[BNeden Bu Psikolojik Savaş[/B]
Yalnız kalmışcasına belki insanların sesini duymak ister gibi kendimi sokaga atıyorum.Güneşin sıcaklıgı tenime değiyor,ışıktan gözlerimi biraz kırpıştırıp evin kendimce bunaltıcı yanını bir kenara koyup kaldırımlara sürüyorum ayaklarımı.Uyuşmuş ayaklarım açılıyor sanki yavaş yavaş.Kuş çıvıltıcıları kulaklarıma degiyor,çiçeklerin mis kokusuyla hayat buluyorum sanki.Ve salıveriyorum kendimi kalabalıgın arasına yüzümde tatlı bir tebessümle.Kalabalık neşeme neşe katsın ister gibi biraz muzur,biraz çocuklaşıp salına salına gözlerim vitrinlerde bir yolculuga çıkmış gibiyim.
Ama olan oluyor kalabalıga karışmamla.Herkesin yüzünde ya bir endişe,ya kızgınlık ya da her an patlamaya hazır bir bomba etkisi var sanki.İnsanların gözlerinin içinden silinip gitmiş o tatlı tebessümler.Bir kaç adım ötede bakıyorum insanlar birikmiş.Herkesin gözü ilerde bir apartmanın 4.katında nolmuş der gibi bakışlar ve fısıl fısıl konuşmalar.Ben de kulak veriyorum konuşmalara.İki kadın konuşuyorlar kendi aralarında.Ögreniyorum ki 27 yaşlarında bir genç yaşıyormuş o dairede.Ve o genç yaşında intiharı seçmiş.Tebessümüm düşüyor bir anda.Sonra merak kesiliyorum yaşamdan vazgeçme nedenine. “İşsizdi uzun zamandır” diyor yaşlı bir adam.Sonra anlıyorum ki mahallenin bakkalıymış. “Bana da borcu vardı” diye ekliyor ardından.Başkası lafa karışıyor.Böbregini bile sattıgını ögreniyorum.Ve şaşkınlıkla,hüzün,acıma duygularıma nedenli sorular ekleniyor belki biraz da isyan pek çok şeye karşı.Daha fazla kalmak istemiyor bir yanım orda ve uzaklaşıyorum ebedi hayata erişmiş genç bir ruhun sorulara gömülü cevapsız gidişini orda bırakıp.
Uzaklaşmak istiyorum belki de tebessümümü yeniden bulmak umuduyla.Peynircinin yanından geçerken orda hep rastladıgım sakız ve dua satan teyzeyi fark ediyorum.Cebimi kurcalıyorum birkaç bozuk para değiyor parmaklarıma.Alıp avuçlarıma teyzenin elini tutup bırakıyorum. “Bana dua et olur mu” diyorum.Bana hikayesini anlatmaya başlıyor.Ardından da insanlardan laflıyoruz biraz.Belki bir ses belki o teyzenin yüreğinin tatlılıgı rahatlatıyor biraz içimi ve kalkıp devam ediyorum çıktım yolculuga.
Banklara oturmuş yaşlılar sohbet ediyorlar uzun uzun.Ama sohbeti bir bagırış bir çıglık bölüyor birden.Aklı dengesi yerinde olmayan ve bazen yol kıvrımlarında uyurken rastladıgım bir genç kızın haykırışı bu.Yüzünde endişe biraz da bıkmışlık bütün esnafların adlarını tek tek bilerek kendisine neler yaptıklarını haykırıyor.Utanıyorum insanlıgımdan utanıyorum insanlardan.Sonra sakinleşiyor biraz.Sokuluyor bankta oturan bir adamın yanına bir sigara istiyor.Adam onu bir köpeği tekmelercesine tekmeliyor yere düşüyor kızcagız.Sonra kalkıp uzaklaşıyor ordan içinden dışına taşan buruk cümleleriyle.İnsan duraksıyor neden onlara bir yuva saglamaz bu devlet.Ya da hiç düşünmez mi sözde akıllı insanlar birgün aynı duruma düşme ihtimallerini.Kim bilebilir yarınını ya da kim bilebilir bir gün akıl denen o dengenin bozulup bozulmayacagını?Ya da adı silik genç kız mı daha insan yoksa ona bu muameleyi yapan sözde akıl sahibi insansılar mı?Yaşamak zor zanaat diyorum kendi kendime.Yola devam etme hevesimde bir burukluk evimin huzurunu özlüyorum bir an yine de sendelemeye başlayan ayaklarımla ilerliyorum biraz daha.
Markete yaklaşıp bir sigara alasım geliyor.Sigaraya sarılıp içimde kaybetmeye başladıgım huzuru bulmayacagımı bile bile.Parayı uzatıp istiyorum sigarayı.Televizyondan haykırışlar yükseliyor bu sefer.Spiker anons ediyor önce Şırnak ta çatışmada ölen şehit cenazelerinin haberini.Gözlerim dolu dolu oluyor içim ölesiye buruluyor.Kendimi bir an savaşın ortasında buluyorum ve ölen sanki o an ben oluyorum.Sonra o ailelerin feryatları çınlıyor kulaklarımda."Yeter" diye haykırasım geliyor belki de hiçbir şeye yeter dememişcesine.Aklım almıyor böylesini.Topraklarımda çocuklarımın,kardeşlerimin ölüme salınıverilmesini ve kimsenin buna dur dememesini aklım almıyor.Ve terörü,terörle baskılanmak istenenleri ve bunları destekleyenleri lanetliyorum o an ve bu satırları yazarken de.Paranın üstünü bile almadan uzaklaşası hatta atlayıp o bölgeye gidip "yeter" diye haykırası geliyor insanın,tek kurşunda ölmek ugruna.En azından bir kez ölürüm diyor insan her şehit haberinde bin kez ölmektense.Bogazıma düğümlenen gözyaşlarımı yanıma alıp çıkıyorum marketten.Üstümdeki huzur dagılmakta artık,yorganı kafama çekip hüngür hüngür aglamak ister gibiyim.
Yavru bir kedinin ayagıma sürtünmesiyle anlık bir dagılma oluyor duygularımda.Atmayı unutmaya başladıgım tebessümün yanak kıvrımımda kalıyor.Okşuyorum tüylerini kaçıp siliniyor gözden.Biraz oturmak istiyorum bir yerlere takatim kalmamış gibi ruhumu yorgun hissediyorum bir an.”Bir gazete alıp oturmalı denize karşı diyorum” kendi kendime.Gazetemi alıp koltugumun altına sıkıştırıyorum ve sahile atıyorum kendimi.Ama ne mümkün oturmak arada bir ugradıgım sahil kenarında kafenin yerinde yeller esiyor.Deniz kenarında arabalarını çekmiş bir grup içki içiyor.Geri çekiliyorum,içkinin tesirini bilerek.Kendime yer aramak için gözlerimi gezdirirken tinerci çocuklara gözüm takılıyor.İçim burkuluyor yeniden.Üzülüyorum en güzel yıllarını en degerli varlıkları zihinleri yok etmelerine.Ve bira da çekiniyorum aslında onlardan değil tinerin etkisinden,zararından yıktıgı beyin hücreleri ve hayatlardan.Ve bir köşe bulamıyorum koskoca sahilde özgürlüğün ortasında özgür kalabilecegim.
Alıp gazetemi yeniden dönüş yoluna vuruyorum kendimi.Dışarda kalmak istemiyor artık ruhum.Aslında içimde,böyle bir dünyada kalmak da istemiyor."Sokagı döndüğümde her şey bitecek,bunlar kabus" derken kapının önünde oturmuş kadınların laflarına takılıyor kulagım.Herkes birilerini kötüleme telaşında.Birileri hakkında yaptıkları dedikodular çınlıyor kulaklarımda.Bir kez daha utanıyorum insan olmaktan.
Daha hızlı adımlarla yöneliyorum evimin kapısına ve adımımı kapıdan atıp bir "oh" çekiyorum.Belki bir sıgınak oluyor evim o an ,hayatın kötü yanından bir kaçış.Ve muhabbet kuşumun "hoş geldin " dercesine cıvıltılarıyla tebessümüm yerine geliyor birazcık."Sevgi" diyorum "karşılıksız sevgi bu olsa gerek".İnsanların anlamadıgı, göremediği güzellik.
Oysa ne güzel ,ne harika yaşamak.Elele vermek,sarılmak…Ve sevmek…Doga neler sunuyor oysa.Dünya hepimize yetmez mi?Neden birbirimize yaşattıgımız bu psikolojik savaş,neden bu kin,nefret?
Benim aklım ermiyor bunlara.Yüreğim anlamıyor.Ve sanırım hiç anlamayacak.
Keşkelerden kurmadım ben hayatımı ama sonsuz bir keşkem yine de keşke sevmeyi başarabilsek gerçekten ama hepimiz.Dünyayı cennetten ayıran tek şey bu çünkü…
Sevginin hayatınıza tüm varlıgıyla yayıldıgı günler umuduyla…
Neden bu psikolojik savaş
Konu Sahibi / Yazar
GAMZE
Kategori / Forum
Toplumbilim, Ruh Bilimi (sosyoloji, psikoloji)
Yorumlar / Cevaplar
0
Okunma / Görüntüleme
3212
Neden bu psikolojik savaş
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi