, ayçiçeği, şeker pancarı, soğan, nohut, mahluttur. Meyvecilikte ise, elma başta olmak üzere, kavun, karpuz, üzüm yetiştirilir. Ayrıca domates, lahana gibi sebzeler de yetiştirilmektedir. Hayvancılıkta küçük ve büyükbaş hayvan besiciliği yapılmakta olup, özellikle sığır, koyun, kıl keçisi, Ankara keçisi yetiştirilir. Hayvansal ürünler sucuk ve pastırma yapımında, süt ürünleri fabrikasında değerlendirilmektedir. İlde halıcılık ve düz yaygı dokumacılığı oldukça yaygındır.


[Resim: 00145941.jpg]
Niğde kalkınmada öncelikli iller kapsamında olup, ilde un, nişasta, şeker, meyve suyu, şarap, yem, yün ipliği, halı, çimento, beton direk, tuğla, kiremit, makine yedek parça fabrikaları ile tuz üretim ve ambalaj tesisleri bulunmaktadır.


Niğde yer altı kaynakları bakımından oldukça zengindir. Antimon, civa, volframit, tuğla ve kiremit hammaddesi, kurşun, çinko, demir, jips, altın ve gümüş içeren yataklar vardır.


Niğde’nin en eski adının Nahita veya Nekide olduğu sanılıyor. Bu addan ilk önce ünlü tarihçi İbn Bibi bahsetmiştir. XIV. yüzyılda Nakide kelimesi Nikde, Nigde okunacak şekilde yazılmış, bu sözcük Cumhuriyet döneminde de Niğde şekline dönüşmüştür.


[Resim: 00145942.jpg]
Niğde tarihinin Neolitik Döneme (M.Ö. 7250-5500) kadar indiği, Bor Bahçeli Kasabası Roma Havuzu yakınındaki Köşk Höyük’ten ve Bor Pınarbaşı Höyüğünden çıkartılan eserlerden anlaşılmaktadır. Ayrıca Hitit Dönemine (M.Ö. 2000-7000) ait eserler ise Kömürcü Köyü Göllüdağ Örenyeri’nden çıkartılmıştır. Helenistik Dönemde (M.Ö.330-30) Niğde bölgesi Büyük İskender’in komutanlarından Eumenes’in kurduğu Pergamon Krallığı sınırları içerisinde kalmıştır. Tepe Bağları ve Ulukışla Porsuk Höyük kazılarından bu döneme ait eserler ortaya çıkarılmıştır. M.Ö. 30 - MS. 395 yıllarını kapsayan Roma Döneminde Niğde bölgesi tarihinin en önemli dönemlerinden birini yaşamıştır. Bu dönemde Tyana (Kemerhisar Kasabası) çevresinde yoğun bir yapılaşma görülmektedir. Saraylar, mabetler, su kemerleri ve yerleşim birimleriyle oldukça büyük bir kent konumuna getirilmiştir. M.S. 395 yılında ise Bizans egemenliği altına girmiştir. Bizanslılar zamanında yöre, Sasani, Pers ve Arapların istilalarına uğramıştır. Tyana kenti 931 yılındaki Arap İstilası sonucu büyük ölçüde yıkılmıştır.

Malazgirt Savaşı’ndan (1071) sonra Niğde yöresine Türkmen boyları yerleşmiştir. Anadolu Selçuklu Hükümdarı I.Alaeddin Keykubat zamanında Niğde ve yöresi parlak bir dönem yaşamıştır. Anadolu Selçukluları Kösedağ Savaşında (1243) Moğollara yenilence bölge Moğolların uç beyliği olan İlhanlıların idaresine geçmiştir. 1357 yılında da yöreye Karamanoğulları egemen olmuştur. Fatih Sultan Mehmet zamanında, 1471’de Niğde Osmanlı topraklarına dahil olmuştur.


XIX.yüzyıl sonlarında Konya Vilayetine bağlı Niğde Sancağı konumunda idi. Cumhuriyetin ilanından sonra, 1924’te il yapılmıştır.




Niğde’de günümüze gelebilen tarihi eserler arasında; Köşk Höyük, Göltepe-Kestel , Porsuk Höyük, Güllüdağ Hitit Kalıntıları, Tyana Örenyeri, Gümüşler Örenyeri ve Manastırı, Kavlaktepe Yeraltı Şehri, Tyana Kalıntıları, Tyana (Kemerhisar) Su Kemerleri, Bahçeli’de Roma Havuzu, Niğde Kalesi (XIII.yüzyıl), Ak Medrese (1409), Hüdâvend Hatun Kümbeti (1312), Gündoğdu Türbesi (1344), Şeref Ali Türbesi (1276), Bor’da Sokollu Mehmet Paşa Bedesteni, Sungurbey Kütüphanesi (1335), Saat Kulesi (1866), Başhanı, Sarı Han, Misli Han, Paşa Hanı, Hatıroğlu Çeşmesi, Türk sivil mimari örneklerinden evler bulunmaktadır.
Ayrıca, Demirkazık Tepesi, Köşk, Keten Çimeni, Kayardı Bağları, Fertek Fatih Parkı, Bahçeli Gezi, Gebere Barajı Mesire Yeri, Gümüşler Barajı, Kenetçimen Mesire Yeri, Darboğaz Gezi ve Mesire Yerleri ilin başlıca doğal güzellikleridir. Ayrıca ilde Kocapınar Suyu ve Çamuru, Kemerhisar İçmesi, Çiftehan Kaplıcaları bulunmaktadır.
Seke seke geldim ayağım yoktur
Hak mehlemi sende Zöhrem’dir doktur
Kimi kafir olmuş karnısı boktur
Süzünü süzünü postunda otur.

Türkiye’ye çıkarmışım bir gelin
Urufu Zöhre Ana onu pir bilin
Muhammet elçisi Ana’dır deyin
Hak için dergaha niyaza inin.


Bildiren: Pir Zöhre Ana
Posting Freak
Niğde
GENEL BİLGİLER

Yüzölçümü: 14.294 km²

İl Trafik No: 51

Kapadokya Bölgesinde yeralan Niğde, antik kentleri, tarihi ve kültürel eserleri, Aladağ Milli Parkı ile önemli bir turizim merkezidir.

İLÇELER:

Niğde ilinin ilçeleri; Altunhisar, Çamardı, Çiftlik ve Ulukışla' dır.


Ulukışla: Ulukışla Aladağlar ve Bolkar Dağları'nın birleştiği ve güneye geçiş olanağı tanıdığı yerde, 17. Yy 'da kurulmuştur. İlçe merkezinde Osmanlı Dönemi eserleri olan Öküz Mehmet Paşa Kervansarayı, Porsuk köyü yakınındaki geç Hitit ve Frig dönemi kalıntılarını barındıran Porsuk Höyük önemli örenlerdir. Ayrıca çok önemli çevre çekiciliklerine sahip Bolkar Dağlarının önemli bir kısmı Ulukışla'da bulunmaktadır.

Çamardı: Niğde'ye 65 km uzaklıktaki Çamardı İlçesine bağlı Kavlaktepe köyü yakınlarındaki Göltepe - Kestel ören yeri önemli tarihsel kalıntılardır. Çevre çekiciliği olarak Aladağlar'da yapılabilecek trekking ve tırmanış sporları sayılabilir.

Altunhisar: İlçeye bağlı Yeşilyurt Kasabası'ndaki Bizans Dönemi kilise ile Keçikalesi Köyü yakınındaki aynı adı taşıyan kale önemli eserlerdendir.

Çiftlik: Niğde'ye yaklaşık 75 km olan bölgede Bizans Dönemi kaya yerleşimleri önemlidir. Ayrıca Narlıgöl ve Nar Vadisi görülmeye değer.

NASIL GİDİLİR?

Karayolu: Niğde'den ülkenin her tarafına karayolu ile ulaşmak mümkündür.



Demiryolu: Niğde il merkezinden demiryolu ulaşımı Kayseri-Niğde-Adana bağlantılı yapılmaktadır.



Havayolu: Havayolu ulaşımı için Niğde'ye 130 km uzaklıktaki Kayseri Havalimanı kullanılmaktadır.

GEZİLECEK YERLER

Müzeler ve Örenyerleri

Müzeler

Niğde Müzesi



Örenyerleri

Gümüşler - Merkez - Gümüşler Kasabası

Göllüdağ - Merkez - Kömürcü

Tyana - Bor - Kemerhisar Kasabası

Türbeler



Selçuklardan kalma Hüdavend Hatun Türbesi, Dörtayak Türbesi ve Osmanlı Dönemi Şerifali Türbesi en önemlileridir.

Kale ve Kuleler

Niğde Kalesi Kalenin temeli M.Ö. 8.yy. da Geç Hitit Döneminde yapılmış, Roma-Bizans Selçuklu, Osmanlı Döneminde onarım görmüştür.

Saat Kulesi Kalenin batı burçlarından birinin üzerine inşa edilmiştir.

Kaplıca Ve İçmeceler

Çiftehan Kaplıcası: Niğde'ye 80 km. uzaklıktaki Çiftehan Kasabasındadır. Hem banyo hem de içme türlerine elverişli olan kaplıca sularının, romatizma, sinirsel hastalıklar, deri, kadın hastalıkları, beslenme bozukluğu gibi hastalıklara olumlu etkisi bulunmaktadır. Kaplıca merkezinde tesisler modern ve büyük kapasitelidir.

Milli Parklar ve Korunan Alanlar

Niğde - Aladağlar Milli Parkı

Yeri: Niğde,Kayseri ve Adana illeri sınırları içerisindedir.

Ulaşım: Milli Park Niğde ili sınırları içerisinde Çamardı ilçesine yaklaşık 15 km.,Kayseri Yahyalı ilçesine 30 km.uzaklıktadır.

Özelliği: Milli Park içerisinde kamp alanları, günübirlik alanlar ve molakamp

(Primitif kamping) alanları, doğa yürüyüş güzergahları, tırmanma doğrultuları düzenlenerek Yayla girişimleri oluşturulacaktır.

Yöredeki akarsularda alabalık üretimi ,sportif olta balıkçılığı yapılmasına olanak sağlanacaktır. Yaban hayvanları üretme istasyonu tesis edilecektir. Yaban Hayatı sakinleri ; yaban keçisi , ayı, başak,sansar ve su samurudur.

Jeolojik yapı açısından Aladağlar Milli Parkı değişik zamanlara ait formasyonlarla temsil edilmekle birlikte, en yaygın formasyon mezozoik yaşlı kireç taşlarıdır. Bunun yanında sahada entrüsif volkanizmanın ürünü olan gabro, piroksenit gibi kayaçlara,subofiolitik ****morfitlere ve daha geniş dönemleri karakterize eden tersiyer ve kuaterner oluklarına da rastlanılmaktadır.

Aladağlar yöresi ülkemizin tektonik açıdan en faal bölgelerinden birisidir. Yöre özellikle Alp orojenezi sırasında şaryaj ve bindirmelere sahne olmuştur.Tektonik literatürüne"Ecemiş Koridoru" olarak da giren bu sahada düşey ve yatay atımlı birçok fay bulunmaktadır. Dokusuyla yörede jeomorfolojik süreçler sonucu oluşan naplar,klipler,pencereler ilginç yapısal unsurlar olarak dikkati çeker.

Aladağlar Milli Parkı gerçek anlamda bir jeomorfolojik açık hava müzesidir. Yörenin şekillenmesinde yapı ile birlikte flüvial koşullar ve Pleistosen buzullaşması önemli bir rol oynamıştır.Yörede bu üç unsura ait değişik morfolojik birimlere rastlamak çok olağandır. Yörenin belli başlı jeomorfolojik karakteri vadilerlede bir şekilde parçalanmış olmasıdır.Buzul morfolojisine ait bir çok izlere rastlanmakta , özellikle yöredeki bir çok sirk gölleri ve moreller bu morfolojinin kılavuz şekilleri olarak görülür.

Yöre klimatik açıdan kendine has özelliklere sahiptir. Yazları sıcak,kışları soğuk ve kar yağışlı olarak tanımlanabilecek bu klimatik yapı yörenin yüksek kesimlerinde kalıcı karların barınmasına imkan sağlamaktadır. Yörede gece ile gündüz sıcaklık farkı(Günlük Amplitüd) oldukça fazla olup , geceleri göllerin donmasına neden olan düşük sıcaklık, gündüzleri 30 dereceye kadar çıkmaktadır.

Aladağlar Milli Parkı vejetasyon açısından çok zengin olup ,ormanı oluşturan hakim türler karaçam ve kızılçamdır.Karaçamdan kızılçama geçiş zonunda yer yer bu iki türün oluşturduğu karışık meşçerelere de rastlanmaktadır.Karaçamın yayılış alanındaki güney bakılı kesimlerde iç meşçere oluşturmayan sedir ve kuzey bakılı nem bakımından daha elverişli yerlerde de göknarlara rastlanmaktadır.

Ormanın üst sınırından itibaren Alpin zon başlar. Bu zon da Alpin çayırları yer almaktadır. Alpin zon ve daha yüksek kesimlerde yükseklik ve eğim koşullarından kaynaklanan çıplak kayalık kesimlere ulaşılmaktadır.

Görülebilecek Yerler: Milli Parkın peyzaj güzelliği görülmeye değer niteliktedir.

Mevcut Hizmetler ve Konaklama: Milli Parkta Yaban Hayatı Koruma Bölgesi ayrılmış olup, Üretme İstasyonu mevcuttur.

Milli Parkta kamp alanı, günübirlik alanlar, mola alanları, yürüyüş parkurları, tırmanma doğrultuları, bazı noktalarda yayla gelişimleri planlanmıştır.

Yöredeki akarsularda alabalık üretimi ve spestif olta balıkçılığı yapılma olasılığı olan Aladağlar ülkemiz turizmine alternatif olanaklar yaratacak potansiyele sahiptir. Çadırla konaklanabilir.

Sportif Etkinlikler

Aladağlar, dağcılık ve trekking için Toroslar'ın en uygun bölümüdür.

Bolkar Dağları trekking ve kış sporları açısından oldukça çekicidir. Özellikle 7 km.yi bulan doğal pisti ile tur kayağına ilgi duyanları memnun etmektedir. Bolkar Dağlarından tırmanış genellikle Ulukışla İlçesinin Bolkar Dağları eteklerindeki Darboğaz kasabası ve kasabanın 8 km. kadar yukarısındaki Meydan denilen bölgeden başlar.

Diğer Tarihi Yerler

Niğde ve yöresi antik ören yerleri bakımından oldukça zengindir. Bu ören yerleri kazı buluntularının çoğu Niğde Müzesi'nde sergilenmektedir.

Önemli ören yerleri, Köşk Höyük ören yeri (Bor-Bahçeli Kasabası), Göltepe-Kestel ören yeri (Çamardı), Göllüdağ ören yeri (Göllüdağ), Porsuk Höyük ören yeri (Ulukışla-Darboğaz), Tyana ören yeri (Bor-Bahçeli) olarak sıralanabilir.

Kuşkayası Mezarlığı: Niğde'ye yaklaşık 40 km uzaklıktaki Karaltı Kasabası'nın yakınında bulunmaktadır. Kasabanın Güneybatısında bulunan kaya mezarları bir vadinin iki yamacında sıralanır.

Gümüşler Ören Yeri ve Manastırı: Niğde'ye 9 km. uzaklıktaki Gümüşler kasabasındadır.Bizans sanatının Anadolu'daki en güzel ve en iyi korunmuş eserlerinden biridir. 1973 yılında arkeolojik sit alanı kabul edilen manastır oldukça büyük ve geniş bir kaya kütlesi içine kazılmıştır.

Kaya oyuğu şeklinde dört sütunu bulunan kilisenin duvarlarını freskler kaplamaktadır. Kilisedeki fresklerin güçlü ve canlı anlatımları, barındırdığı yeraltı şehri, büyük mezarlık odası ve oldukça büyük kaya kütlesine kazılmış yerleşim birimleriyle birlikte arıtılmış savunma önlemleri nedeniyle Gümüşler ören yeri ve manastırı döneminin önemli din merkezlerinden biri olduğunu göstermektedir.

COĞRAFYA

Niğde İç Anadolu Bölgesi'nin "Orta Kızılırmak" olarak adlandırılan kesiminde bulunmaktadır. Kapadokya Bölgesi içinde yer alan Niğde, Aksaray, Nevşehir, Kayseri, Adana, İçel ve Konya ileri ile çevrilidir.

Deniz düzeyinden 1300 m yükseklikte bulunan ilin batı kesimi dalgalı düzlükler, kuzey, güney ve doğu kesimleri ise dağlık alanlarla kaplıdır. Güney ve güneydoğu sınırlarını Orta Torosların temelini oluşturan Bolkar Dağları çizmektedir.

İç Anadolu Bölgesinin özelliğini taşıyan karasal iklim Niğde'de de egemendir. Yazlar sıcak ve kurak, kışlar soğuk ve genellikle kar yağışlıdır.

TARİHÇE

M.Ö. 3000 - 2000 yıllarını kapsayan Eski Tunç Devri'nde Niğde çevresinde önemli yerleşim birimlerinin olduğu yapılan arkeolojik kazı çalışmaları sonucunda anlaşılmıştır. Eski Hitit Dönemi olarak adlandırılan bu dönemden sonra Niğde, Frig, Pers, Büyük İskender, Roma, Bizans egemenliklerinde kalmıştır.

Niğde yöresi daha sonra Selçukluların, Moğolların, Karamanoğullarının eline geçmiş, 1471 yılında da Osmanlı topraklarına katılmıştır.

NE YENİR?

Niğde Mutfağı, değişik besinlerin tat vericilerle belirli yöntemlerle pişirilmesi ile kendine özgü bir karakter kazanmıştır. Niğde'nin özel yemekleri arasında Niğde tavası, pancar çorbası, kuskus pilavı, ditme, tirit, Niğde çanağı, papara, oğma çorbası, mangır çorbası sayılabilir. Özel tatlıları ise hüsmeni (güllü), halveter, köfter ve pekmezdir.



YAPMADAN DÖNME

Aladağlar ve Bolkarlardaki doğal güzellikleri, Kayaardı bağlarını, Narlıgöl'ü gezmeden,

Kapadokya'nın hiç bozulmamış fresklerinin bulunduğu Gümüşler Manastırını, Antik Tyana kentini, Alaaddin Camisini görmeden,


Niğde'nin önemli el sanatı ürünlerinden olan halı ve kilimleri satın almadan,

Dönmeyin.
Seke seke geldim ayağım yoktur
Hak mehlemi sende Zöhrem’dir doktur
Kimi kafir olmuş karnısı boktur
Süzünü süzünü postunda otur.

Türkiye’ye çıkarmışım bir gelin
Urufu Zöhre Ana onu pir bilin
Muhammet elçisi Ana’dır deyin
Hak için dergaha niyaza inin.


Bildiren: Pir Zöhre Ana
Posting Freak
Niğde
[Resim: nigde.jpg]
Niğde ve yöresi antik ören yerleri bakımından oldukça zengindir. Bu ören yerleri kazı buluntularının çoğu Niğde Müzesi'nde sergilenmektedir. Önemli ören yerleri, Köşk Höyük ören yeri (Bor-Bahçeli Kasabası), Göltepe-Kestel ören yeri (Çamardı), Göllüdağ ören yeri (Göllüdağ), Porsuk Höyük ören yeri (Ulukışla-Darboğaz), Tyana ören yeri (Bor-Bahçeli) olarak sıralanabilir.
Kuşkayası Mezarlığı: Niğde'ye yaklaşık 40 km uzaklıktaki Karaltı Kasabası'nın yakınında bulunmaktadır. Kasabanın Güneybatısında bulunan kaya mezarları bir vadinin iki yamacında sıralanır.
[Resim: nigde1.jpg]
Gümüşler Ören Yeri ve Manastırı: Niğde'ye 9 km. uzaklıktaki Gümüşler kasabasındadır.Bizans sanatının Anadolu'daki en güzel ve en iyi korunmuş eserlerinden biridir. 1973 yılında arkeolojik sit alanı kabul edilen manastır oldukça büyük ve geniş bir kaya kütlesi içine kazılmıştır. Kaya oyuğu şeklinde dört sütunu bulunan kilisenin duvarlarını freskler kaplamaktadır. Kilisedeki fresklerin güçlü ve canlı anlatımları, barındırdığı yeraltı şehri, büyük mezarlık odası ve oldukça büyük kaya kütlesine kazılmış yerleşim birimleriyle birlikte arıtılmış savunma önlemleri nedeniyle Gümüşler ören yeri ve manastırı döneminin önemli din merkezlerinden biri olduğunu göstermektedir.
[Resim: nigde.jpg]
YAZI: BUKET COŞKUNERKonstantin ve Helena Kilisesi yaklaşık 1400 yıldır ayakta; 1977'de dinamitlenmesine ragmen Bizans sanatının Kapadokya' daki eşsiz ogelerini hala taşıyor ve yeni koruyucu örtüsünün altında keşfedilmeyi bekliyor.
SAHİPSİZ MiRAS Konstantin ve Helena Kilisesi, Kudüs'e uzanan "Kutsal Hac Yolu" Üzerinde, Nigde'de... On dört asırı aşıp 1977'de dinamitlenen kiliseden kalanlar kurtanlmayı bekliyor.


Eleni'yi kurtarmak
Kapadokya, Perslerin soyleyişiyle "Guzel Atların Ülkesi" yani "Katpa­
tuka"ydı bir zamanlar. Artık güzel atları yok Kapadokya'ın ama dagları ve kaya­Iarı binlerce yıllık efsaneleri anlatmaya devam eder okumasını bilenlere. Bugün Kapadokya Avanos-Urgup-Goreme uçge­ninde sıkışsa da ilk ve ortaçaglarda sınırları surekli genişleyip daralan ama her zaman jeopolitik önemini korumuş bir bölge oldu. Volkanik kayalardan başka Kapadokya'ya kimligini kazandıran ikin­ci unsur ise, birçogumuzun reddettigi bir miras olan Bizans'ın dini yapılarıdır. Bi­zans Kapadokyası Küçük Asya'nın göbe­ginde, kara ticaret yollarının kilit nokta­sında, yüzlerce yıl kutsal bir merkezdir. Dogunun çin, Hint gibi uygarlıkları bir yana bırakılırsa, bin yüz Yıllık tarihiyle dünyanın en uzun omurlu imparatorluk­larından biridir ve Anadolu toprakların­da sayısız sanat eseri bırakmıştır. Bizans uygarlıgında sanat, ortaçag Avrupa'sında oldugu gibi yalnızca dinin hizmetindey­di. Bizim Bizans, kendilerinin ise Roma dedikleri imparatorlukta, Hıristiyanlıgın devlet dini kabul edildigi 4. yüzyıldan iti­baren, daha çok da 5. ve 6. yüzyıllarda, imparatorlugun her bölgesinde oldugu gibi, Kapadokya'da da yogun bir imar et­kinligine girişilir. Bu yüzyıllar, istan­bul'da Hagia lrini, Hagia Sofia ve adları daha az bilinen mimari harikaların inşa edildikleri yüzyıllardır.

NİĞDE’DEKİ TARİHİ ESERLER VE TURİSTİK YERLERİ
Niğde ili târihi eserleri ve tabii güzellikleri bakımından zengin iller arasında yer alır. Selçuklu devri Türk eserleri bakımından Konya, Kayseri ve Sivas’tan sonra gelir. Bakımsızlık yüzünden birçoğu yıkılmıştır.
[Resim: nigde2.jpg]
Niğde Kalesi: Kalenin temeli M.Ö. 8.yy. da Geç Hitit Döneminde yapılmış, Roma-Bizans Selçuklu, Osmanlı Döneminde onarım görmüştür.



Saat Kulesi: Kalenin batı burçlarından birinin üzerine inşa edilmiştir.


Gündoğdu Türbesi: Hüdâvend Hâtun Kümbetinin yanındadır. 1344’te ölen Hakkı Besvap için yaptırılmıştır. Kare plânlı yapı içten kubbe, dıştan piramit çatı ile örtülüdür. Türbenin kapısı geometrik, bitki ve örgü motiflerinden meydana gelen kuşaklarla çevrilidir.

Sungurbey Kütüphânesi: Emir-ül-ümerâ Seyfeddin Sungur Ağa tarafından 1335 senesinde yaptırılmıştır. Günümüzde İl Halk Kütüphânesi olarak kullanılmaktadır. [Resim: 003.jpg]

Eski Eserler:

Niğde Kalesi: Selçuklu Sultânı Birinci Alâaddin Keykubat yaptırmıştır. Selçuklu ve Osmanlı devirlerinde onarım gördüğü kitâbe ve motiflerden anlaşılmaktadır. En son Fâtih devrinde İshak Paşanın emriyle tâmir ettirilmiştir. Safevi ve Akkoyunlu tehlikesi sona erince kale tâmir ettirilmemiştir. Bugün kale ve onu çevreleyen üç sıra hâlindeki surlardan pek azı kalmıştır.

Niğde Müzesi: 1976’da yapılmıştır. Antik Çağa âit eserlerle, Selçuk ve Osmanlı devrine âit 12 bin eser sergilenir. Akmedrese de müze olarak kullanılmaktadır.

Tyna Harâbeleri: Bor ilçesinin Kemerhisar bucağı yakınındaki şehir kalıntıları, Hititlere âit ve M.Ö. 2000 yılında önemli bir merkez olan Tuvana şehrine aittir.
[Resim: 025.jpg]

Güllüdağ Harâbeleri: Niğde’nin 40 km kuzeyinde Bozköy ve Kömürcü köyleri arasında Güllüdağ’da bir Hitit şehridir. Şehir kalıntıları 3 km2dir ve surlarla çevrilidir. M.Ö. 8. asırda yangın neticesi yıkılmış ve bir daha yapılmamıştır. Savaş ve tapınak kalıntıları vardır.


Su Kemerleri: Kemerhisar-Bahçeli kasabaları arasında Roma devrinden kalma su kemerleridir.

Roma Havuzu: Bahçeli kasabasındadır. Etrâfı
[Resim: 026.jpg]
mermerle çevrili Roma devrine âit bir havuzdur.

Gümüşler Manastırı: Niğde’ye 8 km mesâfede Gümüşler kasabasındadır. Roma devrinde yapılmıştır.

Demirkazık Tepesi: Çok güzel manzaraları olan bu dağ yaz ve kış ayrı güzelliklere sâhiptir. Kayakevinin bulunduğu bu dağ, kış sporlarına müsâittir. Dağcılık tesisleri ve alabalık üretme çiftliği vardır.

Hasan Dağı: Çok güzel manzaralı bir dağdır. Konik biçimde krater gölü vardır. Kış sporlarına müsâittir.

Köşk: Bor ilçesinin Bahçeli köyü yakınında yeşillik ve sulak bir mesire yeridir.

Keten Çimeni: Suyu bol, manzarası güzel ve yeşil bir yayladır.

Kaplıca ve İçmeler:

[Resim: 058.jpg]
İl toprakları şifâlı su kaynaklarıbakımından zengin bir bölgede yer alır. Başlıca kaplıcaları şunlardır.

Kocapınar Suyu ve Çamuru: İl merkezine 2 km uzaklıkta Niğde-Bor yolu üzerindedir. Suyu mide, barsak ve romatizmal rahatsızlıklara iyi gelmektedir. Tesisi yoktur.

Kemerhisar İçmesi: Bor ilçesine 10 km mesâfede Kemerhisar köyü yakınındadır. Suyu içme olarak mide, barsak, karaciğer ve böbrek hastalıklarında faydalıdır.

Çiftehan Kaplıcaları: Ulukışla ilçesine 35 km uzaklıkta Çiftehan köyünde olup, Ankara-Adana kara ve demiryolu üzerindedir. Konaklama tesisleri mevcuttur. Kaplıcanın suyu içme olarak, böbrek ve ****bolizma bozukluğundan ileri gelen şişmanlık ve gut hastalığına, banyo ile romatizma, nefrit, nevralji, kadın ve cilt hastalıklarına, eklem kireçlenmesine, bâzı bel fıtıkları ile siyatik ağrılarına, kalça ve eklem kireçlenmelerine iyi gelmektedir. [Resim: 061.jpg]


Kayardı Bağları Mesire Alanı: İl merkezinin 2km. batısında, Ha­mamlı Köyü’ne kadar devam eden, Uzandı Deresi kenarındaki yeşillik alandır ve gezi-mesire için çok elverişli bir bölgedir.


Fertek Fatih Parkı (Mandilmos): İl merkezine 10 km. mesafedeki Fertek Kasabası’ndadır. Belediye tarafından yapılan çevre düzenlemeleriyle, mesire için uygundur.

Bahçeli Gezi ve Mesire Alanı: Bor ilçesi sınırları içindeki. Bahçeli Kasabası’na çok yakın bir alandır. Niğde’nin çok önemli tarihi değerlerinden biri olan Roma Havuzu etrafındaki yeşil alan, mesire yeri olarak kullanılmaktadır. Bu bölge yakın bir zamanda çevre düzenlemesi yapılarak, geniş halk kitlelerinin kullanımına açılacaktır. Ayrıca bölgeye 2 km. uzaklıktaki Kemerhisar Kasabası’nda bulunan M.S. II. yüzyıl Roma Dönemi eserleri olan Su Kemerleri ile birlikte Roma Havuzu çok önemli bir gezi bölgesidir.
[Resim: 063.jpg]
Gebere Barajı Mesire Alanı: İl Merkezinin 12 km kuzeyindeki ba­raj göletinin çevresindeki bölgedir.

Gümüşler Barajı Mesire Alanı: İl merkezine 9 km. uzaklıktaki Gümüşler Kasabasına yakın baraj göletinin çevresindeki bölgedir.

Ketençimen Mesire Alanı: Niğde ve Çiftlik İlçesi sınırları arasında, Tepeköy’e yakın konumdaki bölgedir.

Demirkazık Gezi ve Mesire Alanı: Dağçılık ve Kış Turizmi açısından önem taşıyan Aladağlar’ın eteklerinden geçen Ecemiş Çayı ve Demirkazık Dağevi çevresindeki bölge, mesire alanı olarak kullanılmaktadır. Dağevinden başlayıp Kayseri-Yahyalı Kapuzbaşı Şelaleleri’nde son bulan trekking ve gezi rotası, Niğde turizmi açısından büyük önem taşır. Çamardı İlçesi’ndedir.
[Resim: akkud1.jpg]
Darboğaz-Meydan Gezi ve Mesire Alanı: Yine dağçılık ve kış turizmi açısından önem taşıyan bir bölgedir. Ulukışla İlçesi sınırları içinde bulunan Bolkarlar da trekking için oldukça elverişlidir. Darboğaz Kasabası çevresin ve kasabaya 8 km. uzaklıktaki Meydan Yaylası mesire alanı olarak kullanılmaktadır.
Seke seke geldim ayağım yoktur
Hak mehlemi sende Zöhrem’dir doktur
Kimi kafir olmuş karnısı boktur
Süzünü süzünü postunda otur.

Türkiye’ye çıkarmışım bir gelin
Urufu Zöhre Ana onu pir bilin
Muhammet elçisi Ana’dır deyin
Hak için dergaha niyaza inin.


Bildiren: Pir Zöhre Ana
Posting Freak
Niğde
Niğde Sözlü Tarih
Güllü Baba Söylencesi
Selçuklu Sultanı bir doğu seferine çıkar.Mevsim kış olduğuğndan yollar kapanır,ordu küllüce köyü adı verilen yerde kalır.Askerler soğuktan ve açlıktan kırılmak üzeredir.tip biraz azalınca Sultan,karşıda bir kulube görür.Atını sürer,kapıyı çalar.İçeride ak sakallı ,nur yüzlü bir Türkmen kocası,Ocakta çorba kaynatmaktadır.Sultan daha kendini tanıtmadan yaşlı adam konuşmaya başlar."O...geldin mi? Bende seni bekliyordum.üşümüşsündür geç söyle ocağın başına.Askerlerinde üşümüştür.Onlara bir çıra gönderelimde ısınsınlar.

Sultan şaşırır.Ocağın başına geçer.Yaşlı adam ocaktan bir çıra alıp nöbetçilerden birine verir."al bunu askerlere götür.ısınsınlar,az sonra çorba da hazır."der.Sultan dayanamaz"bu çırayla tümü ısınacak,bu tencereyle de tümü doyacak,Öyle mi?"der.Yaşlı adam talı bir gülümsemeyle başını sallar.

Bir süre sonra ordu çadır kurar,küçücük çıra koca bir meydan ateşi olur.Kaynayan çorba karavanalara kepçe kepçe dağıtılır,ama bir türlü bitmez.

Sultan yaşlı adama teşekkür eder,izin ister.Onu sınamak içinde bri kese altın uzatır.Yaşlı adam "o bize değil size gerek.bizim Dünya malında gözümüz yok.biz gönül adamıyız" der.Sonra da koynundan kış olmasına rağmen dalından yeni koparılmış gibi canlı bir gül dalı sultana uzatır.Sultan yaşlı adamın ellerini bir kez daha öperek "bundan sonra senin adın Güllü Baba olsun" der.O günden sonra gülü Baba ’nın kulübesi yakınında bir köy kurulur.Adına da güllüce denilir.
Bor’a ilişkin söylence

Zamanın birinde ,bir ülkede güzeller güzeli bir prenses yaşamakta ,halk bu prensesi çok sevmektedir.Günün birinde prenses hastalanır.Hekimler derdine çare bulamaz ve işe periler karışır,ama onlar daçaresiz kalır.Prenses hergün birazdaha erimekte herkes bu duruma çok üzülmektedir.

Günün birinde saraya bir gezgin gelir.Prensesin hastalığını duymuştur.Odaya girip prensesi gördüğünde gözleri dalar bir süre düşünür,sonra memnun bir yüzle "Buldum" der.Çevresindekiler merakla açıklama beklemektedir.Gezgin şöyle der."Ben çok yer gezdim,gördüm ,gezdiğim beldeler içinde bir yer varki sözle anlatılamaz.Dört bucağı çöl,bozkır,kıraç toprak,yalçın kayadır.Buların arasında yemyeşil bir beldedir orası.Her yanı elma,Kayısı bahçeleri ,üzüm bağlarıyla donanmıştır.Havası,tüm dertlere şifadır.Dallarından asma kızları billur taneleri gibidir.Güneş eşsiz harikalar yaratır,bülbül sesleri çevreyi çinlatır.Hele o tülün sessizce kayması gibi fısıldar.Bu diyar bu eşsiz diyar Bor’dur.Eğer Prensesi buraya buraya getirirseniz birkaç güne kalmaz eskisinden daha sağlıklı olur der ve yitip gider.

Prenses buraay getirilir bir çadır kurulur üçgünde prenses iyilerşir.Herkes sevinç içindedir.Ülkenin her yanınıdan hastalar buraya akın etmektedir.

Bir zaman sonra prenses burada sıkılmıştır.Niğde’ ye geçer Bor da bu özelliğini yitirmiştir.Halk karasında "Geçti Bor’un pazarı sür eşşeği Niğde’ye" deyişinin buradan kaynaklandığı sanılmaktadır.
Hasan Dede’yle Ali Baba

Hasan Dede günümüzde Hasan Dağı denilen yerde tek başına yaşamaktadır.Aksaraylı Ali Baba adlı dervişle arkadaş olmuştur.Ali Baba bir hamamda külhancılık yapmaktadır.

Bir gün Ali Baba Hasan Dede’yi ziyarete gider.Mendilinde bir avuç kor vardır.Sohbetleri süresince kor için için yanar.Mendile bir şey olmaz.Başka bir gün de Hasan Dede,Ali Baba ’yı ziyarete gider.Mendiline bir avuç kar koymuştur.Külhanda oturup söyleşirler.Duvara astığı mendildeki kar,erimeden öylece durur.Bir ara Hasan Dede’nin gözü hamamdan çıkan kadınlara takılır.Mendildeki kar şıp şıp damlamaya başlar.Ali Baba Hasan Dede ye bakar ve "Dağ başında ermişlik hüner değildir,burada ak topuklu kadınlar arasında ermiş kalmaktır."der.Zamanla Ali Baba’nın sözleri halk arasında da söylenip ders alınması için anlatılır.

Hasan Dede aslında Danişmendliler’in Başkomutanu Sultan Torasan’dır.Haçlı seferleri sırasında ll.Kılıçarslan ile birlikte yararlılıklar göstermiş ölünce vasiyeti gereği Hasan Dağı’nın toruğuna gömülmüştür.
Seke seke geldim ayağım yoktur
Hak mehlemi sende Zöhrem’dir doktur
Kimi kafir olmuş karnısı boktur
Süzünü süzünü postunda otur.

Türkiye’ye çıkarmışım bir gelin
Urufu Zöhre Ana onu pir bilin
Muhammet elçisi Ana’dır deyin
Hak için dergaha niyaza inin.


Bildiren: Pir Zöhre Ana
Posting Freak
Niğde
Niğde Türbe ve Kümbetleri
Hüdavent Hatun Türbesi (Merkez)

[Resim: 00145134.jpg]

Niğde il merkezinin kuzeydoğusunda yan yana bulunan üç kümbetten en büyüğü olan Hüdavent Hatun Türbesi, Selçuklu Sultanı IV.Rüknettin Kılıçarslan’ın kızı Hüdavent Hatun tarafından 1332 yılındaki ölümünden önce, 1312 yılında yaptırılmıştır. Türbe 1962 yılında onarılmıştır.

Niğde’de Selçuklu mimarisinin en güzel örneklerinden biri olan bu türbe, kesme sarı volkanik trakit taşından sekizgen planlı olarak yapılmıştır. Türbenin gövdesi ve üzerini örten piramidal külahı sekiz köşelidir. Doğuya açılan giriş kapısı geometrik ve bitkisel motiflerle bezenmiş olup, üzerinde üç satırlı kitabesi bulunmaktadır.

Bu kitabenin mealen anlamı şöyledir:

”Allah esirgeyici ve bağışlayıcıdır. Bu mübarek türbenin yapılmasını Allah’ın merhamet ve affını rica eden aciz mahlûk emretti. Keyhüsrev’in oğlu şehit Nükreddin ve Allah onları affetsin. Kızı Hüdavent Hatun 712 yılının aylarında Allah’a hamd, Peygamberine ve eshabına selâm ve salâvat.”

Türbe gövdesinde üç pencere bulunmaktadır. Bu pencerelerin kenarlarında aslan ve insan başlı kuş kabartmaları bulunmaktadır. Böylece pencerelerde zengin bir görünüm sağlanmıştır. Pencere alınlıklarından birinde çift başlı kartal kabartması da dikkati çekmektedir. Pencereler yaprak ve çiçek bezeli sütunçelerle birbirlerinden ayrılmıştır. Türbe içten kubbelidir. Türbenin girişi yıldızlı geçmeler, palmetler ve Rumilerle bezenmiştir. Bu motifler pencere çevrelerinde de uygulanmıştır.

Türbenin mihrabı bezemeli olup, üzerinde Besmele ve Ayetel Kürsi yazılıdır. Türbe içerisinde Hüdavent Hatun, Emir Sücaeddin Kızı Paşa Hatun (ölm.1340), Niğde Sancak Bey’in kızı Belkıs Hatun’un (ölm.1563) sandukaları bulunmaktadır. Hüdavet Hatun’un sandukası üzerinde ayetler, dualar ve ölüm tarihi olan h.732 (1332) yazılıdır.


Gündoğdu Türbesi (Merkez)

[Resim: 00145138.jpg]Niğde il merkezinin kuzeydoğusunda Hüdavent Hatun Türbesi’nin yanında bulunan bu türbe, 1344 yılında ölen Gündoğduoğlu Hakkı Besvap’a aittir.

Türbe kesme taştan kare planlı olarak yapılmış, üzeri içten kubbe dıştan da piramidal bir külahla örtülmüştür. Gövdeden üçgenlerle onikigene, oradan da piramit şeklindeki külaha geçiş sağlanmıştır. Türbenin giriş kapısı geometrik süslemelerle bezenmiş burada bitkisel motifler ile örgü motiflerine kuşaklar halinde yer verilmiştir. Giriş kapısının kemeri iki renkli taşlardan yapılmış ve böylece gösterişli bir görünüm sağlanmıştır. Giriş kapısı üzerinde örgü motifleri ile bezeli bir kemer daha bulunmaktadır. Bu kemerin üst yanlarında da iki güçle ile üzerine de kitabesi yerleştirilmiştir. Kapı çevresi girift geometrik bir bezeme ile çerçeve içerisine alınmıştır.

Türbenin içerisi, kuzey ve batı duvarlarında bulunan iki dikdörtgen söveli mermer pencere ile aydınlatılmıştır. Güney duvarında silmeli bir pervaz içerisine alınmış çokgen mihrabı bulunmaktadır. Türbe içerisinde iki sanduka bulunmaktadır.


Şerif Ali Türbesi (Merkez)

[Resim: 00145142.jpg]

Niğde Erkek Sanat Enstitüsü’nün yanında bulunan bu türbe, 1865 yılında Şerif Ali adına yaptırılmıştır. Sonraki dönemlerde Niğde Mutasarrıfı Hacı Sait Paşa tarafından onarılmıştır.

Türbe, XIX.yüzyılda yapılmış olmasına rağmen Selçuklu türbe mimarisinin özelliklerini taşımaktadır. Sekizgen planlı, kesme taştan yapılmış olan türbenin üzeri kesme taştan sekizgen konik bir çatı ile örtülmüştür. Türbenin yuvarlak kemerli sade bir giriş kapısı bulunmakta olup, bunun üzerine kitabesi yerleştirilmiştir. Türbenin yanına geç devirlerde kesme taştan dikdörtgen planlı bir bölüm eklenmiştir. Türbenin içerisi oldukça sade olup bezemesizdir.


Şeyh İbrahim Kümbeti (Merkez)

Niğde Merkez ilçeye 14 km. uzaklıkta Güllüce Köyü’nde bulunan bu türbenin yapım tarihi bilinmemektedir. Koyunlu Halil Ağa tarafından onarılmıştır. Türbenin kitabesi günümüze gelemediği gibi kaynaklarda da bununla ilgili bir bilgi bulunmamaktadır. Yalnızca Hurafat defterlerinde Güllüce Köyü’nde Şeyh İbrahim Dergâhı’ndan söz edilmektedir. Ancak bu dergâh günümüze gelememiştir.

Şeyh İbrahim Kümbeti kare planlı olup, kesme taştan yapılmış, üzeri de dıştan basık bir kubbe ile örtülmüştür. Yapının güney duvarına kare planlı ikinci bir yapı eklenmiştir. Kuzey yönünde yuvarlak kemerli bir kapısı bulunmaktadır. Türbe içerisinde herhangi bir bezemeye rastlanmamaktadır.


Güllüce Köyü’ndeki Türbe (Merkez)

Niğde Bor ilçesi, Güllüce Köyü’deki Şeyh İbrahim Kümbeti’nin 24 m. batısında bulunan bu türbenin kime ait olduğu bilinmediği gibi yaptıran da belli değildir.

Kesme taştan, kare planlı küçük bir yapıdır. Üzeri sivri beşik bir tonozla örtülmüştür. Duvarları sağır olan bu türbe içerisinde iki mezar bulunmaktadır.

Bu yapının türbe olarak mı yapıldığı veya günümüze gelemeyen Şeyh İbrahim Dergâhı’ndan mı arta kalan bir bölüm olduğu konusu kesinlik kazanamamıştır.


Sarı Saltuk Türbesi (Bor)

[Resim: 00145139.jpg]

Niğde ili Bor ilçesinde Anadolu’nun Türkleşmesinde büyük rol oynayan Yesevi tarikatından Baba-i Sarı Saltuk Türbesi’nin yapım tarihini belirten kitabesi bulunmamaktadır. XIII.yüzyıla ait olan bu türbe değişik zamanlarda yapılan onarımlarla özelliğinden uzaklaşmıştır.

Türbe bahçe içerisinde moloz taştan yapılmış olup, kare planlıdır. Üzeri kiremitli bir kubbe ile örtülmüştür. Türbe içerisinde Sarı Saltuk’a ait sanduka bulunmaktadır. Son derece basit olan türbede bezeme unsuru bulunmamaktadır.

Sarı Saltuk’un Anadolu’nun yedi ayrı yerinde türbesi bulunmaktadır. Bu türbenin makam veya mezar olup olmadığı tartışmalıdır.


Şeyh Kuddusi Türbesi (Bor)

Niğde ili Bor ilçesinde bulunan bu türbe, Şeyh Kuddusi’ye aittir. Kadiri şeyhi Şeyh Kuddusi 1760-1848 yılları arasında Bor’da yaşamıştır. Şeyh Kuddusi’nin mezarı üzerine XIX.yüzyılın sonunda yeni bir türbe yapılmıştır.

Sekizgen planlı kesme taştan yapılan türbenin üzeri içten düz tavanlı, dıştan kasnaklı bir kubbe ile örtülüdür. Türbenin yapısı Bor’daki diğer yapılarla uyum sağlamayan bir formda olup, mimari yönden bir özellik taşımamaktadır.
Seke seke geldim ayağım yoktur
Hak mehlemi sende Zöhrem’dir doktur
Kimi kafir olmuş karnısı boktur
Süzünü süzünü postunda otur.

Türkiye’ye çıkarmışım bir gelin
Urufu Zöhre Ana onu pir bilin
Muhammet elçisi Ana’dır deyin
Hak için dergaha niyaza inin.


Bildiren: Pir Zöhre Ana
Posting Freak
Niğde
- Kesikbaş(Şemsi Tebrizi) Türbesi:
Niğde'nin Eskisaray Mahallesi'nin güneydoğusunda san taştan yapılmış bir türbe vardır. Burada kesikbaş yatmaktadır. Hakkında bir çok efsane ve söylentiler vardır. En kuvvetlisi burada yatan kişinin Şemsi Tebrizi olduğudur. Mehmet Önder "Mevlana" adlı eserinde ' Niğde'deki Kesikbaş Türbesi de Şems'e mal edilir" demek suretiyle çevremizdeki inanışı, incelemelerinde tesbit etmiştir. Bilindiği gibi "Mevlana'yı Mevlana yapan Tebrizli Şems'tir. Şems'in mezannın Kesikbaş Devletleri diye tanınması kayıtlara uygun bir hürmeti gösterir. Eskiden beri bu türbeye ziyarete gelenler yeşil örtü hediye ederek mezarın üzerine örterler, mevlüt okuturlardı. Günümüzde bu adet hemen hemen ortadan kalkmış gibidir.
Halkımız tarafından Kesikbaş Türbesi hürmetle anılır, yakınından geçenler dua okumayı, iyi dileklerde bulunmayı unutmazlar.
- Ağayusuf Türbesi:
Niğde'nin kuzey yönünde, Tepeviran Semti arkasına düşen kayalık tepenin üzerinde kayadan oyma, iki odalı bir türbe vardır. Aslı Ağa Yusuf olduğunu sanığımız yatınn halk arasında adı Sarı Yusuf’tur. Tamamı kayadan oyma odalardan birinci oda giriş kısmıdır. İkinci ve mezann bulunduğu odaya birinci odanın duvannda bulunan ufak bir kapıdan girilir, bu,kapı oyularak yapılmış ve oldukça küçüktür. Günahları çok olanlann oradan içeri giremiyeceğine inanılır.
- Arapdede :
Atatürk Ortaokulu'nun batı tarafında ve Sağlık Meslek Lisesi ile Askerlik Şubesi arasındaki asfalt yol üzerinde bulunan mezara Arapdede mezan derler. Akşam alaca karanlık olur olmaz, beton mezarın doğu kısmındaki küçüçük hücresine mumların yakıldığı görülürdü. Bazıları mum yakarak ve dua ederek dilekte bulunurlardı. Günümüzde bu tür dilekte bulunanlara artık rastlanmamaktadır.
- Şerifali Türbesi:
Erkek Sanat Enstitüsi'nün batı yönündedir. Sarı yontulu taştan yapılmış piramit tavanlı güzel bir yapısı vardır. Eskiden Kurban ve Ramazan Bayramlarında ziyaret edilirmiş.
- Şah Süleyman Türbesi:
Şah Süleyman Mahallesi'ndedir. İmam Hatip Okulu önünden geçen ve doğudan batıya uzanan yolun doğu ucundadır. Tuğladan örülmüş kemerli, kubbeli bir küçük türbesi vardır. Eski zamanlarda kahramanlıklan dilden dile anlatılan 7 milli ve dini kahramandan birisi olduğu söylenir. Eskiden ziyaret edilirmiş. Şimdi yerini bilenler dahi azdır.
- Hacı Mahmut Yatırı :
Bu kişinin mezarı eski zahire pazannda Nevşehir Oteli önündedir. Büyükçe bir mezardır. Şehir yolları düzenlenirken zamanın bayındırlık müdürü yolun ortasında mezar olmaz diye kaldırmak istemiş, bu düşüncesini gerçekleştirmeden önemli bir trafik kazası geçirmiş, olayın oluş tarzı onu etkilemiş ki" Hata ettim. Bu mezara dokunmayalım" demiş. O zamandan beri kimse mezara dokunmamış. Eskiden mum yakılır, adak adanırmış.
Diğer adak yerleri ise şunlardır:
Melendiz Dağında Boz Dede Mezarı, Niğde Merkez İlçesi'ne bağlı Güllüce Köyü'ndeki Gülü Baba Türbesi, Bor İlçesinde Şeyh Kuddusi Türbesi ve Ulukışla İlçesi Karatepe Mevkii.
Seke seke geldim ayağım yoktur
Hak mehlemi sende Zöhrem’dir doktur
Kimi kafir olmuş karnısı boktur
Süzünü süzünü postunda otur.

Türkiye’ye çıkarmışım bir gelin
Urufu Zöhre Ana onu pir bilin
Muhammet elçisi Ana’dır deyin
Hak için dergaha niyaza inin.


Bildiren: Pir Zöhre Ana
Posting Freak
Niğde
Nasıl Gidilir?

Karayolu: Niğde'den ülkenin her tarafına karayolu ile ulaşmak mümkündür.


Demiryolu: Niğde il merkezinden demiryolu ulaşımı Kayseri-Niğde-Adana bağlantılı yapılmaktadır.

Havayolu: Havayolu ulaşımı için Niğde'ye 130 km uzaklıktaki Kayseri Havalimanı kullanılmaktadır.

[BNe Yenir?[/B]
[Resim: nigdetavaiq2.jpg]

Niğde Mutfağı, değişik besinlerin tat vericilerle belirli yöntemlerle pişirilmesi ile kendine özgü bir karakter kazanmıştır. Niğde'nin özel yemekleri arasında Niğde tavası, pancar çorbası, kuskus pilavı, ditme, tirit, Niğde çanağı, papara, oğma çorbası, mangır çorbası sayılabilir. Özel tatlıları ise hüsmeni (güllü), halveter, köfter ve pekmezdir.


NİĞDE’NİN BAZI ÖZEL TATLILARI'NIN TARİFLERİ
Tatlı Havu (Höşmerim): Aynı havu gibi hazırlanır. Yalnız tuz yerine üstüne Şerbet halinde pekmezli su dökecen. onla pişecek.
Tatlı Dürüm: Eskiden tandırlarda yufka ekmeği yapılırdı. Yufka ekmeği yapınca da komşulara tatlı dürüm göndermek Adettendi.özel kızartılmış yufta ufalanıp kırılır. Çeviz dövülür ve bu bir tasta pekmezle karıştırılır. Kırılmış yufkayla harmanlanır. Bu karışım. bazlamanın içine sarılıp dürüm yapılır. Bunlar dağıtılır.
Zerde: Bir tencereye karenince su ve pirinç koy. Biraz pişince üzerine şerbetini ilave et. ağzının tadına göre. İyice pişinceye kadar kaynat. İyici soğuyunca yinir.
Halvetler: İki kaşık yağda bir buçuk bardak unu çevir. Yarı şekerli ya da yarı pekmezli suyu (bir bardak) kavrulmuş unun üzerine döküp eze eze hiç durmadan pişmesini sağla. O zaten gaşşıa örülür.
Seke seke geldim ayağım yoktur
Hak mehlemi sende Zöhrem’dir doktur
Kimi kafir olmuş karnısı boktur
Süzünü süzünü postunda otur.

Türkiye’ye çıkarmışım bir gelin
Urufu Zöhre Ana onu pir bilin
Muhammet elçisi Ana’dır deyin
Hak için dergaha niyaza inin.


Bildiren: Pir Zöhre Ana

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.