GERÇEK BİR HİKAYEDİR (Sunay AKIN dan alıntıdır)
1900'lü yılların başında Avrupanın güçlü devletlerinden olan fransa o
dönemin diğer devletlerine haber göndererek yeni bir savaş makinası
bulduklarını ve bu makina ile gösteri yapılacağını diğer devletlerin bu
davete yetkili 2 askeri üye ile katılabileceklerini bildirirler.Gösteri günü
ortalık mahşer yeri gibi kalabalıktır.Osmanlıdan gösteriyi izlemeye gelen
sadrazam ...........paşa(ismini tam hatırlayamıyorum) ve yanında genç bir
subay vardır.Gösteri başlar herkezin şaşkın bakışları altında hava yükselen
bir makina havada sortiler yapmakta belirlenmiş hedeflere ateş
etmektedir evet bu ilk savaş uçağıdır.Derken uçak yere iner,pilot kendisi
ile havalanacak bir gönüllü ister,tabi herkez korku içinde kimse cesaret
edemez ve Osm.paşasının yanındaki genç subay bir Türk cesurluğuyla
hemen öne çıkar -ben gönüllüyüm der.pilot genç Türk subayını giydirir ve
uçağa götürür,tam bineceklerken Osm.paşası genç subayı kolundan tutar ve
--sen in ,der.Subay nedenini sorunca-- içimde kötü birhis var der.bunun
üzerine uçağa başkaı biner uçak havalanır ve yere çakılır.
Evet ogün o Osm.paşası o genç subayın kolundan çekipte uçaktan
indirmeseydi bugün ÇAĞDAŞ TÜRKİYE CUMHURİYETİNİN KURUCUSU MUSTAFA
KEMAL ATATÜRK OLMAYACAKTI.Genç subay O idi.
Kamilce
Konu Sahibi / Yazar
Zekai
Kategori / Forum
Üye Blogları (Günlükler)
Yorumlar / Cevaplar
56
Okunma / Görüntüleme
21846
Kamilce
Kamilce
TÜRK ASKERİ
Bir gün Atatürk’e Türk askeri hakkında ne düşündüğünü sorarlar.
Büyük Lider şöyle cevap verir.
- Durun size bu konuda bir öykü anlatayım, diyen Atatürk, şu olayı anlatıyor:
- Yıldırım Orduları kumandanı idim. Liman von Sanders Paşa da o sırada kıtalarımızı teftişe gelmişti. Hastaneden yeni çıkmış bir eri de nasılsa bölüklerin arasına karıştırmışlardı. Von Sanders:
- Canım böyle adamları da niye burayar gönderirler? diye söylenerek hasta ve cılız eri göğsünden itti. Mehmetçik hemen yere yıkıldı.
Alman generali davasını ispatlamış olmanın gururu ile:
- İşte gördünüz ya, dedi. Düşmek için bahane arıyormuş...
O sırada Von Sanders’e bir azizlik yapmak aklıma geldi. Erin yanına sokularak:
- Ne kof şeymişsin sen, dedim. Dikkat etsene, seni yere yuvarlayan adam bizden değildi. Ne diye karşı durmadın. Şimdi yeniden yanına gelirse sıkı dur. Gücün yetiyorsa bir kakma da sen ona vur.
Sonra da Von Sanders’e dönerek:
- Sizin güçsüz sandığınız er, boş bulunduğu için yere yıkılmış. Türk askeri amir karşısında dünyanın en uysal askeri olur. Kendisine söyledim: “Hele gelsin bak, bir daha beni yere yıkabilir mi?”, diyor.
Von Sanders askerlerle şakalaşmasını severdi. Gülerek aynı askerin yanına geldi. Fakat eliyle dokunur dokunmaz, o güçsüz askerden göğsüne öyle bir kakma yedi ki, hemen sırtüstü yuvarlandı. Von Sanders Mehmetçik’in bu karşı koymasına kızmamış, bilakis Türk erine karşı hayranlığı artmıştı. O kadar ki yerden kalkınca ilk işi Türk erinin elini sıkmak oldu.
Atatürk:
- İşte Türk askeri budur, diyerek sözlerini bitirdi.
Bir gün Atatürk’e Türk askeri hakkında ne düşündüğünü sorarlar.
Büyük Lider şöyle cevap verir.
- Durun size bu konuda bir öykü anlatayım, diyen Atatürk, şu olayı anlatıyor:
- Yıldırım Orduları kumandanı idim. Liman von Sanders Paşa da o sırada kıtalarımızı teftişe gelmişti. Hastaneden yeni çıkmış bir eri de nasılsa bölüklerin arasına karıştırmışlardı. Von Sanders:
- Canım böyle adamları da niye burayar gönderirler? diye söylenerek hasta ve cılız eri göğsünden itti. Mehmetçik hemen yere yıkıldı.
Alman generali davasını ispatlamış olmanın gururu ile:
- İşte gördünüz ya, dedi. Düşmek için bahane arıyormuş...
O sırada Von Sanders’e bir azizlik yapmak aklıma geldi. Erin yanına sokularak:
- Ne kof şeymişsin sen, dedim. Dikkat etsene, seni yere yuvarlayan adam bizden değildi. Ne diye karşı durmadın. Şimdi yeniden yanına gelirse sıkı dur. Gücün yetiyorsa bir kakma da sen ona vur.
Sonra da Von Sanders’e dönerek:
- Sizin güçsüz sandığınız er, boş bulunduğu için yere yıkılmış. Türk askeri amir karşısında dünyanın en uysal askeri olur. Kendisine söyledim: “Hele gelsin bak, bir daha beni yere yıkabilir mi?”, diyor.
Von Sanders askerlerle şakalaşmasını severdi. Gülerek aynı askerin yanına geldi. Fakat eliyle dokunur dokunmaz, o güçsüz askerden göğsüne öyle bir kakma yedi ki, hemen sırtüstü yuvarlandı. Von Sanders Mehmetçik’in bu karşı koymasına kızmamış, bilakis Türk erine karşı hayranlığı artmıştı. O kadar ki yerden kalkınca ilk işi Türk erinin elini sıkmak oldu.
Atatürk:
- İşte Türk askeri budur, diyerek sözlerini bitirdi.
Kamilce
Ali’den başka Allah yoktur.
Hz. Ali Hatay Ovasını gezerken, Nasri Tusi Ali’yi gördü, orada beraber gezdiler. Nasri Tusi dedi ki, “Biz susadık” Hz. Ali buyurdu ki, “Falan dağın mağarasına git, orada bir çeşme var, bize su getir.” Nasri Tusi gitti ki, Ali oradadır. Bir cevher, bir nur, köşkün üzerinde oturmuş. Suyu alıp getiriyor ki, bu sefer oradadır. Bunu defalarca tekrar etti; “Allahsın, illahsın, billahsın” dedi. Üç sefer başına vurdu.
Çin Şahının bir meselesi var Halil Öztoprağın Kitabında geçer.
Çin Şahının oğlu, rüyasında Anteke Şahının kızını görüp, vuruluyor. Diyor ki; “Gidip bu kızı bana alacaksınız.” Hastalanıyor, zayıflıyor, babası “Çocuğa ne oldu acaba?” diye gençleri gönderiyor yanına, diyor ki; “Ben Hatay Şahının kızını düşümde gördüm, aşık oldum.” Beş gemiyi mücevher ve askerle doldururlar, Hatay yöresine gönderirler. Hatay o zaman bir ülkeydi. Gemiler yolda fırtınaya yakalanır, batar. Çin Şahı 6 ay bekler, bir haber yok. Tatar atlılarını gönderip baktırır. Hiçbir iz yok. Adam tahtını tacını bırakır, şehrin köşesinde uzak bir yere kulübe yaptırır, orada ağlaya ağlaya gözleri kör olur. Veziri bir gün der ki, “Şahım! Mekke-Medine’de bir Peygamber, bir de amcasının oğlu Ali varmış. Kerametlere sahipmişler. Biz oraya gidelim, halimizi onlara arz edelim.”
Çin padişahı “Peki” deyip, develerle, atlarla Medine’ye gittiler, Hz. Peygamber’in hanesine uğradılar.
Hz. Peygamber Ali’yi çağırdı.
“Ya Ali! Bu işi sen yaparsın, bunca keramete, mucizeye sahipsin.” dedi.
Hz. Ali dedi ki, “İslâmiyet’i kabul etsin, yaparım.” Çin Şahı o zaman halkıyla beraber İslâmiyet’i kabul ediyor.
Halil Öztoprak Faziletnâme’den almış, orada var.
O zaman Kamber’e dedi ki, “Yum gözünü, bin terkini.” Kamber yumdu gözünü, kendisini Hatay Saman Dağında gördü, oraya geldiler. Deniz sahili oradadır, Antakya’nın oraya geldiler.
Kamber’e buyurdu ki;
“Ya Kamber! Git, balıklar şahını çağır.”
“Çocuğumu ve beş gemimi nereye götürdüysen, onları al, getir.”
Kamber gitti çağırdı, balıklar geldi “Öyle bir şey yok” dedi.
Hz. Ali bir nara attı:
“Ey aciz hayvanlar! Ey balıklar! Ey balıklar şahı!” dedi. Hepsi huzuruna geldiler, cem oldular. “Buyur, ey Şah-ı Velâyet! Ne istersen, ne dilersen dile.”
Dedi ki; “Çin Şahının oğlunun başparmak kemiği filan memlekette, bir uzak yerde, bir mağaranın içinde, bir kımızı taşın altındadır. Onu alın, bana getirin.” Balıklar gittiler, buldular, kemiği getirdiler.
Bir balık Ali’ye sundu. Hz. Ali İsmi Azem duasını okudu, çocuk cana geldi, bir insan oldu. Çocuk yalvardı, eline ayağına düştü, “Ya Ali! Ya Şah-ı Merdan! Yarın Çin’e gidersem, bu kadar insanın babasına, anasına, hısım akrabasına ne diyeceğim? Beni nasıl kurtardıysan, onları da öyle kurtar.”
Bir yeşil pençe vurdu denize, “Ey ahir zaman Peygamberi!” dedi, “Sen, Çin Şahı ve Medine halkı, Medine’nin en yüksek dağlarına çıkın, Hz. Ali’nin derya mucizesini seyir eyleyin.”
Onların her şeyleri birbirlerine ayan oluyordu. Hz. Peygamber’in göz perdesi kalktı, baktı ki Hz. Ali pençeyi vurmuş denizin, deryanın ortasına, beş gemiyi, beş parmağıyla çekti, getirdi. İnsanlar olduğu gibi içinde. Bu kadar mücevher, bu kadar insanın hepsini Çin memleketine uçurdu.
Gafil kaldır gönlündeki gümeni
Bu mülkün sahibi Ali değil mi
İrşat etti on sekiz bin alemi
Rızkını da veren Ali değil mi
Gelin vazgeçelim biz bu gümandan
Sakın çıkmayalım dinden imandan
Şefaat umarız on iki imamdan
Onların atası Ali değil mi
Kul Himmet ben bir biçare
Acep bulunmaz mı derdime çare
Günahlıyım nasıl varam divane
Divanda oturan Ali değil mi
Hz. Ali Hatay Ovasını gezerken, Nasri Tusi Ali’yi gördü, orada beraber gezdiler. Nasri Tusi dedi ki, “Biz susadık” Hz. Ali buyurdu ki, “Falan dağın mağarasına git, orada bir çeşme var, bize su getir.” Nasri Tusi gitti ki, Ali oradadır. Bir cevher, bir nur, köşkün üzerinde oturmuş. Suyu alıp getiriyor ki, bu sefer oradadır. Bunu defalarca tekrar etti; “Allahsın, illahsın, billahsın” dedi. Üç sefer başına vurdu.
Çin Şahının bir meselesi var Halil Öztoprağın Kitabında geçer.
Çin Şahının oğlu, rüyasında Anteke Şahının kızını görüp, vuruluyor. Diyor ki; “Gidip bu kızı bana alacaksınız.” Hastalanıyor, zayıflıyor, babası “Çocuğa ne oldu acaba?” diye gençleri gönderiyor yanına, diyor ki; “Ben Hatay Şahının kızını düşümde gördüm, aşık oldum.” Beş gemiyi mücevher ve askerle doldururlar, Hatay yöresine gönderirler. Hatay o zaman bir ülkeydi. Gemiler yolda fırtınaya yakalanır, batar. Çin Şahı 6 ay bekler, bir haber yok. Tatar atlılarını gönderip baktırır. Hiçbir iz yok. Adam tahtını tacını bırakır, şehrin köşesinde uzak bir yere kulübe yaptırır, orada ağlaya ağlaya gözleri kör olur. Veziri bir gün der ki, “Şahım! Mekke-Medine’de bir Peygamber, bir de amcasının oğlu Ali varmış. Kerametlere sahipmişler. Biz oraya gidelim, halimizi onlara arz edelim.”
Çin padişahı “Peki” deyip, develerle, atlarla Medine’ye gittiler, Hz. Peygamber’in hanesine uğradılar.
Hz. Peygamber Ali’yi çağırdı.
“Ya Ali! Bu işi sen yaparsın, bunca keramete, mucizeye sahipsin.” dedi.
Hz. Ali dedi ki, “İslâmiyet’i kabul etsin, yaparım.” Çin Şahı o zaman halkıyla beraber İslâmiyet’i kabul ediyor.
Halil Öztoprak Faziletnâme’den almış, orada var.
O zaman Kamber’e dedi ki, “Yum gözünü, bin terkini.” Kamber yumdu gözünü, kendisini Hatay Saman Dağında gördü, oraya geldiler. Deniz sahili oradadır, Antakya’nın oraya geldiler.
Kamber’e buyurdu ki;
“Ya Kamber! Git, balıklar şahını çağır.”
“Çocuğumu ve beş gemimi nereye götürdüysen, onları al, getir.”
Kamber gitti çağırdı, balıklar geldi “Öyle bir şey yok” dedi.
Hz. Ali bir nara attı:
“Ey aciz hayvanlar! Ey balıklar! Ey balıklar şahı!” dedi. Hepsi huzuruna geldiler, cem oldular. “Buyur, ey Şah-ı Velâyet! Ne istersen, ne dilersen dile.”
Dedi ki; “Çin Şahının oğlunun başparmak kemiği filan memlekette, bir uzak yerde, bir mağaranın içinde, bir kımızı taşın altındadır. Onu alın, bana getirin.” Balıklar gittiler, buldular, kemiği getirdiler.
Bir balık Ali’ye sundu. Hz. Ali İsmi Azem duasını okudu, çocuk cana geldi, bir insan oldu. Çocuk yalvardı, eline ayağına düştü, “Ya Ali! Ya Şah-ı Merdan! Yarın Çin’e gidersem, bu kadar insanın babasına, anasına, hısım akrabasına ne diyeceğim? Beni nasıl kurtardıysan, onları da öyle kurtar.”
Bir yeşil pençe vurdu denize, “Ey ahir zaman Peygamberi!” dedi, “Sen, Çin Şahı ve Medine halkı, Medine’nin en yüksek dağlarına çıkın, Hz. Ali’nin derya mucizesini seyir eyleyin.”
Onların her şeyleri birbirlerine ayan oluyordu. Hz. Peygamber’in göz perdesi kalktı, baktı ki Hz. Ali pençeyi vurmuş denizin, deryanın ortasına, beş gemiyi, beş parmağıyla çekti, getirdi. İnsanlar olduğu gibi içinde. Bu kadar mücevher, bu kadar insanın hepsini Çin memleketine uçurdu.
Gafil kaldır gönlündeki gümeni
Bu mülkün sahibi Ali değil mi
İrşat etti on sekiz bin alemi
Rızkını da veren Ali değil mi
Gelin vazgeçelim biz bu gümandan
Sakın çıkmayalım dinden imandan
Şefaat umarız on iki imamdan
Onların atası Ali değil mi
Kul Himmet ben bir biçare
Acep bulunmaz mı derdime çare
Günahlıyım nasıl varam divane
Divanda oturan Ali değil mi
Kamilce
Eyfel Kulesi'nin en üst katında, balkonu çevreleyen korkulukların
üzerinde, "Gülü bir gün, seni her gün, gülü solana kadar, seni ölene
kadar seveceğim" yazıyormuş
Notre Dame Kilisesi'ndeki kulenin en tepesinde, doğu tarafına bakan
duvarda koca koca harflerle "TC EMİNE" yazısı varmış
Avustralya'daki ünlü Bonde Plajı'nı çevreleyen duvarın bir yerinde devasa
harflerle, "Nuray, ara beni kuşum" yazıyormuş
İsviçre'nin Basel kentindeki en büyük kilisenin duvarında, "İbrahim
Tatlıses tek tek" yazıyormuş
Suudi Arabistan Medine Garı'ndaki istasyonun duvarında, "Tekrar geleceğiz"
yazıyormuş Altında da, "Osmanlı" imzası varmış
Malum, Londra'nın Greenwich kentinden, 0 (sıfır) meridyeni geçer Temsili
olarak, duvara ****lden bir çizgi çekilidir Tam o çizginin yanında,
duvarda, "Burayı da gördüm ya, artık ölsem de gam yemem!" yazıyormuş
Meksika'daki Maya Tapınakları'nda, en büyük piramitin bir odasının
duvarına, "Ne mutlu Türküm diyene!" yazısı kazınmış
her gittiğimiz yere bir imza bırakmak huyumuz galiba
üzerinde, "Gülü bir gün, seni her gün, gülü solana kadar, seni ölene
kadar seveceğim" yazıyormuş
Notre Dame Kilisesi'ndeki kulenin en tepesinde, doğu tarafına bakan
duvarda koca koca harflerle "TC EMİNE" yazısı varmış
Avustralya'daki ünlü Bonde Plajı'nı çevreleyen duvarın bir yerinde devasa
harflerle, "Nuray, ara beni kuşum" yazıyormuş
İsviçre'nin Basel kentindeki en büyük kilisenin duvarında, "İbrahim
Tatlıses tek tek" yazıyormuş
Suudi Arabistan Medine Garı'ndaki istasyonun duvarında, "Tekrar geleceğiz"
yazıyormuş Altında da, "Osmanlı" imzası varmış
Malum, Londra'nın Greenwich kentinden, 0 (sıfır) meridyeni geçer Temsili
olarak, duvara ****lden bir çizgi çekilidir Tam o çizginin yanında,
duvarda, "Burayı da gördüm ya, artık ölsem de gam yemem!" yazıyormuş
Meksika'daki Maya Tapınakları'nda, en büyük piramitin bir odasının
duvarına, "Ne mutlu Türküm diyene!" yazısı kazınmış
her gittiğimiz yere bir imza bırakmak huyumuz galiba
Kamilce
Piliç karşıdan karşıya niçin geçer?
SORU:
Piliç karşıdan karşıya niçin geçer?
YANITLAR:
RENE DESCARTES:
Yolun öbür tarafına geçmek için.
EFLATUN:
iyiliği için. Gerçek, öteki taraftadır.
ARISTOTELES
Karşıdan karşıya geçmek pilicin doğasıdır.
KARL MARX
Tarihsel olarak kaçınılmazdı.
HIPOKRATES
Pankreasının aşırı salgısı yüzünden.
MARTIN LUTHER KING JR.
Tüm piliçlerin nedenini açıklamak zorunda kalmadan özgürce
karşıdan karşıya geçtikleri bir dünya düşlüyorum.
HZ. MUSA
Ve Tanrı cennetten inip pilice dedi ki: "Karşıdan karşıya
geçeceksin!" ve piliç karşıdan karşıya geçti ve Tanrı bunun iyi olduğunu gördü.
RICHARD M. NIXON
Piliç karşıdan karşıya geçmedi, tekrar ediyorum, piliç asla yolun karşısına geçmedi.
SIGMUND FREUD
Pilicin karşıdan karşıya geçmesiyle ilgilenmeniz, sizde güçlü bir cinsel güvensizlik duygusunu ele vermektedir.
BUDA
Bu soruyu sormak, sizin kendi piliç doğanızı inkar etmektir.
GALILEI
Oysa piliç karşıdan karşıya geçiyor...
CHARLES DE GAULLE
Piliç belki yolun karşısına geçti, ama otoyolun karşısına henüz geçmedi.
EINSTEIN
Pilicin yolun karşısına geçmesi ya da yolun pilicin ayakları altında yer değiştirmesi, tümüyle sizin gösterdiğiniz referansa bağlıdır.
BILL CLINTON
Anayasa üzerine yemin ederim ki bu piliçle aramda hiçbir şey geçmemiştir.
GEORGE W. BUSH
Pilicin bu yolda BM kararlarına rağmen cezalandırılmadan karşıdan karşıya geçmesi, demokrasiye, özgürlüğe ve adalete kafa tutmaktır.Bu durum,yolu bizim çoktan bombalamış olmamız gerektiğini göstermektedir.
SÜLEYMAN DEMIREL
Piliç geçmişse geçmiş, geçmemişse geçmemiştir.
TANSU ÇILLER
Bu memleket için karşıdan karşıya geçen piliç de bizimdir, üstünden geçen traktör de bizimdir.
R. TAYYIP ERDOĞAN
Ben tavuklu sandviç de satmıştım.
ABDULLAH GÜL
Hayır, bana böyle bir bilgi verilmedi ama karşıdan karşıya geçtiyse hükümet gereğini yapar.
A.NECDET SEZER
Karşıya geçtiği nokta kamusal alansa, başörtülü geçemez
TÜRK ERKEĞI
Piliç sarışın mı? Esmermi?
SORU:
Piliç karşıdan karşıya niçin geçer?
YANITLAR:
RENE DESCARTES:
Yolun öbür tarafına geçmek için.
EFLATUN:
iyiliği için. Gerçek, öteki taraftadır.
ARISTOTELES
Karşıdan karşıya geçmek pilicin doğasıdır.
KARL MARX
Tarihsel olarak kaçınılmazdı.
HIPOKRATES
Pankreasının aşırı salgısı yüzünden.
MARTIN LUTHER KING JR.
Tüm piliçlerin nedenini açıklamak zorunda kalmadan özgürce
karşıdan karşıya geçtikleri bir dünya düşlüyorum.
HZ. MUSA
Ve Tanrı cennetten inip pilice dedi ki: "Karşıdan karşıya
geçeceksin!" ve piliç karşıdan karşıya geçti ve Tanrı bunun iyi olduğunu gördü.
RICHARD M. NIXON
Piliç karşıdan karşıya geçmedi, tekrar ediyorum, piliç asla yolun karşısına geçmedi.
SIGMUND FREUD
Pilicin karşıdan karşıya geçmesiyle ilgilenmeniz, sizde güçlü bir cinsel güvensizlik duygusunu ele vermektedir.
BUDA
Bu soruyu sormak, sizin kendi piliç doğanızı inkar etmektir.
GALILEI
Oysa piliç karşıdan karşıya geçiyor...
CHARLES DE GAULLE
Piliç belki yolun karşısına geçti, ama otoyolun karşısına henüz geçmedi.
EINSTEIN
Pilicin yolun karşısına geçmesi ya da yolun pilicin ayakları altında yer değiştirmesi, tümüyle sizin gösterdiğiniz referansa bağlıdır.
BILL CLINTON
Anayasa üzerine yemin ederim ki bu piliçle aramda hiçbir şey geçmemiştir.
GEORGE W. BUSH
Pilicin bu yolda BM kararlarına rağmen cezalandırılmadan karşıdan karşıya geçmesi, demokrasiye, özgürlüğe ve adalete kafa tutmaktır.Bu durum,yolu bizim çoktan bombalamış olmamız gerektiğini göstermektedir.
SÜLEYMAN DEMIREL
Piliç geçmişse geçmiş, geçmemişse geçmemiştir.
TANSU ÇILLER
Bu memleket için karşıdan karşıya geçen piliç de bizimdir, üstünden geçen traktör de bizimdir.
R. TAYYIP ERDOĞAN
Ben tavuklu sandviç de satmıştım.
ABDULLAH GÜL
Hayır, bana böyle bir bilgi verilmedi ama karşıdan karşıya geçtiyse hükümet gereğini yapar.
A.NECDET SEZER
Karşıya geçtiği nokta kamusal alansa, başörtülü geçemez
TÜRK ERKEĞI
Piliç sarışın mı? Esmermi?
Kamilce
İnsanı çıldırtan rekor
ABD'de 13 yaşındaki bir kız çocuğu bir ay içinde cep telefonuyla 14 bin 528 kısa mesaj atınca ülkede günün konusu oldu.
Küçük kız günde 484 ve her iki dakikada bir mesaj atarak bilmeden Guinness Rekorlar Kitabı'na da girmeyi başardı.
13 yaşındaki kızın babası Greg Hardesty telefon faturasını ilk gördüğünde büyük bir şaşkınlığa kapıltığını ve yanlışlık yapıldığını düşündünü söyledi.
Ancak hesap makinesiyle hesaplayınca ayda 14 binden fazla kısa mesaj yazmanın mümkün olduğunu ve ikna olduğunu belirtti.
Küçük kız cep telefonu şirketinin tarifeli bir paketinden yararlandığı için fazla para ödemek zorunda kalmadı. Ancak eğer normal tarifeyle ödeme yapmış olsaydı 14 bin 528 kısa mesaj için 2 bin 905 dolar ödemek zorunda kalacaktı.
Ama 13 yaşındaki kız yine de ceza almaktan kurtulamadı. Akşam yemeğinden sonra artık cep telefonu ailesi tarafından elinden alınıyor.
ABD'de 13 yaşındaki bir kız çocuğu bir ay içinde cep telefonuyla 14 bin 528 kısa mesaj atınca ülkede günün konusu oldu.
Küçük kız günde 484 ve her iki dakikada bir mesaj atarak bilmeden Guinness Rekorlar Kitabı'na da girmeyi başardı.
13 yaşındaki kızın babası Greg Hardesty telefon faturasını ilk gördüğünde büyük bir şaşkınlığa kapıltığını ve yanlışlık yapıldığını düşündünü söyledi.
Ancak hesap makinesiyle hesaplayınca ayda 14 binden fazla kısa mesaj yazmanın mümkün olduğunu ve ikna olduğunu belirtti.
Küçük kız cep telefonu şirketinin tarifeli bir paketinden yararlandığı için fazla para ödemek zorunda kalmadı. Ancak eğer normal tarifeyle ödeme yapmış olsaydı 14 bin 528 kısa mesaj için 2 bin 905 dolar ödemek zorunda kalacaktı.
Ama 13 yaşındaki kız yine de ceza almaktan kurtulamadı. Akşam yemeğinden sonra artık cep telefonu ailesi tarafından elinden alınıyor.
Konuyu Okuyanlar: 2 Ziyaretçi
![[Resim: zohreanaxq1.jpg]](http://img83.imageshack.us/img83/4249/zohreanaxq1.jpg)