You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Hz Ali Allah'tır (sünni Sitesinde Anlatımı)

Hz Ali Allah'tır (sünni Sitesinde Anlatımı)

Junior Member
Hz Ali Allah'tır (sünni Sitesinde Anlatımı)
Hür_Şehit yazdı:sayın Sevtap iyi paylaşımlar dilerim.

size kafama takılan bir kaç ayetle ilgili sorum sormak ve bu konuda da paylaşımlarınızı bekliyorum.

1- NİSA SURESİ 43 AYET
Ey iman edenler! Sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye kadar, bir de -yolcu olmanız durumu müstesna- cünüp iken yıkanıncaya kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta olur veya yolculukta bulunursanız, veyahut biriniz abdest bozmaktan gelince ya da eşlerinizle ................ bulunup, su da bulamazsanız o zaman temiz bir toprağa yönelip, (niyet ederek onunla) yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin. Şüphesiz Allah, çok affedicidir, çok bağışlayıcıdır.

yani insanlar bir kadeh içki içip sonra namaz kılabilirler mi .????
ne zaman haram kılınmış daha sonra indirilen

MAİDE SURESİNİN
90- Ey âmenû olanlar! Ancak şarap, kumar, (tapınmak için konulan) dikili taşlar (putlar) ve fal okları, şeytanın işlerinden pis şeylerdir. Artık bunlardan kaçının. Umulur ki böylece siz felâha erersiniz.
91-Oysa ki şeytan, şarap ve kumar ile aranıza düşmanlık ve kin sokmak ve, sizi Allah'ı zikretmekten ve namaz kılmaktan alıkoymak ister. Siz artık (bunlara) son verdiniz mi?

neden HZ ALLAH ilk başta içkiyi haram kılmamıştır da maide suresiyle haram kılmıştır.???

2-)NİSA SURESİ 101
Ve yeryüzünde sefere çıktığınız zaman, kâfirlerin size kötülük edeceklerinden korkarsanız, o taktirde namazdan kısaltmanızda, size bir günah yoktur. Muhakkak ki kâfirler, sizin için apaçık düşmandır.

BU AYETTE NEDEN NAMAZ KISALTILMIŞTIR.


3-) NEBE SURESİ

(31-35) Şüphesiz Allah’a karşı gelmekten sakınanlara bir kurtuluş,
bahçeler, üzümler,
kendileriyle bir yaşta,
göğüsleri çıkmış genç kızlar ve
dolu dolu kadehler vardır.
Orada ne bir boş söz işitirler, ne de bir yalan.

BU AYETİ AÇIKLARMISINIZ....?

4- NİSA SURESİ
3. ayet Eğer, (velisi olduğunuz) yetim kızlar (ile evlenip onlar) hakkında adaletsizlik etmekten korkarsanız, (onları değil), size helâl olan (başka) kadınlardan ikişer, üçer, dörder olmak üzere nikâhlayın. Eğer (o kadınlar arasında da) adaletli davranmayacağınızdan korkarsanız, o taktirde bir tane alın veya sahip olduğunuz (cariyeler) ile yetinin. Bu, adaletten ayrılmamanız için daha uygundur.

BURDA ÇOK EVLİLİKTEN Mİ BAHSETMEKDEDİR. ?



kaynak: diyanet işleri kuran tefsiri

saygı bizden olsun paylaşımlarınızı bekliyorum


sevgili kardeşim...
islamiyetin ilk yıllarında inen bütün ayetlerde daha çok tevhid allahın birliği iman ile ilgili ayetler inmiştir.
çünkü müslümanlık yayılmamıştı çok fazla.
kısaca genel olarak bu yönde ayetler inmesi ve diğer kurallar vs inmesi pek beklenemez de.
2. husus da şudur.
kurandaki ayetler genellikle olaylarda bir sıkıntılı durumda vs vahyolunmuş...
kısaca peygamber efendimizin yaşadıklarına allah hüküm koymuş diyelim.
kısaca içki ile ilgili de bildiğim eskiden içki haram değilmiş.
ancak olacağı da bi bakıma belliydi ama öncelikli işler mevcuttu bu da iman..
.neyse içki ile ilgili bir olay meydana geliyor olayı tam hatırlamıyorum içkili birisi birisini mi öldürüyordu karısına zarar mı veriyordu vsvs...
yani hoş bir şey olmuordu daha sonra içki ile ilgili ayetler iniyordu.
kısaca her ayetin inme sebebi var.
o yüzden kuran çok olgun bir kitaptır.
bu arada tefsirini yazanlar yani çeviri yapanlar vs hep bu sebeplerini de göz önünde tutarlar...
yanlış çeviri yapmayalım gibisinden.


nisa suresinde namazın kısaltmasını açıkça belirtmiş.
dinimiz kolaylık dinidir..
yani yolcusun araban kalkacak uçağın kalkacak.
illa 13 rekat yatsı namazını kılmak zorundasın demiyor.
farz olan 4 rekatını kıl...yeter diyor.
burda yanlış anlaşılmasın her zaman böyle yapamıyoruz.keyfimizce yolcu değiliz falan farzı kılayım da orası olmaz.
hani maazeretiniz olcak gibi.

konuya devam edelim.
diyor ki zaten ayette kafirler sizin apaçık düşmanınızdır.
size zarar verecek.
müslümana zarar gelecek.
bu yüzden ortada uzun uzadıya kılmayın diyor ...
kendinizi koruyun...
hz. ali de namazda sırtından yaralanıp şehit edilmedi mi?
o kadar imanla namaz kılıyordu ki o şekilde namaz kılmış...
namaz kılarken ayağından saplanan ok çıkartılıyor..
düşünün çıkartıldığının bile farkına varmıyor...
bitince namazı çıkardınız mı diye soruyor?
işte biz böyle müslümanlıktan bahsediyoruz...
şu anda yaşananlar gerçekten kuran ve sünnet ile ilgili değil ... insanlardan kaynaklanan bir durum.
bu islamın yanlış olduğunu göstermez.

Alıntı:(31-34) Şüphesiz Allah’a karşı gelmekten sakınanlara bir kurtuluş, bahçeler, üzümler, kendileriyle bir yaşta, göğüsleri çıkmış genç kızlar ve dolu dolu kadehler vardır.

burada söylediği şudur...
allaha karşı gelmeyin sakınanlara namaz vs ibadetlerini yerine getiren iyilik yapan kötülük yapmayanlara cennet vardır diyor.
cenneti müjdeliyor.
yani cennette yasak yok.
dünyada kadehler içkiler yasak olabilir ancak cennette herşey var ve herşey serbest.
ne nimetler varmış akıllara ne geliyorsa ve dünyadaki nimetler yanında hiç bişeymiş.
huriler bile var.

ha arkadaşlar burada üstte kötülük yapmayanlara vs...
diye belirtiyorum neden derseniz günümüzde öyle insanlar var ki .
hem namaz kılıyor hem her türlü pisliği yapıyor.
kusura bakmayın bu tür insanların mayası bozuk.
namaz kılıyosan gerçekten pislik şeyler de yapamazsın.
o tür müslümanlık yok.
Administrator
Hz Ali Allah'tır (sünni Sitesinde Anlatımı)
SevTap yazdı:Selamlar...

Öncelikle inancımı belirteyim dürüst olmak isterim. kimseye artniyetli yaklaştığım düşünülmesini istemiyorum.
Müslümanım ve Hz. Muhammed O'nun kulu ve elçisidir Elhamdülillah...

burayı gördüğümde çok fazla karışık sorularla karşılaştım.
öncelikle bir öğreti inanç her ne ise temelinde insanın hisleri duyguları sevgisi vardır..
ve ben sizleri hz. ali'yi sevdiğinizin farkındayım.
sizleri açıkçası şuna benzetiyorum...


Kod:
Nitekim Buhâri ve Müslim’de bildirilen hadis-i şerifte, Peygamberimiz aleyhisselam Mirâca çıktığı zaman, hazret-i İdris’i dördüncü kat semâda gördüğünü bildirmiştir. İdris aleyhisselam diri olarak göğe çıkarılınca, onu çok sevenler, ayrılık acısına dayanamadılar. Hatırlamak için resmini yaptılar. Daha sonra gelenler bu resmi tanrı sandılar, çeşitli heykeller yapıp tapıldı. Böylece putperestlik meydana çıktı.
kesinlikle Hz. Ali'yi sevmektesiniz ancak bence akıl çerçevesinde tam oturmamış kanısındayım...
neden mi çok fazla uyumsuzluk var...

Zamanda geriye gidersek Allah elçiler göndermiş ve emir ve yasaklarını öğretisini bu şekilde yaymıştır...
Taaa Ki Peygamber Efendimiz zamanına kadar bu böyle devam etmiş. Son Ayetler inmiş ve Son nokta konulmuş...
Buraya kadar bizim inancımız değil mi?

Evet...

İleriye doğru gidersek Hz. Hüseyin'nin katledildiği Kerbela'ya gelince keşke böyle bir facia diyeyim yaşanmamış olsaydı...
Kod:
Ebû Bekir (634), Ömer (643), Osman (655), Ali (660), Talha (656), Zübeyr (656), Avf oğlu Abdurrahman (652), Sa'd (674), Zeyd oğlu Said (671), Ebû Ubeyde (639) (ra) hazretleri.
Bu üstte adı geçen zat-ı muhteremler cennetle müjdelenmiş -Dünyadayken yaşarken- kişilerdir...
Bakınız içinde Ali(660) yani Hz. Ali vardır...
ne kadar mübarek bir zat olduğu ortada...
kendisi ikinci müslüman...
allah nasip etmiş kendisine...keşke bize nasip etseydi...
ama bunun için tabi çok hizmet etmek gerekir ve bu zatlar da gerçekten çok hizmet etmişlerdir.

----------------
Bir başka mevzu inançta bazı mantıklı açıklamaların olması...
yani bir kural varsa bunun sebebi olmalı değil mi ...
doğanın kanunu budur..
etki tepki...
alkol yasaksa sebepleri vardır vs...

Hz. Ali Allahtır iddiaası yapan arkadaşa soruyorum.
sizde reenkarnasyon da mı var inancınıza göre...?
----------
kafama takılan o kadar çok soru var ki...
hz. ali allah ise nasıl namazda öldürülebiliyor?
hz. muhammedi niye gönderiyor hz muhammedin kucağında neden büyüyor...
bu gibi soruları kendinize sormanızı ve sonra bana cevap vermenizi rica ediyorum.
Piriniz söylüyorsa pirinize sorun malum dinde her sorunun bir cevabı olması gerek değil mi?
eğer burda mana olarak düşünüyorsanız anlam olarak o zaman yine allah diyemeyiz...
çünkü allah diyebilmemiz için o sıfatlara sahip olmalı değil mi?
siz eğer mana alemindeki aliye inanıyorsanız Hz.alinin ilim kapısı olduğunu zaten bizler de düşünmekteyiz.
ancak onu herşey yapmak üstte belirttiğim gibi putperestliğe kadar gider...

buna benzer atatürk hakkındaki görüşleriniz...
atatürk büyük bir zattı evet ancak her büyük zata tapacak gibi şekilde sevmek ya da ona canımız feda derseniz tapmış olursunuz...
ancak ve ancak allaha tapılabilir...

Ayrıca Hz. Muhammedden önce Hz. Aliye inanıyorsunuz....
Hz. Muhammedin hadislerinden Hz.Ali ile ilgili olanlarını doğru kabul edip Hz. Ali hakkında olmayanları kabul etmemektesiniz..


Hz. Ömer Kuranı kerimi kitap haline getirirken değiştirilmesi ne mümkündü....
biraz kitap haline getirilme safhalarını inceleyiniz derim.

ömerin kuranı demek hiç de doğru değil...
Hz. muhammedin yanında doğruluk adalet için savaşmış bir kişiye kuranı bozmak ile suçluyorsunuz..

Kod:
Vahiy Katipleri indirilen ayetleri o dönemin yazı malzemesi olan deri, ağaç kabuğu, papirüs kağıdı ve kemik gibi malzemeler üzerine yazıyorlardı. Bu belgeler üzerinde ayetlerin ve surelerin yer ve sıralarına ait bilgiler de yer alıyordu. Bu malzemelerin düzgün bir şekilde yazılıp kitap haline getirilmesi gerekiyordu.

İlk Halife Hz. Ebubekir, halifeliği döneminde Kur’an sayfalarını toplayarak bir araya getirmeyi kararlaştırdı. Bu amaçla Vahiy Katibi ve hafız olan Zeyd bin Sabit başkanlığında bir komisyon oluşturuldu. Bu komisyon çok büyük bir titizlikle Kur’an’ı bir araya getirerek kitaplaştırma işine başladı. Her ayet, Peygamberin huzurunda yazıldığına dair en az iki şahitle birlikte kabul ediliyordu. Bu şekilde iki kapak arasında toplanan Kur’an Mushafı oluşturulmuş tur. Bu asıl Mushaf daha sonra Peygamberimizin hanımı Hz. Hafsa’ya emanet edilmiştir.

Üçüncü Halife Hz. Osman zamanında ise Kur’an, elde var olan asıl mushaf üzerinden çoğaltılarak Mekke, Basra, Kufe, Bahreyn ve Yemen gibi çeşitli merkezlere gönderilmiştir. Böylece lehçe farklılıklarından oluşabilecek kargaşaların da önüne geçilmiş oldu. Bu gün de Topkapı Sarayında Hz. Osman zamanında çoğaltılan Mushaflar bulunmaktadır. Böylece Kur’anı Kerim hem ezberlenmek hem de kitaplaştırılmak suretiyle asırlar boyunca korunarak günümüze kadar gelmiştir.
burada da belirtildiği üzere komisyon 2 şahit ile buradaki şahit hafızlardır muhtemelen...kimse kendi kanaatini koymadığı ortadadır...
kısaca hz. ömerin o kitabı değiştirmesi için hafızları da kandırması gerek vsvs..
ne diye değiştirsin?
bence burda sizin hz. ali öncesindeki halifeleri kabul etmeme çabası yatmaktadır.
mürşidiniz de bunu yapıyor diyelim.
değiştirdi diyelim mürşidiniz gerçek kuranı nerde saklıyor neden gün yüzüne çıkarmıyor? mürşidiniz gökten vücuda büründü zaten kendi tebliğ ediyor pardon...

zöhre ana iyileştirmiş 2-3 kişiyi...
büyük mucizesini göstermiş peki neden şu anda türkiyenin başına geçmiyor...kendisi allahın tecellisi ya yeryüzündeki ayağı ya ...allah ona yardım edecektir....
hz. yusufu düşünün mısırda bir köle değil miydi? aziz olmadı mı?
allah yoktan var etmiş gibi en tepeye koymadı mı ?
o zaman zöhre ana da lider olacaktır....
türkiyeyi yönetecektir..
ayrıca mürşidiniz allahın vücut bulmuş hali ise kıyametin ne zaman kopacağını da biliyordur ...söylemese bile bir kaç ipucu isteyin lütfen.

prd konumuz mürşidiniz değil hz. ali idi...
hz. ali allahın elçisi değildi...
kendisini unutmayın müslümanlığa adamış ...müslümanlığa hizmet etmiş...


4 halife dönemi kerbela olayı vsvsvs mezheplere ayrılmaları parçalanmaları kuranın yanlış olduğunu göstermez ki kuran çok daha önce cilt haline getirilip çoğaltılmış...
kısaca hz. aliden sonrasında mezhepler oluşmak zorunda kalmıştır...
bu durum şöyle açıklamabilir.

Kod:
Hak birden fazla olur mu?

Bir zamanlar gazete sütunlarından Müslümanlara meydan okurcasına sorulan ve halen köşe bucak tekrarlanan bir soru vardır: ’Hak bir olur; nasıl böyle dört mezhebin ayrı ayrı, bazan birbirine zıt hükümleri hak olabilir?’

Bu soruya Bediüzzaman Said Nursi hazretleri özetle şu cevabı verir: ’Bir su, beş muhtelif mizaçlı hastalara göre beş hüküm alır. Önemli miktarda su kaybeden bir hastaya su içmesi vaciptir, şarttır. Yeni ameliyattan çıkmış bir hastaya zehir gibi zararlıdır. Tıbben ona haramdır. Diğer bir hastaya kısmen zararlıdır; su içmek ona tıbben mekruhtur. Diğer birisine zararsız menfaat verir, tıbben ona sünnettir. Diğer birisine de ne zarardır ne de menfaattır. Tıbben ona mübahtır afiyetle içsin... İşte burada hak taaddüt etti, birden fazla oldu. Beşi de haktır. ’Su yalnız ilaçtır, yalnız vaciptir, başka hükmü yoktur.’ denilebilir mi?
ayrıca hz. muhammed yaşayışıyla her şeyi öğretmiş sünneti kılavuz olmuş ancak müslümanların hükümlerde takıldıkları yerlerde mezhepler görüş farklılıkları oluşmuş...
Kod:
ir misal:

Mezhep imamları İslami meselelerde değil, uygulanış tarzında kendilerine göre haklı sebeplerle ihtilaf etmişlerdir. Mesela abdest alırken başa meshetmekte bütün imamlar ittifak etmişlerdir. Ancak meshin tarzında ve miktarında ihtilaf etmişlerdir.

Abdesti bizlere farz kılan Rabbimizin, ’Başınıza meshediniz.’ emri ’bi ruusikum’ ibaresiyle gelmiştir. Dillerin en zengini olan Arapça’da çeşitli kelimelerin başına gelen ’b’ harfi, bazen ’güzelleştirmek’, bazan ’bazı’ manasını vermek, bazan da ’bitiştirmek’ manasını vermek için gelir. Abdest ayetinin ’ruusiküm’ kelimesinin başına gelen ’b’ harfini mezhep imamlarının her biri ayrı manada anlamışlar ve bundan farklı bir uygulama ortaya çıkmıştır.

Bunun içindir ki İmam-ı Malik hazretleri: ’Başa meshederken, başın tamamı meshedilmelidir. Zira buradaki ’b’ harfi kelimeyi güzelleştirmek için gelmiştir. Kendi başına bir manası yoktur’ der.

İmam-ı Ebu Hanife hazretleri ise: ’Bu ’b’ bazı manasına gelen ’b’dir. Başın bir kısmı meshedilse kafi gelir’ der.

İmam-ı Şafii hazretleri ise: ’Bu ’b’ bitişmek manasına gelen ’b’ dir. Sadece elin başa bitişmesi, birkaç kıla değmesi kifayet eder, mesh tamam olur’ der. Hal böyle olunca mezhep imamlarının her birinin hak yolda oldukları, teferruattaki ayrılık gibi görünen hükümlerin bir ihtilaf konusu olmadığı kendiliğinden ortaya çıkar ve kötü maksatlı olanların iddialarını havada bırakır...
kısaca eksik müslümanlıkta kur'anda sünnette değil..
onu anlayamayan insanlardadır..
sorun eksik dinimizde değildir..
şu anki duruma bakalımm türkiyede dünya da müslümanların hali harap durumda...
nedendir...
sebebi açıktır...
hak dini doğru göremiyoruz...yaşayamıyoruz...
herkes müslümanım diyor ama yoldan uzaklaşmış vaziyette müslümanlığa ters her şey yapılıor...
ışid bakın... kocasını öldürün karısı size helal diyor..
böyle birşeyin müslümanlıkta yeri var mıdır...
bunlar müslümanız diyorlar...
böyle müslümanlık mı olur...
vsvsvs..
arkadaşlar kısaca şunu söyleyeyimm..
hak dinde kusur yoktur kusur onu anlayamayan bizlerdedir...
insanoğlundadır...

Son sözüm şudur...
Hz. Ali insandır ve kuldır.
kendisi müslümanlığa hizmet etmiş ki sizden hz. aliyi seviyorsanız müslümanlık dışına hizmet etmenniz beklenemez.
o yüzden sizde zöhre anayı falan bırakıp hak yolda mı değil mi öğrenip doğru yola yönelin...



SevTap can öncelikle hoşgeldiniz,

"Hz.Ali Allah'tır" düşüncesine gelmeden önce başka konuların ortaya konulması gerekir. O konu bana göre tartışılacak en son konudur. Sünni paradigmasıyla Alevi inanç ve ibadetlerini değerlendirmek son derece hatalıdır ve sizi asla doğru yere, hakikatleri öğrenmeye götürmez, götüremez. Ben bu tür tartışmaları "Elinde Ankara Haritası olan bir kişinin İstanbul'da Dolmabahçe Sarayını aramasına benzetiyorum". Yani sonu olmayan bir süreç. Temennim, insanların birbirlerine düşüncelerinden dolayı hakaret etmemesidir. Onun dışında tartışmaları sonuna kadar destekliyorum.

Sizin düşüncelerinizi okudum. Gördüğüm şu ki ; koşullandırılmış veya ezberletilmiş resmi Emevi tarihinin bilgileri, ötesi değil...

Dört(4) Hak mezhep konusuna değinmek istiyorum. Çünkü bu mesele Alevi/Bektaşi ve "Sünni inanca daha çok benzeseler de" Ehlibeyt'e derin inançlarından dolayı Şii'leri yok sayan, kabul etmeyen, "Tek doğru biziz" anlayışının en somut örneğidir. Siz bazı açıklamalarda bulunmuşsunuz ama yine sadece Sünni teolojinin içinde bakış açısının farklı olabileceğini anlatmışsınız (4 mezhep) !..

Peki, bu "hak mezhepler" içinde neden İmam Cafer mezhebi yoktur ? Bu soruyu lütfen cevaplar mısınız?

Emevi tarihinin savunucuları olarak bilmeniz gerekir, inandığınız tarihte Ebu Hanife'nin ilmini İmam Cafer'den aldığı , ona hocalık yaptığı anlatılır. Hak; doğru, gerçek anlamlarına gelir.Hakkın zıddı ise Batıl'dır.Batıl;yanlış, gerçek dışı,sapkın anlamlarına gelir. E gelin şimdi çıkın bu işten. İslam'da bu dört mezhebin dışında yüzlerce ekol var. Bu insanların sayısı dünya müslümanları arasında tahmini %40 iken.

Birileri kalkıyor ve diyor ki İslam'da 4 hak mezhep vardır !!! Geriye kalan %40'ın ne olduğunu kimse söylemiyor!..

Mezhep kelime anlamı olarak "Bir dinin çeşitli görüş ayrılıkları nedeniyle ortaya çıkan kollarından her birine verilen isimdir. Mezhepler aynı zamanda dini kişilik ve toplumların din algısıdır." Kaynak:wikipedia.org

Anlam bu iken her mezhebin veya mensubunun kendi anlayışını dinin / İslam'ın ta kendisi olduğunu savunması veya iddia etmesi doğru mudur?

Eğer doğruysa o zaman bir Alevi inancına veya mezhebine bağlı bir insanın da Aleviliği İslam'ın ta kendisi geriye kalanları da İslam dışı veya Yezit olarak ifade etmesi doğal olmaz mı?

Hemen örnek verelim. Bildiğiniz gibi Alevilikte "Tevella" ve "Teberra" inancı vardır. Bu kavramlar; Ehlibeyti sevenleri sevmeyi ve ona düşman olanları sevmemeyi ifade eder. Hz. Muhammet, Hz.Ali ve Ehlibeytine düşman olan, Hz.Ali'nin velayetini kabul etmeyen ve resmi tarihte Ebubekir, Ömer, Osman, Muaviye gibi isimlerin önüne "Hazreti" , sonuna da "R.a (Allah ondan razı olsun) sıfatlarını getirenler Alevi/Bektaşilere göre mümin sayılmazlar.

Görüldüğü üzere her mezhep diğerini kendi bakış açısıyla değerlendirdiğinde ortaya böyle bir manzara çıkar. Alevi inancını ve ibadetlerini sorgulayanlara ve yargılayanlara önerim tek bir İslam'ın olmadığını kabul etmeleri yönündedir. Sadece Türkiye'de bile Sünni mezhepler ve ekoller denildiğinde bakın ortaya nasıl bir liste çıkıyor !!! Her ilin, ilçenin, kasabanın, köyün şıhlarını, şeyhlerini, mollalarını, cami hocalarını yazmıyorum. Kimi dinlerseniz dinleyin her biri ayrı bir İslam'i duruş sergiler...

"Maturidi, Eş'ari, Selefi, Hanefi, Şafii, Maliki, Hanbeli,Vahhabi, Nakşi, Kadiri, Nurcu, Fetullahçı, Süleymancı, El Kaideci, Aczmendi, Rufahi, Esat Coşan, Mahmut Hoca, Menzilci, Şeyh Kıbrısi, Adnan Hoca, Çarşamba cemaati, Milli görüşçü, İlimciler, Diyanetçi, Haydar Baş, Mustazaflar, Ahmet Hulusi..."


Aleviliği, Kur'an'da yer alan bazı emirlere uymamalarından ötürü İslam dışı sayanlar şu gerçeği görmezlikten gelmektedirler ; aynı durum tüm islami akımlar için de geçerlidir. Kur'an'da olduğu halde Sünnilerin de uygulamadıkları pek çok emir mevcuttur. Kaldı ki emirlerin çoğu da günümüz koşullarında uygulama olanağı kalmayan emirlerdir. Kur'an da yer alan ayetlerinin bir çoğu tarihseldir. Hükmü ortadan kalkmış ayetler Kur'an ayetlerinin büyük bir çoğunluğunu oluşturmaktadır. Eğer bugün ki Kur'an'ın evrensel olduğunu iddia edeceksek bunun teoride sadece inanca ve ahlâka dair hükümleri olduğunu söyleyebiliriz. Dolayısıyla hukuksal, ibadet ve toplumsal düzenle ilgili ayetler O zamana ve mekana dair ayetler olduklarından her çağda ve her toplumda birebir uygulanma olanağı bulunmayan ayetlerdir.

Kur'anda yazmış olmasına rağmen bir Sünni kız veya kadının mirastan yarım pay almak istemediği, istisnalar dışında hiçbir Sünni kadının bir erkeğin ikinci, üçüncü veya dördüncü eşi olmayı kabul etmediği, kadın olarak şahitliğinin mahkemelerce yarım kabul edilmesini istemediği bilinen ve yaşanan bir hakikattir. Aleviler de sırf Kur'an'da yazıyor diye kendilerine dayatılmaya çalışılan ritüellerle ilgili olarak geliştirdikleri özgün yorumlardan vazgeçecek değillerdir.

Alevi/Bektaşiliğe her dönemde menfi gözle bakan Sünni ulema önyargılarından kurtulamamış, kendilerini dinleyen insanlara da ne yazık kı bu görüşlerini aktarmışlardır. Sürekli küçümsenerek, "boş" inançlara inananlar olarak görülen yolumuzun mensupları zaman değişse de hep kendilerini savunmak zorunda kalmışlardır. Dediklerimizi anlamak ve saygı duymak yerine bizim yoldan çıkmış sapkınlar olduğumuzu bu nedenle de asimile edip "doğru yola getirmek" gerekir diye kanlı veya kansız çözüm yollarına başvurmuşlardır !..

Hayat tecrübelerim ve yaşadıklarım gösterdi ki ne kadar düzgün, doğru, dürüst, namuslu, güvenilir, hak yemeyen, başı açık kapalı ayrımı yapmayan, herkesi seven, Allah'ını, peygamberini, Muhammet Mustafa'nın Hakikat Kur'an'ını bilen bir insan olursan ol eğer Sünni gibi Cuma'ya gitmiyor, camide namaz kılmıyor, 30 gün ramazan tutmuyorsan bu yaptıklarının ve olduklarının hiç bir kıymeti yoktur. Böyle rezil bir anlayış ne yazık ki topluma mezhebi gözle bakan şeriatçı İslamcı kesimlerde hakim bakış açısıdır.

İyi forumlar.
Posting Freak
Hz Ali Allah'tır (sünni Sitesinde Anlatımı)
SevTap yazdı:fark burada.
yani kısaca anlam farkının burdan kaynaklandığı bellidir.
arkadaşlar sorgulamanızı anlıyorum.
herkes şüpheye düşebilir ancak imanda şüphe olmamalı o yüzden lütfen kuranı iyi anlamak için okuyalım.
içinde çok fazla hikmet vardır.
hz. alinin ilmi neden çok güçlü?
o kadar yakın ki hz. muhammede her ayeti tek tek neden indiğini hangi sebeple indiğini bile biliyor?
yani bizdeki şüpheler buradan kaynaklanıyor...
biraz da buradan yola çıkarsak açıklamalarımız daha da kolaylaşır.

sayın SevTap
Önçelikle Haşa Yaradanın gönderdiği GERÇEK HAK KURANINI sorgulama gibi bir çehaletin içinde olamayız.
benim sorguladığım Emevilerin çakma islamı ve onun kural ve kitaplarıdır
HAK MUHAMMET ALİ YOLUNDA olanların inancında zerre kadar şüphe yoktur. olmaz olamaz....
Bizlerin içindeki hikmet HAK MUHAMMET ALİ'ye olan aşk ve bağlılığımızdadır.

gelelim soruma

ven nebiyyûne : ve nebiler
ve mâ ûtiyen :ve verilene (verilen şeye)
yani aradaki fark bumu ?

ayetler farklı tarihlerde inmiş
sadece bir kelime farklılığı var
neden tek ayet olarak inmemiştir.?
Nefsi “Pir”in gölgesinden başka hiçbir şey öldüremez; o “nefs öldüren”in eteğini sımsıkı tut.
''HZ MEVLANA''

ÜSEYİN'in Aşkına Şahitsen, Bu Şahadet Kutlu Olsun... Sen ÜSEYİN'in Aşkı ile Her Dem Diri Kalanlardansın, Ve Sen
'' Aşkın Şehidi'sin!..''
Ben HZ. ÜSEYİN'DEN NASIL YAŞAMAYI VE NASIL ÖLMEYİ ÖĞRENDİM
ÇELEBİ
Son Düzenleme: 28/06/2014, 00:11, Düzenleyen: Hür_Şehit.
Posting Freak
Hz Ali Allah'tır (sünni Sitesinde Anlatımı)
Hak kitabı olan Kur-an, tozlu raflarda saklanacak, ticari amaçla alınıp satılacak, her türlü arsızın hırsızın elinde gezip parayı basınca kolaylıkla sahip olabileceği basit bir kitap değildir...

Ayrıca şekilci bakıldığı için kitap deyince insanlar hemen kağıt parçalarından oluşan bir cisim algıladığından Hak kitabı deyince de insanlar ısrarla kağıt parçalarına sarılıp illa da sıradan kitap gibi Kur-anı da şekle döküp bu ortamlara getirmiş bugün de zaten sıradan bir ders kitabı olarak okullara dahi sokulmuştur...

Yani Kur-an'ın ne büyüklüğü kalmış, ne kutsallığı kalmış. Ha Ahmet'in Mehmet'in yazdığı bir tarih kitabı, Ha Allah'ın kitabı. Her ikisi de kulun elinden çıkıyor zaten. Allah'ı Peygamberi Evliyayı kim haşa ne yapsın...

Oysa Kur-an öyle kağıt parçalarından oluşan sıradan bir kitap demek değildir. Kur-an Allah'ın ilmi, ışığı ve mucizeleri demektir. Bunlar da kağıda dökülemeyecek kadar biz kullara gizli olan, mana olarak ne erişebileceğimiz ne de çözebileceğimiz şeyledir...

Ayrıca Kur-an öyle 6666 ayetle sınırlanacak kadar basit bir kitap değildir. Allah'ın ilmi sınırsızdır. Dolayısıyla Kur-an da sınır yoktur. Çünkü Kur-an Allah'ın ilim deryasıdır...

Onun için sıradan insanların, ister kendine halife desin, ister hafız desin, ister din alimi desin kimse Kur-an'a ne sahip olabilir, ne çözebilir, ne yorumlayabilir, ne yazabilir ne de çizebilir...

Bu görev Allah tarafından Peygamberlerine ve Evliyalarına verilmiştir. Çünkü Onlar Allah'ın nurundan yaratılmış olup Allah'ın ilim deryasında yıkanmış, nefsi olmayan, dolayısıyla dini Kur-anı nefsi çıkarları için kullanmayacak olan Allah'ın bizzat kendi nurundan yarattığı yeryüzündeki vekilleridir...

Dolayısıyla kağıt parçası olarak Kur-an diye bir şey hiçbir zaman olmamıştır. Konuşan ve yürüyen canlı Kur-an'lar olmuştur. Onlar da Evliyalardır. Kağıt parçaları nefsi çıkarları için kendi kafalarına göre sıradan insanların toparlayarak oluşturduğu kitaplar sonradan insanlar tarafından çıkarılmıştır...


Her dönemde Hz. Ali'nin binbir sıfatından biri olarak gelen Evliyalar geldikleri her dönemde konuşan canlı birer Kur-an olmuş, kendine inanan insanlara O Kur-an'ı dilden aktararak o insanların nasiplenmelerine sebep olmuşlardır. Evliyaları inkar eden, kabullenmeyen, Onlara sırt dönüp iftira atanlar ise O Kur-an'dan nasiplenemeyerek Evliyaya inanmamanın cezasını kendi kendilerine vermişlerdir...

Kur-an her dönemde Evliyaların dilinde gelip gitmiştir. Kur-an'ı Evliyalar insanlara Dilden aktarmışlardır. Hiçbir zaman kağıda dökmemişlerdir. İşte Kur-an'ın yüceliği, kutsallığı, ulaşmazlığı burdan gelir. Dolayısıyla Kur-an bu sayede hiçbir zaman art niyetli insanların eline geçemeyeceği için, bu sayede de orjinalliğini sonsuza kadar sürdürmüş olacaktır...

Aslında Evliyaların bütün insanlara kapısı açık olmuştur. Alevi olsun, sünni olsun, ne olursa olsun. Bütün insanlığın Hak kitabından nasiplenmesini istemişledir. Ancak Peygamberimiz döneminde olduğu gibi her dönemde bu Evliyalara da sırt dönüp inkar gelenler olduğu için her insana Hak Kur-an'ı dinlemek nasip olmamıştır...

İşte zamanında İslam bayrağı çekildiğinde Peygamberimiz de Kur-an'ı dilden insanlara aktarmıştır. Yani direk gökten kitap olarak gelmemiş. Önce peygamberimiz dilden insanlara bunu anlatıp bildirmiştir. Daha sonra da kitaba dökmemiştir. Bir kaç parça yazıya döktükleri olmuş, Hatta ömer bunlara sahip olmak istemiş ancak Peygamberimiz bunu Ona kısmet etmemiştir. Zaten ilerleyen zamanda ömer bunun öfkesi ile Ehlibeyti şehit edip en son da İmam Hüseyin kalınca Ondan Kur-an'ı dilden yazıya döküp kendilerine vermesini istemiş, İmam Hüseyin bunu kabul etmeyince canlı bir şekilde kafasını kesip O Peygamberin iki gözü yavrusunu acımadan şehit ettirmiştir. Daha sonra da çevredekilere haber salıp mal mülk karşılığı peygamberden ve Ehlibeytten Kur-an dinleyip kulağına bir şeyler girenler varsa getirsin yazalım deyip mal mülk karşılığı duyumları alıp yazıya dökmüşlerdir. Tabi bunların içinde gerçekten yarım yamalak da olsa bir şeyler duyup gelenler de vardı. Sırf mal mülk için uydurma şeyler getirip yazdıranlar da vardı. İşte osman tarafından toplatılıp bugün ki Kur-an diye insanlara okutulan kitabın kısa hikayesi budur...

Allah kendi ilmini yine kendisi insanlara anlatmıştır. Allah'ın yüceliği, sırrı, gizliliği de buradandır zaten. Yoksa O ilmi sıradan insanlar da anlatacak kapasitede olsaydı Allah'ın yüceliği, Kitabın kutsallığı nerde olacaktı değil mi. Evliyaların ışığı, ilmi irfanı, geçmişi geleceği bilmesi, her hastalığı el değmeden iyileştirmesi, insanların gözüne bakarak insanların bütün sırlarını, kafalarından geçenleri dahi bilmesi de işte buradan gelir...

Onun için gerçek orijinal Hak kitabı her zaman Evliyaların dilinde gelip giden, dilden aktarılan Kur-an olmuştur. Allah hiç bir zaman Yüce kitabını sıradan kullarının eline teslim etmemiştir. Teslim etse bile o sıradan kullar O yüce kitabı taşıyamaz, hem aklen hem de manen altında ezilir kalır...

İslam dünyasının bugün ki rezilliği de zaten bundan dolayıdır. Yani Evliyaları ve peygamberleri sıradan insan gibi görüp, kendilerini de Evliya gibi görüp, Evliyanın yerine Allah'ın gönderdiği dini anlatmak, açıklamak, şekillendirmek ve de inanç liderliğine soyunmak gibi bir hataya düşmelerindendir. Ondan sonra da böyle Allah Peygamber Kur-an diyerek bindikleri dalı keserek kendi kendilerinin sonlarını hazırlıyorlar. Bu kafayla da bundan sonra da ne huzur bulurlar ne de bir adım ilerleyebilirler. Gitgide de batıyorlar zaten. Şu anda Türkiye Cumhuriyetini de Mustafa Kemal Atatürk'ün getirdiği güzellikleri, kazandırdığı yenilikleri tek tek ortadan kaldırarak aynı bataklığa sürüklemeye çalışıyorlar. Ondan sonra da bekliyorlar ki Allah Mesih yollasın da bizleri kurtarsın. Siz önce gelmiş Mesihlere bir sahip çıkın da ondan sonra Allah'tan birşeyler istemeye yüzünüz olsun. Ne diyelim Allah ıslah etsin...
Mustafa dediler benim adıma
Bir sıfatı Ali bindi atıma
Şimdi de ZÖHRE ANA geldi sıfata
Duyulsun şanımız Yüce Allah' a

(PİR ZÖHRE ANA)
Son Düzenleme: 27/06/2014, 22:56, Düzenleyen: adgan.
Junior Member
Hz Ali Allah'tır (sünni Sitesinde Anlatımı)
VAHiT yazdı:SEvgili can bende iskenderunluyum.Evet bizler Hz. Alinin Allah oldugunu söyleriz ve inkar eden zaten bizden degildir.

Çok büyük şirk koşuyorsunuz Sad
Posting Freak
Hz Ali Allah'tır (sünni Sitesinde Anlatımı)
Buzulkuşu yazdı:Çok büyük şirk koşuyorsunuz Sad


[COLOR=#800080]Biz Allah'a kimseyi eşit koşmuyoruz ki şirk koşalım...

[COLOR=#0000cd]Sizler Yaradanı Allah ismiyle bilirsiniz biz ise Hz. Ali ismiyle biliriz...

[COLOR=#800080]Allah ismi, yaradanın kainata ses olarak verdiği yarattığı kulları arasında ortak söylenen ismidir. Gerçekten ise Hz. Ali'nin kendisidir...

[COLOR=#0000cd]Bunu da her dönemde Hz. Ali'nin binbir sıfatından biri olarak gelip giden Evliyaların sayesinde öğreniyoruz...

[COLOR=#800080] Bu tür bilgiler kitaplarda veya o kitaplarda ne yazıyorsa yalnızca o bilgileri okuyup sizlere anlatan hacı hocalarda olmaz...

[COLOR=#0000cd]Kitabı dilinde olan, direkt Haktan bildiren, Haktan okuyan, Haktan döken Evliyalarda ancak bu tür bilgiler vardır. Kim O Evliyalara inanıp Onların peşinden gidip ışığından aydınlanmış ise bu bilgiler yalnızca O Evliyalara inanmış insanlara hep kısmet olmuştur...

[COLOR=#800080]Dolayısıyla kitaplardan ve hacı hocalardan bilgisini almış kişilerin bugün çıkıp da Evliyaların ışığından nasiplenmeye çalışan, yalnızca Evliyaları rehber edinen bizlere, siz şirk koşuyorsunuz demeleri bizleri hiç şaşırtmamaktadır...
Mustafa dediler benim adıma
Bir sıfatı Ali bindi atıma
Şimdi de ZÖHRE ANA geldi sıfata
Duyulsun şanımız Yüce Allah' a

(PİR ZÖHRE ANA)
Son Düzenleme: 19/02/2015, 15:03, Düzenleyen: adgan.
Junior Member
Hz Ali Allah'tır (sünni Sitesinde Anlatımı)
Bismillahirrahmanirrahim
Hamd Alemlerin Rabbi olan Allaha mahsustur. Azze ve celle olan Allah her noksan sıfatlardan yücedir. Onu ne bir uyku nede başka bir gevşeklik tutar. O yaratandır, yarattıklarını gözetendir. Allahın selamı onun seçkin kulu habibi Peygamberi ekrem hz Muhammed saa ' e ve onun pak soyu olan Ehlibeytine ve seçkin ashabına olsun.
Forumunuzu gözden geçirdikten sonra tüylerim ürperdi. Hz İmam Ali haşa tanrı ediniyorsunuz, halbuki hz Ali as bundan münezzehtir beridir. Sizler küfre sapmışsınız. Allah hepimizi islah etsin. Hz Ali kendisi Yüce Rabbine ibadet ediyordu ve hiçbir şekilde ona şirk koşmazdı. Oda bizler gibi yemek yiyor, içiyor, uyuyordu. Bu sıfatlar Allahın kullarında olan sıfatlardır. O Rabbini hep tesbih ederdi, ama sizler onu Allah yerine Rabb edinmişsiniz, yazıklar olsun. Alevilik ismini kirletmeye hakkınız yok. Biraz mantıklı olun

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.