You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Kerbela'ya Ehli sünnetin bakışı !

Kerbela'ya Ehli sünnetin bakışı !

Administrator
Kerbela'ya Ehli sünnetin bakışı !
Son yıllarda, ’Ehli Beyt’ ve ’Kerbela olayı’ geçen hafta olduğu gibi her 10 Muharremde yazılı ve görsel basında geniş yer almaktadır. Haberler objektif olarak değil, tek taraflı olarak verildiğinden şikayetle bu iki konuda, ’Ehli sünnet’ in ’görüşünü’ (inancını) soran okuyucularıma muteber kaynaklarda geçen konu ile ilgili bilgileri sunmak istiyorum.
Ehli sünnet İslam büyükleri Ehl-i Beyti sevmenin her mümine farz olduğunu bildirmişlerdir. Bunlarda Resûlullah’ın zerreleri vardır. Onlara kıymet vermek, saygı göstermek her Müslümanın vazifesidir.

Ehl-i Beyt ile ilgili Peygamber efendimiz buyurdu ki:
’Ehl-i Beytim, yâni evlâdlarım, Nûh aleyhisselâmın gemisi gibidir. Buna binen kurtulur, binmeyen helâk olur.’
’Benden sonra size iki emanet bırakıyorum. Bunlara yapışırsanız, yoldan çıkmazsınız. Birisi, ikincisinden daha büyüktür. Biri Allahü teâlânın kitâbı olan Kur’ân-ı kerimdir ki, gökten yere kadar uzanmış, sağlam bir iptir. İkincisi, Ehl-i Beytimdir. Bunların ikisi birbirinden ayrılmaz. Bunlara uymayan Benim yolumdan ayrılır.’
’Sizlere din-i İslâmı getirdiğim için, bir karşılık istemiyorum. Yalnız bana yakın olan Ehl-i Beytimi sevmenizi istiyorum.’
’Ümetimden Ehl-i Beytimi sevenlere şefâat edeceğim.’

Büyük İslâm âlimi İmâm-ı Rabbâni hazretleri buyurdu ki: ’Babam çok âlim idi. Her zaman Ehl-i Beyti sevmeyi tavsiye ve teşvik buyururdu. Bu sevgi insanın son nefeste imanla gitmesine çok yardım eder, derdi. Vefât edeceklerinde baş ucunda idim. Son anlarında şuurları azaldığında kendilerine bu nasihatleri hatırlattım ve o sevginin nasıl tesir ettiğini sordum. O hâldeyken bile:’Ehl-i Beytin sevgisinin deryasında yüzüyorum’’ buyurdular.

Dinimiz ’ölçülü’ olmayı emredir. Bunun için sevgide ve düşmanlıkta haddi aşmamak, dinimizin dışına çıkmamak lazımdır. Çünkü, bir kimse ne kadar, zalim olursa olsun, ne kadar alçakça işler yaparsa yapsın, açıkça dini inkar etmedikçe, inanılacak şeylere inandığı müddetçe, Müslümandır, buna kafir denilemez. Denilirse bunu söyleyen dinden çıkar. Günah ne kadar büyük olursa olsun, küfre taşmadığı müddetçe imanı götürmez.

Yezid, zalimliğine, caniliğe sebep olmasına rağmen, İslâmiyete düşman değildi. Namaz kıldığı İslamiyete yaymak için cihad ettiği tarihi bir gerçektir. Kerbela’nın sebebi, Yezid’in din düşmanlığından değil, Hz.Hüseyin’in kendisine karşı geldiği için saltanatının tehlikeye gireceği korkusundandı. Babası Hazret Muaviye, Eshab-ı kiramdandı, Resulullahın kayın biraderi ve vahiy katibi idi, Onun zamanında İslamiyet geniş bir coğrafyaya yayıldı. İstanbul’u fethetmeye gelen ordunun başında Yezid vardı ve emrinde Hz. Halid bin Zeyd ve Mesleme gibi büyükler bulunuyordu. Hadis-i şerifte, ’Ümmetimden İstanbul’a ilk sefer yapanları Allah mağfiret etti’ buyurulmuştur. Seyyid Abdülhakim Arvasi hazretleri, ’Yezid ve Velid meşru halife idi’ buyurmuştur. Hal böyle olunca, Yezid’in ve Babası Hz. Muaviye’nin Müslüman olmadığını hangi dil söyleyebilir? Burada Yezid’in yaptıklarını savunacak halimiz yok; zaten hiçbir Müslüman bunu yapmaz. Onu sevmez, fakat sevmemek ayrı, küfürle itham etmek ayrı. Maksadımız onu temize çıkartmak değil dinimizin yani, Resulullahın ’birinci emaneti’ olan Kur’an-ı kerimin ölçüsünü bildirmektir.

Hazret-i Muaviye ehli beyti çok severdi. Şu vasiyeti ehli beyt sevgisini açıkça göstermektedir. Hz. Muaviye vefâtına yakın, çok hastalandı. Öleceğini anlayınca oğlu Yezid’i çağırtarak dedi ki:
’Ey oğlum! Hazret-i Hüseyine, çocuklarına, kardeşlerine, kardeşlerinin çocuklarına, bütün akrabasına iyi davran! Ey Yezid! Hz.Hüseyin ile istişare etmeden, halk hakkında hiçbir iş yapma. Senin yanında onun emrinden daha yüksek emir, onun elinden daha yüksek el olmasın. Onsuz ve onun çoluk çocuğu olmadan bir şey yeme ve içme. Ondan ve onun çoluk çocuğundan önce kimseyi giydirme. Ey oğlum! Biz sadece onun babasının ve dedesinin köleleriyiz.

Ey oğlum! Bir harcama yaparsan yarısı Hz.Hüseyin için olsun. Onun üzülmesinden ve kızmasından çok sakın. Çünkü onun dedesi Resûlullah efendimiz önce gelenler ve sonra gelenler hakkında şefaat edecektir. Onun babası Hz.Ali bin Ebi Tâlib kıyamet gününde Kevser Havuzunun suyundan dağıtacaktır. Liva-i Hamd onun elindedir. Annesi Fâtımat-üz-Zehrâ kadınların efendisidir. Büyük annesi Hadice-i Kübrâ’dır. Allahü teâlâ onlar sebebiyle bizi doğru yola iletti. Onlara ve çoluk çocuğuna herkesin iyilik etmelerini tavsiye et. Onları râzı et. Hazret-i Hüseyin, çoluk çocuğu, akrabâları ve Beni Hâşim hakkında ileri gitme!’
’Dillerimizi bulaştırmayım!’ 22.3.2003

Birisine, mal için, makam için olan düşmanlıkla, dini için, nesebi için düşmanlık aynı değildir. Birincisinin neticesi günah, ikincisinin neticesi küfür olur. Ehli Sünnet büyüklerinin görüşüne göre, Yezid’in, Hazret-i Hüseyin’ne, karşı oluşu düşmanlıktan olmayıp, makam ve dünyalık içindi.

Her ne olursa olsun, bu alçakça yapılan vahşeti, Yezid bile üzerine almamış. İbni Ziyâd’a, bu yüzden la’net etmiştir. Yezid’in suçu da büyük ise de, bundan dolayı, babası Hazret-i Muaviye’yi lekelemeye kalkışmak, pek haksızlık olur. Hâbil’in kâtili olan Kâbil’in babasını, yani Âdem aleyhisselâmı kötülemek gibi olur.

İşin diğer bir yönü Yezid, Hazret-i Hüseyin’i öldürmek için emir vermedi. Kendisine bi’at ettirilmesini emretti. Adamları haddi aşarak bu akıl almaz cinayeti işlediler. Yezid, şehit edildiğini işitince ağladı ve Hazret-i Hüseyin’e rahmet okudu. ’Hüseyin bana gelseydi buna mani olurdum.’ dedi. Haberi getiren Zübeyr mükafat isteyince bir şey vermedi. ’Allah İbn-i Mercâne’ye lânet eylesin! Hüseyin’in istediklerini kabul etmeyip de onu katlettirdi. Böylece beni kötü tanıttı.’ diye üzüntüsünü bildirdi.

Hazret-i Hüseyin’in çocuklarını Kerbelâ’dan Şam’a getirdiler. Yezid onları sarayına alıp çok hürmet ve ikramda bulundu. Yezid’in âilesi de Hazret-i Hüseyin için çok üzülüp çok ağladılar. Yezid, İmâm-ı Hüseyin’in Ehl-i beytini kendi sarayına yerleştirdi. Çok ikramda bulundu. Sabah akşam yemeklerini İmâm-ı Zeynelâbidin ile yedi. Onlar bir müddet Şam’da kaldıktan sonra Medine’ye gitmek istediler. Yezid, onlara çok mal ve hayvan ile iki yüz altın verdi. ’Her ihtiyâcınızı bildirin, hemen gönderirim.’ dedi.

Nûmân bin Beşir’i beş yüz süvâri ile bunların emrine verdi. İzzet ve hürmetle Medine’ye gönderdi. Zeynelâbidin hazretleriyle vedâlaşırken de; ’Allahü teâlâ İbn-i Mercâne’ye lânet etsin. Vallâhi ben olsaydım babanın her teklifini kabul ederdim. Allah’ın takdiri böyleymiş ne çâre. Ne istersen bana yaz, hemen gönderirim.’ dedi. Hattâ Hazret-i Hüseynin kızı Sükeyne’ o kadar iyi davrandı ki, ayrılırken’ Mu’âviyenin oğlu Yezid’den dahâ hayrlı kimse görmedim’ dedi.

Yezid’in suçu için, bu olay esnasında hayatta olmayan babası Hazret-i Mu’âviyeyi kötülemek de uygun olmaz. O zaman hazret-i Hüseyni salıvermeyip, asıl şehid eden, Ömer’in babasını da haşa kötülemek gerekir. Ömer’in babası olan Sa’d ibni Ebi Vakkâs Cennetle müjdelenenlerdendir.

Hz.Hüseyin gibi yüce bir imamın şehid edilmesi, bütün Müslümanlar için büyük musibet ve üzüntüdür. Hz.Osman’ın ve Hz.Hamza’nın, Hz. Ali’nin pek feci şekilde şehid edilmeleri de, böyle büyük musibet ve üzüntüdür. Fakat, Peygamberimiz, Hz.Hamza’nın şehid edildiği günün yıldönümlerinde matem tutmadı. Matem tutmayı emretmedi.

Hadis-i şerifte: ’Matem tutan kimse, ölmeden tevbe etmezse, kıyamet günü şiddetli azab görecektir.’ ’İki şey vardır ki, insanı küfre sürükler. Birisi, bir kimsenin soyuna söğmek, ikincisi, ölü için matem tutmaktır.’ (Müslim)

Kerbela vahşetini kimse savunmuyor, kimse bununla övünmüyor. Bunun için bu vahşeti öne çıkarmanın, her sene gündeme getirmenin kimseye faydası yoktur. Aksine, İslam tarihinin en büyük yarasını deşmek olur. Müslümanları üzmek olur. Müslümanlar arasına tefrika sokmak olur.

Ateş düştüğü yeri yakar, Bu olaya en çok üzülenler, Hazreti Hüseyin’in soyundan gelen seyyidlerdir. Çünkü, dedeleriydi. O’nun mübarek kanını taşıyorlardı. Fakat buna rağmen Abdülkadır-ı Geylani, Ahmed Bedevi, Ahmet Rufai, Abdülhakim Arvasi gibi seyyidlerin büyükleri ve meşhurları bağırlarına taş basıp asırlarca bu olayı dile getirmediler. Olaya sebep olanları, küfürle itham etmediler.

Bizler de bu şerefli insanlar gibi davranıp bu vicdanları paralayan cinayetleri konuşmamalıyız. Konuştuğumuz zaman kime ne faydası olacak? Bu mübarek şehidler geri mi gelecek? Tabii ki hayır, sadece acılar tazelenecek, birlik ve beraberliğimiz bozulacak. Huzur içinde ve kardeşçe yaşamak için bunları dile getirmemek şarttır.
Sözümü Ehli sünnetin büyük imamı, İmam-ı Şafi hazretlerinin sözü ile bitirmek istiyorum: ’Allahü teâlâ, bu kanlara ellerimizi bulaştırmaktan bizleri korudu. Biz de dillerimizi bulaştırmaktan korumalıyız!’

zehirli.org
ALİ ÇOKTUR ŞAH-I MERDAN BULUNMAZ.

Dönen dönsün, ben dönmezem yolumdan...

MUSTAFA ŞEREF,
      KEMAL GURUR,
              ATATÜRK ONURDUR...

          Memleketim Yozgat Yemen'dir ilim
                    Horasan köyünden geliyor pirim
                  Kırklar binasında var oldu yerim
                  Sıfatı Zöhre Ana Ali'dir dilim.
                                                      Pir Zöhre Ana
Administrator
Kerbela'ya Ehli sünnetin bakışı !
Tutunacak savunacak bir tarafınız yok, neresinden tutsanız elinizde kalıyor.

Olayı saltanat koltuk savaşı haline getirip, her savaşın bir kazananı bir de kaybedeni olacaktır deyip ehli yezit akıllarınızla Hz. Üseyin'i haksız duruma düşürme gayretindesiniz...

Kaldı ki Kerbela iki tarafın savaştığı adil bir savaş değildir..Hz.Üseyin'in 12 gün aç susuz bırakıldığı, sakalının saçlarının yolunduğu, türlü eziyetlerle savunmasız bir şekilde mübarek başının santim santim acılarla kesildiği ,yerin göğün kana belendiği bir katliamdır, tanımı olmayan bir vahşettir Kerbela...

Hz. Üseyin iki cihanın şehididir, ışığıdır.Adını her duyduğumuzda canımızın yandığı, gönlümüze yas gözümüze yaş dilediğimiz, davası mazluma yol olmuş bir Ehlibeyt canıdır.. Yer gök varoldukça Hz Üseyin’de varolacaktır..

Yezit nefislerinizden tövbe etmez, tez zamanda o mübareklerden af dilemezseniz öbür tarafta mükafatınız yezide yoldaşlık olur..Bütün Erenlerin acısına yandığı Şahlar Şahının ışığını söndürenlere de o yezidi savunanlara da iki cihanda lanet olsun...
ALİ ÇOKTUR ŞAH-I MERDAN BULUNMAZ.

Dönen dönsün, ben dönmezem yolumdan...

MUSTAFA ŞEREF,
      KEMAL GURUR,
              ATATÜRK ONURDUR...

          Memleketim Yozgat Yemen'dir ilim
                    Horasan köyünden geliyor pirim
                  Kırklar binasında var oldu yerim
                  Sıfatı Zöhre Ana Ali'dir dilim.
                                                      Pir Zöhre Ana
Administrator
Kerbela'ya Ehli sünnetin bakışı !
Alıntı:Yezid, zalimliğine, caniliğe sebep olmasına rağmen, İslâmiyete düşman değildi. Namaz kıldığı İslamiyete yaymak için cihad ettiği tarihi bir gerçektir. Kerbela’nın sebebi, Yezid’in din düşmanlığından değil, Hz.Hüseyin’in kendisine karşı geldiği için saltanatının tehlikeye gireceği korkusundandı. Babası Hazret Muaviye, Eshab-ı kiramdandı, Resulullahın kayın biraderi ve vahiy katibi idi, Onun zamanında İslamiyet geniş bir coğrafyaya yayıldı. İstanbul’u fethetmeye gelen ordunun başında Yezid vardı ve emrinde Hz. Halid bin Zeyd ve Mesleme gibi büyükler bulunuyordu. Hadis-i şerifte, ’Ümmetimden İstanbul’a ilk sefer yapanları Allah mağfiret etti’ buyurulmuştur. Seyyid Abdülhakim Arvasi hazretleri, ’Yezid ve Velid meşru halife idi’ buyurmuştur. Hal böyle olunca, Yezid’in ve Babası Hz. Muaviye’nin Müslüman olmadığını hangi dil söyleyebilir? Burada Yezid’in yaptıklarını savunacak halimiz yok; zaten hiçbir Müslüman bunu yapmaz. Onu sevmez, fakat sevmemek ayrı, küfürle itham etmek ayrı. Maksadımız onu temize çıkartmak değil dinimizin yani, Resulullahın ’birinci emaneti’ olan Kur’an-ı kerimin ölçüsünü bildirmektir.

Alıntı:Hazret-i Muaviye ehli beyti çok severdi. Şu vasiyeti ehli beyt sevgisini açıkça göstermektedir. Hz. Muaviye vefâtına yakın, çok hastalandı. Öleceğini anlayınca oğlu Yezid’i çağırtarak dedi ki:
’Ey oğlum! Hazret-i Hüseyine, çocuklarına, kardeşlerine, kardeşlerinin çocuklarına, bütün akrabasına iyi davran! Ey Yezid! Hz.Hüseyin ile istişare etmeden, halk hakkında hiçbir iş yapma. Senin yanında onun emrinden daha yüksek emir, onun elinden daha yüksek el olmasın. Onsuz ve onun çoluk çocuğu olmadan bir şey yeme ve içme. Ondan ve onun çoluk çocuğundan önce kimseyi giydirme. Ey oğlum! Biz sadece onun babasının ve dedesinin köleleriyiz.

Alıntı:Hadis-i şerifte: ’Matem tutan kimse, ölmeden tevbe etmezse, kıyamet günü şiddetli azab görecektir.’ ’İki şey vardır ki, insanı küfre sürükler. Birisi, bir kimsenin soyuna söğmek, ikincisi, ölü için matem tutmaktır.’ (Müslim)

Alıntı:İşin diğer bir yönü Yezid, Hazret-i Hüseyin’i öldürmek için emir vermedi. Kendisine bi’at ettirilmesini emretti. Adamları haddi aşarak bu akıl almaz cinayeti işlediler. Yezid, şehit edildiğini işitince ağladı ve Hazret-i Hüseyin’e rahmet okudu. ’Hüseyin bana gelseydi buna mani olurdum.’ dedi. Haberi getiren Zübeyr mükafat isteyince bir şey vermedi. ’Allah İbn-i Mercâne’ye lânet eylesin! Hüseyin’in istediklerini kabul etmeyip de onu katlettirdi. Böylece beni kötü tanıttı.’ diye üzüntüsünü bildirdi.


Yukarıda yazılan tüm yalanların amacı Emevi zulmünü haklı göstermektir...
Ehlibeyte 1500 yıl önce kılıçla zulüm yapanların artıkları, bugün kalemle zulüm yapmaktadırlar...
Ama kurtuluş yok,aynı son sizi de bekliyor... Ehlibeyte yapılanların bir bedeli olacak elbette. Bu dünyada sahtekar din adamlarınızın, sahte fetvalarıyla , sahte dininizde son nefesinize kadar mutlu mutlu yaşayın bakalım...

Olay öyle bir noktaya geldi ki diyorsunuz ki "Hz.Üseyin'in ayağı takıldı ve boğazı kesildi"

Hz.Hasan, Hz.Ali ve Hz.Üseyin şehit edildi. Ehlibeyte yapılmayan zulüm kalmadı. Emevi camilerinde Hz.Ali'ye haşa küfür etmeyi ritüel haline getiren bu piç kuruları değil miydi?

Hadisi Şerifler de harika !

Minareyi çalanın kılıfı hazırladığı gibi...

Önce peygamber soyuna bıçak vurulacak sonra da hadis adı altında Ehlibeyte ve onlara gönül veren canların matem tutmaları engellenecek böylelikle Ehlibeyt'in yerini Ehli sünnet alacak !!!

Bu kafayı Allah'a haval ediyorum. Sapıklıktan öte birey değil bu fikirler. Ne Allah'a ne peygamberimize ne de soyu Ehlibeyte en ufak bir imanları yok bu zihniyetin .

Hz.Üseyin , Hak divanında tek tek soracak size ey Küfeli kafirlerden farkı olmayan peygamber düşmanları...

Muaviye Hazret değil cehennemde hâlâ yanan bir köpektir. Köpekliği Ehlibeyte havlamasından ve Ehlibeyti "ısırmasından" ileri gelir.

Işid kafası Yezid kafasıdır. İslam devleti kurup Kuranı değiştirme kararları, af noktaları kurup biat eden Sünnileri affedip geriye kalan tüm din ve mezhep mensuplarının başını kesmeleri aynen Ehlibeyte ve Hz.Üseyin'e yapılan o alçakca hareketlerden farklı değildir !..

Son olarak yukarıda yazılanları biliyorum ki aydın Sünni canlarda kabul etmemektedir.
Administrator
Kerbela'ya Ehli sünnetin bakışı !
Hz.Muhammed Mustafa'nın sevgili torunu Hz. İmam Üseyin'in başına gelenler yüzyıllarca Ehlibeyt'in bitmeyen acısı ve yası matemi durumuna geldi. Kainat şehidi İmam Üseyin'e karşı o rezil günahı işleyen yezid piçi ve taraftarları yüzyıllar boyunca bu günahtan kurtulmak için akıl almaz yalanlara başvurdular ve saltanatlarını devam ettirecek çözümler ürettiler. Öyle ki din içinde din yarattılar, Kuranı değiştirdiler, Hz.Ali'yi kafir ilan ettiler, Ehlibeyti bitirmek ve sesini kesmek için herkesi kılıçtan geçirdiler ama ne yaparlarsa yapsınlar ne Muhammed Mustafa'nın ne de Hz.Ali'nin makamına erişemediler !..

Hakkın gönderdiği Ehlibeyt evliyaları her karanlık dönemde geldiler ve onların sayesinde Ehlibeyt'in gülü Hz.Üseyin'in davası hep gündemde kaldı. Hz.Üseyin'in mübarek kanı üzerine saltanatlarını kuranlar, Hz.Üseyin'i tarihte bitirmek isteyenler asla ve asla bunu başaramadılar ve O'nu gönüllerden, dillerden silemediler ve Dünya durdukça da silemeyecekler. ..

Allah'ın darında yüzleri kara olan Ehlibeyt düşmanlarının ortak adı Yezit'tir.

Varma Yezid'in yanına
Kokusu siner tenine
Lanet Yezid'in huyuna
Can Muhammed Ali'nindir

Şah Hatayi

Bu lanet zihniyet yüzyıllarca aşağıdaki tarihi yalanları uydurarak Ehlibeyt'i ölümlü mahlukatlar olarak nefis sahibi gibi göstermeye çalıştı. Bununla da yetinmeyip Ehlibeyt'in dünya saltanatı için mücadele ettiğini tarihe geçirdi ! Halbu ki Ehlibeyt ; Allah yolunu getirenlerdir. Allah yolunun sahibi olan Ehlibeyt'in dünya saltanatı, kürkü, koltuğu peşinde olması da imkansızdır.

[COLOR="#006400"]"Hz.Ali'nin gücü olsaydı hem kendini hem de oğullarının başına bunlar gelmezdi."

"Hüseyin ile Yezid'in mücadelesi siyasi bir kavgadır."

"Keşke Hüseyin, Yezid'e biat etseydi de şehit edilmeseydi."

"Yezid, Hüseyin'in öldürülmesini asla istemiyordu."

Kendi saltanatlarını devam ettirmek , insanları egemenlikleri altında tutabilmek için işte bu alçakça yalanlara ve sapık düşüncelere başvurdular ve hala bunların uzantıları bu yalanları söylemeye devam ediyor. Yalanlarla da yetinmeyip Muaviye piçine Hazreti ünvanı verip isminin sonuna da R.a (Allah ondan razı olsun) ekliyorlar !.. İzan , akıl ve vicdan duygularını kaybetmiş bu zihniyeti kınıyor ve ecdadımız Muhammed Ali'ye ve o korkunç acılara 12 gün boyunca direnen ama asla Yezide biat etmeyen şehitler serdarı, dünyanın güneşi Hz.İmam Üseyin'e haval ediyoruz.

Türbenin üstünü nakşeylemişler
Seni dört köşeye baş eylemişler
Yezidin bağrını taş eylemişler
Gel dinim imanım İmam Hüseyin

Pir Sultan Abdal


Medet Ya İmam Üseyin,
Medet Ya Kerbela'nın solmayan gülü,
Medet Ya Kainat şehidi...

http://www.zohreanaforum.com/turbe-ziyar...tleri.html

07.03.2014
Administrator
Kerbela'ya Ehli sünnetin bakışı !
Kim bir bardak su içerse İmam Üseyin'i yad etsin lütfen !..

" Lanet Yezide, rahmet Hasan ile Üseyin'in canına... "

Allah'ın darında yüzü kara olan ve şuan cehennem kapısında bekçilik yapan it ömere ve onun fikrinde olan tüm alçaklara lanet olsun ...

Hz.Üseyin, büyük acılara ve işkencelere göğüs gererek Hak Muhammed Ali yoluna can cömertliği yapmış, o mübarek bedenini 72 yerinden lime lime eden yezit piçine biran olsun baş eğmemiş ve yalvarmamıştır !..

Peygamber torununun başına bu vahşi saldırılar gelirken Hz.Üseyin'i yanlız bırakan, Küfeli kafirlere ve Yezide satan o dönemin yaşayan insanlarına da bir çift sözüm var !

Dünya malına kendinizi sattınız, dünyanın güneşi Hz.Üseyin'i yezidin eline verdiniz, "Hz.Ali'nin gücü olsaydı..." diyerek iki cihanda da yüzünüzü kara yaptınız !.

Yezid ne kadar lanetlenmiş ise en az onun kadar sizlerde lanetlendiniz.

Kerbela vahşetinden elem duymamak, Ehlibeyt için mateme bürünmemek, zalimleri lanetle anmamak,Hakkı terkedip batıldan yana olmak veya tarafsız kalmak elbetteki yüzyıllar sonra bile o suça ortak olmaktır !.

Çıkmışlar diyorlar ki "İslam'da yas ve matem yoktur" Neden yoktur diyorlar ? Çünkü Kerbela'yı, Hz.Üseyin'ini katledenler kendi ataları idi ve bundan dolayı unutturmak istiyorlar ...

Alçaklar! Ehlibeytin zem zem çeşmesi Hz.Ali'dir. Bu kervan, Ali kervanıdır.

Ehlibeyt piri Zöhre Ana bugün Hz.Üseyin'in davasını gütmek için geldi !


Hz.Üseyin'in şehit edilme tarihini yok ettiniz, Aşure Lokmasını tatlı, yasını yok kabul ettiğiniz o şahın hakikatlerini bildirmek için Ehlibeyt sancağı 21'inci yüzyılda yeniden çekildi .

Küfe kafiri gibi dün Ehlibeyte taş atanlar bugün de yine Ehlibeyt Evliyası Zöhre Ana'ya taş atıyorlar. Bilmiyorlar ki Ehlibeyte kuyu kazan kendi kuyusunu kazar, taş atan kendine taş atar...

Medet Ya Üseyin...

FAcebook'tan Mehmet Ali adlı dostumuzun yazısıdır. Yüreğine sağlık...
Administrator
Kerbela'ya Ehli sünnetin bakışı !
] Kerbela savaşı;
] Mazlum ile zalimin savaşıdır ,
İmam Üseyin’le, Yezid’in savaşıdır,
Tevella ve Teberra savaşıdır,
Hak ve batıl savaşıdır,
Zalime boyun eğmem savaşıdır,
Onurlu yaşamın savaşıdır,
İzzet ile zilletin savaşıdır,
İnsanlık onuruna sahip çıkma savaşıdır.
Alevilerin tarafı mazlumun tarafı olup, zalime karşı durmak ve onurlu yaşam demektir.
]
Eğer Yezide lanet okunuyorsa; o yüreklerde Ehlibeyt sevdası yaşıyor ve onurlu bir yaşam sürülüyor demektir..
İmam Üseyin’e, Ehlibeytin soyuna ve sevenlerine selam olsun. Yezidlere yüz bin kere lanet olsun.
ALİ ÇOKTUR ŞAH-I MERDAN BULUNMAZ.

Dönen dönsün, ben dönmezem yolumdan...

MUSTAFA ŞEREF,
      KEMAL GURUR,
              ATATÜRK ONURDUR...

          Memleketim Yozgat Yemen'dir ilim
                    Horasan köyünden geliyor pirim
                  Kırklar binasında var oldu yerim
                  Sıfatı Zöhre Ana Ali'dir dilim.
                                                      Pir Zöhre Ana

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.