Sünni bir ailenin evlâdı olarak doğdum.
Yetiştiğim yörede, Aleviler ve Alevilik hakkında olumsuz şeyler duyarak büyüdüm.
Mesela; akraba evliliği yapanlara Kızılbaş yaftalaması yapılırdı. Daha sonra gördüm ki Sünniler de akraba evliliği yapıyorlar. Bu söylemin bir haksız karalama olduğunu anladım.
’Mum söndü’ masallarını çok dinledim. Merak ettim, araştırdım. Gördüm ki, devletin Alevi vatandaşlar üzerinde mezhepsel baskısı var. Onlar da ibadetlerini gizli yapmak zorunda kalıyorlar. Mum söndü hikâyesinin altında hâkim güçlerin baskısı var. Olay tamamen farklı ve hiç de anlatıldığı gibi değil.
Yine bu konuda epeyce derinlemesine yaptığım araştırmalarda ulaştığım bilgileri sizlerle paylaşmak istiyorum.
Kızılbaşlık kavramı ilk defa Safevi Devleti’nin kuruluş sürecinde Şah İsmail’in Babası Şeyh Haydar zamanında kullanıldığı dikkati çekmektedir. Bunun sebebi de şöyle açıklanmaktadır: Şeyh Haydar kendi taraflarını belirlemek için Türklere özgü kırmızı başlığı ’on iki dilimli kızıl taç’ giydirmesidir.
Kızılbaşlar, Erdebil Tekkesi’nin müritleri olup özbeöz Türk soyundandırlar.
Kızılbaşlık önceleri olumsuz bir anlam içermemektedir. Kızılbaşlığın olumsuz bir anlam kazanmasının altında siyasi nedenler yatmaktadır. Çaldıran Savaşı’ndan sonra Osmanlı Devleti Safevilerden yana tavır alan Kızılbaşları aşağılamak, küçük düşürmek hatta öldürülmesi gereken düşman olarak görmek için propagandalar yapmıştır.
Yavuz Sultan Selim ile Şah İsmail arasındaki iktidar mücadelesi dini ve siyasi içerik kazanmıştır.
1514 yılında yapılan Çaldıran Savaşı kırılma noktasıdır ve aynı zamanda Alevi-Sünni ayrışmasının başlangıcıdır.
Padişah Yavuz Sultan Selim’in Çaldıran Seferi’ne çıkmadan önce Anadolu’daki Kızılbaşları tespit ettirdiği, tespit ettirdiklerinin bir kısmını hapsettirdiği, bir kısmını da öldürttüğü kaynaklarda yer almaktadır.
Çaldıran Savaşı’nda Yavuz’un askerleri yeniçerilerdir. Yeniçerilerin etnik kökeni Sırp, Hırvat, Arnavut, Yunan, Bulgar, ’ vb.dir. Şah İsmail’in askerleri de Türk’tür. Savaşı kazanan Yavuz, kaybeden ise Şah İsmail’dir.
Sünniler de Aleviler de aynı kitaba, aynı peygambere inanmaktadırlar. Her iki grup da Ehl-i Beyiti sevip, saymaktadırlar.
İnanç eksenlerinde % 95 aynılık, % 5 de farklılık vardır. Bu kadar benzerlikler göz ardı edilerek sadece küçük farklılıklar öne çıkarılmıştır. Tüm fetvalar bunun için verilmiş, mücadele bunun için yapılmıştır. Büyük çoğunluğun desteğini sağlamak için Kızılbaşların kâfir oldukları propagandası yapılmıştır. O dönemin bazı kitaplarında kötü yaradılışlı Kızılbaşlar kötü yaradılışlı düşmanlar diye söz edilmiştir.
Sonuç olarak Alevi/Kızılbaş-Sünni ayrımın kırılma noktası dini değil, siyasidir.
kaynak: Milliyet Blog
Kızılbaşlık Ve Kızılbaşlıktaki anlam kayması
Konu Sahibi / Yazar
donanma44
Kategori / Forum
Alevi Haber
Yorumlar / Cevaplar
1
Okunma / Görüntüleme
3303
Kızılbaşlık Ve Kızılbaşlıktaki anlam kayması
Kızılbaşlık Ve Kızılbaşlıktaki anlam kayması
Hz.Muhammed ve Hz. Ali cemlerde, namazda ibadet tacları(Bu taçlara Kızıldeli tacı denirdi) giyindiklerinden ; bu tacın varlığını taşımak isteyen insanlar, birbirini tanımak için kırmızı taç takındılar. Bu kişilere kırmızı başlı insanlar denildi ve suçlandılar.
Şimdiki tabiri ile Kızılbaşlık kelimesi buradan kalmıştır.
Bildiren Pir Zöhre Ana
Şimdiki tabiri ile Kızılbaşlık kelimesi buradan kalmıştır.
Bildiren Pir Zöhre Ana
Kelimelerim sistem hatasından yanlış yerden ayrılıyor...
ÂÇalışmadan, yorulmadan, öğrenmeden rahat yaşama yollarını aramayı itiyat haline getirmiş milletler, evvela haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini ve daha sonra istiklal ve istikballerini kaybetmeye mahkumdurlar.Â
![[Resim: imza3cp.gif]](http://img29.exs.cx/img29/203/imza3cp.gif)
Özü bitmiş, gümanı pak olmamış,şeytana tapmış, nefsi çıkarı için arayıpta birşey bulamamış, kuyruk acısı varsa,Derviş Muhammed'in de dediği gibi" bir kılını çektiyse" Zöhre Ana, onu değerlendirmek ister aklısüre.Ehlibeyt'in meyvası bitmez, dalı budağı kurumaz,sen ne kadar kezzap dökersen dök, O'nun Zemzem çeşmesi ALİ'dir
Derviş'in HAK kelamını can kulağıyla dinliyebliyorsan yeter,firdevs bağından bir gül alabiliyor musun,O'nun ibadetine,saldığı yola,yaşatmak istediği güzelliğe canı gönülden yürüyebiliyorsan en büyük mutluluk budur.
(Pir Zöhre Ana)
ÂÇalışmadan, yorulmadan, öğrenmeden rahat yaşama yollarını aramayı itiyat haline getirmiş milletler, evvela haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini ve daha sonra istiklal ve istikballerini kaybetmeye mahkumdurlar.Â
![[Resim: imza3cp.gif]](http://img29.exs.cx/img29/203/imza3cp.gif)
Özü bitmiş, gümanı pak olmamış,şeytana tapmış, nefsi çıkarı için arayıpta birşey bulamamış, kuyruk acısı varsa,Derviş Muhammed'in de dediği gibi" bir kılını çektiyse" Zöhre Ana, onu değerlendirmek ister aklısüre.Ehlibeyt'in meyvası bitmez, dalı budağı kurumaz,sen ne kadar kezzap dökersen dök, O'nun Zemzem çeşmesi ALİ'dir
Derviş'in HAK kelamını can kulağıyla dinliyebliyorsan yeter,firdevs bağından bir gül alabiliyor musun,O'nun ibadetine,saldığı yola,yaşatmak istediği güzelliğe canı gönülden yürüyebiliyorsan en büyük mutluluk budur.
(Pir Zöhre Ana)
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi