Muharrem Ayı nedir? Muharrem Ayı orucu nasıl tutulur? Muharrem Ayı orucu ne zaman tutulur? Muharrem Ayı orucunda dikkat edilmesi gerekenler nelerdir? Aşure Ayı nedir?
Muharrem ayının İslam tarihinde belli başlı üç önemli özelliği vardır. Birincisi oruç, ikincisi Hicri takvimin başlangıcı olması, diğeri de Hz. Hüseyin ve evlatlarının Kerbela'da şehit edilmesidir.
Muharrem ayında tutulan oruç tarihi seyri yönüyle de bir özellik taşıyor. Peygamberimiz Medine'ye hicret ettikten sonra Medine'de yaşayan Yahudilerin oruçlu olduğunu öğrendi. O gün Muharrem ayının 10. günü Aşura günüydü. ’Bu ne orucudur?’ diye sordu. Yahudiler, ’Bugün, Allah'ın Musa'yı düşmanlarından kurtardığı, Firavun'u boğdurduğu gündür. Hz. Musa (a.s.), bir şükür olarak bugün oruç tutmuştur’ dediler.
Peygamberimiz onlara, ’Biz, Musa'nın sünnetini yaşatmaya sizden daha çok yakınız ve hak sahibiyiz’ diyerek kendisi ve Müslümanlar o gün oruç tuttular. O yıl henüz Ramazan orucu farz olmamıştı.
Fakat ertesi sene Ramazan orucu farz kılınınca Müslümanların oruç ayı Ramazan oldu. Aşura günü orucu konusunda ise Peygamberimiz herkesi serbest bıraktı, ’İsteyen tutar, isteyen tutmayabilir’ dedi. Böylece bu oruç, müstehab bir oruç olarak kaldı. Bilgin sahabilerden İbni Abbas'ın rivayet ettiği bir hadiste de ifade edildiği üzere, bir karışıklığa meydan vermemek ve Yahudilere benzememek için Aşura gününden önceki günle sonraki gün ilave edildi, böylece üç gün oruç tutmak sünnet olarak uygulanır oldu. Dolayısıyla ne Peygamberimiz, ne Sahabiler, ne mezhep imamları ve müctehidler, ne de daha sonraki İslam âlimleri Muharrem ayının ilk on günü oruç tutulması konusunda bir beyanda bulunmamışlardır.
Bunun dışındaki bir uygulamanın İslam ibadet tarihinde bir yerinin ve kaynağının olmadığını söylemek gerekir. Muharrem ayının İslam tarihinde bir takvim başlangıcı olması, Hz. Ömer'in halifeliği döneminde tespit edilmiş, o tarihten bu yana pek çok İslam ülkesince kullanılagelmiştir. 1 Muharrem'in Hicri yılbaşı olması, Noel kutlaması gibi bir geleneği olmamakla beraber, yılın ilk günü olması açısından bir önemi de bulunmaktadır. Kur'ân'da ise Muharrem'in ayının farklı bir özelliğinden söz edilir.
Tevbe Sûresinde (âyet:36), ’Allah katında ayların sayısı, gökleri ve yeri yarattığı gün Allah'ın yazdığı şekilde, on ikidir. Bunlardan dördü haram aylarıdır, dosdoğru hesap işte budur’ şeklinde bildirildiği gibi, bu dört aydan biri de Muharrem ayıdır. Haram ayları, değerli, ünemli ve bu yönüyle de farklı özelliği olan aylardır ve o aylara karşı saygılı olunması bildirilmiştir. Peygamberimizin ifadesiyle ’Şehrullahi'l-Muharrem- Allah'ın ayı Muharrem’ olarak bilinen Muharrem ayı, İlahi bereket ve feyzin, bollaştığı bir aydır. Allah'ın ayı, günü, yılı olmaz, ama Allah'ın rahmetine ermenin önemli bir fırsatı olduğu için Peygamberimiz tarafından bu şekilde bildirilmiştir. Muharrem ayının peygamberler tarihinde de ayrı bir yeri vardır.
Başta Hz. Adem olmak üzere, Hz. Nuh, Hz. İbrahim, Hz. Musa, Hz. Davud, Hz. Yakub, Hz. Yusuf, Hz. Eyyub, Hz Yunus ve Hz. İsa gibi peygamberler Aşura günü, özel olarak bazı nimetlere ermişler, bazı sıkıntılardan kurtulmuşlardır.
[color=#006400]Bu yünüyle bir yıl dünümü kabul edilmektedir. Hz. Hüseyin (r.a) ve evlatlarının hunharca şehit edilmesi meselesine gelince, esas itibariyle şehitler mükâfatını almış, en yüce mertebelere ulaşmıştır, Yüce Allah'ın da zalimlere hak ettikleri cezayı en âdil bir şekilde vereceğinden şüphemiz yoktur. Kaderi hükme boyun eğen her mü'min bu olaya üzülür, ancak itidalini ve soğukkanlılığını kaybetmez. Duyguları onu birtakım taşkınlıklara götürmez. Çünkü meydana gelen bütün olaylar ezeli takdirin bir hükmüdür. Bu açıdan bunu bir ’yas merasimi’ haline dönüştürmek sünnetin ruhuna uygun düşmemektedir.
AŞURE AYI HOŞGELDİN’
’Şehrullahi'l-Muharrem’ olarak meşhur olan, yani ’Allah'ın ayı Muharrem’ olarak bilinen Muharrem ayı, İlahi bereket ve feyzin, Rabbani ihsan ve keremin coştuğu ve bollaştığı bir aydır. Allah'ın ayı, günü ve yılı olmaz, ancak Allah'ın rahmetine ermenin önemli bir fırsatı olduğu için Peygamberimiz tarafından bu şekilde ifade edilmiştir’.
[color=#006400]SİZ HİÇ ’AŞURE ÇORBASI’ İÇTİNİZ Mİ?
Aşure Günü olarak bilinen ve evlerde çeşit çeşit yemiş ve baharatların harmanıyla lezzetlenen ’aşure’ tatlısıyla renklenen gün ise, Muharrem'in 10. günüdür. Aşure günü, Cenab-ı Hak ( c.c. ) katında çok önemli bir yer tutar. Bu özel günde, birçok önemli olay meydana gelmiş, bu olaylarının her birinin ’on’ sırrına mazhar olması ise, aşurenin ’on’ anlamına gelen ismini ziyadeleştirmiştir. Aşure Gününün ’On’ Fazileti Hakkında Aşure günü, Muharrem Ayı'nın onuncu günüdür.
Bu özel günde Yüce Allah (c.c.) on peygamberine on çeşit ikramda bulunmuş ve kutsiyetini arttırmıştır. Bu ikramlar ise şu şekilde nakledilmiştir;
1. Allah, Hz. Musa'ya (a.s.) Aşure Gününde bir mucize ihsan etmiş, denizi yararak Firavun ile ordusunu sulara gömmüştür.
2. Hz. Nuh (a.s.) gemisini Cûdi Dağının üzerine Aşure Gününde demirlemiştir.
3. Hz. Yunus (a.s.) balığın karnından Aşure Günü kurtulmuştur.
4. Hz. Ãdem'in (a.s.) tövbesi Aşure Günü kabul edilmiştir.
5. Hz. Yusuf kardeşlerinin atmış olduğu kuyudan Aşure Günü çıkarılmıştır.
6. Hz. İsa (a-s.) o gün dünyaya gelmiş ve o gün göğe yükseltilmiştir.
7. Hz. Davut'un (a.s.) tövbesi o gün kabul edilmiştir.
8. Hz. İbrahim'in (a.s.) oğlu Hz. İsmail o gün doğmuştur.
9. Hz. Yakup'un (a.s.), oğlu Hz. Yusuf'un hasretinden dolayı kapanan gözleri o gün görmeye başlamıştır.
10. Hz. Eyyûb (a.s.) hastalığından o gün şifaya kavuşmuştur.
Tefsir âlimlerinden nakledilen bilgilere göre, Aşure gününü Kur'an-ı Kerim'de işaret eden ayet şöyledir: ’On geceye yemin olsun’ Fecr Suresi / 2 Bu özel gün adını, Muharrem Ayı'nın onuncu gününe denk geldiği için, Arapça on anlamına gelen ’aşr’ kelimesinden almıştır.
Muharrem Ayı Nedir? 9. Ve 10.gün Muharrem Ayı Oruçları Haberi ve Son Dakika Haberler Mynet
Mynet'te Muharrem Ayı nedir? 9. ve 10.gün Muharrem ayı oruçları
Konu Sahibi / Yazar
donanma44
Kategori / Forum
Tartışmalar
Yorumlar / Cevaplar
3
Okunma / Görüntüleme
7654
Mynet'te Muharrem Ayı nedir? 9. ve 10.gün Muharrem ayı oruçları
Mynet'te Muharrem Ayı nedir? 9. ve 10.gün Muharrem ayı oruçları
Alıntı:Bu yünüyle bir yıl dünümü kabul edilmektedir. Hz. Hüseyin (r.a) ve evlatlarının hunharca şehit edilmesi meselesine gelince, esas itibariyle şehitler mükâfatını almış, en yüce mertebelere ulaşmıştır, Yüce Allah'ın da zalimlere hak ettikleri cezayı en âdil bir şekilde vereceğinden şüphemiz yoktur. Kaderi hükme boyun eğen her mü'min bu olaya üzülür, ancak itidalini ve soğukkanlılığın ı kaybetmez. Duyguları onu birtakım taşkınlıklara götürmez. Çünkü meydana gelen bütün olaylar ezeli takdirin bir hükmüdür. Bu açıdan bunu bir ’yas merasimi’ haline dönüştürmek sünnetin ruhuna uygun düşmemektedir.
Diğer bütün saçmalıklarınızı bir kenara bırakıyorum da şu alıntı yaptığım yeri okuyunca size ne diyeceğimi bilemedim !..
Siz bu bilgiyi neye göre ve kimin adına konuşuyorsunuz?
Allah'tan , peygamberden bir bilgi mi geldi size de Yası Matem tutmayı sünnete aykırı gösteriyorsunuz?
Mavya'nın adetlerine sünnet denir. Haşa siz kim peygamberimizin davranışlarını yapmak kim?
Siz bir kere Peygamber torunlarına saygı göstermiyorsunuz!
Desene; mayam müsade etmiyor Ehlibeyti sevmeme,
Desene; Hak Muhammet Ali ve Ehlibeytinde gözüm yok kusura bakmayın,
Desene; Allah şehidi İmam Üseyin'e yapılan o akıl almaz işkencelere rağmen vicdanım sızlamıyor, O'nun için akıtacak bir damla gözyaşım yok...
Biliniz ki hakikatleri saklamak için alçaklıkta sınır tanımıyorsunuz !
Mynet'te Muharrem Ayı nedir? 9. ve 10.gün Muharrem ayı oruçları
Tags: muharrem ayı, muharrem ayı 2013, muharrem ayı ne zaman, muharrem ayı 2014, muharrem orucu, muharrem orucu nedir, muharrem orucu ne zaman, muharrem orucu 2013
Muharrem Yası Matemi
Ehlibeyt'e gönül veren bir kişinin onun çektiği çileden de bihaber olması düşünülemez. Ehlibeyt'in atası Muhammed Ali de dahil olmak üzere gelen bütün evliyalar yaşadığı dönemde hep çile çekmiş ve akıl almaz işkencelere, hakaretlere, kötülüklere maruz kalmışlardır. Ehlibeyt'in içinde istisnasız bütün ermişler çile çektikleri halde Hz.Üseyin 'in yerinin farklı olduğu yine Ehlibeyt'in kendi dilinden, nefesinden anlaşılmaktadır. Hz.Üseyin, Hak divanının sahibi ve Allah yolunun şehididir. Onun Muhammet Ali yoluna can cömertliği yapması Hakkın emridir. Hz.Üseyin, Yezid'e biat etmemiş, dedesi Muhammet Mustafa'nın Hakikat Kur'anını bu soysuzlara vermemiş ve en sonunda bu uğurda serini vermiştir. Hz.Üseyin şehit edildikten sonra öncelikle Ehlibeyt ve tüm sevenleri karalar bağlamıştır. Yüzyıllardır O'nun için yası matem tutulur ve göz yaşı dökülür. Onun için ağıtlar, mersiyeler yakılır, söylenir.
Gelen her evliya nefesine Hz.Üseyin ile başlar, O'nun sesini duyurur ve onun çektiği çileleri bu dünyada yaşar. Pir Zöhre Ana'nın " Benim testim Kerbela suyudur" nefesi buna örnek olarak verilebilir. Çünkü Zöhre Ana'nın 30 yılı aşkın süredir verdiği mücadele Ehlibeyt, Hasan Üseyin mücadelesidir. Bu mücadele verilirken bir takım yetkililer de Mürşit Zöhre Ana'ya Nesimi'yi hatırlatmaktan geri durmamışlardır !
Kerbela'da öyle bir zulüm yaşanmıştır ki 1500 yıl geçmiş olmasına rağmen hâlâ yüreklerdeki acısı dinmemiştir ve dünya durdukça da dinmeyecektir. Dökülen kan, İmam Üseyin'in mübarek kanıdır, peygamber torununun kanıdır. Bu zulüm Hz.Üseyin' e yapılmakla beraber Muhammed Ali nesline yani Ehlibeytine de yapılmıştır.
Hz.Üseyin ile Yezid'in mücadelesi Hak ile Batıl'ın, iyi ile kötünün mücadelesidir. Lanet Muaviye'nin Ehlibeyt'in büyüklüğünü kabul etmemesi, Hz.Muhammet Mustafa'nın Kur'anını ele geçirmek istemesi ve Ehlibeyt'in çektiği İnsanlık sancağının çıkarlarına ters düşmesi nedeniyle başlattığı kirli bir oyundur. Tarihin sayfalarında yazıldığı gibi bu bir "iktidar" kavgası değildir. Bütün dünyayı değil bütün evreni yaratan Allah'tır. Allah yolunun sahibi olan Ehlibeyt'in dünya saltanatı peşinde olması düşünülebilir mi? İzan sahibi herkesi düşünmeye ve sorgulamaya davet ediyorum.
Ehlibeyt; Hak sancağını çekmek, toplumu inanç, ibadet, sevgi ve insani bütün ulvi değerlerle yoğurmak için vardır. Taht, saltanat, benlik şeytanın işidir ki bunların hepsi Ehlibeyt düşmanlarının ortak özelliğidir.
Mürşit Zöhre Ana, tarihte anlatılan ve bir çok Alevinin de inanmadığı "Resmi İslam Tarihinin" bilinçli olarak tahrif edildiğini bildirmektedir. Her gelen Evliyanın bir görevi, misyonu vardır. Pir Zöhre Ana, din üzerine gelen bir Evliyadır. İnancımıza göre Mustafa Kemal Atatürk te bir Evliyadır ve O'nun görevi tükenmiş ve toprakları parçalanmış olan Osmanlı Devleti'nin yerine Türkiye Cumhuriyeti'ni kurmaktır.
Resmi tarih öyle tahrif edilmiş, yüzyıllardır insanlar öyle kandırılmıştır ki her insanın doğum ve ölüm tarihleri belli ve sabit bir gün iken Hz.Üseyin için yası matem tutanlar her yıl farklı tarihlerde muharrem yası matemini tutar hale gelmişlerdir ! Muharrem yası matemi, en ufak bir alakası olmadığı halde Ramazanın peşine takılmış ve her sene on gün geri gelerek "davalaşan, bize de kısmet olsun" diye aylar cana gelerek konuşturulmuştur !..
Muhammed-Ali'nin ailesini ve Ehlibeytini asıp kesenler bu mübarekler gayba girdikten sonra karşılarında doğruyu haykıracak ve karşı duracak kimse kalmadıktan sonra "İslam" adı altında zulüm devleti kurmuşlar ve medreseler kurarak bugün yaşanan "İslam'ın" temellerini kurmuşlardır. Peygamberimizin gaybından en az 200 yıl sonra ortaya çıkan sözüm ona din alimleri aradan geçen seneleri unutup peygamberin yanındaymış gibi "Hadis" , "Sünnet" adı altında Emevi,Abbasi geleneklerini, adetlerini peygamber sözü , davranışı diye yutturmuşlardır. Durum öyle hal almıştır ki bugün bu hadislere baktığınızda her mezhebin kendine has hadis kitapları vardır ve birinin A dediğine öteki B demektedir. Hakikatın yerini yalan almamış olsaydı zavallı kadınları göğüslerine kadar toprağa gömüp sonra taşlatan (recm) bir "İslam" olmazdı.
![[Resim: 10.jpg]](https://www.zohreanaforum.com/images/imported/2013/08/10.jpg)
Esas konuya dönecek olursak bu ahir zamanda Alevi olsun Sünni olsun kimse Hz.İmam Üseyin'e yapılan o zulümlere , mübarek bedenine yapılan işkencelere sessiz kalamaz kalmamalıdır !!!
Aşağı yukarı 8 milyarlık dünya'da Hz.Üseyin için yası matem tutan tek inanç insanı Alevilerdir. Bu durumu nazarı dikkatinizden kaçırmamanızı istiyorum.
SORU: Ey Aleviler siz Muharrem Yası Matemini niçin tutuyorsunuz?
CEVAP: Hz.Üseyin'in susuz bırakılması, türlü işkencelere maruz kalması ve 12'inci günün sonunda mübarek başının gövdesinden ayrılması nedeniyle onun yasını tutuyoruz. 12 günün sebebi budur ve "oruç" değil yası matem dememizin sebebi de mübareğin çile çekmesidir.
SORU: Siz yası matemden sonra Kurban lokması yapıp ve Aşure pişiriyor musunuz ?
CEVAP: Evet. Yası matemimizi tutar akabinde "Ya İmam Üseyin sen mübarek başını Hak yoluna, Atalarının kurdukları Hak Muhammet Ali yoluna feda ettin, can cömertliği yaptın, biz boş mahlukatlar olarak senin gibi kendimizi, başımızı Hak yoluna feda edemiyoruz ama kestiğimiz bu Hak kurbanını yerimize kabul eyle. Bizleri bağışla." deriz ve Kurban kestikten sonra Hz.Üseyin'in can aşı olarak Aşure lokması pişirilir ve Ehlibeyt'in yasını çeken tüm eş ,dost ve akrabalar bu lokmaya davet edilir.
Yası Matem tutmadan, Ehlibeyt'in çektikleri çileler için gözyaşı dökmeden, eline diline beline sahip olmayarak düzensiz bir yaşam süren bir insanın Aşure yapması veya Kurban lokması kesmesi söz konusu değildir.
Pişirilen lokma Ehlibeyt'in olması ve Yası Matem lokması olması nedeniyle kimsenin ayağına götürülmez herkes zahmet eder lokma pişirilen eve gider. Pişirilen lokma kapı kapı dağıtılmaz asla.
[color=#FF0000]Peki lokmalar neden kapı kapı dağıtılmaz?
Çünkü , sizler bizler cenazelerimiz olduğunda onların ruhu için lokma yaparız ve dikkat edin cenazemiz için EVİMİZE GELEN tüm dostlarımıza, akrabalarımıza bu lokmadan ikram ederiz.
Sıradan mahlukatlar için böyle mantıklı bir uygulama yapan bizler neden Hz.Üseyin gibi Allah şehidi olan bir yüce Şahın lokmasını kapı kapı , sokak ortalarında düzensiz ortamlarda dağıtız.
Madem bu size mantıklı geliyor o zaman babanızın, annenizin cenazesinde lokmalarınızı Sıhhiye meydanında, Kadıköy meydanında dağıtın !..
Allah haklarından gelsin siyasi parti liderlerini, milletvekilleri ni geçiriyorlar Aşure kazanının başına güle oynaya sözüm ona Aşure dağıtıyorlar.
Hz.Üseyin baş verdi , onun acısını çektin 12 gün ,sevincini değil. Azıcık ta mı hayanız kalmadı , senin Yezid' ten ne farkın kaldı söyler misin?
Hz.Üseyin'i bilmeyene, tanımayana, onun için çile çekmeyene, Muaviye'ye hazret diyene Aşure vermek doğru mudur? Siz bu davranışınızla sevaba girdiğinizi mi düşünüyorsunuz?
Ey Aleviler; Aşure haşa bir tatlı türü değildir. İmam Üseyin'in can aşıdır, can lokmasıdır. Hayal edemeyeceğiniz kadar da kutsaldır.
Düzenli düzenli abdest alınarak, Ehlibeyt aşkıyla , dilek murat şifa şefaat temennileri ile o lokma yenir ve Hakka bir daha kısmet olması için dua edilir. Güzelce lokmalar bittikten sonra ev halkına "Hak Muhammet Ali , 12 İmam , Ehlibeyt ve İmam Üseyin" lokmalarınızı kabul etsin denir ve Sofra duası okunur.
İşte bizim Ehlibeyt ocağında, Hz.Ali'nin nefesini döken, Ehlibeyt'in, Kırklar ceminin nuru Mürşit Zöhre Ana'dan öğrendiğimiz yası matem budur, İmam Üseyin saygısı budur !!!
Aşk ile...
Muharrem Yası Matemi
Ehlibeyt'e gönül veren bir kişinin onun çektiği çileden de bihaber olması düşünülemez. Ehlibeyt'in atası Muhammed Ali de dahil olmak üzere gelen bütün evliyalar yaşadığı dönemde hep çile çekmiş ve akıl almaz işkencelere, hakaretlere, kötülüklere maruz kalmışlardır. Ehlibeyt'in içinde istisnasız bütün ermişler çile çektikleri halde Hz.Üseyin 'in yerinin farklı olduğu yine Ehlibeyt'in kendi dilinden, nefesinden anlaşılmaktadır. Hz.Üseyin, Hak divanının sahibi ve Allah yolunun şehididir. Onun Muhammet Ali yoluna can cömertliği yapması Hakkın emridir. Hz.Üseyin, Yezid'e biat etmemiş, dedesi Muhammet Mustafa'nın Hakikat Kur'anını bu soysuzlara vermemiş ve en sonunda bu uğurda serini vermiştir. Hz.Üseyin şehit edildikten sonra öncelikle Ehlibeyt ve tüm sevenleri karalar bağlamıştır. Yüzyıllardır O'nun için yası matem tutulur ve göz yaşı dökülür. Onun için ağıtlar, mersiyeler yakılır, söylenir.
Gelen her evliya nefesine Hz.Üseyin ile başlar, O'nun sesini duyurur ve onun çektiği çileleri bu dünyada yaşar. Pir Zöhre Ana'nın " Benim testim Kerbela suyudur" nefesi buna örnek olarak verilebilir. Çünkü Zöhre Ana'nın 30 yılı aşkın süredir verdiği mücadele Ehlibeyt, Hasan Üseyin mücadelesidir. Bu mücadele verilirken bir takım yetkililer de Mürşit Zöhre Ana'ya Nesimi'yi hatırlatmaktan geri durmamışlardır !
Kerbela'da öyle bir zulüm yaşanmıştır ki 1500 yıl geçmiş olmasına rağmen hâlâ yüreklerdeki acısı dinmemiştir ve dünya durdukça da dinmeyecektir. Dökülen kan, İmam Üseyin'in mübarek kanıdır, peygamber torununun kanıdır. Bu zulüm Hz.Üseyin' e yapılmakla beraber Muhammed Ali nesline yani Ehlibeytine de yapılmıştır.
Hz.Üseyin ile Yezid'in mücadelesi Hak ile Batıl'ın, iyi ile kötünün mücadelesidir. Lanet Muaviye'nin Ehlibeyt'in büyüklüğünü kabul etmemesi, Hz.Muhammet Mustafa'nın Kur'anını ele geçirmek istemesi ve Ehlibeyt'in çektiği İnsanlık sancağının çıkarlarına ters düşmesi nedeniyle başlattığı kirli bir oyundur. Tarihin sayfalarında yazıldığı gibi bu bir "iktidar" kavgası değildir. Bütün dünyayı değil bütün evreni yaratan Allah'tır. Allah yolunun sahibi olan Ehlibeyt'in dünya saltanatı peşinde olması düşünülebilir mi? İzan sahibi herkesi düşünmeye ve sorgulamaya davet ediyorum.
Ehlibeyt; Hak sancağını çekmek, toplumu inanç, ibadet, sevgi ve insani bütün ulvi değerlerle yoğurmak için vardır. Taht, saltanat, benlik şeytanın işidir ki bunların hepsi Ehlibeyt düşmanlarının ortak özelliğidir.
Mürşit Zöhre Ana, tarihte anlatılan ve bir çok Alevinin de inanmadığı "Resmi İslam Tarihinin" bilinçli olarak tahrif edildiğini bildirmektedir. Her gelen Evliyanın bir görevi, misyonu vardır. Pir Zöhre Ana, din üzerine gelen bir Evliyadır. İnancımıza göre Mustafa Kemal Atatürk te bir Evliyadır ve O'nun görevi tükenmiş ve toprakları parçalanmış olan Osmanlı Devleti'nin yerine Türkiye Cumhuriyeti'ni kurmaktır.
Resmi tarih öyle tahrif edilmiş, yüzyıllardır insanlar öyle kandırılmıştır ki her insanın doğum ve ölüm tarihleri belli ve sabit bir gün iken Hz.Üseyin için yası matem tutanlar her yıl farklı tarihlerde muharrem yası matemini tutar hale gelmişlerdir ! Muharrem yası matemi, en ufak bir alakası olmadığı halde Ramazanın peşine takılmış ve her sene on gün geri gelerek "davalaşan, bize de kısmet olsun" diye aylar cana gelerek konuşturulmuştur !..
Muhammed-Ali'nin ailesini ve Ehlibeytini asıp kesenler bu mübarekler gayba girdikten sonra karşılarında doğruyu haykıracak ve karşı duracak kimse kalmadıktan sonra "İslam" adı altında zulüm devleti kurmuşlar ve medreseler kurarak bugün yaşanan "İslam'ın" temellerini kurmuşlardır. Peygamberimizin gaybından en az 200 yıl sonra ortaya çıkan sözüm ona din alimleri aradan geçen seneleri unutup peygamberin yanındaymış gibi "Hadis" , "Sünnet" adı altında Emevi,Abbasi geleneklerini, adetlerini peygamber sözü , davranışı diye yutturmuşlardır. Durum öyle hal almıştır ki bugün bu hadislere baktığınızda her mezhebin kendine has hadis kitapları vardır ve birinin A dediğine öteki B demektedir. Hakikatın yerini yalan almamış olsaydı zavallı kadınları göğüslerine kadar toprağa gömüp sonra taşlatan (recm) bir "İslam" olmazdı.
![[Resim: 10.jpg]](https://www.zohreanaforum.com/images/imported/2013/08/10.jpg)
Esas konuya dönecek olursak bu ahir zamanda Alevi olsun Sünni olsun kimse Hz.İmam Üseyin'e yapılan o zulümlere , mübarek bedenine yapılan işkencelere sessiz kalamaz kalmamalıdır !!!
Aşağı yukarı 8 milyarlık dünya'da Hz.Üseyin için yası matem tutan tek inanç insanı Alevilerdir. Bu durumu nazarı dikkatinizden kaçırmamanızı istiyorum.
SORU: Ey Aleviler siz Muharrem Yası Matemini niçin tutuyorsunuz?
CEVAP: Hz.Üseyin'in susuz bırakılması, türlü işkencelere maruz kalması ve 12'inci günün sonunda mübarek başının gövdesinden ayrılması nedeniyle onun yasını tutuyoruz. 12 günün sebebi budur ve "oruç" değil yası matem dememizin sebebi de mübareğin çile çekmesidir.
SORU: Siz yası matemden sonra Kurban lokması yapıp ve Aşure pişiriyor musunuz ?
CEVAP: Evet. Yası matemimizi tutar akabinde "Ya İmam Üseyin sen mübarek başını Hak yoluna, Atalarının kurdukları Hak Muhammet Ali yoluna feda ettin, can cömertliği yaptın, biz boş mahlukatlar olarak senin gibi kendimizi, başımızı Hak yoluna feda edemiyoruz ama kestiğimiz bu Hak kurbanını yerimize kabul eyle. Bizleri bağışla." deriz ve Kurban kestikten sonra Hz.Üseyin'in can aşı olarak Aşure lokması pişirilir ve Ehlibeyt'in yasını çeken tüm eş ,dost ve akrabalar bu lokmaya davet edilir.
Yası Matem tutmadan, Ehlibeyt'in çektikleri çileler için gözyaşı dökmeden, eline diline beline sahip olmayarak düzensiz bir yaşam süren bir insanın Aşure yapması veya Kurban lokması kesmesi söz konusu değildir.
Pişirilen lokma Ehlibeyt'in olması ve Yası Matem lokması olması nedeniyle kimsenin ayağına götürülmez herkes zahmet eder lokma pişirilen eve gider. Pişirilen lokma kapı kapı dağıtılmaz asla.
[color=#FF0000]Peki lokmalar neden kapı kapı dağıtılmaz?
Çünkü , sizler bizler cenazelerimiz olduğunda onların ruhu için lokma yaparız ve dikkat edin cenazemiz için EVİMİZE GELEN tüm dostlarımıza, akrabalarımıza bu lokmadan ikram ederiz.
Sıradan mahlukatlar için böyle mantıklı bir uygulama yapan bizler neden Hz.Üseyin gibi Allah şehidi olan bir yüce Şahın lokmasını kapı kapı , sokak ortalarında düzensiz ortamlarda dağıtız.
Madem bu size mantıklı geliyor o zaman babanızın, annenizin cenazesinde lokmalarınızı Sıhhiye meydanında, Kadıköy meydanında dağıtın !..
Allah haklarından gelsin siyasi parti liderlerini, milletvekilleri ni geçiriyorlar Aşure kazanının başına güle oynaya sözüm ona Aşure dağıtıyorlar.
Hz.Üseyin baş verdi , onun acısını çektin 12 gün ,sevincini değil. Azıcık ta mı hayanız kalmadı , senin Yezid' ten ne farkın kaldı söyler misin?
Hz.Üseyin'i bilmeyene, tanımayana, onun için çile çekmeyene, Muaviye'ye hazret diyene Aşure vermek doğru mudur? Siz bu davranışınızla sevaba girdiğinizi mi düşünüyorsunuz?
Ey Aleviler; Aşure haşa bir tatlı türü değildir. İmam Üseyin'in can aşıdır, can lokmasıdır. Hayal edemeyeceğiniz kadar da kutsaldır.
Düzenli düzenli abdest alınarak, Ehlibeyt aşkıyla , dilek murat şifa şefaat temennileri ile o lokma yenir ve Hakka bir daha kısmet olması için dua edilir. Güzelce lokmalar bittikten sonra ev halkına "Hak Muhammet Ali , 12 İmam , Ehlibeyt ve İmam Üseyin" lokmalarınızı kabul etsin denir ve Sofra duası okunur.
İşte bizim Ehlibeyt ocağında, Hz.Ali'nin nefesini döken, Ehlibeyt'in, Kırklar ceminin nuru Mürşit Zöhre Ana'dan öğrendiğimiz yası matem budur, İmam Üseyin saygısı budur !!!
Aşk ile...
Mynet'te Muharrem Ayı nedir? 9. ve 10.gün Muharrem ayı oruçları
Haberin başlığı aynen böyle atılmış !.. Muharrem Orucu Kaç Gündür ve Nasıl Tutulur
Şimdi içeriğe bakalım bakalım bu sefer ne "kusmuşlar" !..
Muharrem ayının orucu kaç gündür ve nasıl tutulur? Bazı kimseler on beş gün su içmeden oruç tutmaktadır, bu şekilde mi tutulması gerekir?
Peygamber efendimiz şöyle buyurmaktadır Ramazan orucundan sonra, tutulan oruçların en faziletlisi Allah’a izafet ile şereflendirilen Muharrem ayındaki oruçtur.
Bunun gibi pek çok hadiste de muharrem orucunun önemi vurgulanmıştır. Aşure gününde tutulan orucun bütün bir yıl işlediğimiz günahlardan arınmamıza yardımcı olacağı söylenmiştir.
Muharrem ayında belirtilen oruç süresi 9-10-11. günlerdir. Ayrıca bu oruç da ramazan orucu gibidir. İmsak vaktiyle akşam ezanı arasında hiçbir şey yiyip içmemek gerekir. Uygulamada 10 gün boyunca su içmeden tutulan bir oruç yoktur ve dinimizce bidat’tir.
Muharrem Orucu Kaç Gündür ve Nasıl Tutulur
***
Bid'at: "Dinin aslından olmayan ve dini hüküm ve delillere dayanmada etmeden sünnete aykırı olarak icad edilen şeylerdir." diye ifade ediliyor.
Senin dinin nedir söyle de bilelim ?
Bizim dinimizi sorarsan hemen bir nefesle söyleyeyim.
Din içinde din arama
Din Muhammet Ali'nindir
Yol içinde yol arama
Yol Muhammet Ali'nindir
72 dil sorarsan, dil Muhammet Ali'nindir
Her dilleri söyleten Ali'dir.
Bildiren: Mürşit Zöhre Ana
Hz.Muhammed Mustafa'nın torunu ve Şahımerdan Ali ve Fatıma Ana'nın yavrusu Hz.Üseyin için tutulan bir yası matemi bid'at olarak ifade edenin Muhammed Ali dininde yeri yoktur !..
Sizin düşünceleriniz Vahhabi, Selefi düşüncesinin temeli olan Mauaviye itinin attığı beşeri dininin sapık düşünceleridir ve hiç bir geçerliliği yoktur !..
Su içmeden tutulan bir yası matem vardır. Ehlibeyt düşmanlarının kabul edip etmemesi zerre bizi bağlamaz ve onları da Allah'a haval ediyoruz...
Bid'at nedir biliyor musun? Gözünü kulağını ve o zavallı beynini aç ta iyi dinle beni !..
Cami bid'at'tır çünkü inandığın kuran da adı, sanı yoktur,
Minare bid'at'tır çünkü inandığın kuran da yeri yoktur,
Namaz bid'at'tır çünkü inandığın kuran da ne adı, ne şekli, ne de vakti vardır,
Tespih bid'at'tır çünkü inandığın kuran da yeri yoktur,
Takke bid'at'tır çünkü inandığın kuran da adı yoktur,
Kara Çarşaf bid'at'tır çünkü inandığın kuran da adı yoktur,
Peygamber soyuna Ehlibeyt denir ve Ehlibeyt; Hz.Muhammet, Hz.Ali, Hz.Fatıma Ana, Hz.Üseyin ve Hz.Hasan' dan oluşur.
Ehlibeyti yok sayan zihniyet yok olmaya mecburdur !..
Şimdi içeriğe bakalım bakalım bu sefer ne "kusmuşlar" !..
Muharrem ayının orucu kaç gündür ve nasıl tutulur? Bazı kimseler on beş gün su içmeden oruç tutmaktadır, bu şekilde mi tutulması gerekir?
Peygamber efendimiz şöyle buyurmaktadır Ramazan orucundan sonra, tutulan oruçların en faziletlisi Allah’a izafet ile şereflendirilen Muharrem ayındaki oruçtur.
Bunun gibi pek çok hadiste de muharrem orucunun önemi vurgulanmıştır. Aşure gününde tutulan orucun bütün bir yıl işlediğimiz günahlardan arınmamıza yardımcı olacağı söylenmiştir.
Muharrem ayında belirtilen oruç süresi 9-10-11. günlerdir. Ayrıca bu oruç da ramazan orucu gibidir. İmsak vaktiyle akşam ezanı arasında hiçbir şey yiyip içmemek gerekir. Uygulamada 10 gün boyunca su içmeden tutulan bir oruç yoktur ve dinimizce bidat’tir.
Muharrem Orucu Kaç Gündür ve Nasıl Tutulur
***
Bid'at: "Dinin aslından olmayan ve dini hüküm ve delillere dayanmada etmeden sünnete aykırı olarak icad edilen şeylerdir." diye ifade ediliyor.
Senin dinin nedir söyle de bilelim ?
Bizim dinimizi sorarsan hemen bir nefesle söyleyeyim.
Din içinde din arama
Din Muhammet Ali'nindir
Yol içinde yol arama
Yol Muhammet Ali'nindir
72 dil sorarsan, dil Muhammet Ali'nindir
Her dilleri söyleten Ali'dir.
Bildiren: Mürşit Zöhre Ana
Hz.Muhammed Mustafa'nın torunu ve Şahımerdan Ali ve Fatıma Ana'nın yavrusu Hz.Üseyin için tutulan bir yası matemi bid'at olarak ifade edenin Muhammed Ali dininde yeri yoktur !..
Sizin düşünceleriniz Vahhabi, Selefi düşüncesinin temeli olan Mauaviye itinin attığı beşeri dininin sapık düşünceleridir ve hiç bir geçerliliği yoktur !..
Su içmeden tutulan bir yası matem vardır. Ehlibeyt düşmanlarının kabul edip etmemesi zerre bizi bağlamaz ve onları da Allah'a haval ediyoruz...
Bid'at nedir biliyor musun? Gözünü kulağını ve o zavallı beynini aç ta iyi dinle beni !..
Cami bid'at'tır çünkü inandığın kuran da adı, sanı yoktur,
Minare bid'at'tır çünkü inandığın kuran da yeri yoktur,
Namaz bid'at'tır çünkü inandığın kuran da ne adı, ne şekli, ne de vakti vardır,
Tespih bid'at'tır çünkü inandığın kuran da yeri yoktur,
Takke bid'at'tır çünkü inandığın kuran da adı yoktur,
Kara Çarşaf bid'at'tır çünkü inandığın kuran da adı yoktur,
Peygamber soyuna Ehlibeyt denir ve Ehlibeyt; Hz.Muhammet, Hz.Ali, Hz.Fatıma Ana, Hz.Üseyin ve Hz.Hasan' dan oluşur.
Ehlibeyti yok sayan zihniyet yok olmaya mecburdur !..
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi