ŞahımMerdan yazdı:Bugün kullandığımız teknoloji "erkek egemen" dünyanın bir ürünü.
Evet, işte ben de tam bunu diyorum; bugünkü dünyamız dünlerden beri “erkek egemen” bir dünyanın ürünü…
Adı üstünde; “egemen”…
Bugün kullandığımız teknoloji tabii ki “erkek egemen” dünyanın bir ürünü olacak…
Eğer “kadın egemen” bir dünyanın varlığından bahsedilebilseydik o zaman da “kadın egemen” bir dünyanın ürünü olacaktı teknoloji ya da savaşlar…
Ayrıca eğer “kadın egemen” bir dünya olsaydı; kadınlar Tanrı’nın onlara bahşettiği ekstra duygusal zeka (ki bu bilimsel bir gerçektir) ve anaçlık duygusu ile erkeklerin savaşlarda kaybettikleri çaba ve zamanı dünyanın gelişimine verebilecek ve şu anki “erkek egemen dünyanın” kuruluşundan beri ulaşabildiği günümüz teknolojisinden çok daha ileri bir teknolojiye ulaşabilecekti…
Kim bilir?
Alıntı: Unisex (her iki cinsin de yapabileceği) meslekler dışında bazı meslekler yapılabilirliği açısından erkek ve kadını ayırır:
Örneğin aşçılık, kuaförlük, Şoförlük, Yüksek dereceli Devlet memurlukları (Kaymakam, vali, Emniyet müdürü, müsteşar vb), makinistlik, futbolculuk, web masterlik, yönetmenlik, yazarlık (hele hele de klasiklere bir göz atın) vb.
Bu işlerin ustaları erkektir. Yanlışsam yanlışsın deyin
Hani “egemen” ya?
“Erkek egemen”… O nedenle…
Alıntı:”Bilim kadını değil "adamı" deniyor.”
Yine tekrarlıyoruz...Erkek egemen ya, o nedenle…
Alıntı:Erkek egemen olduğu için değil "erkekler" bilime dış görünüşünden daha çok özen gösterdiği için sanırım
Bu sonuca nasıl ulaştın?
20. yüzyılda teknolojik açıdan ileri düzeylerde olan Avrupa bundan birkaç yüzyıl önce teknolojik açıdan o kadar da ileri değildi kuşkusuz… Eminim bundan birkaç yüzyıl öncesinin Avrupa’sını anlatan filmlere denk gelmişsindir; uzun elbiseler giyinen, kollarında çamaşır sepetleriyle dere kenarlarında çamaşır çitileyen Avrupalı kadınları anlatan filmlere… Bilimin önde gittiği Avrupa’da bile o zamanlar örneğin, çamaşır, bulaşık makineleri icat edilmeden önce Avrupalı kadınlar bile çocuklara bakmak, bulaşık, çamaşır yıkamaktan sence dış görünüşe özen gösterecek vakit bulabiliyorlar mıydı?
Erkek egemen dünyanın ürünü olan bulaşık, çamaşır makineleri, elektrik süpürgeleri daha dün icat edildi ve onlar icat edilmeden önce kadınlar tüm zamanlarını çocuklara bakmakla, eşlerinin ya da çocuklarının kirlettikleri “çamaşırlarını, bulaşıklarını yıkamak”la onlara “yemek hazırlamak”la, onlar bittikten sonra da tarlada kocalarına yardım ederek “işçilik yapmak”la geçiriyorlardı. Herhalde bu kadar iş yaptıktan sonra geride kalan zamanlarını ağrıyan kol ya da bacaklarını ovuşturmakla geçiriyorlardır… Hangi dış görünüşden bahsediyorduk?
Alıntı:Evriminin son aşamasında, daha evrimini tamamlayamamış bir canlının yönettiği dünyada yaşamanın verdiği dayanılmaz ızdırabın yansımaları mı acaba bunlar? Ne dersiniz?
Haklısın…
Egemen olanların oluşturduğu bir ortamda egemen olmayanlar mutlaka ıstırap çekerler…
Kadın hakları da işte bu nedenle çıkmıştır ya zaten…
alirengi yazdı:1.Evleneceği erkeğin mali durumuna , ve kariyerine bakıp seçen ender topluluk.
2.Kendiini dünyayı yaratmış gören bir avuç bencil ve burnu havada..
3.Dünyanın en güzeliymiş gibi ortada kendini görmeye çalışan..
4.Yeni nesli zoru görünce kaçan..
5.Erkeği bir ATM makinası olarak gören...
6.Erkeklere acı çektirmeyi kendince bir marifet sayan..
Son 5 yılda Antalyada 50.000 türk erkeği yabancılarla evlenmiş ..acaba neden..
Yabancı kadınların çoğunluğu yukarıda saydığım durumların tersine sahip..
Verdiğin örnek ile ilgili Sevgili İdil’in anlattıklarına aynen katılıyorum…
Ayrıca ben evleneceğim erkekte olmazsa olmaz özellik olarak
ahlaklı (prensip sahibi olma) ve inançlı olma özelliğini ararım. Sonra ise şu özellikleri ararım hayatımı birleştireceğim insanda:
1. Bilim ve sanattan(opera, bale, tiyatro, sinema, resim, müzik, dans) benim aldığım hazzı alma,
2. Kişisel gelişime ciddi anlamda önem verme ve uygulamaya geçirebilme, “hayat boyu öğrenme”nin önemini kavrayabilme,
3. Kitap okuma, okudukları ile ilgili fikir alışverişi yapmaya açık olma,
4. Ülke ve dünya sorunlarına duyarlı olma, o sorunlarla ilgili yapıcı çözümleri uygulamaya açık olma,
5. İnce ruhlu olma(duygusal olabilme),
6. Çevreye duyarlı olma, yerlere çöp atmayacak bilince sahip olma,

(ki ince ruhlu olmanın bir göstergesidir)(Çocuklarıma çevreyi kirleterek örnek olmasını kesinlikle istemem), sigara, alkol kullanmama,
7. Spor yapma,
8. Çocuk edinmeden önce “örnek bir insan” olabilmenin önemini kavrayabilmiş olma ve bu anlamda kendini geliştirme,
9. Çocuk gelişiminde anne baba öğütlerinin ötesinde kitapların rolünü kavrayabilmiş olma,
10. Çocukları olduğunda, onlara sanatsal ve sportif faaliyetlerini uygulayabilecekleri ortamı yaratabilmede istekli ve kararlı olma(her hafta sonu onlara zaman ayırma, onları spor ya da bir sanat merkezine götürmenin önemini kavrayabilmiş olma ve bunu en az benim kadar uygulamaya geçirmekte yıllar sonra bile kaybedilemeyecek derecede bir isteğe sahip olma)
Şimdilik bu kadar yazayım…
Benim annem babamla evlendiğinde babamın mali durumu hiç de yerinde değildi, annem babamın ailesi (6 kardeşi ve annesi)ile birlikte oturmak durumunda kaldı ve annem bunu bile bile babamla sadece onu sevdiği için evlendi. Teyzem, eniştemle evlendiğinde ne kariyeri ne de bir mali durumu vardı. (Hala bir mali durumu yok ama teyzem hala eniştemle birlikte ve onu severek yaşıyor) Diğer teyzem ise bir astsubayla evlendi, onun görevi icabı Türkiye’nin dört bir yanına gitti. Onun görev icabı gördüğü yerler, yaşadığı olaylar bir erkek olarak senin dahi göremeyeceğin derecede harabe, bağnaz insanlarla dolu, terör çatışmalarıyla iç içe yerlerdi ve Ankara gibi bir büyük şehirde yetişmiş olan teyzem, o gençliğinin en güzel yıllarını bu iç karartıcı yerlerde yaşayarak geçirdi...
Şimdi, benim annem, teyzelerim, ben birer “Türk kadını” değil miyiz?
alirengi yazdı:'Kadın dırdırı'na bilimsel yorum
Bakırköy Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Hastanesi 13. Psikiyatri Kliniği Şefi ve Başhekim Vekili Doç. Dr. Kemal Sayar, "dırdırın fark ve takdir edilmek isteyen, günlük ev işleri içinde kaybolmuş, kendisini önemli hissetmeye ihtiyacı olan bir kadının yardım çağrısı olduğunu" bildirdi.
Sayar, kadınların genellikle dırdır ettiklerini reddettiklerini ifade ederek, ''Çünkü şikayet ettikleri şeylerin gerçeğe dayandığını düşünürler ve bir yandan da erkeğe kimin patron olduğunu hissettirmek isterler'' dedi.
Kadınların bunu yaparken ''sen'' ile başlayan suçlayıcı, üstü kapalı, şifreli cümleler kurduklarını vurgulayan Sayar, şöyle konuştu:
"Bunun karşısında aynı anda tek bir işle uğraşmaya programlı olan, şifreleri çözemeyen ve saldırıya uğradığını düşünen erkek ise uzaktan kumandaya sarılmak, gazetelere boğulmak gibi defans mekanizmaları geliştirir ve kadın giderek daha da yalnızlaşır. İnsan doğasındaki en temel ihtiyaçlardan birisi, kişinin kendisini önemli hissetmesidir. Dırdır, fark ve takdir edilmek isteyen, günlük ev işleri içinde kaybolmuş, kendisini önemli hissetmeye ihtiyacı olan bir kadının yardım çağrısı da olabilir. Kariyer sahibi, iş yerinde başarılı, hedefleri olan ve tatminkar kadınlar daha az dırdır yapar, çünkü bunun için zaman ve enerjileri yoktur." Dırdırın aslında bir iletişim sorunu olduğunu belirten Sayar, erkeklerin beyninin daha basit çalıştığını ve satır aralarını okuyamadıklarını söyledi.
Sayar, "Erkeklerle daha net ve öz olmak gerekmektedir. 'Sen' ile başlayan, erkeğin savunma mekanizmalarını harekete geçiren cümleler kurmak yerine, kendisinin nasıl hissettiğini anlatan, dürüst ve net cümleler daha etkili olmakla beraber empati de uyandıracaktır" dedi.
"Süpermen gibi karakterlere özeniyorlar"
Kadınların ayrıntılara daha fazla önem verdiğini ve asla unutmadığını kaydeden Sayar, ''Büyük işler yaptıklarında daha fazla puan aldıklarını düşünürler. Fakat kadınlar için verilen hediyelerin büyüklüğü değil sıklığı, duygusal ve kişisel oluşu önemlidir. Her şeyi kendisi dahi farkında bile olmadan bir köşeye not eder. Biriktirir biriktirir, patlama noktasına geldiğinde ise erkek nerede ne hata yaptığını dahi anlayamaz ve anlaşmazlıklar başlar'' diye konuştu.
18.02.2005
Kaynak : Milliyet
Gel de erkeklerin ileri olmadığını düşünme şimdi!
İleri olan insan; yukarıdaki açıklamayı okuduktan sonra herhalde ev kadınların fazla konuşmalarına “dırdır” demeye devam etmek yerine, onlarla empati (duygudaşlık) kurmaya ve onları “dırdır” yapmaya sevk eden nedenleri elinden geldiğince ortadan kaldırmaya çalışmaz mı? (E birçok güzel özellik gibi bu da (empati kurmak özelliği) "kitap okumak" ile kazanılan bir özellik...)
Sevgili alirengi,
Yukarıda kırmızıya boyadığım yazıları bir kere daha lütfen...
munzur yazdı:Bende san katılıyorum sevgili Bilim..ama gülmekten maalesef..
Ben sana gülmekten katılmıyorum Sevgili Munzur,
Çünkü ben karikatürlere ve olayların tuhaflığına gülmeyi tercih ediyorum, insanlara gülmeyi değil…
alirengi yazdı:Arkasından koşulmasından en zevk alanlar şüphesizki kadınlar..Zaafları kullanmasını iyi biliyorlar..
Evde dırdır edip erkeği çıldırtan kadınlar...
Kardeşleri bile birbirine düşüren kadınlar..
Azla yetinmeyip hep daha fazlasını isteyen kadınlar...
Kendilerini dünyanın merkezinde gören kadınlar...
Erkeğin parası olunca yanında, parası bitince acaba nerde..
Acaba herbaşarısız erkeğinde mi arkasında kadınlar var.....?
Bende fikrimi söyledim zaten..
H
Biliyorum ve kabul ediyorum; kadınların erkeklerden ileri olmadığını kanıtlayan öyle kadınlar var şüphesiz…
Şunu da biliyorum ki ülkemizde evlendiği kadını kendisine ait bir “mal”, bir “eşya” gibi görüp ona bir esir muamelesi yapan, sözsel ve fiziksel şiddet uygulayan doktor, mühendis, avukat unvanlarını edinmiş lakin "insan" olamamış ve erkeklerin kadınlardan ileri olmadığını kanıtlayan erkekler de var… (Bu evleneceğim erkekte aradığım ilk özelliğin “ünvan ya da kariyer” olmamasının nedeni olsa gerek…
Şunu da biliyorum ki ülkemizde, ülkemizin bağrından, Anadolu’dan çıkıp evliyalık gibi üstün bir özelliği olmadığı halde “gelişmiş” hem de gelişmiş birçok kadından bile “daha gelişmiş” olan erkeklerimiz de var…
Örneğin, bir Türk kadını olarak benim, ülkemde böyle bir Türk erkeğinin yetişmesinden dolayı daima onur duyduğum, örnek aldığım, Kızlarıma mektuplar kitabının yazarı aynı zamanda da bir sosyolog olan
Prof. Dr. Emre Kongar…
Ve kara göründü...
Evet…
Ulaştığımız sonuca bakarsak elimizde ne kadınların erkeklerden ileri olduğuna ne de erkeklerin kadınlardan ileri olduğuna dair elle tutulur özellikle de bilimsel araştırmalara dayalı bir kanıt yok…

Çünkü katiller, hırsızlar, aldatanlar yalnızca kadınlardan ya da erkeklerden oluşmuyor…
ŞahımMerdan yazdı:Anaerkil toplumda her şeyin güllük gülistanlık olacağına dair herhangi bir model bulunmadığı için…
Katılıyorum...
Sevgili forum üyeleri,
Sevgili bay ve bayan arkadaşlarım,
Tekrar vurgulamak isterim ki,
Eski çağlarda yaşayan topluluklar arasında anaerkil toplulukların olduğuna dair duyumlarım oldu ancak bu konuyla ilgili yani geçmişte yaşayan anaerkil toplulukların savaşa ve teknolojiye yaklaşımları konusunda ciddi anlamda hiçbir araştırmam olmadı. Yani “kadın egemen” bir dünya ile ilgili benim sizinle paylaşabileceğim edindiğim kanıta dayalı, bilimsel bir bilgi yok… Konuyla ilgili bilimsel kanıtlara ulaşanların bizimle bilgilerini paylaşmalarını isterim…
Sonuç olarak, ne kadınların erkeklerden ileri olduğunu ne de erkeklerin kadınlardan ileri olduğunu savunmadığımı bir kez daha vurguluyor, kadın olsun erkek olsun çok konuşmanın, dedikodu yapmanın, aldatmanın, tembelliğin vb. türlü günahlar işlemenin kadın erkek ayrımı yapmaksızın “insan”a özgü bir durum olduğunu belirterek,
kadın ve erkeğin eşit olduğunu hiçbirinin birbirinden ileri olmadığını kabul ediyorum...
Bu gereksiz tartışmayı da burada sonlandırmayı öneriyorum…
Dünyadaki tüm kadın ve erkeklere,
Sevgilerimle...

