You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Mustafa Harmancı, Keramet Olgusu ve Zöhre Ana...

Mustafa Harmancı, Keramet Olgusu ve Zöhre Ana...

Administrator
Mustafa Harmancı, Keramet Olgusu ve Zöhre Ana...
Mustafa Harmancı, Keramet Olgusu ve Zöhre Ana...

Alıntı:Değerli İşcanbaba, sanırım yazını tümünü okumadın veya ayrıntılarla yola devam etmek taraftarısın. Bu yazı Hamza Aksüt'e karşı yazılmış bir yazı değildir öncelikle, bir bütün olarak forumla ilgilidir. Bakış açısı bu nedenle tüm olarak ele alınmıştır.
Tartışmamızın konusu olan "keramet" olgusunun ne anlama geldiğini anlattım, bir daha bakmanı salık veririm. Alevilikte olağanüstülük bulunmaz, bu nedenle bakış açısında bir doğacılık, doga yasalarına uyum ve zorunluluğu vardır. Öyle olsaydı vahiy anlayışı, Kırklar vs. gibi alanlar karışmış olurdu. Aleviler de olağanüstüne giden bir inanma yoktur. İnanmak bilgi ve sezgi temellidir. Doğa iradesinin ve buna bağlı olarak insan iradesinin hükmü dışında değildir.

İnanmalarınız ile doğa dışını karıştırırsanız faleketinizin başlatmış olursunuz. Alevi kimlikli uluların "keramet" üretmelerini anlamanız için ayrıca bir bölüme ihtiyaç bulunuyor sanırım. İnanmak ile olağanüstülükleri karıştırmak büyük sorundur. Günlük yaşamınızla düşünce biçiminiz uyumlu olmak durumundadır. Ateşin, kaynamış suyun içine elini koymanın, közde yürümenin ve sağaltmanın belli teknikleri vardır ve bunlar Alevi ocakklarında, tekke ve dergahlarında öğrenilerek yürütülen şeylerdir. Don değiştirmek gibi "keramet"leri ise vecd ilişkisi ve kerametin gerçekliği ile anlamak durumundasınız. Alevilikte keramet olağanüstü bir üretim değildir. Keramet toplumsal beklenti ve pirin, mürşidir güçlendirilmesi ve ona bu hallerin yüklenilmesi ile ilişkilidir. Ayrıca mucize ve kerametlerin kimler tarafından yapılabileceğinin kuralları bulunmaktadır. Bunun adı Hacıoğrafidir. Mucizeler olağanüstü sayılıp inanma alanında değerlendirilirken, kerametler sosyal olgular olarak ele alınıp, toplumsal beklenti ve güçlenme ile sınıflandırılmaktadır.

Alevi birey "keramet"i mistik bir parçalanma olarak ele almaz, yoksa ****fizik inanma olarak ele alınan olgu varlık ve insanlık dışı bir alanda algı alanına taşınır ki bu da hurafe üretmektir.

Bana çokça sorduğunuz soruların yanıtları iç içedir, daha fazla bölümlü yanıt vermek ne yazık ki zor bir durumdur. Ancak çoğunlukla sorularınızın yanıtları bir ütündür.

[color=RedZöhre Ana vasıflı kişinin yapmaya çalıştığı ile keramet yüklenmiş ve keramet ehli pir ve mürşitleri karıştırırsanız, kafalarınızı kuma gömmüş ve yanlış analojiler üretmiş olursunuz. Bunu yapmanız demek bilim ile Alevi felsefesini birbirinden ayırmış ve parçalamış olmaktır. [/color]

Alevilikte bilim dışı ve akıl dışı hiç bir olağanüstülük bulunmaz. Üretilen herşey felsefenin sorgusundan geçmek durumdadır. Bu yapılmıyorsa veya yapılamıyorsa bu Aleviliğin okullu yapısının ve bilgi ve kuram taşınmasının kesintiye uğramasıyla ilgilidir veya Alevi felsefe ve inanma dünyası ile teolojik alanların önkabül ile karıştırılmasıdır.

Keramet yüklenen kişi bunları yaşarken yapan kişi anlamına gelmez, bu nedenle zamanla çoğaltmalar ve güçlendirmeleri gerçekmiş gibi göstermekten ve böyle algılamaktan kendinizi alıkoymak ve korumak durumundasınız. Alevi bireydeki algı ile Pir Sultan Abdal, Nesimi, Hallacı Mansur veya Hacı Bektaş'ın başına gelenler ile yaptıkları olağanüstülükle açıklanamaz. Keramet bu tür durumları yapanları açıklamakla, mucizeye varmaz ve vardırılamazdan. İlk bölümde keramet olgusuna kısaca değinilmiştir. Bu nedenle bazı noktalarda kerametler mucizelerle karıştırılmakta, bu da Alevilik felsefesinin içine taşınmış kimliklerin ne yazık ki kirletilmesi ile sonuçlanmıştır. Kerametle ilgili alanın kirlilikten kurtarılması ve islam vb. alanların alevilikteki kirliliği ve tahribatı açıklamak için "Acının Kerameti Kerbelâ" çalışması belirleyici bir çalışmadır.

Alevilikte bilim ve felsefe üretmek, ****fizik ve akıl dışı kurgular üzerine bina edilemez, edilmesi durumunda "Hakk'ın emri rızası" çiğnenmiş olur. Bu da başta tanrı anlayışı, insanın, canlılığın neliği gibi soruları yeniden sormak gibi keskin konuları yeniden tartışmamızı getirir. Bu nedenle bilim ile safsataları ve inanmışlıklar ile Alevi felsefesini karıştırmak veya yanyana koymaktan sakınmak ve bu safsatalıkların üzerine bilim ve edebimizle, felsefemizle gitmek ve yanıtlarını vermek durumundayız.
Posting Freak
Mustafa Harmancı, Keramet Olgusu ve Zöhre Ana...
[BZöhre Ana vasıflı kişinin yapmaya çalıştığı ile keramet yüklenmiş ve keramet ehli pir ve mürşitleri karıştırırsanız , kafalarınızı kuma gömmüş ve yanlış analojiler üretmiş olursunuz. Bunu yapmanız demek bilim ile Alevi felsefesini birbirinden ayırmış ve parçalamış olmaktır.

[/B]
Keramet yüklenen kişi bunları yaşarken yapan kişi anlamına gelmez, bu nedenle zamanla çoğaltmalar ve güçlendirmeleri gerçekmiş gibi göstermekten ve böyle algılamaktan kendinizi alıkoymak ve korumak durumundasınız. Alevi bireydeki algı ile Pir Sultan Abdal, Nesimi, Hallacı Mansur veya Hacı Bektaş'ın başına gelenler ile yaptıkları olağanüstülükle açıklanamaz. Keramet bu tür durumları yapanları açıklamakla, mucizeye varmaz ve vardırılamazdan . İlk bölümde keramet olgusuna kısaca değinilmiştir. Bu nedenle bazı noktalarda ]kerametler mucizelerle karıştırılmakta , bu da Alevilik felsefesinin içine taşınmış kimliklerin ne yazık ki kirletilmesi ile sonuçlanmıştır. Kerametle ilgili alanın kirlilikten kurtarılması ve islam vb. alanların alevilikteki kirliliği ve tahribatı açıklamak için "Acının Kerameti Kerbelâ" çalışması belirleyici bir çalışmadır.


Hem keramete inanmıyorsun hem Keramet ehli pirlerle karşılaştırma yapıyorsun .

Bilim ,keramete karşı mıdır? sonucu ıspatlanacak her şey bilim dahilindedir,keramet sonucu da ispat yapılabildiğine göre,bilimden uzak tutamazsınız kerameti.

Kuma kafalarını gömen birileri varsa,O da Zöhre Ana'nın varlığını inkar gelenlerdir,siz görsenizde görmesenizde Zöhre Ana'nın kerametleri vardır ve buna her gün onlarca insan şahit olmaktadır,öyle uzaktan atıp tutmakla kimseyi heleki bir Pir'i karalayamazsınız.

Mucize nasıl ki , olması mümkün olmayan bir durumun zuhur etmesi ise keramet de aynısıdır,nedir mesela;

kör bir insanın kerametle görmeye başlaması, ölen bir insanın tekrar hayata döndürülmesi, sara hastalarının, kanser hastalarının ilaçsız tedavi edilmeleri ve iyileşmeleri, yumurtalığı olmayan bir kadının dünyaya bebek getirebilmesi,görünüşte elma olan hak lokmasından bebek dünyaya getirilmesi
Bunlar hep keramet veya diğer ismi ile mucizedir.İşte bu mucizeleri Zöhre Ana'da yaşayan insanlar var.

Keramet ,Hacı Bektaş Veli,Pir Sultan Abdal, Nesimi,Mansur ve nice nice bu dünyaya gelip göçen evliyalar tarafından her zaman yaşatılmış ve yaşanmıştır bu nedenle Alevi toplumu adına ne derseniz deyin bu kerametlere alışkındır,hiç kimse kerameti,mucizeyi Alevilikten ayrı düşünüp, bilim dışı görmesin.

Kelimelerim sistem hatasından yanlış yerden ayrılıyor...

“Çalışmadan, yorulmadan, öğrenmeden rahat yaşama yollarını aramayı itiyat haline getirmiş milletler, evvela haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini ve daha sonra istiklal ve istikballerini kaybetmeye mahkumdurlar.”
[Resim: imza3cp.gif]


Özü bitmiş, gümanı pak olmamış,şeytana tapmış, nefsi çıkarı için arayıpta birşey bulamamış, kuyruk acısı varsa,Derviş Muhammed'in de dediği gibi" bir kılını çektiyse" Zöhre Ana, onu değerlendirmek ister aklısüre.Ehlibeyt'in meyvası bitmez, dalı budağı kurumaz,sen ne kadar kezzap dökersen dök, O'nun Zemzem çeşmesi ALİ'dir

Derviş'in HAK kelamını can kulağıyla dinliyebliyorsan yeter,firdevs bağından bir gül alabiliyor musun,O'nun ibadetine,saldığı yola,yaşatmak istediği güzelliğe canı gönülden yürüyebiliyorsan en büyük mutluluk budur.
(Pir Zöhre Ana)
Posting Freak
Mustafa Harmancı, Keramet Olgusu ve Zöhre Ana...
T U N Ç yazdı:Mustafa Harmancı, Keramet Olgusu ve Zöhre Ana...
Pir Zöhre Ananin mucize ve kerametlerini görmeden,evliya_don degistirme_keramet_mucize_ALEVILIK gibi kavramlari anlayamaz,birbirine karistirmaktanda bir i$e yaramaz.Görmedigin kavramin(mucize_keramet) anlamini nasil yorumluyorsunuz hayret dogrusu.Dogustan gözleri görmeyen birisine elmayi, ancak elleri ile tanitirsiniz.Sonradan gözleri görse bile,ilkinde masanin üzerindeki elmayi koklamadan ve ellemeden elma oldugunu bilemez.Kerameti görmeden keramet üzerine konusmak ve elestiri getirmek yalnis olur.Zöhre Ana yi yasamadan elestirmek ve duyumlara göre yorum getirmek yalnis olur.
YESILDIR GÖKYÜZÜNDE GÖRDÜGÜN GÜNES
SICAKLIGI SENI,HAKIKATI BENI YAKAR...


"ZAMANA ZAMAN EVLIYASI"
Bir sıfatı Allah olan
Bir sıfatı Ali inan
Bir donu var Şahımerdan
Duyanlara Helal Olsun
Posting Freak
Mustafa Harmancı, Keramet Olgusu ve Zöhre Ana...
T U N Ç yazdı:Mustafa Harmancı, Keramet Olgusu ve Zöhre Ana...Mustafa Harmancı, Keramet Olgusu ve Zöhre Ana...


Alıntı:
Değerli İşcanbaba, sanırım yazını tümünü okumadın veya ayrıntılarla yola devam etmek taraftarısın. Bu yazı Hamza Aksüt'e karşı yazılmış bir yazı değildir öncelikle, bir bütün olarak forumla ilgilidir. Bakış açısı bu nedenle tüm olarak ele alınmıştır.
Tartışmamızın konusu olan "keramet" olgusunun ne anlama geldiğini anlattım, bir daha bakmanı salık veririm. Alevilikte olağanüstülük bulunmaz, bu nedenle bakış açısında bir doğacılık, doga yasalarına uyum ve zorunluluğu vardır. Öyle olsaydı vahiy anlayışı, Kırklar vs. gibi alanlar karışmış olurdu. Aleviler de olağanüstüne giden bir inanma yoktur. İnanmak bilgi ve sezgi temellidir. Doğa iradesinin ve buna bağlı olarak insan iradesinin hükmü dışında değildir.

İnanmalarınız ile doğa dışını karıştırırsanız faleketinizin başlatmış olursunuz. Alevi kimlikli uluların "keramet" üretmelerini anlamanız için ayrıca bir bölüme ihtiyaç bulunuyor sanırım. İnanmak ile olağanüstülükle ri karıştırmak büyük sorundur. Günlük yaşamınızla düşünce biçiminiz uyumlu olmak durumundadır. Ateşin, kaynamış suyun içine elini koymanın, közde yürümenin ve sağaltmanın belli teknikleri vardır ve bunlar Alevi ocakklarında, tekke ve dergahlarında öğrenilerek yürütülen şeylerdir. Don değiştirmek gibi "keramet"le ri ise vecd ilişkisi ve kerametin gerçekliği ile anlamak durumundasınız. Alevilikte keramet olağanüstü bir üretim değildir. Keramet toplumsal beklenti ve pirin, mürşidir güçlendirilmesi ve ona bu hallerin yüklenilmesi ile ilişkilidir. Ayrıca mucize ve kerametlerin kimler tarafından yapılabileceğin in kuralları bulunmaktadır. Bunun adı Hacıoğrafidir. Mucizeler olağanüstü sayılıp inanma alanında değerlendirilir ken, kerametler sosyal olgular olarak ele alınıp, toplumsal beklenti ve güçlenme ile sınıflandırılma ktadır.

Alevi birey "keramet"i mistik bir parçalanma olarak ele almaz, yoksa ****fizik inanma olarak ele alınan olgu varlık ve insanlık dışı bir alanda algı alanına taşınır ki bu da hurafe üretmektir.

Bana çokça sorduğunuz soruların yanıtları iç içedir, daha fazla bölümlü yanıt vermek ne yazık ki zor bir durumdur. Ancak çoğunlukla sorularınızın yanıtları bir ütündür.

Zöhre Ana vasıflı kişinin yapmaya çalıştığı ile keramet yüklenmiş ve keramet ehli pir ve mürşitleri karıştırırsanız , kafalarınızı kuma gömmüş ve yanlış analojiler üretmiş olursunuz. Bunu yapmanız demek bilim ile Alevi felsefesini birbirinden ayırmış ve parçalamış olmaktır.

Alevilikte bilim dışı ve akıl dışı hiç bir olağanüstülük bulunmaz. Üretilen herşey felsefenin sorgusundan geçmek durumdadır. Bu yapılmıyorsa veya yapılamıyorsa bu Aleviliğin okullu yapısının ve bilgi ve kuram taşınmasının kesintiye uğramasıyla ilgilidir veya Alevi felsefe ve inanma dünyası ile teolojik alanların önkabül ile karıştırılmasıd ır.

Keramet yüklenen kişi bunları yaşarken yapan kişi anlamına gelmez, bu nedenle zamanla çoğaltmalar ve güçlendirmeleri gerçekmiş gibi göstermekten ve böyle algılamaktan kendinizi alıkoymak ve korumak durumundasınız. Alevi bireydeki algı ile Pir Sultan Abdal, Nesimi, Hallacı Mansur veya Hacı Bektaş'ın başına gelenler ile yaptıkları olağanüstülükle açıklanamaz. Keramet bu tür durumları yapanları açıklamakla, mucizeye varmaz ve vardırılamazdan . İlk bölümde keramet olgusuna kısaca değinilmiştir. Bu nedenle bazı noktalarda kerametler mucizelerle karıştırılmakta , bu da Alevilik felsefesinin içine taşınmış kimliklerin ne yazık ki kirletilmesi ile sonuçlanmıştır. Kerametle ilgili alanın kirlilikten kurtarılması ve islam vb. alanların alevilikteki kirliliği ve tahribatı açıklamak için "Acının Kerameti Kerbelâ" çalışması belirleyici bir çalışmadır.

Alevilikte bilim ve felsefe üretmek, ****fizik ve akıl dışı kurgular üzerine bina edilemez, edilmesi durumunda "Hakk'ın emri rızası" çiğnenmiş olur. Bu da başta tanrı anlayışı, insanın, canlılığın neliği gibi soruları yeniden sormak gibi keskin konuları yeniden tartışmamızı getirir. Bu nedenle bilim ile safsataları ve inanmışlıklar ile Alevi felsefesini karıştırmak veya yanyana koymaktan sakınmak ve bu safsatalıkların üzerine bilim ve edebimizle, felsefemizle gitmek ve yanıtlarını vermek durumundayız.
Akıl denmiş, bilim denmiş, felsefe denmiş, ancak yazının bütününe baktığınız zaman saçma sapan bir sürü içi doldurulamıyacak ifadeler ve tanımlamalar kulanılmış. Tamamen bilgi kirliliği başka bir şey değil...

Daha mucize nedir? keramet nedir? er nedir pir nedir? haberi olmayan bu şahıs çıkmış Zöhre Ana ile ilgili utanmadan bir de çok bilmişçesine fikir yürütmüş...

Birazcık da biz anlatalım da bu bilgi karmaşasına saplanmış arkadaş bizi dinlesin bakalım...

Öncelikle mucize dediğin olay, olağanüstü oluşan ve de tamamen tanrıya dayandırılan başka sahibi olmayan olaylardır.
Keramet dediğin olay ise, kesinlikle bir er pir tarafından gerçekleştirilen olağanüstü olaylar yani mucizelerdir...

Misal;
Bir felçli hastanın durduk yerde bir anda kendiliğinden ayağa kalkması bir mucizedir. Nerden geldiği bilinmediği için tamamen Haktan gelen bir mucize olarak kabul edilir...
Ancak aynı felçli hasta gelir Zöhre Ana'nın(Erin Pirin) yanına, Zöhre Ana'nın duasını alıp o anda ayağa kalkar ise o zaman keramettir. Bu Zöhre Ana'nın bir evliya olarak gösterdiği bir kerametidir...

Ayrıca bir evliyanın yaşadığı bir dönemde doğada oluşan bütün olağanüstü olaylar yani mucizeler de o döneme gelmiş olan evliyaya bağlanabilir. Çünkü sonuçta evliyalar Allah'ın yeryüzündeki vekilleridir. Dolayısıyla ha Allah'ın mucizesi, ha evliyanın mucizesi hiçbir şey farketmez...
Olay bu kadar basit. Onca bilgi ve kelime karmaşasına ne gerek var...

Mucizelerin ve de kerametlerin tek sahipleri Allah ve Onun yeryüzündeki elçileri olan evliyalardır...

Keramet bu vatandaşın anlattığı gibi sonradan bilgisayara dosya yükler gibi evliyalara yüklenmez. Bu vatandaş öyle bir anlatmış ki sanki belli şartlar ve kurallar çerçevesinde keramet sahibi olunur. Kesinlikle hayır. Kerametler evliyalara yanlızca Hak tarafından doğuştan verilir. Evliyalar zaman zuhur edince bu kerametlerini insanlara göstererek kendilerini bildirip kendine inanan insanlara doğru yolu gösterirler...

Zöhre Ana'nın bir bebeği ismiyle, cinsiyetiyle bildirip cana getirmesi, tıpta imkansız hastalıkları o anda iyileştirmesi, keramet veya mucize değildir de nedir? Asıl bunları göremeyenler kafalarını kuma gömmüş devekuşu değillmidir?

Zöhre Ana'yı evliya bilmeyi, keramet sahibi kabul etmeyi, Alevilik ile akıl ve bilimin birbirinden ayrıştırılması olarak görenler, tamamen Aleviliği basit bir felsefik akım olarak görüp, Allah Muhammed Ali yolundan habersiz, Er Pir nedir? bilmeyen Alevi adı altında dolaşan ateist çevrelerdir...

Gerçek Alevi kanı taşıyan hiç kimse, insanın gözüne sokarcasına keramet gösteren bir Alevi Pir'ine sırtını dönmez. Gerçek bir Alevi, bir Pir'i gördüğü anda anlar ve Onu kabullenir. Çünkü bu özellik gerçek Alevi insanlarının damarlarında dolaşan asil kanda vardır. Bunun aksini düşünenler veya bunları görmekten aciz olan insanlar varsa, önce bir damarlarında yabancı bir kan ver mı ona baksınlar? Zöhre Ana'nın evliyalığından, kerametlerinden şüphelenen insanlar önce bir kendi damarlarında dolaşan kandan şüphe duysunlar...
Mustafa dediler benim adıma
Bir sıfatı Ali bindi atıma
Şimdi de ZÖHRE ANA geldi sıfata
Duyulsun şanımız Yüce Allah' a

(PİR ZÖHRE ANA)
Son Düzenleme: 09/02/2011, 00:32, Düzenleyen: adgan.
Posting Freak
Mustafa Harmancı, Keramet Olgusu ve Zöhre Ana...
Yazarımız her ne kadar Zöhre Ana'nın yapmaya çalıştığı şeyleri dünyanın en bilimsel yöntemi olan "internet araştırması ve kulaktan duyma sözler"le bir zemine oturtmaya çalışsa da bu O'na cahil deme hakkını bize vemiyor.

Sadece bildiklerimizi yazalım ve lütfen kişiler üzerinden gitmeyelim.
[size=7]"Benim Testim Kerbela Suyudur..."[/size]

[size=7]Zöhre Ana[/size]

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.