KENT ORTAMINDA ALEVİLERİN KENDİLERİNİ TANIMLAMA BİÇİMLERİ VE İNANÇ RİTÜELLERİNİ UYGULAMA SIKLIKLARININ SOSYOLOJİK AÇIDAN DEĞERLENDİRİLMESİ
Ali Aktaş (Sosyolog/İstanbul)
I.GİRİŞ Ali Aktaş (Sosyolog/İstanbul)
Ülkemiz genelinde de, bölgeler arasındaki dengesizliklerle, kentsel ve kırsal yerleşim yerleri arasında farklılıklar göze çarpmaktadır. Gerek kentler düzeyinde, gerek ülke çapında bölgesel düzeyde çoklu yapılar gözle görünür düzeydedir. Ancak genel çizgileri ile gelişmemiş bölgelerin (özellikle kırsal alanların), gelişmiş bölgelere (kentsel alanlara) oranla çözüm bekleyen sorunları daha kapsamlı ve yoğun d ur. Kırsal alanlardaki doğurganlığın çok yüksek oluşu, aşırı kırsal nüfus artışı göçlerle kente yansımakta, kent nüfusunu arttırmaktadır. Bundan dolayı Türkiye’deki kent nüfusu, kırsal nüfustan fazladır. 1993 yılında kent nüfusu 33.619.996 iken kırsal nü f us 26.619.004’tür. Ancak bu durum kentlerdeki doğal nüfus artışından gelmemekte, kırsal kesimden kentlere göçler nedeniyle olmaktadır. 1
Bireyler ve onların oluşturdukları topluluklar bilgi, görgü, düşünce ve davranış yönünden farklılıklar göstermektedir. Gelişmiş bölgelerde yüksek öğrenimli bireyler, gelişmemiş bölgelerde okuma ve yazması bile olmayan bireyler bu farklılıklara en açık örneği teşkil etmektedir. Aynı yerde yaşayan, aralarında kültürel-ekonomik-toplumsal eşitsizlikler, farklılıklar, denges i zlikler bulunan sos yo-ekonomik, sos yo-kültürel yapıları farklı ikili bir topluluk sürekli olarak birlikte yaşamaktadır (Gecekondu kesimi ve zengin kesim gibi) ve bu iki ayrı topluluk birbirleriyle karşılıklı etkileşim içindedirler. 2
Kırdan kente göç, insan topluluklarının, gerçekleştirdiği dinamik bir süreç olmakla birlikte, göç kararını alan bireydir. Göçün bireyin özgür seçimine bağlı olması da göç olgusunun değerlendirilmesinde önem taşımaktadır. Türkiye’de kır-kent dengesinde içgöçlerin etkisi old u kça önem taşımaktadır.1927-1950 yılları arasındaki dönemde yoğun bir içgöç olgusuna rastlanılmamaktadır. İçgöçler 1950 sorası Karadeniz ve İç Anadolu illerinden; 1960 yılından sonra ise Doğu Anadolu’da bulunan illere kaymıştır. 1970’li yıllarda ise bu ke z kırdan merkeze olan göçler hız kazanmıştır. Göç kararını veren birey, göç ederken ya da yer değiştirirken de bunu değişik beklentilerini gerçekleştirmek amacıyla yapmaktadır. Göç olgusu toplumsal açıdan değerlendirildiğinde ise, toplumun yeniden yapılan m a süreci içine girdiği, sermaye, emek ve mekanda yeni bir denge kurulduğu ve bunun evrimsel bir boyut kazandığı görülmektedir. Bu evrimde belirli öğeler seçilebilmektedir:
- Göçün nereden - nereye yöneleceği belirlenmekte,
- İnsan kitleleri birbirini çekerek, toplumda hareket doğmasına neden olmakta,
- Mekan değişiklikleri yaşamakta,
- Siyasal değişiklikler olmakta,
- Sosyo-ekonomik yapıda değişiklikler gözlenmektedir. 3
- Göçün nereden - nereye yöneleceği belirlenmekte,
Toplumun çeşitli kurumlarından biri olarak ele alınan din kurumunun, salt bir kurum olduğunu ileri sürmek yanıltıcı olacaktır. Dinin kurumsal yapısıyla bağlantılı olarak diğer yönlerini de ele almak gerekmektedir. Din kurumunun iki farklı boyutu vardır. Bunlardan birincisi dinin grupsal boyutudur. Yani dindeki belli amaçlar (ibadet, ritüeller vb. uygulamalar) için kişilerin bir araya gelmesi ile oluşturdukları kompozisyonlar dinin grupsal boyutu olarak ele alınmaktadır. Dinin bu boyutu demografik ve psikolojik bir özellik taşımaktadır. Daha somut olarak ifade etmek gerekirse , belli inançtan olan bireylerin sayısı, yatay ve dikey kuşaklarla 5 birlikte veya ayrı/aynı inanç kompozisyonunda olmaları... dinin grupsal özelliklerini yansıtmaktadır. Dinin ikinci boyutu ise kurumsal boyutudur. Genel kuruluş ve işleyiş kuralları yani inanç seçimi/tercihi, ibadetler, ritüeller ve kurallar, inancın benimsenmesinden sonra grup-içi ve grup-dışı ilişkileri ve de dinin işlevleri konusunda var olan kurallar bütünü dinin kurumsal yönünü yansıtmaktadır. Bu yaklaşım içinde din, grupsal ve kurumsal boyutları ile birlikte tarihsel bir perspektif içinde değerlendirilmektedir.
Kentsel alanda din kurumunun toplumsal yapı içindeki yerini ve işlevlerini, bu işlevlerin toplumsal ve ekonomik dönüşümlere bağlı olarak nasıl değiştiğini, ayrıca din kurumunun niteliklerinde ve inancı benimsendiği topluluk üyelerinin ilişkilerinde ne tür gelişmeler olduğunu toplumbilimsel açıdan incelemek gerekmektedir. Bu amaç çerçevesinde ilk olarak dinin tanımına ilişkin görüşler, dinin işlevleri, dinin ortaya çıkışı, dinsel t opluluklarda grup-içi ilişkiler ve dinin özellikleri kuramsal incelenmiş ve din kurumu, içinde bulunduğu toplumsal yapıda meydana gelen toplumsal-ekonomik değişmelerden etkilenen ve topluluk üyelerine kazandırdığı tutum ve davranışları ve toplumu etkileye n bir kurumsal/grupsal yapı olarak ele alınmıştır. Din, kentleşme, sanayileşme, ekonomik gelişmeler vb. gibi -bu farklı- değişkenlerle doğrudan ve/veya dolaylı bir ilişki içindedir. Yalnızca ekonomik ilişkiler veya yalnızca değer ve norm sisteminin din üz e rinde salt belirliyiciliği ya da yalnızca dinin, bu farklı değişkenler üzerinde salt bir belirleyiciliği söz konusu değildir. Hem bu farklı değişkenlerin dinin üzerinde, hem de dinin bu farklı değişkenler üzerinde sürekli etkisi olmakta, ama bu karşılıklı etkinin zamana ve mekana göre ağırlığı değişebilmektedir. Örneğin, belli bir dönem kırsal-tarımsal yapıdan kentsel alanlara geçişte ekonomik ilişkiler dinin değişmesinde göreli bir öneme sahip olabilirken, belli bir süre sonra, değişen bu dinsel ilişkiler i n, dinsel-geleneksel bir takım kurallarla kentsel alanda yaşayan toplum hayatında etkili olduğu görülmektedir.
Bu yaklaşım esas alınarak yapılan çalışma temel olarak bir alan araştırmasıdır. Uygulamalı niteliği ağır basmaktadır. Kentsel ortamda bulunan Kızılbaş/Alevi-Bektaşi inancında olanların, inanç yapısında ve uygulamalarında meydana gelen değişmeleri tespit etmek üzere kente göç etmiş Kızılbaşlar/Alevi-Bektaşiler ele alınmıştır. Bu amaçla İstanbul ili Kadıköy ilçesi Merdivenköy semtinde yer alan Şahk u lu Sultan Dergahı ve Nevşehir ilinin Hacıbektaş ilçesinde her yıl 16-17-18 Ağustos tarihlerinde yapılan “Hacı Bektaşi Veli’ yi Anma Etkinlikleri” farklı nitelikteki iki araştırma alanı olarak seçilmiştir. Bu araştırma alanlarında belirlenen tüm kişilere görüşme formu ya da anket uygulanmıştır.
II . ALEVİ KAVRAMININ İÇERİĞİ
Günümüzde, Hz. Ali'ye bağlılıklarından dolayı dünyanın birbirinden farklı toplum ve topluluklarının hepsine birden " Alevi" denmektedir. Oysa etimolojik olarak, bir Alevinin soyca Hz. Ali'ye bağlı olması gerektiğine inanılır. Ancak Alevi olmayı ve Aleviliği yalnız, soyca Hz. Ali'ye bağlı olma ile sınırladığımızda; Aleviliğin farklı etnik kökenli topluluklar arasında ve değişik ülkelerde yayılmasını ve bu toplulukların kendil e rini Alevi saymalarını açıklayamayız. Tüm bu topluluklar, soyca Hz. Ali'ye bağlı olmasalar da; Hz. Ali'yi sevmekle ve saymakla ve de düşünsel bir bağ ile Hz. Ali'ye bağlanmaktadırlar. 6
Böylece Hz. Muhammed'in yeğeni ve damadı olan ve de Arap ırkından gelen Hz. Ali, farklı Alevi topluluklarının atfettikleri değer sonucunda, ırk, zaman ve mekan boyutlarını aşan bir kimliğe bürünmektedir. Yani tarihsel kimliğini aşarak Suriye'de Arap kökenli; Balkanlarda Arnavut ya da Bulgar kökenli; Anadolu'da ise Türk veya Kürt kökenli bir Hz. Ali olarak karşımıza çıkmaktadır. Üstelik bu yerlerde karşımıza çıkan söylencelerdeki Hz. Ali, kimi zaman gönlünde taht kurduğu insanların susuzluğunu gidermek için keramet göstererek su çıkartıyor, kimi zamanda kendini sevenleri kur t armak için savaşlar yapıyor. Sözlü kültürde ya da söylence kaynaklarında çok zengin bir yere sahip bulunan Hz. Ali, artık o toplulukların kültürünün bir parçası haline gelmiştir. 7
Dolayısıyla Alevi topluluklarının yaşam tarzları ve ibadet biçimleri, ülkeden ülkeye farklılıklar gösterebilmektedir. Örneğin Alevilik içinde yer alan Yemen'deki “ Zeydiyye Kolu” ile Hindistan'daki “ İsmâiliyye Kolu” gibi. Yine tarihsel açıdan Aleviler ülkemizde olduğu gibi, kutsal şahsiyetlerin etkisinden ya da toplumsal-kültürel ve ekonomik nedenlerden dolayı gösterdikleri farklılıkların bir sonucu olarak, değişik adlarla anılmaktadırlar. Örneğin Anadolu'da yer alan “Tahtacılar”, “Nalcılar”, “Sıraçlar”, “Kızılbaşlar”,” Amucalılar” ve “ Bektaşiler” gibi. Ayrıca tarihsel süreçte farklı topluluktan ya da topluluk önderlerinin farklı oluşu bakımından da değişik adla adlandırılabilmektedirler. Örneğin, “ Babailer”, “Kalenderiler”, “Haydariler”, “Cavlakiler”, “Torlaklar” ve “ Işıklar” gibi. Bunun dışında üzerinde durulması gereken bir başka gerçeklik ise, aynı ülke topraklarından inanç ve ritüeller ve de uygulamalar açısından büyük farklılıklar taşıyan Alevilerin yaşaması durumudur. Örneğin ülkemizde “Kızılbaş” olarak adlandırılan ve “Alevi-Bektaşi” diye bilinenlerle birlikte, Azeri kökenl i “Şiiler” ve Arap kökenli “Nusayrilerin” bir arada bulunması gibi. 8
Dünya üzerinde yaşayan Alevilerin ve Alevilik anlayışlarının bu kadar çeşitlilik göstermesine neden olan faktörleri toplumbilimsel açıdan çözümlersek:
1. Alevi Toplulukların Hz. Ali'ye Atfettikleri Değerin Birbirinden Farklı Olması
Hz. Ali'ye sevginin normal ve makul ölçüde olanı yanında, derece derece Hz. Ali'yi Tanrısallığa ulaştıracak kadar aşırı biçimde seven Alevi toplulukları vardır. İran'da yaşayan Şiiler, Hz. Ali'nin hilafet yani iktidarı elinden alınmış olduğunu ileri süren bir yaklaşımla benimsemekle birlikte, yine İran'da yaşayan Ehl-i Hak (Ali İlahi) topluluğu Hz. Ali sevme ve ibadet uygulamaları bakımından farklılık göstermektedir.
Zaten Ehl-i Haklar Hz. Ali'ye besledikleri fazla sevgiden dolayı, O' nu Tanrısallaştırmış ve efsaneleştirmiştir. Bundan dolayı Ehl-i Haklara "Ali İlahi", "Ali Allahi" de (yani Ali'yi Allah bilenler de) denilmiştir. Bu yönü ile ülkemizdeki Alevi-Bektaşilerle Ehl-i Haklar benzer özellikler göst ermektedir.
2. Alevi Topluluklarında Hz. Ali'nin Kabul Gören Soy Zincirinin Birbirinden Farklı Olması
Hz. Ali'nin kabul gören soy zincirinin kısalığı ya da uzunluğu da Alevi kabul edilen toplulukları birbirinden farklı kılmaktadır. Alevilik içinde kabul edilen bu farklı kollar, Yemen ve çevresinde yaygınlığa sahip olan dört imamı benimseyen " Zeydiyye Kolu"; Hindistan ve Pakistan çevresinde yedi imamı benimseyen "İsmâliyye Kolu"; Anadolu, Azerbaycan ve İran bölgesinde oniki imamı benimseyen "İmamiye Şiası Kolu ", Hz. Ali'nin kabul gören soy zincirine göre farklılık göstermektedir.
3. Alevi Topluluklarında İbadet, Tören ve Ritüellerinin Uygulanma ve Ortaya Konma Biçimlerinin Birbirinden Farklı Olması
İbadet biçimleri bakımından Sünni ibadet biçimine benzer Alevi topluluklarının yanı sıra, Sünni Ortodoks ibadetlerden çok farklı ibadet biçim ve ritüellere sahip Alevi topluluklarına da rastlamak olanaklıdır. Yani Sünni ibadetlerin benzerini yerine getiren ve uygulayan İranlı Şiiler gibi, Sünni ibadetlere ben zemeyen ibadet ve ritüellere sahip "Alevi-Bektaşi" ve "Ali İlahi" gibi isimlendiren Alevi toplulukları da bulunmaktadır. Ancak bu farklılıkların tarihsel-siyasal-ekonomik, toplumsal ve kültürel arka planının bulunduğu gözden kaçırılmamalıdır.
4. Alevi Topluluklarının Kültürel Bakımdan Beslendikleri Kaynakların Birbirinden Farklı Olması
Daha çok bir ülkemiz içerisinde yaşayan Kızılbaş/Alevi-Bektaşi topluluklarının tümü dini amaca uygun olarak yaptıkları ibadetler ya da ritüeller içindeki küçük uygulama farklılıklarından dolayı değişiklik adlarla anıldıkları görülmektedir. Bu ayrım daha çok Alevi öğretici ya da Alevi topluluklarını yönlendiren önderin ve Alevi topluluklarının yerleştikleri bölgelerin kültürlerini de özümsemelerinden dolayı ortaya çıkan bir d urumdur. Dolayısıyla bu durum Aleviliğin çözümlenmesinde alt ayrımların yapılmasında kullanılabilir. Örneğin Anadolu Alevi öğreticilerinin genel bir sınıflaması yapıldığında karşımıza çıkan tablo şöyledir:
- Ocakzadeler Kolu : Anadolu'ya Hacı Bektaş Veli' den önce gelen, yerleşen ve Aleviliği soy anlayışına dayalı olarak sürdüren " Dedeler Kolu" yani “Ocakzadeler Kolu”9
- Dedeganlar/Çelebiler Kolu : Hacı Bektaş Veli' nin soyundan geldiği kabul gören ve yine Aleviliği soy anlayışına dayalı olarak s ürdüren "Dedeganlar" yani "Çelebiler Kolu".
- Babaganlar Kolu : Var olan Alevilik olgusunda, "kamil insan" yaklaşımını, tarikat modelinde soydan gitmeyeceğine inanan ve öğreticilerin mertebeleşme ile örgütlendiği " Babagan Kolu" yani “Babalar Kolu”.
- Diğer Öğreticiler :
b) Geçici İcazetli Dedeler : Çelebilerin gidemediği yörelerde görev yapmak için yazılı ve mühürlü bir belge ile işlev gören "Geçici İcazetli Dedeler".
c) Bağımsız Babalar : Babagan kolundan bağımsız hareket eden baba ya da halifebabaların oluşturduğu değişik adlarla anılan (örneğin: Bedreddini Babalar gibi) "Bağımsız Babalar" öğretici olarak görev yapmaktadırlar.
d) Başka Öğreticiler : Yine günümüzde öğreticilik/önderlik görevi yerine getiren yazar ve araştırmacıların oluştuğu grup modernlik sürecinde zorunluluktan ortaya çıkmış toplumsal bir gruptur. Kırdan kopuş sürecinde göç edenler kentlileşirken, yani geleneksellikten modernliğe geçişte “Dedelik/Babalık Kolu” nun Kızılbaşlar üzerinde işlevini yitirmesi ya da yerine getirememesi sonucu ortaya çıkan bir “tampon kurum” özelliği taşımaktadır.
[/INDENT][/INDENT][/INDENT][/INDENT] Görüleceği gibi tüm Alevi toplulukları hangi açıdan ele alınırsa alınsın temel hareket noktası yani genel belirleyici Hz. Ali olmaktadır. Öğreticiler açısından bile konuya yaklaşıldığında, soydan gelme ya da o yola inanma bağlamında bile belirleyici olan Hz. Ali'ye olan bağlılık dahası onun koyduğuna inanılan, kurallara gösterilen liyakat esastır.
Ülkemizde yaşayan Kızılbaş/Alevi-Bektaşi toplulukları sosyolojik açıdan analiz edersek, bu inanca bağlı toplulukları şu kategorilere ayırabiliriz ve inceleyebiliriz:
- Yaşadıkları Bölgelere Göre Farklılaşan Kızılbaş/Alevi-Bektaşi Topluluklar a) Tarihi Yerleşim Alanlarında/Bölgelerinde Yaşayan Kızılbaşlar/Alevi-Bektaşiler
( Cumhuriyet öncesi ve sonrasında mevcut kırsal yerleşim alanlarında yaşamlarını sürdüren Kızılbaşlar/Alevi-Bektaşiler)
b) Göç Sonrası Yerleşilen Alanlarda/Bölgelerde Yaşayan Kızılbaşlar/Alevi-Bektaşiler
( Ağırlıklı olarak 1950 sonrasında İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Mersin vb. gibi daha çok kentsel alanlara göç eden Kızılbaşlar/Alevi-Bektaşiler)
<B>
- Dini Öğreticilerine/Önderlerine Göre Farklılaşan Kızılbaş/Alevi-Bektaşi Topluluklar
i) Bağlı Oldukları Yaşayan Öğreticilere/Önderlere Göre Kızılbaş/Alevi-Bektaşi Topluluklar .
[/INDENT][/INDENT][/INDENT]
- Ocakzade Dedeler Koluna Bağlı Olarak Yaşayan Kızılbaşlar/Alevi-Bektaşiler
- Ocakzade Dedeler Koluna Bağlı Olarak Yaşayan Kızılbaşlar/Alevi-Bektaşiler
- Ocakzade Dedelere Bağlı Olanlar
- Dikme Dedelere Bağlı Olanlar
- Ocakzade Dedelere Bağlı Olanlar
- Dedegan (Çelebiler) Koluna Bağlı Olarak Yaşayan Kızılbaşlar/Alevi-Bektaşiler
- Dedegan (Çelebiler) Koluna Bağlı Olarak Yaşayan Kızılbaşlar/Alevi-Bektaşiler
- Dedegan (Çelebiler ) Koluna Bağlı Olanlar
- İcazetli Dedelere Bağlı Olanlar
- Dedegan (Çelebiler ) Koluna Bağlı Olanlar
- Babagan ( Babalar ) Koluna Bağlı Olarak Yaşayan Kızılbaşlar/Alevi-Bektaşiler
- Babagan ( Babalar ) Koluna Bağlı Olarak Yaşayan Kızılbaşlar/Alevi-Bektaşiler
- Dedebabaya Bağlı Ol anlar
- Bağımsız Babalara Bağlı Olanlar
- Bedreddini Babalara Bağlı Olanlar
- Dedebabaya Bağlı Ol anlar
- Hiçbir Dini Öğreticiye/Öndere Bağlı Olmadan Yaşayan Kızılbaşlar/Alevi-Bektaşiler
- Hiçbir Dini Öğreticiye/Öndere Bağlı Olmadan Yaşayan Kızılbaşlar/Alevi-Bektaşiler
[/INDENT][/INDENT][/INDENT] a) Kendini Hacı Bektaş Veli’ye Bağlı Kabul Eden Kızılbaş/Alevi-Bektaşi Topluluklar
- Hacı Bektaş Veli’yi Seven ve Kendinin Ona Bağlı Bir Kol Olduğunu Kabul Edenler
- Hacı Bektaş Veli’yi Seven ve Kendinin Ondan Farklı Bir Kola Bağlı Olduğunu Kabul Edenler (Ocakzadeler gibi)
- Hacı Bektaş Veli’yi Seven ve Kendinin Ona Bağlı Bir Kol Olduğunu Kabul Edenler
[/INDENT][/INDENT][/INDENT][/INDENT] C. Etnik Yapılarına Göre Farklılaşan Kızılbaş/Alevi-Bektaşi Topluluklar
[INDENT][INDENT][INDENT] a) Türk/Türkmen Kökenliler
b) Kürt Kökenliler
c) Zaza Kökenliler
d) Arap Kökenliler
e) Arnavut Kökenliler
[/INDENT][/INDENT][/INDENT]
- f) Acem Kökenliler
D. Yerleşim Yerlerindeki Yoğunluklarına Göre Farklılaşan Kızılbaş/Alevi-Bektaşi Topluluklar
[/INDENT][/INDENT][/INDENT]
[/INDENT][/INDENT][/INDENT]
Giriş bölümünde açıklanan kuramsal çerçeve ile bilimsel yöntemi bağdaştıracak ve araştırmaya ışık tutacak bilgi toplama araçlarından yararlanılmıştır. Özet olarak tümdengelim ve tümevarım yaklaşımlarının araştırma içinde bütünleşmesine ve araştırmayı beklenen sonuca ulaştıracak birer araç olarak kullanılmalarına dikkat edilmiştir. 10
Toplumbilimsel araştırmalarda, bilgiyi elde edebilmek ve düzenli bir biçimde ortaya koyabilmek için "bilimsel yöntem"den 11 yararlanılmak zorundadır. "Bilimsel yöntem, olguları ya da olgusal ilişkileri açıklamaya yarayan, mantıksal düşünme ve çıkarım kurallarını içeren bir süreçtir. Bilimsel yöntem hem tümevarımsal hem de tümden gelimseldir.” 12 Yani “bilimsel yöntem, tümevarım ile tümdengelim yaklaşımlarının ayrı ayrı yeterli olmayışları sonucu, her ikisini de içeren, iki yaklaşımın bir sentezi olarak ortaya çıkmıştır. 13 Bilimsel yöntemin temel özelliği, olgulardan hareket etmesi, nesnel gerçeğe, somuta veya nesnel varlığa dönük olmasıdır.” 14 Bundan dolayı araştırmada, bilimsel araştırma yöntem ve teknikleri kullanımıştır. 15
Bu çalışmada istenilen bilgiye ulaşılabilmek, sağlıklı sonuçlar alabilmek - elde edilen bilgilerin güvenir ve geçerli olabilmesi - için kullanılacak yöntem ve tekniklerin seçimi üzerinde önemle durulmuştur. Araştırma konusunu belirledikten sonra, öncelikli olarak “Kızılbaşlık ”, “Alevilik”, “ Bektaşilik ”, “ Rafızilik” vb. gibi adlarla anılan topluluğu, doğrudan ya da dolaylı olarak ele alan kaynaklarla ilgili arşiv araştırması yapılmıştır. 16 Ayr ıca sosyoloji alanında, “ bilimsel yöntem ve teknikler ” üzerine yazılı kaynaklardan 17 , yine sosyoloji ve ilahiyatın ortak alt dalı “ din sosyolojisi ” alanında yapılmış olan “kuramsal çalışmalardan ” ve “ alan çalışmalarından” faydalanılmıştır. 18 Yine bu araştırmaya derinlik kazandıracak halkbilim, antropoloji, etnoloji, ilahiyat vb. gibi bilim dallarında yapılan araştırmaların yöntem ve teknikleri incelenmiştir. 19
Araştırmada Kızılbaş/Alevi-Bektaşi toplulukların tümünü incelemenin olanaksızlığından dolayı - ana kitlenin bütünü yerine - topluluğu temsil edebilecek yani güvenirliliği ve geçerliliği olabilecek “temsili” bir parçasının incelenmesi benimsenmiştir. Alan araştırmasında tesadüfi örneklem ile belirlenen Kızılbaşlara/Alevi-Bektaşilere, anket ve görüşme formu uygulanmıştır. Ayrıca katılımlı gözlem gibi veri toplama teknikleri kullanılmıştır. “Anket” ve “Görüşme Formu”nun hazırlanmasında izlenen yol şöyledir: Kızılbaş/Alevi-Bektaşi toplulukların yazılı kaynaklarıda 20 ,inanç ritüellerine ilişkin yol kuralları (erkanlar) esas alınarak, incelenecek alana uygun öncelikli sorular hazırlanmış, daha önce alan yönelik olarak yapılmış çalışmalar çerçevesinde eksikler gözden geçirilmiş ve bu sorular pilot çalışma sonrasında gerekli düzeltmeler ve değişiklikler yapıla r ak anketler uygulanmıştır.
Oluşturulan anket 21 ve görüşme formları 22 , katılarak gözlem tekniği kullanılarak İstanbul Merdivenköy Şahkulu Sultan Dergahı ’nda ve 6. - 7. ve 8. Uluslararası Hacı Bektaş Veli’yi Anma Törenleri ’nde uygulanmıştır. Araştırma kapsamı yalnızca Alevilerle sınırlı tutulmuş, bu inanç yapısı dışında olduğunu belirten kişilere görüşme formu ya da anket uygulanmamıştır.
Çalışmanın bölümleri, belli başlı iki merkezde gerçekleştirildiği için araştırma; tanımlayıcı ve kesitsel bir araştırmadır.
[INDENT][INDENT] 1. EVREN ÖRNEKLEM
[/INDENT][/INDENT] Alan araştırması bölümünde iş yeri ya da konutlar yerine, Kızılbaş/Alevi-Bektaşi toplulukların kutsal mekanları veya özel anma günlerinin seçilmesinde, bu topluluk üyeleri gündelik
yaşamlarında anket çalışmasına – dahası soru bile sorulmasına – pek sıcak bakmaması, ayrıca sorunların din/inanç gibi hassas bir konuyu içermesi gibi olumsuzluklardan dolayı ankete katılımın çok düşük düzeyde kalabileceği göz önüne alınarak araştırma alanı “İstanbul Merdivenköy Şahkulu Sultan Dergahı” nda ve “ Uluslararası Hacı Bektaş Veli’yi Anma Törenleri” belirlenmiştir. Yine görüşülmek istenen kitleye kolayca ulaşmak olanağı da yer seçiminin belirlenmesinde etkili olmuştur.
Tercih edilen mekanın ve topluluğa ait etkinliğin araştırma alanı olarak seçilmesinde, dergah bahçesinde “Şahkulu Sultan” ve diğer erenlere ait gömütlerin olması, dergahdaki mistik ortam, inanç ritüellerine yönelik faaliyetlerin olması, gelen topluluk üyelerinin aidiyet duygusu ile gerek anket, gerek görüşme formunun yanıtlanmasında sağladığı kolaylık belirleyici olmuştur. Bu ortamda görüşülmek istenen bireyler daha kolay ikna edilmiş, topluluk nezlinde inandırıcı olmayı sağlayan güven duygusu bu ortamda kolayca sağlanmış, görüşmeye katılanların zarar görmeyeceği duygusunu pekişm i ş ve dolayısıyla araştırmaya katılım artmıştır. Özellikle Şahkulu Sultan Dergahı Vakfı’nın yöneticilerinin araştırma boyunca sağladıkları çalışma mekanı ise, araştırmayı kolaylaştıran bir başka önemli etmendir.
Farklı yerleşim birimlerinden (kırsal ve kentsel alanlardan) gelen Kızılbaşların/Alevi-Bektaşilerin inanç uygulamalarını ve pratiklerini belirlemek ve de uygulama sıklıklarını belirleyebilmek için özellikle “Hacı Bektaş Veli”yi anma etkinliklerinde anketlerden faydalanılmıştır. Ancak kırsal ve kents e l mekanlara yönelik hazırlanan anket ve görüşme formu, özellikle medya etkisinden uzak olan ve kontrol grubu olarak belirlenen “Nizip Abdalları”na uygulanırken göçer-yarı göçer topluluklara yönelik bazı konular açısından eksiklikler olduğu gözlemlenmiştir (Bu grubun yıl içi gerçekleştirdiği hareketlilik ve bu toplumsal hareketliliğin ortaya çıkardığı yapıyla ilgili soruların olmayışı gibi).
Bu araştırma yalnızca Kızılbaşlara/Alevi-Bektaşilere yönelik olduğu için bu inançtan olanlarla sınırlı tutulmuş, bu inanç yapısı dışında olduğunu belirten kişiler – örneğin, İstanbul ilinde araştırma kapsamında yer alan Şahkulu Sultan Dergahı’na veya Hacıbektaş ilçesindeki anma törenlerine, bir evliyayı ziyaret etmek, Kızılbaşların/Alevi-Bektaşilerin inançlarını izlem e k ya da her ne amaç için gelirse gelsin Sünni inançtan olanlar, ülkemiz içinde yaşayan “İran Şiiliği”ne benzer özellikler taşıyan “ Caferiler ” ve özellikle Antakya ve çevresinde yaşayan “ Nusayriler” , bu araştırma kapsamı dışında tutulmuştur.
Zaman ve ma ddi olanaklar açısından “Nizip Abdalları” tam örneklem, araştırmanın diğer bölümlerinde ise tesadüfi örneklem tekniği kullanılmıştır.
- ARAŞTIRMANIN DEĞİŞKENLERİ Araştırmanın bağımlı değişkenleri, inanç uygulamalarının biçimleri, inanç uygulamalarının sıklıkları, inançla ile ilgili bilgileri öğrenme yerleri, bağlı oldukları öğreticiler/önderleri değerlendirme biçimleri, hayır işlerine ait uygulamaları, ziyaret yerlerine ve boş inanma ile ilgili düşüncelerini anlatmaktadır.
Araştırmanın bağımsız değişkenleri ise, Kızılbaş/Alevi-Bektaşi topluluğa ait bireylerin kendini dinsel ve etnik olarak tanımlama biçimi, bağlı oldukları öğreticiler/önderler, yaş durumları, cinsiyet , gelir düzeyi, eğitim düzeyi /öğrenim durumları, kitle iletişim araçlarını izleme duru m ları, medeni durumları, kırsal ya da kentsel alanlarda yaşamaları gibi toplumsal-ekonomik statüyü belirleyen değişkenleridir.
- BİLGİ TOPLAMA ARAÇLARI Gözlem
Özellikle “ Dede/Evlad-ı Resul /Seyyid ” veya “Baba/Halifebaba/Dedebaba ” diye adlandırılan Kızılbaş/Alevi-Bektaşi topluluğun dini önderleri/öğreticileri ile görüşülmüş, ses ve/veya görüntü kayıtları alınmıştır. Özellikle kısa bir süreyi içeren Hacı Bektaş Veli’yi Anma Törenleri’ne ilişkin değerlendirmeleri daha geniş açıdan yapabilmek amacıyla Ağustos ayının 13 ile 20’si arasında Hacıbektaş ilçesinde kalınmıştır. İki öğretici/önder sayılan kolun önde gelen kişilerinin - Dedegan/Çelebiler Kolu’ndan Doğan ve Yusuf Ulusoy’un ve Babagan Kolu’ndan Halifebaba Mustafa Eke’nin23 - evlerinde kalınmış ve talib/derviş gibi bu şahsiyetlere bağlı insanların “ adak kurbanı”, “hakkullah/çıralık verme”, “meydan açma” vb. gibi inanç uygulamalarına yönelik ritüelleri gözlemlenmiştir. İstanbul’da yürütülen çalışmada, çoğunlukla görüşme formu kullanılmış ve ayrıca “ Cem Ayini”, “Semahlar”, “ Muharrem Ayı ”ve “ Aşure Günü ”, “ Adak Kurbanı ”, “ Can Aşı ”, “[BNevruz[/B]” ve “ Kurban Bayramı ” vb. gibi Alevilere ait önemli dönemler, inanç uygulamaları/pratikleri ve ritüeller, görüntü kayıtları da yapılarak izlenmiştir. Böylece konuya ilişkin bilgiler, belirgin ölçüde zenginleştirilmiştir.
Pilot Çalışma
Daha önce açıklanmış olan kurumsal çerçeveye göre hazırlanan " Kızılbaş/Alevi-Bektaşi Kültürünü Araştırma Anketi" (10 kişiye), “Bektaşiliğin Babagan Kolu Öğreticileri: Halifebaba / Baba Görüşme Formu” (5 kişiye) ve “ Dedelik Kurumu Görüşme Formu” (5 kişiye) Şahkulu Sultan Dergahı’nda toplam 20 kişiye uygulanmıştır. Pilot çalışmanın amacı, soruların ne kadar zaman aldığı, anketteki ve görüşme formundaki anlaşılmayan soru, sözcük ve cümlelerde ne gibi düzeltmelerin yapılması gerektiğini tespit etmek olmuştur.
Bu uygulama sonuçlarına göre, ankette ve görüşme formunda bazı düzenlemeler yapılmıştır. Düzeltmeler sırasında anketin ve görüşme formunun kapsam bakımından bütüncü bir görüşü yansıtması, araştırma probleminin çözümüne sağlayacağı katkı göz önünde bulundurulmuştur. Araştırma konusunun karmaşıklığından dolayı soruların kapsamı, beklenen sonuçları aşacak, ancak, bizi beklenen amaca ulaştıracak biçimde düzenlenmiştir.
- ALAN ÇALIŞMASININ SÜRESİ
- ARAŞTIRMANIN DEĞİŞKENLERİ Araştırmanın bağımlı değişkenleri, inanç uygulamalarının biçimleri, inanç uygulamalarının sıklıkları, inançla ile ilgili bilgileri öğrenme yerleri, bağlı oldukları öğreticiler/önderleri değerlendirme biçimleri, hayır işlerine ait uygulamaları, ziyaret yerlerine ve boş inanma ile ilgili düşüncelerini anlatmaktadır.
Yapılan çalışmada kent boyutunu verebilmek için, araştırmanın İstanbul’da yapılan kısmı bu kapsamda değerlendirilmiştir. Alan araştırmasına katılanlar içerisinde kent boyutunun ele alındığı bu bildiride Hacı Bektaş Veli’yi Anma Törenleri’nde yapılan çalışma kapsam dışında bırakılmıştır. Şahkulu Sultan Dergahı’nda yapılan çalışma sırasında elde edilen verilerin tümünün bu makalede değerlendirmeye tutulması yer ve zaman açısından olanaklı değildir. Tüm araştırmaya ilişkin sonuçlar/kalan veriler daha sonra kitap olarak yayınlanacaktır.
Araştırmaya katılanların bir bölümü –103 anket – ya görüşülenlerin görüşme sırasında mekandan (Şahkulu Sultan Dergahı’ndan) ayrılmak zorunda olmaları , ya da anket sorularının uzunluğu nedeniyle soruların bazı görüşülenleri sıkılıp görüşmeyi yarıda bırakması gibi nedenlerden dolayı değerlendirme dışı bırakılmıştır. Yine araştırmanın başlangıç döneminde yer alan ve anketçi olarak kullanılan Alevilik-Bektaşilik Temel Eğitim Kursu öğrencilerinin, görüşmeler sırasında jest y a da mimiklerle görüşülenleri yönlendirdikleri görüldüğü için 74 anket geçersiz sayılmış ve bu aşamadan sonra çalışma yeniden Şahkulu Sultan Dergahı’nda bizzat araştırmacılar Sosyolog Ali AKTAŞ ve Siyasal Tarihçi Ali YAMAN tarafından, Hacı Bektaş Veli’yi Anma Törenleri’ndeki anketler ise Sosyolog Ali AKTAŞ ve Sosyolog Çiğdem AKTAŞ tarafından araştırma için seçilen iki alanda uygulanmıştır.
![[Resim: 114ld.jpg]](http://b1112.hizliresim.com/s/c/114ld.jpg)
![[Resim: 62603036jk8.png]](http://img363.imageshack.us/img363/1566/62603036jk8.png)
![[Resim: 67609351jd8.png]](http://img219.imageshack.us/img219/4279/67609351jd8.png)
![[Resim: 10js2.png]](http://img363.imageshack.us/img363/3542/10js2.png)
![[Resim: 19rq2.png]](http://img366.imageshack.us/img366/1614/19rq2.png)
![[Resim: 21vl5.png]](http://img363.imageshack.us/img363/9420/21vl5.png)
![[Resim: 22hu8.png]](http://img363.imageshack.us/img363/7070/22hu8.png)
![[Resim: 23dd4.jpg]](http://img363.imageshack.us/img363/4669/23dd4.jpg)
![[Resim: 24py8.jpg]](http://img363.imageshack.us/img363/1374/24py8.jpg)
![[Resim: 25kz9.jpg]](http://img219.imageshack.us/img219/6972/25kz9.jpg)
![[Resim: 26ss2.jpg]](http://img366.imageshack.us/img366/9805/26ss2.jpg)
![[Resim: 27ym1.jpg]](http://img219.imageshack.us/img219/3905/27ym1.jpg)
![[Resim: 28su2.jpg]](http://img219.imageshack.us/img219/8611/28su2.jpg)