canlar bu yazı yavuz semerci tarıfndan yazılmıştır(.kaynak gazateport)
İçişleri Bakanı Beşir Atalay, 24 gazeteci, 5 siyasi parti, 22 sivil toplum kuruluşu, 11 meslek örgütü, şehit aileleri temsil eden 24 dernek ile görüştükten ve her birinden detaylı rapor aldıktan sonra kamuoyunun karşısına çıkıp ne demişti? “Muhataplarımızı dinledik. Herkes terörün bitmesini istiyor. Bu bir kardeşlik ve huzur projesidir. Terör sona erecek ve Türkiye huzura kavuşacaktır akan kan duracaktır. Bölgeye daha fazla kaynak aktarılacak, projeler hızla tamamlanacak. GAP, DAP, KOP gibi projeler desteklenecektir. Farklılıklar ayrışma nedeni olmayacaktır.” Atalay, onlarca insanla neyi konuşmuş: Kürt açılımını değil mi?
***
Hatırladınız mı toplum olarak nefesimizi tutmuş, Beşir Atalay’ı canlı yayında dinlemiştik. Sandık ki çözüm önerilerini açıklayacak. Halbuki o demişti ki: “Şimdiye kadar yaptığımız görüşmeler ve elde ettiğimiz görüş, düşünce ve öneriler analiz ediliyor. Bir yandan Dışişleri Bakanlığı ve diğer kurumlarla işbirliğimiz sürüyor. Bu öneri ve politikaları ilk TBMM açıldığında meclis çatısı altında açıklayacağız. Çözümün adresi millet iradesinin tecelli ettiği TBMM'dir. Nihai değerlendirme ve tekliflerimiz orada açıklanacaktır.”
***
Başbakan Erdoğan da şöyle diyordu: ''Buna ister 'Kürt sorunu' deyin, ister 'Güneydoğu sorunu' deyin, ister 'Doğu sorunu' deyin, isterse yine son olarak adlandırılan 'Kürt açılımı' diyelim, ne dersek diyelim, bunun üzerinde bir çalışmayı başlattık.''
***
Aradan parmakla sayacağınız kadar az bir süre geçti. Başbakan Tayyip Erdoğan, ABD’den bu kez şöyle seslendi: (Özetle) “Bizim bu demokratik açılımımız aslında salt veya bütünüyle Kürt sorununu kapsayan bir adım değil. Bizim ülkemizde 30'u aşkın etnik unsur var. Alevi vatandaşlarımızın kendine ait sorunları var. Bunun yanında azınlıkların sorunları var. İşsizlik sorunu var. Yani tüm sorun alanlarına bizler eşit mesafedeyiz. Ve Kürt meselesi de bunlardan bir tanesi. Bu şekilde bir yaklaşım sergiliyoruz ve kararlı bir şekilde bunların üzerine gideceğiz.''
***
Süleyman Demirel ne güzel laf etmişti: Dün dündür, bugün bugün… Mevlana da benzer laf etmişti: Dün de beraber gitti cancağızım, Şimdi yeni şeyler söylemek lazım. Ne kadar söz varsa düne ait, Şimdi yeni şeyler söylemek lazım
***
Anlayacağınız, Kürt sorununu çözmeye dönük siyasi irade sulanmıştır, sulandırılmıştır. Dün söylenen sözler yutulmuş, unutulmuş, eskimiştir. En çok, Beşir Atalay ile polis merkezinde bir araya gelerek değerli fikirlerini aktaran gazeteci ve akademisyenlerin ne diyeceklerini merak ediyorum. Sizce, aralarından, “Keşke bu açılımın geniş kapsamlı olacağını bilseydik. İşsizlik (veya Alevi) meselesinde çok değerli çözüm formüllerim vardı” diye pişkinlikle yazan çıkacak mı? Bence çıkar. “Destek, hep destek, her zaman destek” diyeni bol bir memlekettir burası. Pek çok yazar arkadaş çark edip, “Meseleyi Kürt sorununa indirgememiz ülkeyi böler” diye yazacaktır. Dün kol kola girdikleri Kürt milliyetçilerini yarın en büyük düşman ilan edeceklerdir…
Göreceksiniz!
'Kürtler heyecanlandıklarıyla kaldı'
'Kürtler heyecanlandıklarıyla kaldı'
'Kürtler heyecanlandıklarıyla kaldı'
rte 'nin hangi dediği yerini bulmuştur ki? Çünkü beceriksiz bir yönetici. Çünkü dış odaklı olarak kararlar alıyor...
Ayrıca rte'nin bu süreçten kıvırarak çark etmesi Türkiye Cumhuriyeti çıkarları için değildir. Çünkü rte için ülke çıkarlarından önce kendi partisinin çıkarları gelir. Eleman baktı ki oylar düşüyor, kamoyu tepkisi fazla, yakında da seçim olacak bu durumda tek yapılacak iş akp çıkarları için bu işten çark edip, kaybolacak oyları yeniden kazanmak olacaktır. Adamın çok da umrundaydı, Türkiye Cumhuriyeti bu işten zarar görecekmiş, görmeyecekmiş. Baksananıza genel de değişik kararlarını hep yurt dışı gezilerinde açıklıyor. Çünkü kendini güvende hissettiği tek yer orası. Arkasını sağlama alıyor çünkü. Nasıl oluyorsa?
Ayrıca rte'nin bu süreçten kıvırarak çark etmesi Türkiye Cumhuriyeti çıkarları için değildir. Çünkü rte için ülke çıkarlarından önce kendi partisinin çıkarları gelir. Eleman baktı ki oylar düşüyor, kamoyu tepkisi fazla, yakında da seçim olacak bu durumda tek yapılacak iş akp çıkarları için bu işten çark edip, kaybolacak oyları yeniden kazanmak olacaktır. Adamın çok da umrundaydı, Türkiye Cumhuriyeti bu işten zarar görecekmiş, görmeyecekmiş. Baksananıza genel de değişik kararlarını hep yurt dışı gezilerinde açıklıyor. Çünkü kendini güvende hissettiği tek yer orası. Arkasını sağlama alıyor çünkü. Nasıl oluyorsa?
Mustafa dediler benim adıma
Bir sıfatı Ali bindi atıma
Şimdi de ZÖHRE ANA geldi sıfata
Duyulsun şanımız Yüce Allah' a
(PİR ZÖHRE ANA)
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi
İLİMDEN GİDİLMEYEN YOLUN SONU KARANLIKTIR