Kürt ayrılıkçılığının İran ve Türkiye ilişkilerinin en önemli unsuru olduğunu söylersek yanlış olmaz. Bu unsur, iki ülke arasında tarihi olarak hem sürtüşme hem de işbirliği alanı olmuştur. Osmanlı döneminde sınır geçirgenliği, aşiretlerin sınırları aşındıran tutumları ve taraf devletlerin gevşek ve belirsiz tutumları sorun oluşturmaktaydı. Cumhuriyet döneminde de Türkiye, İran ile ilgili endişesini sürdürmüştü. Bu endişe, İran’ın hem Türkiye içindeki Kürtlere ilgisi olduğunun düşünülmesinden hem de Irak Kürtleri ile olan ilişkisinden kaynaklanmaktaydı. Türkiye’nin endişesi 1979 İran İslam Devrimi’nden sonra daha da arttı.
İran ve PKK arasındaki ilişki Cumhuriyet döneminde görülmemiş bir olguydu. Tahran, Cumhuriyet döneminde Türkiye karşıtı bir örgüte bu denli açık ve çok boyutlu destek vermemişti. İran’ın PKK konusundaki tavırları Muhammet Hatemi’nin cumhurbaşkanlığı döneminde (1997–2001 / 2001–2005) değişmeye başlamıştır. İran ve PKK arasında yaşanan sıcak çatışma gündeme damgasını vurmuş; bu çerçevede gelişmeler, İran ve Türkiye arasında PKK bağlamında işbirliğini gündeme getirmiştir.
PKK terör örgütü, uzun süre İran ile Türkiye arasında sorun olmuş ve iki ülke ilişkilerini olumsuz etkilemiştir. Ancak 2003’ten sonra İran Güvenlik Güçleri ve PKK terör örgütü elemanları arasındaki sınır çatışmaları, İran'ın PKK konusunda tutum değişikliğine girdiğini göstermiştir. Nitekim Tahran, Temmuz 2004’te PKK’yı terör örgütü olarak kabul etmiştir. Buna karşılık da Türkiye, İran karşıtı olarak silahlı mücadele eden Halkın Mücahitleri Örgütü’nü terör listesine almıştır.
İran'ın PKK’ya bakışının ve tutumunun değişmesinin farklı nedenleri vardır. ABD, Irak'a yerleşmiş ve Kuzey Irak'ta Kürt yapılanmasının güçlü ve güvenilir bir temelde yürümesi için zemin hazırlamıştır. İsrail tarafından da desteklenmeye başlayan bu yapılanmanın ABD ve İsrail’e yakınlık göstermesi, Kürtlerin gerektiği zaman İran karşıtı olarak harekete geçebilmesi ihtimalini de beraberinde getirmiştir. İran, bu doğrultuda Kuzey Irak Kürtlerinin ve PKK’nın kendi aleyhinde kullanılması tehdidi ile karşı karşıya kalmıştır.
ABD-Türkiye ilişkilerinde PKK terör örgütü konusu sorun olmaya başlamıştır. ABD, PKK konusunda net bir politika üretmemiş ve sorunu çözme doğrultusunda Türk yetkililere söz vermişse de, bu sorunun nasıl çözüleceği konusunda şeffaf olmamıştır. Söz konusu durum, İran’ı da ciddi şekilde endişeye sokmuştur. Çünkü ABD’nin, PKK’yı İran’a karşı kullanma eğiliminde olabileceği düşünülmüştür. Bu durum İran’ı harekete geçirmiştir.
İran'ın terör konusunda Türkiye ile işbirliğine girmesinin bir diğer önemli sebebi de, Halkın Mücahitleri Örgütü olmuştur. Halkın Mücahitleri Örgütü, İran karşıtı en büyük örgüttür. Bu örgütün beş bin silahlı elemanı Irak’ta bulunmaktadır. 1980’den sonra İran rejimine karşı silahlı eyleme geçen örgüt, 1984’ten sonra Irak’a yerleşmiş ve Saddam’ın desteği ile kendine mekanize ordu kurmayı başarmıştır. İran, Saddam devrildikten sonra bu örgütün Irak’tan çıkarılması ve İran’a teslim edilmesi konusunda yoğun çaba göstermiş, ancak çabaları sonuç vermemiştir. Dolayısıyla bu durum İran’ı endişelendirmiş ve İran, Halkın Mücahitleri Örgütü’nün kendisine karşı kullanılmasından korku duyarak Türkiye'nin işbirliğine ciddi şekilde ihtiyaç duymaya başlamıştır.
İran'ı PKK'ya karşı mücadele etmeye iten diğer bir neden, bu örgütün İran içinde PJAK isimli bir örgüt kurması olmuştur. İran, PKK terör örgütüne uzun süre ülke içinde siyasi faaliyet alanı sunmuş, PKK da bu güvenlik desteği altında güç kazanmayı başarmıştır. İran ise bu yolla, kendi Kürt muhalif örgütüne karşı PKK’dan istihbarat desteği almıştır. PKK terör örgütü İran’ın güvenlik desteği çerçevesinde ülke içinde büyümeye çalışmış ve faaliyetlerini örgütlü hale getirmek istemiştir. Bu doğrultuda, Mart 2004’te PJAK adlı örgütü kurmuş ve İran içinde çalışmalarına başlamıştır. PJAK, İran karşıtı olarak geniş çaplı faaliyete geçmiştir. PKK terör örgütünün ABD ile yakınlaşma eğilimi ve Kuzey Irak’taki Kürt bölgesinde ABD ve İsrail’in çalışmaları, İran’ın PKK ve PJAK konusuna bakış açısını değiştirmiştir.
İran’ın PKK terör örgütü konusunda, Türkiye’nin istediği çizgiye gelmesinin bir diğer sebebi, İran’daki etnik hareketlerin güçlenmesi olmuştur. İran'da etnik milliyetçi hareketler için önemli bir siyasal ve toplumsal zemin mevcuttur. İran’daki etnik hareketlerin yükselişi, İran’ın PKK konusuna bakışının değişmesine yol açmıştır. Çünkü İran’daki etnik hassasiyet ABD ve İsrail’in de dikkatini çekmiştir. Etnik milliyetçiliğin yükselişi, İran’daki Türkleri de siyasal olarak harekete geçirmiştir. Gelişmeler, İran'ı bölgedeki ve Türkiye’deki etnik ayrılıkçı hareketlere karşı daha hassas davranmaya itmiştir.
İran'ı, PKK'yı terör örgütü olarak tanımaya iten nedenler arasında, yakın zamanda İran ile ABD arasında yaşanan gerginlik de yer almaktadır. Bu gerginlik sebebiyle İran-ABD ilişkilerinin geleceği belirsizliğini korumaktadır. İran, ABD karşısında direnebilmek için komşuları ile iyi ve güvenilir bir ilişki kurması gerektiğini düşünmektedir. İran’ın komşuları içinde Türkiye büyüklük ve bölgedeki etkinlik sebebiyle birinci dereceden önem arz etmektedir. İran, Türkiye ile PKK’ya karşı işbirliği yaparak, Türkiye’yi, ABD ve İsrail'in kendisine karşı faaliyetlerinden uzak tutmak istemektedir.
İran’ın PKK konusundaki bu değişimi, iki ülke ilişkilerini olumlu etkilemiştir. İran- Türkiye ilişkilerinin son dönemde, içişlerine karışmamak, iyi komşuluk ve güvenlik işbirliği esasında geliştiği bilinse de, iki ülke ilişkilerinin temelini güvenlik işbirliğinin oluşturduğunu söyleyebiliriz. İki ülke arasındaki güvenlik işbirliğinin özünü de PKK terör örgütü ve Halkın Mücahitleri Örgütü oluşturmaktadır. Bu güvenlik işbirliği çeşitli mekanizmalar tarafından yürütülmektedir. Bu mekanizmaların temeli 1990’larda atılsa da, 2000’lerde daha aktif ve ciddi olarak çalıştırılmıştır. Bu güvenlik işbirliğinde, Türkiye tarafının göreli bir memnuniyeti olduğunu söyleyebiliriz. Zira, zaman zaman İran’ın bu işbirliği sürecinde, örneğin sınır kontrolleri sırasında, bir takım ihmallerinin olduğu iddia edilmektedir.
İran-Türkiye arasındaki güvenlik işbirliği, istihbarat paylaşımı çerçevesinde sınırlı kalmış ve herhangi bir askeri işbirliğine dönüşmemiştir. Ankara, bu işbirliğini önemsese de İran ve Kürtler arasındaki tarihi olayları belleğinde tutmakta, bütün yumurtalarını İran’ın sepetine koymamaktadır.
İran âTürkiye İlişkilerinin Tutkalı: PKK/PJAK Odaklı Güvenlik İşbirliği
İran âTürkiye İlişkilerinin Tutkalı: PKK/PJAK Odaklı Güvenlik İşbirliği
İran âTürkiye İlişkilerinin Tutkalı: PKK/PJAK Odaklı Güvenlik İşbirliği
İran ile diplomatik ve özellikle ticari -bilimsel işbirliği şart, Türkiye'deki vur abalıya mantığının değişmesi için tek kurtuluş yolu ekonominin iyileşmesi bunun için de ab ve abd karşıtı güçlü ülkelerle ilişki ve alışveriş içerisinde olmak gerekiyor...bir mahmud ahmedinecad kaç bush a ve bilimum lidere bedel görüyoruz zira
Marifet hiç ezilmemek bu dünyada
Ama biçimine getirip ezerlerse,
Güzel kokmak.
Kekik misali,
Lavanta çiçeği misali,
Fesleğen misali,
Itır misali,
Yunus misali,
İsa misali.
(Bedri Rahmi Eyüboğlu)
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi