Camii/mescid, hep vardı. Peygamber efendimizden beri...” Peygamber efendimiz” denildiğinde, akla gelen diğer isim ekseriya Hz. Ali’dir.
Bilmem ki şu söz alevileri kızdırır mı: “Hz. Ali’nin hayatı camide geçti, bir kere bile onu cemevinde gören olmadı!”
Ya Hz. Hüseyin’i? Hz. Hasan’ı? Hz. Fatıma’yı? Ehli beytten birini?
Onların da hayatında cemevi yok!
Cemevi bir tekke! “Kadirihane” gibi, “mevlevihane” gibi...
Tekkeler kapandı, cemevleri de!
Tekkeler camiden uzak değildi. Nitekim, kapanan tekkelerin bir kısmı camiye dönüştürüldü. Belki bazı cemevleri de böyle yapılmıştır.
Türkiye’de aleviliğin atıf merkezlerinden Hacı Bektaş Külliyesi’ne giderseniz, girişte camiyi görürsünüz...
“Efendim o sonradan yapılmıştır!”
Peki, cemevi önceden mi yapılmıştır?
Hacı Bektaş-ı Veli’nin “cemevi” yaptığını kim ispat edebilir bana? Onun eserlerini okuyan alevi beri gelsin! Ona isnad edilen şiirleri diline pelesenk edenler var, fakat ilmi eserlerini okuyan yok. Bu büyük zat eserlerini o zamanın ilim dili arapça ile yazmış. Hacca gitmiş. O yüzden “Hacı”.
Cumhuriyet’ten sonra en büyük kimlik krizini alevilik yaşadı. Osmanlı sünni idi ama, farklı anlayışların kurumlarına cevaz veriyordu. Alevilik, bektaşilik zaman zaman sıkıntılara uğrasa da, 20. yüzyıla kurum olarak gelmişti. O kuruma ilk darbeyi 19. yüzyılda 2. Mahmut vurdu, bektaşi tekkelerini kapattı! Ya ikinci darbeyi kim vurdu? Onu söylemeyim, Koruma Kanunu var!
Sünnilik, tekkeler olmasa da kendini tanımlama sıkıntısı çekmezdi. Devlet Diyanet’ini sünniler üzerine kurmuştu. Sünniler, Devlet’in din siyasetine hem karşı çıktılar, hem de Diyanet’le birlikte var olmaya razı oldular. Halbuki aleviliğin kurumu yoktu. Gizlice devam eden cemevleri hariç... Gizlilik olunca yaygınlık olmaz. O zaman bilgilenme ve tanımlama sıkıntısı yaygınlaşır.
Alevilik gelenekte kaldı, modern dönemde aleviler inançları dairesinde olmakta zorlandılar. Bu zorlanma, zaten yazılı metinleri olmayan veya olanları da okunmayan bu geleneğin yeni nesillerini modern radikal-din karşıtı akımların kucağına itti. Adam alevi, Ali’yi bilmiyor!
Hatta bilmekle kalmıyor, reddediyor. “Alisiz alevilik” dedikleri bu! Buna rağmen alevilik iddia ediyor.
Alevilik kurumu gerçek anlamda devam etse idi, bunlar elbette “düşkün” mevkiinde olurdu, alevilik adına ahkâm kesemezdi.
Şimdi köklü bir alevilik vakfı, başka bir kuruluşla işbirliği yaparak cami ile cemevini aynı külliyede birleştirmeye yöneldi.
Gürültüler, patırtılar, sonu gelmez eylemler, terör estirmeler. Sade Türkiye’de değil, bilhassa Avrupa’da, bilhassa da Almanya’da...
“Efendim bizi asimile etmek istiyorlar!”
Neden sünniler aynı şeyi söylemiyorlar?
Türkiye’de alevilerle sünniler aynı mekânları kullanıp duruyorlar.
Aynı resmi-gayri resmi kurumlarda çalışıyorlar, aynı apartmanlarda oturuyorlar, aynı mahalle ve köylerde yan yana-iç içe ikamet ediyorlar. Okullar aynı, dükkânlar, alışveriş merkezleri müşterek. Spor yapılan yerler, parklar, hastahaneler, sinemalar…
Ölümden sonra da mekânımız aynı mezarlıklar! Her yerde bir aradayız. Bu asimilasyona sebebiyet vermiyor da, cami ile cemevinin aynı külliye içinde olması mı işi bozuyor.
Cami ve cemevinin aynı külliyede yer alması, aleviliğin asıl probleminin kendisiyle olduğunu ortaya koydu.
Açıkça tanımlanmış bir alevilik yok. Varsa da, birileri bunu kabul etmiyor ve kendi görüşünü alevilik olarak dayatıyor!
Bunun masum bir dayatma olduğunu düşünebilir miyiz?
Dünyanın içinde bulunduğu şartlar, sınırlarımızı saran ya
Devami...
Mesele alevilik değil, artık anlayın!
Konu Sahibi / Yazar
donanma44
Kategori / Forum
Alevi Haber
Yorumlar / Cevaplar
1
Okunma / Görüntüleme
2484
Mesele alevilik değil, artık anlayın!
Mesele alevilik değil, artık anlayın!
Asım bey, sizi ve benzerlerinizin yalandan ibaret olan tarihinizi red etmekten büyük mutluluk duyarız. Ayrıca peygamberimiz zamanında cami diye bir ibadethane yoktu. Emevilerin sonradan yaptırdığı gösterişli camilerde ne peygamberimiz ne de Hz.Ali bulundu...
Yüzyıllardır süren baskılar, sürgünler, sindirmeler, katliamlar, asimilasyonlar, kimliksizleştirmeler… Bir büyük inanç kitlesinin kendi kültürel kimlikleriyle var oluşlarının önünde çok ciddi engeller ortaya koymuştur. Aleviler ibadetlerini bin bir zorluk içinde yapmak zorunda bırakılmışlardır. Kimi zaman Aleviler cemlerini bir köydeki bir evin en büyük odasında yapmak zorunda kalmışlar ve zamanla o oda cemlerin sürekli yapıldığı bir mekâna, cemevine dönüşmüştür. Cemevi kavramı elbetteki son dönemlere ait bir kavramdır. Bu kavram yeni kullanıldı diye daha önce böyle bir ibadet yeri olmadığı anlamına gelmez. Tarihimizde ilk kullanıldığı biçimi dam evidir. Adı ister cem evi ister dam evi ister meydan evi olsun ! Tarihin farklı dönemlerinde verilen bu isimler ; bu mekânlarda Hz.Muhammed ve Hz.Ali'den kalan Cemin yapıldığı gerçeğini değiştirmez !..
Sizlerin inkâr etmesiyle, yok saymasıyla gerçeklerin üzeri örtülemez. Siz inkâr etseniz ne çıkar, inkâr etmezseniz ne çıkar? İnsanlar yüzyıllar boyunca ibadetlerini bu mekânlarda yerine getirmişlerse o ibadetin, o ibadethanenin isimleri milyonlarca insan tarafından biliniyorsa bunu inkâr etmenin hiçbir manası yoktur.
Yüzyıllardır süren baskılar, sürgünler, sindirmeler, katliamlar, asimilasyonlar, kimliksizleştirmeler… Bir büyük inanç kitlesinin kendi kültürel kimlikleriyle var oluşlarının önünde çok ciddi engeller ortaya koymuştur. Aleviler ibadetlerini bin bir zorluk içinde yapmak zorunda bırakılmışlardır. Kimi zaman Aleviler cemlerini bir köydeki bir evin en büyük odasında yapmak zorunda kalmışlar ve zamanla o oda cemlerin sürekli yapıldığı bir mekâna, cemevine dönüşmüştür. Cemevi kavramı elbetteki son dönemlere ait bir kavramdır. Bu kavram yeni kullanıldı diye daha önce böyle bir ibadet yeri olmadığı anlamına gelmez. Tarihimizde ilk kullanıldığı biçimi dam evidir. Adı ister cem evi ister dam evi ister meydan evi olsun ! Tarihin farklı dönemlerinde verilen bu isimler ; bu mekânlarda Hz.Muhammed ve Hz.Ali'den kalan Cemin yapıldığı gerçeğini değiştirmez !..
Sizlerin inkâr etmesiyle, yok saymasıyla gerçeklerin üzeri örtülemez. Siz inkâr etseniz ne çıkar, inkâr etmezseniz ne çıkar? İnsanlar yüzyıllar boyunca ibadetlerini bu mekânlarda yerine getirmişlerse o ibadetin, o ibadethanenin isimleri milyonlarca insan tarafından biliniyorsa bunu inkâr etmenin hiçbir manası yoktur.
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi