Mikail Aslan yeni albümü ‘Zernkut’ta, Zaza kültürünün gizlerini keşfedip en duru haliyle dinleyene sunma derdinde... Bazen ne kadar neşeli ve mutlu olursanız olun, bir müzik duyarsınız ve ağlamaklı olup dibine kadar hüzne batarsanız. Oradan pek de kolay çıkış yoktur hani. Hem albüm hem de hüzün sizi cebren etkisi altına alır. İşte Almanya’da yaşayan Türkiyeli Zaza Mikail Aslan’ın yeni albümü Zernkut tam da böyle bir albüm. Bu durumun kötü olduğunu aklınıza bile getirmeyin, çünkü her ne kadar sözlerinden bir kelime anlamasanız da, müzik ve hüzün insanı bir güzel arındırıyor, temizliyor! 1972’de Tunceli’de doğan Aslan, Malatya İnönü Üniversitesi’nden politik nedenlerle atılınca, hayatını müziğe adamaya karar verdi. Zaten çocukluğundan beri de bağlama çalıyordu. 1995’te siyasi mülteci olarak Almanya’ya yerleşti. 99’da anadilindeki ilk albümü Agereyis/Dönüş’ü çıkardı. İki yıl sonra Peter Cornelius Konservatorium’u kazanarak, klasik gitar ve saksafonu hatim etti. Kilite Kou/Dağların Anahtarı, Miraz/Maya isimli albümlerden sonra şimdi de Zernkut’lKalan Müzik / 2008
12 yıl aradan sonra hasretini çektiğim memleketime 2006 yılında dönmeye nihayet olanak bulmuştum. Heyecanımdan olmalı, İstanbul’a iner inmez deliksiz bir uykuya çekildim. Öğlen vakti ezan sesine uyandım: İstanbul’da olduğuma inanabilirdim artık. İçinden derya akan o öfkeli şehirde oyalanmadan, Dersim’e, ata topraklarıma doğru yoluma devam ettim. Mezra Ovası’nı geçerken sıla kokusunu duyumsamaya başladım. Mameki hattından ilk kez gidiyordum. Sorpiyan’a varınca Yusuf ağabeye beni indirmesini rica ettim. Karşıda Mazgirt dağları ve Mameki görünüyordu...
İşte tam burasıydı, Pirimiz Usêne Sêydi’nin idama götürülürken, omuz başından dönüp son kez Welat’a baktığı o yer. Usêne Sêydi’yi, Seyit Rıza’yı, onlarla birlikte darağaçlarında can verenleri ve kırım kıran günlerinde yitip giden on binleri anımsayarak, eğilip yeri öptüm.
Sanki 12 yıl değil, 70 yıl sonra karanlık mahzenlerden, ışık sızmaz çile mağaralarından dönüp gelmiştim! Atalarımızın Derviş Toprağı adını verdiği bu yerde arınmışlık duygusu veren bir şeyler vardı. Her dağının, koyağının ayrı bir söylencesiyle kutsandığı, mitlerle anıldığı bu yer, masalsı bir âleme aralık duran gümüş kapısıyla, dağlarca yükselen doğal duvarlarıyla, ülke içinde yitik bir ülke gibiydi. Yenik Şahların, başarısız isyancıların, kayıp kavimlerin, kadim yurtsuzların, sürgünlerin gelip baht tuttuğu kutlu ve lanetlenmiş bir diyar...
Mijdania to bidime kami ?
Gelenin müjdesini kime vermeli? Yolaklar üstünde yol gözleyenin kalmadığı bu yerde: ne çok oğul, ne çok kız uğurlanmıştı dönüşsüz yollara. Gidenin bir daha geri gelmediği, kalanın beklentisini yitirdiği bir zamana dönmüştüm. Burukluk karışmıştı sevincime. Doğup büyüdüğümüz köyler, mezralar ıssızlık içindeydi. Devrik taşlarıyla, virane köylerin evlerine bakan mezarlıklar gibi suskun ve ıssız...
Ovacık’taki ziyaretgâhında ahir günlerini yaşayan Fırık Dede’yi ziyaret etmem gerekiyordu öncelikle. Varıp O piri kâmilin eşiğini, elini öptüm, niyaz verip, karşısında özümü dara çektim. Bin imbikten damıtılmış efsunlu kelimelerle okşadı ruhumu Pirim; destur verip, kanatlı sözlerle uğurladı bizi yolağından.
“Bükülü giden Xozat’ın yolları”na düştük oradan. Yol boylarında, dillerine Elqajiye’yi dolamış çocukların avazlarında aradığımı buldum. Evet, Miraz’ı devralmıştı çocuklar, endişeye mahal yoktu!
Nedir ki, her evden bir düzine çocuğun seğirttiği o kalabalık köylerde, tek tük kalmış çocuklar, oyun arkadaşları bulamıyor, ıssızlığa düşen kendi gölgeleri peşinde koşturuyorlardı. Yüz Yılın bitimsiz yıkımlarından yorgun Welat terki diyar edilmiş bir hal içindeydi.
Gecikmiş bir kavuşmaydı benimkisi de...
Son günlerinde görebilme bahtiyarlığına kavuştuğum Fırık Dede'nin de konuşacak takati kalmamişti artık, konuşmak da istemiyordu zaten. Kendisinin deyimi ile o ve arkadaşları anlatmamak için iqrar vermişlerdi birbirlerine! iqrar verenler yas içinde birer birer yitip gidiyorlardı evlerimizin arka odalarından; rızalık almadan, rızalık vermeden. Okunamadı; Yazıları okunamayan birer tarihi tablet gibi asılı kaldılar belleklerimizde…
Evet, tutunduğumuz piri kâmillerimiz, yüzlerini dünyadan öte dönmüştü. Lakin onların son sözleri, zamanede aşikâr etmekten çekindikleri kadim sırlarıdır ki; o sır dağların tenhalığına çekilmiş, küllere gizlenmişti. Saklı duran kitabeler ve taş tabletler misali günışığına döneceği zamanı bekliyorlardı. Ki taşın sabrıyla billurlaşıyordu zaman, âsil güzelliğine erişmek için. Yerin ulaşılmaz katlarında kendini saklayan değerli cevher, sırlar ve hazineler keşfedilmeyi bekler...
Bir simyacının esrarı ve ısrarı gerektir altın saflığına ulaşmaya. Zernkut inceliği ve hüneri taşımak; ehli bir sarraf olmak gerektir, paha biçilmeze o ışıltılı biçimini vermeye.
İşte böylesine bir özenle Agêrayis’den Kilitê Kou’ya, Miraz’dan Zernkut’a... o meçhul izleri takip ederek yol alageldim. Yön aldığım kayıp işaretleri, kimileyin uçurum boşluklarına çağırsa da, o ezgin klamların, şarelerin tonlarına en hakikatli karşılığın uçurumlardan yankı bularak döneceğini bilenlerdenim.
Musahibin bile musahibe ikrar verirken ikilem yaşadığı zamanede, ilk tondan beridir muhabbetle yola koyulduğumuz Kamer Söylemez ile halen aynı istikamette yürüyebilmeyi bahtiyarlık payım sayıyorum. Albümün en güzel şarkıları yine onun imzasını taşıyor. Xızır’dan dileğim varlığı daimi olsun. Memleketime dönmem hususunda bazı bürokratik engellerin aşılması için bana destek sunan değerli insan Hasan Saltık ve yedi yıldan beridir beraber yürüdüğüm Ensemble yol arkadaşlarımdan Dieter Schmalzried , Michael Weil, Cemil Koçgün, Zafer Küçük ve Yasin Boyraz a da ne kadar teşekkür etsem azdır.
Değerli Ozan Rençber Aziz’in klamlarındaki tekstlerden dolayı bana yardımcı olan Seyitxan Kuruj, stüdyodaki sabırlı ve titiz çalışmasından dolayı sevgili dostum Merdan ve moral desteğini hep yanımda hissettiğim Emirali Yağan
Berxûdar be, wes u war be.
Mart 2008
1-) Bimire Esqê Mi [COLOR=#e86e2d]Söz : Kamer Söylemez
[COLOR=#e86e2d]Müzik : Mikail Aslan
2-) Ãqrardar [COLOR=#e86e2d]Söz : Mikail Aslan
[COLOR=#e86e2d]Müzik : Mikail Aslan
3-) Bêsebeb [COLOR=#e86e2d]Söz : Mikail Aslan
[COLOR=#e86e2d]Müzik : Mikail Aslan
4-) Dayika Delal [COLOR=#e86e2d]Söz : Paşayê Efo (Yêrêvan)
[COLOR=#e86e2d]Müzik : Paşayê Efo (Yêrêvan)
5-) Gûlizare [COLOR=#e86e2d]Söz : Doğê Kêwci
[COLOR=#e86e2d]Müzik : Doğê Kêwci
6-) Way Way Ninna [COLOR=#e86e2d]Söz : Rençber Aziz
[COLOR=#e86e2d]Müzik : Rençber Aziz
7-) Berteng [COLOR=#e86e2d]Söz : Kamer Söylemez
[COLOR=#e86e2d]Müzik : Mikail Aslan
8-) Mijdani [COLOR=#e86e2d]Söz : Kamer Söylemez
[COLOR=#e86e2d]Müzik : Mikail Aslan
9-) Dûri Mendo [COLOR=#e86e2d]Söz : Hüseyin Ayrılmaz
[COLOR=#e86e2d]Müzik : Hüseyin Ayrılmaz
10-) Yara Mi [COLOR=#e86e2d]Söz : Hıdır Çelik
[COLOR=#e86e2d]Müzik : Mikail Aslan
11-) Meleme [COLOR=#e86e2d]Söz : Anonim
[COLOR=#e86e2d]Müzik : Anonim
12-) Dilo Dilo [COLOR=#e86e2d]Söz : Rençber Aziz- Çewlig
[COLOR=#e86e2d]Müzik : Rençber Aziz- Çewlig
13-) Sbidak Badankov Ağavnin [COLOR=#e86e2d]Söz : Mikail Aslan
[COLOR=#e86e2d]Müzik : Mikail Aslan
a güzel müzik nasıl yapılırı gösteriyor.