Bu makaleyi kaleme alanın amacının gerçeği bulmak olduğuna inanmak isterdim fakat ne yazık ki kazın ayağı böyle değil. Atatürk'e,Türklüğe,Cumhuriyete küfür etmek moda oldu. Cumhuriyeti sorguladığında tüm değerleri bozuk para gibi harcıyan,karalayan,çarpıtan gerici zihniyet osmanlıya geldiğinde,1500 yıl önceki tarihe geldiğinde koşulsuz,sorgusuz inanıyor,savunuyor. Buna perhiz bune turşu.
SAdece Türk tarihinde değil Dünya tarihinde de Atatürk ile ilgili,Türk tarihi ile ilgili kaynaklar vardır. Gerçeği öğrenmek isteyen gider bakar belgesine ulaşır ve ispatını yapar. Ama çamur at izi kalsın gibi düşünülürse bu çamuru atanlar bilsinler ki attıkları çamurun bataklığında boğulmaya mahkumdurlar. Atatürk'ü karalayarak bir yere gelemezsiniz,haşa Atatürk'ü bu şekilde küçültemezsiniz tam aksine yüreğimizdeki bu ateşe bir odun da atmış olursunuz.
Allah bu topluma akıl fikir versin.
Gün geçtikçe dejenerasyon şiddetini artırarak büyüyor. İmzamdaki rahmetli uğur mumcunun sözleri gerçekleşiyor.
Kurtuluş Savaşı Yalanmış...
Konu Sahibi / Yazar
Zekai
Kategori / Forum
Tartışmalar
Yorumlar / Cevaplar
16
Okunma / Görüntüleme
11136
Kurtuluş Savaşı Yalanmış...
Kurtuluş Savaşı Yalanmış...
Boğazdan bir gemi yola çıkacak o en karışık dönemde ve ingilizlerin bundan haberi olmayacak...Osm anlı memuru olarak gitse bile ( ki gerçekten Osmanlı -ingiliz ortak görevidir bu gidiş!!!) bizlere anlatılan " osmanlı görevlisi olarak gitti,ama tek başına bir kurtuluş mücadelesi başlatmak istiyordu??" destanına inanmak gerçekten zor...Ben] Atatürk'ün Anadoluda yapacağı her şeyden ingilizlerin bizzat haberdar olduğunu düşünüyorum..Ha tta daha idialı olacak ama bu yolculuk tamamen ingilizler tarafından planlanmıştır.. .
.Kurtuluş savaşında Atatürkün örgütlediği Kuvay-ı milliye sonrasındaki düzenli ordu kimlere karşı savaştı?? Büyük savaşın galip devletleri olan ve] yurdu dört bir yandan kuşatan ingiliz fransız ve italyan ordularına karşı mı ? HAYIR !! bU ORDULARA TEK KURŞUN ATILMAMIŞTIR. Bu düzenli ordu o dönemde adı bile telaffuz edilmeyen Yunanlılara karşı savaştı.
Yazan kişi utanmasa haşa Atatürk'ün İngiliz ajanı olduğunu yazacak,ima etmiş ama demekki cesaret edemedi.
İngilizler ,Atatürk'ü Samsun'a gönderdi,dedilerki ;git bizi yıkmak için oralarda çalış,bu uğurda aç kal,susuz kal, ölüm tehlikeleri atlat,hakkında idam fermanı çıksın,savaşlarda karlar üstünde dinlen,yurdun dört bir yanını dolaş,yorul öyle gel.
Bu mudur?
İngiliz ve Fransızlara karşı tek kurşun atılmamış; doğru TEK kurşun atılmadı ama bütün cephaneler bitirildi, hatta Fransız,İtalyan ve İngiliz askerleri Doğu ve Güney Doğu'yu işgal etmemişlerdi, oradaki Türk halkı refah içinde yaşıyordu, bu yüzden Antep şehrine GAZİ ünvanı,Urfa şehrine ŞANLI ünvanı ,Maraş iline KAHRAMAN ünvanı durduk yere verildi.
Bu mudur?
Çanakkale'de de 500 binden fazla insan ölmedi, Padişah tek başına İşgal kuvvetlerine karşı durdu, savaşlarda en önde düşmana karşı savaştı,yurdu güllük gülistanlık yaptı ve en sonunda da ülkeyi terkedip, o yabancılara sığınmadı.
Bu mudur?
Ayrıca o küçümsenen Yunanistan İzmir'de denize de dökülmedi,çünkü onların hiç suçu yoktu,ülkemizde de gözleri yoktu.
Bu mudur?
Bize kalsa bu değildir, aklı başında olan herkese da kalsa bu olmasa gerek.Bunları görmemek için ya vatan haini,ya da kör olmak gerek.
.Kurtuluş savaşında Atatürkün örgütlediği Kuvay-ı milliye sonrasındaki düzenli ordu kimlere karşı savaştı?? Büyük savaşın galip devletleri olan ve] yurdu dört bir yandan kuşatan ingiliz fransız ve italyan ordularına karşı mı ? HAYIR !! bU ORDULARA TEK KURŞUN ATILMAMIŞTIR. Bu düzenli ordu o dönemde adı bile telaffuz edilmeyen Yunanlılara karşı savaştı.
Yazan kişi utanmasa haşa Atatürk'ün İngiliz ajanı olduğunu yazacak,ima etmiş ama demekki cesaret edemedi.
İngilizler ,Atatürk'ü Samsun'a gönderdi,dedilerki ;git bizi yıkmak için oralarda çalış,bu uğurda aç kal,susuz kal, ölüm tehlikeleri atlat,hakkında idam fermanı çıksın,savaşlarda karlar üstünde dinlen,yurdun dört bir yanını dolaş,yorul öyle gel.
Bu mudur?
İngiliz ve Fransızlara karşı tek kurşun atılmamış; doğru TEK kurşun atılmadı ama bütün cephaneler bitirildi, hatta Fransız,İtalyan ve İngiliz askerleri Doğu ve Güney Doğu'yu işgal etmemişlerdi, oradaki Türk halkı refah içinde yaşıyordu, bu yüzden Antep şehrine GAZİ ünvanı,Urfa şehrine ŞANLI ünvanı ,Maraş iline KAHRAMAN ünvanı durduk yere verildi.
Bu mudur?
Çanakkale'de de 500 binden fazla insan ölmedi, Padişah tek başına İşgal kuvvetlerine karşı durdu, savaşlarda en önde düşmana karşı savaştı,yurdu güllük gülistanlık yaptı ve en sonunda da ülkeyi terkedip, o yabancılara sığınmadı.
Bu mudur?
Ayrıca o küçümsenen Yunanistan İzmir'de denize de dökülmedi,çünkü onların hiç suçu yoktu,ülkemizde de gözleri yoktu.
Bu mudur?
Bize kalsa bu değildir, aklı başında olan herkese da kalsa bu olmasa gerek.Bunları görmemek için ya vatan haini,ya da kör olmak gerek.
Kelimelerim sistem hatasından yanlış yerden ayrılıyor...
ÂÇalışmadan, yorulmadan, öğrenmeden rahat yaşama yollarını aramayı itiyat haline getirmiş milletler, evvela haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini ve daha sonra istiklal ve istikballerini kaybetmeye mahkumdurlar.Â
![[Resim: imza3cp.gif]](http://img29.exs.cx/img29/203/imza3cp.gif)
Özü bitmiş, gümanı pak olmamış,şeytana tapmış, nefsi çıkarı için arayıpta birşey bulamamış, kuyruk acısı varsa,Derviş Muhammed'in de dediği gibi" bir kılını çektiyse" Zöhre Ana, onu değerlendirmek ister aklısüre.Ehlibeyt'in meyvası bitmez, dalı budağı kurumaz,sen ne kadar kezzap dökersen dök, O'nun Zemzem çeşmesi ALİ'dir
Derviş'in HAK kelamını can kulağıyla dinliyebliyorsan yeter,firdevs bağından bir gül alabiliyor musun,O'nun ibadetine,saldığı yola,yaşatmak istediği güzelliğe canı gönülden yürüyebiliyorsan en büyük mutluluk budur.
(Pir Zöhre Ana)
ÂÇalışmadan, yorulmadan, öğrenmeden rahat yaşama yollarını aramayı itiyat haline getirmiş milletler, evvela haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini ve daha sonra istiklal ve istikballerini kaybetmeye mahkumdurlar.Â
![[Resim: imza3cp.gif]](http://img29.exs.cx/img29/203/imza3cp.gif)
Özü bitmiş, gümanı pak olmamış,şeytana tapmış, nefsi çıkarı için arayıpta birşey bulamamış, kuyruk acısı varsa,Derviş Muhammed'in de dediği gibi" bir kılını çektiyse" Zöhre Ana, onu değerlendirmek ister aklısüre.Ehlibeyt'in meyvası bitmez, dalı budağı kurumaz,sen ne kadar kezzap dökersen dök, O'nun Zemzem çeşmesi ALİ'dir
Derviş'in HAK kelamını can kulağıyla dinliyebliyorsan yeter,firdevs bağından bir gül alabiliyor musun,O'nun ibadetine,saldığı yola,yaşatmak istediği güzelliğe canı gönülden yürüyebiliyorsan en büyük mutluluk budur.
(Pir Zöhre Ana)
Kurtuluş Savaşı Yalanmış...
]Bu tür eleştirilere ve yalanlara karşı en güzel yöntem münkün olduğunca yabancı ve yerli belge ve fotoğraflar toplamaktır...
Kurtuluş Savaşı ile ilgili belge ve fotoğraflar
Tempo Dergisi son sayısında, araştırmacı Atilla Oral'ın ‘Kuva-yı Milliye’ isimli kitabına ve bu çalışmada yer alan hiç yayınlanmamış Kurtuluş Savaşı fotoğraflarına yer verdi
Araştırmacı Atilla Oral’ın hazırladığı ‘Kuva-yı Milliye’ isimli kitap, dünyaya örnek olan savaşın hangi şartlarda kazanıldığını, en çarpıcı görüntülerle anlatıyor. “Kuva-yı Milliye ile ilgili yüzlerce kitap yazıldı ama hiçbirinin içinde belge olmadığı için sahaf vitrinlerinde duruyor'' diyen Atilla Oral, aslında hepimizin gözünün önünde duran belge ve bilgileri bir araya getirmiş. Tempo Dergisi'nden Nuray Soysal ile yaptığı röportajda çalışmasıyla ilgili bilgi veren Oral, Milli Mücadele yıllarına ait görsel belleğimizin çok zayıf olduğunu söylüyor.
Kitapta, Çanakkale’de ölen askerlerin kemiklerinden oluşan bir dağ... İzmit’te kurşuna dizilen Türkler, yakılan köyler, işgal gemilerinden indirilen askerler... Çoğunluğu işgal güçlerinin fotoğrafçılarının çektiği fotoğraflara ve Anadolu’nun işgalinden, İstanbul’un kurtuluşuna kadar geçen dönemde çoğu ilk kez yayımlanan belgeler ve çarpıcı görüntülere yer verilmiş.
Araştırmacı Atilla Oral, "Kitabı hazırlarken sizi en çok heyecanlandıran ne oldu?" sorusunu bakın nasıl yanıtlıyor:
"Kuva-yı Milliye’nin kendine olan güveni. Gerçekten ölümü göze almaları tüylerimizi diken diken edecek bir şeydir. “Ya istiklal ya ölüm'' sözünü sadece Mustafa Kemal değil, tüm Türkiye söyledi; ama bu ateşi Mustafa Kemal yaktı. Mustafa Kemal Atatürk’ün o büyük dehası, herkesin üzerinde büyük bir etki yaratıyor. Mesela Antep savunmasında Şefik Özdemir Bey, “Bizim hiçbir şeyimiz yoktu. İnanın Atatürk’e bağlılığımızdan başka hiçbir şeyimiz yoktu'' diyor. Çok acıdır Antep mücadelesi. Bir tas çorbaya altı çocuğun birden saldırması, sivil halkın çektikleri... Ama biz halkın üzerine top tüfekle saldıran o Fransızlarla el sıkıştık, dost olduk. Gerçi sonra Hatay meselesinde bazı sorunlar oldu ama... Nihayetinde Kurtuluş Savaşı dünyaya karşı verilmiş bir savaştı; ama Avrupa’nın içinde de bizi destekleyen bir güç vardı. Bunu Batı’ya karşı verilmiş bir savaş olarak görmemek gerekiyor. Batı zaten Türkiye’nin verdiği mücadelenin haklı olduğuna inanıyordu."
Röportajın tamamını ve çarpıcı fotoğrafları Tempo Dergisi'nun bu haftaki sayısında bulabilirsiniz...
![[Resim: 1.jpg]](http://galeri.milliyet.com.tr/2007/5/17Kurtulus_Savasinin_bilinmeyen_fotograflari/1.jpg)
![[Resim: 2.jpg]](http://galeri.milliyet.com.tr/2007/5/17Kurtulus_Savasinin_bilinmeyen_fotograflari/2.jpg)
![[Resim: 3.jpg]](http://galeri.milliyet.com.tr/2007/5/17Kurtulus_Savasinin_bilinmeyen_fotograflari/3.jpg)
![[Resim: 4.jpg]](http://galeri.milliyet.com.tr/2007/5/17Kurtulus_Savasinin_bilinmeyen_fotograflari/4.jpg)
![[Resim: 5.jpg]](http://galeri.milliyet.com.tr/2007/5/17Kurtulus_Savasinin_bilinmeyen_fotograflari/5.jpg)
![[Resim: 6.jpg]](http://galeri.milliyet.com.tr/2007/5/17Kurtulus_Savasinin_bilinmeyen_fotograflari/6.jpg)
![[Resim: 7.jpg]](http://galeri.milliyet.com.tr/2007/5/17Kurtulus_Savasinin_bilinmeyen_fotograflari/7.jpg)
![[Resim: 8.jpg]](http://galeri.milliyet.com.tr/2007/5/17Kurtulus_Savasinin_bilinmeyen_fotograflari/8.jpg)
![[Resim: 9.jpg]](http://galeri.milliyet.com.tr/2007/5/17Kurtulus_Savasinin_bilinmeyen_fotograflari/9.jpg)
![[Resim: 10.jpg]](http://galeri.milliyet.com.tr/2007/5/17Kurtulus_Savasinin_bilinmeyen_fotograflari/10.jpg)
![[Resim: 11.jpg]](http://galeri.milliyet.com.tr/2007/5/17Kurtulus_Savasinin_bilinmeyen_fotograflari/11.jpg)
![[Resim: 12.jpg]](http://galeri.milliyet.com.tr/2007/5/17Kurtulus_Savasinin_bilinmeyen_fotograflari/12.jpg)
Kurtuluş Savaşı ile ilgili belge ve fotoğraflar
Tempo Dergisi son sayısında, araştırmacı Atilla Oral'ın ‘Kuva-yı Milliye’ isimli kitabına ve bu çalışmada yer alan hiç yayınlanmamış Kurtuluş Savaşı fotoğraflarına yer verdi
Araştırmacı Atilla Oral’ın hazırladığı ‘Kuva-yı Milliye’ isimli kitap, dünyaya örnek olan savaşın hangi şartlarda kazanıldığını, en çarpıcı görüntülerle anlatıyor. “Kuva-yı Milliye ile ilgili yüzlerce kitap yazıldı ama hiçbirinin içinde belge olmadığı için sahaf vitrinlerinde duruyor'' diyen Atilla Oral, aslında hepimizin gözünün önünde duran belge ve bilgileri bir araya getirmiş. Tempo Dergisi'nden Nuray Soysal ile yaptığı röportajda çalışmasıyla ilgili bilgi veren Oral, Milli Mücadele yıllarına ait görsel belleğimizin çok zayıf olduğunu söylüyor.
Kitapta, Çanakkale’de ölen askerlerin kemiklerinden oluşan bir dağ... İzmit’te kurşuna dizilen Türkler, yakılan köyler, işgal gemilerinden indirilen askerler... Çoğunluğu işgal güçlerinin fotoğrafçılarının çektiği fotoğraflara ve Anadolu’nun işgalinden, İstanbul’un kurtuluşuna kadar geçen dönemde çoğu ilk kez yayımlanan belgeler ve çarpıcı görüntülere yer verilmiş.
Araştırmacı Atilla Oral, "Kitabı hazırlarken sizi en çok heyecanlandıran ne oldu?" sorusunu bakın nasıl yanıtlıyor:
"Kuva-yı Milliye’nin kendine olan güveni. Gerçekten ölümü göze almaları tüylerimizi diken diken edecek bir şeydir. “Ya istiklal ya ölüm'' sözünü sadece Mustafa Kemal değil, tüm Türkiye söyledi; ama bu ateşi Mustafa Kemal yaktı. Mustafa Kemal Atatürk’ün o büyük dehası, herkesin üzerinde büyük bir etki yaratıyor. Mesela Antep savunmasında Şefik Özdemir Bey, “Bizim hiçbir şeyimiz yoktu. İnanın Atatürk’e bağlılığımızdan başka hiçbir şeyimiz yoktu'' diyor. Çok acıdır Antep mücadelesi. Bir tas çorbaya altı çocuğun birden saldırması, sivil halkın çektikleri... Ama biz halkın üzerine top tüfekle saldıran o Fransızlarla el sıkıştık, dost olduk. Gerçi sonra Hatay meselesinde bazı sorunlar oldu ama... Nihayetinde Kurtuluş Savaşı dünyaya karşı verilmiş bir savaştı; ama Avrupa’nın içinde de bizi destekleyen bir güç vardı. Bunu Batı’ya karşı verilmiş bir savaş olarak görmemek gerekiyor. Batı zaten Türkiye’nin verdiği mücadelenin haklı olduğuna inanıyordu."
Röportajın tamamını ve çarpıcı fotoğrafları Tempo Dergisi'nun bu haftaki sayısında bulabilirsiniz...
![[Resim: 1.jpg]](http://galeri.milliyet.com.tr/2007/5/17Kurtulus_Savasinin_bilinmeyen_fotograflari/1.jpg)
![[Resim: 2.jpg]](http://galeri.milliyet.com.tr/2007/5/17Kurtulus_Savasinin_bilinmeyen_fotograflari/2.jpg)
![[Resim: 3.jpg]](http://galeri.milliyet.com.tr/2007/5/17Kurtulus_Savasinin_bilinmeyen_fotograflari/3.jpg)
![[Resim: 4.jpg]](http://galeri.milliyet.com.tr/2007/5/17Kurtulus_Savasinin_bilinmeyen_fotograflari/4.jpg)
![[Resim: 5.jpg]](http://galeri.milliyet.com.tr/2007/5/17Kurtulus_Savasinin_bilinmeyen_fotograflari/5.jpg)
![[Resim: 6.jpg]](http://galeri.milliyet.com.tr/2007/5/17Kurtulus_Savasinin_bilinmeyen_fotograflari/6.jpg)
![[Resim: 7.jpg]](http://galeri.milliyet.com.tr/2007/5/17Kurtulus_Savasinin_bilinmeyen_fotograflari/7.jpg)
![[Resim: 8.jpg]](http://galeri.milliyet.com.tr/2007/5/17Kurtulus_Savasinin_bilinmeyen_fotograflari/8.jpg)
![[Resim: 9.jpg]](http://galeri.milliyet.com.tr/2007/5/17Kurtulus_Savasinin_bilinmeyen_fotograflari/9.jpg)
![[Resim: 10.jpg]](http://galeri.milliyet.com.tr/2007/5/17Kurtulus_Savasinin_bilinmeyen_fotograflari/10.jpg)
![[Resim: 11.jpg]](http://galeri.milliyet.com.tr/2007/5/17Kurtulus_Savasinin_bilinmeyen_fotograflari/11.jpg)
![[Resim: 12.jpg]](http://galeri.milliyet.com.tr/2007/5/17Kurtulus_Savasinin_bilinmeyen_fotograflari/12.jpg)
Mustafa dediler benim adıma
Bir sıfatı Ali bindi atıma
Şimdi de ZÖHRE ANA geldi sıfata
Duyulsun şanımız Yüce Allah' a
(PİR ZÖHRE ANA)
Son Düzenleme: 01/02/2011, 21:58, Düzenleyen: adgan.
Kurtuluş Savaşı Yalanmış...
[COLOR=#810081]Atatürk'ün Kayseri'li Kaptanı
[COLOR=#810081]
![[Resim: 6.gif]](https://www.zohreanaforum.com/images/imported/2010/04/6.gif)
Cmt 04 Mar 2006, 10:14 Atatürk'ün Kayseri'li Kaptanı
Atatürk’ü Samsun’a Kayserili Kaptan Götürdü
BANDIRMA VAPURUNUN KAPTANI ZİNCİDERELİ İSMAİL HAKKI DURUSU İDİ
S.Burhanettin AKBAŞ
Şifreli bir 19 sayısı, koskoca bir milletin hayatını değiştirdi. Bu üç tane 19 idi: 19 Mayıs 1919. Bu tarih, büyük milletimizin makus talihinin döndüğü, Türk Milli Mücadelesi’nin önemli bir tarihiydi.
16 Mayıs 1919 İSTANBUL
Mustafa Kemal Paşa, Yıldız’da Hamidiye Camii’ndeki Cuma Selâmlığı’ndan sonra Mahfil-i Hümayun’da Padişah Vahdettin tarafından kabul edilmiştir. Cuma Selâmlığı’ndan sonra Şişli’deki evine dönmüştür.
Annesi ve kız kardeşine veda etmiştir.
Bandırma vapurunun Kızkulesi açıklarında aranmasını takiben düşman zırhlıları arasından geçerek İstanbul’u terk ederken, güvertede arkadaşlarına: ”-Bunlar işte böyle yalnız demire, çeliğe, silâh kuvvetine dayanırlar. Bildikleri şey yalnız madde! Bunlar hürriyet uğruna ölmeye karar verenlerin kuvvetini anlayamazlar. Biz, Anadolu’ya ne silâh, ne cephane götürüyoruz; biz ideali ve imanı götürüyoruz!” demiştir.
Mustafa Kemal Paşa’nın gece Bandırma vapuru kaptanı İsmail Hakkı Durusu’ya direktifi: “Düşman devletlerinin herhangi bir vasıtasının gadrine uğramamak için sahile yakın bir rota tutunuz! Şayet kesin tehlike görürseniz gemiyi karaya, en yakın sahile oturtunuz!
17 Mayıs 1919 İNEBOLU
Bandıma vapuru saat 23.00 sularında İnebolu’ya gelmiştir. Şiddetli fırtına sebebiyle Mustafa Kemal ve arkadaşları karaya çıkmaksızın yolculuğa devam etmişlerdir Mustafa Kemal’e verilen müfettişlik ile ilgili talimat Vükelâ Meclisinde kabul edilmiştir.
18 MAYIS 1919 SİNOP
Bandırma vapuru saat 12.00 sularında Sinop Limanı’na girmişti. (Şiddettili fırtına sebebiyle Mustafa Mustafa Kemal Paşa karaya çıkmamış, ancak Üstteğmen Hikmet (Gerçekçi) Bey’i, gemiye yanaşan bir sandal aracılığıyla kıyıya göndererek, Samsun’daki Tümen Komutanlığı’na (gelmekte olduklarını bildiren) bir telgraf çektirilmiştir, müteakiben yola devam edilmiştir.
Mustafa Kemal Paşa’yı karaya davet eden Sinop Mutasarrıfı’na Bandıma vapurundan gönderdiği kartta: “Sinoplula rın hakkımda gösterdikleri duygulara teşekkür ederim. Rahatsızlığım dolayısıyla davetlerine uyamadığımdan üzgünüm. Kendilerine selâm ve sevgilerimin iletilmesini rica ederim.” demiştir.
İSMAİL HAKKI DURUSU, BANDIRMA VAPURUNUN KAPTANIYDI
Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’ü ve arkadaşlarını Bandırma Vapuru ile Samsun’a götüren Kayserili Kaptan İsmail Hakkı Durusu idi.
İsmail Hakkı Durusu, Kayseri Zincidere doğumlu… Hakkı Kaptan, hicri 1287 (miladi 1871) de Zincidere’de doğmuştu. İsmail Hakkı Kaptanın soy kütüğünü araştıran Zincirdere Belediye Başkanı Mustafa Aksu, Kaptanın Zincidereli Posluoğlu Ailesine mensup olduğunu Osmanlı kayıtlarından bulmuştur. Babasının adı Hacı Ahmet, annesinin adı da Hatice… Zincidere’de İslam Mahallesinde oturmakta imişler. Başkan Aksu ile Zincidere’de Irmak sokakta bulunan bu viran evi de görme şansımız oldu. Lakin evden sadece birkaç temel kazıntısı kalmış geriye.
Başkan Aksu, elindeki Osmanlıca belgeyi yeminli tercüman Kadir Abdüsselamoğlu’ na okutmuş ve Talas Nüfus Müdürü Fevzi Küçükoğuzsoylu da tasdik ettirmiş.
KAYSERİLİ İSMAİL HAKKI KAPTAN, KAYSERİ VAPURU ’NDA DENİZCİLİĞE BAŞLAMIŞ
İsmail Hakkı Kaptanın babası Hacı Ahmet de denizci ve aynı zamanda kaptan imiş. İsmail Hakkı, 1891’de Heybeliada Mekteb-i Funun-u Bahriye-yi Şahane’ye (Denizcilik Okulu) bağlı olan Tüccar Kaptan Mektebi’nden mezun olmuş. 1892 yılında Kayseri Vapurunda stajyer kaptan olarak göreve başlamış. Çeşitli gemilerde zabitlik (subaylık) yaptıktan sonra 01.04.1915’te Osmanlı Seyri Sefain İdaresi’nin “Doğan” vapuru kaptanlığına atanmış.
İsmail Hakkı Durusu, 01.05.1919’da Bandırma Vapurunun kaptanlığına atanarak Ulu Önder Atatürk’ün Milli Mücadeleyi başlatmasında katkısı olan kişilerden biri olmuştur.
1922 yılında emekli olmuştur.
İSMAİL HAKKI DURUSU’NUN ZİNCİDERE’DEKİ SECERESİ
İsmail Hakkı Kaptan’ın bilinen ilk dedesi Posluoğlu Ailesinden İbrahim’dir. Babası ise, Kaptan Hacı Ahmet’tir. Hacı Ahmet Kaptan’ın da Hasan isimli bir kardeşi varmış.
Hacı Ahmet Kaptan’ın da iki oğlu olmuştur. Birisi İsmail Hakkı (Durusu) diğeri de Aziz’dir. İsmail Hakkı Durusu’nun doğum tarihi 1871’dir.
İsmail Hakkı Durusu, Fatma Hanım’la evlenmiş ve bir kızları olmuş, başkaca evlatları olmamıştır. Kızının adı Safiye Ulugöl… Safiye Hanım’ın üç çocuğu olmuştur. Bunlar Prof.Dr.Lemi Ulugöl (1925 doğumlu ve 1985’te vefat etmiştir), Nejat Ulugöl ve Makine Mühendisi Bilgin Ulugöl’dür. Şu an İstanbul’da oturuyorlar.
1940 yılında vefat eden İsmail Hakkı Durusu’nu Feriköy Mezarlığına defnedildi. Eşi Fatma Hanım da 1947 yılında vefat etti ve aynı mezarlığa defnedildi.
İSMAİL HAKKI DURUSU, 19 MAYIS 1919’U ANLATIYOR
Atatürk’ü Samsun’a götüren Bandırma vapurunun kaptanı İsmail Hakkı Dursun’un o güne ait hatıratı da şunlardır:
“1919 tarihinde Bandırma Vapuru ile Atatürk’ü İstanbul’dan alıp Samsun’a götürdüğümüz sefere gerek hareketimizden evvel gerekse yolda şahit olduğum ahvalden hatırıma gelenler aşağıya yazdım:
Hareketimizden bir gün evvel Paşa beni idareden Harbiye’deki dairesine çağırtmıştı. Gittim ve kabul buyuruldum. Sureti hareketimize dair bir takım izahatte bulundular. Lazım gelen cevapları verdim. ertesi gün de öğle üzeri hareket edileceğini ve geminin hazır bulundurulmasın ı emir buyurdular. Filhakika o gün zevalde gemiyi teşrif ettiler. Kontrol heyeti geldi. Hemen hareket edebileceğimizi söylediler. derhal hareket ettik. Boğaz4dan çıkarken müthiş bir fırtınanın icrayı hüküm etmekte olduğunu gördük. Ne kadar şiddetli fırtına olursa olsun, yolumuz devama karar vermiştik. Maiyetlerindeki zevatı deniz tutuyor ve herkes birer birer kamaralarına yatıyorlardı. Maamafih Paşa bir köşeye dayanmış oturmakta ve kendilerinde fıtri bir haslet olan harikulbeşer ****neti kalbiyelerinin asarı olarak bilafütur ve daimi bir tefekkür içerisinde bulunmakta idiler. Son hızımız olan yedi mil ile Karadeniz’in biaman dalgaları arasında yuvarlana yuvarlana İnebolu ve Sinop’a uğrayarak bin türlü müşkülat içerisinde bir gün şafak vakti Samsun’a vardık. Ondan sonra vukua gelşen halatı kendileri daha iyi bilirler. On dokuz sene sonra o mesut seferimizi bu kadar hatırlayabildim .
İşte Bandırma Vapuru süvarisi İsmail Hakkı Durusu bunları anlatmıştır.
Kaptan'ın ailesi:
Kaptan İsmail Hakkı Durusu'nun kızı ve torunlarını gösteren bu fotoğraf yaklaşık 50 yıl önce çekilmiş. Solda Kaptan'ın eşi Fatma Durusu, onun yanında kızı Safiye Ulugöl yer alıyor. Arkada ayakta Duran büyük torun Lami, öndeki çocuk ise anılarını anlatan Nejat Ulugöl.(Bu fotoğraf ailesinin izniyle yayınlanmaktadı r)
ATATÜRK İKİ DEFA İSMAİL HAKKI KAPTAN’I YANINA ÇAĞIRMIŞ
Atatürk, İsmail Hakkı Kaptan’ı unutmamıştır. Atatürk, 1 Temmuz 1927’de Cumhuriyet’in ilanından sonra ilk kez İstanbul’a ayak bastığında Bandırma Vapuru ’nun kaptanı İsmail Hakkı Bey’i Dolmabahçe Sarayına çağırtmıştır. İsmail Hakkı Bey, Atatürk’ün bu davetine icabet etmemiş, gerekçesini de bu hizmetine karşılık para veya ihsan istediğinin zannedilmesinde n endişe duyduğunu belirterek anlatmıştır. İstanbul’da zor ekonomik koşullar içerisinde yaşayan İsmail Hakkı Bey, Atatürk’ün ikinci davetinde ise hasta olduğu olduğu için bu davete katılamamıştır.
İSMAİL HAKKI KAPTAN, EFENDİ KAPTAN LAKABIYLA BİLİNİRDİ
Kaptan’ın torunu Nejat Ulugöl, dedesinin çok yumuşak huylu, ailesine çok düşkün, mütevazı bir kişiliği olduğunu anlatıyor. Denizcilik Camiasında “Efendi Kaptan” olarak anıldığını söylüyor. “Sigara, içki kullanmaz, kahvehaneye gitmez, kendisinden bahsetmeyi sevmezdi” diyor. İsmail Hakkı Durusu, bu sade hayatını devam ettirmiş ve Kasımpaşa’daki ahşap evinde kanarya ve çiçeklerle uğraşarak hayatının son demlerini geçirmiştir.
BANDIRMA VAPURU ’NUN HAREKET ETMESİ...
Atatürk, Vapura Kız Kulesi açıklarında binmiş. Atatürk, Beşiktaş’ta Askeri Yollama Müdürü Sadullah Bey tarafından motorla Bandırmayı karşılamaya gitmiş. Çünkü Vapur, Sirkeci’de İngilizler tarafından sıkı kontrolden geçirilmiş. Atatürk vapura, Kız Kulesi açıklarında binmiş. İngilizler geminin peşine düşmüşler. Kaptan, herhangi bir durumda karaya çıkma imkânı yaratmak için kıyıdan kıyıya gitmiş ve izini kaybettirmiş.
İSMAİL HAKKI DURUSU’NUN ADI BİR VAPURA VERİLDİ
19 Mayıs 1999 tarihli Hürriyet Gazetesinde yer alan bir haber, “Hakkı Kaptan’a vefa” başlığını taşıyor. Bu habere göre, Türkiye Denizcilik İşletmeleri, “Karşıyaka ” adlı şehir hatları vapuruna, Mustafa Kemal Atatürk’ü Samsun’a götüren Bandırma Vapurunun kaptanı “İsmail Hakkı Durusu”nun adını vermiş.
PEKİ KAYSERİ, İSMAİL HAKKI DURUSU’YU UNUTACAK MI?
İsmail Hakkı Durusu ile ilgili ilk mülakat 19.05.1937 tarihinde Ulus Gazetesinde yapılmış. Daha sonra Milliyet ve Hürriyet gazeteleri bu konuyu işlemişler ve gündeme taşımışlar. Hatta Milliyet gazetesi İsmail Hakkı Durusu’nun adının Türkiye Denizcilik İşletmesine ait bir gemiye verilmesinde önemli bir rol üstlenmiş. Bu gazetelerin haberleri 1998, 1999 ve 2000 yılının tarihlerini taşıyor. Peki bu konuda Kayseri’de neler olmuş? Hiçbir şey olmamış. Bir yaprak bile kımıldamamış.
ARTIK İSMAİL HAKKI DURUSU, HER 19 MAYIS’TA DOĞDUĞU YERDE ANILACAK
Evet, bu 19 Mayıs kutlamaları Kayseri’de bir başka olaya da vesile olacak. O da Zincidere kasabasında yapılacak olan Bandırma Vapurunun Kaptanı İsmail Hakkı Durusu’yu anma programıdır. Bundan sonra Zincidere Kasabası, “unutulmaz kaptan”ı hep gündemde tutacak. Onun hayat hikayesini hazırlayacak ve fotoğraflarını arşivleyecek.
BANDIRMA VAPURU BU KEZ ZİNCİDERE’DE YÜZECEK
Temsili olarak yapılan Bandırma Vapuru , Zincidere’deki anma programında bu kez eller üzerinde yüzecek. Kaptan İsmail Hakkı Bey’in doğduğu ev düzenlenecek ve ileride bir müze haline getirilecek.
Zincidere gibi, Ulu Önder Atatürk’ü 150 atlı ile karşılayan, Milli Mücadeleye büyük destek vermiş olan bu beldemiz, aynı zamanda yetiştirdiği ustalarla da Anıtkabir’in yapımında büyük emekler harcamıştı. Anıtkabir’e Koramaz dağından taşlar kesilip götürülürken Zincidereli Ustalar Abdullah Oğuz, Nafiz Öztürk, Muammer Çağlar, Hacı Yüksel, Hacı Ali Şen, Arif Özen de emeklerini harcamış ve Anıtkabir’in inşasına katkıda bulunmuşlardı.
S.Burhanettin AKBAŞ'ın Kayseri Akın Günlük Gazetesi'nde yayınlanan yazısı
mesajı beğendiniz mi?: [URL="http://wowturkey.com/forum/mods/rating/images/1star_green.gif"]
[/URL]
Burhanettin Akbaş
![[Resim: 6.gif]](https://www.zohreanaforum.com/images/imported/2010/04/6.gif)
Pzr 20 May 2007, 00:50
İsmail Hakkı Durusu'nun (Bandırma Vapurunun Kaptanı) bir fotoğrafı:
[COLOR=#810081]
![[Resim: 6.gif]](https://www.zohreanaforum.com/images/imported/2010/04/6.gif)
Cmt 04 Mar 2006, 10:14 Atatürk'ün Kayseri'li Kaptanı
Atatürk’ü Samsun’a Kayserili Kaptan Götürdü
BANDIRMA VAPURUNUN KAPTANI ZİNCİDERELİ İSMAİL HAKKI DURUSU İDİ
S.Burhanettin AKBAŞ
Şifreli bir 19 sayısı, koskoca bir milletin hayatını değiştirdi. Bu üç tane 19 idi: 19 Mayıs 1919. Bu tarih, büyük milletimizin makus talihinin döndüğü, Türk Milli Mücadelesi’nin önemli bir tarihiydi.
16 Mayıs 1919 İSTANBUL
Mustafa Kemal Paşa, Yıldız’da Hamidiye Camii’ndeki Cuma Selâmlığı’ndan sonra Mahfil-i Hümayun’da Padişah Vahdettin tarafından kabul edilmiştir. Cuma Selâmlığı’ndan sonra Şişli’deki evine dönmüştür.
Annesi ve kız kardeşine veda etmiştir.
Bandırma vapurunun Kızkulesi açıklarında aranmasını takiben düşman zırhlıları arasından geçerek İstanbul’u terk ederken, güvertede arkadaşlarına: ”-Bunlar işte böyle yalnız demire, çeliğe, silâh kuvvetine dayanırlar. Bildikleri şey yalnız madde! Bunlar hürriyet uğruna ölmeye karar verenlerin kuvvetini anlayamazlar. Biz, Anadolu’ya ne silâh, ne cephane götürüyoruz; biz ideali ve imanı götürüyoruz!” demiştir.
Mustafa Kemal Paşa’nın gece Bandırma vapuru kaptanı İsmail Hakkı Durusu’ya direktifi: “Düşman devletlerinin herhangi bir vasıtasının gadrine uğramamak için sahile yakın bir rota tutunuz! Şayet kesin tehlike görürseniz gemiyi karaya, en yakın sahile oturtunuz!
17 Mayıs 1919 İNEBOLU
Bandıma vapuru saat 23.00 sularında İnebolu’ya gelmiştir. Şiddetli fırtına sebebiyle Mustafa Kemal ve arkadaşları karaya çıkmaksızın yolculuğa devam etmişlerdir Mustafa Kemal’e verilen müfettişlik ile ilgili talimat Vükelâ Meclisinde kabul edilmiştir.
18 MAYIS 1919 SİNOP
Bandırma vapuru saat 12.00 sularında Sinop Limanı’na girmişti. (Şiddettili fırtına sebebiyle Mustafa Mustafa Kemal Paşa karaya çıkmamış, ancak Üstteğmen Hikmet (Gerçekçi) Bey’i, gemiye yanaşan bir sandal aracılığıyla kıyıya göndererek, Samsun’daki Tümen Komutanlığı’na (gelmekte olduklarını bildiren) bir telgraf çektirilmiştir, müteakiben yola devam edilmiştir.
Mustafa Kemal Paşa’yı karaya davet eden Sinop Mutasarrıfı’na Bandıma vapurundan gönderdiği kartta: “Sinoplula rın hakkımda gösterdikleri duygulara teşekkür ederim. Rahatsızlığım dolayısıyla davetlerine uyamadığımdan üzgünüm. Kendilerine selâm ve sevgilerimin iletilmesini rica ederim.” demiştir.
İSMAİL HAKKI DURUSU, BANDIRMA VAPURUNUN KAPTANIYDI
Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’ü ve arkadaşlarını Bandırma Vapuru ile Samsun’a götüren Kayserili Kaptan İsmail Hakkı Durusu idi.
İsmail Hakkı Durusu, Kayseri Zincidere doğumlu… Hakkı Kaptan, hicri 1287 (miladi 1871) de Zincidere’de doğmuştu. İsmail Hakkı Kaptanın soy kütüğünü araştıran Zincirdere Belediye Başkanı Mustafa Aksu, Kaptanın Zincidereli Posluoğlu Ailesine mensup olduğunu Osmanlı kayıtlarından bulmuştur. Babasının adı Hacı Ahmet, annesinin adı da Hatice… Zincidere’de İslam Mahallesinde oturmakta imişler. Başkan Aksu ile Zincidere’de Irmak sokakta bulunan bu viran evi de görme şansımız oldu. Lakin evden sadece birkaç temel kazıntısı kalmış geriye.
Başkan Aksu, elindeki Osmanlıca belgeyi yeminli tercüman Kadir Abdüsselamoğlu’ na okutmuş ve Talas Nüfus Müdürü Fevzi Küçükoğuzsoylu da tasdik ettirmiş.
KAYSERİLİ İSMAİL HAKKI KAPTAN, KAYSERİ VAPURU ’NDA DENİZCİLİĞE BAŞLAMIŞ
İsmail Hakkı Kaptanın babası Hacı Ahmet de denizci ve aynı zamanda kaptan imiş. İsmail Hakkı, 1891’de Heybeliada Mekteb-i Funun-u Bahriye-yi Şahane’ye (Denizcilik Okulu) bağlı olan Tüccar Kaptan Mektebi’nden mezun olmuş. 1892 yılında Kayseri Vapurunda stajyer kaptan olarak göreve başlamış. Çeşitli gemilerde zabitlik (subaylık) yaptıktan sonra 01.04.1915’te Osmanlı Seyri Sefain İdaresi’nin “Doğan” vapuru kaptanlığına atanmış.
İsmail Hakkı Durusu, 01.05.1919’da Bandırma Vapurunun kaptanlığına atanarak Ulu Önder Atatürk’ün Milli Mücadeleyi başlatmasında katkısı olan kişilerden biri olmuştur.
1922 yılında emekli olmuştur.
İSMAİL HAKKI DURUSU’NUN ZİNCİDERE’DEKİ SECERESİ
İsmail Hakkı Kaptan’ın bilinen ilk dedesi Posluoğlu Ailesinden İbrahim’dir. Babası ise, Kaptan Hacı Ahmet’tir. Hacı Ahmet Kaptan’ın da Hasan isimli bir kardeşi varmış.
Hacı Ahmet Kaptan’ın da iki oğlu olmuştur. Birisi İsmail Hakkı (Durusu) diğeri de Aziz’dir. İsmail Hakkı Durusu’nun doğum tarihi 1871’dir.
İsmail Hakkı Durusu, Fatma Hanım’la evlenmiş ve bir kızları olmuş, başkaca evlatları olmamıştır. Kızının adı Safiye Ulugöl… Safiye Hanım’ın üç çocuğu olmuştur. Bunlar Prof.Dr.Lemi Ulugöl (1925 doğumlu ve 1985’te vefat etmiştir), Nejat Ulugöl ve Makine Mühendisi Bilgin Ulugöl’dür. Şu an İstanbul’da oturuyorlar.
1940 yılında vefat eden İsmail Hakkı Durusu’nu Feriköy Mezarlığına defnedildi. Eşi Fatma Hanım da 1947 yılında vefat etti ve aynı mezarlığa defnedildi.
İSMAİL HAKKI DURUSU, 19 MAYIS 1919’U ANLATIYOR
Atatürk’ü Samsun’a götüren Bandırma vapurunun kaptanı İsmail Hakkı Dursun’un o güne ait hatıratı da şunlardır:
“1919 tarihinde Bandırma Vapuru ile Atatürk’ü İstanbul’dan alıp Samsun’a götürdüğümüz sefere gerek hareketimizden evvel gerekse yolda şahit olduğum ahvalden hatırıma gelenler aşağıya yazdım:
Hareketimizden bir gün evvel Paşa beni idareden Harbiye’deki dairesine çağırtmıştı. Gittim ve kabul buyuruldum. Sureti hareketimize dair bir takım izahatte bulundular. Lazım gelen cevapları verdim. ertesi gün de öğle üzeri hareket edileceğini ve geminin hazır bulundurulmasın ı emir buyurdular. Filhakika o gün zevalde gemiyi teşrif ettiler. Kontrol heyeti geldi. Hemen hareket edebileceğimizi söylediler. derhal hareket ettik. Boğaz4dan çıkarken müthiş bir fırtınanın icrayı hüküm etmekte olduğunu gördük. Ne kadar şiddetli fırtına olursa olsun, yolumuz devama karar vermiştik. Maiyetlerindeki zevatı deniz tutuyor ve herkes birer birer kamaralarına yatıyorlardı. Maamafih Paşa bir köşeye dayanmış oturmakta ve kendilerinde fıtri bir haslet olan harikulbeşer ****neti kalbiyelerinin asarı olarak bilafütur ve daimi bir tefekkür içerisinde bulunmakta idiler. Son hızımız olan yedi mil ile Karadeniz’in biaman dalgaları arasında yuvarlana yuvarlana İnebolu ve Sinop’a uğrayarak bin türlü müşkülat içerisinde bir gün şafak vakti Samsun’a vardık. Ondan sonra vukua gelşen halatı kendileri daha iyi bilirler. On dokuz sene sonra o mesut seferimizi bu kadar hatırlayabildim .
İşte Bandırma Vapuru süvarisi İsmail Hakkı Durusu bunları anlatmıştır.
Kaptan'ın ailesi:
Kaptan İsmail Hakkı Durusu'nun kızı ve torunlarını gösteren bu fotoğraf yaklaşık 50 yıl önce çekilmiş. Solda Kaptan'ın eşi Fatma Durusu, onun yanında kızı Safiye Ulugöl yer alıyor. Arkada ayakta Duran büyük torun Lami, öndeki çocuk ise anılarını anlatan Nejat Ulugöl.(Bu fotoğraf ailesinin izniyle yayınlanmaktadı r)
ATATÜRK İKİ DEFA İSMAİL HAKKI KAPTAN’I YANINA ÇAĞIRMIŞ
Atatürk, İsmail Hakkı Kaptan’ı unutmamıştır. Atatürk, 1 Temmuz 1927’de Cumhuriyet’in ilanından sonra ilk kez İstanbul’a ayak bastığında Bandırma Vapuru ’nun kaptanı İsmail Hakkı Bey’i Dolmabahçe Sarayına çağırtmıştır. İsmail Hakkı Bey, Atatürk’ün bu davetine icabet etmemiş, gerekçesini de bu hizmetine karşılık para veya ihsan istediğinin zannedilmesinde n endişe duyduğunu belirterek anlatmıştır. İstanbul’da zor ekonomik koşullar içerisinde yaşayan İsmail Hakkı Bey, Atatürk’ün ikinci davetinde ise hasta olduğu olduğu için bu davete katılamamıştır.
İSMAİL HAKKI KAPTAN, EFENDİ KAPTAN LAKABIYLA BİLİNİRDİ
Kaptan’ın torunu Nejat Ulugöl, dedesinin çok yumuşak huylu, ailesine çok düşkün, mütevazı bir kişiliği olduğunu anlatıyor. Denizcilik Camiasında “Efendi Kaptan” olarak anıldığını söylüyor. “Sigara, içki kullanmaz, kahvehaneye gitmez, kendisinden bahsetmeyi sevmezdi” diyor. İsmail Hakkı Durusu, bu sade hayatını devam ettirmiş ve Kasımpaşa’daki ahşap evinde kanarya ve çiçeklerle uğraşarak hayatının son demlerini geçirmiştir.
BANDIRMA VAPURU ’NUN HAREKET ETMESİ...
Atatürk, Vapura Kız Kulesi açıklarında binmiş. Atatürk, Beşiktaş’ta Askeri Yollama Müdürü Sadullah Bey tarafından motorla Bandırmayı karşılamaya gitmiş. Çünkü Vapur, Sirkeci’de İngilizler tarafından sıkı kontrolden geçirilmiş. Atatürk vapura, Kız Kulesi açıklarında binmiş. İngilizler geminin peşine düşmüşler. Kaptan, herhangi bir durumda karaya çıkma imkânı yaratmak için kıyıdan kıyıya gitmiş ve izini kaybettirmiş.
İSMAİL HAKKI DURUSU’NUN ADI BİR VAPURA VERİLDİ
19 Mayıs 1999 tarihli Hürriyet Gazetesinde yer alan bir haber, “Hakkı Kaptan’a vefa” başlığını taşıyor. Bu habere göre, Türkiye Denizcilik İşletmeleri, “Karşıyaka ” adlı şehir hatları vapuruna, Mustafa Kemal Atatürk’ü Samsun’a götüren Bandırma Vapurunun kaptanı “İsmail Hakkı Durusu”nun adını vermiş.
PEKİ KAYSERİ, İSMAİL HAKKI DURUSU’YU UNUTACAK MI?
İsmail Hakkı Durusu ile ilgili ilk mülakat 19.05.1937 tarihinde Ulus Gazetesinde yapılmış. Daha sonra Milliyet ve Hürriyet gazeteleri bu konuyu işlemişler ve gündeme taşımışlar. Hatta Milliyet gazetesi İsmail Hakkı Durusu’nun adının Türkiye Denizcilik İşletmesine ait bir gemiye verilmesinde önemli bir rol üstlenmiş. Bu gazetelerin haberleri 1998, 1999 ve 2000 yılının tarihlerini taşıyor. Peki bu konuda Kayseri’de neler olmuş? Hiçbir şey olmamış. Bir yaprak bile kımıldamamış.
ARTIK İSMAİL HAKKI DURUSU, HER 19 MAYIS’TA DOĞDUĞU YERDE ANILACAK
Evet, bu 19 Mayıs kutlamaları Kayseri’de bir başka olaya da vesile olacak. O da Zincidere kasabasında yapılacak olan Bandırma Vapurunun Kaptanı İsmail Hakkı Durusu’yu anma programıdır. Bundan sonra Zincidere Kasabası, “unutulmaz kaptan”ı hep gündemde tutacak. Onun hayat hikayesini hazırlayacak ve fotoğraflarını arşivleyecek.
BANDIRMA VAPURU BU KEZ ZİNCİDERE’DE YÜZECEK
Temsili olarak yapılan Bandırma Vapuru , Zincidere’deki anma programında bu kez eller üzerinde yüzecek. Kaptan İsmail Hakkı Bey’in doğduğu ev düzenlenecek ve ileride bir müze haline getirilecek.
Zincidere gibi, Ulu Önder Atatürk’ü 150 atlı ile karşılayan, Milli Mücadeleye büyük destek vermiş olan bu beldemiz, aynı zamanda yetiştirdiği ustalarla da Anıtkabir’in yapımında büyük emekler harcamıştı. Anıtkabir’e Koramaz dağından taşlar kesilip götürülürken Zincidereli Ustalar Abdullah Oğuz, Nafiz Öztürk, Muammer Çağlar, Hacı Yüksel, Hacı Ali Şen, Arif Özen de emeklerini harcamış ve Anıtkabir’in inşasına katkıda bulunmuşlardı.
S.Burhanettin AKBAŞ'ın Kayseri Akın Günlük Gazetesi'nde yayınlanan yazısı
mesajı beğendiniz mi?: [URL="http://wowturkey.com/forum/mods/rating/images/1star_green.gif"]
[/URL]
Burhanettin Akbaş ![[Resim: 6.gif]](https://www.zohreanaforum.com/images/imported/2010/04/6.gif)
Pzr 20 May 2007, 00:50
İsmail Hakkı Durusu'nun (Bandırma Vapurunun Kaptanı) bir fotoğrafı:
Mustafa dediler benim adıma
Bir sıfatı Ali bindi atıma
Şimdi de ZÖHRE ANA geldi sıfata
Duyulsun şanımız Yüce Allah' a
(PİR ZÖHRE ANA)
Kurtuluş Savaşı Yalanmış...
Bu fotoğraflara ne diyecek zatı şahane . Ben söyleyeyim o zahmet etmesin montaj
Kurtuluş savaşının yalan olduğunu anlatan yazısına harcadığı zamanı Google'a girip küçük bir araştırmaya harcasa bu gülünç duruma düşmezdi. allah akıl fikir versin , atatürk düşmanlarına da fırsat vermesin...
Kurtuluş savaşının yalan olduğunu anlatan yazısına harcadığı zamanı Google'a girip küçük bir araştırmaya harcasa bu gülünç duruma düşmezdi. allah akıl fikir versin , atatürk düşmanlarına da fırsat vermesin...
Kurtuluş Savaşı Yalanmış...
Aliekber ; yapmış olduğun alıntınının kaynak linkini vermemişsin, bu tür alıntı yapılan haberler, söyleşi ve yazışmaların kaynak linklerininde yayınlanması haberin doğruluğunu ispat etmesi açısından iyi olur diye düşünüyorum.
habere gelince bütün bu yazılanlar bizlere öğretilenlerin tam tersi, burada benzetme yapılarak gösterilmeye çalışılan örnekler elbette mantık dışı ama nedense bu tür safsatalar haber olarak yayınlanıp tartışmaya sunuluyor bu iyi değil.
bu haberi kim yada kimlerin yazdığı belli olmadından fazla ciddiye almamak gerek.
habere gelince bütün bu yazılanlar bizlere öğretilenlerin tam tersi, burada benzetme yapılarak gösterilmeye çalışılan örnekler elbette mantık dışı ama nedense bu tür safsatalar haber olarak yayınlanıp tartışmaya sunuluyor bu iyi değil.
bu haberi kim yada kimlerin yazdığı belli olmadından fazla ciddiye almamak gerek.
Kurtuluş Savaşı Yalanmış...
nasıl iştir bu...
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi