You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Krizin en zorlu aşaması....

Krizin en zorlu aşaması....

Administrator
Krizin en zorlu aşaması....
]Krizin en zorlu aşaması
]

[Resim: www.zohreanaforum.com]Global krizin merkezinde artçı depremler sürüyor. ABD'de kon[Resim: borsa_yabanci.jpg]ut piyasasında başlayan, hemen ardından krediler vasıtasıyla bankacılık sektörünü saran kriz, yatırım bankacılığına ciddi bir darbe vurduktan sonra, şimdi de hedge fon endüstrisini vuruyor.

Baturalp CANDEMİR / REFERANS

Yönettikleri fon miktarı 2 trilyon dolara yaklaşan hedge fonlar, yatırım kararlarında esnek olmaları, kaldıraç imkanını sonuna kadar kullanabilmeleri sayesinde yükselen piyasaların starı olmuştu. Ama şimdi piyasalar düşerken zor durumdalar. Kredi kullanarak yaptıkları yatırımlar zarar etmeye başladığında, sermayeleri çok çabuk tükeniyor. Paranın esas sahipleri, yani hedge fonlara paralarını yönettirmek üzere verenler epeydir paralarını geri çekiyor. Bu nedenle de piyasalara satışlar geliyor.

Kapanan fonlar olacak

Önümüzdeki günlerde, çok sayıda hedge fonun kapanacağına tanıklık edeceğiz. Hedge fonlardaki bu konsolidasyonun ardından, finansal sektörde taşlar yerine büyük ölçüde oturmuş olacak diye tahmin ediyoruz. Alınan önlemlerin etkisi de daha çok hissedilmeye başlanacak. ABD'de krizin reel sektör üzerindeki etkileri, bugünlerde açıklanan verilerle iyice ortaya çıkmaya başladı. İşsizlik başvuruları artarken, tarım dışı istihdam beklenenden çok daha hızlı düştü. İmalat sanayinde alınan yeni siparişler 2001'deki kadar sert düşerken, tüketici güven endeksleri petrol krizlerindeki seviyelere iniyor. İkinci el ev satışları canlanma alametleri gösterse de, ev fiyatları her ay yüzde 1 gerilemeye devam ediyor.

Dolar değer kazanacak

Avrupa Merkez Bankası, 0.5 puan faiz indirimine gitti. Tüm dünyanın alım gücü azalırken, ürettiğinin neredeyse beşte birini ihraç eden Avrupa'da, ekonomik yavaşlamanın da, faiz indirimlerinin de devam edeceğini düşünmek yanıltıcı olmayacak. Bu çerçevede, beklentiler doların euro karşısında değer kazanacağı yönünde. Gelişmekte olan ülkelerde de durum pek parlak sayılmaz. Bazıları Uluslararası Para Fonu (IMF) ile stand by yaparak, krizin etkilerini azaltmaya çalışıyor. Çek Cumhuriyeti gibi bazıları faiz indirirken, Macaristan gibi bazıları da faiz artırmayı seçiyor. Çin ekonomisi, hala pek çok ülkeden daha hızlı büyüyor olmasına rağmen, mevcut yavaşlama ülkeyi strese sokmaya yetiyor. Önümüzdeki dönemde Çin ekonomisini ve bankalarını zor günlerin beklediği açık.

Batık kredi artacak

Türkiye de krizden olumsuz etkileniyor ve etkilenmeye devam edecek. Ancak, şunu da söylemeliyiz ki, Türkiye çoğu ülkeden daha az etkileniyor. Ne Meksika gibi en önemli ihracat pazarımız krizin merkezi olan ABD; ne de Rusya, Kolombiya gibi en önemli ihraç ürünümüzün fiyatı yarıya indi. Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası'nın rezervleri, Güney Kore Merkez Bankası rezervleri gibi, değeri beşte bire inmiş menkul kıymetleri içermiyor. Halkımızın tasarrufları daha çok döviz mevduat, likid fon ve tahvilde olduğu için göreli olarak az etkilenmiş durumdalar.

Bankalarımız bu krizde çok iyi bir sınav veriyor. Elbette ki kârlılık düşecek, batık kredi oranı artacak; ancak, sermaye yapısı güçlüyken krizi karşılayan sektörün, krizi aşması çok zor olmayacak.

IMF Hazine'yi hafifletir

Dış borç ödemelerini zaten sorunsuz yapabilecek durumdaki bankalar, Merkez Bankası'nın depo olanakları ile desteklenince daha da rahatlamış oldular. Şirketler kesimi ise zayıf halka konumunda. Özellikle de kur riski alanlar. Neler yapılabilir deyince, pek çok öneri gündeme geliyor. İyi de oluyor. Destek için kamu kaynaklarının kullanılması üzerinde duruluyor. Eğer hakikaten kamu kaynakları kullanılacaksa o zaman öncelikle kaynak bulunmalı. Uzun bir süredir IMF ile ihtiyati değil, para alabileceğimiz stand by yapmamız gerektiğini bu nedenle vurguluyoruz.

Bir taraftan, IMF'den alınacak kaynak, Hazine'yi ve tahvil piyasasındaki baskıyı hafifletirken; diğer taraftan, bütçedeki bazı harcamalar 2009 yılından 2010 yılına ertelenirse, sağlanan tasarrufla, şirketler kesiminin finansman ihtiyacının karşılanmasına katkıda bulunulabilir.

Bankalardan yararlanılmalı

Hazine, 2009 içinde vadesi gelecek döviz cinsinden tahvillerin ödemelerini önceden yapıp, sistemin döviz likiditesini artırabilir. Benzer bir şekilde, IMF'den sağlanan kredi ile daha düşük iç borç çevirme oranlarıyla bir süre ilerlemek mümkün olacağı için, bankacılık sektörünün YTL cinsinden kredileri döndürmesine yardımcı olunabilir. Mudinin munzam karşılık olarak tutulan parasını ya da işçinin işsizlik sigortası olarak toplanan parasını, şirketlerin kurtarılması için harcamak yerine, kamunun kendi kaynaklarını kullanması daha uygun olur diye düşünüyoruz.

Şirketler kesiminin finansman ihtiyacına destek olacak bir sistem, mutlaka bankacılık sistemini aracı olarak kullanmalı (mümkünse kamu bankalarını dışarıda tutarak). Öncelikleri iyi tanımlanmadan sağlanacak bir imkan, bir de kamu bankaları aracılığıyla sunulursa, seçim öncesinde kimlerin faydalanıp, kimlerin faydalanamadığı konusunda spekülasyonlar kaçınılmaz olacak. Özel bankalar şirketlerin risklerini, sorunun yapısal mı, yoksa kriz nedeniyle ortaya çıkan likidite sıkışıklığı mı olduğunu en iyi değerlendirebilecek kurumlar. Kısıtlı kaynakların seçici olarak kullandırılması açısından bankaların uzmanlığından yararlanmak, iyi-kötü ayrımının da yapılmasını mümkün kılacaktır diye düşünüyoruz.
[Resim: www.zohreanaforum.com]
"ilmin sözü Ali'dir..."



Zöhre Ana...

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.