You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

İlker Başbuğ tutuklandı...

İlker Başbuğ tutuklandı...

Posting Freak
İlker Başbuğ tutuklandı...
Cumhuriyet 07.01.2012
BAŞBUĞ’UN 12. AĞIR CEZA MAHKEMESİ’NDEKİ İFADELERİNİN TUTANAĞI
700 bin kişiyle başka yol olurdu
© Başbuğ’un eşi Sevil Başbuğ kararın ardından Cumhuriyet’e yaptığı açıklamada “Bir açıklama ve değerlendirme yapmak istemiyorum. İlker söyledi işte, halk değerlendirsin. Artık takdir sizlerin” dedi.
FIRAT KOZOK/HİLAL KÖSE
ANKARA/İSTANBUL - Eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ, 12. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki son ifadesinde Hâkim Vedat Dalda’ya, “Bir Genelkurmay başkanının bir terör örgütü kurmak ve yönetmekle suçlanması, bana verilecek en büyük cezadır. Bunun bu şekilde söylenmesi bile, verilecek en büyük cezadır. Takdir mahkemenizindir, bizler gelip geçiciyiz ancak sizler tarihe not düşeceksiniz” dedi.
Suçlama trajikomik: Bu suçu reddediyorum. Bu suçla itham edilen kişi, TC devletinin 26. Genelkurmay başkanıdır. Bunu tarihe not olarak düşmekte yarar görüyorum. Ben Genelkurmay Başkanı olarak TSK’nin komutanıyım. Ki bu Türk Silahlı Kuvvetleri dünyanın sayılı en güçlü ordularından bir tanesidir. Böyle bir orduya komuta eden birisinin silahlı terör örgütü kurmak ve yönetmek ile suçlanması gerçekten trajikomik diyebiliriz.
Neden görevden alınmadım: Sayın Cumhurbaşkanı, Sayın Başbakan, Milli Güvenlik Kurulu üyesi olarak bu hükümetin bakanları ile birlikte çalıştık. Şimdi elbette devletimizin istihbarat olanak ve imkânları var, bu kadar sene beraber çalışıyoruz ki, siyasi otoritenin en büyük makamlarıyla o dönemlerde benim bir silahlı terör örgütü kurma ve yönetmem tespit edilememiştir ki, bu üzerinde durulması gereken bir nokta. Tespit edilmiş ve bu görevde tutulmuşsam, bu da ayrı bir nokta. Ben 30 Ağustos 2010 yılında emekli olduktan 1.5 yıl sonra, böyle bir suçlama ile karşı karşıya kaldım. Çok üzücü, anlaşılması zor. Eğer ki benim bu faaliyetlerimi aktif görevim esnasında yaptığım iddia ediliyorsa, bu faaliyetlerim o zaman da devletin yetkili makamlarınca anlaşılmamışsa, bunu da anlamak mümkün değildir. Netice olarak böyle bir iddiayı duymak, işitmek, Silahlı Kuvvetler’e, ülkeye, devlete görev vermiş, şerefiyle görev vermiş birisi için çok ağır bir iddia. Bu iddianın bu şekilde dile getirilmesi bile benim için en ağır cezadır. Bundan sonra ne ceza verilirse bu beni daha fazla üzmez. Benim görevim esnasında böyle bir şey varsa gereken yapılmalıydı.
700 bin kişilik güçle bunun başka yolları olabilirdi: Bu kanaate nasıl ulaşılmıştır, basın açıklamalarımdan, İnternet Andıcı konusu başlığı altında internet sitelerinde çıkan yazılar, bir iki haber ile Genelkurmay Başkanı itham edilmektedir. Ben savcılık sorgum esnasında ciddi bir soru ile de muhatap olmadım, eğer bunlarla bu sonuca varılarak ben suçlanıyorsam, bu gerçekten acıdır. Bir iki basın açıklaması ve bir iki internet sitesi haberi ile hükümeti yıkmakla itham ediliyorsam bu çok acıdır. Benim böyle kötü bir amacım olsa 700 bin kişilik gücü elinde tutan bir komutan olarak bunu yapmanın başka yolları da olabilirdi. Her zaman kanunların ve anayasanın çizgisinde oldum.
Teşekkür edilmesi gerekir: Ben 2008 yılı 30 Ağustos tarihinde Genelkurmay Başkanlığı görevime başladım. 4 Şubat 2009 tarihinde bu internet siteleriyle ilgili olarak bir haber yayımlandı. Bu haber üzerine konunun derhal incelenmesini istedik ve o haberde sadece site adresleri vardı, herhangi bir içerik yoktu. İlk inceleme sonucunda, şekil ve teknik açıdan bu sitelerin kanuna uygun olmadığı bilgisi bana verildiğinde, ben bu siteleri kapattırdım. Aslında bana teşekkür edilmesi gerekir ki, ben bu siteleri kapattıran kişiyim.
İddianame çıktıktan sonra öğrendim: İnternet Andıcı ile ilgili bilgim 4 Kasım 2009 tarihinde oldu. Haberin yayımlanmasını müteakip. Şubat 2009’da kapattığımız sitelerin içerikleri nedir, burada ne yapılmıştır konusunun cevabını veya bu konu ile ilgili bilgileri de ancak İnternet Andıcı ile ilgili iddianamenin 2011 yılının Ağustos ayında iddianame çıktığı zaman kısmen öğrendim.
2. Başkan bana arz ederdi: 2. Başkan tarafından sayın komutana arz diye sunulan bir belge normal şartlarda bana arz edilmesi gerekir. Ancak kesinlikle arz edilmedi. Arz edilmiş olsa bir imza, bir paraf mutlaka konulurdu. Bu andıç 2. Başkan tarafından 1 Nisan 2009 tarihinde paraflanmıştır iddialara göre. Bu andıcın bana 14 Nisan 2009 tarihinde arz edildiği iddia ediliyor. Ancak, bu andıcın 2 Nisan 2009 tarihinde karargâh içinde işleme girdiğini de görüyoruz.
Tarihe not düşeceksiniz: Bir Genelkurmay Başkanı’nın bir terör örgütü kurmak ve yönetmekle suçlanması, bu bana verilecek en büyük cezadır. Bunun bu şekilde söylenmesi bile verilecek en büyük cezadır. Bundan daha büyük cezanın olabileceğini ben düşünmüyorum. Takdir mahkemenizindir, bizler gelip geçiciyiz, ancak sizler tarihe not düşeceksiniz.
[COLOR="Green"][SIZE="5"]
Atatürk dediler adıma benim
İkrarımı verdim Ali’dir Pirim
Mürşidim Zöhre Ana posta vekilim
Latince yazısını dilden dökerim

Çanakkale içinde aynalı çarşı
Askerimi düzdüm Yunan’a karşı
Üseyin kafası mızrakta başı
Deniz kenarında Mehdi duacı

BİLDİREN ; PİR ZÖHRE ANA
[/COLOR]
Junior Member
İlker Başbuğ tutuklandı...
Bu konu hakkında beni en çok etkileyen Emin Çölaşan oldu ve okuduğum yazısını sizlerle de paylaşmak isterim:

"Sarı Öküz hikayesi ilginçtir. İki gün önce bir yazımda söz etmiştim, pek çok okuyucum bunun ne olduğunu sordu. Günümüze çok uyan bir olaydır, hemen kısaca anlatayım.

Çakal sürüsü, yakında bulunan öküz sürüsünü tehdit etmeye başlar. Her gün yeni bir saldırı, kavga dövüş. Her gün bazı öküzler yaralanır, bazıları vahşilere yem olur. Ancak öküzler de güçlü kuvvetli hayvanlar olduğu için, bunların saldırısına karşı koyarlar. Fakat gün gelir, dirençlerini yavaş yavaş yitirdiklerini anlamaya başlarlar. Çakal sürüsüne barış önerisinde bulunurlar. Çakallar bunu kabul eder ama bir koşulları vardır:

“Şu sarı öküz bize ters bakıyor, tavır koyuyor. Onu verin, barışı kabul edelim, bir daha size saldırmayalım.”

Öküzler aralarında uzun uzun konuşurlar, sürünün en savaşçı, ilkeli, dirençli üyesi olan Sarı Öküz’ü vermeyi kabul ederler. Sürünün sözü geçen üyesi Yaşlı Öküz bu duruma karşı çıkar, “Vermeyin Sarı Öküz’ü yoksa bu işin sonu gelmez” der ama sözünü dinletemez… Çakallar, savaş bitsin diye feda edilen Sarı Öküz’ü birkaç dakika içinde yiyip bitirir. İki günlük barış sonrasında çakal sürüsü bu kez Alacalı Öküz’ü ister.

“Söz, onu da verirseniz bu son olacak… Alacalı Öküz de bize ters bakıyor…”

Onu da verirler!

Birkaç gün barış içinde geçer ama çakallar yine gelir. Bu kez Kara Öküz’ü sonra genç öküzleri alıp götürürler. Durum kötüye gitmektedir.

Gün gelir, çakallara yem olan öküzlerin sayısı azarlı. Moralleri de çok bozulmuştur. Çakal sürüsüne dayanacak güçleri artık kalmamıştır. Çakallar istedikleri zaman yanlarına geliyor, istediklerini alıp gidiyor…

Bu durumda, köşesinde oturmakta olan Yaşlı Öküz’e sorarlar:

“Biz nerede hata yaptık da böyle perişan olduk? Biz bunlara karşı direniyorduk. Sürümüzü dağıttılar, moralimizi yok ettiler, bizi korkuttular. Nerede yaptık hatayı?..”

Yaşlı Öküz’ün verdiği yanıt acı verici ama gerçektir:

“Siz Sarı Öküz’ü verdiğiniz gün bu savaşı kaybettiniz. İşte o anda direnme gücünüz bitti. Hatayı Sarı Öküz’ü verince yaptınız. En baştan onu vermeyecektiniz. Geçmiş olsun.”



İşte sayın paşalarım, sizler de hatayı nice arkadaşlarınızı göz göre göre feda ederken, onların götürülmesine, aşağılanmasına, geceler boyu Terörle Mücadele Şubelerinde kalmasına, tutuklanmasına, hastane odalarında çile çekmesine göz yumarken yaptınız.

Tam bittiğini zannettiniz, bu kez yeni dalgaların altında yenik düştünüz.

Bir değil, üç değil, 10 değil, 30 değil, 100 değil… Sayısını herkes şaşırdı! Orgeneralden, koramirale, teğmenden astsubaya, karargahtaki komutandan dağda PKK ile vuruşan albaya, üsteğmene kadar herkes…

Bazı göstermelik çıkışlarınız hiçbir işe yaramadı.

Başında bulunduğunuz Türk ordusunun AKP iktidarı tarafından göz göre göre hadım edilmesine, iğdiş edilmesine göz yummak zorunda kaldınız.

AKP iktidarının, kendi medyası aracılığı ile ordumuza yaptığı ve yaptırdığı saldırıları, içinize sinmese ve tepkiyle karşılasanız bile, sineye çekmek zorunda kaldınız.

“Sarı Öküz’ü işin başında bir kez verince, iş bitti Paşalarım!”



Birkaç gün önce bir yerde, bugüne kadar hiç tanışmadığım üst düzey bir komutanla tanıştım. Daha doğrusu o benim yanıma gelip kendisini tanıttı. Sözleri içimi yaktı:

“Emin Bey, ordu demek, disiplin ve üstlere güven demektir. Bu ortamda astlarımız bize nasıl güven duyacak? Komutanının bir anda birileri tarafından götürüleceğini, ya da tutuklanacağını bilen ast, üstüne olan saygısını ister istemez yitirmez mi? Ona farklı bir gözle bakmaya başlamaz mı?”

Kendisine sordum:

“Bu olayları yaşamaya başladınız mı?”

Gözleri doldu:

“Beni daha fazla söyletmeyin.”

Evet Sayın Paşalarım, yaşadığınız sıkıntıları çok iyi tahmin ediyorum. Yine de bu kısa notu sizlere bu ülkenin sıradan bir vatandaşı kimliğimle, üzülerek, utanarak, içim yanarak yazıyorum.

Saygılarımla efendim!"
Emin Çölaşan
Beni görmek demek mutlaka yüzümü görmek demek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu yeterlidir.

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
Posting Freak
İlker Başbuğ tutuklandı...
kamıs95 yazdı:Bu konu hakkında beni en çok etkileyen Emin Çölaşan oldu ve okuduğum yazısını sizlerle de paylaşmak isterim:

"Sarı Öküz hikayesi ilginçtir. İki gün önce bir yazımda söz etmiştim, pek çok okuyucum bunun ne olduğunu sordu. Günümüze çok uyan bir olaydır, hemen kısaca anlatayım.

Çakal sürüsü, yakında bulunan öküz sürüsünü tehdit etmeye başlar. Her gün yeni bir saldırı, kavga dövüş. Her gün bazı öküzler yaralanır, bazıları vahşilere yem olur. Ancak öküzler de güçlü kuvvetli hayvanlar olduğu için, bunların saldırısına karşı koyarlar. Fakat gün gelir, dirençlerini yavaş yavaş yitirdiklerini anlamaya başlarlar. Çakal sürüsüne barış önerisinde bulunurlar. Çakallar bunu kabul eder ama bir koşulları vardır:

“Şu sarı öküz bize ters bakıyor, tavır koyuyor. Onu verin, barışı kabul edelim, bir daha size saldırmayalım.”

Öküzler aralarında uzun uzun konuşurlar, sürünün en savaşçı, ilkeli, dirençli üyesi olan Sarı Öküz’ü vermeyi kabul ederler. Sürünün sözü geçen üyesi Yaşlı Öküz bu duruma karşı çıkar, “Vermeyin Sarı Öküz’ü yoksa bu işin sonu gelmez” der ama sözünü dinletemez… Çakallar, savaş bitsin diye feda edilen Sarı Öküz’ü birkaç dakika içinde yiyip bitirir. İki günlük barış sonrasında çakal sürüsü bu kez Alacalı Öküz’ü ister.

“Söz, onu da verirseniz bu son olacak… Alacalı Öküz de bize ters bakıyor…”

Onu da verirler!

Birkaç gün barış içinde geçer ama çakallar yine gelir. Bu kez Kara Öküz’ü sonra genç öküzleri alıp götürürler. Durum kötüye gitmektedir.

Gün gelir, çakallara yem olan öküzlerin sayısı azarlı. Moralleri de çok bozulmuştur. Çakal sürüsüne dayanacak güçleri artık kalmamıştır. Çakallar istedikleri zaman yanlarına geliyor, istediklerini alıp gidiyor…

Bu durumda, köşesinde oturmakta olan Yaşlı Öküz’e sorarlar:

“Biz nerede hata yaptık da böyle perişan olduk? Biz bunlara karşı direniyorduk. Sürümüzü dağıttılar, moralimizi yok ettiler, bizi korkuttular. Nerede yaptık hatayı?..”

Yaşlı Öküz’ün verdiği yanıt acı verici ama gerçektir:

“Siz Sarı Öküz’ü verdiğiniz gün bu savaşı kaybettiniz. İşte o anda direnme gücünüz bitti. Hatayı Sarı Öküz’ü verince yaptınız. En baştan onu vermeyecektiniz. Geçmiş olsun.”



İşte sayın paşalarım, sizler de hatayı nice arkadaşlarınızı göz göre göre feda ederken, onların götürülmesine, aşağılanmasına, geceler boyu Terörle Mücadele Şubelerinde kalmasına, tutuklanmasına, hastane odalarında çile çekmesine göz yumarken yaptınız.

Tam bittiğini zannettiniz, bu kez yeni dalgaların altında yenik düştünüz.

Bir değil, üç değil, 10 değil, 30 değil, 100 değil… Sayısını herkes şaşırdı! Orgeneralden, koramirale, teğmenden astsubaya, karargahtaki komutandan dağda PKK ile vuruşan albaya, üsteğmene kadar herkes…

Bazı göstermelik çıkışlarınız hiçbir işe yaramadı.

Başında bulunduğunuz Türk ordusunun AKP iktidarı tarafından göz göre göre hadım edilmesine, iğdiş edilmesine göz yummak zorunda kaldınız.

AKP iktidarının, kendi medyası aracılığı ile ordumuza yaptığı ve yaptırdığı saldırıları, içinize sinmese ve tepkiyle karşılasanız bile, sineye çekmek zorunda kaldınız.

“Sarı Öküz’ü işin başında bir kez verince, iş bitti Paşalarım!”



Birkaç gün önce bir yerde, bugüne kadar hiç tanışmadığım üst düzey bir komutanla tanıştım. Daha doğrusu o benim yanıma gelip kendisini tanıttı. Sözleri içimi yaktı:

“Emin Bey, ordu demek, disiplin ve üstlere güven demektir. Bu ortamda astlarımız bize nasıl güven duyacak? Komutanının bir anda birileri tarafından götürüleceğini, ya da tutuklanacağını bilen ast, üstüne olan saygısını ister istemez yitirmez mi? Ona farklı bir gözle bakmaya başlamaz mı?”

Kendisine sordum:

“Bu olayları yaşamaya başladınız mı?”

Gözleri doldu:

“Beni daha fazla söyletmeyin.”

Evet Sayın Paşalarım, yaşadığınız sıkıntıları çok iyi tahmin ediyorum. Yine de bu kısa notu sizlere bu ülkenin sıradan bir vatandaşı kimliğimle, üzülerek, utanarak, içim yanarak yazıyorum.

Saygılarımla efendim!"
Emin Çölaşan


--------------------------------------------------------------------------

Artık TSK ya saldırmak çok kolay bir hale geldi AKP sayesinde, APO şimidi Bayram ediyor, AKPinin Apo ya verdiği sözü tutdugu için.

Deniz Feneri, Diyer cemahatlar , Af edilirken , onların kaçma tehlikesi yokmuş, onlar heramla beslenen mahlukatlar oldukları için ,Ömerin adeti tecelli etmişdir. onlar için .

--------------------------------------------------------------------------
ON İKİ  İMAMLAR
*** *** *** *** *** *** *** *** *** ***
  1. İmam ALİ
  2. İmam CAFER
  3. İmam ZEYNEL
  4. İmam BAKIR
  5. İmam RIZA
  6. İmam CAFERİ SADIK
  7. İmam HASAN
  8. İmam TAĞI NAĞI
  9. İmam MEHDİYE HÜDA
10. İmam HÜSEYİN,İ DEŞTİ KERBELA
11. İmam CAFER -İ ZÖHRE YE HİBA
12. KIRKLAR DERGAHA


*** *** *** *** **** *** *** *** **** ***
Posting Freak
İlker Başbuğ tutuklandı...
08.01.2012
BILIM VE SIYASET
Orhan Bursalı
[email protected]
Terör Örgütü Üyesi
Cumhuriyet Genelkurmay Başkanı, terör örgütü üyesi!Başbuğ, tam kalbinden vuruldu! Haklıdır! Ayrı suçlamayla tutuklanan diğer subaylar da haklıdır! Hiçbiri bu suçlamayı kabul edemez, kaldıramaz ve bu suçlamayla yaşayamaz!
Bu suçlamayı, sadece söz konusu subaylar değil, aynı zamanda, görevini yaparken yine terörist faaliyetler ve terör örgütü üyeliğiyle suçlanan gazeteciler de.. doğanın ve insanın yaşam çevresinin katledilmesine karşı mücadele eden sosyalistler ve doğa savaşçıları da kabul edemezler...
İktidarın yönlendirdiği ve Kılıçdaroğlu’nun haklı olarak ’siyasi iktidarın araçları’ olarak nitelendirdiği özel mahkemelerin özel atanmış sahiplerinin ceza yasası kitabında tek suçbulunuyor: Terörist faaliyetler, terör örgütü üyeliği!
Muhalifleri veya iktidar koalisyonunun’defterini dürmek istediği’ herkes ve etkinlikleri; derhal hükümeti yıkmaya yönelik faaliyetler, terörist örgüt ve terör örgütü üyeliği ile suçlanıyor...
Sonra gelsin, 10 yıla kadar içeride tutuklu kalmayı öngören ceza suçlamasıyla ve iddianameyle tutuklamalar!
Adi mi adi, faşist mi faşist bir kumpas kuruldu ülkeye; muhaliflere, derdest etmek istediklerine...
Bu amaçla da siyaset referandumla bütün adaleti ve yargıyı denetimi altına aldı, kullanışlı kişileri seçti, şimdi dedemokrasinin, insan hak ve özgürlüklerinin, hukukun, yasaların ve insanların üzerinden buldozer gibi geçiyor!
***
Başbuğ’un tutuklanması veya bir Genelkurmay Başkanı’nın tutuklanması, çoktaaan planlanmış bir olaydı.
Hiyerarşik zincirin tepedeki halkasına kadar tamamlayacaklardı tutuklu subay’kadro’larını... Bunu bilmeyen, görmeyen vardıysa eğer, ne diyeyim!
Cemaatin ve iktidarın basınında, durmadan çalınan tamtamdı bu! Orduyu tepeden tırnağa vurmak, bu koalisyonun neredeyse yeminli icraat programıydı...
Cemaat medyasında örneğin; tutuklu arkadaşlarını ziyarete giden subayların nasıl büyük suç işlediklerini ağızlardan tükürükler sıçratarak, bağırıp çağırarak yaptıkları’ihbarlar’ın ardından, kısa süre sonra inceleme başlatılıyordu!
Televizyonların gazeteci kılığındaki bazı kadınları, erkekleri, bas bas bağırıyorlardı:Başbuğ tutuklanmalıdır!
Ama hiçbiri şöyle demiyordu: Yahu ayıptır, günahtır, bu suçlama büyük bir haksızlıktır, İnternet Andıcı’ndan bütün tutuklu subaylarla birlikte Başbuğ da tutuksuz yargılanmalıdır!
***
Seyrettikçe, okudukça midemden öğürtüler yükseliyor. Medya medya olalı, böyle adilik görmemiştir!
Başbuğ İnternet Andıcı’ndan sonra 1.5 yıldır dışarıdaydı... İktidar koalisyonunun saptadığı ve kendilerine en uygun gördükleri bir zamanlama ile yine büyük bir tatava yarattılar ve Başbuğ’u tutukladılar!
Genelkurmay Başkanı’nı ’terör örgütü üyeliği’iddiasıyla tutuklamak, orduda veya ülkede, hiçbir vicdanın kabul edebileceği bir durum değildir. Ordu terörist örgüt, emir komuta zinciri içindeki imzalar da terör örgütü üyeleri olarak ilan edilmekte!
Bunun için çok fazla düşündüklerini sanmayın!
***
Hiçbir zaman da ’yahu her şeyi, herkesi terörist görüyoruz, ayıp etmiyor muyuz’biçiminde bir vicdan muhasebesi yapmazlar. Olmayan bir şey muhasebe yapabilir mi!
Bir de iktidarın kaba kafaları demiyorlar mı, yazmıyorlar mı ki, ’Başbuğ’un tutuklanmasıyla Türkiye demokrasi yolunda büyük bir adım daha attı!’
Demokraside ileri adım atmayı, tutuklamalara göre hesap eden kaba kafalara demeliyiz ki...
Demokrasi yolunda daha büyük adımlar atabilmek ve ’tam demokrasi’ olabilmek için, sırasıyla, önce bir başbakanın, sonrasında bir de cumhurbaşkanının tutuklanması mı gerekecek?!
Bu kafalar, Türkiye’nin demokrasi göstergelerinde neden melez ülke, yarı özgür ülke sınıflarında yer aldığını, basın özgürlüğünde neden 138. ülke olduğunu araştırsınlar önce!
Ülkede adaletin içine ettiniz! B.. çukuruna dönüştürdünüz demokrasi ve insan hak ve özgürlükleri ile ilgili ne varsa!
Türkiye’den Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne yapılan başvurular, 2010 yılındaki başvuru sayısı 6 bin 800 iken, 2011’de nasıl katlanarak 9 bine yükseldi?..
Türkiye dörtnala koşuyor.. Nereye mi?
Parçalanmışlığa, dinci faşizme, hukuksuzluğa...
Bugünün büyük mağdurlarının, bu haksızlıkları unutması mümkün mü sizce?
[COLOR="Green"][SIZE="5"]
Atatürk dediler adıma benim
İkrarımı verdim Ali’dir Pirim
Mürşidim Zöhre Ana posta vekilim
Latince yazısını dilden dökerim

Çanakkale içinde aynalı çarşı
Askerimi düzdüm Yunan’a karşı
Üseyin kafası mızrakta başı
Deniz kenarında Mehdi duacı

BİLDİREN ; PİR ZÖHRE ANA
[/COLOR]
Posting Freak
İlker Başbuğ tutuklandı...
Cumhuriyet 08.01.2012
ANALİZ
Utku Çakırözer
[email protected]
’Başbuğ’un Tutuklanmasına Kimse Demokrasi Demiyor’
İngiliz gazeteci Gareth Jenkins, Türkiye’de darbe iddialarını konu alan Ergenekon ve Balyoz davaları hakkında yabancı diplomatların, düşünce kuruluşlarının ve gazetecilerin görüşüne başvurdukları isimlerin başında gelir. Sunday Times, Al Ahram Weekly ve Turkey Analyst gibi yayınlara düzenli makaleler yazan Jenkins, ülkemizde daha çok, John Hopkins Üniversitesi İleri Uluslararası Çalışmalar Okulu (SAIS) için yazdığı ’Türkiye’nin Ergenekon Soruşturması’raporuyla tanındı. ABD ve Avrupa’da davalarla ilgili çok sayıda konuşma yaptı.
Jenkins, Türk siyasetini ve TSK’yi, bu soruşturma sürecinden çok önce takip eden biri. TSK üzerine kaleme alınmış ’The Turkish Military and Politics (Türkiye’de Ordu ve Politika)’ ve siyaset konusundaki ’Political Islam in Turkey: Running West, Heading East (Türkiye’de Siyasi İslam: Batı’ya Koşmak, Doğu’ya Dönmek)’ adlı kitapların yazarı.
Jenkins dünkü görüşmemizde, eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un tutuklanmasını şöyle değerlendirdi:
’Bu tür web siteleri ’kara propaganda’dır ve hiçbir ordunun yapmaması gerekir. Ancak bunların yapılmış olması Başbuğ’un silahlı örgüt yöneticisi olması sonucunu doğurmaz. Bu tür siteleri ilk yaptıran komutan da Başbuğ değil. Akla ’Daha önceki komutanlar neden çağrılmıyor?’ sorusu da geliyor. Büyük olasılıkla özellikle Başbuğ’u hedef alan hukuki değil siyasi bir süreç gibi gözüküyor. Böyle algılandığı için, normalde bir Genelkurmay Başkanı’nın tutuklanmasından en çok memnun olması gereken BDP bile eleştirdi. Tutuklamaların sürerek kendilerinin de hedef olacağı yönünde kaygıları var çünkü. Böyle giderse Türkiye’de hukuk sistemine hiç güven kalmayacak.’
Otoriterleşme: Askerden polise
Jenkins’e göre darbe soruşturmaları ve tutuklamalara yönelik içerideki güven sarsıntısı, dış dünyada da mevcut:
’İlgili ilgisiz o kadar çok insan tutuklandı ki artık inandırıcılığı sorgulanır hale geldi bu davaların. Ergenekon ilk gündeme geldiğinde, Türkiye’de derin devletin ve uzantısı çetelerin temizleneceği yönünde Avrupalılar’a büyük bir inanç vardı. O yüzden AKP hükümetine açık ve tam destek verdiler. Ancak bu algı, son iki sene içinde tamamen değişti. Artık kimse bu yaşananlara ’demokrasi’ diye bakmıyor. Askeri otoriterleşmeden polis otoriterleşmesine geçiş olarak değerlendiriliyor. Ancak özellikle Arap Baharı sonrasında bu bölgede istikrarlı Türkiye’ye ihtiyaç duydukları için yüksek sesle eleştirmiyorlar. Ki bu yaptıkları da vahim bir hata.’
TSK’nin morali bozuk
Başbuğ ve üst düzey komutanların tutuklanmasının TSK’ye olumsuz etkileri olacağına da vurgu yapan Jenkins’in şu sözleri dikkat çekici:
’Başbuğ gibi bir komutan silahlı terör örgütü suçlamasıyla tutuklanıyor. Okyanus’ta görev yapan bir komutan gelip adalete teslim olmasına rağmen ’kaçar’ diye tutuklanıyor. Artık subayların kafasında ’Her an hapse atılabiliriz’ korkusu var. Bu korkuyla, bozuk moralle komutanlarının verdiği emirleri yerine getirmeleri güçleşebilir...’
Jenkins, Uludere’de sivillerinbombalanmasında TSK’de hâkim olan moralsizliğin de etkisi olduğu kanaatinde:
’Aktütün ve Dağlıca’da ’Niye daha önce hareket etmediniz’ diye o kadar çok eleştirildiler ki. Uludere’de operasyon için bu kadar acele etmelerinin ardındaki bir neden de bu olabilir. Bir asker için moral çok önemlidir. Morali bozuksa, kendisini riske girmiş hissediyorsa en sağlıklı kararları veremeyebilir.’
Ankara Sanat Tiyatrosu’na destek
Türkiye’nin en eski ve köklü özel tiyatrolarından Ankara Sanat Tiyatrosu (AST) geçen günlerde Ankara büromuz çalışanlarını ağırladı. Kurulduğu 6 Aralık 1963’ten bu yana 158 oyunu sahneye taşımışlar. Biz, Aziz Nesin’den uyarlanan ’Zübük’ ile son iki sezonun oyunu ’Giderayak’ı izledik ve çok beğendik. Çocuklara çevre ve temizlik bilinci aşılamak için de ’Dünyayı Kurtaran Çocuk’ile ’Sihirli Parmaklar’ hafta sonlarısergileniyor. Özel tiyatroların vergi borçları, izleyici azlığı gibi sebeplerle perde kapatmak zorunda kaldığı şu günlerde başkentin özel tiyatroculukta gururu olan AST’a hep beraber destek olalım.
[COLOR="Green"][SIZE="5"]
Atatürk dediler adıma benim
İkrarımı verdim Ali’dir Pirim
Mürşidim Zöhre Ana posta vekilim
Latince yazısını dilden dökerim

Çanakkale içinde aynalı çarşı
Askerimi düzdüm Yunan’a karşı
Üseyin kafası mızrakta başı
Deniz kenarında Mehdi duacı

BİLDİREN ; PİR ZÖHRE ANA
[/COLOR]
Posting Freak
İlker Başbuğ tutuklandı...
Cumhuriyet 08.01.2012
KOMUTANLAR ÜZGÜN
’Tarihte bir kırılma noktası’
Haber Merkezi - Eski Genelkurmay başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ’un İnternet Andıcı davası kapsamında ’terör örgütü yöneticiliği’ ve ’darbeye teşebbüs’ iddiasıyla tutuklanmasını emekli komutanlar ’üzüntüyle’karşıladı.
Başbuğ’un tutuklanmasını Vatan gazetesine değerlendiren komutanlar ’Cumhuriyet tarihinin kırılma noktası’ yorumunu yaptı. Başbuğ’un tutuklanmasını değerlendiren eski Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri emekli Orgeneral Tuncer Kılınç, ’Her şey meydanda. Üzülüyorum’ dedi. Emekli Tümgeneral Erdal Sipahi, ’Teröristler dışarıda gezerken Genelkurmay Başbakanı’nın sudan sebeplerle tutuklanması, Cumhuriyet tarihinin kırılma noktasıdır’ değerlendirmesinde bulundu.
Emekli Tümgeneral Armağan Kuloğlu, ’Sözün bittiği yer’ yorumunu yaparken Askeri Yargıtay Onursal üyesi Ali Fahir Kayacan ise’Yargının çivisi çıktı. Türkiye’de yargı artık bitti’ ifadesini kullandı.
Emekli Tuğgeneral Kürşat Atılgan, ’Bu TSK ve Türkiye açısından çok önemli bir olay’ diye konuştu.
[COLOR="Green"][SIZE="5"]
Atatürk dediler adıma benim
İkrarımı verdim Ali’dir Pirim
Mürşidim Zöhre Ana posta vekilim
Latince yazısını dilden dökerim

Çanakkale içinde aynalı çarşı
Askerimi düzdüm Yunan’a karşı
Üseyin kafası mızrakta başı
Deniz kenarında Mehdi duacı

BİLDİREN ; PİR ZÖHRE ANA
[/COLOR]
Posting Freak
İlker Başbuğ tutuklandı...
Cumhuriyet 08.01.2012
BDPMİLLETVEKİLİ ÖNDER
’Gecikmiş bir karar’
Haber Merkezi - BDP İstanbul Milletekili Sırrı Süreyya Önder, eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgenaral İlker Başbuğ’un tutuklanmasının geciken bir karar olduğunu savundu. Önder, ’Tutuklama yerindedir. Çıkıp bütün halka yaptığı bu kötülüklerin hesabını vermelidir. Masumsa aklanır değilse mahkûm olur’ dedi.
[COLOR="Green"][SIZE="5"]
Atatürk dediler adıma benim
İkrarımı verdim Ali’dir Pirim
Mürşidim Zöhre Ana posta vekilim
Latince yazısını dilden dökerim

Çanakkale içinde aynalı çarşı
Askerimi düzdüm Yunan’a karşı
Üseyin kafası mızrakta başı
Deniz kenarında Mehdi duacı

BİLDİREN ; PİR ZÖHRE ANA
[/COLOR]

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.