![[Resim: 2.jpg]](http://haber.gazetevatan.com/pics/yazarlar/2.jpg)
[FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Daha 15 yaşına gelmemiş bir kız çocuğuna cinsel istismarda bulunan kişi, adıyla anılmayı bile hak edemez.
Ona kısaca “yaratık” demek gerekir.
Hüseyin Üzmez’in konumundan (Vakit Gazetesi yazarı) ve yaşından (76 yaşında) utanıp sıkılmadan 14 yaşındaki bir kız çocuğuna cinsel istismarda bulunduğu iddiasıyla tutuklanması, olayın tiksindirici özelliği nedeniyle çoğumuzun unutmaya çalıştığımız, kendimize koruma duvarı ördüğümüz bir mesele oldu.
Nasılsa olay telefon dinlemeleri, tanık ifadeleri ve itiraflarla kaçarı, göçeri olmayacak biçimde bağlanmıştır.
Kanunlarımız da çocuklara yönelik cinsel suçları işleyenlere karşı hiç merhametli olmadığına göre adalet bu sapmış zavallıyı nasıl olsa ibret yaratacak şekilde cezalandıracaktır diye düşündük.
Ama güvendiğimiz dağlara kar yağdı.
Mahkeme, cinsel istismara uğrayan kızın beden ve ruh sağlığının bozulmadığına dair verilen Adli Tıp raporuna dayanarak Hüseyin Üzmez’i cezaevinden çıkardı.
Cevabı zor sorular
Üzmez’in tahliye haberi toplumsal bir deprem yaratmıştır.
Kamu vicdanı isyan halindedir.
Mağdur kızın durumu ile ilgili Adli Tıp raporu nasıl 40 günde hazırlanmıştır?
Benzer vakalarda iki yıla yakın gözetim süreleri gerekirken, bu raporu veren ihtisas komisyonunun altı üyesi, nasıl oybirliği halinde bu kızın Hüseyin Üzmez’in eyleminden zarar görmediğine karar verebilmişlerdir?
Normal olarak cinsel istismar zaten ağır ceza gerektiren bir suç. Eğer bedensel ve ruhsal zarar verilmişse ceza ağırlaştırılmaktadır.
Yani Adli Tıp raporu sanık lehine çıksa da Hüseyin Üzmez’in serbest bırakılması bir gereklilik değildi.
Ayrıca mahkeme, raporun içeriği bir yana jet süratiyle hazırlanmış olmasına şüphe ile bakabilir ve tahliye kararını bu şüphelerinden arınacağı güne erteleyebilirdi.
Kamu vicdanı iki yönden rahatsız:
1. Çocuklara yönelik cinsel suçların şiddetle caydırılması gerekiyor. Buna ihtiyaç var. Fakat tahliye kararı ters etki yapacaktır.
2. Sanık din istismarı yapan, “Hapiste sanki Hac’da gibi yaşadım” diyecek kadar kutsala saygısız biridir. Din sömürüsünün bu derecesi bile ülkede prim mi yapacak?
Halk bundan şüpheye düşecektir.
Genç eş neden güldü?
Hüseyin Üzmez olayı ile ilgili tek teselli Devlet Bakanı Nimet Çubukçu’nun bu meselede bakanlığının mağdur kızdan yana kendini taraf saydığını söylemesi ve tahliye kararına dayanak olan Adli Tıp raporuna itiraz edeceklerini açıklamasıdır.
Bakan Nimet Çubukçu’nun bu tepkisi meşrebine uyan suçluları koruma kötü huyu ile şöhret yapan AKP iktidarını Hüseyin Üzmez’e sessiz destek vermenin ağır ayıbından korumuştur.
İşin peşini bırakmamasını bekliyoruz.
Ek olarak benim şahsen takıldığım ve sırrının çözülmesini beklediğim bir resim var:
Hüseyin Üzmez’in tahliyesinden sonra onu cezaevinden alıp eve götüren 28 yaşındaki eşinin objektiflere yansıyan gülüşü ne ifade ediyor?
“Tüh rezil olduk” gülüşü değil bu.
Değilse ne olabilir?
Yaşı 76 da olsa hâlâ aktif bir kocaya sahip olmanın iftiharını mı yansıtıyor yoksa kocasına “sahip olduğundan fazla güç vehmedenler”le alay mı ediyor?
“Güleriz ağlanacak halimize” deyip geçemeyiz.
Bayan Üzmez’in tavrı, bu insanlık dışı suçun ayırdında olmayanların varlığını ironik ve dramatik bir şekilde gözümüze sokuyor!
Güngör Mengi
![[Resim: 5.jpg]](http://haber.gazetevatan.com/pics/yazarlar/5.jpg)
![[Resim: 9.jpg]](https://www.zohreanaforum.com/images/imported/2008/01/9.jpg)