You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Posting Freak
Mersin
Mersin Ekonomisi

İçel Türkiye’nin her bakımında en gelişmiş illerinden biridir. Bu gelişmenin başta gelen sebepleri topraklarının çok verimli olması, sanâyi bakımından ileri durumda bulunması, mâden bakımından zengin oluşu, Mersin limanının faaliyeti ve Mersin petrol rafinerisinin bulunuşudur.Gayri sâfi hâsılanın (Brüt gelirin) % 40’ı sanâyi, % 30’u tarım ve % 10’u ticâret sektöründen elde edilir.İçel her yönüyle zengin bir ilimizdir.Yurdumuzda çokyönlü, gelişmeye elverişli bölgelerden biri de İçel’dir.

Tarım: Faal nüfûsun çoğunluğu tarım sektöründe çalışır.Tarım (bitkisel) yapılan topraklar % 25’tir.
İçel’de yetişen tarım ürünleri çok çeşitlidir. En çok tahıl ekimi yapılır. Tarım ürünleri seneden seneye artmaktadır. Elde edilen başlıca tarım ürünleri, buğday, arpa, çavdar, pirinç, nohut, mercimektir. Sanâyi ürünlerinden en çok pamuk yetişir. Ayrıca yerfıstığı ve susam yetiştirilir. İçel ilinde her çeşit sebze ekilir. Domates, biber, patlıcan, fasulye, kabak, bakla, bamya, hıyar, ıspanak, lahana, marul, soğan ve karnabahar, yetiştirilen başlıca sebzelerdir. Seracılık oldukça ilerde olup,Antalya’dan sonra en çok sera alanı İçel’de bulunur.Turungçiller bol miktarda yetişir.Üzüm, keçiboynuzu, zeytin, nar, muz, incir, erik, bâdem ve kayısı yetiştirilen diğer meyvelerdir.Kavun, karpuz da oldukça fazla ekilir.İçel ilinde modern tarım araçları kullanılır, geniş ölçüde gübreleme ve sulama yapılır.İçel Türkiye’nin tahıl, meyve ve sebze ambarlarından biridir.Türkiye’nin dört bucağına turfanda sebze vemeyve İçel’den gider.İçel, yalnız pamuk ambarı değil turfanda sebze ve meyve ambarıdır.

Hayvancılık: Hayvancılık dağlık bölgede ve yaylalarda yapılır. Arâzinin % 15’e yakını çayır ve mer’alık olmasına rağmen hayvan mal varlığı fazla değildir. Arıcılık gelişmiştir. Balıkçılık: Akdenizde geniş sâhilleri olmasına rağmen,balık üretimi iki bin tondan biraz fazladır.Mut’ta alabalık üretme çiftliği vardır. Tarsus,Berdan ve Tragon çayları tatlısu balıkları ile doludur.İçel balıkçılık için çok müsâittir.

Ormancılık: Mersin ili orman bakımından çok zengindir. Asırlar önce İçel tamâmen ormanlarla kaplıydı.Günümüzde ise arâzinin % 55’i orman ve fundalıklarla kaplıdır. Anamur’dan Tarsus’a kadar kıyı kuşağı fundalıklarla (makilerle) kaplıdır. Makiler arasında “Delice” denilen yabâni zeytin ve fıstık çamları bulunur. Maki kuşağından 2200 m yüksekliğe kadar sık ağaçlı ormanlara, daha yükseklerde bodur ve seyrek ormanlara rastlanır. 600 m yüksekliğe kadar olan ormanlarda meşe, sakız, tespih, mersin ve sandal ağaçları bulunur. Daha yükseklerde çeşitli çam türleri, köknar ve sedir ağaçları fazladır.Ormanların kapladığı saha 785 bin, fundalık alan ise 100 bin hektardır.Ormanlardan her sene 3500 ton reçine ve 250 bin m3 sanâyi odunu elde edilir.

Mâdenleri: İçel mâden bakımından da zengin sayılır. Krom, bakır, demir, kuvarsit, alüminyum, barit ve dolamit çıkarılır ve bir kısmı Mersin limanından dış ülkelere ihraç edilir.

Sanâyi: İçelAkdeniz bölgesinde Adana’dan sonra, sanâyi sektöründe en çok gelişmiş bir ildir. Başlıca sanâyi kuruluşları şunlardır:Anadolu Tasfiyehânesi (Rafineri) A.Ş. (ATAŞ)Senelik kapasitesi 5 milyon tona yakındır.Çukurova Sanâyi İşletmeleri A.Ş., Akdeniz Gübre Sanâyii A.Ş.,Çimento Sanâyii ve TicâretA.Ş. (ÇİMSA), Anadolu Çam Sanâyii A.Ş., Plâstik Sanâyii ve Ticâret A.Ş., Soda Sanâyii A.Ş., Mustafa SamanÇelik Döküm Makinaları Sanâyii A.Ş., AkdenizTuğla Beton Boru Fabrikası, Nârenciye Ambalaj Fabrikası, Kâğıt ve Karton Fabrikası, meyve suyu fabrikaları, mobilya atölyeleri,Çukurova İplik Dokuma Fabrikası, Çukurova Çırçır Pres Fabrikası, Sabun ve Deterjan Fabrikası, Yapıştırıcı Fabrikası, Buzdolabı Fabrikası, Akfa Akümülatör Sanâyii, ****l Kapak Fabrikası, Oska Profil Eşya Fabrikası, Güneş Isıtıcı ve Çelik Büro Sanayii, Treyler Îmâlâtı,Çelik Döküm ve Makina Sanâyii.

Ulaşım: İçel ili karayolu, denizyolu ve demiryolu ulaşımı bakımından çok müsâittir. Adana Havaalanından havayolu ulaşımı bakımından faydalanır.Türkiye’nin her köşesi ile ulaşım bakımından irtibâtı vardır. Akdeniz sâhillerini paralel olarak kat eden E-24 karayolu Anamur, Silifke,Erdemli,Mersin ve Tarsus’tan geçer. Ankara-Konya E-35 Karayolu Silifke’ye inerek E-24 karayolu ile birleşir. Ayrıca kaliteli devlet yolları ile Niğde-Sivas-Kayseri; Adana-Hatay; Adana-Gaziantep-Urfa ve Kahramanmaraş-Malatya yönlerine giden yollarla bağlıdır.İlçeleri köylere bağlayan yollar oldukça iyidir.
İçel denizyolu taşımacılığı bakımından çok önemli bir merkezdir. Bu limana senede gelen büyük gemi sayısı ortalama üç bindir. Bu liman Avrupa ve ABD ile Ortadoğu arasında bir transit merkezidir.Limanda 140 gemi barınabilmekte ve aynı anda 15 gemiye yükleme ve boşaltma yapılabilmektedir. 1961’de yapılan limanda biri 1593 m, diğeri 3933 m uzunlukta iki mendirek uzanır. 15 bin m2lik sundurmalı ve 40 bin m2’lik açık depolama alanı mevcuttur. Ayrıca ToprakMahsulleri Ofisinin Silosu,Et ve Balık Kurumunun Soğuk Hava Deposu, ATAŞ’ın akaryakıt depoları ve araçlar için park yeri ve limanda 20 rıhtım vardır. Mersin limanından başka Anamur,Taşucu ve Aydıncık’ta iskele; Aydıncık ve Karaduvar’da ise balıkçı barınakları bulunur. İçel, yurdumuzun batı, orta ve doğu bölgelerini birleştiren demiryolu ağına bağlıdır.Kütahya-Afyon-Konya istikâmetinden gelen demiryolu hattı Ulukışla’dan sonra iki kola ayrılır.Güneydoğuya uzanan kol Adana-Mersin sınırını tâkip ederek Yenice, Tarsus ve Mersin’e ulaşır. Bu hat daha çok yük taşımada kullanılır.
Seke seke geldim ayağım yoktur
Hak mehlemi sende Zöhrem’dir doktur
Kimi kafir olmuş karnısı boktur
Süzünü süzünü postunda otur.

Türkiye’ye çıkarmışım bir gelin
Urufu Zöhre Ana onu pir bilin
Muhammet elçisi Ana’dır deyin
Hak için dergaha niyaza inin.


Bildiren: Pir Zöhre Ana
Posting Freak
Mersin
MERSİN YEMEKLERİ

TANTUNİ

Malzemeler
1 kg. kuzu kuşbaşı
1 yemek kaşığı margarin
1 adet kuru soğan
2 adet yeşil soğan
2 adet domates
1 adet yeşil soğan
1 yemek kaşığı toz biber
1 tatlı kaşığı tuz

Yemeğin Tarifi
Kuşbaşı etleri küçük küçük doğrayın. Yıkayıp, süzdükten sonra saca koyun, margarin ekleyin. Etler suyunu bırakıp, çekene kadar bekleyin. Kavrulmaya başlayınca devamlı karıştırarak kavurmaya devam edin. 1 yemek kaşığı toz biber atıp, ocağın altını kapatın. Etleri kenara alın. Saca yeşil soğan, kuru soğan, domates ve yeşil biber doğrayıp, kalan yağın içinde 5 dakika karıştırarak kavurun. Etleri tekrar saca koyup karıştırın. Pide ekmeklerinin içine koyarak servis yapın.

TOPALAK CORBASI

Malzemeleri:
1 kg bulgur, 150 gr nohut, 500 gr et, 1 tatlı kasığı karabiber ve kimyon, 2 kasık salca, 1
bas soğan, 1 miktar kuru nane (2 corba kasığı), 2 adet limon, 250 gr irmik, 1 su bardağı
un, yeteri kadar tuz.

Yapılısı:

Ayıklanmıs nohut bir tencere icerisinde haslanır ve bir miktar karıstırdıktan sonra et ilave
edilerek birlikte haslanması sağlanır. Diğer taraftan genisce bir kap icerisine bulgur alınır.
Bir kasık salca kıyılmıs soğan, kimyon, karabiber ilave edilerek yoğrulur. Biraz
yoğrulduktan sonra irmik ve un ilave edilerek hepsi birden yoğrulmaya baslanır. Đyice
yumusadıktan sonra fındık buyukluğunde avunc icerisinde yuvarlanır. Daha once
haslanan nohut ve et ile hazırlanan topalaklar birlikte kaynatılır. 20 dakika kaynatıldıktan
sonra eksisi ve tuzu atılır. Atesten indirilir. Yağ ve salcası kuru naneyle tavada eritildikten
sonra corbanın uzerine ilave edilir. Corba servise hazır hale gelmistir.

YUZUK ÇORBASI

Malzemeleri:
Yarım kilo kıyma, 2 bas soğan, l tatlı kasığı karabiber ve tuz, bir demet maydanoz, 1
yemek kasığı salca,1 kg un, 250 gr nohut, 3 limon, 1 yemek kasığı kuru nane, 1 cay
bardağı katı yağ, 2 yemek kasığı biber salcası, yeteri kadar su ve tuz.

Yapılısı:

Un bir tepside kulak memesi yumusaklığına gelinceye kadar yoğrulur. Hamuru
hazırladıktan sonra aynı tepsi icerisinde uzerine nemli bir bez ortulerek biraz bekletilir.
Soğan ile maydanoz kıyılır, kıyma, karabiber, tuz, biber salcası ile bir karısım haline
gelecek sekilde hepsi birden karıstırılır. Hazırlanan kıyma bir tabak icerisine alınarak
kaldırılır. Bekletilen hamur bezeler halinde tahta uzerinde acılarak kucuk kareler halinde
kesilir. Kesilen kareler icerisine hazırlanan kıymadan az az alınarak konulur. Kare
hamurun dort kosesi bir araya getirilerek kapatılır. Bu sekilde hazırlanan corba unlanarak
bir kenara bırakılır. Diğer taraftan tencere icerisine bir miktar su konarak ayıklanan
nohutlar haslanır. Baska bir tencereye bir miktar su konularak kaynatılır, daha sonra
nohutla hazırlanan yuzuk corbası (sekillendirilmis hamur) kaynayan suyun icinde dokulur.
20 dakika kaynatılır o kaynarken sıkılan limonlar dokulerek atesten indirilir. Hava
icerisine konan yağ eritilir. Eriyen yağa salca ilave edilir, nanesiyle birlikte corbanın
uzerine dokulur. Tabaklara konarak servis yapılır.

İÇLİ KOFTE

Malzemeleri:
3 kilo bulgur, 1 kilo kıyma et, yarım kilo doğmelik et, yeteri kadar soğan, bir tatlı kasığı
karabiber, 1 tatlı kasığı kırmızı biber, 1 ,5 yemek kasığı biber salcası, 1 ,5 su bardağı katı
yağ, 2 demet maydanoz, 3 bardak un.

Yapılısı:

Soğanlar doğranarak kıyılır. Salcası, yağı, tuzu, biberi ve karabiberi kıymayla birlikte ilave
edilir. Kıyılan soğan ve kıyma pembemsi bir renk alana kadar kavrulur ve soğumaya
bırakılır. Diğer tarafta bulgur ıslanır, doğmelik et, un ilave edilerek belli bir kıvama kadar
yoğrulur. Yumurta buyukluğunde bezelere ayrılır. Bezeler fincan sekline gelinceye kadar
parmakla oyulur. Oyulduktan sonra soğuyan kıyma oyulan koftenin icerisine bir miktar
konur ve ağzı kapatılır. Bu suretle olusturulan kofteler kaynayan suyun icerisine atılır. 15-
20 dakika sonra cıkarılarak servis yapılır

TATAR CORBASI

Malzemeleri:
250 gr kıyma et, 1 bas soğan, 1 yumurta, 1 kilo un, 50 gr yağ

Yapılısı:
Yumurta, tuz , su ve un"dan elde edilen hamur ıslatılmıs bir pecete ile sarılarak 10 dakika
bekletilir. Bilahire tahta uzerinde yufka seklinde acılan hamur kucuk kareler halinde
kesilir. Diğer tarafta yağda kavrulan soğan kıyma ve tuz hamurların ortasına konarak
ucgen sekline getirilip kapatılır. Kaynamakta olan et suyuna atılıp pisirilir. Bir sure
soğumaya bırakılır. Bu esnada yağ eritilir. Salca ilave edilir, nane atılır. Yağ, salca ve
nane karısımı uzerine dokulur. Servis esnasında cırpılmıs yoğurt ilave edilerek sofraya
konur.

SUSAMLI KOFTE

Malzemeleri:
1 kilo bulgur, 250 gr susam, 2 cay bardağı sıvı yağ, 2 bas soğan, 1 kasık salca, 1 tatlı
kasığı kimyon ve yeteri kadar tuz, 1 bağ maydanoz

Yapılısı:

l kilo bulgur bir tepsi icerisine ılık sula ıslanıp ustu ortulur. 250 gr susam kavrularak
dovulur. Soğanlar ince sekilde doğranarak 2 cay bardağı yağ ile kavrulur. Uzerine salca
ilave edilir ve kavrulmaya devam edilir. Islanmıs olan bulgurun uzerine doğulmus olan
susam ilave edilir. Tavada hazırlanan yağ soğan ve salca beraberce yoğrulur. Biraz
yoğrulduktan sonra ince kıyılmıs maydanoz ve kimyon ilave edilerek yoğrulmaya devam
edilir. Belirli bir yumusaklığa geldikten sonra servis yapılır.

ETLİ DÖĞME PİLAVI

malzemeleri:
200 gr nohut, 1 kilo dovmelik buğday, 200 gr kus bası et, bir miktar tuz, bir miktar katı
yağ, yeteri kadar su.
yapılışı:

Secilen nohut bir tencere icine konur. Tencerenin yarısına kadar su doldurularak yuksek
ateste kaynatılır. Nohut tam olarak pistikten sonra uzerine tuz ile birlikte dovmelik
buğday ilave edilir. Đlave edilen malzemeler kaynayana kadar kusbası haslanır. Haslanan
et ayrı bir tabağa alınır. Diğer tarafta pisen doğmenin altı sondurulur. Bir tava icerisinde
yağ eritilerek pilava ilave edilir. Servis tabağına konur. Servis tabağına konan pilavın
uzerine kusbası haslanmıs et dokulerek servis yapılır.


SARI KABAK KOMPOSTOSU

Kabaklan soyup ceviz tanesi kadar doğrarız, guzelce yıkarız. Yarım kilo sekeri kabakların
uzerine ekerek bir, iki saat dinlendiririz. Bilahare ocağa koyup bir iki defa kaynatırız.
Kaynadıktan sonra 250 gr cekirdeksiz uzum koyup kabaklar pisinceye kadar kaynatırız.
Ocaktan indiririz sonra tabaklara servis yaparak 250 gr ceviz icini doverek baharatı ile
birlikte uzerine serperiz ve servise hazır.

DOMATES RECELİ

Malzemeleri:
4 kilo linda tipi domates, 1 kilo kirec suyu, 4 kilo seker, 150 gr fındık veya badem ve 1
adet limon.

Yapılısı:

Sert ve kırmızı 4 kilo linda tipi domatesin kabuğu ince ince soyulur, soyulduktan sonra
dolma oyacağı ile oyulur gibi cekirdeği ayıklanır. Bilahare altı saat kirec suyuna bırakılır, o
kirecte ıslanırken 4 kilo domates 4 kilo seker konduktan sonra koyduğumuzun sekerin
uzerine goz kararı su ilave edilir. Birkac defa taklalandıktan sonra domatesi guzelce
yıkanır. Yıkandıktan sonra badem veya fındık doldurulur. Kaynamıs suyun icine atılır, o
kaynatılmaya baslanır. Kaynarken 1 adet limon un suyu sıkılır, kabuğu da icerisine
doğranır ve soğumaya bırakılır. Soğuduktan sonra servise hazır demektir

HUMUS

Malzeme:
Nohut, tahin, limon, sarımsak, maydanoz, sumak, kimyon, kırmızı toz biber, katı yağ.

Yapılısı:

Nohut suda iyice kaynayacak soğuduktan sonra, suzek veya et makinesinde guzelce
macun seklinde olacak ayrı bir kapta tahin, limonla sarımsak dovulerek kimyonda
karıstırılarak ezilmis nohutla beraber karıstırılacak, tavada yağ eriyecek toz biber yağda
yanacak servis yapılmıs malzemenin uzerine yeteri miktarda dokulecek ayrı yeten uzerine
kıyılmıs maydanoz, sumak konarak yemeğe hazırlanmıs olur ve servis hazır demektir.

ZEYTİNYAĞLI İMAM BAYILDI

Malzemeleri:

1 kilo patlıcan, 4 adet soğan, bir miktar zeytinyağı, 5 dis sarımsak, 4 domates, bir miktar
et suyu ve tuz.

Yapılısı:

Sapları ayırmadan patlıcanlar dorde bolunur. Yuvarlak doğranan soğanlar zeytinyağı ile
sarartılır ve icine sarımsaklar doğranarak tekrar hafifce kavrulur. Bu malzeme daha sonra
zeytinyağında cevrilen patlıcanların arasına doldurulur ve tuz ile biber ilave edilir. Yağsız
et suyunun kaynamasından sonra hafif ateste pisirilir. Domatesle suslenerek servis
yapılır.

DOLMA
Yoremizde patlıcan, domates, kabak ve dolmalık biberden dolma yapılır.

Malzemeler ve Yapılısı :
Hangi sebzeden dolma yapılacaksa 1 kilo alınır. Buna ic olarak 200 gr pirinc, 4 adet
domates,1 bağ maydanoz, 250 gr kıyma, 5 dis sarımsak, 1 tatlı kasığı tel nane, yeteri
kadar baharat ve tuz atılarak karısım sağlanır. Bu karısımdan patlıcan dolduruyorsak ici
oyulan patlıcanın icine, biber dolduruyorsak ici oyulan biberin icerisine hazırlanan ic
doldurulur. Bilahare tencere icine uygun sekilde dizilir. Su ilave edilir, pisinceye kadar
kaynatılır, indirilir. 15-20 dakika dinlendirilir servis yapılır

UN HELVASI

Malzemeleri:
1 kilo un, uc bardak su, 100 gr cay sekeri, 200 gr susam.

Yapılısı:
1 kilo unu bir tencerede kızarıncaya kadar kavurup, unu bir tencereye bosaltıp soğumaya
bırakılır. Bilahare pekmez suyu karıstırıp kavrulmus olan unun uzerine dokerek yoğrulur
bir sure sonra susam da uzerine dokulup yoğrulma isine devam edilir. Susam ve un
birbirine iyice karısınca ciğkofte gibi sıkılır. Servis yapılır.

PALIZA

İyice olgunlasmıs uzum toplanır. Bir torba icerisinde suyu sıkılarak cıkarır. Bu su kazan
icerisine dokulerek bir miktar beyaz toprak ilave edilir. Bu uzum suyu durulunca baska bir
kazana alınır. Normal bir ateste pekmez kıvamına gelinceye kadar kaynatılır. Daha sonra
indirilip biraz bekletilir. Đcerisine yeteri kadar nisasta ve seker ilave edilir. Bu karısım
yaklasık iki saat kaynatılır. Uzum suyunun bu sekilde hazırlanısına palıza, onceden
hazırlanmıs ipteki ceviz veya fındık "in kaynatılan palızanın icerisine batırılıp cıkarıldıktan
sonra bir yere asılarak bir hafta kurutulmus haline bandırma, palızanın temiz bir bez
uzerine yufka ekmek kalınlığında serilmisine bu sekilde kurutulmus halinin kucuk kareler
seklinde kesilerek icine ceviz ici veya fındık ici konularak ucgen seklinde durulup piyasaya
verilmis haline muska denir.

MAHLUTA

Secilmis cekik mercimek kaynar su icine atılır tuz ilave edilir. Mercimek tam pisinceye
kadar kaynatılır. Piserken ara sıra kopuğu alınır. Ayrı bir tavada yağ cintilmis soğan ile
kavrulur. Salca ilave edilir. Soğan pembelestikten sonra haslanmıs (pisirilmis) kırık
mercimek uzerine dokulup karıstırılır. Bu sekilde hazırlanan yemek turune mahluta denir.

BABAKANNUS(patlıcan gömmesi)
Cekirdeklenmis olan iri patlıcanlar fırına yahut ta koze gomulur. Tam pistikten sonra
patlıcanların kabuklan soyularak sapları kopartılıp havanda iyice dovulur. Bir miktar
domates ve sarımsak da dovulup tuz sirke eksi konduktan sonra karıstırılıp uzerine
maydanoz konularak servis yapılır.
Seke seke geldim ayağım yoktur
Hak mehlemi sende Zöhrem’dir doktur
Kimi kafir olmuş karnısı boktur
Süzünü süzünü postunda otur.

Türkiye’ye çıkarmışım bir gelin
Urufu Zöhre Ana onu pir bilin
Muhammet elçisi Ana’dır deyin
Hak için dergaha niyaza inin.


Bildiren: Pir Zöhre Ana
Posting Freak
Mersin
Coğrafya

FİZİKİ DURUM
Mersin ili 36-37° kuzey enlemleri ve 33-35° doğu boylamları arasında bulunmaktadır. İlin kara sınırı 608 km, deniz sınırı 321 km olup, yüzölçümü 15.953 km2’dir. Mersin ilinin büyük bir kısmını oldukça yüksek, engebeli ve kayalık Batı ve Orta Toros Dağları oluşturmaktadır. Ovalık ve hafif eğimli alanlar ise bu dağların denize doğru uzandığı il merkezi, Tarsus, Silifke gibi alanlarda gelişmiştir. Bunun dışında kalan düzlük veya hafif eğimli alanlar, kuzeyde dağların arasında veya yüksek kesimlerinde görülmektedir.

Dağlar: Orta Toros dağları Mersin ilini İç Anadolu Bölgesinden ayırmaktadır. Mersin il sınırları içinde kalan en yüksek kesim Bolkar Dağları’ndaki Medetsiz Tepesi’dir (3585 m.). Kuzeydoğudan, kuzeybatıya ve güneye doğru yükseklikler azalmaktadır. Bolkar Dağları’ndan batıya doğru, Kümpet Dağı (2473 m.), Elmadağı (2160 m.), Alamusa Dağı (2013 m.), Büyük Eğri Dağı (2025 m.), Kızıldağ (2260 m.), Naldöken Dağı (1754 m.), Kabaklı Dağı (l675 m.) önemli yükseltilerdir. Ayrıca Karaziyaret Dağı, Tol Dağı, Sunturas Dağı, Balkalesi, Ayvagediği, Makam Tepesi ve Kaşkaya Tepesi güneye doğru uzanan diğer önemli yükseklikleridir. Mersin’i kuzeydoğudan Gülek Boğazı (1050 m) ile ve kuzeybatıdan Sertavul Geçidi (1610 m) İç Anadolu'ya bağlamaktadır.

Yaylalar: Toros Dağları’nın üst kısımlarında akarsuların, derelerin, atmosferik koşulların ve bölgede bulunan fayların etkisiyle çeşitli düzlükler oluşmuştur. Bu düzlüklerin yüksekliği 700-1500 m. arasında değişmektedir. Belli başlı yaylalık alanlar; Mersin: Aslanköy, Gözne, Fındıkpınarı, Soğucak, Bekiralanı, Mihrican, Ayvagediği ve Güzelyayla Tarsus: Namrun (Çamlıyayla), Gülek ve Sebil; Erdemli: Sorgun, Küçük Sorgun, Toros, Küçükfındıklı ve Güzeloluk; Silifke: Balandız, Uzuncaburç, Gökbelen ve Kırobası; Anamur: Abanoz, Kaş ve Beşoluk; Bozyazı: Elmagözü ve Kozağaç; Gülnar: Bardat, Tersakan ve Bolyaran; Mut: Kozlar, Çivi, Dağpazarı, Söğütözü ve Sertavul Yaylası’dır.

Ovalar: Mersin ve çevresinde yer alan ovaların büyük bir kısmı Toros Dağları’nın güney eteklerinde akarsular tarafından ve yamaç eğimine bağlı olarak taşınan tortularca oluşturulmuştur. Tarıma oldukça elverişli olan bu alanlar, Mersin-Adana sınırından başlayıp Silifke’ye kadar, dağlara paralel, şerit şeklinde uzanmaktadır. Bunlar yerleşim alanlarına bağlı olarak; Yenice, Tarsus Mersin, Erdemli ve Silifke Ovaları olarak adlandırılmaktadır. Ülkemizin en mümbit ovalarından olan Çukurova’nın batı uzantısı İlimizdedir. Bunların dışında yine dağların eteklerinde Aydıncık, Anamur ve Bozyazı ovaları gibi birbirinden ayrı küçük düzlüklerde gelişmiştir. Dağların arasında Mut ilçesi çevresinde yer alan düzlük alanlar Göksu Irmağı’nın etkisiyle gelişmiştir.

Akarsular: Mersin ilinin en büyük iki akarsuyu Göksu Irmağı ve Tarsus (Berdan) Çayı’dır. Bunun dışında Akdeniz’e dökülen çok sayıda irili ufaklı çay ve dere yer almaktadır. Bunlardan bazıları; Mersin’de: Mezitli Deresi, Tece Deresi, Müftü (Efrenk) Deresi, Deliçay Deresi; Anamur’da: Anamur Çayı, Sultan Çayı, Melleç Deresi; Aydıncık’da: Menekşe, Gözsüzce Deresi; Bozyazı’da: Siniçay Deresi, Aksaz Deresi; Erdemli’de: Alata Çayı, Lamas Çayı’dır.

Göller: Mersin ilinde yer alan doğal göller; Silifke’de: Akgöl, Keklik Gölü, Paradeniz Gölü; Gülnar’da: Aygır Göl, Kamışlı Göl, Uzun Göldür. Bunlara ek olarak, yörede Gezende ve Berdan Baraj gölleri ve çok sayıda sulama amaçlı yapılmış göletler bulunmaktadır.
Kıyılar: Mersin ilinde yerleşim genelde Mersin körfezi çevresinde gelişmiştir. Burası doğuda Karataş burnundan başlayarak batıda İncekum burnuna kadar uzanır . Arada kalan kısımlarda, kayaç türlerine ve akarsulara bağlı olarak çok sayıda irili ufaklı koy gelişmiştir.

YER ALTI KAYNAKLARI

Mersin ili ve çevresinde yüzeylenen önemli maden cevheri oluşum alanları ve yüzeylendikleri alanlar şöyledir:

Mersin: Kromit (Musalı), kireçtaşı, çimento hammaddesi Arslanköy: kireçtaşı, dolomit
Tarsus: Linyit, demir, manyezit
Erdemli: Krom
Silifke: Barit, demir, dolomit, linyit, kireçtaşı
Mut: Linyit, kireçtaşı
Gülnar: Demir, dolomit;
Aydıncık: Dolomit, kuvarsit
Anamur: Barit, bakır-kurşun-çinko, demir-fosfat

Kireçtaşı ve marn çimento sanayinde, dolomit ve kuvarsit cam sanayinde hammadde olarak, kireçtaşları yol yapımında agrega malzemesi olarak, kıyı yapılarının inşaatında dolgu malzemesi olarak, istinat duvarları ve çeşitli sanat yapılarında yapı taşı olarak kullanılmaktadır.

İLİN DEPREMSELLİĞİ

Mersin ve yakın yöresi için deprem açısından en önemli tehlikeyi, bölgedeki aktif faylar ile bu faylara olan uzaklıklar oluşturmaktadır. Mersin’i tehdit edebilecek faylar; kuzeyde Çamardı ile Gülek Boğazı arasındaki doğrultu atımlı Ecemiş Fayı; Gülek Boğazı ile Karsantı-Karaisalı arasında uzanan Karsantı-Karaisalı Fay Zonu; Gülek Boğazı ile Anamur arasında uzanan yine doğrultu atımlı Namrun Fay Zonu; 1998 Ceyhan depremine neden olan Yumurtalık-Karataş Fayı; Akdeniz’den geçip Kıbrıs’a uzanan kırık hattı; Mut civarında Mut Fayı; Ovacık-Silifke arasında Ovacık Fayı’dır.
Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü verilerine göre 1900 yılından günümüze kadar Mersin ve yakın yöresinde; 3-3.9 büyüklüğünde 36 adet, 4-4.9 büyüklüğünde 16 adet ve 5-5.9 büyüklüğünde üç adet olmak üzere toplam 55 adet deprem kayıt edilmiştir (Şekil 2). Büyüklüğü 4 ten fazla olan depremlerin iki tanesi deniz içerisinde, geri kalanı karada gerçekleşmiş olup, bunlarında aktif kırıklar ile yakın yöreleri üzerinde yer aldığı görülmektedir. Ancak son yüzyılda oluşan depremlerin 5.5’ten küçük olması, çoğunlukla 3-4 büyüklüğünde yoğunlaşması ve fayların parçalı-küçük olması nedeniyle bu fayların, Kuzey Anadolu’da olduğu kadar büyük ölçekli ve yıkıcı deprem üretmeleri beklenmemelidir.

Depremsellik açısından diğer önemli bir neden de bölgedeki kaya birimleri ile zemin özellikleridir. Yerleşimin yoğun olduğu Erdemli-Mersin-Tarsus arasında yer alan kıyı şeridi genelde gevşek ve sıkı tutturulmamış zeminler üzerinde bulunmaktadır. Kuzey kesimler ise daha sert ve sağlam kayaçlar üzerine kurulmuştur. Deprem sırasında gevşek zeminler, sağlam zemin ve kayalara oranla çok daha fazla etkilenmekte ve en büyük hasarlar burada gözlenmektedir. Adana ve yakın yöresi ile Kıbrıs yayında (Akdeniz içerisinde) meydana gelebilecek 7 veya daha büyük ölçekli bir deprem, yüksek katlı yapıların bulunduğu sahil şeridinde oldukça yıkıcı hasarlar oluşturabilir. Bu nedenle bu bölgelerde bir an önce yeni bir imar planı hazırlanmalı, çok katlı bina yapımından biran önce vazgeçilmeli ve eski yapılmış binaların depreme dayanıklı hale getirilmesi gerekmektedir .

İKLİM

Mersin ili ve çevresinde yaygın olarak tipik Akdeniz ikliminin etkisi görülür. Yazları kurak ve sıcak, kışlar ise ılık ve yağışlıdır. Ortalama yağış miktarı 1930-2001 yılları arası dönemde 603 mm olarak hesaplanmıştır. Son 30 yıllık döneme bakıldığında yıllık ortalama yağış 450-736 mm arasında değişmektedir. Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü’nün yağış gözlem istasyonu verileri, dağlık kesimlerde yağışların daha yüksek olduğunu göstermektedir. Yıllık ortalama sıcaklık 18,7 C°’dir. Yıl içinde sıcaklığın en düşük olduğu aylar Ocak ve Şubat; en yüksek olduğu aylar ise Temmuz ve Ağustos aylarıdır. Kıyı bölgelerinde hakim rüzgar yönü güneybatı-batıdır. Kent içinde yıllık ortalama rüzgar hızı 2,1 m/s olarak ölçülmüştür. Nispi nem oranı son 30 yıllık dönemde ortalama % 64,1 olup, yıl içinde birbirlerine yakın değerler sunmakta, % 60,0 - % 66,6 arasında değişmektedir. Yıllık ortalama kapalı günlerin sayısı 40,7 gün olarak gerçekleşen bölgede, deniz suyunun ortalama sıcaklığı 20,8° olarak ölçülmüştür.
Seke seke geldim ayağım yoktur
Hak mehlemi sende Zöhrem’dir doktur
Kimi kafir olmuş karnısı boktur
Süzünü süzünü postunda otur.

Türkiye’ye çıkarmışım bir gelin
Urufu Zöhre Ana onu pir bilin
Muhammet elçisi Ana’dır deyin
Hak için dergaha niyaza inin.


Bildiren: Pir Zöhre Ana
Posting Freak
Mersin
MERSİN'İN KRONOLOJİSİ

M.Ö. 6000-5500 Neolitik Dönem
M.Ö. 5500-3000 Kalkolitik Dönem
M.Ö. 3000-2000 İlk Tunç Çağı
M.Ö. 2000-1700 Orta Tunç Çağı
M.Ö. 1700-1200 Kizuvatna Krallığı
M.Ö. 1200-612 Kue Krallığı
M.Ö. 546-333 Pers Krallığı
M.Ö. 301-101 Selevkoslar Dönemi
M.Ö. 101- M.S.-395 Roma Dönemi
M.S. 395-661 Bizans Dönemi
M.S. 661 Muaviyenin Mersin'in bazı yörelerini ele geçirmesi.
M.S. 685-960 Yörenin Bizans ve Araplar tarafından sık sık el değiştirmesi.
M.S. 960 Bizanslıların yöreye egemen olması.
1082 Süleyman Şah'ın yöreye egemen olması.
1124 Ermenilerin Tarsus'u ele geçirmesi.
1224 Anadolu Selçukluları Dönemi.
1254 Karamanoğulları Dönemi.
1357 Silifkenin Karamanoğulları Beyliğinin eline geçmesi.
1473 Gedik Ahmet Paşa'nın Silifke'yi Osmanlı topraklarına katması.
1516 Mersin ve Tarsus Yöresinin Osmanlı yönetimine katılması.
1852 Mısırlı İbrahim Paşa'nın Mersin yöresini ele geçirmesi
1859 Mersin yöresinin Osmanlı topraklarına katılması
17 Aralık 1918 Mersin'in, İngilizlerce işgali.
19 Aralık 1918 Tarsus'un, Fransızlarca işgali.
02 Ocak 1919 Mersin'in, Fransızlarca işgali
20 Temmuz 1920 Fransızlarla yapılan Bağlar Savaşı.
05 Ağustos 1920 Pozantı Kongresi.
20 Aralık 1921 Ankara Antlaşması (Çukurova'nın işgalciler tarafından boşaltılması.)
27 Aralık 1921 Tarsus'un düşman işgalinden kurtuluşu.
03 Ocak 1922 Mersin'in düşman işgalinden kurtuluşu.
17 Mart 1923 Atatürk'ün Mersin'i ziyareti
1924 Mersin'in Vilayet oluşu.
1933 Mersin' in ,İçel'in Vilayet Merkezi olan Silifke ile birleştirilmesi ve İl oluşu.
2002 İçel adının Mersin olarak değiştirilmesi.
Seke seke geldim ayağım yoktur
Hak mehlemi sende Zöhrem’dir doktur
Kimi kafir olmuş karnısı boktur
Süzünü süzünü postunda otur.

Türkiye’ye çıkarmışım bir gelin
Urufu Zöhre Ana onu pir bilin
Muhammet elçisi Ana’dır deyin
Hak için dergaha niyaza inin.


Bildiren: Pir Zöhre Ana
Posting Freak
Mersin
Yeniden ebatlandırıldı: 60% (önceki: 1000 x 750) - Büyütmek için tıklayın[Resim: 311.jpg]





Yeniden ebatlandırıldı: 60% (önceki: 1000 x 664) - Büyütmek için tıklayın[Resim: 312.jpg]





Yeniden ebatlandırıldı: 60% (önceki: 1000 x 664) - Büyütmek için tıklayın[Resim: 313.jpg]





Yeniden ebatlandırıldı: 60% (önceki: 1000 x 664) - Büyütmek için tıklayın[Resim: 314.jpg]





Yeniden ebatlandırıldı: 60% (önceki: 1000 x 750) - Büyütmek için tıklayın[Resim: 315.jpg]





Yeniden ebatlandırıldı: 60% (önceki: 1000 x 750) - Büyütmek için tıklayın[Resim: 316.jpg]





Yeniden ebatlandırıldı: 60% (önceki: 1000 x 664) - Büyütmek için tıklayın[Resim: 317.jpg]





Yeniden ebatlandırıldı: 60% (önceki: 1000 x 669) - Büyütmek için tıklayın[Resim: 318.jpg]





Yeniden ebatlandırıldı: 60% (önceki: 1000 x 669) - Büyütmek için tıklayın[Resim: 319.jpg]





Yeniden ebatlandırıldı: 60% (önceki: 1000 x 669) - Büyütmek için tıklayın[Resim: 320.jpg]





Yeniden ebatlandırıldı: 60% (önceki: 1000 x 666) - Büyütmek için tıklayın[Resim: 321.jpg]





Yeniden ebatlandırıldı: 60% (önceki: 1000 x 669) - Büyütmek için tıklayın[Resim: 322.jpg]





Yeniden ebatlandırıldı: 60% (önceki: 1000 x 751) - Büyütmek için tıklayın[Resim: 323.jpg]





Yeniden ebatlandırıldı: 60% (önceki: 1000 x 669) - Büyütmek için tıklayın[Resim: 324.jpg]





Yeniden ebatlandırıldı: 60% (önceki: 1000 x 669) - Büyütmek için tıklayın[Resim: 325.jpg]





Yeniden ebatlandırıldı: 60% (önceki: 1000 x 669) - Büyütmek için tıklayın[Resim: 326.jpg]





Yeniden ebatlandırıldı: 60% (önceki: 1000 x 750) - Büyütmek için tıklayın[Resim: 327.jpg]





Yeniden ebatlandırıldı: 60% (önceki: 1000 x 750) - Büyütmek için tıklayın[Resim: 328.jpg]





Yeniden ebatlandırıldı: 60% (önceki: 1000 x 669) - Büyütmek için tıklayın[Resim: 329.jpg]
Seke seke geldim ayağım yoktur
Hak mehlemi sende Zöhrem’dir doktur
Kimi kafir olmuş karnısı boktur
Süzünü süzünü postunda otur.

Türkiye’ye çıkarmışım bir gelin
Urufu Zöhre Ana onu pir bilin
Muhammet elçisi Ana’dır deyin
Hak için dergaha niyaza inin.


Bildiren: Pir Zöhre Ana
Posting Freak
Mersin
Atatürk'ün Mersin Ziyaretleri

Atatürk yurdun birçok yerini olduğu gibi, Mersin'i de birçok defa ziyaret etmiştir. Mersin'e ilk ziyareti Cumhuriyetten önce 5 Kasım 1918'de olmuştur. Atatürk, bu ziyaretinde Silifke sınırları ve Toros eteklerinde, karakolların artırılmasını ve dağ köylerine depolardaki yeni silah ve cephanelerden bol miktarda dağıtılmasını yetkililere tavsiye etmiştir.

Gazi Mustafa Kemal Paşa, 17 Şubat-4 Mart 1923 arasında İzmir'de toplanan "Türkiye iktisat Kongresi"nden sonra ilk yurt gezisini Adana ve Mersin'e yapmıştır. Mersin ve Tarsus'u ziyaret etmek üzere Gazi ve yanındakiler, 17 Mart 1923 Cumartesi sabahı 9.45'de Adana'dan trenle hareket etmişlerdir. Yenice istasyonunda Mersin ve Tarsus'dan gelen heyetlerin karşıladığı tren, Tarsus'dan halkın coşkun sevgi gösterileri ve alkışları arasında yavaşça geçerken, Gazi, pencereden Tarsusluları selamlıyordu.

Saat 11.30'da murt dallarıyla süslenmiş Mersin tren istasyonuna halkın coşkun tezahüratlarıyla girdi. Gazi, eşi Latife Hanımla trenden indikten sonra istasyon önündeki merasim kıtasını teftiş etti. Önce hükümet binasına, daha sonra da Belediye binasına gelen Gazi, başkandan belediye hizmetleriyle ilgili bilgi aldı. Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti ve Gençler Yurdu'nu ziyaretinde, gençlere çok çalışmalarını tavsiye ederek, Türk Ocağı'na katılmalarını önerdi.

Belediyenin şereflerine verdiği ziyafete katılmak üzere hep birlikte Mersin Palas Oteline (Günümüzde Mersin Oteli), daha sonra Askeri Mıntıka Kumandanlığına gidildi (Yandığı yerde şimdi Özgür Çocuk Parkı vardır.). Burada Askeri törenle karşılanan Gazi ve yanındakiler, bir süre dinlendiler. Binanın bir bölümünde öğretim yapılan Mersin Ticaret Rüştiyesi'ne geçildi. Girdikleri sınıfta dersi dinleyen ve öğrencilere sorular yönelten Gazi, alkışlar arasında binadan ayrıldı.

Program gereğince Millet Bahçesi'nde çay içilecek, kent adına Hükümet Tabibi ve Türk Ocağı Baş kanı Dr.Reşit Galip Bey konuşacaktı. Bahçede murt dalları, çiçeklerle süslenmiş ve bayraklar asılmış yüksekçe bir yer hazırlanmış; yaldızlı büyük iki koltuk konulmuştu. Ancak, Gazi bahçeye girdiğinde iki tahta sandalye çekti, eşiyle birlikte oturdular, çaylar içildi. Reşit Galip Beyin heyecanlı bir ses tonuyla söylediği, anlamlı, ve samimi hitabını dinlerken ve özellikle "senin büyüklüğün, bu milletin bir ferdi olmakla iktifa ve iftihar etmendir" sözlerinden çok duygulandı. Sonra kürsü olarak hazırlanan masanın üzerine çıkarak "Mersinliler, memleketiniz, beldeniz Türkiye'nin çok mühim bir noktasında bulunuyor. Çok mühim ticaret noktasıdır. Memleketiniz bütün Dünya ile Türkiye'nin irtibat noktasının en mühim yerindedir. Bunu sizler benden iyi biliyorsunuz.... Aziz Arkadaşlar, bu memleketin hakiki sahibi olunuz" dediği hitabesini söyledi.

Sürekli alkışlar ve övgü sözleri arasında kürsüden indi ve halkın "Yine bekleriz Paşam" tezahüratıyla istasyona uğurlandı. 16.30'da Tarsus'a hareket ederken pencereden uğurlayanlar, selamlıyordu. Atatürk 20.1.1925 tarihinde yine Eşi Latife Hanımla birlikte Mersin'e gelmiş ve günümüzde Ata¬türk evi olarak müzeye dönüştürülen Christmann Köşkü'nde misafir edilmiştir. Bu ziyaretinde Mersin'de ık, gun kalmıştır. Atatürk Hac, Beyden, güneyde bir çiftlik almak istediğini ve tavsiye edecekleri bir yer olup olmadığını sormuştu. Hacı Bey, Silifke'de bir yer olduğunu söylemiş ve Atatürk 29.1.1925 günü satın almak istediği Tekir Olukbaşı çiftliğine gitmiştir. Bu çiftlik Abidin Paşa'dan Bodasakiye, kurtuluştan sonrada hazineye geçmişti. Atatürk çiftliği hazineden satın almıştır. Burası modern bir çiftlik haline getirilmiş, bağış üzerine yine hazineye devredilmiştir.

Atatürk, 10.5.1926 tarihinde Konya üzerinden trenle Mersin'e gelmiş ve doğruca limandaki Ertuğrul yatına binerek Taşucuna gitmiştir.
Atatürk, bundan sonra üç defa daha Mersin'e gelmişse de kentte kalmamıştır. Atatürk, 19.11.1936 tarihinde yine tren yoluyla Mersin'e gelmiştir. Bu gelişinde Vali Konağı'nda kalmıştır. Mersin Valisi olan Rüknettin Nasihioğlu'na:"Vali Bey, konağı çabuk düzenle ve noksanlarını tamamlayın. Her sene Nisan ayını burada geçirmek istiyorum" demiştir.

Atatürk'ün Mersin'e son gelişi ise 20.5.1938 Cuma günü 13.30'dur. Bu ziyaretinde de Vali Konağı'nda kalmıştır. Konağın balkonunda oturduğu sürece halk karşı kaldırımda, oradan ayrılıncaya kadar, uzun süre sevgi ve ilgi ile büyük kurtarıcıyı izlemiştir.

Atatürk'ün Tarsus Ziyareti

17 Mart 1923 günü Gazi, Eşi Latife Hanım ile beraber Mersini ziyaret ettikten sonra akşam üzeri Tarsus'a geldiler. Akşam yemeğini yemek üzere Mehmet Rasim (Dokur) Bey'in evine gidildi. Mehmet Rasim Bey, İstiklal Savaşı'nda, Türkiye Büyük Millet Meclisi ordusunun tüm bez ihtiyacını kendi fabrikasında dokuyup göndermişti. Gazi, akşam yemeğinde Rasim Bey'e:"Kurtuluş Savaşımızda bize fabrikanız ile büyük destek sağladınız. Ordunun bez ihtiyacının büyük bir kısmını temin ettiniz. Size borcumuz oldukça çoğalmıştır. Size olan borcumuz nedir ve nasıl öderiz?" diyen minnet dolu sözlerine Rasim Bey'in yanıtı şöyle olmuştur:"Paşam, Türk Ordusuna fabrikam feda olsun. Hükümetimizin bana hiç bir borcu yok."

17 Mart gecesi Atatürk ve eşi, eski belediye binasının bulunduğu yerde (Bu bina 1958 yılında yıkıldı.) kaldılar. Binanın etrafı çepeçevre Tarsuslu insanlarla dolup taşmıştı. Etrafda meşaleler, ateşler yakılmış, adeta tüm Tarsuslular nöbet tutmuşlardı. Gazi, arada bir kaldığı binanın balkonuna çıkıp Tarsusluları selamlıyordu Gazi, balkondan:"Vakit geç oldu. Lütfen istirahat edin. Evlerinize çekilin" diye seslenmesine rağmen, Tarsuslular Gazi'nin kaldığı evin etrafında sabaha kadar oturdular.

18 Mart 1923 günü, Şelale civarında bulunan Sadık Paşa'nın un fabrikasına giden Gazi ve eşi, burada sabah kahvaltılarını yaptıktan sonra, Şeyh Sünusi'nin evini ziyaret ettiler. Gazi, buradan Türk Ocağı'na giderek gençlere seslendi. Hatıra defterine de şunları yazdi:"Tarsus Türk Derneği altında birleşen ve Türklük harsını (kültürünü) yükseltmek gibi kıymetli vazife ifa eden Türk Gençliği'ni takdir ederim. Temenni ederim ki; dernek bu dakikadan itibaren Tarsus'da Türk'ün sönmez ocağının yandığını ismi ile de ilan etsin. 18-19 Mart 1923 Gazi" Aynı gün çiftçilere hitaben de bir konuşma yapan Gazi, Tarsus'un birçok tarihi ve dini yerlerini de gezdi. Paşayı izleyen Tarsuslular arasında bulunan kadın mücahit Adile Çavuş: "Bastığın toprağa kurban olayım Paşam" diyerek Gazi'nin ayaklarına kapanmıştır. Atatürk, Adile Çavuş'u elinden tutarak kaldırmış:"Kahraman Türk kadını! Sen yerlerde sürüklenmeye değil, omuzlar üstünde göklere yükselmeye layıksın" diyerek o ünlü sözlerinden birini söylemiştir.

Daha sonra İttihat ve Terakki Mektebini (Eski Türk Ocağı İlkokulu) ziyaret eden Gazi Paşa, burada öğrencilerle jimnastik dersi yapmış, sınıfta ise tarih dersi vermiştir. Atatürk, 27 Ocak 1925'de Silifke'yi de ziyaret etmiştir.
Seke seke geldim ayağım yoktur
Hak mehlemi sende Zöhrem’dir doktur
Kimi kafir olmuş karnısı boktur
Süzünü süzünü postunda otur.

Türkiye’ye çıkarmışım bir gelin
Urufu Zöhre Ana onu pir bilin
Muhammet elçisi Ana’dır deyin
Hak için dergaha niyaza inin.


Bildiren: Pir Zöhre Ana
Posting Freak
Mersin
MİLLİ MÜCADELE DÖNEMİ’NDE MERSİN

Çukurova Bölgesi, 30 Ekim 1918 tarihinde imzalanan Mondros Mütarekesinden sonra İngilizler ve Fransızlar tarafından işgale uğramıştır. İşgalden itibaren büyük zorluklar yaşanmış olmasına karşın bu durum Mersinlileri yıldırmamış, Mersin ve çevresini Kuvayi Milliye’nin güçlü direniş cephelerinden birisi haline getirmiştir.

Birinci Dünya Savaşı, Osmanlı Devleti için 25 maddelik Mondros Mütarekesi ile sona ererken, bu antlaşmanın Mersin’i doğrudan ilgilendiren hükümleri; 5., 7., 10. ve 16. maddeleri olmuştur. Tüm yurtta olduğu gibi işgallerin resmi gerekçesi olan 7. madde uyarınca Çukurova ve Mersin de işgal edilmiştir.

İşgal döneminde bölgede sivil cemiyetler, askeri (Kuvayi Milliye) örgütlenmeler ve direnişler vardı. Ancak Pozantı Kongresi istisnası dışında kongre hareketlerine rastlanılmamıştır. Mustafa Kemal, mütarekenin imzalanmasının hemen ardından Adana’ya gelerek Alman Mareşali Liman Von Sanders’ten Yıldırım Ordular Grubu Kumandanlığı’nı devralmıştır. Burada Adana Vilayeti’ne bağlı sancaklardan gelen temsilcilerle görüşmüş, onlara alınması gereken tedbirler konusunda bilgi vermiştir. Bu görüşmelerde Mersin Sancağı’nı o tarihte Adana Lisesi Müdürü olan Niyazi Ramazanoğlu temsil etmiştir. Mustafa Kemal, 5 Kasım 1918’de Mersin’e gelmiş burada mutasarrıfla, jandarma bölük yüzbaşısı ile görüşmüş ve depodaki silahların bol cephane ile dağ köylerine dağıtılmasını tavsiye etmiştir.
Mersin’de işgal haberinin duyulması halkta heyecan ve telaş yaratmıştır. Çok geçmeden Mersin, 17 Aralık 1918’de mütarekenin ilgili hükümleri gerekçe gösterilerek ordusundaki askerlerin çoğunluğu Hintli askerlerden oluşan İngilizler tarafından işgal edilmiştir.

İngiliz işgalinin gerçekleşmesinin üzerinden bir hafta sonra Fransızların da işgale katılacakları söylentisi halk arasında yeniden heyecan yaratmıştır. Bu sırada İngiliz İşgal Komutanlığı, mutasarrıflığa başvurarak Fransız birlikleri için yer gösterilmesini istemiş, kendisine gösterilen binalar arasından şehrin ortasındaki Taşhan’ı uygun bulmuştur. 1 Ocak 1919’da Fransızlar da aynı yöntem ve gerekçelerle Mersin’i işgal etmişlerdir. Böylece Mersin, iki müttefik devlet tarafından işgal edilmiş duruma gelmiştir.

İşgalin, mütarekenin hemen ardından erken bir tarihte gerçekleştirilmiş olması, bölge halkının hazırlıksız yakalanmasına sebep olmuştur. Özellikle İngiliz işgali sessiz sedasız yapılmış, şehirde yapılmaya çalışılan protesto eylemleri de jandarmanın sıkı güvenlik önlemleri sayesinde etkisiz hale getirilmiştir. İstanbul hükümetine çekilen protesto telgrafları da sonucu değiştirememiştir. İstanbul’da bu tepkileri bir çatı altında toplama uğraşımı “Kilikyalılar Cemiyeti”nin kurulması ile sonuçlanmıştır.

İşgal süresince Mut’ta, Mersin’de, Gülnar’da, Silifke’de, Arslanköy’de kurulmuş olan müdafaa-i hukuk teşkilatları, çeşitli silahlı birlikler oluşturarak yörede Fransızlara karşı önemli bir mücadele yürütmüşlerdir.

Sivas’tan gelen yönergeler doğrultusunda oluşturulan Mersin Savunma Grubu içinde Sahil, Bozo, Emirler, Hamzabeyli, Çopurlu, Alsancak, Buluklu ve Efrenk müfrazalari gibi savaşçı birlikleri İçme Savaşı, Su Bendi Savaşları, Gudubes Savaşları Emirler Savaşı gibi işgal kuvvetlerini yıpratan savaşları yürütmüşlerdir. Mersin, bu acı işgalden ancak 20 Ekim 1921’de Fransızlar’la Türkiye arasında imzalanan Ankara Anlaşması’ndan sonra kurtulabilmiştir.

Çukurova’nın kurtuluş tarihinde “20 günlük ateşkes” adıyla bilinen olay TBMM hükümeti ile Fransa arasındaki savaşı sona erdirecek zeminin oluşmasını sağlamıştır. Mustafa Kemal Nutuk’ta 20 Günlük ateşkesle ilgili olarak; Mösyö Duquest namında birinin kontrolünde bir Fransız heyetinin Ankara’ya geldiğini, bu heyetle 20 günlük bir mütareke yapıldığını ve bu mütarekeye TBMM’de bazı milletvekillerinin itiraz ettiklerini ancak amacının Adana mıntıka ve cephelerinde bulunan ve kısmen askerlerle de takviye olunan milli kuvvetleri sükunetle tanzim ve tensik etmek olduğunu ifade etmiştir.

Fransızlarla antlaşmaya giden süreç Mustafa Kemal tarafından şöyle belirtilmiştir:

“II. İnönü Zaferi ile Yunan Taarruzu kırılmıştı. Rusya ile Moskova Antlaşması yapılmış ve Doğudaki durumumuz anlaşılmıştır. İtilaf devletlerinden milli esaslarımıza riayet edebileceklerle, anlaşma arzu edilmekte idi. Bilhassa Adana, Ayıntap ve havalisini yabancı işgalinden kurtarmak bizce mühim görülmekte idi. Çeşitli sebeplerden dolayı Fransızlarında bizimle anlaşmaya meyilli oldukları anlaşılmakta idi”.

20 günlük ateşkes süresi daha dolmadan taraflar arasındaki çarpışmalar yeniden başlamıştır. Fransa’da Millerand’ın yerine Başbakan olan Legues, Sevres hükümlerinin değiştirilebileceğinden bahsetmeye başlamıştır. Bu arada Türk dostu olarak tanınan Fransız yazarı Pierre Loti de Fransa’nın Türk politikasını eleştiren yazılar yayımlamış, Türklerle dostça ilişkiler kurup Kilikya bölgesinin de boşaltılması gerektiğini belirten yazılarla Fransız kamuoyunda Türkler lehine bir ortam yaratmıştır.

20 Ekim 1921’de Türkiye Dışişleri Bakanı Yusuf Kemal Tengirşenk ile Franklin Bouillon (Buyyon) arasında geçen 2 haftalık müzakereden sonra 13 madde halinde düzenlenen (Accord Franco-Turc), “Ankara Antlaşması” imzalanmıştır. Bu antlaşmaya göre Suriye sınırımız Hatay dışında bugünkü şekliyle çizilmiş ve Fransızlar 20 Aralık 1921 tarihine kadar bu sınırın kuzeyinde kalan askerlerini çekmeyi kabul etmişlerdir. Ayrıca Fransızlara bu antlaşmayla bazı maden ocaklarıyla, Adana’da bir pamuk fabrikasının işletme hakkı ve Anadolu’daki bazı okulların varlıklarını sürdürmelerine olanak tanınmıştır. Fransızlar da Anadolu’ya getirdikleri silah ve malzemelerinin bir kısmını Türklere bırakmışlardır. Ankara Antlaşması Güneydoğu Anadolu ile Çukurova’da süregelen savaşlara son veriyor, işgal altındaki yörelerin kurtarılmasını sağlıyordu. Bölgede, 5 Ocak 1922 tarihine kadar devir ve teslim işlemleri de sona ermiştir.

Mersin’in işgalden kurtuluş tarihi ise 3 Ocak 1922’dir. Tartışmasız bir gerçek vardır ki Çukurova’nın işgalden kurtuluşunu simgeleyen süreç 20 Ekim 1921 tarihinde TBMM hükümeti ile Fransa arasında imzalanan Ankara Antlaşması ile başlamıştır. Bu tarihten sonra Fransız ordusu ile antlaşmanın resmi hükümleri yerine getirilmiş ve Fransızlar Türk topraklarından çekilmeye başlamışlardır.
Seke seke geldim ayağım yoktur
Hak mehlemi sende Zöhrem’dir doktur
Kimi kafir olmuş karnısı boktur
Süzünü süzünü postunda otur.

Türkiye’ye çıkarmışım bir gelin
Urufu Zöhre Ana onu pir bilin
Muhammet elçisi Ana’dır deyin
Hak için dergaha niyaza inin.


Bildiren: Pir Zöhre Ana

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.