Sünni demişler Alevi demişler’
Bizi bölmek istemişler’
Yetmezmiş gibi düşmanlaştırmak istemişler’
Niye?
Çünkü o birilerinin iktidarı sürsün diye’
Tarihteki siyasi iktidar ve ikbal kavgaları için birileri Sünnileri kullanmışlar, başkaları Alevileri’
Aleviler ve Sünniler başkalarının iktidarı için birbirlerinin kanına ekmek doğramışlar’
Birileri konjonktürel siyasi sebeplerle Müslüman bir topluluğun katline ferman buyurmuş’
Alevilerin kanlarının ve canlarının helal olduğuna dair verilen fetvalar utanç vericidir’
Sünnileri Yezidi diye lanetleyen, Alevileri de kanları ve canları helal diye hedef gösterenler iki kardeş topluluğu böldükleri gibi aralarına soktukları nifak ve nefretle uzun yıllar birbirleriyle düşmanlaştırmayı da başardılar’
Lanet olsun diyorum’
Ne Sünniler Yezididir, ne de Aleviler kanları ve malları mübah münkir bir topluluktur’
Nedir Sünnilik, nedir Alevilik canlar?
Bir inanca mensup olan aynı bedeni ortasından ikiye bölmek istemişler’
Canların canına canını feda eden iki kardeş topluluğu düşmanlaştırmak isteyenlere bin lanet olsun diyorum’
Ali'yi sevmek ve Ali'nin izinden gitmekse Alevilik, hangi Sünni tersini yaparsa zarardadır’
Hangi Sünni Hz. Ali efendimiz dururken Muaviye'nin haklılığına inanırsa, İmam-ı Ekber Ali efendimiz dururken Muaviye'nin yolunu takip ederse bilinsin ki o Sünni değil başka bir şeydir’
Sünnilik Hz. Ali efendimizin yolu demektir asıl’
Kim ki Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin efendilerimize yapılan zulüm için Yezid'e kalbinde derin bir buğz ve nefret taşımazsa, dahası kim ki Yezid'i haklı görürse değil Sünniliğini asıl dini inancını gözden geçirmeli derim ben’
Bizim yolumuz Hz. Hüseyin'in yoludur’
Şehid-i Şüheda Hz. Hüseyin'in adı ve Kerbela katliamı anıldığında yüreği titremeyen, gözyaşları sele dönmeyen kişi Sünniliğini değil asıl dini inancını gözden geçirmelidir derim ben’
Kerbela'da Peygamber Efendimiz'in o pak neslini katleden Yezid'e ve onun izinden gidenlere bin lanet olsun’
Kendimi hiçbir zaman kategorik olarak Sünni veya Alevi olarak tanımlamadım ben’
Çünkü Sünni olarak tanımladığımda o tarihsel kinin ve önyargının kurbanı olmak gibi bir riskle karşı karşıya olduğumu biliyordum’
Alevi olmaklığın ise sadece ve yalnızca Alevi anne ve babadan dünyaya gelmek anlamına gelmediğine inandım hep’
Benim için 'Sünni' Saddam veya Kaddafi birer aşağılık diktatördü, 'Alevi-Şii' Ayetullah Humeyni ise sevilmesi ve takdir edilmesi gereken bir büyük bilge önderdi.
Ne 'Sünni' kökenli oldukları için diktatörlere sevgi duydum, ne de 'Alevi-Şii' orijinli oldukları için pak ve güzel insanlara karşı durmak gerektiğine inandım’
Benim ölçümü İmam-ı Ekber Ali efendimiz gayet güzel koymuştu.
Demişti ki:
'İnsanlar ya dinde kardeşlerimdirler, ya da insan olmak bakımından kardeşlerimdirler.'
Ben aynı dine mensup olan kardeşlerim arasında ne ırk, ne de mezhep ayrımı hiç gözetmedim.
İnsan kardeşlerimi de özlerine ve davranışlarına bakarak hep değerlendirdim.
Adaletli bir Hristiyanı, zalim bir Müslümana hep tercih ettim.
Çünkü benim tercihim sıfatlarla alakalıydı.
Ben adaletten yanaydım ve zulme karşıydım.
Zalimin ne dinine, ne mezhebine, ne de ırkına baktım.
'Yeter ki Müslüman olsun, yeter ki Sünni olsun, yeter ki Alevi olsun, Türk veya Kürt olsun!' diyen anlayışlara hep kapıları kapalı tuttum.
Herkesin din anlayışına saygı duydum.
Çünkü insanların sayıları adedince farklı yorumlar olabileceğine hep inandım.
Sadece ve yalnızca dini yorumların dinin yerine ikame edilmesine karşı çıktım.
Hiçbir dini yorumun veya anlayışın bizatihi dinin kendisi olmadığına/olmayacağına inandım.
O yüzden dini anlayışlardan birini reddedenin dinin kendisine karşı çıktığını varsayan her türlü dogmatik ve yobaz anlayışlara karşı çıktım.
Dini kendinden ibaret bilen her türlü anlayışı elimin tersiyle ittim.
'O ki Müslümandır benim kardeşimdir' dedim.
İster Alevi olsun, ister Sünni, ister Türk olsun ister Kürt, farketmez’
Hristiyan bir Türk'ü sadece Türk olduğu için Müslüman Kürt kardeşine tercih eden ırkçı anlayışlara karşı çıktığım gibi sadece Sünni olduğu için bir diktatöre dahi arka çıkılması gerektiğine inanan mezhepçi anlayışlara da karşı çıktım hep.
Yüzümü dosdoğru Allah'ın kitabına ve ölçülerine çevirdim.
'Ancak Mü'minler kardeştir!' diyen o ölçüden hiç şaşmadım.
Herkesin ırkı, herkesin mezhebi kendineydi.
Ve hepimiz birbirimizin kardeşleri olarak bir candık.
Pir Sultan'ın o çağrısını hep yüreğimin ve aklımın baş köşesine oturttum:
'Gelin canlar bir olalım.'
Bir olmak farklı olanı inkar anlamına gelmiyor.
Bir olmak, farklılıkların biraradalığı ve tek canda buluşması demektir.
Ne camiyi tutup kilise düşmanlığı yaptım.
Ne camiyi cemevinin karşıtı gördüm.
Ne de cemevini ayrı bir dinin kutsal mekanı olarak gördüm.
'Cami varken cemevlerine ne gerek var!' diyen anlayışlara da, 'Cemevleri farklı bir dinin ibadethanesidir!' diyen anlayışlara da hep karşı oldum.
Cami ile cemevinin yan yana olmasından derin bir rahatsızlık duyan Sünnici anlayışı da Alevici anlayışı da bizi bölen ve düşmanlaştıran bir anlayışın/zihniyetin kendisi olarak gördüm.
Herkesin inancı kendine, buna inandım.
Ve o herkesin inanç ve ibadet merkezleriyle pekâlâ bir arada olabileceklerine inandım hep.
Bundan rahatsızlık duyanların dindarlığından da, Sünniliğinden de, Aleviliğinden şüphe etmek gerektiğine inananlardanım ben.
Bizi kim ki bölüyorsa ve düşmanlaştırmaya çalışıyorsa biliniz ki onlar ne sahiden Sünnidirler, ne de Alevidirler’
Hiç kimsenin yürek coğrafyamıza sınır çizmesine izin vermemeliyiz’
Bu birlik ve kardeşlik anlayışını sağlaması dileğiyle cümle canların Kurban Bayramı'nı kutlarım.
yenişafak
Mehmet Metiner; Bölenlere lanet olsun
Konu Sahibi / Yazar
GAMZE
Kategori / Forum
Alevi Haber
Yorumlar / Cevaplar
2
Okunma / Görüntüleme
3503
Mehmet Metiner; Bölenlere lanet olsun
Mehmet Metiner; Bölenlere lanet olsunÂ
GAMZE yazdı:Sünni demişler Alevi demişler…
Bizi bölmek istemişler…
Yetmezmiş gibi düşmanlaştırmak istemişler…
Niye?
Çünkü o birilerinin iktidarı sürsün diye…
Tarihteki siyasi iktidar ve ikbal kavgaları için birileri Sünnileri kullanmışlar, başkaları Alevileri…
Aleviler ve Sünniler başkalarının iktidarı için birbirlerinin kanına ekmek doğramışlar…
Birileri konjonktürel siyasi sebeplerle Müslüman bir topluluğun katline ferman buyurmuş…
Alevilerin kanlarının ve canlarının helal olduğuna dair verilen fetvalar utanç vericidir…
Sünnileri Yezidi diye lanetleyen, Alevileri de kanları ve canları helal diye hedef gösterenler iki kardeş topluluğu böldükleri gibi aralarına soktukları nifak ve nefretle uzun yıllar birbirleriyle düşmanlaştırmayı da başardılar…
Lanet olsun diyorum…
Ne Sünniler Yezididir, ne de Aleviler kanları ve malları mübah münkir bir topluluktur…
Nedir Sünnilik, nedir Alevilik canlar?
Bir inanca mensup olan aynı bedeni ortasından ikiye bölmek istemişler…
Canların canına canını feda eden iki kardeş topluluğu düşmanlaştırmak isteyenlere bin lanet olsun diyorum…
Ali'yi sevmek ve Ali'nin izinden gitmekse Alevilik, hangi Sünni tersini yaparsa zarardadır…
Hangi Sünni Hz. Ali efendimiz dururken Muaviye'nin haklılığına inanırsa, İmam-ı Ekber Ali efendimiz dururken Muaviye'nin yolunu takip ederse bilinsin ki o Sünni değil başka bir şeydir…
Sünnilik Hz. Ali efendimizin yolu demektir asıl…
Kim ki Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin efendilerimize yapılan zulüm için Yezid'e kalbinde derin bir buğz ve nefret taşımazsa, dahası kim ki Yezid'i haklı görürse değil Sünniliğini asıl dini inancını gözden geçirmeli derim ben…
Bizim yolumuz Hz. Hüseyin'in yoludur…
Şehid-i Şüheda Hz. Hüseyin'in adı ve Kerbela katliamı anıldığında yüreği titremeyen, gözyaşları sele dönmeyen kişi Sünniliğini değil asıl dini inancını gözden geçirmelidir derim ben…
Kerbela'da Peygamber Efendimiz'in o pak neslini katleden Yezid'e ve onun izinden gidenlere bin lanet olsun…
Kendimi hiçbir zaman kategorik olarak Sünni veya Alevi olarak tanımlamadım ben…
Çünkü Sünni olarak tanımladığımda o tarihsel kinin ve önyargının kurbanı olmak gibi bir riskle karşı karşıya olduğumu biliyordum…
Alevi olmaklığın ise sadece ve yalnızca Alevi anne ve babadan dünyaya gelmek anlamına gelmediğine inandım hep…
Benim için 'Sünni' Saddam veya Kaddafi birer aşağılık diktatördü, 'Alevi-Şii' Ayetullah Humeyni ise sevilmesi ve takdir edilmesi gereken bir büyük bilge önderdi.
Ne 'Sünni' kökenli oldukları için diktatörlere sevgi duydum, ne de 'Alevi-Şii' orijinli oldukları için pak ve güzel insanlara karşı durmak gerektiğine inandım…
Benim ölçümü İmam-ı Ekber Ali efendimiz gayet güzel koymuştu.
Demişti ki:
'İnsanlar ya dinde kardeşlerimdirler, ya da insan olmak bakımından kardeşlerimdirler.'
Ben aynı dine mensup olan kardeşlerim arasında ne ırk, ne de mezhep ayrımı hiç gözetmedim.
İnsan kardeşlerimi de özlerine ve davranışlarına bakarak hep değerlendirdim.
Adaletli bir Hristiyanı, zalim bir Müslümana hep tercih ettim.
Çünkü benim tercihim sıfatlarla alakalıydı.
Ben adaletten yanaydım ve zulme karşıydım.
Zalimin ne dinine, ne mezhebine, ne de ırkına baktım.
'Yeter ki Müslüman olsun, yeter ki Sünni olsun, yeter ki Alevi olsun, Türk veya Kürt olsun!' diyen anlayışlara hep kapıları kapalı tuttum.
Herkesin din anlayışına saygı duydum.
Çünkü insanların sayıları adedince farklı yorumlar olabileceğine hep inandım.
Sadece ve yalnızca dini yorumların dinin yerine ikame edilmesine karşı çıktım.
Hiçbir dini yorumun veya anlayışın bizatihi dinin kendisi olmadığına/olmayacağına inandım.
O yüzden dini anlayışlardan birini reddedenin dinin kendisine karşı çıktığını varsayan her türlü dogmatik ve yobaz anlayışlara karşı çıktım.
Dini kendinden ibaret bilen her türlü anlayışı elimin tersiyle ittim.
'O ki Müslümandır benim kardeşimdir' dedim.
İster Alevi olsun, ister Sünni, ister Türk olsun ister Kürt, farketmez…
Hristiyan bir Türk'ü sadece Türk olduğu için Müslüman Kürt kardeşine tercih eden ırkçı anlayışlara karşı çıktığım gibi sadece Sünni olduğu için bir diktatöre dahi arka çıkılması gerektiğine inanan mezhepçi anlayışlara da karşı çıktım hep.
Yüzümü dosdoğru Allah'ın kitabına ve ölçülerine çevirdim.
'Ancak Mü'minler kardeştir!' diyen o ölçüden hiç şaşmadım.
Herkesin ırkı, herkesin mezhebi kendineydi.
Ve hepimiz birbirimizin kardeşleri olarak bir candık.
Pir Sultan'ın o çağrısını hep yüreğimin ve aklımın baş köşesine oturttum:
'Gelin canlar bir olalım.'
Bir olmak farklı olanı inkar anlamına gelmiyor.
Bir olmak, farklılıkların biraradalığı ve tek canda buluşması demektir.
Ne camiyi tutup kilise düşmanlığı yaptım.
Ne camiyi cemevinin karşıtı gördüm.
Ne de cemevini ayrı bir dinin kutsal mekanı olarak gördüm.
'Cami varken cemevlerine ne gerek var!' diyen anlayışlara da, 'Cemevleri farklı bir dinin ibadethanesidir!' diyen anlayışlara da hep karşı oldum.
Cami ile cemevinin yan yana olmasından derin bir rahatsızlık duyan Sünnici anlayışı da Alevici anlayışı da bizi bölen ve düşmanlaştıran bir anlayışın/zihniyetin kendisi olarak gördüm.
Herkesin inancı kendine, buna inandım.
Ve o herkesin inanç ve ibadet merkezleriyle pekâlâ bir arada olabileceklerine inandım hep.
Bundan rahatsızlık duyanların dindarlığından da, Sünniliğinden de, Aleviliğinden şüphe etmek gerektiğine inananlardanım ben.
Bizi kim ki bölüyorsa ve düşmanlaştırmaya çalışıyorsa biliniz ki onlar ne sahiden Sünnidirler, ne de Alevidirler…
Hiç kimsenin yürek coğrafyamıza sınır çizmesine izin vermemeliyiz…
Bu birlik ve kardeşlik anlayışını sağlaması dileğiyle cümle canların Kurban Bayramı'nı kutlarım.
yenişafak
Şaka gibi... Hz.Üseyin ve Yezid'in savaşında , yezidin tarafındayım diyen Mehmet Metiner değil miydi?
AKP'li Mehmet Metiner : Bizim Tercihimiz Yezid'ten Yanadır Mazlumdan Yanadır - YouTube
ayrıca Cemevi terör yuvası diyen kimdi?
Kelimelerim sistem hatasından yanlış yerden ayrılıyor...
ÂÇalışmadan, yorulmadan, öğrenmeden rahat yaşama yollarını aramayı itiyat haline getirmiş milletler, evvela haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini ve daha sonra istiklal ve istikballerini kaybetmeye mahkumdurlar.Â
![[Resim: imza3cp.gif]](http://img29.exs.cx/img29/203/imza3cp.gif)
Özü bitmiş, gümanı pak olmamış,şeytana tapmış, nefsi çıkarı için arayıpta birşey bulamamış, kuyruk acısı varsa,Derviş Muhammed'in de dediği gibi" bir kılını çektiyse" Zöhre Ana, onu değerlendirmek ister aklısüre.Ehlibeyt'in meyvası bitmez, dalı budağı kurumaz,sen ne kadar kezzap dökersen dök, O'nun Zemzem çeşmesi ALİ'dir
Derviş'in HAK kelamını can kulağıyla dinliyebliyorsan yeter,firdevs bağından bir gül alabiliyor musun,O'nun ibadetine,saldığı yola,yaşatmak istediği güzelliğe canı gönülden yürüyebiliyorsan en büyük mutluluk budur.
(Pir Zöhre Ana)
ÂÇalışmadan, yorulmadan, öğrenmeden rahat yaşama yollarını aramayı itiyat haline getirmiş milletler, evvela haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini ve daha sonra istiklal ve istikballerini kaybetmeye mahkumdurlar.Â
![[Resim: imza3cp.gif]](http://img29.exs.cx/img29/203/imza3cp.gif)
Özü bitmiş, gümanı pak olmamış,şeytana tapmış, nefsi çıkarı için arayıpta birşey bulamamış, kuyruk acısı varsa,Derviş Muhammed'in de dediği gibi" bir kılını çektiyse" Zöhre Ana, onu değerlendirmek ister aklısüre.Ehlibeyt'in meyvası bitmez, dalı budağı kurumaz,sen ne kadar kezzap dökersen dök, O'nun Zemzem çeşmesi ALİ'dir
Derviş'in HAK kelamını can kulağıyla dinliyebliyorsan yeter,firdevs bağından bir gül alabiliyor musun,O'nun ibadetine,saldığı yola,yaşatmak istediği güzelliğe canı gönülden yürüyebiliyorsan en büyük mutluluk budur.
(Pir Zöhre Ana)
Konuyu Okuyanlar: 4 Ziyaretçi