You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Kayıp Bir Alevi Efsanesi - Pir Silvanus (???)

Kayıp Bir Alevi Efsanesi - Pir Silvanus (???)

Member
Kayıp Bir Alevi Efsanesi - Pir Silvanus (???)
Alıntı:
EKİN;


Sevgili Tunç, senden bir ricam olacak, bu arkadaşın yazılarını gülmece bölümünde yazar mısın! Çok komik adam bu erdoğan çınar gerçekten. Yazık aslında üzülmüyorda değilim hani. Küçükken kafasının üzerine düşürmüşler diye duymuştum. demek doğruymuş.


Sevgili dostlar

Erdoğan Çınar Bir iddada bulunuyor Pirsultan Abdal 7. y.yılda yaşamıştır şu konsil kararında yazıyor ,hiristiyan kilisesi görevlisi sicilyalı peter bunu rapor etmiş diyor,eger amacınız insanları bilgilendirmek ,tartışarak doğrulara ulaşmaksa bu yaklaşımınız emin olun kimseye bir faydası dokunmayacaktır.

Erdoğan Çınar'ın yazdıklarının karşısına şunu yazmanız gerekir?

Hayır Pirsultan Abdal idda edildigi gibi 16. y.yılda yaşamıştır şu osmanlı kayıtlarında vardır.

Erdoğan Çınar'a Üzülecegimize Alevikle ilgili gerçekleri kim söylerse söylesin kuşku ile yaklaşıp araştırmamız gerektigi kanısındayım.

Bu konuya cevap yazan tüm arkadaşlardan ricam komik buldukları bu iddaya karşı Pirsultanla ilgili belgeleri lütfen bu sayfalara koysunlar bizde faydalanalım.

Saygılar sevgiler ali karul.
Administrator
Kayıp Bir Alevi Efsanesi - Pir Silvanus (???)
Pir Sultan'la İlgili Başka Bir Arastırma;

Pir Sultan Abdal'ın hayatını araştıran tarihçilerin içinden çıkamadığı en büyük bilmece bulunan Osmanlı arşiv belgesi ile çözüldü.

Daha önce Sivas yöresinde görevli iki tane Hızır Paşa'nın varlığı biliniyor ama onların yönetim tarihleri ile Pir Sultan Abdal'ın olası ölüm tarihi örtüşmüyordu. Araştırmacılar ünlü ozanın ya daha ileri bir tarihte idam edildiğini kabulleniyor veya ya onun ya da Hızır Paşa'nın gerçekten yaşayıp yaşamadığına emin olabiliyorlardı.

Araştırmacı Ali Haydar Avcı, ünlü ozan ile aynı çağda bölgeye atanan "yeni bir" Hızır Paşa'nın varlığını ispatladı ve tarihi belirsizliği ortadan kaldırdı.
Ali Haydar Avcı, yayınlanan araştırmasında, aynı zamanda ozanın tüm şiirlerini mısra mısra analiz ederek, birden fazla Pir Sultan Abdal yaşadığı iddialarını da yalanladı.

Araştırmanın tarih açısından önemli bir yönü de "ozanın devlete başkaldırmadığı" tezlerini çürütmesi. Avcı'ya göre Banazlı Haydar isyanlara destek vermekle kalmayıp, isyanlara bizzat katılmıştı ve "Pir Sultan iftira ile haksız asıldı" diyenler, ozanın gerçek rolünün farkında değiller.

Ali Haydar Avcı, Mühimme Defterleri kayıtlarında bulduğu belgelerle bu sırrı çözdü ve Pir Sultan Abdal'ın olası ölüm tarihleri ile aynı dönemde Sivas'ta görevli Hızır Paşa nam bir Beylerbeyi olduğunu ispatladı.

Bu Hızır Paşa 1560 yılında Rum (Sivas) Eyaleti Beylerbeyi idi. 27 Şaban 967 (23 Mayıs 1560) tarihinde doğrudan jendisine gönderilen bir hüküm ve 9 Zilkade 967 (1 Ağustos 1560) tarihinde Dulkadirli Beylerbeyine hitaben yazılan "Sancak Defterlerinin Rum Beylerbeyi Hızır Paşa'ya gönderilmesi" yönündeki emirname bu Hızır Paşa'nın aranan Hızır paşa olduğunu ispatlıyor.



Dün gece seyrimde coştuydu dağlar
Seyrim ağlar ağlar Pir Sultan deyü
Gündüz hayalimde gece düşümde
Düş de ağlar ağlar Pir Sultan deyü.

Uzundu usuldu dedemin boyu
Yıldız'dır yaylası,Banaz'dır köyü
Yaz bahar ayında bulanır suyu
Sular ağlar ağlar Pir Sultan deyü

Pir Sultan kızıydım ben de Banaz'da
Kanlı yaş akıttım baharda güzde
Dedemi astılar kanlı Sivas'ta
Dar ağacı ağlar ağlar Pir Sultan deyü

Kemendimi attım,dara dolaştı
Kafirlerin eli kana bulaştı
Koyun geldi kuzuları meleşti
Koçlarda ağlaşır Pir Sultan deyü
Member
Kayıp Bir Alevi Efsanesi - Pir Silvanus (???)
Alıntı:
Aliekber


Pir Sultan'la İlgili Başka Bir Arastırma;

Pir Sultan Abdal'ın hayatını araştıran tarihçilerin içinden çıkamadığı en büyük bilmece bulunan Osmanlı arşiv belgesi ile çözüldü.

Daha önce Sivas yöresinde görevli iki tane Hızır Paşa'nın varlığı biliniyor ama onların yönetim tarihleri ile Pir Sultan Abdal'ın olası ölüm tarihi örtüşmüyordu. Araştırmacılar ünlü ozanın ya daha ileri bir tarihte idam edildiğini kabulleniyor veya ya onun ya da Hızır Paşa'nın gerçekten yaşayıp yaşamadığına emin olabiliyorlardı.

Araştırmacı Ali Haydar Avcı, ünlü ozan ile aynı çağda bölgeye atanan "yeni bir" Hızır Paşa'nın varlığını ispatladı ve tarihi belirsizliği ortadan kaldırdı.
Ali Haydar Avcı, yayınlanan araştırmasında, aynı zamanda ozanın tüm şiirlerini mısra mısra analiz ederek, birden fazla Pir Sultan Abdal yaşadığı iddialarını da yalanladı.

Araştırmanın tarih açısından önemli bir yönü de "ozanın devlete başkaldırmadığı" tezlerini çürütmesi. Avcı'ya göre Banazlı Haydar isyanlara destek vermekle kalmayıp, isyanlara bizzat katılmıştı ve "Pir Sultan iftira ile haksız asıldı" diyenler, ozanın gerçek rolünün farkında değiller.

Ali Haydar Avcı, Mühimme Defterleri kayıtlarında bulduğu belgelerle bu sırrı çözdü ve Pir Sultan Abdal'ın olası ölüm tarihleri ile aynı dönemde Sivas'ta görevli Hızır Paşa nam bir Beylerbeyi olduğunu ispatladı.

Bu Hızır Paşa 1560 yılında Rum (Sivas) Eyaleti Beylerbeyi idi. 27 Şaban 967 (23 Mayıs 1560) tarihinde doğrudan jendisine gönderilen bir hüküm ve 9 Zilkade 967 (1 Ağustos 1560) tarihinde Dulkadirli Beylerbeyine hitaben yazılan "Sancak Defterlerinin Rum Beylerbeyi Hızır Paşa'ya gönderilmesi" yönündeki emirname bu Hızır Paşa'nın aranan Hızır paşa olduğunu ispatlıyor.



Dün gece seyrimde coştuydu dağlar
Seyrim ağlar ağlar Pir Sultan deyü
Gündüz hayalimde gece düşümde
Düş de ağlar ağlar Pir Sultan deyü.

Uzundu usuldu dedemin boyu
Yıldız'dır yaylası,Banaz'dır köyü
Yaz bahar ayında bulanır suyu
Sular ağlar ağlar Pir Sultan deyü

Pir Sultan kızıydım ben de Banaz'da
Kanlı yaş akıttım baharda güzde
Dedemi astılar kanlı Sivas'ta
Dar ağacı ağlar ağlar Pir Sultan deyü

Kemendimi attım,dara dolaştı
Kafirlerin eli kana bulaştı
Koyun geldi kuzuları meleşti
Koçlarda ağlaşır Pir Sultan deyü


sevgili aliekber

Bu araştırma yeni olmadıgı gibi alevi camiasında pekte itibar görmeiştir.

Sebebi bahsedilen dönemde yaşayan hızır paşanın adı divane hızır paşadır ve bu dönemde osmanlı kayıtlarında hiçbir başkaldırı yoktur.

Koca haydara gelince ne kendisi pirsultandır nede hayatı gayriciddi zorlama bir hikayeden başka birşey degildir olsa idi itibar görürdü,osmnlı kayıtlarında koca haydarın yaşamının pirsultana benzeyen hiçbir yanı yoktur.ve böylesine büyük bir başkaldırının hiçbir belirtiside yoktur.


Başka pirsultanlara gelince ,kendi dörtlüklerinde bulabiliriz bunu fazla uzaga gitmeye gerek yoktur.

Şu kanlı zalimin ettiği işler
Garip bülbül gib zareler beni
Yağmur gibi taşlar yağar başıma
Dostun bir gülü yareler beni


Başına yagmur gibi taşlar yagan birisi bu dörtlügü nasıl yazar.


Pir Sultan'ım yaratıldım kul diye
Zalim Paşa elinden mi öl diye
Dostum beni ısmarlamış gel diye
[FONT=Times New Roman, Times, serif] Geleceğim ama yol bozuk



Zalim paşa elinden ölen birisi kalkıp bu dörtlügü yazacagı düşünülemez sanırın .

Ali haydar avcıda bunları cevaplayamadıgı için bu tezi ciddiye alınmadı alınacak bir tarafıda yok.
[Resim: smile.gif]Saygılar Sevgiler Ali karul.

Işık'la Kalın.


Biz aşığız ne söylesek
Sözümüzde yalan olmaz
Sır içinde sır saklarız
Hiç kimseye ayan olmaz.
Administrator
Kayıp Bir Alevi Efsanesi - Pir Silvanus (???)
Alıntı:sevgili aliekber

Bu araştırma yeni olmadıgı gibi alevi camiasında pekte itibar görmeiştir.

Yapılan sadece kelime oyunu.

Sevgili Can Aynı Şeyi Bende söylemek istedim Pir Sultan için Yüzlerce Araştırma var Ama En Alakasız olanıda Pir Silvanuş Benzetmesidir. çok kişi araştırma yaptı ama o Pir Sultan Kim Olduğunu yaşadığı zamanı sözlerinde anlatıyor bu sadece bir örnek.



Bizden selam söylen Kul Himmet kardaşa
Vucudun şehrini gezsin de gelsin
Yedi kat yer ile yedi kat göğün
Onun manasını versin de gelsin

Benim aradığım Hazret-i Ali
Altından dökülmüş Düldül’ün nalı
Kırk arşın kuyudan kim çıkarmış yolu
Yolun tedarikin sürsün de gelsin

Dervişlik dediğin bir kolay iştir
Ali’nin gördüğü mubarek düştür
Canı yok, cismi yok bu nasıl kuştur
Bu kuşun dilinden bilsin de gelsin

Derviş dediğin arıdır özü
Araya mı gitti garibin sözü
Demirin üstüne karınca izi
Karanlık gecede görsün de gelsin

PİR SULTAN Abdal’ım özümüz darda
Seni sakınırım ağyar nazarda
Çıkmadık canda, kazılmadık mezarda
Cenaze namazın kılsın da gelsin
Member
Kayıp Bir Alevi Efsanesi - Pir Silvanus (???)
Alıntı:
Aliekber;


Yapılan sadece kelime oyunu.

Sevgili Can Aynı Şeyi Bende söylemek istedim Pir Sultan için Yüzlerce Araştırma var Ama En Alakasız olanıda Pir Silvanuş Benzetmesidir. çok kişi araştırma yaptı ama o Pir Sultan Kim Olduğunu yaşadığı zamanı sözlerinde anlatıyor bu sadece bir örnek.



Bizden selam söylen Kul Himmet kardaşa
Vucudun şehrini gezsin de gelsin
Yedi kat yer ile yedi kat göğün
Onun manasını versin de gelsin

Benim aradığım Hazret-i Ali
Altından dökülmüş Düldül’ün nalı
Kırk arşın kuyudan kim çıkarmış yolu
Yolun tedarikin sürsün de gelsin

Dervişlik dediğin bir kolay iştir
Ali’nin gördüğü mubarek düştür
Canı yok, cismi yok bu nasıl kuştur
Bu kuşun dilinden bilsin de gelsin

Derviş dediğin arıdır özü
Araya mı gitti garibin sözü
Demirin üstüne karınca izi
Karanlık gecede görsün de gelsin

PİR SULTAN Abdal’ım özümüz darda
Seni sakınırım ağyar nazarda
Çıkmadık canda, kazılmadık mezarda
Cenaze namazın kılsın da gelsin



Sevgili aliekber

Sen silvanusu internette yazılanlalamı degerlendiriyorsun yoksa okunmu?

Okuduysan Kaynaklarına baktınmı?veya yaşam hikayesini okudunmu ?İnandırıcı olmayan ne?

Hikayenin hangi kısmına katılmıyorsun?kaynakların hangi kısmına katılmıyorsun?
[Resim: smile.gif]Saygılar Sevgiler Ali karul.

Işık'la Kalın.


Biz aşığız ne söylesek
Sözümüzde yalan olmaz
Sır içinde sır saklarız
Hiç kimseye ayan olmaz.
Member
Kayıp Bir Alevi Efsanesi - Pir Silvanus (???)
Silvanus



Tunceli,Erzincan ve Sivas illerinin Kuzey Doğusunu içine alan geniş bölge eski çağda Mananalis olarak adlandırılıyordu. Silvanus yedinci yüzyılın başlarında (yaklaşık bir tahminle MS. 610 yılında) Ortodoks kilisesi tarafından nifak ve sapkınlığın asıl yuvası olarak tanımlanan bu bölgede Tunceli- Pülümür’ün kuzeyinde küçük bir köyde dünyaya geldi.Silvanus,her yıl artarak tekrarlanan Bizans saldırılarında büyük kayıplar veren,kanlı eylemlerin değişmez hedefi haline gelen Pülümür’deki köyünden 653 yılında ayrıldı.Bu bölgeden daha Batıya doğru giderek Sivas’ın kuzeyinde Yıldız dağının yamaçlarına yerleşti 653 yılından başlayarak Yıldız Dağı ve bu heybetli dağın alçağında uzanan Bedohtun ovası Aleviliğin merkezi oldu.

Pir Silvanus etrafına topladığı bölge halkına, Roma devletinin Anadolu’da işgalci olduğunu kendilerinin Roma’lı olmadıklarını -Mananalis’li anlamına gelen- Mananalakian’lar olduklarını söylüyordu.Kurduğu dergah halk arasında ‘Mananalakian ocağı’ olarak ünlendi.Manalikan ocağının talipleri ,müritleri ocaklarını Ortodoks kilisesinden ve Bizans’lı yöneticilerden gizliyorlar , sorulduğunda da ;’’Bizler Makedonian’ız (Makedonya’lı) ‘’diyerek soruyu bir ses benzerliğinin arkasına saklanarak savuşturuyorlardı.Bu sebeple Pir Silvanus ’un Yıldız dağında kurduğu ocak Bizans kayıtlarına ve Ortodoks metinlerine’’Makedonya ocağı’ olarak geçti.

Yol’un yeniden biçimlendirilmesi ve erkanın zulüm vaktinin koşullarına göre yeniden inşası Sivas merkezli bu dergahtan yürütüldü. Silvanus Bedehton ovasının ucunda Yıldız Dağı’nın yamaçlarında kurduğu dergahında Anadolu’nun kadim inancını,yazılı olmaktan çıkarıp, sözlü olarak yaymaya başladı.Bulunduranın katli için yeterli kanıt sayılan kutsal el yazmaları ortadan kaldırıldı.’’İlahi kelam’’yada başka bir deyişle ‘Hakk’ın nidası’ bağlama eşliğinde çalınıp söylenen kafiyeli,duraklı sözler ve hoş ezgilerle halkın arasında kulaktan kulağa dolaşmaya başladı.Daha sonraki bin yıllarda kurumlaşacak olan bu sözlü geleneği başlatan Silvanus ,Alevi erkanı içinde ozanlık geleneğinin en büyük ustası ve tüm ozanların piri sayıldı.

Kadim erkan hafızalara kazınarak koruma altına alındı .Yazı ,imha edilebildiği gibi tahrif de edilebiliyordu.Sözlü aktarım geleneğin korunmasında ve sonraki kuşaklara aktarılmasında son derece etkili oldu.Kadim erkan toplumsal belleğe kazınarak emniyet altına alınmıştı.

Üstelik inancın takipçileri de soruşturulmalarının ve katledilmelerine sebep teşkil eden yazmaları yanlarında bulundurarak güvenliklerini tehlikeye atmıyorlardı.Zorda kaldıklarında kutsal yazmaları inkar dahi ediyorlardı.Pek çok olayın tanığı olmuşBizanslı üst düzeyde bir görevli Silvanus ’un sözlü geleneği kurumlaştırmasını ve Alevilerin zorda kaldıklarında sığındıkları inkarı şu cümlelerle naklediyor.

‘’O (Silvanus ) sapkın inançlarını yazıyla değil sözle aktardı,böylece sözlerinin ve yazılarının hiç değişmeden kuşaktan kuşağa aktarılmasını sağladı’’

‘’Tanrıya edilmiş küfürlerini gönülsüzce reddettiler ve prensiplerini nesilden nesile gelenekler aracılığı ile aktardılar.’’

Pir Silvanus Yıldız dağında yirmi yedi boyunca Mananakian ocağının başında bulundu ve erkanın dağılmasının önüne geçti.680 yılına gelindiğinde İmparator IV. Konstantin (668-685) geniş yetkilerle donattığı Symeon adındaki bir İmparatorluk görevlisini Sıvas’a gönderdi.

Symeon,Sivas’ta Piri tutukladı.Onu takipçilerinin gözünden düşürmek için ,müritlerinin önünde inancından vazgeçtiğini açıklamasını istedi .Karşılığında canını bağışlayacağı sözünü verdi.O bu teklifi reddetti Pir Silvanus Yıldız dağının eteklerinde önce Symeon’un emri ile ,kendisine ‘’yol oğlu’’ olarak aldığı,en sevdiği müridi tarafından başlatılan taş yağmurunun altında kaldı .Sonra da asılarak idam edildi.

‘’Sivas’ta herkesi toparladı ve Şebinkarahisar kalesinin güneyine götürdü ve onlara önlerinde bağlanmış halde bulunan biçareyi taşlamalarını emretti.herkes eline bir taş aldı ama kendilerine Hakk’tan yollandığını düşündükleri pirlerine atmamak için,ellerindeki taşı arkalarına fırlattılar.’’

‘’Şimdi evlatlığına verdiği eğitimin ve öğrettiklerinin ödülünü alıyordu.İmparatorluk görevlisinin verdiği emir üzerine Justus eline bir taş aldı ve ikinci bir Goliath gibi taşı ona fırlatıp onu öldürdü’’


Erdogan çınar Aleviligin Kökleri .

En sevdiği müridinin attığı taş ile Hakk’a yürüyen Mananalis’li Pir Silvanus ,Alevi’lerin ünlü mürşidi ve Alevi sözlü geleneğinin kurucusu ve büyük ustası Pir Sultan Abdal’dır Onun onurlu ve mahzun hikayesi, bir unutulmaz efsane oldu ,bin üç yüzyıldır Anadolu’nun her köşesinde anlatılır.




Titus

Mananakian ocağında,Pir Silvanus ’un içinde ihanet de bulunan acıklı öyküsünün ardından pişmanlıkla bezeli bir başka hüzün hikayesi yaşandı.Bizans İmparatorluk görevlisi Symeon Pir Silvanus ’u katlettikten sonra İstanbul’a döndü.Ancak içi rahat değildi,üç yıl boyunca sınırsız bir pişmanlık içinde kıvrandı durdu.Sonra kalktı Sivas’a,Yıldız dağına döndü.

‘’Üç yıl boyunca İstanbul’da kaldı.Şeytan tarafından bütünüyle ele geçirilmiş olarak yalnız bir yaşam sürdü.Ardından her şeyi terk edip gizlice kaçtı .Sivas’a geri döndü.’’

Symeon Sivas’a döndükten sonra Titus adını aldı ve Mananakian ocağının başına geçti.Üç yıl ocağa hizmet etti .Dağılan erkanı yeniden toparladı.Durumdan haberdar edilen İmparator II.Justinyen (685-695) Sivas’a ordu çıkardı.Titus ve yandaşları tutuklandılar.Pir Silvanus ’un taşa tutulduğu yerde yakıldılar.Ortodoks kilisesi kendi korkunç vahşetinin mağdurları olmuş masumları lanetleyecek kadar utanmasızdı.

’Kendisine Titus diyen,İmparator’un emriyle Silvanus ’u taşlatan ve onun ardından Sivas’taki ikinci ‘Pir’ olan ve Justus tarafından Şebinkarahisar piskoposuna ihbar edilenve İmparatorun emriyle Silvanus ’a atılan taşların oluşturduğu kümenin hemen yanında yakılan Symeon’a lanet olsun’’



[Resim: smile.gif]Saygılar Sevgiler Ali karul.

Işık'la Kalın.


Biz aşığız ne söylesek
Sözümüzde yalan olmaz
Sır içinde sır saklarız
Hiç kimseye ayan olmaz.
Member
Kayıp Bir Alevi Efsanesi - Pir Silvanus (???)
Paul,Timothy,Epaphroditus, ve Zekeriya



Titus’un katledilmesinden sonra topluluğun başına Paul geçti.Paul önderliğinde ocağın yeri daha batıya taşındı.Paul’den sonra yerine geçen oğlu Timothy olarak bilinen oğlu Genesis Ocağın merkezini daha güvenli saydığı Arapların egemenliğindeki Samsat’a taşıdı.Timothy otuz yıl süren hizmetinden sonra (718-748) 748 yılında Samsat’ta Hakk’a yürüdü.

Timothy’den sonra topluluk ikiye ayrıldı.Birinci kolu önderleri Epaphroditus Samsat’tan ,Pisidya’ya taşıdı.Timothy’nin oğlu Zekeriya’ya bağlı ikinci İkinci kol Arap askerleri tarafından toplu olarak katledildiler.Epaphroditus sekizinci yüzyılın sonuna kadar’ Pir’lik makamında bulundu.





Tahtacı Sergius ve Yol Ayırımı



Epaphroditus’tan sonra Tahtacı Sergius ‘Pir ‘ oldu, otuz dört yıl postta kaldı.(800-834) Sergius Alevi tarihinin en büyük mürşitlerinden biri oldu.Kutuplar kutbu ve bilgeler bilgesiydi.Sürgünlerle birbirinden zorla koparılmış oraya buraya savrulmuş toplulukların birbirleri ile yeniden irtibat kurmalarını sağladı.Toroslar’da ve Batı Anadolu’da yaşayan toplulukların Orta ve Doğu Anadolu da yaşayanlar ile aralarında kopmuş eski bağlarını yeniden kurdu..

Sergius zamanında yüzyıllardır kesintisiz bir biçimde süregelen Hıristiyan kıyıcılığına karşı ‘’intikam mangaları’’ Anadolu dağlarında görülmeye başladılar.Sergius barış yanlısı bir kamil insandı, çatışma istemiyordu.Sergius ömrü boyunca eline silah almadı.Yandaşlarına da erkana girerken ettikleri yemine sıkı sıkıya bağlı kalmalarını asla insana kıymamalarını öğütledi.

Alevi/Işık toplumuna giriş bir törenle olur.Alevi/Işık erkanına giriş törenine ikrar cemi adı verilir .Kendi kararlarını kendi verebilecek yaşa gelen kişi önce bir yol kardeşi (müsahip) seçer. Yol kardeşleri eşleri ile birlikte bir rehber eşliğinde düzenlenen törende yemin edip ikrar verdikten sonra yola kabul edilirler.

Yemin ederek bu topluluğu katılan kişi yolun gereklerini yerine getirmek ve erkanın disiplinlerine uymak zorundadır.Yemin töreninde erkanı yürüten Pir (Dede) yola girmek arzusunda bulunan isteklilerin (taliplerin) üzerine ‚’’üç mühür’’ koyar.

Dedenin birinci mührü talibin dudakları üzerinedir.Bu mühürle dede isteklinin ağzını bağlar
- Bundan sonra talip , topluluğun sırlarını saklar konuşamaz,ağzını kirletecek hiçbir nesneyi dudaklarını arasından geçiremez, ,yalan ve kötü söz söylemez,iftira edemez,yargılayamaz,isnatta dahi bulunamaz ve haram yiyemez.

Dede,ikrar ceminde ikinci mührü talibin elleri üzerine kor.Elleri mühürlü olan, talip/istekli;
-Öldüremez,hiç bir canlıya bilerek zarar veremez,bir çiçeği dahi sebepsiz koparamaz ve başkasının malına el uzatamaz,,çalamaz.

İnsanın tohumu onun tüm duygusal tutkularını simgeler.Dede üçüncü mührü tohum(bel) üzerine kor.Beli bağlı istekli/talip:
-Eşine sadık olur,yuva yıkamaz,yıktığı yuvanın kadını ve erkeği ile evlenemez


Alevi/Işık erkanında topluluğun tüm fertlerinin önünde ve mürşit huzurunda üç mührün sınırlarını ihlal etmemek üzere söz verenler,topluluğun önceden belirlenmiş kurallarına uymak üzere toplumun diğer fertleri ile,çok şahitli, bir sözlü akit yapmış olurlar.İkrar verip yemin ettiği halde , toplum sözleşmesine uymayanlar,toplumun sosyal yaşamını düzenleyen bu üç mühürden herhangi birini fekkedenler (kıranlar) için iki tür ceza öngörülmüştür.
-Düşkün
-Müşkül
Cana kıymak,çalmak,birden fazla evlenmek ve benzeri ağır suçlar ‚’’düşkünlük’’ sebebidir. Yalan söylemek, kavga etmek gibi hafif suçlar ‚’müşkül hal’’ sayılır. ’’Müşkül hallolur, düşkün hallolmaz’’. Müşkül olan, Alevi yol kurallarına uygun olarak verilen cezayı yerine getirdikten sonra bağışlanırlar, düşkün olan kimse‚ ’’yolu, yolumuzdan ,malı malımızdan, davarı davarımızdan ayrı olsun’’ denilerek, sonsuza dek Alevi toplumunun dışına itilir.

Alevi erkanı içinde,bir talibin işlediği suçtan musahibi de sorumlu tutulur. Aynı ceza suçu işleyenin yol kardeşine de uygulanır. Bu nedenle tüm talipler yol kardeşlerini karşılıklı olarak yaşam boyu denetlerler gerektiğinde birbirlerini uyararak doğru yoldan ayrılmalarının önüne geçerler…



Sergius müritlerinden ellerinin üzerine konulmuş olan mührü ‘hal ne kadar kötü olursa olsun’ kırmamalarını istedi.Ona göre koşullar ne olursa olsun bir insanı öldürmek,erkana sığmaz çok ağır bir suçtu.Çünkü diyordu

-’’Hakk’ insanda insan da Hakk’tadır insanı öldürmek Hakk’ı ortadan kaldırmak olur. Dünya üstünüze de kalksa ,siz Hakk’a kıymayın. Sizler yemininizden dönüp de,can almayın. Bu erkanda düşkün olmayın’’

Sergius eziyetten iyice bunalmış,eşini dostunu ,toprağa vermiş yada sürgüne göndermiş,çaresizleri;

-‘’Elinizi okla yayla kirletmeyin kimsenin ah’ı kimsede kalmaz yol kılıcı gelir zulmü keser birgün’’diyerek teselli ediyor.Kötülükten kaçmalarını ,beladan saklanmalarını öğütlüyordu.

Sergius gizlenmeyi yolun asli kurallarından biri olarak erkana dahil etti.Saklanmanın teatral bir ifadesi olarak Sergius döneminden başlayarak yola giriş töreninde (ikrar cemi) bir erkek hizmetli kadın bir kadın hizmetli de erkek kılığına girdikten sonra,dede tarafından usulen sorgudan geçirilmeye başlandı.(İkrar verme ceminde iki hizmetlinin kılık değiştirerek dede huzuruna çıkması Tahtacı Alevi’leri arasında ’’ tebdil erkanı’’adı altında, yakın zamana kadar yaşatılmaktaydı.)

Sergius çatışma istemiyordu.Bizans’ın bitmek bilmeyen baskılarından bunalan kendi taraftarlarını Emevilerin Malatya’da kurduğu Arap emirliğin sınırları içinde toplamaya başladı .Kendisi de Malatya yakınında Arguvan’a çekildi

Sergius’un postta kaldığı otuz dört yıl boyunca ‘’intikam mangaları’’ ile Sergius’un sadık gelenekçi talipleri arasında yaşanan tartışma ve ayrılık giderek büyüdü.Dağlardaki intikam mangalarının sayıları hızla arttı.

Sergius tıpkı piri Silvanus gibi tahtacılık yaparak mütevazi bir yaşam sürüyordu.Sergius 834 yılında Arguvan dağlarında tahta keserken İznikli bir fanatik Ortodoks tarafından pusuya düşürülerek öldürüldü.

Ortodoks kilisesi bu barışçı mürşidi vaazlarında ağır bir dille lanetlemekten geri durmadı ;

‘’Pek çok kuzuyu kurda çeviren ve bunların vasıtasıyla İsa’nın sürüsünü dağıtan Serğius;koyun postuna bürünmüş bir kurt olan,erdemli bir insan gibi görünmeyi ustalıkla beceren ve pek çok kişiyi kandıran,İsa’nın düşmanı ,kötülüğün temsilcisi,Tanrı’nın anasına ve bütün azizlere küfreden Sergius’’

Sergius’un katledilmesi Alevi dünyasında iki önemli sonuç doğurdu.

-Savaşmaktan başka çıkar yol olmadığını,‘İntikam mangaları’’nın haklı olduklarını savunanların önü açıldı.’’İntikam mangaları’’na katılım çığ gibi büyüdü

-Sergius’tan sonra bir pire bağlı tek ocak sistemi terk edildi.Çok sayıda ocak birbirlerine üstünlüğü olmayan bağımsız kutsal güç odakları olarak parçalara ayrıldı.Bu bölünme ]ekanın devamlılığını güvence getirdi..Böylece bir veya birkaç ocak saldırıya uğrayıp ortadan kaldırılsa bile geride kalanların yolu kesintiye uğratmadan devam ettirebilmeleri emniyet altına alınmış oldu.



Erdogan çınar Aleviligin kökleri .
[Resim: smile.gif]Saygılar Sevgiler Ali karul.

Işık'la Kalın.


Biz aşığız ne söylesek
Sözümüzde yalan olmaz
Sır içinde sır saklarız
Hiç kimseye ayan olmaz.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.