You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Mezhepçilik mi dediniz?

Mezhepçilik mi dediniz?

Posting Freak
Mezhepçilik mi dediniz?
Bu ülkede mezhepçilik deyince nedense hemen akla Aleviler gelir. Oysa mezhepçilik açısından gerçek anlamda bir sıralama yapılsa Aleviler listenin kesinlikle en sonunda yer alırlar. Çünkü Alevi öğretisi mezhepçiliği de, ırkçılığı da, ayrımcılığı da peşinen reddeder. Kaldı ki bu durum iktidar dini olmayan bütün mezhepler ve inançlar için geçerlidir. Bu nedenle mezhepçilik asıl itibariyle iktidara ait bir politikadır. Örneğin bizim ülkemizde Alevilerin mezhepçilik yaptıklarına dair kimse bir tek örnek gösteremez ama yüzlerce yıldır iktidarı elinde tutan Sünniliğe yönelik yüzlerce örnek gösterilebilir. AKP Genel Başkanı ve Başbakan Erdoğan ile dönemin Adalet Bakanı Sadullah Ergin arasındaki konuşma bunun yalnızca son örneğidir.

Başbakanın ve Adalet Bakanı’nın açığa çıkan ve reddetme ihtiyacı bile duymadıkları bu aleni mezhepçilikleri, bugün ısrarla övündükleri ecdatlarından devraldıkları bir gelenektir. Bu gelenek öyle ağırdır ki, asla cahillikle izah edilemez. Tersine sistematik ve bilinçli bir iktidar politikasıdır. Doğrudan ulema eliyle yönetilmiştir’ Bugün mezhepçilikle suçlanan Alevilerin, dün Sünni ulema tarafından ’mezhepsiz’ olarak suçlandıkları ise bilinen başka bir gerçektir!

Araştırmacı Ali Haydar Avcı, ’Alevi Tarihinden Bir Kesit’ adlı çalışmasında Alevilere yönelik, mezhepçiliği, ayrımcılığı, bölücülüğün ve bunların zorunlu bir sonucu olarak hakaretlerin boyutlarını ortaya koymuş. İşte o isimlerden bazıları şöyle: ’Ağaç Ayaklu, Ayak Takımı, Asi, Zındık, Fasid Fikirli, Kızılbaş, Yalın Ayak Başı Kabak, Başı Bozuk, Baldırı Çıplak, Bozguncu, Şaki, Serkeş, Mezhepsiz, Sazcu, Taife-i Eşikiya, Mülhid, Rafızi ve Çapulcu’ Daha ne olsun?

Ecdad bunları söylerse torunu da çok rahat onun yolundan ilerler’

Eski Adalet Bakanı Seyfi Oktay’a yönelik linç kampanyası bu yüzden tesadüf değildir. Seyfi Oktay şahsında ’adaleti Dedeler ele geçirdi’ sözleri de’

Ecdad, mezhepçi, ayrımcı, talancı ve tabi ki katliamcı olunca, bazı torunlara onları geçmek kalıyor. Tıpkı AKP kurmayları gibi’

Bu gerçek, fişlemelerle birleşerek Alevi toplumu üzerinde büyük bir baskı oluşturduğu için Erdoğan’ın Adalet Bakanı’nın ’Alevi Hakim’ diye işaret ettiği hakim, Alevi olduğunu bile söylemekten korkar hale gelmiştir. Kaldı ki yalnızca son günlerde ortaya çıkan tapelerden yapılanlara bakılınca korkmak maalesef doğal bir hale geliyor.

’Alevi Hakim’ diye işaret edilen Abuzer Kara, ’Alevilik Sünnilik günümüz koşullarında konuşulacak konular değil’ diyerek konuyu kapatmaya çalışıyor. Yorum yapmaktan ısrarla kaçıyor.

Kaldı ki, iş öyle bir noktaya getirilmiş durumdaki Alevi olmasanız bile, üzerinize ’Alevi gölgesi’ düştüğünde bile vay halinize!

Tuncay Özkan’ın Silivri Cezaevi’nde CHP Cezaevleri İnceleme ve İzleme Komisyonu’na anlattığı sorgulama gerçeği bunu yeterince gösteriyor. Özkan şöyle demiş: ’Sorgulamalarımda tekrar tekrar sordular ’Alevi misin?’ diye. Her seferinde ’Alevi değilim ama şimdiden sonra Aleviyim’ dedim’ Erzincanlıyım, bir çiftçi çocuğuyum. Bu Cumhuriyet sayesinde okudum bugünlere geldim. Üstümde malım yok, mülküm yok. Sadece ülke sevdalısıyım. Nedir bu intikam duygusu? Bitmeyen kin’’

**

Geçenlerde de yazdım. İktidarı ele geçiren bu torunların ’bitmeyen kinlerine’ sessiz kalanların işi emin olsunlar, yarın çok zor! Çünkü bu kin, kendileri gibi düşünmeyen herkese yöneliyor. Fettullah Gülen’le ilgili olarak Başbakan Erdoğan’ın söyledikleri bunu yeterince gösteriyor.

Asıl ahlaksız olanlar, konuşmalarını inkar bile etme ihtiyacı hissetmeyenler, kasetlerin çözümlerinin ortaya çıkmasını ’ahlaksızlık’ olarak niteliyorlar! İnanmak mümkün değil! İnsanları mezheplerine göre tasnif edeceksin, sonra da ahlaktan, birlikten, bütünlükten bahsedeceksin!

Bu ülkede atılan adımları, kararları, uygulamaları adaletin ve vicdanın terazisine göre değil, liyakate göre değil, Alevi-Sünni, Türk-Kürt, inanan-inanmayan diye değerlendirenlerden kurtulmadan bu ülkede birlik, dirlik ve bütünlük olmaz!

Necdet SARAÇ
Benden evvel ben oldum
Beni bende ben buldum
Sahralara indim durdum
Bana Ali dediler

Merdan idim dirildim
Her bedene verildim
Kırk Kapı dört makamda
Öldüm öldüm dirildim.

Mürşit Zöhre Ana..
Administrator
Mezhepçilik mi dediniz?
Öncelikle Alevilik konusunda bir şeyler söylemek isterim ki Alevilik asla salt mezhep değildir ve öyle de açıklanamaz ! Aleviler, mezhepçi bir anlayışa da sahip değildir. Türkiye'deki Aleviler daha çok inanç temelinde bir yaşam biçimi olarak Aleviliği yaşamaktadırlar. İbadetlerden uzak ama bir o kadar da tutucu.

Bir meslektaşım Ateist, onunla inançlar üzerine bir sohbet yaparken devamlı Alevi kimliğini ön plana çıkarıyordu . Sabırla dinledim, söyleyeceklerin bitti mi dedim. Evet dedi. Kardeşim senin Alevilik adına konuşma hakkın yok dedim. Neden dedi. Nedenini senin benden daha iyi bilmen lazım dedim. Senin insan haklarını, demokrasiyi, inançları, özgürlükleri savunma hakkın var ama hem Ateist olup hem de ben Aleviyim deme hakkın yok. Ateistim deme hakkın elbette var ama hem Ateist hem de Alevi olunmaz deyince şaşırdı kaldı. Aleviliğin tanımını yapar mısın deyince, iyice çozuttu Smile

Alevilik, Hak Muhammet Ali'nin Ehlibeyt ile vücut buldurduğu bir inanç, ibadet yoludur. Aleviliğin kendine has kurumları ve inançları vardır. Bunlara inanmayan, ibadetlerini kabul etmeyen ve yapmayan bir kişinin ben Aleviyim demesi söz konusu dahi olamaz. Hele de bir Ateist insanın...

Bugün Aleviliğin başındaki en büyük bela hiç bir inancı olmayıp, Aleviliğin ritüellerini yapmadan, Aleviliği kültürel bir yaşam biçimi olarak düşünen ve en kötüsü Alevi kurumlarının başında olan kişilerdir. Saz çalmak, semah dönmek ki semahların hangi ortamlarda dönüldüğü konusu da tartışmaya açıktır bana göre, tamam daha ne olsun artık "Aleviyik kardeşim" demek için yeterliymiş gibi görünüyor.

İkinci olarak Alevilerin asla öz eleştiri yapma veya sorumluluk alma gibi bir özelliklerinin olmamasıdır.

Şöyle ki reaktif insanlar veya toplumlar sorunların kaynaklarını hep dışarıda ararlar. Bu tip insanları duygular,olaylar ve çevreleri yönetir. İnsanlar iyi davrandıkları zaman kendilerini iyi hissederler, davranmadıklarında ise kendilerini savunmaya ve korumaya alırlar. Misal Alevilik hakkında bir Sünni iyi şeyler ifade ettiğinde sanki ilk defa bunları duyuyormuş veya sanki kendisi o vatandaş söyleyene kadar bu değerlere sahip değilmiş gibi olağan dışı bir davranış sergiliyoruz. Tam tersi olduğunda da olayı münferit bir davranış olmaktan çıkartıp tüm toplumu "Yezit" olarak ifade edebiliyoruz. İşte bu davranışların altında hep koşullandırılmamız yatıyor ve bizi reaktip yani tepkisel bir duruma sokuyor.

Halbuki proaktif insanlar veya toplumlar sorumluluğu kabul eder ve başlarına gelen olaylardan dolayı koşulları veya diğer insanları sorumlu tutmazlar. Davranışlarını, temelinde değerler olan kendi bilinçli seçimleri belirler. Hayatımızda veya yolumuzda bazı iyi şeylerin olmasını sağlamak için hem inisiyatifimiz vardır hem de sorumluluğumuz... İnsiyatifi ele almak için ; zorlayıcı , itici ya da saldırgan olmamıza gerek yok. Sadece edilgin değil etkin olmamız yeterli olacaktır.

Aleviler olarak hakkının yenildiğini düşünüyorsan ilk önce bu sorunun kaynağı nedir, çözüm yolları nedir diye düşüneceksin. Çözüm için birlik mi lazım temin edeceksin. Rasyonalist olup toplumun için en gerekli olan talepleri isteyeceksin -anayasal haklardan bahsediyorum- ve bunu zamana bölüp aşama aşama gerçekleştireceksin. Anayasanın verdiği demokratik haklarını kullanıp eylemlerle sesini Türkiye ve Dünya çapında duyuracaksın.

Ama "sen" derneklerini Aleviliğin inanç ve ibadetleri dışında siyasal mücadeleler için kullanıp Kürtçülük hareketlerinde kullanırsan, diğer taraftan hakkını gasp edenlerle , gericilerle , Hz. Ali'yi bilmeyenlerle cami- cemevi projesi gibi asimilasyoncu projelerle hareket edersen, yine Diyanet işleri başkanlığının projeleri ile yolunu satarsan, Ocakzadeler olarak İran veya Irak'taki mollalara gidip Anadolu Aleviliğini Şii inancına dönüştürmenin gayretini güdersen ve Yaşayan Ehlibeyt evliyası Zöhre Ana'yı bilmezsen senden ne köy olur ne de kasaba !..

Irak'a gidiyo Molla oluyo, Anadolu'ya geliyo "ocakzade" oluyo,
Mekke'ye gidiyo "Hacı" oluyo, Hacı Bektaş'a gidiyo "dede" oluyo


Hep hakikatleri bırakıp dünya saltanatı, kürkü peşine düşmüşsünüz!..

Her ağacın kurdu kendi içinden çıkar. Yezit yakmıştır, yıkmıştır, kesmiştir ama hiç bir zaman Aleviliği yok edememiştir. Ama yolunu satanlar, bu Küfe kafirlerinin yaptıkları hepimizi daha derinden etkilemiştir...
Posting Freak
Mezhepçilik mi dediniz?
Her türlü ayrımcılığın kaynağı İKTİDARLAR dır. Çünkü buna ihtiyaçları var. Yaşanan onca rezalete rağmen başkırkıza bağlı gürühların psikolojisinin temelinde bu vardır.
1- Bizden nefret ettikleri için hala onun peşindeler.
2- Korktukları güce tabi olunca tehdit ortadan kalkıyor. Korkularını yeniyorlar.
3- Menfaat... Kömür torbası, ayakkabı kutusu farketemez.
ALINTI: "Bu ülkede atılan adımarı, kararları, uygulamaları adaletin ve vicdanın terazisine göre değil, liyakate göre değil, Alevi-Sünni, Türk-Kürt, inanan-inanmayan diye değerlendirenlerden kurtulmadan bu ülkede birlik, dirlik ve bütünlük olmaz!- Necdet SARAÇ"
Alıntı yaptığım cümlede çözüm olarak insanlardan kurtulmak önermesi var. Ancak ben zihniyeti kasttediğini düşünüyorum.
Yoksa bu zihniyetteki insanlardan nasıl kurtulacağız? İtlaf mı edeceğiz?
Yok edilmesi gereken zihniyettir.
Peki bu mümkün mü?
Bu zihniyetin bugün iktidar olduğu, iktidar olmasa bile sistemin ayrılmaz bir parçası olduğu aşikar.
Avucunu kapatıp işaret parmağınla karşındakini gösterdiğinde yumuk olan diğer 4 parmağın seni gösterdiğini unutma.
Bu nedenle Donanma44'ün tespitini yerinde ve doğru buluyorum. Biz Alevi toplumu olarak (Eğer gerçekten bir toplumsak) yolumuzda birlik ve beraberlik içinde miyiz?
Dede kılıklı bir grup softa Diyanet İşleri Başkanlığının lütfuyla Kerbelaya gidip Arapça eğitim alıp, Türkiye'ye dönünce Mollalık yapacaklar.
Asimilasyonun, satılmışlığın, acizliğin, zavallılığın bundan daha acı örneği var mı?
Kimin ekmeğini yersen onun kılıcını sallarsın. Bre gafiller, sizler dede iseniz cemaatiniz nerede. Cemaatiniz size saygı duyuyorsa, size bağlılarsa bir Kerbela masrafını göremiyorlar mı?
Tabii bu para meselesi değil, onlar size zırnık koklatmaz çünkü ne olduğunuzu en iyi onlar biliyor.
Önce kişisel sorumluluk,
her çözüm önce kendinden başlar.
Gerçeği gör,
Zöhre Ana'nın sesini duy,
cem evi gardiyanlarının tutsağı olma.
Ehlibeyt sancağının altında toplanmadıktan sonra kurtuluş yok.
Derdimizin dermanı lokman hekim Zöhre Ana'dır.
Alevilerin tek ocağı onun dergahıdır.
Sorunlarımızın çözümü Hızır Zöhre Ana'dır.
Gelirsen görürsün,
Görürsen bilirsin.

"İlim Çin'de de olsa gidip alınız."- Hz. Ali.

"İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır."- Hacı Bektaşi Veli.

"Hayatta en hakiki mürşit ilimdir." -Atatürk.


Söz bir, söyleyen bir.
Son Düzenleme: 27/03/2014, 11:24, Düzenleyen: Dogan.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.