You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Köşeli Yazılar...

Köşeli Yazılar...

Administrator
Köşeli Yazılar...
NE MUTLU HAMASLIYIM DİYENE..

Vallahi kıskandım... Hep böyle altı okka bi başbakanım olsun isterdim.

*

Evlatlarımız kahpe pusularda şakır şakır şehit edilirken, açsın telefonu Barzani’ye, “eksküzmi” desin mesela... “Bundan böyle sınırdan kedi bile geçerse, çadırına F16 yağdırırım, nerden geldiğini şaşırırsın” desin... İsterdim.

*

Kafamıza çuval geçirdiklerinde, isterdim ki, toplasın kabineyi acilen, “İncirlik’e kilit vurdum” desin... Çağırsın ABD Büyükelçisi’ni, “Bak arkadaş, ya çıkıp özür dileyeceksiniz, ya da topla tasını tarağını Nebraska’ya kadar yolun var, anca gidersin” desin... İsterdim.

*

Annan Planı’nı burnumuza dayadıklarında, kaldırsın telefonu, “Bizde güzel bir laf vardır dostum Kosta, senin anan güzel mi?” desin, şakayla karışık... Gitsin Kıbrıs’a, “Biz burdayız kardeşim, santim kımıldamayız, çok rahatsızsan ananı da al git” desin... İsterdim.

*

Bize turistik vize bile verirken bin dereden su getiren ülkelerde bölücüler cirit atıyor, AB çatısı altında konferans filan düzenliyor... İsterdim ki, çıksın Meclis kürsüsüne, “Toprağıma, milletime yönelik bu husumet bitene kadar, AB ile ilişkilerimizi askıya alıyorum” desin... “Benim için bitmiştir, daha gelmem Brüksel’e” desin... İsterdim.

*

Uzatmayayım... Kıskandım. Ömrüm boyunca özlemini çektim. Hamas’a nasip oldu.

*

Ne mutlu Hamaslıyım diyene.


Hürriyet
Yılmaz ÖZDİL
Administrator
Köşeli Yazılar...
Çok uzak olmayan bir gelecekte ananı alıp da nereye gideceğini şaşırırsan aklın başına gelir

[Resim: 060220090058102666595.jpg]



Türkiye PKK terörüne karşı mı?..

Hem de nasıl...

Teröre karşı olmak, hem insanlık borcu, hem uygarlık gereği hem de Cumhuriyetimizin varoluşunu savunmak anlamıyla birebir örtüşüyor değil mi...

*

Peki, Türkiye’de teröre karşı gibi görünen AKP hükümeti, İsrail-Filistin coğrafyasında neden terörün yanında yer alıyor?..

RTE Türkiye’de teröriste karşı..

İsrail’de teröristten yana...

Gel de kafayı yeme...

*

PKK’ye karşı olup da dünya âlemin, terörist olduğunda birleştiği Hamas’ın yanında olmak, kim bilir, belki de çok yüksek bir politikadır...

Hem dış politikadır..

Hem iç politikadır..

Al birini vur ötekine, dağıt zıvanayı, parçala şirazeyi; çok uzak olmayan bir gelecekte ananı alıp da nereye gideceğini şaşırırsan aklın başına gelir, ama, iş işten geçmiş olur...

İlhan Selçuk
Posting Freak
Köşeli Yazılar...
Tolon neden tutuklandı, açıklayın!


Ülkedeki her gelişme, her olay başta bizim doğru yorumlarımıza tepki gösterenleri değil, bizi haklı çıkarıyor.

Ergenekon soruşturması kapsamında (!) tutuklanan emekli Orgeneral Hurşit Tolon’un sağlık durumu da cezaevindeyken bozulmuştu ama serbest bırakılma nedeni bu değilmiş.

Gazetelerde Tolon’un tahliyesini bildiren haberlerde “sağlık nedeniyle değil, delil ve hukuki duruma göre tahliye edildiği” yazıyordu. Olayın tam açıklaması ise şöyle: Hurşit Tolon’un avukatı İstanbul Nöbetçi 12. Ağır Ceza Mahkemesi’ne ‘tutukluluğa’ itirazda bulunuyor. Mahkeme bu istemi İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderip görüş istiyor. Savcılık Tolon’un “tutukluluğunun devamı” yönünde görüş bildiriyor. Ama Nöbetçi Mahkeme “savcılığın bu talebini yerinde bulmayarak” Tolon’un “delil yetersizliğinden tahliyesine” karar veriyor.

Delil yetersizliği de şöyle: Hurşit Tolon’un tutuklama kararı sadece “kendisinde Ergenekon yapılanmasını içeren bir kitap fotokopisi bulunması” üzerine alınmış. Mahkeme ise “bu kitabın daha önce birçok basın kuruluşunda haber konusu yapıldığını, gizliliğinin bulunmadığını belirterek kitabın tek başına şüphelinin suç örgütüne üye veya yönetici olduğunu göstermeyeceğine, yaptığı telefon görüşmelerinin ise örgütle bağlantı gösterecek unsur içermediğine” karar vermiş.

Orduyu kışkırtma çabası

Buyrun buradan yakın! Bu ülkeye değerli hizmetler vermiş üst düzey bir TSK mensubu olan Hurşit Tolon 1 Temmuz 2008’de gözaltına alınıp 6 Temmuz’da tutuklanmış. 6 aydır “yaptığı telefon görüşmeleri veya evindeki bir kitap fotokopisi” nedeniyle Metris, Kandıra, Silivri cezaevlerinde süründürülüyor, suçlu muamelesi görüyor.

O ve onun gibi abuk sabuk iddialarla, delil sayılamayacak nedenlerle tutuklanan üst düzey askerler üzerinden ülkenin ordusu birçok işgüzarın işbirliğiyle toptan okka altına gönderiliyor. Ve neymiş “elde delil yokmuş”.

O zaman Hurşit Tolon ve onun durumunda “neyle ve hangi delillerle suçlandığı, bunların gerçekten delil sayılıp sayılmayacağı” belli olmadığı halde tutuklu bulunan onlarca kişiye yapılan bu ciddi hukuksuzluğu, haksızlığı kim telafi edecek?

Her konuda elmalarla armutların karıştırıldığı; din istismarından, yolsuzluklara, Gazze ve Davos olaylarından Ergenekon soruşturmasına kadar “Durun bir dakika, aldatmacalara, göstermelik kahramanlıklara, duygu istismarlarına değil gerçeklere bakalım” diyenlere toplu tepkiler verildiği bir ülkede bunların hesabı nasıl sorulacak?

Bu ülkede herkesin “yalanlarla gerçekleri ayıracak” bir gözlüğe ihtiyacı var, çünkü ayırabilenler de dinlenmiyor.

Kabile devleti mi?

Elbette her türlü gizli örgüt, çete ortaya çıkarılsın, artık huzur içinde yaşansın, kimse gizli dolaplar çevirmesin ama bu mazeretle “iktidarın gizli işlerini görebilen veya tepki duyduğu insanlar” da suçluluğu sabit isimlerle yanyana aylarca hapse tıkılmasın. Bunları hep söyledik.

Türkiye bir hukuk devletiyse: Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesi “delil yok” derken İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı hangi delillere dayanarak Tolon’un tutukluluğuna karar verebildiğini açıklamak zorundadır. Aynen ona tutuklama kararı çıkaran mahkeme ve savcının bunun nedenini açıklama zorunluluğu gibi.

Türkiye muz cumhuriyeti değil, kabile devleti değil diyen Başbakan Erdoğan’dan da başta Adalet Bakanı Şahin’le birlikte bu konunun (ve cezaevindeki benzerlerinin) üzerine gitmesi bekleniyor. Gerçi son zamanlarda AKP kanadından yapılan her açıklamada bir yalan çıkmakta ama olsun.

Egemen Bağış’a “Başbakan, ABD Başkan Yardımcısı Cheney’e: ‘Ben gözaltında olmanın, cezaevinde olmanın zorluğunu bilirim, çabuk o askerlerimizi serbest bırakın’ dedi” açıklamalarını yaptıran, cezaevinde olmanın anlamını bildiğini söyleyen bir başbakanın başka insanlara yapılan bu tür bir haksızlığa da aynı tepkiyi göstermesi gerekir.

Hele de çocuk tecavüzcülerinin serbest bırakılması için Adli Tıp kadrolarını bile değiştiren bir hükümet döneminde ve her türlü ağır suçlunun serbest kaldığı bir ülkede.

Millet açıklama bekliyor.





***




Çelişkilerle tırlatmak mümkün mü?

Hani “aklını kaçırmak, keçileri kaçırmak” filan da diyebilirim ama bence tırlatmak daha çok yakışıyor. Zira her zaman siyasetçilerden çelişkili sözler, yalanlar duymaya alışmış bir toplum olmamıza rağmen yaklaşan yerel seçim öncesi bu yalanlar, çelişkiler ve ilkesizlikler öyle ayyuka çıktı ki dayanmak mümkün değil.

Muhallebiciye imar değişikliğinden, altın mağazası ortaklığına, kömür ve beyaz eşya dağıtımına kadar hangisine baksanız hepsinde bir yalan ya da hukuksuzluk gizli.

Her köşede bir yolsuzluk veya ilkesizlik haberi bizi bekliyor.

İki büyük parti arasına sıkışmış, ülkesinin rejimini mi korumaya çalışsın, olmayacak çelişkili açılımları mı kabul etsin ne yapacağını şaşırmış bir halk da orta yerde bakakalıyor.

Dün yazımın sonunda “uysal koyun olmayanlar”ı “uysal olmayan koyunlar” yazmış olduğumu fark edince güldüm. Ama sonra düşündüm de fazla yanlış sayılmaz, bunlar zaten o sıkışmışlıkta, çaresizlikte hepimizi koyun pozisyonuna getiriyorlar.

“Çarşaf açılımı”ndan sonra “her mahalleye Kur’an kursu” açılımını destekleyen Deniz Baykal kendisini gazlayanlardan gazı almış:

“Siyasetin ezberini bozduk” diyor. Bence “halkın psikolojisini bozduk” dese daha doğru söylemiş olacaktı. Devlet yönetiminde, dürüst siyasette “gerçekler, doğrular, yasalar, kurallar, ilkeler” vardır, bunlara bağlı iseniz ezber filan bozamazsınız. Milletin fazla seçme şansı olmadığını bilerek yüksekten atmayın.

Diğerine bakıyorsunuz Tayyip Erdoğan daha önce CHP’nin “çarşaflı üyelere rozet” açılımına zoraki olarak destek çıkmışken “Kur’an kursu” açılımına fena halde bozulmuş.

“Hamdolsun” diyor “camilerimiz de var Kur’an kurlarımız da. Bu tür kursları alacak olanlar gelirler Diyanet İşleri Başkanlığı onlara gerekli kursları verir”... Hızını alamayıp atlıyor “Hani dini siyasete alet etmeyecektiniz?”

Şimdi tabii balık hafızalı (veya uysal koyun) olmayanlar hemen Başbakan Erdoğan’ın çok değil birkaç yıl önce “kaçak Kur’an kursları”na destek verdiğini, bu konuda uyarıda bulunan o dönemin TÜSİAD Başkanı’na “Dikkat edin size dinsiz derler” dediğini hatırlayacaklardır.

Madem ki Diyanet’in yeterince kursu var (7000’ün üstünde) neden “üstelik kaçak kursları” destekliyor, karşı çıkanlara (ki çocuklar kaçak kurs binasının yıkılmasında nasıl yaşamlarını yitirdiler gördük) gözdağı veriyordunuz? Kur’an kursu açmak, çarşaflı türbanlı kadınlarla parti reklamı yapmak kendi deyişinizle “dini siyasete alet etmekse” siz bugüne kadar neden türban, din, Kur’an üzerinden bile bile reklam yaptınız?

Neden laik rejim gereği sadece devlet alanlarında dini kıyafet ve ibadet yasağını “dine ve dindarlara karşı olmak”mış gibi, her alanda “dindarlara baskı varmış gibi” anlatıp durdunuz ve halkı “laikler-dindarlar” gibi olmayacak bir bölünmeye sürüklediniz? Neden hâlâ “o dindarlara hakaret eden parti şimdi onların yanında görünüyor” benzeri gerçekle alakasız konuşmalar yapıyorsunuz?.. (Cevap: “oy”... Oy, oy.)

Sizin “türban forması” haline getirdiğiniz kadının başörtüsü tek başına dindarlık işareti sayılmayacağı gibi bugüne kadar hiç kimse de dindarlara bir hakarette bulunmamıştır.

Anladık seçim saçmalıkları dönemindeyiz ama midelerimiz artık bu kadarını da kaldırmıyor yahu!

[B]Ruhat Mengi[/B]
"Atatürk büyüktür, ruhu Ali’ dir"
Posting Freak
Köşeli Yazılar...
Din üzerine yalanlar

AKP’nin seçim öncesi en büyük rakibi olan Ana Muhalef Partisi’ne yine sık sık din ekseninde saldırı yaptığını görünce CHP’nin neden kendini “karaçarşaflı üyelere rozet takma”, “Kur’an kursu açma” gibi propagandalara mecbur hissettiğini anlamak mümkün...

“Anlamak” siyasette “din üzerinden oy toplama” gayretini onaylamak demek değil tabii... Hangi parti yaparsa yapsın insanların dini duygularını, inançlarını siyaset adına istismar etmeleri onaylanamaz.

Ama tabloya baktığınızda Türkiye’de artık “bunu yapmadan oy alınamazmış gibi” bir noktaya gelindi. Bir parti kendini “dinin ve dindarların sahibi” zannedince veya öyle gösterince diğerleri de “neden sen” demek ve eleştirdikleri eylemlerden

kendileri de yararlanmak zorunda kaldılar.

Çünkü millet “Durun yahu, bugüne kadar dini bilmiyorduk da siz mi bize öğreteceksiniz? Memlekette yeterince Kur’an kursu da var, cami de. İsteyen Hac’ca da gidiyor, orucunu da tutuyor. Size ne, siz işsizliğe, yolsuzluğa, yoksulluğa çareden haber verin” diyemiyor. Aslında halkın yapacağı şey önce bu sonra da “laik rejim”in ne demek olduğunu kitabından öğrenmek. Ki böylece laiklik “dine, dindarlara karşı olmaktır” benzeri yalanlara inanmasın.

Gelelim seçim öncesi din eksenli yalanlara. Geçenlerde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş TV’de “insanlar eskiden Kur’an’ı saklıyorlardı” demekten çekinmedi. Ne zaman sakladılar? Kim yasakladı ki sakladılar” gibi 5N1K soruları ise ona sorulmadı. Yine TV’de Hidayet Şefkatli Tuksal bir CHP milletvekiline “CHP Kur’an kurslarına karşı çıktı” diyordu. Karşıdan zayıf bir “kaçak” itirazı geldi ama duyulmadı.

Yarın devam edeceğiz.


*****

Ekonomik kriz-yolsuzluk ilişkisi

Hakkımızda önemli uluslararası uyarılar yapılırken biz hâlâ seçim polemikleriyle zaman geçirmekteyiz. IMF’nin raporuna göre G-20 ülkeleri arasında “Ekonomik krize karşı önlem almayan tek ülkenin Türkiye olduğu” sonucu çıktıktan sonra yüzlerce ülkeye ekonomik ve siyasi rapor hazırlayan EIU da (Economist Intelligence Unit ) Türkiye riski başlıklı raporunda yolsuzlukları ve dokunulmazlıkların kaldırılmamasını gündeme getirdi.

AKP’ye yakın firmaların 2002’den sonra gözle görülür derecede büyümesinin, Başbakan’ın damadının yöneticilik yaptığı Çalık Grubu’na atv -Sabah satışı için devlet bankalarından verilen büyük kredinin yer aldığı raporda yolsuzlukların ekonomi ve politika açısından oluşturduğu olumsuzluğa dikkat çekiliyor.

Türkiye’de ise bir yandan dünyanın dikkatini çeken yolsuzlukların arkası kesilmez, her gün bir yenisi ortaya çıkar ve bir de üstüne milletin paraları “seçim yatırımı” diye har vurup harman savurulurken halkın da artan işsizlik ve yoksulluktan bunalımı had safhaya çıkıyor.

Bu hafta Her Açıdan’da yolsuzlukları, yandaş firmalara ve iktidarın yakınlarına sağlanan özel imkânları, bunların Avrupa raporlarında yer almasının hangi sonuçları doğuracağını, Başbakan’ın medya boykotlarını, oğlu ile gelininin ortak olduğu Atasay ve Atagold firmalarına özel haklar sağlanıp sağlanmadığını, sınır ve hukuk tanımayan seçim yatırımlarını, aynı gün yapılacak olan sendika eylemlerini tartışacağız.

Programın konukları: SP İstanbul Büyükşehir Bel. Bşk. Adayı Prof. Mehmet Bekaroğlu, Net Holding Yönetim Kurulu Bşk. Besim Tibuk, Bahçeşehir Ün. Siyaset Bilimi Prof. Dr. Yılmaz Esmer, Gazeteci yazar Yiğit Bulut ve programa telefonla katılacak olan CHP Konya Milletvekili Atilla Kart olacak. Atilla Kart hem dokunulmazlığının kaldırılması için başvurduğu AİHM’de 4 Mart’taki duruşmayı hem de “Atagold’a özel imkânlar tanınıp tanınmadığını” açıklayacak.

Yine çok şey öğreneceğiniz, en önemlisi “gerçekleri” duyacağınız bir tartışma olacak, bekleriz!

Ruhat Mengi
"Atatürk büyüktür, ruhu Ali’ dir"
Administrator
Köşeli Yazılar...

Pırlantacı nasıl açılır?


Sizin oğlan galiba kazma...

Gemi alamıyor.

Pırlantacı da açamıyor.

İşsiz güçsüz geziyor...

*

Halbuki çok kolay.

*

Bakın, devletimizin "Türkiye İş Kurumu" diye bir genel müdürlüğü var.

Girin internet sitesine...

"Hizmetlerimiz" başlığının altında "İş Bulma Teknikleri" yazıyor. Okuyun.

*

Bismillah...

"İş aramak zordur" diye başlıyor!

Sakın moralinizi bozmayın.

Çünkü, devletimizin "iş bulma teknikleri" arasında, "Gayretli olun, azimli olun, kararlı olun, cesaretli olun, umutlu olun" tavsiyeleri de var!

*

Şu tavsiyeye bayıldım:

"Çok çalışın!"

*

Evet... Devletimizi yöneten arkadaşlar, iş arayan işsizlere "Çalışın" diyor.

Çok hem de.

*

Başka?

"Gazete ilanlarını inceleyin!"

*

Şimdi bunu okuyup, "Kardeşim, Başbakanımız gazete okumayın diyor, bunlar gazete ilanlarını inceleyin diyor, nasıl olacak bu iş?" diye sorabilirsiniz... Çelişki yok. Rahat olun. Dikkat ederseniz, "Gazete okuyun" demiyorlar, "İlanları inceleyin" diyorlar. Arada, altında ne yazdığını okumadan, karı kız fotoğraflarına bakmanızda da bir sakınca yok tabii... Zaten biz de karı kız fotoğraflarının altına ne yazdığımızı okumuyoruz pek.

*

Başka?

"Görüşmek için telefon kullanın!"

Güvercin filan kullanmayın.

*

Şu da çok güzel:

"Akraba, komşu ve arkadaşlarınıza kısa, özet bir özgeçmişinizi bırakın."

Ki, belki, kim olduğunuzu bilmiyordur akraba, komşu ve arkadaşlarınız.

*

"Esnek olun!"

Mesela, şoför olmak için başvurdunuz ama, adamlar uçak mühendisi arıyor, itiraz etmeyin... Veya, sekreterim diye gittiniz, patron bacaklarınızı elliyor, uyumlu olun.

*

Başka?

"Sadece sizi işe alacak olan kişiyle konuşun, ne yapmak istediğinizi aradaki personele aktarmayın!"

Direkt, Rahmi Koç yani.

Mustafa'ya bile yüz vermeyin.

*

"Şık giyinin!"

Dangoz gibi gezmeyin.

Bvlgari filan takın.

*

"Dostça davranın, neşeli olun!"

Güler Sabancı'ya denk gelirseniz...

Sarılın, öpün.

Fıkra anlatın.

*

Şurasına öldüm...

"Dürüst olun!"

İki üç madde sonra deniyor ki, "Nasıl bir iş istiyorsunuz diye sorulursa, kesin yanıt vermekten kaçının... Zayıf yönleriniz sorulursa, dürüstçe yanıtlamakta zorlanabilirsiniz, dakik ve güvenilir olduğunuzu söyleyin... Farklı pozisyonlar için, farklı özgeçmişler yazın..."

*

E bu tavsiyelere rağmen sizin oğlan hálá gemi alamıyorsa, pırlantıcı açamıyorsa, Başbakan n'apsın birader?


Yılmaz Özdil
Administrator
Köşeli Yazılar...
Artık Anladın mı Ey Halkım!..
[Resim: 89.jpg]
Ümit Zileli
[email protected]



Hadi gözümüz aydın, Deniz Feneri Almanya dosyası geldi…
Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanlığı"nın istediği dosyadan söz etmiyorum; o dosya 157 gündür yolda, hâlâ gelemedi!.. Gelen, CHP Merkez Yürütme Kurulu üyesi Ali Kılıç"ın uzun uğraşlar sonunda almayı başardığı dosya... Üstelik Kılıç"ın elde ettiği dosya davanın tamamını içeriyor; Adalet Bakanlığı"nın resmi yollardan isteyip de bir türlü Türkiye sınırlarına ulaşamayan dosya gibi özetini değil!..
Peki, Ali Kılıç bu dosyayı elde etmeseydi, bizler hâlâ yolda olan ve de ne zaman geleceği belirsiz özet dosyadaki bilgilerle yetinmek zorunda olsaydık neleri öğrenemeyecektik?. Hangi dehşet verici bilgileri ruhumuz bile duymayacaktı?..

- Deniz Feneri vurgununun aslında 100 trilyon olduğunu öğrenemeyecektik..

- Bu paraların birilerinin hesabına aktarıldığını, bu kişilerin tamamının AKP"yle bir şekilde ilişkisi olduğuna dair belgeleri, yine bu kişilerden bazılarının uyuşturucu kaçakçılığı ve kara para aklama işlerine bulaştığını bilemeyecektik…

- Dosyada yer alan bir belgeye göre, kara para aklama ve uyuşturucu işine bulaştığı öne sürülen şirketin genel müdürünün RTÜK BaşkanıZahid Akman olduğunu ruhumuz bile duymayacaktı…

- Deniz Feneri Almanya yöneticilerinin değeri 1 milyon 300 bin Avro olan bir gemi için Vakıfbank Frankfurt Şubesi"ne kredi istemiyle başvurduklarını, bankanın 1 milyon 700 bin Avro kredi verdiğini, yani fazladan 400 bin Avro verildiğini, bu işlemi yapan banka müdürünün Deniz Feneri kepazeliği ortaya döküldükten sonra Türkiye"ye çağırılıp terfi ettirildiğini hiç öğrenemeyecektik.

- Vakıfbank"tan fazlasıyla kredi alınmasının hemen ardından İstanbul"daki Haliç şirketine 400 bin Avro aktarıldığını, bu şirketin Kanal 7"nin sahibi Zekeriya Karaman"ın oğluna ait olduğunu, Karaman"ın oğluyla Başbakan Erdoğan"ın oğlunun bacanak olduğunu, Haliç şirketine bu paranın yatmasından kısa bir süre sonra Tayyip Bey"in oğlunun gemi sahibi olduğunu da asla bilemeyecektik…

Ali Kılıç"ın elde ettiği dosya sayesinde bu iddiaları ve de belgeleri öğrenmiş olduk... Daha öğreneceğimiz çok şeyin olduğunu Kılıç"ın sorduğu ve yanıtını beklediği sorulardan anlayabiliyoruz.

Kılıç, eğer isterlerse dosyayı Adalet Bakanlığı"na takdim edebileceğini de söyledi. Ama bakan Mehmet Ali Şahin bu dosyayı beğenmedi.

- O hâlâ yoldaki özet dosyayı bekliyor!..

Pekiii, siz, ey halkım özet dosyanın bile hâlâ niçin gelemediğini (artık) anlayabildiniz mi?.. Pardon, duyamadım, beyaz eşya, kömür, çekyat kuyruklarında koşturmaktan ilgilenemediniz mi?.. Hadi o zaman, hep bir ağızdan, “Beraber yürüdük biz bu yollardaaaa...”

- Yakışır!..

Gereğini yapmak!..

Vatan gazetesi, CHP Genel Sekreter Yardımcısı Mehmet Sevigen"in bir yeşil alanın imar oyunuyla 23 katlı rezidans projesine çevrilmesinde aracılık ettiğini, belediye meclis üyelerini ayarladığını ve bunun karşılığında 1 milyon 200 bin dolar “kâr payı” için anlaştığını ortaya çıkardı.

Önceki gün basının karşısına çıkan Sevigen, kendisini savunmaya çalışırken aslında yaptıklarını açıkça itiraf etti. Arsayı ucuza kapatıp imar değişikliğiyle milyonlarca dolar kazananların kendisine “Emek verdin, ortak ol” dediklerini itiraf etti. Olayın AKP"li Şaban Dişli kepazeliğinden en ufak farkı yoktur. Kemal Kılıçdaroğlu dün kısa ve öz konuştu, Sevigen gereğini yapmalıdır dedi. Doğrusu da budur; üzerinde şaibe bulutları gezinen, ahlaka uymayan aracılıklara imza attığı kesinleşen Sevigen derhal istifa etmelidir. Ama benim hiç umudum yok, basın toplantısında gördüğüm pişkinlik, Sevigen"in hiç de öyle düşünmediğini gösteriyor. Ben de buradan Deniz Baykal"a sesleniyorum, üstelik Kılıçdaroğlu"nun sözleriyle:

- Gereğini siz yapın!..
Posting Freak
Köşeli Yazılar...
Bak Sen Kerataya, Liderini Tanımıyor...

Bizim Başbakan Recep Tayyip Erdoğan (RTE) çok yaman...

Ne diyordu:

“Minareler süngümüz/camiler kışlamız/kubbeler miğferimiz/ müminler askerimiz...”

Bu sevdadan vazgeçti mi?..

Sanmıyorum...

Peki, şimdi ne diyor:

“- Ben Ergenekon savcısıyım...”

Daha dün ne dedi:

“- Ergenekon’un peşini bırakmayacağım...”

*

Ne demek bu?..

Demek ki RTE benim peşimi bırakmayacak...

Çünkü ben Ergenekon sanığıyım...

Hem de Ergenekon’un ikincil savcısı Zekeriya Öz’ün iddianamesine göre örgüt lideriyim...

*

Ne var ki iş bu kadarla bitmiyor...

Başbakan Recep Tayyip ve ben, Bedirhan Şimşek ile Ergenekon’da buluşuyoruz...

Bedirhan Şimşek kim?..

Ergenekoncu tutuklu...

Cezaevinden bana yolladığı mektuba savcılık el koymuş...

Bedirhan Şimşek mektubunda ne yazıyor:

“İlhan Selçuk,

Gazeteye bomba atıp seni öldürmem gerekiyordu... İsteseydim kolaylıkla seni öldürürdüm... Benim seni öldürmemem, öldürülmeyeceğin anlamına gelmiyor. Sana çok yakınız. Düğmeye basıldığında öldürüleceksin...”

Bu da yetmemiş Bedirhan Şimşek içerden arkadaşı Tufan Yücel’e yazdığı mektupta demiş ki:

“Bana bu işi (İlhan Selçuk’u öldürme işini) veren ağabeylerin canı sıkkın. Sana güveniyorum. İlhan Selçuk’u öldür. Verdiğim numarayı ara. Aradığın şahıs konuyu detaylı olarak anlatacak...”

Bak sen kerataya...

*

Neden kerata?..

Çünkü hem Ergenekoncu, hem de benim bu örgütün liderlerinden olduğumu bilmiyor...

Ben hem lider..

Hem kurban..

Öyle mi?..

Şimşek haddini iyice bilsin ki ben onun bildiği liderlerden değilim...

Beni tanımayanın gözünü patlatırım...

Beni öldüreceklermiş...

Nah öldürürler...

*

Peki, ben bu yazıyı neden yazdım?..

Ergenekon savcısı Zekeriya Öz ve yardımcılarına delil olsun diye...

Çünkü Öz ve yardımcılarının birinci iddianamede tecessüm eden zekâ düzeylerine göre böyle yazılar mizah, şaka, matrak, gırgır sayılmıyor; ciddiyetle delil yerine konuyor...

Al sana delil...

*

Sonuçta bu Ergenekon tertibi dört başı mamur bir acıklı güldürüye dönüştü...

Tertip günden güne rezil kepaze olmakta, kargalara kahkaha attıracak güdümlü bir soytarılık yalaka medya tarafından ülkeye pazarlanmakta...

Ama, ne gam...

Sen bas evleri..

Al onurlu insanları gözaltına, tutukla...

İçerde gün saysınlar..

İddianameye ne gerek var?..

RTE arkanda..

Hukuk nerende?..


İlhan Selçuk
"Atatürk büyüktür, ruhu Ali’ dir"

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.