You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Posting Freak
Kahramanmaraş
Kahramanmaraş El Sanatları

Kahramanmaraş'ın el sanatları, geniş ve derin tarihi sebebiyle büyük zenginliğe sahiptir. Aradan geçen binlerce yıla rağmen bugün de çeşitli alanlarda birbirinden güzel eserler veren Kahramanmaraş'lı ustaların büyük emek ve sabırla sürdürdükleri el sanatları Türk el sanatlarının binlerce yılık sürekliliğini de gözler önüne sermektedir. İşte bütün bu çarpıcı özelliklerden dolayı Kahramanmaraş'ın Türk el sanatları tarihinde önemli bir yeri vardır.

Kuyumculuk:

[Resim: altin3tw7.jpg]

Kahramanmaraş'ın en önemli el sanatlarından birisi de kuyumculuktur. İlde kuyumcu sanatı, Osmanlı Dönemi ve daha önceki dönemlere dayanmaktadır Tarihten bu zamana kadar devam ederek ve kendini geliştirerek yeni modelleri ile piyasadaki yerini her zaman muhafaza etmiştir. Zülkadiroğlu Beyliği zamanında işlenmekte olan ve günümüze kadar yapıla gelen Maraş Burması Kahramanmaraş'a özgü kreasyonları yansıtmaktadır. Bu meslek grubu ile Kahramanmaraş'ta büyük bir iş istihdamı ve şehir ekonomisi'ne önemli katkılar sağlanmaktadır.Türkiye'de altın merkezi olan İstanbul'dan sonra Kahramanmaraş ikinci sıradadır. İşlenen altın takılar ise bölge farkı olmaksızın Türkiye geneline dağıtılmaktadır. Ülkelerin zenginlik ölçü birimi olarak kabul edilen altının bu kadar yüksek oranlarda Kahramanmaraş'a girip çıkması ilimizin bir diğer alandaki gücünü göstermesi bakımından önemlidir.


Simsırma İşlemeciliği:

[Resim: nakkashome_sirma.jpg]

Sim sırma işlemeciliği Kahramanmaraşa has bir işleme sanatıdır. Bu zarif isletmeciliğin örneklerine eskiden Osmanlı Saraylarında şimdiki müzelerde ve bayan kıyafetlerinde rastlamak mümkündür. İşlemeciliğin en bol örnekleri bayan kadife elbiseleri üzerine, kadife yastık, yatak örtüleri, seccadeler, bohçalar, masa örtüleri üzerine yapılan el isçiliği olarak değerlendirebiliriz. Kahramanmaraş Sırma işinin adını gerek yurt içinde gerekse yurt dışında haklı bir şöhrete ulaştırmıştır. Kahramanmaraş'ta sim sırma işlemeciliği çok gelişmiş olduğundan devlet tarafından sim sırma okulu açılmış ayrıcada Kahramanmaraş Halk eğitim merkezi tarafından genç kızlara sim sırma işçiliği kursları verilmektedir. Sim sırma işlemeciliği günümüzde dünya modasına kadar uzanmıştır.

Ahşap Oymacılığı:

[Resim: oyma2yi7.jpg]

Kahramanmaraş el sanatlarından biri olan ağaç oyma sanatı yörede uzun yıllar öncesine dayanmaktadır. Oymacılık sanatının yörede orman alanlarından sağlanan hammaddeye dayalı olarak başladığı bilinmektedir. Özellikle ceviz, kavak, gürgen gibi ağaçlar üzerine el yordamıyla iskarpela denilen kesici aletler yardımı ile çeşitli desenlerin kabartılarak oyulmasına oymacılık denilir. En çok yapılan ve rağbet gören mamuller genellikle çeyiz sandığı, mücevher kutuları, rahle, gazetelik, sehpa takımları, tepsi, tavla, camekan, aynalıklar, isimlikler ve duvar panolarıdır. Bu imalatlar genellikle şehir dışına satıldığından Kahramanmaraş ekonomisine katkısı bulunmaktadır. Kahramanmaraş'ta ahşap oyma şirketleri'nin internet üzerinden sipariş ve satış siteleri bulunmaktadır.

Bakırcılık:

[Resim: bakirislemeciligi.JPG]

Kahramanmaraş ta bakırcılık çok eskilere dayanan bir sanat dalıdır Türkiye'de çok büyük bir öneme sahiptir. Üretilen geleneksel kaplar, kazan, teşt, leğen, hamam leğeni, kulplu tas, süzek,tencere, kuşkana, kapaklı sahan, aşurelik ve bakraç gibi kap çeşitleri bu isimler altında, Türkiye'nin hemen hemen her iline, satılmaktadır. Bunların yanında bakırın üzerine elle yapılan dövme isçiliği de evlerde aksesuar olarak kullanılmaktadır. Kahramanmaraş'ta imalatı yapılan alüminyum, krom, çelik mutfak araç-gereçleri ve pirinçten yapılan (mangallar, saksılıklar) çeşitli aksesuarların yurt içine ve yurt dışına satışı yapılmaktadır. Bu satışlar Kahramanmaraş ekonomisine büyük gelir sağlamaktadır.

Köşgerlik:

[Resim: adsz3hk8.png]

Mahalli tabiriyle Köşkerlik diye bilinen "Deri İsçiliği" Kahramanmaraş'ta önemli bir el sanatlarındadır. İnsan giyim kuşam eşyalarından hayvan koşumlarına kadar çeşitli sahalarda yaygın bir kullanımı vardır Bunlar; pabuçlar, çizmeler, postallar, çarıklar, terlikler, ayakkabı türündendir.

Dokumacılık:
Yurdumuzun birçok yörelerinde olduğu gibi Kahramanmaraş'ta dokumacılık temelde göçebe kültürüne gelenek ve göreneklerimize dayanır. Yolluk, heybe, torba, kilim, yük çulu, çuval, haral, çadır örtüsü ve göçer eşyalarıdır. Günümüz de teknolojinin de gelişmesiyle şu anda Kahramanmaraş'ta modern tesislerde dokumacılık yapılmaktadır.

Diğer El Sanatları:
Külekçilik, Dericilik, Saraççılık, Fırıncılık, Köşkercilik, Nalbantlık, Semercilik, Cilt Sanatı, Keçecilik, Gümüş İşlemeciliği, Demircilik, Aba Dokumacılığı, Kalaycılık, Aleflik, Bekerecilik, Boyacılık, Tarakçılık, Çulfacılık, Mobilyacılık, Çıkrıkçılık, Tenekecilik, Değirmencilik, Tabaklık, Hallaççılık, Kavaflar, Kazezler, Sıracılık, Masmalacılar, Mazmunlar, Şerbetçilik, Tüfekçiler, Yazmacılar, Yemeniciler, Tasçılar, Duvarcılar, Çömlekçiler.



[Resim: el_sanatlar.jpg]
Seke seke geldim ayağım yoktur
Hak mehlemi sende Zöhrem’dir doktur
Kimi kafir olmuş karnısı boktur
Süzünü süzünü postunda otur.

Türkiye’ye çıkarmışım bir gelin
Urufu Zöhre Ana onu pir bilin
Muhammet elçisi Ana’dır deyin
Hak için dergaha niyaza inin.


Bildiren: Pir Zöhre Ana
Posting Freak
Kahramanmaraş
KAHRAMANMARAŞ GELENEKLERİ

Nazarlıklar

İnsanlar eskiden beri kötü gözlerin iyi nesnelere dokunup zarar vereceğine inanmış, korunmak için çareler aramışlardır. Türkler, en iyi koruyucu olarak mavi boncuğu seçmişlerdir. Bu kelime Türk lehçelerinde, (Boncuk, Moncuk, Moyucak, Monşak) şekillerinde söylenmiştir. Türkler arasında koruyucu boncuğun mavi boncuk olmasına, ayrıca önem verilmesine mavi gözlü Türklere pek az rastlanması ve mavi gözlerde kemlik özelliği bulunduğuna dair inanç sebep olsa gerek. Eski Türkler atlarının boynuna tılsımlar astıkları gibi sancaklarının tepesine de koruyucu tılsım olarak boncuk takmışlardır.

Nazarlıklarda, zamanla çok çeşitli cisimlerin kullanılması adet olmuştur. Nazara inanma işi bugün bile Kahramanmaraş il merkezi ve köylerinde yaygın bir şekilde görülmektedir. Güzele, engine, üstün kabiliyet ve maharetlere sahip olanlara, işi iyi bilenlere, beden yönünden güçlü kimselere nazar değeceğine inanılmaktadır. Bazı kişilerin, özellikle gök gözlülerin nazarından korku duyanlar çoktur. Bu konuda türlü söylentiler vardır. Halk arasında, koşan bir atı bile durdurup çatlatacak kadar nazar sahibi kişilerin olduğu söylenir. İşi iyi giden insanların, gürbüz ve güzel çocukların, görkemli hayvanların hastalık ya da ölümlerinin nazara bağlandığı çok olur. Bu inanış öyle geniştir ki, araba, öküz, inek, bağ - bahçe ve ekinlere bile nazar değer. Nazar değmemesi için türlü nazarlıklar kullanılır. Bunlardan gök boncuk başta gelir. Diğer nazarlıklardan bazıları şunlardır:

İğde Çekirdeği, Göz Boncuğu, Şap, Yılan Kemiği, Küçük Kaplumbağa Kabuğu, Küçük Çakı, Makas, Karaçalı dalından muska şeklinde kesilmiş bir parça, Hayvan Boynuzu, Öküz, At, Karaca gibi hayvanların kafa tasları, At Nalı vs. Bunlardan taşınabilecek küçüklükte olanlar çocukların omuzlarına ve beşiklerine asılır. Hayvanlara ait kafa tası, boynuz ve nal gibi cisimler göz değeceğinden korkulan dükkân, ev ve benzerlerinin gözler görülebilecek uygun yerlerine asılır. Ayrıca araba ve görünüşü etkili olan binaların ön cephelerine "Maşallah" yazılır. Taksilerde, kamyonların şoföre yakın yerlerinde gök boncukla birlikte bir parça şap asılı olduğu çok görülmektedir. Nazar değdiğine inanılan çocuk ve büyüklere, nazarın bozulması için şu işlemler yapılır:


1- Ateşe üzerlik atarak çıkan dumanın nazar değenin üstüne gelmesi sağlanır.
2- Kömür sayılır.

Düğün Adetleri

Ne acı... zaman maalesef bir çok eski ve güzel geleneklerimizi unutturmuştur. Ama yinede unutulmayan örf ve âdetlerimiz oldukça çoktur. Bunlardan biride Kahramanmaraş'taki "Düğün Âdetleri"dir. Toplumsal olaylardan biri olan düğünlere dünyanın çeşitli ülkelerinde çeşitli şekillerde rastlayabiliriz. Bunlardan çok garipleri olduğu gibi, âyin, şölen, oyun ve tören gibi harikûlâde olanları da vardır.

Halk çoğunluğunu orta tabakanın teşkil ettiği Kahramanmaraş'ta yüzyıllardan beri süregelen düğün âdetlerini bugün de her mahallede, her evde ve her mevsimde görebiliriz. Yabancılar için gayet orijinal ve hoş, düğün sahipleri için gerekli ve çocuklar için bir eğlence olan bu güzel düğün âdetlerini, dolayısıyla mutlu bir yuvanın kurulabilmesi için gösterilen bu çabaları, kız görme, şerbet, nişan, kına, gelin getirme, düğün, nikâh, gerdek ve el öpmeler diye özetleyebiliriz.

[COLOR=#4169e1]Görücü (Kız Görme)
Kahramanmaraş'ta evlenmelerin büyük bir kısmı görücülerin aracılığı ile olur. Aileler oğulları evlenme çağına gelince kız görmeye başlarlar. Aile bu işle uğraşmakta gecikirse oğulları bu arzuyu bazı hareketlerle ifade eder. Örneğin; askerden gelmişse nüfus kâğıdını, terhis tezkeresini ailesinin görebileceği yere koyar. Elbisesini suya ıslatıp yıkamadan asar. Burada şu yaygın fıkrayı anlatalım:

Oğulları evlenme çağına gelmiş olan anne ve baba maddi yetersizlikten dolayı. Evdeki eşeği ve yaşlı öküzü satıp oğlanı evlendirmeye karar verirler. Konuşmaları kapı aralığından dinleyen genç sabırsızlıkla beklemeye başlar. Fakat günler geçtiği halde ailesinde bir hareket göremeyince sabırsızlanan genç bir gün konuşma arasında, "Hani hiç eşek, öküz lâfı etmiyorsunuz der". Kız görmek için Pazartesi ve Perşembe günleri uğurlu sayılır. Görücüler, oğlanın babaannesi, teyzesi ve diğer yakın akrabaları bir Pazartesi veya Perşembe günü kız evine giderler. Görücülere kahveyi evin gelinlik kızı getirir ve kahveyi ikram ettikten sonra oda kapısının yanında, uygun bir yerde elindeki kahve tepsisini göğsünün hizasında tutarak bekler.

Görücüler kızı beğenirlerse anne, babaya "Menendimizi bulduk" der. Baba da kızı bir araştırır. Pazartesi ve Perşembe günü görücüler tekrar kız evine giderler. Kızın annesi "Hoşgeldiniz, hangi rüzgar attı sizi buraya" der. Görücülerden en yaşlısı "Hoş bulduk" der. Oğlanın anası da , "Niçin geldik, sorsana" der. Kızın anası sorunca, "Allahın emri Peygamberin kavliyle kızınızı oğlumuza istemeye geldik" derler. Kızın anası da "Allah yazdıysa bizim ne söyleye hakkımız var" der. Görücüler giderken kız evi kesin cevap için üç gün izin ister. Görücüler de "Peki ama üç gün sonra kızı almadan gitmeyeceğiz" der. Bundan sonrada kız evi de oğlan hakkında soruşturmalarını yapar. Üç gün sonra kaynana birkaç kişiyle gelir, "Rast gele" der içeri girerler. Hoş beşten sonra kızı vermeyeceklerse "Kızımız daha küçük" diye baştan savarlar. Vereceklerse, kız evi naz evi olduğundan birkaç hafta nazlanırlar. Bir top inci, 20 - 25 tek ince bilezik, 10 - 11 çift burma bilezik, bir gerdanlık istenilir, yol parası ve kızın ağırlığı tespit edilir. Zenginlerse, kız evinin istediği şeyleri verirler ve şerbet günü tayin edilir. Kız evinin isteklerini veremeyenler geri çekilmek zorunda kalır.

[COLOR=#4169e1]Şerbet
Şerbet günü, bir Pazartesi veya Perşembe günüdür. Her iki ailenin tuttuğu kadınlar tarafından hısım ve akrabalar şerbete davet edilirler. Konuklara oğlan evi tarafından gönderilen meyve, tatlı ve çerezler ikram edilir. Yine oğlan evinin gönderdiği şeker şerbet yapılır. Şerbet dağıtılırken kaynana kız yüzük takar. Hocalar dualar okur.

[COLOR=#4169e1]Ağırlık
Tespit edilen bir günde kızın ve oğlanın akrabaları, daha önceden kararlaştırılan eşyaları kız evine verirler.

[COLOR=#4169e1]Düğün Hamamı
Kız evi, oğlan evinin kiraladığı hamama yine akrabaları ile giderler. Gelini kız evi soyar. Yıkandıktan sonra iç çamaşırlarının üzerine sevai (Yöresel bir nevi işlemeli önü açık, yakasız özel giysi) giydirilir. Saçları örülüp altın mahmudiyelerle süslendikten sonra başı bağlanır. Baş bağlayacak kadın iş bilir, elinden su içilir, maya çalınca tutacak, pekmez ebeleyecek (Mayalayacak) cinsten olmalıdır. Aksi halde gelinin çocuğu olmayacağına inanılır. Bundan sonra gelinin ön tarafına yeşil, arka tarafına kırmızı olmak üzere iki tane duvak bağlanır, ayağı sarı edik (Çizme vari ayakkabı) ile çorap giydirilir. Kollarında kırmızı kurdela bulunan sağdıçlar gelinin yanlarında; natırönde, arkasında da kız evinin gelin olacak çağa gelmiş kızları bulunur.

[COLOR=#4169e1]Kına
Çarşamba günü öğleden sonra oğlan evi, kız evine gider ve kaynanasının eli geline öptürüldükten sonra kaynana gelinin avucuna kına koyar. Burada kullanılan tahta kaşık oğlan evin gider. Herkes gittikten sonra gelin avucundaki kınayı evin duvarına çarpar. Bu davranışı gelinin o kına gibi tertemiz evi bırakmış olduğuna delalet eder.

[COLOR=#4169e1]Gelin Getirme
Zamanımızdan 25 sene önceye kadar gelin atla getirilirdi. Bugün ise arabalarla götürülüyor. Araba geleneği de önemlidir. Araba ne kadar çok olursa düğün o kadar şerefli sayılır. Gelin arabasının önüne halktan ip geren olursa şoförün yanında oturan kayın peder, avuç dolusu bozuk para fırlatır. Gelin oğlan evinin kapısında kayın pederinin elini öper, kaynana gelinin ayağı önünde boş bir şişe kırar ve çocuklara para atar. Gelin merdivenden çıktıktan sonra kaynananın kolunun altından geçer. Kaynana geline bir nar verir, gelin bu narı duvara vurup parçalar. Kınanın karıştırıldığı kaşığı gerdek odasının ortasında kırıp yere atar.

[COLOR=#4169e1]Gelin
Perşembe günü sabahı gelinin eline ayağına kına yakılır. Saçı güzelce taranır ve elbiseleri giydirilir. Düğün türküsü ve oyunlarla geçirilir. Erkekler gazel söyler, halay çekerler. En büyük ödev abdal davuluna ve Belediye Bandosuna düşer. Oyun oynayan ne kadar çoksa düğünün namı o kadar büyük olur. O gün herkese izzet ikramla "Velime Yemeği" yedirilir, velime yemeği çok kere lâhmacun, patates sulusu, pirinç pilavı ve hoşaftır. Özel olarak çörekte ikram edilir.

[COLOR=#4169e1]Dini Nikah
Çoğunlukla öğleden sonra yapılır. Kız ve oğlan vekilleri, şahitleri, imam efendi ve oğlan ile kızın babaları bulunur. Kızın vekilliğini kendisine nikah düşmeyen bir kişi üzerine alır. Vekillik alırken bu adam şahitlerin huzurunda geline üç defa "Beni vekil kabul ettiniz mi?" diye sorar, kızda "Evet" der veya sükût ederse "Sükût ikrardandır" deyip vekilliğini alır. İmam efendi nikah kıyar.

[COLOR=#4169e1]El Öpme
Damat, gelin ve yakın akrabaları Pazar'a rastlayan bir günde kız evine el öpmeye giderler. Damat, kayın peder ve kaynanasının elini öper


Kahramanmaraş Köylerinde Düğünlerde Sağmenler (Seymenler)

Kahramanmaraş köylerindeki düğünlerde, oğlan evi tarafından davet edilerek çevre köylerden gelen topluluğa sağmen (Seymen) denilmektedir. Düğünün olduğu köyden davet edilenler sağmen olamazlar. Sağmenliği meydana getiren kişiler oğlan evi tarafından okuntu gönderilerek çağrılır. Okuntu gönderme düğüne davet etme demektir. Bunun için, çağrılan kişilere birkaç elma, bir miktar şeker, bir değirmi basma, havlu, mendil, çorap gibi şeyler gönderilir. Bunlara okuntu, okuntuyu götürenlere okuyucu denir. Okuyucu okuntu dağıttığı kişilere "Size .....ın selamı var, önümüzdeki hafta düğüne buyurmanızı söyledi" der. Okuyucular genellikle dili tatlı, bu işe uygun kişiler arasından seçilir.

Köylerdeki düğünlerin çoğu Pazartesi ya da Salı günü kurulur. Sağmen alayı, düğünün başladığı gün gelir. Sağmen gelirken beraberinde keçi, koyun, inek ve öküz gibi hediyeler getirir. Bunlar düğün evine verilir.
Sağmenler, düğün olan köye yaklaştıkları zaman silah sıkarlar. Bu davranış sağmenin gelmekte olduğunu duyurur. Sağmenin gelişini haber alan köylü, davulla birlikte karşılamaya çıkar. Belli bir yerde karşıladıktan sonra birlikte düğün evine dönerler. Köylü, bu gelen topluluğu üçer, beşer paylaşır. Bu davranış düğün sahibini müşkül durumdan kurtarmak içindir. Düğün sahibi kendisine getirilen canlı malı kestirerek sağmene yemek ikram eder.

[COLOR=#4169e1]Sin - Sin Oyunu

Sağmenler akşam yemeğini yedikten sonra halaylar başlar. Gece yapılan oyunların en ilginci sin - sin oyunudur. Bunun için köyün uygun bir yerine ateş yakarlar. Bu ateşe alanbaş denir. Davul ve zurna sin - sin havasını devamlı olarak çalar. Oyuncular teker teker ateşin çevresinde el ve ayak hareketleri ile durmadan dönerler. Ateşin başında oynayan kişi, topluluktan biri çıktığı zaman alanı terk eder.

Bu terk etme işinde atik davranmazsa oyuna giren kişi oynayanın sırtına yumrukla vurarak çıkmasını sağlar. Gelin Perşembe günü sabahla öğle arasında ata bindirilerek her iki tarafın erkek sağdıçları yanında olmak üzere gelin alayı halinde götürülür. Bu gelin götürme törenine sağmenlerde katılırlar. Akşamdan sonra yatsı namazı ile birlikte gerdek'e verilir ve böylece düğün biter. Gelin geldikten sonra güreş yapılır. Bu güreşlere sağmenlerle birlikte komşu köylerden tanınmış pehlivanlar davet edilir. Galip çıkan pehlivanlara derecelerine göre ikramiye verilir. Ertesi sabah düğün bitmiş olur. Sağmenler ve diğer misafirler evlerine dağılırlar.

Kahramanmaraş İlinde Doğum Üzerine İnanışlar

İl merkezi, ilçe ve köylerimizde öteden beri yeni doğan çocuklara yapılan işlem türlü özellikler göstermektedir. Bunlardan yaygın olanları şöylece toplayabiliriz.

Çocuk doğunca göbeği, beş parmak ya da bir süngüç (Baş parmak ile şahadet parmağı arasındaki uzunluk) yukarıdan makasla kesilir. Biraz daha yukarıdan kesilirse sesinin güzel olacağına inanılmaktadır. Çocuk oğlan olursa kesilen göbeği "Ahırcı olsun, malcı olsun, çiftçi olsun" diye ahıra gömülür. Kız olursa "Don (Çamaşır) yusun, çalışkan olsun, temiz olsun diye suya atılır.

Ebe göbeği keserken çocuk kız ise, çoğunlukla Peygamber ya da uğurlu saydıkları kişilerden birinin adını göbek adı olarak koyar. Loğusa'ya üç güne kadar su verilmez. Önce yağ ile pekmez karışımı hafifçe kaynatılıp içirilir. Bu üç gün içinde yoğurt ve süt vermeyi de doğru bulmazlar. Çocuk doğunca ebe tarafından tuzlanır. Bu işi, ağzı ve bedeni kokmasın, çocuk sağlam ve pişkin olsun diye yaparlar. Yıkama işi doğumdan 5 - 10 dakika sonra yapılır. Çocuğu yıkarken ayaklarından tutup baş aşağı sallandırmak adettir. Bu iş yapılırken "Boynu ve kolları uzun olsun" denir. Sonra kundaklayarak beşiğe konur. Aradan üç gün geçince çocuğun altına toprak bırakılır.

Çocuk yürümeye geçinceye kadar toprak koyma işi devam eder. Toprakta yatan çocuğun gürbüz olacağına inanılmaktadır. Üç ezan sesi duyulmadan çocuğa meme vermek doğru sayılmaz. Asıl adının da, yaşlı bir kişi tarafından çocuğun kulağına ezan okunarak verilmesi şarttır.

Çocuk kırkını doldurmadan önce bulunduğu odaya su konmaz. Konursa çocuğun şeytanlar tarafından suda boğulacağına inanılır. Kırkı çıkmayan kadın ve çocuklar, diğer kırkı çıkmayan kadın ve çocukların yanlarına alınmaz. Alınırsa kırk basma durumundan korkulur. Kırk basan çocuğun hastalanıp öleceğine dair inançlar yaygındır. Komşu bulunan kırklı kadınların birbirlerine gelmeleri mutlaka gerekirse dikiş iğnesi verip öpüşürler. Yeni doğan bir çocuğun yanına çocuğu durmayan bir kadın sokulmaz. Şayet gelirse çok dikkat edilir. Çocuğu durmayan kadının öbür çocuğun üzerine silkelenmesinden korkulur. Bu davranış olursa çocuğun öleceğine ya da sakat kalacağına inanılır. Silkelenen kadın kendi çocuğundaki yaramazlığın öbür çocuğa geçeceğini sanır. Öbür tarafta bunu böyle düşünür. Bu silkinme olayına "Tıbıkası Geçti" denir. Çocuğun göbeği düşmeden komşulara evden hiçbir şey verilmez. Kırklı çocuğu evde yalnız bırakmazlar. Baş ucuna ya Kur'an-ı Kerim ya da bir süpürge koyarlar.

Doğumdan kırk gün sonra çocuk ve ananın kırkı çıkarılır. Bunun için en az kırk delikli bir süzgeç yahut hamam kesesinden üç tas su geçirmek şarttır. Bu üç tas su ana ve çocuğun başından aşağı dökülür. Tastaki suyu dökmeden önce, bunu yapacak olan kadın, "Kırk, kırk, kırk, ..." elini tastaki suya kırk defa çarpar. Hamam olan yerde, doğuran kadın hastalıklarını atmak için terletilmesi yoluna gidilir. Bundan başka, bir yumurtanın içine türlü baharat karıştırılarak bedenine sürülür. Bazı yerlerde doğumun yedinci ve yirminci günlerinde de kırk çıkarma işlemleri yapılmaktadır.
Seke seke geldim ayağım yoktur
Hak mehlemi sende Zöhrem’dir doktur
Kimi kafir olmuş karnısı boktur
Süzünü süzünü postunda otur.

Türkiye’ye çıkarmışım bir gelin
Urufu Zöhre Ana onu pir bilin
Muhammet elçisi Ana’dır deyin
Hak için dergaha niyaza inin.


Bildiren: Pir Zöhre Ana
Son Düzenleme: 18/01/2010, 22:11, Düzenleyen: SerkanDgn.
Posting Freak
Kahramanmaraş
KAHRAMANMARAŞ YEMEKLERİ

Yağlı Köfte

1 adet yumurta (Kahramanmaraş)
1 çay bardağı ince bulgur
250 gr yağsız kıyma
1 tatlı kaşığı karabiber
1 tatlı kaşığı tuz
Sos için:
3 su bardağı et suyu
1 çorba kaşığı biber salçası
Üzeri için:
1 çorba kaşığı tereyağı
1 tatlı kaşığı nane
1 tatlı kaşığı kırmızı pul biber

Köfte malzemesi bir araya getirilir. Eller arasıra ıslatılarak, bütünleşene kadar yoğrulur. Fındık büyüklüğünde köfteler yapılır. Tencereye et suyu, salça ve az tuz konur. Kaynayınca köfteler atılır. 15-20 dakika orta atesşte pişirilir. Servis tabağına alınır. Üzerine eritilmiş tereyağı, nane ve pul biber karışımı gezdirilir.

Yoğurtlu Köfte (Kahramanmaraş)

Yarım kg ince bulgur
Yarım kg kıyma
1 tatlı kaşığı karabiber
1 tatlı kaşığı tuz
1 tatlı kaşığı kırmızı biber
1 tatlı kaşığı kuru nane
1 adet kuru soğan
2 su bardağı su
Üzeri için:
2 çorba kaşığı tereyağı
1 tatlı kaşığı kırmızı pul biber
1 kase yoğurt
3 diş sarımsak

İlk işlem olarak bulgurun üzerine 1 su bardağı su, ince kıyılmış soğan ve baharatlar konur. Eller ıslatarak bulgur mancun gibi olana kadar yoğrulur. Üzerine kıyma eklenir. Malzeme tamamen bütünleşene kadar yoğrulur. Harçtan misket şeklinde köfteler yapılır. Kaynayan tuzlu suya bu köfteler atılır. 10-15 dakika pişirilir. Servis tabağına konur. Üzerine önce sarımsaklı yoğurt sonra eritilmiş tereyağlı pul biber gezdirilir.


Sulu Yağlı Köfte (Kahramanmaraş)

[Resim: 335.jpg]

1 kişilik
100 gram yağsız kuzu kıyması
1 çay kaşığı karabiber
1 çorba kaşığı bulgur
1 adet yumurta
2 su bardağı kemik suyu
1 tatlı kaşığı biber salçası
1 çorba kaşığı tereyağı
1 çay kaşığı kırmızıbiber
1 tatlı kaşığı nane
1 tatil kaşığı kıyılmış maydanoz
Tuz

100 gram yağsız kuzu kıyması, tuz, 1 çay kaşığı karabiber, 1 çorba kaşığı bulgur ve 1 adet yumurtayı yoğurun. Hamur kıvamına getirin. Ceviz iriliğinde parçalar koparın. Elinizde yuvarlayarak uzatın. 2 su bardağı kemik suyuna 1 tatlı kaşığı biber salçası ilave edin. Tencerede kaynatın. Köfteleri de birer birer tencereye atın. Köfteler piştikten sonra, tereyağını tavada eritin. 1 çay kaşığı kırmızıbiber ve naneyi tavaya ekleyin. Servis tabağına aldığınız köftelerin üzerinde bu sosu gezdirin. Kıyılmış maydanozla süsleyerek servis yapın.

Havuç Dolması (Kahramanmaraş)

Malzemeler:
6 adet iri havuç
yarım su bardağı zeytinyağı
1 su bardağı pirinç
4 adet soğan
1 çorba kaşığı dolmalık fıstık
1 tatlı kaşığı tarçın
1 çorba kaşığı yenibahar
1 çorba kaşığı nane
1 çay kaşığı şeker
yarım demet dereotu, tuz.

Hazırlanışı:
Havuçları temizleyip sebze oyacağı ile içlerini çıkarılır. Su dolu tencerede 2 dakika kaynatıp soğumaya bırakılır. Soğanları yemeklik doğrayıp, fıstıklarla beraber yarım su bardağı zeytinyağında birkaç dakika kavurulur. Pirinç ve kuşüzümünü de ilave edilir. Tencereye yarım su bardağı su ekleyip. Ağır ateşte 15 dakika pişirilir. İnce kıyılmış dereotu, yenibahar, tarçın ve naneyi de harca ilave edip, soğumaya bırakılır. Önceden hazırladığınız havuçların içini, soğumuş harç ile doldurulur. Bir tepsiye yerleştirip. Üzerine tuz, şeker ve su ilave edilir. Orta hararetli fırında 10 dakika pişirilir.

Ezme Kebap (Kahramanmaraş)

5-6 domates
Yarım kg köftelik kıyma
2 çorba kaşığı tereyağı
3-4 sivribiber
6-7 dal maydanoz
Tuz, karabiber, pulbiber

1. Domates ve biberleri yıkayıp ızgarada közleyin. Domateslerin kabuğunu soyup bıçakla kıyın.
2. Kıymaya tuz, karabiber ve pulbiber ekleyip yoğurun. Küçük yuvarlak köfteler hazırlayıp şişe dizin. Fırını ızgara konumuna alıp şişleri çevirerek pişirin.
3. Kıyılmış domatesi servis tabağına alın. Kebapları üzerine yerleştirin. Tereyağını tavada kızdırıp üzerine gezdirerek dökün. Sivribiber ve maydanoz yapraklarıyla süsleyip servis yapın.


ÇİĞ KÖFTE (Kahramanmaraş)

[Resim: 336.jpg]

500 gr. yağsız çift çekilmiş kıyma
2 çorba kaşığı Maraş biberi
2 Su bardağı köftelik bulgur
yeteri kadar tuz.

Bulguru köfteyi yapmaya başlamadan bir gün önce suya koyunuz. Sonra suyunu süzüp, kıyma ile yoğurmaya başlayın. Ve içine istediğin acılık derecesine göre, toz Maraş biberi koyunuz. Biber eti yakarak pişirene kadar iyice dövüp yoğurunuz. Yeşillikle servis yapınız.

ELBİSTAN TAVASI (Kahramanmaraş)

Malzeme:
1,5 kilo koyun eti
1 kilo yoğurt yarım limon
125 gr. sofra margarini
6 yumurta
Tuz

Yapılışı:
Orta büyüklükte parçalar halindeki et, tuzlu su içinde iyice haşlanır. Sonra fırın tepsisine alınır. Üzerine sofra margarini ilâve edilip fırına sürülür. Et, biraz pembeleşinceye kadar hafif ateşte çevrilir. Bir başka kap içinde altı yumurta ile bir kilo yoğurt iyice çırpılır. Buna bir miktar tuz ve yarım limonun suyu ilave edilir. Fırından çıkarılan kızarmış etin üzerine bu karışım da döküldükten sonra yeniden firma sürülür. Yumurtalı yoğurt, etin üzerine koyulup pembeleşinceye kadar kalır. Fırından çıkarılıp servis yapılır.

Şekerli Peynirli Börek (Kahramanmaraş)

250 gr tuzsuz taze beyazpeynir
1 su bardağı tozşeker
2 çorba kaşığı sıvıyağ
1 ekmek hamuru

1. Peyniri rendeleyin. Tozşeker ekleyip karıştırın.
2. Ekmek hamuruna sıvıyağ ekleyip yoğurun. Cevizden büyük parçalar koparıp elle çay tabağı büyüklüğünde açın.
3. Ortalarına peynirli iç malzemeyi paylaştırın. Kenarlarını içe kıvırıp kayık şeklinde börekler hazırlayın.
4. Börekleri yağlanmış fırın tepsisine dizin. Fırının en altına su dolu bir kap yerleştirin. Birkaç buz küpü ekleyip fırını 180 dereceye ayarlayın.
5. Tepsiyi fırına verin. 20 dakika pişirip fırından alın. Böreklerin altına ve kenarlarına fırça ile yağ sürüp tepsiyi tekrar fırına verin. Hafif kızarıncaya kadar 10 dakika daha pişirip ılık olarak servis yapın.


Zeytinyağlı Kuru Dolma (Kahramanmaraş)

[Resim: 337.jpg]

1 kg kuru biber ve patlıcan
1.5 su bardağı dolmalık pirinç
4 soğan
2.5 su bardağı su
1 su bardağı kızartmalık zeytinyağı
1 çorba kaşığı biber salçası
1 çorba kaşığı domates salçası
1 tatlı kaşığı karabiber
1 tatlı kaşığı kırmızı tozbiber
1 tatlı kaşığı kuru nane
Tuz

1. Soğanların kabuklarını soyup küp şeklinde doğrayın. Geniş bir tavada zeytinyağını kızdırıp soğanları kavurun. Pirinci yıkayıp süzün. Biber ve domates salçası, pirinç ve baharatları ilave edip 1-2 dakika daha kavurun. 1 su bardağı sıcak su ekleyip kapağı kapalı olarak demlendirin.
2. Kuru biber ve patlıcanları sıcak suda yarım saat bekletin. Sudan çıkarıp ters kapatarak süzgeçte bekletin.
3. Suyu süzülen biber ve patlıcanları hazırladığınız iç malzemeyle doldurup tencereye dizin. 1.5 su bardağı su ekleyip kapağı kapalı olarak orta ateşte 20 dakika pişirin. Tencereyi ocaktan alın. Ilık ya da soğuk olarak servis yapın.


Patlıcanlı Ekşili Çorba (Kahramanmaraş)

[Resim: 338.jpg]

1 çay bardağı aşurelik buğday
1 çay bardağı nohut
1 çay bardağı kırmızı mercimek
6.5 su bardağı su
1 orta boy patlıcan
2 çorba kaşığı salça
5 diş sarımsak
1 tatlı kaşığı sumak ekşisi
2 çorba kaşığı tereyağı
1 çorba kaşığı nane
1 tatlı kaşığı kırmızıbiber
Tuz

1. Aşurelik buğday ve nohudu akşamdan 1.5 su bardağı su ile ıslatın. Ertesi gün yıkayıp süzün ve kalan 5 bardak suyu ekleyip basınçlı tencerede 45 dakika pişirin.
2. Mercimeği yıkayıp süzün. Patlıcanın kabuğunu soymadan küçük küp şeklinde doğrayın. Tuzlu suda 15 dakika bekletin. Sıkarak sudan çıkarın.
3. Salçayı 1 kaşık suyla ezin. Mercimek, patlıcan, tuz ve salçayı nohutlu buğdaya ilave edip pişirin.
4. Sarımsakların kabuklarını soyup ezin. Sumak ekşisiyle birlikte tencereye ekleyip karıştırın. Nane ve kırmızıbiberi tereyağda kızdırıp çorbanın üzerine gezdirin. Sıcak olarak servis yapın.

Patlıcanlı Çöp Kebabı (Kahramanmaraş)

8 ince uzun patlıcan (saplarıyla kullanılacak)
400 gr kuzu kuşbaşı
1 çorba kaşığı biber salçası
1 çay bardağı kızartmalık zeytinyağı
Tuz

1. Patlıcanların saplarına dokunmadan yeşil kısımlarını bıçakla kesip ayırın. Patlıcanların kabuklarını alacalı soyun. Acısını almak için tuzlu suda 30 dakika bekletin. Kâğıt mutfak havlusuyla kurulayın. Sap kısımlarına aldığı kadar kuşbaşı et dizin.
2. Zeytinyağını derin bir tavada kızdırıp patlıcanları etlerle birlikte çevirerek kızartın ve yayvan bir tepsiye alın. Tuz serpin. 1 kaşık salçayı suyla ezip tepsiye ekleyin. Tepsiyi ocağa alıp kısık ateşte 5 dakika daha pişirin. Sıcak olarak servis yapın.

Kallili Köfte (Kahramanmaraş)

2 su bardağı ince bulgur
2 küçük soğan
100 gr kıyma (2 kere çekilmiş dana, koyun eti karışık)
100 gr koyun kıyması
1 çorba kaşığı kırmızı pulbiber
1-2 diş sarımsak
Yarım çorba kaşığı domates salçası
Yarım çorba kaşığı biber salçası
1 yumurta
1 çorba kaşığı nişasta
2-3 çorba kaşığı sıvıyağ
1 tatlı kaşığı tarçın
1-2 diş karanfil
1 çay bardağı dövülmüş ceviz içi
Tuz


Tarhana çorbası için:

3 çorba kaşığı tarhana
2 su bardağı su
Tuz

1. Soğanları soyup kıyın. Sarımsakları soyup ezin. Bulguru geniş bir tepsiye alın. Salça, tuz, sarımsak, pulbiber ve soğanın yarısını ilave edip yoğurun. 2 kere çekilmiş kıymayı azar azar bulgura yedirerek yoğurun. Yumurta ve nişastayı ekleyip tekrar yoğurun.
2. Karanfilleri havanda dövün. Tavada sıvıyağı kızdırıp kalan soğanı kavurun. Koyun kıymasını ekleyip kavurmaya devam edin. Ceviz içini iri parçalara ayırıp ilave edin. Tuz, karanfil ve tarçını ekleyip karıştırın. Tavayı ocaktan alın.
3. Bulgurlu malzemeden ceviz büyüklüğünde parçalar koparıp yuvarlayın. Parmağınızla bir delik açıp çevirerek yüzeyini inceltin. Ortalarına birer kaşık iç malzeme yerleştirin. Elinizi ıslatarak köfteleri kapatın. Malzeme bitinceye kadar işlemi sürdürün.
4. Tarhanayı 15 dakika ıslatıp tencereye alın. 2 bardak su ve tuz ilave ederek 10 dakika kaynatın. Köfteleri ekleyip 15 dakika pişirin. Servis tabağına alıp sıcak olarak servis yapın.

Ciğerli Bulgur Pilavı (Kahramanmaraş)

2 su bardağı pilavlık bulgur
250 gr dana ciğeri
2 su bardağı su
1 soğan
3-4 çorba kaşığı sıvıyağ
Tuz

1. Ciğeri nohuttan küçük küpler şeklinde doğrayın. İyice yıkayıp kâğıt havlu ile suyunu alın. Soğanın kabuklarını soyup küp şeklinde doğrayın.
2. Sıvıyağı tencereye alıp kızdırın. Soğanı ilave edip kavurun. Ciğeri ekleyip kavurmaya devam edin ve delikli kepçe ile alıp servis tabağına çıkarın.
3. Bir tencerede 2 bardak suyu kaynatın. Tuz serpip karıştırın. Yıkanmış ve suyu süzülmüş bulguru ilave edin. Kısık ateşte kapağı kapalı olarak pilavı pişirin.
4. Ciğeri 6 kâseye paylaştırın. Üzerine bulgur pilavı ekleyip servis tabaklarına ters çevirin. Sıcak olarak servis yapın.

KUZU ELBİSTAN TAVASI (Kahramanmaraş)

1 kilo un
1 kilo kuzu eti
4 kilo yoğurt
2 adet yumurta
1 adet soğan
1 kaşık yağ
Yeteri kadar tuz.

Bir kap içinde irice parça kesilmiş etler, kesilmiş soğan, hafif öldürülür. Az su ile orta ateşte pişirilir, kemiğinden ayrılarak bir küçük tepsiye konur. Ayrı bir kap içinde un, yumurtalar, yoğurt ve etin az suyu hep beraber vurularak halledilir, etin üzerine dökülür, orta ateşle fırında pişirilir.

Seke seke geldim ayağım yoktur
Hak mehlemi sende Zöhrem’dir doktur
Kimi kafir olmuş karnısı boktur
Süzünü süzünü postunda otur.

Türkiye’ye çıkarmışım bir gelin
Urufu Zöhre Ana onu pir bilin
Muhammet elçisi Ana’dır deyin
Hak için dergaha niyaza inin.


Bildiren: Pir Zöhre Ana
Posting Freak
Kahramanmaraş
İLİN COĞRAFİ KONUMU

İlimiz 14.346 km²’lik yüzölçümü ile Türkiye'nin 11. büyük vilâyeti durumundadır. 37-38 kuzey paralelleri ile 36-37 doğu meridyenleri arasında yer alır. Merkez ilçe deniz seviyesinden 568 m. Yükseklikte olup, ilin kuzey kesimleri oldukça dağlıktır. Yeryüzü şekilleri genellikle Güneydoğu Torosların uzantıları olan dağlarla bunlar arasında kalan çöküntü alanlarından oluşmaktadır. Arazi yüksekliği 350 metreden 3000 metreye kadar çıkan ilimizde geniş ovalar vardır. Bunlar; Gâvur, Maraş, Göksun, Aşağı Göksun, Afşin, Elbistan, Andırın, Mizmilli, Narlı ve İnekli Ovalarıdır.
İlimizin belli başlı dağları ise; Nurhak, Binboğa, Engizek, Uludaz ve Ahırdağıdır. Ceyhan nehri ile Aksu, Bertiz, Erkenez, Göksu, Göksun, Hurman, Körsulu, Sarsap ve Söğütlü çayları ilimizin başlıca akarsularıdır.
Toprakların %59,7’sini dağlar, %24'ünü platolar ve %16,3’ünü de ovalar teşkil eder.

DAĞLAR

Dağlar il alanının % 59,72'sini kaplamaktadır. Kahramanmaraş il topraklarını engebelendiren dağlar, genellikle Güneydoğu Toroslar'ın uzantılarıdır. Nurhak Dağları'nda yükselti 3.081 m2 ye ulaşır.

Nur (Gavur, Amanos) Dağları
Bu dağların uzantıları ilin Güneybatısını engebelendirmektedir. Nur Dağlarının il sınırları içindeki uzantıları Çimen Dağı adıyla anılmaktadır. Nur Dağları, üçüncü zamanın Alp sistemi kıvrımı dağlarından olan toroslar'ın güney uzantısıdır. Bunlar, türlü aşınmalarla düzleşmiş ve neojen sonunda yükselmiş bir kırıklı-kıvrımlı dağ sırasıdır. Nur Dağları bir yandan Güveydiye ile Kahramanmaraş arasındaki güneybatı - kuzeydoğu doğrultulu uzun kırık, öte yandan Hınzır Burnu'ndan Dörtyol'a, Osmaniye'nin güneyinden Andırın ilçesinin doğusuna değin uzanan bir başka kırık arasında, çevresindeki çöküntü alanlarına karşı yükselmiş bir sıradağ olarak görülür. Nur Dağları'nın bu çöküntü alanlarına bakan yamaçları çok diktir. Bu dik yamaçlar, akarsularca aşındırılmıştır.

Engizek Dağı
Merkez ilçenin kuzeydoğusundaki bu dağ kütlesi, 2.815 m' ye dek yükselir. Engizek Dağı, Göksu Vadisi'yle kuzeyindeki Nurhak Dağları'ndan; çukur bir alanla da güneyindeki Ahır Dağı'ndan ayrılır. Doğu - batı doğrultusunda uzanan bu dağ da Güneydoğu Toroslar'ın bir uzantısıdır. Engizek Dağı'nın yapısında permo-karbonifer şistleri ve yeşil kayaçlar egemendir. Engizek dağı büyük ölçüde doğal bitki örtüsünden yoksundur. Kahramanmaraş ilinde sayılan dağların dışında kalan başlıca yükseltiler, Binboğa Dağları (2.942 m), Delihöbek Dağı (2.338 m) ve Ahır Dağı'dır (2.301 m).

PLATOLAR

Alanının % 24' ünü kaplayan platolar, daha çok kuzeyde toplanmıştır. Güneydoğu Toroslar'ın kuzeye açılan kollarından olan ve Afşin'i batıdan kuşatan Binboğa Dağları, doğuya doğru yüksek platolara dönüşür. Yükseltisi 1.500 - 2.000 m arasında değişen bu platolar, kalkerli yapı nedeniyle ot bakımından pek zengin değildir. Daha alt yükselti basamaklarınkinde, yer yer dip sular yüzeye çıkar. Elbistan çöküntü alanını kuzeyden ve doğudan sınırlayan dağların yüksek kesimleriyle ova arasında, çeşitli yükselti basamaklarına sıralanmış platolar vardır. 1.500 - 2.000 m'ler arasında yer alan bu platolar, Ceyhan Irmağı'nın kollarıyla parçalanarak çeşitli büyüklükte düzlüklere ayrılmıştır. Doğu Anadolu'nun soğuk karasal iklimine kapalı olan bu platoların kimi kesimleri su kaynaklarınca zengindir. Bu kesimler zengin çayır otlarıyla kaplıdır. Soğuk kış ayları dışında, bu platoların bir bölümü yaylak olarak kullanılır. Kuzeydeki kadar sık olmasa da, ilin güney kesiminde de platolara rastlanır. Ceyhan ırmağı ile önemli bir kolu olan Göksün Çayı arasını dolduran Berit Dağı ve uzantılarının çevresi büyüklü küçüklü platolarla kaplıdır.
Yükseltileri yer yer 1.000 m'ye dek düşen bu platolar, Ceyhan Vadisi aracılığıyla Akdeniz ikliminin etkilerine açık olduğundan, kuzey platoları kadar soğuk değildir. Zengin çayırlarla kaplı olan kesimleri il hayvancılığı açısından önemlidir. Merkez ilçeden kuzeydoğuya doğru uzanan Maraş ve Engizek Dağları ile güneyden il alanına sokulan nur Dağları'nın uzantıları üzerinde de geniş platolar vardır. Bunların yükseltileri 1.000 - 2.000 m arasındadır. Kuzeye doğru gidildikçe bu platoların, kalkerli yapının egemen olduğu kesimlerinde bitki örtüsü çok zayıftır. Bu geniş platolarda hayvancılık yapılır.

AKARSULAR

Kahramanmaraş ili tümüyle Ceyhan Havzası içinde kalmaktadır. Havza, batıdan Seyhan, kuzey ve kuzeydoğudan Fırat, güneyden Asi havzalarıyla komşudur. Su toplama alanı 21.982 km2 olan Ceyhan Havzası vardır. Ceyhan Havzası'nın 659.872 hektarı sulanabilir niteliktedir. Akarsıların yıllık ortalama su hacmi 7.250.000.000 km3'tür. Havzada 734.472 hektar ovalık alan vardır.
İlde geniş bir akarsu ağı vardır. Türkiye'nin önemli akarsularından Ceyhan da il topraklarından doğmaktadır.

Ceyhan Irmağı :
Ceyhan, Elbistan Ovası çevresindeki dağlardan kaynaklanır. Irmak, önce Söğütlü Çayı, sonrada Harman Çayı ile birleşir. Bu noktadan sonra dar menderesler yaparak akan Ceyhan ırmağı, önce güneybatıya sonra güneye döner ve Ortaklı Köyü yakınlarında Göksun Çayı'yla birleşir. Bundan sonra hayli büyük bir ırmak durumuna gelen Ceyhan, dar ve derin boğazlar içinde akmaya başlar. Bir süre güney yönünde akan Ceyhan Irmağı, Ericek Köyü önlerinde doğuya, daha sonra güneydoğuya döner ve Ekinözü'nün güneyinde güneybatıya yönelir. Irmak Sazköy önlerinde güneye döner. Bu kesimde yine derin boğazlar içinde akar. Batıdan Gölceğiz Köyü'nün Güredin Çayı'nı alan Ceyhan Irmağı, Kahramanmaraş Ovası'na girer. Ova'da menderesler çizerek batıya dönen ırmak, Ova çıkışında Körsulu Deresi'ni alır ve güneybatı yönünde akarak il sınırları dışına çıkar.

Ceyhan Irmağı'nın kaynak bölgesinde yükselti 2.000 m'dir. Irmak yatağının yükseltisi 460 km'lik akışı boyunca 0 m'ye kadar inmektedir. Eğim, ırmağın orta ve yukarı çığırlarında % 1'i geçer. Saniyede akıttığı su miktarı ortalama 301 m3'tür. Ceyhan Irmağı'nın saniyede akıttığı en az su miktarı 56 m3, en çok 1.960 m3'tür.


Aksu Çayı :
Ceyhan'ın en güçlü kollarından olan bu su, Engizek Dağı'nın eteklerinden doğar. Küçükcerit Köyü'nün hemen doğusunda çok güçlü bir pınardan çıkan Aksu Çayı, başlangıçta Ağa Suyu yada Aksu Gözü'yle anılır. Aksu, Büyükcerit yönünden gelen sularla da beslenir ve oldukça güçlü bir çay durumuna gelir. Çok dar ve derin boğazlardan geçerek Söğütlü yakınlarında göllerden inen daha küçük bir başka suyla birleşir. Bundan sonra da Uzungeliş denilen uzun ve oldukça derin bir boğaza girer. Aksu Vadisi, Pazarcık yakınlarında genişler ve Narlı Ovası'na açılır. Bu ovada önce güneybatı yönünde akan, sonra kuzeybatıya, daha sonra da kuzeye yönelen Aksu Çayı, Kahramanmaraş Ovası'nı kuzeybatı - güneydoğu yönünde geçerek Ceyhan'a karışır. Aksu'nun saniyede akıttığı su miktarı en az 140 m3, en çok 496 m3'tür. Kahramanmaraş ilinde Ceyhan ve Aksu dışında kalan sular genellikle Ceyhan'nın kolları olan küçük akarsulardır. İldeki öbür sular arasında Merkez İlçe'deki Erkenez, Karaçay, Deliçay, Üngüt, Körsulu, Peynirdere, Kerhan, Kırkgöz; Andırın'daki Üzücek, Geben, Başpınar, Andırın, Çokak, Darıovası, Keşiş; Elbistan'daki Söğütlü, Hurman, Nargile, Nurhak; Göksun'daki Terbüzek, Göksun, Kömür, Çukurhisar, Güredin; Pazarcık'taki Mizmilli, Göksu, Ardıl, Bağlama, Taşbiçme ve Türkoğlu'ndaki Gökpınar gibi akarsular sayılabilir.

GÖLLER :

Kahramanmaraş İli'nde doğal göl yoktur. Bir bataklık durumunda olan Gavur Gölü ise DSİ'ce kurutulmuş ve 52.000 dekarlık tarım alanı kurulmuştur. Kartalkaya Baraj Gölü : Bu baraj 1972'de hizmete girmiştir. Aksu Çayı üzerinde kurulu bu toprak dolgu tipindeki barajın temelden yüksekliği 57 m'dir. Depolama hacmi 195.000.000 m3 olan Kartalkaya Barajı sulama amacıyla kurulmuştur. Bu barajdan yararlanılarak 26.970 hektar alan sulanabilmektedir.

VADİLER ve OVALAR :

Geniş bir akarsu ağı olan Kahramanmaraş İli'nde, vadilerde önemli yer tutar. İl toprakları, Ceyhan Irmağı ve kollarının açtığı vadilerle parçalanmıştır. Ovalar ise il alanının % 16,3'lük bir bölümünü kaplamaktadır. Daha çok Ceyhan Irmağı Vadisi boyunca sıralanan bu ovaların başlıcaları, Elbistan ve Kahramanmaraş Ovalarıdır.

Ceyhan Vadisi :
Ceyhan Irmağı, Elbistan Ovası'nda doğup bir süre bu ovada geniş tabanlı bir vadide aktıktan sonra güneybatıya dönerek ovadan çıkar. Bu arada vadi tabanı da daralır. Ceyhan Vadisi, Sarıgüzel Köyü yakınlarında kabaca güneye döner. Sonra, Beşen köyü güneyinde oldukça daralır ve derinleşir. Koçlar Köyü'nün güneyinde, güneybatıya yönelen ve Kılavuzlu Köyü yakınlarında tabanı genişleyen vadi, Kahramanmaraş Ovası'na açılır. Ovaya girdikten sonra yine menderesler çizerek batıya dönen Ceyhan Irmağı, ova çıkışında önce güneye, sonra da güneybatıya yönelerek çok dar ve derin bir vadi oluşturur. Ceyhan Vadisi, Kuşçu köyü'nün kabaca batısında il sınırları dışına çıkar.

Elbistan Ovası :
Bu ova Kahramanmaraş İli'nin kuzeyinde, Doğu Anadolu ve Akdeniz Bölgelerinin birbirine en çok yaklaştığı yerdedir. Yükseltisi 1.100 - 1.1150 m2'dir. Düzlük ve yer yer alçak tepeliklerden ova elips biçimlidir. Ova seviyesindeki bu dağlar bol yağış almaktadır. Baharda karların erimesiyle ovaya inen akarsular kabarır ve ovanın güneyinde Ceyhan Irmağı'na karışır. Bunların başlıcaları, birçok kol ve gür kaynaklarla beslenen ve Ceyhan'a döküleceği yer yakınında, büyük bir akarsu görünümü alan hurman Çayı ile kuzeydoğudaki dağlardan inen derelerle beslenen Söğütlü Çayı'dır. Ovaya güneyden de bir çok gür kaynak iner. Elbistan Ovası,eskiden beri güç geçit veren yüksek dağlar arasında yer alan önemli bir yerleşme alanı olmuştur. Elbistan Ovası'nda buğday, arpa, mısır ve şeker pancarı yetiştirilmektedir. Elbistan Ovası'nın uzunluğu 50 km, kuzey - güney doğrultusunda eni ise 20 km'dir. Ova Binboğa, Nurhak, Engizek ve Berit dağları arasında, bu dağlardan ortalama 1.000 - 1.500 m aşağıda, bir çöküntü alanıdır. Karasal kuvaterner tortullar (alüvyonlar) ile kaplıdır. Çevresi, türlü yapıdaki eosen flişleri, kretore tabakaları ve serpantin kütlelerinden oluşan dağlarla doğu ve batısı, permo-karbon katmanları, kristalin kalkerleri ve mermerlerden oluşmuş dağlarla, güneyi ise serpantin kütlelerinin geniş yer tuttuğu yükseltilerle çevrilidir.

Kahramanmaraş Ovası :
İlin önemli ovalarından biri de Kahramanmaraş Ovası'dır. Güneyde yer alan Kahramanmaraş Ovası'nın yükseltisi 800 - 1.000 m'dir. Ahır Dağı ve Çimen Dağı'nın arasında yer alan, ovanın uzunluğu 40 km, kuzey - güney doğrultusunda genişliği ise yaklaşık 20 km'dir. Aslında çöküntü alanı olan Kahramanmaraş Ovası, Afrika Göller Bölgesi'nden başlayarak Kızıldeniz, Lut Gölü ve Amik Ovası boyunca uzanan Ürdün Graben Şisrleri'nin bir devamıdır. Ova çevresindeki dağ ve tepeler 4. zamanda oluşmuştur. Ancak Kahramanmaraş Ovası'nda, 4. zaman yaşlı alüvyonlar yanında 3. zaman yaşlı tortullarda vardır.

Göksun Ovası :
İldeki bir başka önemli ovada Ceyhan Irmağı'nın kollarından Göksun Çayı'yla sulanan Göksun Ovası'dır. Bu ova, ilin kuzeybatısında yer alır. Göksun Ovası kuzeydoğu - güneybatı yönünde uzanmaktadır. Yükseltisi 1.000 - 1.500 m arası olan Göksün Ovası'nın uzunluğu 30 km, kuzey - güney doğrultusunda genişliği ise 20 km'dir. Ova Dibek, Binboğa, Delihöbek, Berit ve Armutyücesi dağlarıyla çevrilidir.

Aksu Vadisi :
Ceyhan Irmağı'nın kollarından Aksu'nun oluşturduğu vadi, Engizek Dağı'nın güneydoğu eteklerinden başlar. Önce güneydoğuya, daha sonra güneybatıya yönelir ve derinleşen vadi Sakarya Köyü'nün doğusunda, güneye döner. Daha sonra güneybatıya doğru uzanan Aksu Vadisi, Büyükçam Köyü'nden sonra geniş bir çöküntü alanına açılır. Sağlık ve Narlı ovalarının oluşturduğu bu alan, bir olukla Kahramanmaraş Ovası'na bağlıdır. Bu vadi, Kahramanmaraş Ovası'nda Ceyhan Vadisi ile birleşir.
İldeki öbür ovalar arasında, Türkoğlu, Narlı, Andırın, Afşin ve Mizmilli ovaları sayılabilir.

BARAJLAR

Toplam uzunluğu 425 km olan Ceyhan Nehrinin 190 km'lik kısmının il sınırları içerisinde bulunması ve bu nehrin dar ve derin vadiler içinde akıyor olması hidroelektrik santrali yapımı için çok elverişli bir durum yaratmıştır. Bu su kaynağımız değerlendirilmiş ve il sınırları içerisinde bu nehir üzerinde 3 adet hidroelektrik santrali kurulmuştur. Bu santrallerin en büyüğü olan Menzelet, 1992 yılında tamamlanarak enerji üretimine başlamıştır. 1991 yılında üretime başlayan Sır Barajı ve HES, Çukurova Elektrik A.Ş tarafından özel sektör eliyle işletilmektedir. 1958 yılında elektrik üretimine başlayan Ceyhan Hidroelektrik Santrali, ilimizin en eski hidroelektrik santralidir.

Ayrıca Sır ve Menzelet Barajları arasında, il merkezinin 18 km kuzeybatısında Kılavuzlu Barajı ve HES inşa edilmektedir. Tamamlandığında Hatay İl Merkezine kadar uzanan 107.650 hektar tarım arazisinin sulanması ve yıllık 144 Milyon kwh enerji üretimi amaçlanmaktadır. 1994 yılında yer teslimi yapılarak inşaatına başlanmıştır.

Sır Barajı: Kahramanmaraş İlinin 33 km batısında Ceyhan Nehri üzerinde inşa edilen Sır Barajı, yılda 725 GWh (Giciwatt) enerji üretmektedir. Yıllık ortalama enerji üretimi 725 milyon Kilowattsaattır. Sır Barajı ve HES tesisleri Çukurova Elektrik A.Ş. tarafından 1991 yılından itibaren işletilmektedir.

Menzelet Barajı: Kahramanmaraş İlinin 26 km kuzey batısında Ceyhan Nehri ile Güredi Çayının birleştiği yerin 2,5 km mansabında inşa edilen Menzelet Barajı yılda 515 GWh (Giciwatt) enerji üretim kapasitesine sahiptir. Toplam göl hacmi 2.088 hm3, kurulu güç 124 MW. olan baraj faaliyettedir. Yıllık ortalama enerji üretimi 575 Milyon kilowattsaat.

Kartalkaya Barajı: Kahramanmaraş İli Pazarcık İlçesinin 5 km kuzeybatısında Aksu çayı üzerinde inşa edilen ve 1971 yılında işletmeye açılan Kartalkaya Barajı ile Narlı ve Kahramanmaraş Ovalarında toplam 22.810 hektar alan sulanmaktadır. Ayrıca Gaziantep İlinin içme, kullanma ve endüstri suyu için yılda 47 hm³ su verilmektedir.

Ayvalı Barajı : İl Merkezinin 23 km kuzeydoğusunda, Erkenez çayı üzerinde inşa edilmekte olan Ayvalı barajı ile, Kahramanmaraş’a içme, kullanma ve endüstri suyu olarak yılda 52 hm³ su verilecek, brüt 1.680 ha. arazinin sulanması sağlanacak ve taşkın zararları önlenecektir. Toplam göl hacmi 80 hm3 olan baraj tamamlandığında İl Merkezinin 2025 yılına kadar içme suyu karşılanacaktır. Ayvalı Barajı 02 Aralık 1992 tarihinde ihale edilmiş ve 14.01.1993 tarihinde işe başlanmıştır.

Proje kapsamında 3 km uzunluğunda ENH Rölekasyonu, Ayvalı Barajı Yukarı Havza Islahı, müteferrik işler, 10.100 m. uzunluğunda ve 1.400 mm. çapında isale hattı, 210 m3/gün su arıtma tesisi yapımı da vardır. İsale hattı ve depoları ihale kapsamına dahil edilmiştir. Arıtma tesisleri henüz ihale edilmemiştir.

Bu güne kadar toplam 2.851.122 m3 kazı, 3.703.485 m3 dolgu ve 63.580 m3 beton imalat yapılmıştır. Ayrıca 133 ton daimi teçhizat ve 33.056 m. enjeksiyon yapılmıştır. Son altı ay içerisinde isale hattı inşaatına başlanılmış ve 168.000 m3 kazı, 522.000 m3 dolgu ve 80 m3 beton imalatı yapılarak isale hattının 2500 m.lik kısmı tamamlanmıştır. Depoları ile arıtma tesisleri işinde herhangi bir faaliyet olmamıştır.

Proje için 2002 yılı yatırım programında 9.163.428.000.000 TL. ödenek öngörülmüştür. 2002 yılı sonu itibariyle 8.997.335.000.000 TL. harcama yapılarak, %24 fiziki gerçekleşme sağlanmıştır.

Kılavuzlu Barajı ve HES : Kahramanmaraş İlinin 18 km kuzeybatısında Ceyhan nehri üzerinde inşa edilmektedir. Tamamlandığında Hatay İl Merkezine kadar uzanan 96.963 ha. tarım arazisinin sulanması ve 54 MW kurulu gücü ile yıllık 100 Milyon kwh enerji üretimi amaçlanmaktadır. Sulamanın 27.818 hektarı İlimiz sınırları içerisindedir. 12.08.1993 tarihinde ihale edilmiş olup, 05.01.1994 tarihinde yer teslimi yapılmıştır.

2002 yılı ilk altı ay itibariyle 15.233 m3 stabilize, 15.000 m3 kil dolgu, 5.000 m3 kum ve çakıl, filtre dolu savakta 30.651 m3 beton, 40 ton kapak kaldırma tertibatı, su alma yapısında 93.000 m3 kazı ile dolu savak ve gövde inşaatı tamamlanmıştır.

Kılavuzlu Sulaması I. Kısım İnşaatında 2001 yılı sonuna kadar 919.790 m3 kazı, 5 adet ASG, 125 m3 dolgu, 4.019 m3 beton imalat yapılmıştır. Ayrıca Kılavuzlu Köprüsünün kanat betonu yapıldı. Km 4+800’e kadar ana kanal kazısı tamamlandı. Kamulaştırma ve tatbikat proje çalışmaları devam etmektedir. 2002 yılı ilk altı ay içerisinde 130.730 m3 kazı ve 23.000 m3 dolgu yapılmıştır.

209.913.549.000.000 TL. keşif bedelli proje için 2002 yılı yatırım programında 18.618.000.000.000 TL. ödenek öngörülmüştür. 2002 yılı sonu itibariyle 18.511.324.000.000 TL. harcama yapılarak %21 fiziki gerçekleşme sağlanmıştır.

[COLOR=#4169e1]Adatepe Barajı : Kahramanmaraş İli Göksun İlçesinin 20 km. kuzeydoğusunda Göksun Çayı üzerinde inşaa edilmektedir. Barajın 04.11.1994 tarihinde ihalesi yapılarak işe başlanmıştır. Baraj ve sulama tesisleri tamamlandığında Afşin-Elbistan Ovalarında 44.030 ha. arazi sulanacaktır.

Bugüne kadar baraj gövdesinde 825.930 m3 kazı ve 1.251 m. kotuna kadar toplam 1.096.915 m3 dolgu yapılmıştır. Derivasyon tünelinde 26.656 m3 kazı, 8.531 m3 beton imalat yapılarak tünel tamamlanmış ve tünele su çevrilmiştir. Dolusavakta 724.541 m3 kazı yapılmıştır. Dolusavak sağ, orta ve sol ayakları tamamlanmıştır. 2001 yılında 2.664 m3 beton imalatı yapılmıştır. Toplam uzunluğu 1.168 m. olan sulama tünelinde 98.048 m3 açık kazı yapılmıştır.

İşin muhtevasında bulunan karakol binası ve 10 daireli lojman inşaatı bitirilerek teslim edilmiştir. Proje kapsamında ayrıca ENH rölekasyonu (3 km. uzunluğunda ana hat ve 2 km. uzunluğunda köy ENH rölekasyonu), PTT hattı rölekasyonu (3 km.) ve müteferrik işler yapılmaktadır.

268.650.900.000.000 TL. keşif bedelli proje için 2002 Yılı Yatırım Programında 6.041.270.000.000 TL ödenek öngörülmüştür. 2002 yılı içerisinde 6.020.665.000.000 TL. harcanarak %6 fiziki gerçekleşme sağlanmıştır.

İKLİM

Kahramanmaraş üç ayrı coğrafi bölgenin (Akdeniz Bölgesi ,Doğu Anadolu Bölgesi, Güneydoğu Anadolu Bölgesi ) birbirine en çok yaklaştığı alanda yer alır . Coğrafi konumu ve diğer faktörlerinde etkisi ile üç farklı iklim tipi arasında “Bozulmuş Akdeniz İklimi’’ne daha yakın bir iklim özelliği gösterir. Kahramanmaraş merkezde görülen iklimin aksine kuzeye doğru gidildikçe yükseltiye bağlı olarak tamamen karasal iklim özellikleri görülür.
Kahramanmaraş’ın iklim özelliklerini ortaya koyabilmek için meteoroloji istasyonu bulunan yada DSİ tarafından kısa süreli rasatlar yapılan ilçelerin iklim değerleri karşılaştırmalı olarak incelenmelidir

Kahramanmaraş’ın yıllık ortalama sıcaklık değeri 16,5 °C,Pazarcık’ta 14,8°C Andırın da 13 C° iken Elbistan da bu değer 10,3 °C ye düşer.Yıllık ortalama sıcaklıklar güneyden-kuzeye, batıdan doğuya doğru yükseltiye bağlı olarak karasallığında etkisiyle bariz bir şekilde azalma göstermektedir.

Aylık ortalama sıcaklıların yıl içinde dağılışı ise ,Kahramanmaraş’ta 4,5°C Pazarcıkta 4,2 °CAndırında 3,2 °C, Elbistan da -3,7°C en soğuk ay ocaktır.

Aylık ortalama sıcaklıkların en yüksek olduğu ay Kahramanmaraş’ ta 28 °C,Pazarcık’ta 27,6°C ,Andırında 22,9 °C ile Ağustos,Elbistan’da 23 °C ile Haziran ayıdır.Aylık ortalama sıcaklıklar Ocak ayından Ağustos ayına kadar artmakta,daha sonraki dönemde Ocak ayına kadar düşmektedir. Kahramanmaraş’ta yılın dört ayında sıcaklık ortalamaları 23 °C nin üzerindedir.Bu özelliği ile merkez “Akdeniz termik rejim tipi’’ nin etkisi altındadır. Kuzey ve kuzeydoğusu ise “Karasal termik rejim tipi’’ özelliğine sahiptir.Bu durum kış mevsimi ılık yaz mevsimi ise sıcak olan Merkez ilçeyi “Denizel Akdeniz Termik Rejimi’’ n den “Karasal Akdeniz Termik Rejimi’’ne yaklaştırır.

BİTKİ ÖRTÜSÜ

Kahramanmaraş, Akdeniz ile İran–Turan Fito Coğrafya Bölgelerinin geçiş kuşağında bulunur.Buna karşılık Kahraman Maraş’ın bazı bölgelerinde Avrupa-Sibirya Fito Coğrafya Bölgesine ait relik tarzda bitkileri de görebiliriz.

Kahramanmaraş’ta yükseltiye bağlı olarak bitki örtüsü de değişmektedir.Çalı Formasyonu,Orman Formasyonu ve Alpin Formasyonu olarak üç çeşit bitki formasyonu görülmektedir.Bunlardan Çalı Formasyonu 500-1200 metreler arasında yer almaktadır. Karışık çalılardan meydana gelen bu bitki örtüsüne Maki Formasyonu denir.Maki Formasyonu içinde , Kermes meşesi, (Quercus coccifefa) Mazı meşesi (Q. İnfectoria), Laden (Ciftus salvifolius), Sandal (Arbutus andrachne), Zeytin (Olea europa), Diş budak (Fraxinus ornus), Sumak (Rhus coriaria), Akça Kesme (Phillyrea latifolia), Karaçalı (Paliurus spinachristi), Erguvan (Cercis siliquatrum) gibi bitki türlerine rastlanır. Kızılçam ormanlarının tahripleri sonucunda ortaya çıkan Kermes meşeleri daha çok plato alanlarında görülen Maki Formasyonunun önemli bir üyesidir.

900 ile 2000 metrelere kadar olan kısımlarda kuru ve yarı nemli olarak ayıra bileceğimiz Orman Formasyonu vardır.Burada iğne yapraklı ağaçlardan Kızılçamlar bol miktarda bulunmaktadır.Kızılçamların arasında kışın yaprağını döken ağaçlara da rastlanmaktadır.1400-2000 metreler arasında Karaçam (P.N igra), Göknar (Abief cilicica), Sedir (Cedrus libani), Ardıç türleri Meşe türleri , kızılçamların arasında karışık halde bulunmaktadır.

2000 metrelerin üzerinde ise Alpin Ot Formasyonunu görebiliriz. Geven(Astragalus) ,Burçak(Coronilla.sp), Menekşe(Viola.sp), Gelincik(Papaver.sp) ,Yumak(Festuca.sp) ,Çoban Yastığı(Acanthalimon.sp) gibi türlerin hakim olduğu bu formasyon Ahır ve Çimen dağının yüksek kısımlarında görülür.Kahramanmaraş da halen görebildiğimiz relik bitkilerden de anlaşılacağı gibi doğal bitki örtüsü ülkemizin her yerinde yüzyıllardır süren insan tahribiyle yok edilmiştir.Oysa bilinçli insanlar tarafından bilinçli bir şekilde korunsa gelecek için şimdiden iyi bir yatırım yapmış oluruz.

JEOLOJİK YAPI

İlde çeşitli jeolojik zamanlardan kalma oluşumlara rastlanmaktadır. Paleozoik yaşlı şist ve mermerler, Gavur Dağları'nda geniş alanlar kaplar. Narlı Ovası'nın güneyinde mezozoik seriler görülür. İl alanında, genellikle marnlardan oluşmuş paleosen yapılı oluşumlar da önemli bir yer tutmaktadır. Bunlar kumlu yataklar ve kil içerir. Şistler ve tebeşirli katmanlar da görülür. Kahramanmaraş'ta alt eosen yaşlı greler, kırmızı renklidir. Bunlar, kalker çimentolu ve kırmızı - kahverengimsi konglomeralardan oluşmuştur. Kahramanmaraş'ın kuzeyinde Ahır Dağı'nda ve Narlı Ovası'nda orta eosen oluşumları görülmektedir. İlin güneydoğusunda, orta eosen kalkerlerinin üzerinde tebeşirli katmanlar vardır.
İlde, miyosen oluşumlarının görüldüğü yerlerde, altta denizsel fesiyeste marn, tebeşirli kalker ve molozlar, yukarıya doğru ise karasal fasiyeste oluşmuş kalkerler ve konglomeralar vardır. Pliyosen yaşlı oluşumlar arasında konglomeralar egemendir. Bunun yanında kil ve kumlarda vardır. Kuvaterner yaşlı oluşumlara akarsuların vadi tabanlarında ve alüvyonlarla örtülü ovalarda rastlanmaktadır.
İldeki çöküntü alanlarını birbirinden ayıran serpantinler büyük önem taşımaktadır. İnce bir örtü durumunda geniş alanlara yayılan serpantinlerin yanında, kristalin şistler ve frayslara rastlanır. İldeki faylar boyunca, siyah bazaltların yüzeye çıkarak geniş alanlar kapladığı görülmektedir. Bazaltlar kimi yerlerde ufalanıp dağılarak killi topraklar oluşturmuştur.

YERALTI KAYNAKLARI

Kahramanmaraş ili yer altı kaynakları bakımından pek zengin bir il sayılmaz. İlde yer alan önemli madenlerden biri boksittir. Tümü Göksun ilçesinde olan boksit yataklarının jeolozik rezervi 3.000.000 ton, toplam rezervi ise 268.000 tondur. İlde yer alan bir başka maden demirdir. Merkez, Elbistan ve Göksun ilçelerinde yer alan demir yataklarının Merkez İlçe'deki bölümünün jeolojik rezervi 25.000 tondur. Demir yataklarının toplam rezervi Elbistan'da 2.636.00 ton, Göksun'da ise 100.000 tondur.
Manganez yatakları Pazarcık İlçesi'ndedir. Bu yatakların jeolojik rezervi 700.000 ton, toplam rezervi ise 15.000 ton olarak saptanmıştır.
İl'deki önemli madenlerden biride Merkez, Elbistan ve Türkoğlu ilçelerinde bulunan barittir. Türkoğlu'ndaki damarlarda üretim yapılmaktadır. Barit'in Merkez İlçedeki toplam rezervi 74.300 ton, Elbistan'daki toplam rezervi 8.800 ton, Türkoğlu'nda ise 93.500 tondur.
Marn - kalker karışımı çimento hammaddeleri de Ahır Dağı yakınlarında, Türkoğlu İlçesi'nde ve Göksun yakınlarındadır.
Elbistan ve Afşin'deki 3.146.000.000 ton toplam rezervli linyit yatakları işlenmeye başlanmıştır.
Kahramanmaraş ili'nde yer alan öbür madenler arsasında kiremit - tuğla hammaddesi ve 40.000.000 ton jeolojik rezervli kuvarsit sayılabilir.
Seke seke geldim ayağım yoktur
Hak mehlemi sende Zöhrem’dir doktur
Kimi kafir olmuş karnısı boktur
Süzünü süzünü postunda otur.

Türkiye’ye çıkarmışım bir gelin
Urufu Zöhre Ana onu pir bilin
Muhammet elçisi Ana’dır deyin
Hak için dergaha niyaza inin.


Bildiren: Pir Zöhre Ana
Posting Freak
Kahramanmaraş
İSTİKLAL MADALYASI VE "KAHRAMANLIK" ÜNVANININ VERİLMESİ

[Resim: madalya.gif]

Maraş'ın Kurtuluş Savaşında şehir halkı ile birlikte topyekün direniş göstermesi ve çevre vilayetlerininde yardımına koşması büyük takdir toplar ve Kurtuluş Savaşı sonrasında Maraş'a bir yazı gönderilerek Milli Mücadeleye katılanların listesi istenir. Şehrin ileri gelen yöneticileri toplanır, bir durum tespiti yapar. Sonunda Ankara'ya "Maraş'ta Milli Mücadeleye katılmayan tek fert bile yoktur" cevabı verilir. Bunun üzerine 5 Nisan 1925 yılında toplanan Türkiye Büyük Millet Meclisi İstiklal Madalyası'nın Maraş'ta fertlere değil, şehir halkına verilmesi kararlaştırılır. Maraş'a bir adet Kırmızı Şeritli İstiklal Madalyası ile ödüllendirilir. Maraş şehri yine Milli Mücadeledeki fedakarlığından ötürü TBMM tarafından 7 Şubat 1973 tarihinde de "Kahramanlık" payesiyle de ödüllendirilir. Kahramanmaraşlı 1925 yılından beri her yıl kurtuluş günü olan 12 Şubat Bayramında İstiklal Madalyasını Şanlı Bayrağına törenle takarak, geçmişini yadeder.


[Resim: madalyabelge.jpg]
Seke seke geldim ayağım yoktur
Hak mehlemi sende Zöhrem’dir doktur
Kimi kafir olmuş karnısı boktur
Süzünü süzünü postunda otur.

Türkiye’ye çıkarmışım bir gelin
Urufu Zöhre Ana onu pir bilin
Muhammet elçisi Ana’dır deyin
Hak için dergaha niyaza inin.


Bildiren: Pir Zöhre Ana
Posting Freak
Kahramanmaraş
Sütçü İmam Olayı


[Resim: sutcu-imam.jpg]

Fransızlar'ın Maraş'ı işgalinden kısa bir süre sonra olaylar başladı. Olaylar ilk anlarda küçük grubların karşılıklı sataşma ve atışmalarla yer yer meydana geliyordu.
Bu arada asıl adı Ali olan Sütçü Imam Uzunoluk caddesinin kenarında hem süt satarak geçimini sağlıyor, hemde ücretsiz olarak imamlık yapıyordu.
31 Ekim 1919 Cuma günü sabah olur olmaz, şehirdeki Ermeniler'in taşkınlık ve şımarıklıkları görülmeye başladı. Fransızlar'dan güç alan Ermeniler, şehre dağılarak önlerine gelen Türklere hakaret ediyorlar, Türk Milletinin örf, adet, gelenek ve görenekleri ile dinine dil uzatıyorlardı. Çeşitli mahallelerde yer yer olaylar patlak vermeye başladı. Fransız askerleri de bu duruma seyirci kalıyorlardı.
Fransız ve Ermeni askerler üçer-dörder kişilik grublar halinde çarşı-pazar ve mahalleleri dolaşıyorlardı. Türklerin bazılarını dövmelerinin yanında, Türk Milletini ve Türk Hükümeti'ni aşağılayıcı sözler sarfediyorlardı. Sataşma, dövme, yaralama gibi taşkınlıklarda yetmiyormuş gibi, sarkıntılık etmeye de başladılar.
Dinine, vatanına, milletine, ailesine, namusuna bayrağına, kitabına, şeref ve haysiyetine bağlı; başkalarının boyunduruğu altında yaşamaktansa, ölümü bile tercih eden Kahramanmaraşlılar adeta kükrediler. Fransız askerleri, Türklerin cesaret, azim ve kararlılığını henüz tanımıyorlardı. Fransızlar ve Ermenilerin bu taşkın hareketleri, Türklerin azim ve iradelerini artırıyordu. Türkler için artık tahammülü mümkün olmayan bir yere gelinmişti.

Bardağı taşıran son damla, Fransız askerlerinin Uzunoluk hamamından çıkan Türk kadınlarına sarkıntılık etmeleri oldu.
Bir grup Fransız Ermeni askeri ikindi üzerinde Uzunoluk Caddesi'nden kışlaya dönüyorlardı. 0 anda Uzunoluk Hamamından yüzleri peçeli iki Türk kadını çıktı. Üç kişi olan ve sarhoş durumda olan Fransız Ermeni askerlerinden birisi, hamamdan çıkan Türk kadınlarına saldırdı ve peçesini yırttı. "Artık burası Türklerin değildir, Fransız memleketinde peçe ile gezilmez" diyerek kadıncağıza sarılıp ilişmek istedi. Peçesi yırtılan ve zor durumda kalan kadıncağız bayılıp yere düştü. Diğer kadında imdat istercesine bağırdı. Olayı Kel Hacı'nın kahvesinden gören Türkler dışarı çıkarak, askerlerin üzerine yürüdüler. Türkler, Ermeniler'e ihtarda bulunarak yollarına gitmelerini söylediler. Ermeniler kötü sözler sarfederek silah kullandılar. Bu arada Çakmakçı Sait orada kurşunla yaralandı ve şehit oldu. Gaffar yaralandı. Bu sırada Ali Sütçü Imam, Karadağ tabancasını alarak dükkanından hızla olayın olduğu yere geldi. Silahını Ermeni askerlerinin üzerine boşalttı. İlk kurşunu atan Kahraman Sütçü Imam'ın silahı ile yaralanan Ermeni askeri arkadaşlarının yardımı ile kışlaya götürüldü. Yaralı asker bir gün sonra öldü. 1 Kasım 1919 tarihinde ölen Ermeni için büyük bir

cenaze töreni düzenlendi. Sütçü İmam ise Nalbant Bekir'den aldığı bir atla Bertiz'in Ağabeyli köyünde bulunan Beyazıt oğlu Muharrem Bey'in yanına gitti, Sütçü İmam Ermeni ve Fransızlar tarafından sürekli arandı. Bulunması için de Kahramanmaraş Hükümeti çok sıkıştırıldı.Bütün çabalarına rağmen Sütçü İmam bulunamadı.
Sütçü İmam'ın bu unutulmaz kahramanlığından dolayı halk adeta birbirine kenetlenerek kardeş oldu. Birlik ve beraberliğin engüzel örneği bundan sonra da yaşandı. Sütçü İmam olayı, Kahramanmaraş harbinde de yeni bir ışık, yeni bir zafer yolunu açmış oldu.

Fransız askerlerinin ölmesi, Fransızlarla Ermeniler arasındaki sıkı ilişkiyi daha da artırdı. Fransız asayişinin bozulmasına Türk düşmanı Ellik Ermenileri sebeb oldu. Çünkü Fransızlar; Türkler'in bukadar vatan ve namusuna sadakatla bağlı olduklarını bilmiyorlardı.
Olayların Gelişmesi:
Sütçü İmam hadisesinden sonra gözleri dönmüş Ermeniler, çılgınlıklarını artırmaya başladılar. Ermeniler sağa sola ateş ederek Zülfikar Çavuş oğlu Hüseyin'i şehit ettiler. Bu arada Türkleri öldürüp kadınlarını alacaklarını, camilerine çan takacaklarını söylemeye başladılar.
Gaziantep yolu üzerindeki Zeytinlikte Tiyeklioğlu Kadir isimli genci boğazlayarak burnunu ve kulaklarını kestiler. Tiyeklioğlu Kadir, Sütçü İmam'ın dayısının oğlu olduğundan, özellikle işkence sonucu öldürdüler.
1 Kasım 1919
Ermenilerin yaptıkları cinayetler artarak devam etti. Şekerli mahallesinden Nasıroğlu Mehmet, arkadan kamalanarak Ermeniler tarafından haince şehit edildi. 14 Kasım 1919 günü yine, Çiçekli Mahallesindeki evinden komşusuna gitmekte olan Aşık Mustafa oğlu Ökkeş'i şehit ettiler.
Bu arada Kuyucak Kümbet, Çiçekli ve Haydarlı mahallelerinde toplanan Ermeniler, silahlanarak Türk askeri kıyafetlerinde olmak üzere Türkleri tek tek yakalayıp işkence etmeye başladılar. Maraşlıların gitgide sabrı taşıyordu.
8 Kasım 1919'da Adana'dan Kahramanmaraş'a bir tabur Tunuslu asker daha getirildi. Tunuslu askerler de şehre dağılmadan doğruca Fransız birliklerinin kışlalarına geldiler.
Bu sırada haberleşme telgrafla yapılıyordu. Telgraf makinalarından Türkler de gizlice yararlanıyorlardı. Türkler tarafından Cancık Mağarası'na yerleştirilen Telgraf makinası sayesinde Sarıgüzel, Maksutlu, Bertiz, Sarıçukur ve Kavlaklı köyleri ve Pazarcıktaki Kılıç Ali Beyle haberleşme sağlanıyordu.

[Resim: 440.jpg]


Sütçü İmam 1878 yılında doğmuştur. Üç kız bir erkek çocuğu vardır. 31 ekim 1919 da, düşmana ilk kurşunu atan Sütçü İmam, düşmanın Maraş’tan kovulmasından sonra, harpteki fedakarlıklarına mükafat olarak Belediyeye odacı alınmış, bu vazifesi yanında kaledeki topun idaresi kendisine verilmişti. Bir top atımı sırasında barutun ısınan namludan erken ateş alması neticesi yandı. Alman Eytamhanesinde tedavi altına alındıysa da iki gün sonra 25 Kasım 1922 tarihinde vefat etti.
Seke seke geldim ayağım yoktur
Hak mehlemi sende Zöhrem’dir doktur
Kimi kafir olmuş karnısı boktur
Süzünü süzünü postunda otur.

Türkiye’ye çıkarmışım bir gelin
Urufu Zöhre Ana onu pir bilin
Muhammet elçisi Ana’dır deyin
Hak için dergaha niyaza inin.


Bildiren: Pir Zöhre Ana
Posting Freak
Kahramanmaraş
KAHRAMANMARAŞ'IN FRANSIZLAR TARAFINDAN İŞGAL EDİLMESİ



BÜYÜK KURTULUŞ ANITI


Kahramanmaraş'ın İngilizler tarafından işgalinden sonra bu defa da Fransızlar tarafından işgal edileceği haberi şehre yayıldı. Ermeniler, İngilizlerden umduklarını bulamadıklarından bütün ümitlerini Fransızlar'a bağladılar. Fransızlar'ın Adana halkına yaptığı eziyet ve işkence Kahramanmaraşlılarca nefretle kınanırken, ayrılıkçı Ermeniler arasında sevinç yaratıyordu.

Kahramanmaraşlılar, Fransızlar'ın şehre girmesini ne pahasına olursa olsun engellemek için karşı harekete geçmeyi kararlaştırdılar. Bu arada, Sivas Heyet-i Temsiliyesi, Kahramanmaraş'a yardım için, Kılıç Ali Bey emrindeki birliği Pazarcık'a gönderdi. Kahramanmaraşlılar'da Doktor Mustafa'nın önderliğinde Ulucamii önünde toplanarak miting düzenlediler. Mitingde Adana, Bahçe, Haruniye, Osmaniye ve Dörtyol'un işgal sırasında uğranılan işkence ve zulümler dile getirildi.

Ermeniler'de Fransızları karşılama hareketleri yoğun bir şekilde sürmeye başladı. Nitekim beklenen gün geldi.

29 Ekim 1919 Çarşamba günü ikindi üzeri Fransız yüzbaşısı Joly yanında bir kısım kuvvet olduğu halde Maraş'a geldi. Fransız alayı, şehrin güneyindeki Aksu Köprüsü'nün yanına karargah kurdular. 30 Ekim 1919 Perşembe günü erken saatlerde De-Fontzine komutasındaki 2000 dolayındaki Ermeni-Cezayirli ve Fransız karışımı askerler diğer Fransız alayı ile de birleşerek şehri işgal ettiler. Fransız askerleri ve Ermeniler slogan atıp, marşlar söyleyerek Amerikan Koleji'ne (şimdiki Halk Eğitim Merkezi) yerleştiler.

Kahramanmaraş'ı işgal eden kuvvetlerin sayısı Türk kaynaklarına göre; 400 Ermeni, 1000 Fransız, 500 Cezayir'li olarak verilmektedir.

Fransızların Kahramanmaraş'ı işgali sırasında Ermeni evlerinin damları Ermeni bayanlarının sevinç gösterileriyle çınlıyordu. Fransız askerleri, evlerin damındaki Ermeni kadınların alkışları arasında sevinçle ilerlediler. Yine damlardaki Ermeni erkekleri de ellerinde Fransız ve Ermeni bayrakları olduğu halde, "Kahrolsun Türkler, Yaşasın Fransızlar ve Ermeniler" diye bağırarak slogan atıyorlardı.

Ermeniler'le birlikte yürüyen Fransız işgal kuvvetleri şimdiki Halk Eğitim Merkezi olan Amerikan kolejine doğru yürüdüler. Askerlerden çoğu Ermeniler'den oluşuyordu. Ermeniler'in bu tutumları Türkler'in hissiyatına çok dokundu.

Bu arada Kahramanmaraş'ın ileri gelenlerinden Doktor Mustafa, Mehmet Ziya, Eczacı Ömer Lütfi, Katipzade Mehmet, Kocapaşazade Ömer, İslahiye'li Nazım Bey Elbistan'da Kuvay-ı Milliye'nin takviyesi ve silah temini için yola çıktılar. Geceyi Bertiz'in Başdervişli Köyü'nde geçirdiler. Birgün sonra da Elbistan'a vardılar.

Fransız kuvvetlerinin Maraş'a gelmesi üzerine İngilizler 1 Kasım 1919 günü akşam üzeri şehirden ayrılarak Gaziantep'e gittiler. Oradanda Mısır'a gitmek üzere bölgeden ayrıldılar.

Heyet-i Temsiliye Reisi Mustafa Kemal Paşa'ya göre, Doğu Anadoluda büyük bir Ermenistan kurulmasının imkansızlığını gören İtilaf Devletleri, Maraş, Adana, Antep ve Urfa çevresinde küçük bir Ermenistan oluşturmaya karar vermişlerdir. Bu nedenle, bölge halkının işgale ve zulme karşı hareketsiz kalması halinde bu durum Fransızlar'ın cesaretini artıracaktır. Bunu engellemek için bu bölgelerde gizli teşkilatlar kurarak, halkı işgal aleyhine teşkilatlandırılmalı ve kurulacak milli müfrezelerle Fransız müesseseleri ve kıtaları vurulmalıdır.


SAVAŞ HAZIRLIĞI

Türk Bayrağı'nın Kahramanmaraş kalesi'ne çekilmesinden sonra gerginlik iyice arttı. Savaşın patlak vermesi an meselesi idi. Fransızlar, hazırlık yaparken, Türkler de kendi aralarında öbek öbek toplanmaya ve fikir alışverişinde bulunmaya başladılar.

Veziroğlu Mehmet Alpaslan'ın evinde bir toplantı yapıldı. Kahramanmaraşlıların düşmanla savaşa teşkilatlandırılmasının biride burada sağlandı. Kahramanmaraş'ın ileri gelenlerinden Veziroğlu Mehmet, Sandal Osman, Cerrahoğlu Zekeriya, Başkatip Rıza, Karcı Hacı, Kocaoğlu Evliya, Veliefendioğlu Ziya ve Hocaoğlu Nuri'den oluşturulan 8 kişilik temsil grubu doğrudan Sivas Heyet-i Temsiliyesi ile ilişki kurma hazırlıklan yaptılar.

Ayrıca, Kahramanmaraş'ın Hatuniye, Şekerli, Bayazıtlı, Kayabaşı, Divanlı, Acemli, Ekmekçi, Dereiçi mahallelerinde de toplantı yapılarak teşkilatlanma çalışmaları başladı. Bu teşkilatlandırma çalışmaları iyi bir düzene sokularak "Maraş Müdafa-i Hukuk Cemiyeti" kuruldu.

Cemiyet üyelerine savaş taktikleri öğretilerek, savaş sırasında neler yapılacağı, nasıl hareket edileceği üzerinde bilgiler verildi. Teşkilatlanma hazırlığı tamamlandıktan sonra savaş harekatına geçmek için Sivas Heyet-i Temsiliyesi'ne başvuruldu.

Sivas Heyet-i Temsiliyesi, o zamanlar da merkez karar organı durumunda idi. Sivas Heyet-i Temsiliyesi, savaş için Yüzbaşı Kurtoğlu Salim Bey ile Üsteğmen Kılıç Ali Bey'i görevlendirdi. Kahramanmaraş'ta savaş hazırlıkları tamamlandı. Herkesi heyecanlı bir bekleyiş sardı. Her an şehit olma, yok olma durumunun yanında sevinç, gözyaşı ve savaşın kazanılması gibi düşünceler yoğunlaştı. Kahramanmaraşlılar'ın azim ve kararlılığı sevincin en güzel örneklerinden biri idi.
Seke seke geldim ayağım yoktur
Hak mehlemi sende Zöhrem’dir doktur
Kimi kafir olmuş karnısı boktur
Süzünü süzünü postunda otur.

Türkiye’ye çıkarmışım bir gelin
Urufu Zöhre Ana onu pir bilin
Muhammet elçisi Ana’dır deyin
Hak için dergaha niyaza inin.


Bildiren: Pir Zöhre Ana

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.