Hz. Muaviye (ra)’nin oğlu Yezid hakkında nasıl düşünmeliyiz? Yezid nasıl halife oldu?..
Hz.Muaviye (ra)’nin oğlu Yezid tenkit edilebilir mi? Özellikle Müslüman mıdır? Kendisine dua edilebilir mi? Hünsüzan yapabilir miyiz?..
Değerli kardeşimiz;
Yezid (646-683) Emevilerin ikinci halifesidir. Halifelik onun şahsında saltanata dönüşmüştür. Hz. Hüseyin’in (ra) şehit edilmesi ve Kerbela Faciasından sorumlu tutulduğu için, İslam dünyasının büyük tepkisine sebebiyet vermiştir. Bazı alimler tarafından lanetlenmekle birlikte, sonradan pişman olup tövbe etmiş olma ihtimalini göz önünde bulunduranlar, bu konuda temkinli davranmışlardır. Risale-i Nur’da ismi, kendisine lanet etmenin caiz olup olmadığı tartışması bağlamında geçmekte; lanet getirmenin bir kazanç sağlamayacağı gibi mahzurlarına da dikkat çekilmektedir.
Yezid, 646 yılında Şam’da doğdu. Çocukluğu ve gençliği, babasının valiliği münasebetiyle Şam’da geçti. Çocukluğu sırasında iyi bir eğitim gördü. Sonraki hayatında özellikle sanata merak saldı. Henüz veliaht tayin edilmeden önce Bizans’a karşı gönderilen orduya katıldı. Bu sefer, Bizans İmparatorluğuna karşı isyan eden ve Emevilerden yardım isteyen Ermenilere yardım etmek maksadıyla düzenlendi.
Bizans’a karşı harekete geçen İslam ordusu 668 yılında harekete geçti. Kadıköy önlerine gelindikten sonra yardım istendi. Bunun üzerine Yezid komutasında hazırlanan yardımcı kuvvetlerle birlikte Boğaz’ı geçip İstanbul kuşatıldı (669). Yaz boyunca devam eden kuşatma, kışın yaklaşması üzerine kaldırıldı. Bu kuşatma sırasında aralarında Ebu Eyyüp El-Ensari (ra)’nin de bulunduğu bazı sahabeler şehit düştü. Kuşatma neticesinde, Bizans’ın vergi vermesi şartıyla barış yapıldı.
Emevi halifesi Hz. Muaviye, ülkede düzeni ve iç barışı sağladıktan sonra Küfe valisi Muğire bin Şu’be’nin teşvik ve telkiniyle, vefatından evvel oğlu Yezid’i veliaht tayin etti. Muaviye özellikle Medine’de bulunan İslam büyüklerinin bu gelişme karşısındaki düşüncelerini öğrenmek istedi. Ancak, Hz. Hüseyin (ra), Abdullan bin Ömer (ra) ve Abdullah bin Zübeyr (ra) buna karşı çıktılar. Bu muhalefete rağmen Muaviye, ülkenin değişik beldelerindeki idarecilerini toplayarak veliaht olarak Yezid’e biat edilmesini istedi.
679 yılında babası Muaviye’nin vefatı üzerine Yezid halife oldu. Bu gelişme ile halifelik Yezid’in şahsında saltanata dönüşmüş oldu. Veliahtlığına karşı çıkanlar kendisine biat etmediler. Söz konusu kişilerin halifeliğini tanımaları için Medine valisi Velid bin Utbe’ye mektup yazdı. Ancak, Medine valisi bu girişimde muvaffak olamadı. Bu arada, Hz. Hüseyin (ra)’e elçi gönderen Küfeliler, kendisini halife olarak tanıyacaklarını bildirdiler. Bunun üzerine amcasının oğlu Müslim Küfe’ye giderek Hz. Hüseyin adına biatleri kabul etti. Küfe valiliğine de atanan Basra valisi harekete geçti ve Müslim’i öldürdü.
Hz. Hüseyin (ra) son gelişmeden habersiz bir şekilde Küfe’ye doğru yola çıktı. Yolda Müslim’in öldürüldüğünü öğrendi. Ancak, geri dönmedi. Kerbela’ya ulaşan Hz. Hüseyin’in üzerine dört bin kişilik bir ordu gönderildi. Kendi maiyeti çok az olan ve Küfe’den de yardım gelmeyeceğini anlayan Hz. Hüseyin (ra) geri dönmek istediyse de vali Ubeydullah bin Ziyad, Yezid’e biat etmesini ve ondan sonra geri dönmesine izin verileceğini bildirdi. Teklifi kabul etmeyen Hz. Hüseyin 680 yılında (Hicri 10 Muharrem 61) yetmiş kişi ile birlikte şehit edildi.
İslam tarihine ’Kerbela Faciası’ faciası olarak geçen bu olay, özellikle Yezid başta olmak üzere Emeviler için büyük bir leke oldu. Hz. Muaviye (ra), Hz. Hüseyin (ra) ve ailesine iyi davranması için oğluna vasiyette bulunmuştu. Yezid, Hz. Hüseyin'in şehit edildiğini duyduğunda çok üzüldüğü ve kendisini şehit ettiren vali Ubeydullah’a lanet getirdiği ve ağladığı nakledilmektedir. Hz. Hüseyin’in şehit edilmesi için, Yezid’in emir vermediğini ileri sürenler olduğu gibi, valisini her yönden desteklediğini ileri sürenler de olmuştur. Hz. Hüseyin’in çocuklarını Şam’a getirttiği ve kendilerine çok iyi davrandığı da ifade edilmektedir. Ancak, tüm bunlar İslam dünyasında kendisine karşı duyulan tepkiyi engelleyemedi.
Yezid döneminde gerçekleşen bu acı olay, gerek Müslümanlar ve gerekse ilim dünyasında çok büyük üzüntülere sebep oldu. Çok büyük tepki aldı. Sadece Şiilerin değil, Sünniler bile Yezid isminden özellikle kaçındı. Kendi çocuklarına Ali, Hasan ve Hüseyin ismini çok fazla sayıda vermelerine rağmen, Yezid ismini kullanmaktan imtina ettiler. Alimler arasında da bu isim üzerinde tartışmalar yaşandı. Kendisini lanetleyenler olduğu gibi, sonradan pişman olup tövbe etmiş olma ihtimalini göz önünde bulundurarak temkinli yaklaşanlar da oldu.
Risale-i Nur’da da ismi zikredilmekte ve hakkındaki tartışmalara değinilmektedir. Bir ayet-i kerimenin tefsirinde;
’’ birinin hatasıyla başkası mesul olamaz’’ (En’am, 6/164)
İlahi ikaza rağmen, sosyal ve siyasi hayatta bunun aksine davranıldığı ve bu yüzden de büyük cinayetlere sebep olunduğuna işaret edilmektedir;
’Kardeşi de olsa, aşireti ve taifesi de olsa, partisi de olsa, o cinayete şerik sayılmaz. Olsa olsa, o cinayete bir nevi tarafgirlikle yalnız manevi günahkar olup, ahirette mes’ul olur; dünyada değil’’
izahı yapıldıktan sonra, Kur’an-ı Kerim talebelerinin bu büyük cinayete mani olmaya çalıştıkları, fedakarca çalışan bu insanlara mürteci deyip onları itham edenlerin;
’’ mel’un Yezid’in zulmünü adalet-i Ömeriyeye tercih etmek misillü’’ (Emirdağ Lahikası, 1997, s. 319-320)
insanların uyguladığı söz konusu vahşi kanunu, Kur’an’ın bu adil hükmüne tercih etmek olduğu ifadelerine yer verilmektedir.
Yezid için ’mel’un’ tabiri kullanılırken, bu konuda bazı ikazlar da yapılmaktadır;
’Haccac-ı Zalim, Yezid ve Velid gibi heriflere ilm-i kelamın büyük allamesi olan Sadeddin-i Taftazani, ’Yezide lanet caizdir’ demiş; fakat ’Lanet vaciptir’ dememiş. ’Hayırdır ve sevabı vardır’ dememiş. Çünkü, hem Kur'ân’ı, hem Peygamberi, hem bütün sahabelerin kudsi sohbetlerini inkar eden hadsizdir. Şimdi onlardan meydanda gezenler çoktur. Şer’an bir adam, hiç mel’unları hatıra getirmeyip lanet etmese, hiçbir zararı yok.’ (Emirdağ Lahikası, s. 178)
Çünkü, lanet getirmek methetmek gibi değildir. Medih ve muhabbet salih amel içinde yer almasına karşılık, lanet getirmenin bir sevabı ve kazancı yoktur. Daha da önemlisi, hatalı ve yanlış bir şekilde insanları lanetleyip kötülemek çok büyük zararlara yol açabilir.
Hz. Hüseyin (ra)’in şehit edilmesinden sonra Yezid’e karşı muhalefet eden Abdullah bin Zübeyr kaldı. Mekke’de bulunan Abdullah’ın üzerine gönderilen kuvvetler bir netice elde edemediler. Mekke 683 tarihinde kuşatıldı. Kuşatma devam ederken Yezid’in ölüm haberi geldi ve bunun üzerine bir netice alınmadan kuşatma kaldırıldı. Bu tarihlerde Yezid’e biat etmeye yanaşmayan Medineliler üzerine de kuvvet gönderildi. Önce biat etmeleri için kendilerine üç gün mühlet verildi. Bu süre dolduğu halde biat etmemeleri üzerine Medine’ye girildi ve biat etmeyenlere zorla biat ettirildi.
Yezid, 683 yılında ve otuz yedi yaşında Şam’ın Havran köyünde öldü. Ölümünden sonra yerine oğlu geçti. Halifeliği sırasında Kuzey Afrika’nın tamamı Ukbe bin Nafi komutasındaki İslam ordusu tarafından fethedildi. Kendi döneminde yaşanan feci hadiselerden dolayı Müslümanlar arasında kötü olarak anıldı. Kendisinin veliaht tayin edilmesi ve babasından sonra halifeliğe getirilmesi, hilafetin saltanata dönüşmesine ve seçimle halife olma sistemine son verilmiş oldu.
Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet
"Hz. Muaviye (ra)’nin" oğlu Yezid
Konu Sahibi / Yazar
donanma44
Kategori / Forum
Tartışmalar
Yorumlar / Cevaplar
7
Okunma / Görüntüleme
10251
"Hz. Muaviye (ra)’nin" oğlu Yezid
"Hz. Muaviye (ra)Ânin" oğlu Yezid
Ehlibeyt düşmanı Muaviye isminin başına "Hazreti", sonua R.a sıfatını verenleri yüce Allah'a haval ediyorum. Kafir oğlu kafir, İslam halifesi sıfatını aldı ve saltanat köşküne oturdu.
’Peygamberin halifesi’ adıyla Muaviye’den sonra İslam adı altında bugün ki islamın temellerini attı, attırdı.
Bak hele bizim İslamcılara kimleri kendilerine yoldaş seçmişler. "Aman küfür etmeyin onlar aralarında ufak bir anlaşmazlık yaşamışlar siz karışmayın."
Yuhh değil artıkk ohaaa diyorum.
Peygamerin torunu kesiliyor, diğer torunu zehirleniyor, damadı hançerle şehit ediliyor bunlar daha aman karışmayındalar.
Aptal kafalı yobaz bu yaşananlar haşa haşa masal, hikaye değil !.. Ehlibeyt acılar yaşadı, hakaretlere maruz kaldı, o dönem cami yapılaını kurup buralarda Ehlibeyte, Hz.Ali'ye küfrü ibadete dönüştürdünüz. şimdi de soyu kalkmış Mavya köpeğine hazretlik ünvanı veriyor !.. Allah, sizi bildiği yapsın !..
Bir inanca sahip insanlar hem Ehlibeyti hem de Muaviye'yi sevemezler.
Muaviye isminin sonuna getirdikleri R.a (radıyallâhu anhüma) Allah ondan razı olsun demektir. Herkes şimdi elini vicdanına koysun.
Allah, Ehlibeytini katledenlerden razı olur mu?
’Peygamberin halifesi’ adıyla Muaviye’den sonra İslam adı altında bugün ki islamın temellerini attı, attırdı.
Bak hele bizim İslamcılara kimleri kendilerine yoldaş seçmişler. "Aman küfür etmeyin onlar aralarında ufak bir anlaşmazlık yaşamışlar siz karışmayın."
Yuhh değil artıkk ohaaa diyorum.
Peygamerin torunu kesiliyor, diğer torunu zehirleniyor, damadı hançerle şehit ediliyor bunlar daha aman karışmayındalar.
Aptal kafalı yobaz bu yaşananlar haşa haşa masal, hikaye değil !.. Ehlibeyt acılar yaşadı, hakaretlere maruz kaldı, o dönem cami yapılaını kurup buralarda Ehlibeyte, Hz.Ali'ye küfrü ibadete dönüştürdünüz. şimdi de soyu kalkmış Mavya köpeğine hazretlik ünvanı veriyor !.. Allah, sizi bildiği yapsın !..
Bir inanca sahip insanlar hem Ehlibeyti hem de Muaviye'yi sevemezler.
Muaviye isminin sonuna getirdikleri R.a (radıyallâhu anhüma) Allah ondan razı olsun demektir. Herkes şimdi elini vicdanına koysun.
Allah, Ehlibeytini katledenlerden razı olur mu?
"Hz. Muaviye (ra)Ânin" oğlu Yezid
[COLOR="#000000"]Yezit itiyle ilgili bir yazıyı, Gecenlerde Bir Forum sitesinde okudum. yezit Hz. Hüseyni Kerbelada Şehit ettikten sonra çok üzülmüş, öyle üzülmüşki hastalanmış. Allahtan af dilemiş parmağında ki yüzsüktede Allah Ve Muhammet yzıyormuş, Bu Yüzdendirki Allah Onu Affetmiş. muslüman olarak öldüğü için varsa Günahlarının cezasını cektikten sonra her müslüman gibi cennete gidecekmiş.. tabi bide cennette bunların hürileri var bide nuriler var.... Yezide muslüman olduğu için nalet okumanın günah olacağını, müslüman müslümanın ayıbını kusurunu örtmesi gerektiğini söylemişler , Arkadaşlar bunlar yezidin torunları dedelerini svunuyorlar bende onlara inandıkları kurandan bir ayet ve hadis yazdım.
Kim bir cana kıymamış, ya da yeryüzünde bozgunculuk yapmamış olan bir canı öldürürse, sanki bütün insanları öldürmüş gibidir. Kim de onu yaşatırsa, bütün insanları yaşatmış gibi olur.’ (Mâide sûresi, 5/32)
’Müslüman, Müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, haksızlık yapmaz, onu düşmana teslim etmez. Müslüman kardeşinin ihtiyacını gideren kimsenin Allah da ihtiyacını giderir. Kim bir Müslümandan bir sıkıntıyı giderirse, Allah Teâlâ o kimsenin kıyamet günündeki sıkıntılarından birini giderir. Kim bir Müslümanın ayıp ve kusurunu örterse, Allah Teâlâ da o kimsenin ayıp ve kusurunu örter.’ (Buhâri, Mezâlim 3; Müslim, Birr 58)
’Birbirinizle hasetleşmeyiniz. Almayacağınız bir malın fiyatını müşteri kızıştırmak için artırmayınız. Birbirinize kin ve nefret beslemeyiniz. Birbirinize darılıp yüz çevirmeyiniz. Birinizin satışı üzerine başka biriniz satış yapmasın. Ey Allah’ın kulları, böylelikle kardeş olunuz. Müslüman, Müslümanın kardeşidir. Ona zulüm ve haksızlık yapmaz, yardımı kesmez ve onu hakir görmez. -Peygamberimiz üç defa göğsüne işaret ederek buyurdular ki- Takvâ buradadır. Müslüman kardeşini hor ve hakir görmesi, bir kimseye şer olarak yeter. Her Müslümanın kanı, malı ve ırzı, başka Müslümana haramdır.’ (Müslim, Birr 32; bk. Buhâri, Edeb 57; Ebû Dâvûd, Edeb 47; Tirmizi, Birr
bunları yazdım ama bir cevap alamamadım. herhalde yezit dedelerine sorup gelecekler.
Kim bir cana kıymamış, ya da yeryüzünde bozgunculuk yapmamış olan bir canı öldürürse, sanki bütün insanları öldürmüş gibidir. Kim de onu yaşatırsa, bütün insanları yaşatmış gibi olur.’ (Mâide sûresi, 5/32)
’Müslüman, Müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, haksızlık yapmaz, onu düşmana teslim etmez. Müslüman kardeşinin ihtiyacını gideren kimsenin Allah da ihtiyacını giderir. Kim bir Müslümandan bir sıkıntıyı giderirse, Allah Teâlâ o kimsenin kıyamet günündeki sıkıntılarından birini giderir. Kim bir Müslümanın ayıp ve kusurunu örterse, Allah Teâlâ da o kimsenin ayıp ve kusurunu örter.’ (Buhâri, Mezâlim 3; Müslim, Birr 58)
’Birbirinizle hasetleşmeyiniz. Almayacağınız bir malın fiyatını müşteri kızıştırmak için artırmayınız. Birbirinize kin ve nefret beslemeyiniz. Birbirinize darılıp yüz çevirmeyiniz. Birinizin satışı üzerine başka biriniz satış yapmasın. Ey Allah’ın kulları, böylelikle kardeş olunuz. Müslüman, Müslümanın kardeşidir. Ona zulüm ve haksızlık yapmaz, yardımı kesmez ve onu hakir görmez. -Peygamberimiz üç defa göğsüne işaret ederek buyurdular ki- Takvâ buradadır. Müslüman kardeşini hor ve hakir görmesi, bir kimseye şer olarak yeter. Her Müslümanın kanı, malı ve ırzı, başka Müslümana haramdır.’ (Müslim, Birr 32; bk. Buhâri, Edeb 57; Ebû Dâvûd, Edeb 47; Tirmizi, Birr
bunları yazdım ama bir cevap alamamadım. herhalde yezit dedelerine sorup gelecekler.
Nefsi ÂPirÂin gölgesinden başka hiçbir şey öldüremez; o Ânefs öldürenÂin eteğini sımsıkı tut.
''HZ MEVLANA''
ÜSEYİN'in Aşkına Şahitsen, Bu Şahadet Kutlu Olsun... Sen ÜSEYİN'in Aşkı ile Her Dem Diri Kalanlardansın, Ve Sen
'' Aşkın Şehidi'sin!..''
Ben HZ. ÜSEYİN'DEN NASIL YAŞAMAYI VE NASIL ÖLMEYİ ÖĞRENDİM
ÇELEBİ
Ben HZ. ÜSEYİN'DEN NASIL YAŞAMAYI VE NASIL ÖLMEYİ ÖĞRENDİM
ÇELEBİ
"Hz. Muaviye (ra)Ânin" oğlu Yezid
Hür_Şehit yazdı:Yezit itiyle ilgili bir yazıyı, Gecenlerde Bir Forum sitesinde okudum. yezit Hz. Hüseyni Kerbelada Şehit ettikten sonra çok üzülmüş, öyle üzülmüşki hastalanmış. Allahtan af dilemiş parmağında ki yüzsüktede Allah Ve Muhammet yzıyormuş, Bu Yüzdendirki Allah Onu Affetmiş. muslüman olarak öldüğü için varsa Günahlarının cezasını cektikten sonra her müslüman gibi cennete gidecekmiş.. tabi bide cennette bunların hürileri var bide nuriler var.... Yezide muslüman olduğu için nalet okumanın günah olacağını, müslüman müslümanın ayıbını kusurunu örtmesi gerektiğini söylemişler , Arkadaşlar bunlar yezidin torunları dedelerini svunuyorlar bende onlara inandıkları kurandan bir ayet ve hadis yazdım.
Kim bir cana kıymamış, ya da yeryüzünde bozgunculuk yapmamış olan bir canı öldürürse, sanki bütün insanları öldürmüş gibidir. Kim de onu yaşatırsa, bütün insanları yaşatmış gibi olur.’ (Mâide sûresi, 5/32)
’Müslüman, Müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, haksızlık yapmaz, onu düşmana teslim etmez. Müslüman kardeşinin ihtiyacını gideren kimsenin Allah da ihtiyacını giderir. Kim bir Müslümandan bir sıkıntıyı giderirse, Allah Teâlâ o kimsenin kıyamet günündeki sıkıntılarından birini giderir. Kim bir Müslümanın ayıp ve kusurunu örterse, Allah Teâlâ da o kimsenin ayıp ve kusurunu örter.’ (Buhâri, Mezâlim 3; Müslim, Birr 58)
’Birbirinizle hasetleşmeyiniz. Almayacağınız bir malın fiyatını müşteri kızıştırmak için artırmayınız. Birbirinize kin ve nefret beslemeyiniz. Birbirinize darılıp yüz çevirmeyiniz. Birinizin satışı üzerine başka biriniz satış yapmasın. Ey Allah’ın kulları, böylelikle kardeş olunuz. Müslüman, Müslümanın kardeşidir. Ona zulüm ve haksızlık yapmaz, yardımı kesmez ve onu hakir görmez. -Peygamberimiz üç defa göğsüne işaret ederek buyurdular ki- Takvâ buradadır. Müslüman kardeşini hor ve hakir görmesi, bir kimseye şer olarak yeter. Her Müslümanın kanı, malı ve ırzı, başka Müslümana haramdır.’ (Müslim, Birr 32; bk. Buhâri, Edeb 57; Ebû Dâvûd, Edeb 47; Tirmizi, Birr
bunları yazdım ama bir cevap alamamadım. herhalde yezit dedelerine sorup gelecekler.
Hadi biz şuan ki kuranın Osmanın kuranı olduğu için inanmıyoruz. Peki, cennetle yanıp tutuşan o arkadaşlar bu kelamı neden okuyup uygulamazlar. Din sadece baş örtmek midir, namaz mıdır, oruç mudur ? Takkeye, tespihe, cumaya bağlandığınız kadar, inandığınız şu kuranın içinde ne var, ne yok diye merak edip okusanız !..
Yüce Atatürk, Kuranı Türkçe'ye çevirdi ki okuyup ta anlayasınız. Emevi, Vahabi, Selefi itleri gibi baş kesen, hoşgörüsüz bir toplum olmayasınız diye tüm iftira ve çamurları göze alarak böyle bir güzellik yaptı ama onu da anlamadınız. Arapça okumak sevaptır, anlamasak ta olur dediniz, diyorsunuz. Nereden biliyorum çünkü etrafımda binlercesi böyle yapıyor. Türkçe okusalardı içinde "Ben size okuyup anlayasınız diye kendi dilinizde, Arapça, Kur'anı gönderdim" mesajını okuyacaklardı.
Ortada bir tane kitap var ama 63 müslüman ülkede binlerce çeşit İslam var. Hangisine sorsanız İslam bizim anladığımız gibidir der. 4 Hak mezhep ayrı bir saçmalık !.. Dünya Müslümanlarının sadece %60'ı bu mezhepten. Geriye kalanlar ne oluyor? Ben söyleyeyim Batıl oluyor. Komedi dükkanı !!!! Bunlar aklını peynir ekmekle yemişler bize de yeyin diyorlar ama yemezler anacım

4 Hak mezhepten hangileri Hz.Üseyin, Ehlibeyt için yası matem tutuyor ? Hiçbiri.
Türkiye'de değil Dünya'da Ehlibeytin yası matemini tutan, Hz.Üseyin için göz yaşı döken tek inanç yolu Alevi-Bektaşilerdir. Ama bir takım gerici yobazlara göre bizler dinsiz, kafir ve katli vacip Alevileriz. Allah'tan aydın kafalı Sünni dostlarımız var. Atatürk Cumhuriyet sevdalısı, Ehlibeyte muhabbet besleyen, saygılı bu canlardan Allah razı olsun...
Hatırlatayım; Muhammed Mustafa'ya layık görülen ve Kainat şehidi İmam Üseyin'in başını vermekten çekinmediği Hak, Hakikat Kuran'ına layık değiliz ama başımız feda olsun. Aleviler olarak Kuran inancımız vardır.
"Hz. Muaviye (ra)Ânin" oğlu Yezid
Ehlibeyt' kast edenlerden Allah razı olur mu?
Onu bir kenara bıraktık diyelim , kendimizden örnek verelim ve kıyas yapalım, Diyelimki lain Muaviye'ye, R.a ((haşa)Allah' ondan razı olsun) diyenlerden birinin çocuğunu bir komşusu öldürdü ve bu komşusu da çok dindardı, Kur'anı hatmetmişti, 5 vakit namazı , haccı ,tesbihi, takkesi vs vardı .
Şimdi düşünelim, bu kişi senin çocuğunu öldürmüş hatta işkenceyle öldürmüş hatta hatta başını kesmiş , sen bu komşun dindar diye ona kin bağlamaz mısın? nefret etmez misin? ona güzel sözler söyleyebilir misin?
ve hatta ALLAH ONDAN RAZI OLSUN DİYEBİLİRMİSİN?
Diyebilenin herhalde öldürülen gerçek değil üvey çocuğudur.
Yüce Peygamberden hem şefaat bekleyip hem O'nun göz nurlarına kıyanları yüceltebiliyorsanız demekki, O Peygamber sizin öz peygamberiniz
değil , üvey peygamberinizdir...
Hz. Peygamberimizin Ehlibeyt'ine, Hz.Peygambere bağladığımız sevgi, aşk, iman yüzünden, O'nun yüzü suyu hürmetine bağlıyız ,
Eğer hala haşa kafir ilan ediyorsak tarafımız bellidir....
Biz, HAK-MUHAMMED-ALİ DİYENLERDENİZ...
Bu yüzden Ehlibeyt'e kıyanlara, Peygamber razı olmaz ki Allah nasıl razı olsun....
Onu bir kenara bıraktık diyelim , kendimizden örnek verelim ve kıyas yapalım, Diyelimki lain Muaviye'ye, R.a ((haşa)Allah' ondan razı olsun) diyenlerden birinin çocuğunu bir komşusu öldürdü ve bu komşusu da çok dindardı, Kur'anı hatmetmişti, 5 vakit namazı , haccı ,tesbihi, takkesi vs vardı .
Şimdi düşünelim, bu kişi senin çocuğunu öldürmüş hatta işkenceyle öldürmüş hatta hatta başını kesmiş , sen bu komşun dindar diye ona kin bağlamaz mısın? nefret etmez misin? ona güzel sözler söyleyebilir misin?
ve hatta ALLAH ONDAN RAZI OLSUN DİYEBİLİRMİSİN?
Diyebilenin herhalde öldürülen gerçek değil üvey çocuğudur.
Yüce Peygamberden hem şefaat bekleyip hem O'nun göz nurlarına kıyanları yüceltebiliyorsanız demekki, O Peygamber sizin öz peygamberiniz
değil , üvey peygamberinizdir...
Hz. Peygamberimizin Ehlibeyt'ine, Hz.Peygambere bağladığımız sevgi, aşk, iman yüzünden, O'nun yüzü suyu hürmetine bağlıyız ,
Eğer hala haşa kafir ilan ediyorsak tarafımız bellidir....
Biz, HAK-MUHAMMED-ALİ DİYENLERDENİZ...
Bu yüzden Ehlibeyt'e kıyanlara, Peygamber razı olmaz ki Allah nasıl razı olsun....
Kelimelerim sistem hatasından yanlış yerden ayrılıyor...
ÂÇalışmadan, yorulmadan, öğrenmeden rahat yaşama yollarını aramayı itiyat haline getirmiş milletler, evvela haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini ve daha sonra istiklal ve istikballerini kaybetmeye mahkumdurlar.Â
![[Resim: imza3cp.gif]](http://img29.exs.cx/img29/203/imza3cp.gif)
Özü bitmiş, gümanı pak olmamış,şeytana tapmış, nefsi çıkarı için arayıpta birşey bulamamış, kuyruk acısı varsa,Derviş Muhammed'in de dediği gibi" bir kılını çektiyse" Zöhre Ana, onu değerlendirmek ister aklısüre.Ehlibeyt'in meyvası bitmez, dalı budağı kurumaz,sen ne kadar kezzap dökersen dök, O'nun Zemzem çeşmesi ALİ'dir
Derviş'in HAK kelamını can kulağıyla dinliyebliyorsan yeter,firdevs bağından bir gül alabiliyor musun,O'nun ibadetine,saldığı yola,yaşatmak istediği güzelliğe canı gönülden yürüyebiliyorsan en büyük mutluluk budur.
(Pir Zöhre Ana)
ÂÇalışmadan, yorulmadan, öğrenmeden rahat yaşama yollarını aramayı itiyat haline getirmiş milletler, evvela haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini ve daha sonra istiklal ve istikballerini kaybetmeye mahkumdurlar.Â
![[Resim: imza3cp.gif]](http://img29.exs.cx/img29/203/imza3cp.gif)
Özü bitmiş, gümanı pak olmamış,şeytana tapmış, nefsi çıkarı için arayıpta birşey bulamamış, kuyruk acısı varsa,Derviş Muhammed'in de dediği gibi" bir kılını çektiyse" Zöhre Ana, onu değerlendirmek ister aklısüre.Ehlibeyt'in meyvası bitmez, dalı budağı kurumaz,sen ne kadar kezzap dökersen dök, O'nun Zemzem çeşmesi ALİ'dir
Derviş'in HAK kelamını can kulağıyla dinliyebliyorsan yeter,firdevs bağından bir gül alabiliyor musun,O'nun ibadetine,saldığı yola,yaşatmak istediği güzelliğe canı gönülden yürüyebiliyorsan en büyük mutluluk budur.
(Pir Zöhre Ana)
"Hz. Muaviye (ra)Ânin" oğlu Yezid
Bir tarafta Allah'ın elçileri ve yeryüzündeki vekilleri olan peygamberimiz ve Ehlibeyti ve de sonrasında her dönemde binbir sıfatta gelip gitmiş Evliyalar...
Bir tarafta Şeytanın elçileri ve yeryüzündeki vekilleri olan ömer osman Ebubekir veya adına muaviye mi yezit mi dersiniz ne derseniz deyin Ehlibeyt katilleri...
Bir tarafta Ehlibeyte sevgi beslemiş gerçek Müslümanlar...
Bir tarafta yezide bel bağlamış Müslümanlık maskesi arkasına gizlenmiş şeytanlar...
Varsın onlar şeytanlığı bir marifet zannetsinler...
Bizler yine Ehlibeyt yolunda gitmeye devam edip, şeytan tohumu olan yezide lanet okumaya devam edeceğiz...
Her parça kendi bütününü özler...
Onlar şeytanın bir parçası olan muaviye ve yezide özlem duysunlar...
Bizler Ehlibeyt aşkı ve özlemiyle yanıp kavrulmaya devam edeceğiz...
Lanet olsun yezide ve onun peşinden gidenlere...
Bir tarafta Şeytanın elçileri ve yeryüzündeki vekilleri olan ömer osman Ebubekir veya adına muaviye mi yezit mi dersiniz ne derseniz deyin Ehlibeyt katilleri...
Bir tarafta Ehlibeyte sevgi beslemiş gerçek Müslümanlar...
Bir tarafta yezide bel bağlamış Müslümanlık maskesi arkasına gizlenmiş şeytanlar...
Varsın onlar şeytanlığı bir marifet zannetsinler...
Bizler yine Ehlibeyt yolunda gitmeye devam edip, şeytan tohumu olan yezide lanet okumaya devam edeceğiz...
Her parça kendi bütününü özler...
Onlar şeytanın bir parçası olan muaviye ve yezide özlem duysunlar...
Bizler Ehlibeyt aşkı ve özlemiyle yanıp kavrulmaya devam edeceğiz...
Lanet olsun yezide ve onun peşinden gidenlere...
Mustafa dediler benim adıma
Bir sıfatı Ali bindi atıma
Şimdi de ZÖHRE ANA geldi sıfata
Duyulsun şanımız Yüce Allah' a
(PİR ZÖHRE ANA)
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi