Deniz' sormuşlar;
- söyle bakalım uçsuz bucaksız deniz sen mi deryasın yoksa deryamı sen?
deniz şöyle bi durgunlaştı martılar uzaklaştı
- sonra fısıldayarak yaklaş dedi...
sokuldum yanına yavaşça
- fısıldayarak; ona yaklaşma onu bulmaya çalışma çalıştıkça kendi benliğinden uzaklaşır kaybolursun dedi.
sonra hafiften deniz dalgalanmaya başladı.
- onu tanıyormuydun diye sorum.
cevap verdi
-bir zamanlar birbirimizi çok severdik dedi. Sevgimiz okadar büyüktüki insanlar imrenerek bakardı kimse kirletmeye kıyamazdı bizi.
benim sevgim geçtiği günlerden hiç bir şey kaybetmedi ama ona karşı sevgim büyüdükçe herşeyden kıskandım onu balıklarlardan insanlardan havadan herşeyden. kaybolmaya başlamıştım ne bir insanoğlu nede bir balık hiç birşey gezinemez bakamaz oldu herkes terketti beni...
sonrada o gitti.....
o kadar güzel ve çekiciydiki onun yanında bataklık gibiydim ama kaybetmiştim onu. bir daha gelmiyecekti bir daha göremicektim onu, sarılamıyacaktım, bir daha ona seni seviyorum diyemiyecektim..
uzun zaman oldu insanlar bana hayranlıkla bakıyorlar ama bilmiyorlar benden daha güzel güzellikler olduğunu.
ve birden yağmur yağmaya başladı bizi dinleyen gökyüzü dayanamamıştı çünkü oda şahit olmuştu bütün olanlara .
işte anladımki o zaman, buyüzden denizmiş adı kimse bilmezmiş deryayı ama eminim ben ve benim gibi bir çok insan onu iyi tanıyor insanlar denize hayranmış denizse deryaya ...
bence ikisi birbirinin içinde ama birisi onun içinde gizli.
alevilik inancında zahir ve batın felsefeleri vardır...
zahir görünen, batın ise görünmeyen demektir...
bunu hepimiz biliyoruz zaten...
denizi görebiliyoruz, ulaşabiliyoruz ve hatta yüzebiliyoruz...
denizin varlığını gözümüzle gördüğümüz için "deniz" zahirdir...
ya denizin batını???
batınına ulaşmak lazım...
ulaşmak için ilk başta zahiri görüp anlamak bilmek gerekir...
bunun için gönül gözü ile bakmak gerekir...
batınına ulaştığımızda denizde değil "derya" da yüzen oluruz...
deryada yüzen ise aşk'la yüzendir...
aşk'la yüzen kişiye aşk'ın büyüklüğü sorurmaz ki çünkü içindeki aşkın boyutunu kendi bile bilmez...
serhoş olmuştur...
hatta o derya'da öyle bir yanmıştır ki suyun içinde olduğunu bile farkında değildir...
ne mutlu denizi görüp derya'ya ulaşabilene...
deniz görebildiğin kadar büyüktür...
derya ise göremediğin kadar büyüktür...
derya'yı gönüllerinde büyütebilene, yaşatabilene aşk olsun...
Rüya âlemine daldım uykuyla
Ben gerçeği gördüm deli dediler
Allah’tan bir ayet inmiş vahiyle
Hak Muhammet hakk’ın kulu dediler
Bir kapıdan girdim pirler oturmuş
Oniki İmam da hizmet yetirmiş
Sanki yüzlerini nura batırmış
İşte Şah-ı Merdan Ali dediler
Alıntı;
Kamilce
Konu Sahibi / Yazar
Zekai
Kategori / Forum
Üye Blogları (Günlükler)
Yorumlar / Cevaplar
56
Okunma / Görüntüleme
23229
Kamilce
Kamilce
MÜNACAAT
Ezeli kurdular erkan yolu,
Bu yolun sahibi Muhammed Ali.
Pirimi sorarsan Bektaşi Veli,
Ali, Veli gibi er bulunur mu?
Oturmuş mürşitler dolu içerler,
Dillerinden dürrü gevher saçarlar,
Günahlının günahından geçerler,
Kusursuz günahsız kul bulunur mu?
Mürşitler oturmuş yerli yerine,
Kimse eremedi Ali sırrına,
Hep dikildik erenlerin darına,
Mansur’un çektiği dar bulunur mu?
Biz de içelim kırkların içtiği demden,
Gönülde kalmasın, kaygıdan gamdan,
Hatice, Fatıma girdiği cemden,
Arasalar böyle cem bulunur mu?
Cem cemiyet cümle şeyden uludur,
Ayin cem kardeşler Ali kuludur,
Üstümüzde duran kudret elidir,
Böyle bir mübarek el bulunur mu?
Erenlerin yolu bir gizli sırdır,
Her ne arar isen orada vardır,
Cümle cem ehlinde gönüller birdir,
Arasan birinde gam bulunur mu?
Üçler beşler o kapıyı açtılar,
Muhabbete miski amber saçtılar,
Haklıyı haksızı orda seçtiler,
Suçlu olanlara yer bulunur mu?
Onulur mu düşkünlerin yarası,
Bulunur mu kalb evinde çırası,
Bin lokmana varsa yoktur çaresi,
Medet müret diyen can bulunur mu?
Beni mest eyledin, meyi içirdin,
Fırsatın var iken elden kaçırdın,
Doksan beş yaş ile günüm geçirdin,
Geçen günler gibi gün bulunur mu?
SAKİNE HATUN der vara bilirsem,
Can gözün açıp da göre bilirsem,
Bu sözün vehmine ere bilirsem,
Bundan büyük sana ün bulunur mu?
Ezeli kurdular erkan yolu,
Bu yolun sahibi Muhammed Ali.
Pirimi sorarsan Bektaşi Veli,
Ali, Veli gibi er bulunur mu?
Oturmuş mürşitler dolu içerler,
Dillerinden dürrü gevher saçarlar,
Günahlının günahından geçerler,
Kusursuz günahsız kul bulunur mu?
Mürşitler oturmuş yerli yerine,
Kimse eremedi Ali sırrına,
Hep dikildik erenlerin darına,
Mansur’un çektiği dar bulunur mu?
Biz de içelim kırkların içtiği demden,
Gönülde kalmasın, kaygıdan gamdan,
Hatice, Fatıma girdiği cemden,
Arasalar böyle cem bulunur mu?
Cem cemiyet cümle şeyden uludur,
Ayin cem kardeşler Ali kuludur,
Üstümüzde duran kudret elidir,
Böyle bir mübarek el bulunur mu?
Erenlerin yolu bir gizli sırdır,
Her ne arar isen orada vardır,
Cümle cem ehlinde gönüller birdir,
Arasan birinde gam bulunur mu?
Üçler beşler o kapıyı açtılar,
Muhabbete miski amber saçtılar,
Haklıyı haksızı orda seçtiler,
Suçlu olanlara yer bulunur mu?
Onulur mu düşkünlerin yarası,
Bulunur mu kalb evinde çırası,
Bin lokmana varsa yoktur çaresi,
Medet müret diyen can bulunur mu?
Beni mest eyledin, meyi içirdin,
Fırsatın var iken elden kaçırdın,
Doksan beş yaş ile günüm geçirdin,
Geçen günler gibi gün bulunur mu?
SAKİNE HATUN der vara bilirsem,
Can gözün açıp da göre bilirsem,
Bu sözün vehmine ere bilirsem,
Bundan büyük sana ün bulunur mu?
Kamilce
Hacıbektaş''ta Çilehanede Bulunan Dider Ana'nın nışanının olduğu yerin Resterasyonunu Zöhre Anam Yaptırmıştı. Resterasyonun gereği Mubareğin Dider Ana'nın Bedeninin Açılması gerekiyordu, Zöhre Anam Kurban Olduğum Dider Ana'mın mezarını açtırıyor Orada bulunan herkezin gözleriyle gördüğü ve Anlattıkları Bedeninde Hiç Bir Bozulma olmadığı sapasağlam durduğu Pir'im Zöhre Ana tekrar Kefene Sarıp Defnediyor Şu Anda Didar ana'nın Olduğu yere, bu olaya herkez Şahit oldu gördü bir gerçek bu. Onların Sırrına erişilmez.
Kamilce
Mustafa Kemal Atatürk'ün Yemini!
'Validemin ruhuna ve bütün ecdat ruhuna taahhüt ettigim vicdan yeminini tekrar edeyim: Validemin mezarı önünde ve Allah'ın huzurunda ahdü peyman ediyorum. Bu kadar kan dökerek milletin elde ettigi ve tesbit ettigi hâkimiyetin muhafaza ve müdafaası için gerekirse validemin yanına gitmekte asla tereddüt etmeyecegim. Milli hâkimiyet ugrunda canımı vermek, benim için vicdan ve namus borcu olsun.'
Milletin istiklâli tehlikeye girdigi vakit, millet ordularını kendi toplar ve yalnız bir hareket tarzı kabul eder. O da kurtuluş ugrunda sonuna kadar kanını dökmek!
Milli hâkimiyet öyle bir nurdur ki, onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar yanar, mahvolur. Milletlerin esareti üzerine kurulmuş müesseseler her tarafta yıkılmaya mahkûmdurlar.
Türk vatanının bir karış topra ı için bütün millet bir vücut olarak ayaga kalkar.
*
Bilelim ki, milli benligini bilmeyen milletler, başka milletlere yem olurlar.
Memleketi temelinden yıkan, milleti esir ettiren iç cephenin düşmesidir.
Ordumuz Türk birli inin kudret ve kabiliyetinin, Türk vatanseverliginin çelikleşmiş bir ifadesidir.
Türk gençleri;
Benim Türk milletine, Türk Cumhuriyeti'ne, Türklügün istikbâline ait ödevlerim bitmemiştir. Siz, onları tamamlayacaksınız. Siz de sizden sonrakilere benim sözümü tekrar edersiniz.
'Validemin ruhuna ve bütün ecdat ruhuna taahhüt ettigim vicdan yeminini tekrar edeyim: Validemin mezarı önünde ve Allah'ın huzurunda ahdü peyman ediyorum. Bu kadar kan dökerek milletin elde ettigi ve tesbit ettigi hâkimiyetin muhafaza ve müdafaası için gerekirse validemin yanına gitmekte asla tereddüt etmeyecegim. Milli hâkimiyet ugrunda canımı vermek, benim için vicdan ve namus borcu olsun.'
Milletin istiklâli tehlikeye girdigi vakit, millet ordularını kendi toplar ve yalnız bir hareket tarzı kabul eder. O da kurtuluş ugrunda sonuna kadar kanını dökmek!
Milli hâkimiyet öyle bir nurdur ki, onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar yanar, mahvolur. Milletlerin esareti üzerine kurulmuş müesseseler her tarafta yıkılmaya mahkûmdurlar.
Türk vatanının bir karış topra ı için bütün millet bir vücut olarak ayaga kalkar.
*
Bilelim ki, milli benligini bilmeyen milletler, başka milletlere yem olurlar.
Memleketi temelinden yıkan, milleti esir ettiren iç cephenin düşmesidir.
Ordumuz Türk birli inin kudret ve kabiliyetinin, Türk vatanseverliginin çelikleşmiş bir ifadesidir.
Türk gençleri;
Benim Türk milletine, Türk Cumhuriyeti'ne, Türklügün istikbâline ait ödevlerim bitmemiştir. Siz, onları tamamlayacaksınız. Siz de sizden sonrakilere benim sözümü tekrar edersiniz.
Kamilce
BUNLARI MUTLAK BİMELİSİNİZ
Paris'teki Versailles Sarayı'nın 1300 odası olduğunu ve hiç tuvaletinin olmadığını...
Bir çift sineğin sadece nisan-mayıs aylarında bıraktıkları yumurtaların tamamından sinek çıksa idi, dünyayı 14 metre kalınlığında bir sinek tabakası kaplayacağını...
Eyfel kulesinin yapımında toplam 6400 ton ağırlığında 18.100 adet demir parçası kullanıldığını...
Süleymaniye camiinin 4 minaresi olmasının sebebinin, Kanuni'nin İstanbul'un fethinden sonraki dördüncü padişah; bu dört minaredeki on şerefenin de Osmanlının onuncu padişahı olduğunun bir işareti anlamına geldiğini...
Bir insandaki toplam damar uzunluğunun 150 bin km. ve dünya ile güneş arasındaki mesafenin de 150 milyon km. olduğunu...
Osmanlı sultanlarının ve bazı alimlerin başlarındaki kavukların, kefenlerinden oluştuğunu, sık sık ölümü hatırlayıp ona göre karar verdiklerini, ayrıca öldükleri zaman hemen başlarındaki kefenle defnedildiklerini...
Bir futbolcunun topa her kafa vuruşunda, beyninden 1000(bin) hücrenin öldüğünü...
Ortalama bir insanda 30.000-100.000 adet saç olduğunu, hergün yaklaşık 100 tanesinin döküldüğünü...
İnsan vücudunun her 7 yılda -ölen hücrelerin yerine yenisi gelerek- tamamen yenilendiğini...
Amerikan halkının %60'ının ülkelerini, dünya haritasında bulamadıklarını...
0(sıfır)'ı müslümanların bulduğunu...
Dünyaya her yıl düşen yağış miktarının eşit olduğunu...
Beşiktaş kulübünün kuruluşundaki Kırmızı-Beyaz renklerinin, Balkan savaşındaki mağlubiyetten sonra Siyah-Beyaz olarak değiştirildiğini...
Galatasaray kulübünden, yıllar önce bir grubun ayrılıp 'Güneşspor' u kurduğunu...
Fenerbahçe Kulübünün ilk adının 'Siyah Çoraplılar' olduğunu...
İbni Sina'nın göz ameliyatı yaptığını...
Paris'teki Versailles Sarayı'nın 1300 odası olduğunu ve hiç tuvaletinin olmadığını...
Bir çift sineğin sadece nisan-mayıs aylarında bıraktıkları yumurtaların tamamından sinek çıksa idi, dünyayı 14 metre kalınlığında bir sinek tabakası kaplayacağını...
Eyfel kulesinin yapımında toplam 6400 ton ağırlığında 18.100 adet demir parçası kullanıldığını...
Süleymaniye camiinin 4 minaresi olmasının sebebinin, Kanuni'nin İstanbul'un fethinden sonraki dördüncü padişah; bu dört minaredeki on şerefenin de Osmanlının onuncu padişahı olduğunun bir işareti anlamına geldiğini...
Bir insandaki toplam damar uzunluğunun 150 bin km. ve dünya ile güneş arasındaki mesafenin de 150 milyon km. olduğunu...
Osmanlı sultanlarının ve bazı alimlerin başlarındaki kavukların, kefenlerinden oluştuğunu, sık sık ölümü hatırlayıp ona göre karar verdiklerini, ayrıca öldükleri zaman hemen başlarındaki kefenle defnedildiklerini...
Bir futbolcunun topa her kafa vuruşunda, beyninden 1000(bin) hücrenin öldüğünü...
Ortalama bir insanda 30.000-100.000 adet saç olduğunu, hergün yaklaşık 100 tanesinin döküldüğünü...
İnsan vücudunun her 7 yılda -ölen hücrelerin yerine yenisi gelerek- tamamen yenilendiğini...
Amerikan halkının %60'ının ülkelerini, dünya haritasında bulamadıklarını...
0(sıfır)'ı müslümanların bulduğunu...
Dünyaya her yıl düşen yağış miktarının eşit olduğunu...
Beşiktaş kulübünün kuruluşundaki Kırmızı-Beyaz renklerinin, Balkan savaşındaki mağlubiyetten sonra Siyah-Beyaz olarak değiştirildiğini...
Galatasaray kulübünden, yıllar önce bir grubun ayrılıp 'Güneşspor' u kurduğunu...
Fenerbahçe Kulübünün ilk adının 'Siyah Çoraplılar' olduğunu...
İbni Sina'nın göz ameliyatı yaptığını...
Kamilce
Mevla Ali
İmân Ali, irfân Ali
Ruhlardaki tûfan Ali
Ãlemlere hikmet, ilim
Veren nâtık Kur'ân Ali
Aynullahtır, yedullahtır
Kur'ân'daki hablullatır
Onu tanıyanlar ancak
Bir Resûl, bir de Allah'tır
Hakk'ın dili Hakk'ın eli
Esedullah Mevlâ Ali
Onun eli, dili ile
Kırıldı kafirin beli
Ey urvet-ul vuskâ Ali
Ey şâfi-i ukbâ Ali
Mahşer günü sahip livâ
Mevla Ali Mevla Ali
Sensin hedef, sensin şeref
Hakikat besleyen sedef
Seni tanımadı alem
Eder ilelebed esef
Kur'ân'ın lisânı Ali
Sırların beyânı Ali
Zehrâ'ya eş ancak odur
Peygamber'in canı Ali
Amellere mizân Ali
Hak bâtıla furkân Ali
Mu'minler sahifesinin
Başındaki ünvân Ali
Ey sâkiy-i Kevser Ali
Ey şâfi-i mahşer Ali
Hem dünya hem de ukbâda
Ãlemlere server Ali
Zâlimlere feryad Ali
Mazlûmlara imdad Ali
Hak'tan gayri her kayıttan
Bağlılıktan azâd Ali
Emir-ül mü'minin Ali
İmâm-ül muttakin Ali
Hem mu'min, hem imân Ali
Hem dindâr hem de din Ali
"Lâ fetâ" mülküne sultân
"Hel etâ" tacına şâyân
Hakkın en büyük âyeti
Odur gerçeklere burhân
Ali deniz, damlayız biz
Ali güneş biz zerreyiz
Ali lütuf gözü ile
Baksa damla olur deniz
Ali sâdık, Ali âşık
Ali gerçeklere nâtık
Velâyete, imâmete
Ali ancak, Ali lâyık
Fâtıma'nın eşi Ali
Ahmed'in kardeşi Ali
Velâyet semâlarının
Sönmeyen güneşi Ali
Ali'dir ruhlar tabibi
Ali aşıklar habibi
Ali'den pay almayanın
Cennetten olmaz nasibi
Ali meydanlar aslanı
Ali dillerin destânı
Hayranıdır onun âlem
Hem dostları hem düşmanı
Aşıkların cem'ine yâr
Gönül diyârına bahâr
Her zerre bağrını yarsan
Ali'den bir nişâne var
Ancak Ali'ye inâyet
Oldu Hak'tan bu saâdet
Hakk'ın evinde velâdet
Hakk'ın evinde şehâdet
Ali kâinâtın tâcı
Ali insanlık mirâcı
Hem dünya hem de ukbâda
Herkes Ali'nin muhtacı
Dünya bir gün sona erir
İnsanlar mahşere gelir
İşte o gün bütün dünya
Ali'nin kadrini bilir
Ali, Ali, Mevlâ Ali
Canlar sana fedâ Ali
Gelmişiz kapına Mevlâ
Hâcetleri eyle revâ
İmân Ali, irfân Ali
Ruhlardaki tûfan Ali
Ãlemlere hikmet, ilim
Veren nâtık Kur'ân Ali
Aynullahtır, yedullahtır
Kur'ân'daki hablullatır
Onu tanıyanlar ancak
Bir Resûl, bir de Allah'tır
Hakk'ın dili Hakk'ın eli
Esedullah Mevlâ Ali
Onun eli, dili ile
Kırıldı kafirin beli
Ey urvet-ul vuskâ Ali
Ey şâfi-i ukbâ Ali
Mahşer günü sahip livâ
Mevla Ali Mevla Ali
Sensin hedef, sensin şeref
Hakikat besleyen sedef
Seni tanımadı alem
Eder ilelebed esef
Kur'ân'ın lisânı Ali
Sırların beyânı Ali
Zehrâ'ya eş ancak odur
Peygamber'in canı Ali
Amellere mizân Ali
Hak bâtıla furkân Ali
Mu'minler sahifesinin
Başındaki ünvân Ali
Ey sâkiy-i Kevser Ali
Ey şâfi-i mahşer Ali
Hem dünya hem de ukbâda
Ãlemlere server Ali
Zâlimlere feryad Ali
Mazlûmlara imdad Ali
Hak'tan gayri her kayıttan
Bağlılıktan azâd Ali
Emir-ül mü'minin Ali
İmâm-ül muttakin Ali
Hem mu'min, hem imân Ali
Hem dindâr hem de din Ali
"Lâ fetâ" mülküne sultân
"Hel etâ" tacına şâyân
Hakkın en büyük âyeti
Odur gerçeklere burhân
Ali deniz, damlayız biz
Ali güneş biz zerreyiz
Ali lütuf gözü ile
Baksa damla olur deniz
Ali sâdık, Ali âşık
Ali gerçeklere nâtık
Velâyete, imâmete
Ali ancak, Ali lâyık
Fâtıma'nın eşi Ali
Ahmed'in kardeşi Ali
Velâyet semâlarının
Sönmeyen güneşi Ali
Ali'dir ruhlar tabibi
Ali aşıklar habibi
Ali'den pay almayanın
Cennetten olmaz nasibi
Ali meydanlar aslanı
Ali dillerin destânı
Hayranıdır onun âlem
Hem dostları hem düşmanı
Aşıkların cem'ine yâr
Gönül diyârına bahâr
Her zerre bağrını yarsan
Ali'den bir nişâne var
Ancak Ali'ye inâyet
Oldu Hak'tan bu saâdet
Hakk'ın evinde velâdet
Hakk'ın evinde şehâdet
Ali kâinâtın tâcı
Ali insanlık mirâcı
Hem dünya hem de ukbâda
Herkes Ali'nin muhtacı
Dünya bir gün sona erir
İnsanlar mahşere gelir
İşte o gün bütün dünya
Ali'nin kadrini bilir
Ali, Ali, Mevlâ Ali
Canlar sana fedâ Ali
Gelmişiz kapına Mevlâ
Hâcetleri eyle revâ
Kamilce
Deli Gönül (Bir Su Bir Gölde)
Bir su bir gölde çok durursa kokar
Azar azar çağla ak deli gönül
Bulanık akma ki içmezler seni
Çeşmenin gözünden çık deli gönül
Ateş gibi birden parlayıp yanma
Yanıp yanıp çevre yanın yandırma
Kah karanlık kah aydınlık görünme
Meydanda mum gibi yan deli gönül
Kaba rüzgar gibi boşa dolaşma
Çalıya çırpıya değip ileşme
Toz toz olup topraklara karışma
Harman yeli gibi es deli gönül
Kara toprak gibi sakin ol otur
Hak'tan ne gelirse kabul et getir
Bahar aylarının yemişin bitir
Herkese gönlünce ver deli gönül
Pir Sultan Abdal'ım bu sözüm haktır
Gaziler sözümün hatası yoktur
Aşıkın maşuktan dönmesi çoktur
Pirin eşiğine düş deli gönül
Kaynak: Pir Sultan Abdal
Bir su bir gölde çok durursa kokar
Azar azar çağla ak deli gönül
Bulanık akma ki içmezler seni
Çeşmenin gözünden çık deli gönül
Ateş gibi birden parlayıp yanma
Yanıp yanıp çevre yanın yandırma
Kah karanlık kah aydınlık görünme
Meydanda mum gibi yan deli gönül
Kaba rüzgar gibi boşa dolaşma
Çalıya çırpıya değip ileşme
Toz toz olup topraklara karışma
Harman yeli gibi es deli gönül
Kara toprak gibi sakin ol otur
Hak'tan ne gelirse kabul et getir
Bahar aylarının yemişin bitir
Herkese gönlünce ver deli gönül
Pir Sultan Abdal'ım bu sözüm haktır
Gaziler sözümün hatası yoktur
Aşıkın maşuktan dönmesi çoktur
Pirin eşiğine düş deli gönül
Kaynak: Pir Sultan Abdal
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi